25 Kasım 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Kasım 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2020 Cuma

25 Kasım 2020 facebook notlarım

Eşcinsel diye çürük raporu verilen eşcinsellerin mesleklerinin elinden alındığı bir ülkede, milyonlarca eşcinselin de askerlik yatığını biliyor musunuz?

Ben çöpümü, çöpe bırakmam; sabahları evde olduğum için, çöp arabası geçerken, çıkar arabaya atarım. Ama karşımızdaki apart, çok kiracılı olduğu halde, kendi çöp kutuları olmadığı için, bizim binanın çöpüne atarlar çöplerini. Dolayısıyla apart kalabalık bir sistem olduğu için, bizim çöp kutusunun alacağının on misli kadarını da yanına yığarlar. Belediye görevlileri de o çöpleri arapaya atrken dökerler saçarlar ve ben de neredeyse her gün temizlerim. Bugün apart sakinlerinden 30 yaşlarında bir genç kedilerim konusunda beni uyardı. Onların binanın önündeki ana caddeye dışkılarını yapmışlar. Bakınız, "caddeye yapmış" diyorum, caddeye. Benim kedilerin olduğunun garantisi de yok ama senin kediler diye iddia ediyor. Zaten sorun olan şey benim açımdan, sokağa dışkısını yapan kedileirn benim kedilerin veya sokaktaki benim olmayan kedilerin olup olmkaması meselesi değil; çünkü kedi bu, yapar. İnsanların anlayamadığı şey, kediler için sokaklarda tuvaletin olmadığı, kedilerin de sokaktayken nereye yapacakları konusunda bilinçlerinin olmaması. Gerçi benim kediler sokağa saldıktan sonra tuvaletlerini tutarlar ve koştura koştura eve zor yetiştirirler; çünkü alıştıkları bir yer var ve oraya yaparlar. Her neyse, oraya o dışkıyı benim kedilerden bir yaptı diyelim. Bir de bir dışkıdan bahsediyoruz, onlarca değil... Ben olsaydım, EĞER BEN OLSAYDIM, çünkü ben sokakta insan oğlu insanın pisliğini temizliyorsam, bir kedinin dışkısı için laf etmez, gider evimden faraşımı süpürgemi alır ve kendim temizlerdim. 1. Çünkü ben o apartın pisliğini temizliyor ve tek kelime söylenmiyorum ama..! 2. Hayvanlar insanoğlunun sorumluluğunda olan, doğanın bir parçasıdır. Ben o hayvanlara ömrümü adıyor ve doğanın dengesini korumaya çalışırken, size bir kedi boku mu fazla geliyor? Haaa, asıl meseleye gelirsek; benim kedi veya herhangi bir kedi yolun o bölgesine niye dışkı yaptı biliyor musunuz? Çünkü o aparttaki dairelerden birinin sahibi tadilat yaptırırken inşaat kumunu yola döktürdü ve işleri bittikten sonra kalan kumları temizlemediler. Yağmurlarla bir nebze azaldı ama hala o apartın önündeki yolda kumlar var. Kediler de toprağı eşeleyip dışkılar ve üstünü örterler içgüdüsel olaraka ama kum var, üstünü örtecek kadar kum yok. Ama bizim geri zekalı insanımız bunu düşünebilecek bir kapasitede değil. Bizim bina yolu kumlarla kirletti ama kedi gene de açığa yapmak istemeyip, kum yetersiz olduğu için üstünü örtememiş diye düşünemez. Eğer o bina sakinleri yolda kum brakmasaydı, kediler de oraya dışkı yapmayacaktı. Ben bunların hiçbirini hiç kimseye anlatmadım. Anlatmak istedim ama insanlarla uğraşmak istemediğim için sustum. Önce yazıp duvara asayım dedim, sonra boşver Halil dedim. Çünkü kedilerime hiçbir şekilde zarar gelmesini istemiyorum. Yeter ki onlar uzun ömürlü ve sağlıklı yaşasınlar, ben insanların anlayışsızlığını yutayım. Onlara, yani insan türüne cevap olarak, kendi çöp kutumuzu biraz daha kendi tarafımıza çekip, o bölgeyi temizledim ve taşa plastik bir çiçek diktim. Fotoğrafını çekerken de benim kedilerden biri gelip dekoru tamamladı ve mesajın bütünlüğünü tamamladı, daha anlamlı hala getirdi. Bakalım oraya çöp koymaya devam mı edecekler, bir çöp kutusu alıp apartlarının önüne koyup, çöpleirne sahip mi çıkacaklar. Hani beni kedilerime sahip çıkmamakla suçluyorlar ya, onlar kendi "bok"larına sahip çıkabilecekler mi acaba, yoksa bizim duvarın dibine "sıçmaya" devam mı edecekler? Yani benim mesajı anlayacaklar mı, yoksa delinin biri taşa plastik çiçek dikmiş mi diyecekler?

Sokaktaki hayvan pislikleri için söyleneceğinize, o dışkıyı siz temizleyin. Çünkü hayvanlar, yaşam zincirinin halkalarından biri. Evren insanları, pembe panjurlu evlerde aşk ve sevgi içersinde eş ve çocuklarla sorumsuzca yaşasınlar diye yaratmadı. Biraz akıllı olun. Eğer çevre dediğimiz ekolojik sistem olmasa, siz birbirinizi yersiniz ayol! Uyanın artık, bi' silkelenin ve sorumsuz kimliğinizden kurtulun. Geçen gün ne oldu..? Karı koca bir çift kaldırımda çocuk arabasındaki çocuklarıyla seyr-i endam ediyorlar. Adam köpek bokuna basmış ve ayağını yere sürterek ayakkabısındaki boklardan kurtulmaya çalışırken küfrede küfrede söyleniyor. Tabi bu arada şahsiyetsizliğini etiketlediğinin farkında bile olamayacak kadar kapasitesiz ki, etrafına bakmadan çevre bilinçsizliğini kusuyor. Keşke ağzına sıçsaydı köpek dedim içimden!

Yalnızlık nedir biliyor musunuz..? İnsanların doğasını yitirip, robotlaşması (İnsan türü bana, kötü programlanmış yapay zeka ürünü gibi geliyor), senin de doğal kalman. İnsanlara bakıyorum, 100'lerce odalı sarayda yaşıyor, arabalarına pırlanta taş döşetiyor, altın klozetlere sıçıyor, vesaire... Yaa, alt gelirden insanlara falan bakıyorum da, ne bileyim arabasını eline bez alıp parlatıp, sanki ona bir sanat eserine bakar gibi bakışı falan, sonra sürekli evindeki eşyaları değiştirip bunu eşine dostuna sergileyenler... Yani doğru programlanmış robotlardan bile daha berbatlar. Af buyurun, belki ben deliyim ve bazı şeyleri yanlış biliyorumdur. Kusura bakmayın eğer yanlış bir şey söylüyorsam...

Her gün en öncelikli düşündüğüm şey, tabi her yere, her şeye yetişmem mümkün değil, kendi çevremdeki sorumluluk alanlarını düşünerek, kedilerimin sağlığını nasıl koruyabilirim, hasta olanları nasıl iyileştirebilirim, sokaktan gelenleri kendime ve eve nasıl daha hızlı adapte edebilirim, dışarıya çıktıklarında başlarına bir şey gelir korkusu (bir yere mi kapanacaklar, araba mı çarpacak, kötü kişiler yakalayıp zarar mı verecek?) ile yaşıyorum. Yemin ederim şöyle bir arabam olsun, şöyle bir evde yaşayayım, sevgilim şöyle olsun, şurada soyalleşeyim veya eğleneyim gibi hiç derdim yok. Kusura bakmayın ama benimki ot gibi yaşamak değil, görgüsüz olmamak ve de sorumluluk bilinci. Yoksa müziğimi dinliyorum, kitaplarımı okuyorum, filmlerimi izliyorum, sporumu yapıyorum, gerekli yerlere elimden geldiğince yardımsal anlamda dokunmaya çalışıyorum, yani kısaca aklım ve vicdanım çalışıyor, hayattan keyif almasını biliyorum...

İnsanlar neden böyle diye kafa yormaktan gına geldi!

Bahar Candan tarzı ve şahsına münhasır kişiliğiyle jüriyi şoka sokmaya devam ediyor. Yarışmaya katıldığıdan beri, programın reytingini de yükseltti...