15 Mart 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mart 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2021 Çarşamba

15 Mart 2021 facebook notlarım

 Türkiye'de LGBTİ yoksa, Cumhurbaşkanlığı konağına iftara çağrılan Bülent Ersoy Perşembce TBT'si mi oluyor?

Bülent Ersoy: Türkiye'de LGBTİ yoksa, ben ne oluyorum ayol?!

Bence darılmak, barışmak o kadar basit bir şey olmamalı. Ben birine darılıyorsam, sadece bana o an yaptıklarından dolayı değil, kişiliğini de tasvip etmediğimdendir. Yoksa kişiliğini beğendiğim kişinin yanlış hareketini konuşarak halledebiliriz, eğer halledilebilecek bir şey ise. O yanlış hareketten sonra, insanın kişiliği değişmeyecek ki; aynı yanlış hareketlere gene maruz kalabilirsin, hatta alışkanlık haline gelip daha fazlasına bile maruz kalabilirsin. Bir dargın bir barışık yaşayanlar işte böyle kişiler. Kişilikleri birbirine uymadığı halde olanları unutup takrar devam ediyorlar ama kişilikler değişmeyeceği için, sürtüşmeler de bitmiyor, bitmez. Yani kavgaların sebebi olaylardan çok kişiliklerdir. O yüzden ben kavga edip nokta koyduğum kişiyle toplum içinde nezaketen selamlaşıp bir şey paylaşsam da bireysel anlamda o kişiyle tekrar bir şeyler paylaşmamın mümkünatı yoktur. Mesela kocasından dayak yiyen kadınlar, gene aynı erkekle hayatlarını devam ettirebiliyorlar. Ben yapamam bunu; çünkü şiddet bir tepki meselesi değil, kişilik meselesidir ve bunun devamı kesinlikle gelir.

BANA BU ÜLKEDE VİCDAN VE ADALETTEN BAHSEDEMEZSİNİZ!

Geçtiğimi hafta bir transseksüel öldürüldü, bir transseksüel de gözüne kezzap atılarak kör edildi. Bu sıradan bir saldırı değil, nefret saldırısı ve nefret cinayetidir. Saldırıya uğrayanlar, sırf transseksüel oldukları için saldrıya uğramışlardır. Bu kişiler eğer transseksüel olmasalardı, çok büyük ihtimal saldırıya uğramayacaklardı. Neden oluyor bu saldırılar? Çünkü LGBTİ'ler, eşcinseller, transseksüellere yapılan saldırılar nefret suçları kapsamında değil. Onları koruyacak ne bir yazılı yasa var, ne de bir mekanizma. Başlarına gelenler sıradan bir saldırı olayıymış gibi değerlendirilecek. Belki de tahrik saldırısı olarak değerlendirilecek. Saldırganların savunusu şu olacaktır her zaman olduğu gibi... Bana ilişki teklif etti, ben onu kadın sanmıştım, vesaire. Kaç kişinin vicdanına dokundu bu saldırı ve cinayet? Devlet bu saldırılar için ekstra bir çaba sarfedecek mi? Eşcinsellik anayasaya girmediği, eşcinsellere yapılan saldırılar nefret suçu olarak değerlendirilmediği sürece, toplumun ötekisi olarak görülmeye devam edecek, bu alakasızlıktan dolayı da homofobikler aldıkları cesaretle saldırmaya, öldürmeye devam edecekler. Bir suçun nefret suçu kapsamına alınmasının önemi, işlenen saldırıların ve cinayetlerin belli bir kesime kasıtlı olmasından dolayı, yaptırımının daha ağır olup, caydırıcı etkisinin fazla olması demektir. Bu da bu kesimin yalnız olmadığının, korunduğunun ifadesidir ve saldırı oranını azaltacaktır. Bu ülkede herkese yapılan saldırılar nefret suçları kapsamı altında ama eşcinsellere yapılanlar değil. Aksine eşcinseller hasta, günahkar, sapık diye nefrete hedef gösterilip, saldırganlar daha da bir cesaretlendirilmektedir.

Gene bir transseksüel öldürüldü ama dünya durmadı, kıyamet kopmadı, vicdanlar sızlamadı, insanlar ağlamadı, adalet kıpırdamadı..!