
EYT ile ilgili son yazımın altına EYT'lilerden biri yorum yapmış. Yaptığı yorumun bir cümlesinde diyor ki, "EYT'liler genelde ilkokul mezunu, işçi kesimidir ama kendilerini geliştirmesini bilmişlerdir.". Çünkü bizim dönemimimizde okul mu vardı? Köye ortaokul açılmasaydı, ben de liseye gidemezdim. Gittim de ne oldu sanki; 3. sınıfı okuyamadım. Çünkü çalışmam gerekiyordu. 2. sınıftayken çok aç kaldığım günler oldu. Çünkü şehire okumaya 14 yaşındayken tek başıma gelmiştim. 18 yaşımdan önce çalışmaya başladım, sigortam 18 yaşına girince başlatıldı işveren tarafından. Emekliliğimi hak edene kadar yılmadan çalıştım, askerliğimi yaptıktan sonra da aralıksız devam ettim. Hem de bütün mobbinglere ve çalışma hayatım boyunca asgari ücrete rağmen(Bu arada liseyi tamamladım ve Açıktan da olsa 4. üniversitemi bitirmek üzereyim Halkla İlişkiler, İşletme, Sosyoloji ve Felsefe olmak üzere. Hatta bugün, son okuduğum Felsefe bölümünün sınavları vardı. Unutmadan bu devlet var ya, her dönem harç parası alıyor Açıköğretim öğrencilerinden ama artık kitapları da parayla satmaya başladı. Sen ne masrafı ediyorsun da benden harç parası alıyorsun, üstüne üstlük bir de ekstradan kitap parası istiyorsun? Kitapsız girdim sınavlara. Demiyor ki, herkesin interneti var mı? İnternette ders kitabı olmayan dersi bile var Açıköğretim'in. Amaç, para gelsin de nasıl gelirse gelsin; öğrencinin kitabı var mı-yok mu kimin umrundaki?). Emekli oldum da n'oldu; yeni bir yasa çıktı, sen bu yaşta emekli olamazsın dediler. 7 sene daha beklemek zorundasın. Her seçim öncesi acaba yasa çıkar mı diye bekledim ve bekleye bekleye zaten kademeli olarak belirlenen emeklilik yaşıma geldim sayılır; 2 yıldan az kaldı emekliliğime, 50 yaşıma da 6 ay. Yani Cumhurbaşkan'nın dediği gibi 38 yaşında değilim ve de çalışmıyorum da. Yani çifte maaş almayacağım. Sosyal Hizmetlere kömüre yazıldım, çünkü doğal gazım yok imkansızlıktan, kömür yardımına da uygun değilsin dediler. Sormadım, sorgulamadım; çünkü beni anlamayacak insanlarla uğraşmaktansa, soğuğa razı geldim. Soğuk soğuktur gene ve ne olduğunu biliyorum. Emeklilik umudumla dalga geçilmesi kadar öldürmez beni; - 40 derece olsa bile. Ben çünkü Şırnak'da, Gabar Dağlarında eksi derecelerde, karda-fırtınada-yağmurda-doluda bana verilen tek bir botla 18 ay askerliğini yapmış birisiyim. 21gün askerlik yapıp da, askerlik yaptım diye gururlanıp hatıra fotoğrafı çektirenlerden değilim. Vergimi veriyorum gene her yıl, vatana borcumu da ödedim ama bugün ölsem devletten alacaklı gideceğim. En çok hakkımı helal etmediğim bu devlete kalacak ya haklarım, en çok ona yanıyorum. Evet bizler örgün öğretim okuyamadık ama haklarımızın bilincindeyiz; okumuş cahiller gibi körü körüne partizan değiliz. Hak ve hukuğu biliyoruz, adaleti biliyoruz, eşitlikçi ve özgülükçüyüz, en önemlisi bizi ayaktatutan bir vicdanımız. Bizden sonraki kuşaklar bizim kadar dirayetli olsalardı, kısa vadeli değil, uzun vadeli hesap peşinde olurlardı. Kısa vadeli düşüne düşüne, işte ülkenin geldiği durum. Ama biz #EYT'liler buna dur diyeceğiz; eşitsizliği, haksızlığı, adaletsizliği tarihe gömeceğiz. EYT Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüm noktası olacak, göreceksiniz.