20 Ağustos 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ağustos 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2020 Perşembe

20 Ağustos 2020 facebook notlarım

Bazı eşcinsellerin, eşcinselliği topluma din üzerinden kabul ettirmeye çalışmalarının kaale alınacak bir tarafı oalamaz. Çünkü din, egemen sistemlerin çıkarlarına uygun olarak kullanabileceği/halihazırda kullandığı, bilimsel olmayan bir inanç biçimi, maneviyattır. Oysa eşcinsellik, canlı doğasının canlı tarihinden beri varolan ve değiştirilemez, ancak ve ancak yasalarla insan hakları çerçevesinde ele alınması gereken, hak temelli bir çok önemli yapı taşıdır!

ÇOK ÖNEMLİ!
Dini inancı kuvvetli yapıya sahip eşcinseller için de eşcinsellik bir ötekilik biliyor musunuz? Yani inançla homofobi pararlel. Yani inançlı olmak, kendi doğanın-yapının bir parçası da olsa topluma ters düşen farklılıklara kapalı olmak gibi bir şey. Bu kişiler, yani inançlı eşcinseller, eşcinselliği çevrelerine eğer din üzerinden kabul ettiremiyorlarsa(bu zaten mümkün değil), ya eşcinselliğini kaçınılmaz olarak pişmanlıklar içersinde günah diye diye yaşarlar/yaşıyorlar, ya da azılı bir homofobik olurlar. Medya dahil hayatın bir çok alanında gördüğümüz radikal homofobikler, işte eşcinselliğiyle barışamadıkları için eşcinselliğini yaşayamayan, içselleştirimiş homofobisi olan gizli eşcinsellerdir. Eşcinsel olduğu halde eşcinselliği tedavi etmeye çalışan psikolog eşcinseller, eşcinselleri dine yönlendirerek kurtarmaya çalışan dogmatik insanlar, eşcinselliğe siyasete girip de karşı çıkan eşcinseller(Oysa geçmişte ve halihazırda eşcinsel ilişkilerine kaçınılmaz olarak devam ediyorlar) çevremde o kadar çok ki!
Beraber olduğum bir kişi vardır... Her ilişkiden sonra pişman olup tövbeye gelir, bir daha ararsam telefonu yüzüme kapat derdi ama seksi gelince gene ısrar ederdi beraber olmak için, hem de pasif olarak. Dışarıda maço erkek geçinen bir çok kişi, eşcinsellikleri depreşince, eğer beraber oldukları kişi bir de güvenilir biriyse, onları reddetmek mümkün değildir. Kapıyı pencereye kırarak girmek isterler içeriye. Ben başımdan atamıyorum böyle kişileri. Sülük gibi yapışıyorlar insana. O yüzden bu tür, yani manevi tarafı güçlü olan eşcinseller dediğim gibi ya pişmanlıklar içersinde eşcinselliklerini yaşamaya devam ederler, ya da eşcinselliğe düşman olurlar.
Aslında din burada, eşcinselliğiyle barışamayan, içselleştirilmiş homofobisi olan gizli homofobik eşcinsellerin pişmanlıklarının bir dayanağı. Din olmasa, pişmanlıklarına inanın başka bir gerekçe bulurlardı!

Ben, tanımadığım kişilere karşı hak konusunda taviz vermem; dan, dan, dan! İsterse kan çıksın. Ama tanıdığım kişilerse, bir alttan alırım, iki alttan alırım, üçüncü de zaten o arkadaşlığın-dostluğun bitmesi için, hayatımdan miktir olup gitmesi için birikmiş öfkemi güm diye patlatırım; bir daha dönüşü olmaması için de gemiler yakılır, 11 şiddetinde kavga olur, geberse kılım bile kıpırdamaz olur ve geçmişte mazi olarak bile kalmaz! Ben birileriyle varolmadım ki, birilerinin kahrını çekeyim!

Bana haksızlık yapanlar, sonunda muhtaç olup tekrar yüz bulmaya çalışıyorlar ya, ya da yapayalnız kalıyorlar ya; ayyy, nasıl zevkten geberiyorum; BETER OLUN diyorum! Gerçekten ben haklı olmasam, hiçbir şeye ses çıkarmam. Kabul ederim yanlışımı. Ama bazıları beni yalancı, haksız çıkarmaya falan çalışıyor ya; bu tür insanlar kendi yalanına inanan hasta insanlar olduğu için, zaten hayatıma girmeleri hata, işte sabrımı taşırdıkları zaman, evren ne verdiyse..! Beeeen, gerekirse, içinde yaşadığım dünyayı yıkar, amazon ormanlarında tek başıma kalmış gibi, apayarı ve yapayalnız bir dünya kurar, orada da aynı mutlulukla yaşarım. Yani been, hayatımı sıfırlayıp, yeni bir hayat kurabilirim, insan türünü de yok sayabilirim! Belki de öyle yaşıyorum zaten!

Ajda Pekkan'ın en feminen ve seksi halinde bile bir maskülenlik yok mu; SANKİ LEZBİYEN gibi!

Kolumun kanadımın kırıldığı, aciz kaldığım anlar olmadı mı; Oldu; Bu benim hatam veya utancım değil; sistemin zorbalığı ve utancı!

Örgün öğretim okuyanlar, açıköğretim okuyanları küçümsüyor. Kendileri çok donanımlı olsalar, hiç canım yanmayacak!

Örgün eğitimde Felsefe veya Sosyoloji okuyanlara soruyorum. Açıköğretim ders kitaplarında eşcinsellik konusu işleniyor, sınavlarda eşcinsellikle ilgili soruyorlar, sizde durumlar nasıl diyorum. O konuları atlıyorlarmış. Bu mu sizin örgün öğretim diye kendinizi ayrıcalıklı kıldığınız? Adam, üniversitede akadmisyen ama gazetelerde homofobik makaleler yazıyor. Bu mudur akademisyen olmak? Üniversitelerimiz gerçek anlamda bilim yuvası olsaydı, bu topluma hurafe olarak değil, bilgi olarak yansırdı zaten! Alanında uzman olan üniversitelilerin de tek bildiği zaten, eğitimlerini ticarete dönüştürmek!

Felsefe'de okuyan bir arkadaşım vardı. Üniversite mezunlarının tez bile hazırlayamamasını fırsata dönüştürüp, 3-500 liraya tez hazırlayarak para biriktirip Amerika'ya gitmişti. Üniversitelerimiz işte bu kadar vahim. Oysa ben Açıköğretim tezimden 100 almıştım!

Örgün öğretimliler Açıköğretimlilere veryansın ediyorlar ya, tek sebebi ekmeklerine ortak olmamızdan korkmaları. Oysa korkmalarına gerek yok. Çünkü ülkemizde Açıköğretimli olmanın bir değeri yok. Okuyamayanların ağzına kendi paralarıyla bir parmak bal çalmaktan başka bir şey değil. Benim yakında 4. üniversitem bitecek; kendimi tatmin etmekten başka ne işe yaradı? Öyle veya böyle, az veya çok bazı konularda bilgi sahibi olmuş oldum işte. Ticari anlamda bir getirisi yok anlayacağınız. Açıköğretim Psikoloji bölümü açılacak olunca psikologlar falan isyan etti ya açıktan bir çok psikoloji mezunu olacak diye, olsaydı toplum sağlığı belki bir şey kazanırdı, şimdi siz daha çok para kazanın emi(eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilebilir falan diye şarlatanlık yaparak)!

Sibel Can neden seviliyor; çünkü bildik basit formüller üzerine bir albüm yapıyor. Genizden nağmeli slow şarkılar, benim sinirimi zıplatan iğrenç hareketli şarkılar... Zaten düzgün bir şey yapsaydı kim ne yapsındı ki? Ebru Gündeş de öyle! Gün gelecek Muazzez Ersoy'dan da iğreneceğim aklıma gelmezdi. Muazzez Abacı'yı bitim kadar sevmezdim zaten de.
Ağır aksak üzeyyen enar'dan zaten hiç bahsetmeyin!

"Zaten" kelimesini ne kadar çok kullanıyorum... Aslında, oysa, bu yüzden, çünkü... diğer kelimelerim...

Twitter ile facebook gündemleri farklı. Twitter daha iktidar ve muhalif çarpışmalı... Polisler bir kadını, erkek polisler yalnız, bir kadına maske takmıyor diye kaba kuvvetle kolunu faan kıvırıyor, yere düşürüyor falan... Tabi bunlar kadın direndiği için oluyor. İstanbul valiliği polisleri görevden uzaklaştırıyor. Tabi buna karşı çıkan iktidar yanlısı kişiler tag açmışlar polisleirn göreve iade edilmeleri için. Ben mi ne düşünüyorum bu konuda? 1. Yüzbinlerce maske takmayan var, polis herkese kaba kuvvet kullansın öyleyse, sadece bir kadına değil, 2. Al kimliğini, tut tutanağını, adalete havale et. Polisleri savunanlar da, sanki polislerin savunmasız insalara yaptıklarını bilmiyorlar. Kendim birebir bunları yaşamış biriyim. Konuşturmayın şimdi beni. Siz hiç suçuınuz olmadığ halde, yoldan geçerken durdurulup polisin dayağını yediniz mi?

Bir akşam işten eve dönüyorum. Eve tam yaklaştığım anda, polisler tarafından durduruluyorum ve suratıma bir tokat yiyiyorum. Ne olduğunu anlayamıyorum tabi. Bizim civarlarda bir eşcinsel öldürülmüş de, bu kişiyi tanıyor muymuşum? Yani dayağı baştan atıyorlar konuşturmak için. Gene bir gün Gar sinemasının önünden geçiyorum. Polisin biri zorla kimliğimi almaya çalıştı ve vermeyince dizlerimi tekmeledi. Hiçbir sebep yok. Sanırım sinemanın önünde bu kişinin işi ne diye kafası atmış. Sonra bir gün, bakınız, polisler eğer eşcinselseniz, keyfi olarak siiz tutuklayıp karakola götürürler. Böyle birkaç defa yaşadım. Ve orada her türlü fiziksel veya sözel şiddete maruz kalabilirsiniz. Bir gün polisin biri diyor ki jopu göstererek, bunu da alabilir misin? Daha fazla konuşturmayın beni; polisler de insan, iyisi de var, görevini kötüye kullanan da. Başıma gelen daha ötekileri anlatmayayım isterseniz. Yaaa, ben karakolda polislerin dayağını yiyiyorum, onlardan kurtulmak için 155'i arıyorum polisler beni dövüyor diye ve merkezden denetime geliyorlar... Uzaktan, gerçekleri bilmeden, kimse kimseyi savunmasın. Biz de bu üülkenin vatandaşıyız, biizm de görevlerimiz ve sorumluluklarımız var ama kimsenin görevini kötüye kullanmaya hakkı yok. Görevini kötüye kullanan her devlet görevlisinin işine son verilmeli bence. Çünkü devlet, önce vatandaş demektir. Biz seçiyoruz biiz yönetenleri ve şiddete maruz kalmak için değil, korunmak için!

Eğer eşcinselseniz, polisler size saldıranı tutklamayabilirler. Ancak aynı kişi size tekrar tekrar saldırırsa, öyle tutuklarlar. Şikayetiniz de mahkemeye gönderilmeyebilir. Evet böyle çok yaşadım. En son 1-2 sene önce oldu.

Biz eşcinseller yaşadığımız hiçbir mağduriyeti çevremize bildirmeyiz. Sanki suçluymuşuz gibi; belki utanırız, belki de sevdiklerimizi mağduriyetimizle üzmek istemeyiz ama bu ülkenin eşcinsellere çok borcu var ömür boyu ödeyemeyeceği. Yaşadığım olumsuzluklardan dolayı, hakkımı helal etmiyorum; bana acı yaşatan herkes beter olsun!

Ben eşcinselliğimden dolayı yaşadıklarımı hiç trajediye dönüştürmedim. Çünkü öğrendim ki, eğer dik durmazsanız size hiç acımıyorlar o zaman. Ben maruz kaldığım hiçbir şiddetten sonra bile kızgınlık gösterdim, tepki gösterdim ama tek damla gözyaşı akıtmadım. Sadece hakkımı aramaya çalıştım. Acıyan taraflarımı hep isyanla iyileştirmeye çalıştım. Heteroseksül dünya gerçekten neler yaşadığımızı bilmiyor. Çünkü başka alemdeler, egemen taraftalar... Belki bir gün yaşadığım ve gizlediğim şeyleri de anlatırım...

Polis kelimesi geçince ve polisler savunulunca, bakın kapatmaya çalıştığım yaralarım nasıl tekrar kanamaya başladı gördünüz mü..?

Siz siz olun, bilmediğiniz, görmediğiniz ve yaşamadığınız şeyler hakkında yorum yapmayın; yoksa suça ortak olmuş olursunuz!