Bizde meyveleri yemesinler diye zehir attık diye tabela asarlar ağaçlara. Dün bir İranlı aradaşıma da evsahibi demiş ki, bahçedeki meyveleri yersen cin çarpar. Cine çarpılmamak için biz bile pazardan alıyoruz. Norveç'te ise toplanan meyveler duvara asılarak herkese ikram ediliyor. Çünkü zaten kimse orada başkasının malına el uzatmaz ki. Zehir ve cin meselesi bizdeki hırsızlıkla alakalı değil mi zaten? Bizdeki hırsızlık da ekonomik olarak geri bir ülke olduğumuzu göstermez mi? Herkesin meyve alacak parası olsa niye hırsızlık yapsın ki? Bir tarım ülkesi olarak biz artık meyve sebzeyi mevsiminde bile yiyemeyen bir seviyeye düştük.
ÜNİVERSİTE, FISKİYE VE EŞCİNSLELİK! YÜKSEK ÖĞRETİM SİSTEMİNE BAKIN HELE!
Bir devlet düşünün ki, aylardır Boğaziçi üniversitesinde eşcinsellerle uğraşıyor, eşcinsel öğrencileri tutukluyor, homofobik bir kayyum atıyor ve bu yönetim eşcinsel etkinlikleri yasaklıyor, etkinliği düzenleyenleri görevden alıyor ve hatta çocukça etkinlik alanlarında öğrenciler toplanamasın diye fıskiyeleri açıyor. Öğrenciler dağılınca fıskiyeleri kapatıyor, toplanınca tekrar açıyor. Üniversite rektörlüğünün uğraştığı şeye bakar mısınız? FISKİYE VE EŞCİNSELLİK! O zaman üniversiteye gitmeyelim, yaz aylarında kuran kursuna gitsek yeter!
6
"Erkeğin kıyafeti eşinin temizliğini; kadının kıyafeti kocasının şahsiyetini; kızın kıyafeti annesinin ahlâkını gösterir."
Bu ahlakçı düşünce bir yerde paylaşılmış, bilinçli ve kadın eşitliğine inanan ve kadın haklarını savunan arkadaşlarım tarafından da masaya yatırılmış...
Bu düşünce sadece erkekliğin düşüncesi olsaydı, çoktan hükümsüzleşirdi. Sorun, kaldnlığın da toplumsal varoluş şeklinin bu doğrultuda oluşu. Yani kadın kocasını düşünür; onun kıyafeti olarak da, kendi kiyafeti olarak da, kızının kıyafeti olarak da... Değişimi sağlayacak olan insan türünün yarısı kadar nüfusu olan kadınlardır. İstanbul Sözleşmesinin iptalini bile kadınların büyük çoğunluğu destekliyor. Medyada gördüğümüz itiraz eden kadınlar, bilinçli ve azınlık bir kesim. Asıl büyük sorun bu sözleşmeden haberi bile olmayan, kadın haklarına inanmayan ve erkek egemen yapıyı destekleyen büyük çoğunluktaki kadınlar. Bu, bile isteye bir destek. Mecburiyet falan hikaye.
Eşcinselliği kötülemeyi bırakın artık. Eşcinsellik, heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelimdir ve sadece cinsel dürtüler tatmin edilirken devreye girer. Onun dışında da eşcinsellerin de bir hayatı vardır, bu topluma katkı sağlamakta, bir birey olarak üzerlerine düşeni siz cahillerden daha iyi yapmaktadır. Heteroseksüellik eşcinsellikten daha görünür ve daha cinsel şekilde varolmuyor mu? Dünyada, bu ülkede milyonlarca eşcinsel var ve eşcinsel olduklarını anlamıyorsunuz bile; peki niye bu art niyetlilik. Cahillik diyelim kısaca!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder