24 Mart 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mart 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2021 Perşembe

24 Mart 2021 facebook notlarım

 İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEDİĞİN NE Kİ!

(Başlığa bakıp da İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıktığım zannedilmesin. Çünkü bu ülkede cahillikten dolayı yaptığın ironi bile anlaşılmıyor!)

İstanbul Sözleşmesi'nin iptalinin eşcinsellik falan olmadığını, bunun bir bahane olduğunu, tek sebebinin de kadın erkek eşitliğini istemeyen ve aile içi şiddete hukuğun müdahale etmesini istemeyen erkek egemen sisteme hizmete hizmet eden din grupları olduğunu biliyoruz ama asıl sebep erkekliği yücelten, erkek gücüne-heteroseksizme inanmış kitlsel kadınlık/kadın çoğunluğu. Bu kadının çaresizliği değil, heteroseksizmin kendine sunduğu kadınlığı gönüllü veya gönülsüz kabul edişi, bunu içselleştirmesi, hatta bunu kutsal bir değer olarak kabul edip savunması. Toplumda erkek nasıl tanımlanıyorsa, kadınların büyük çoğunluğu bunu kabul ediyor. Dolayısıyla kendisine verilen rolleri de kadınlığın olmazsa olmazı zannediyor. Kadın ev işi yapar, çocuk doğurur, kendini erkeklerden sakınması gerekir, kocasının yanlışlarını görmezden gelmesi gerekir, hatta tecavüzcüsüyle evlendirilir, dayak yerse sanki kendisi utanması gerekiyormuş gibi bunu herkesten saklar, ekonomik olarak kocaya bağımlı hale getirilmeyi bir konfor olarak algılatılır, vesaire. Eğer kadın özgür olursa, erkekten bağımsız bir hayat sürme gücüne sahip olursa, ötekileştirilir. .rospu denir bunlara, feminist denir, lezbiyen denir... Hatta kadını en çok kötüleyen, erkekliğe mahkum olmuş kadınlardır. Hatta bağımsız kadınlar onların gözünde yuva yıkan, kocaları ellerinden alan bir tehlikedir. Mesela koca aldatsa bile, kuyruk sallayan dişi köpek misali "diğer" kadın suçludur. Bir kadın öldürülürse, o bir su testisidir ve hakettiği için kırılmıştır. İstanbul Sözleşmesi'ni kadınların desteklemesini bırakın, bir çok kadının bu sözleşmeden haberinin olduğunu bile zannetmiyorum. Ve istanbul Sözleşmesi gibi kadınları erkek şiddetine ve cinayetine karşı koruyan hukuksal antlaşmaları savunan azınlık kadınlarla, sözleşmeler imzsalansa bile, hayata geçirilmesi çok zordur. Evin içinden, aileden başlayacak kadın erkek eşitliği. Erkek gücünü pohpohlayan bir toplumsal zihniyet olduğu sürece, kadın erkek eşitliği gelmez. Önce anaların, benim aslan oğlum diye çocukluktan itibaren erkekliği havalandırmaktan vazgeçmeleri gerekiyor, kadının özgür cinselliğini .rospuluk olarak görmekten vazgeçmeleri gerekiyor. Erkek cinselliğini yaşayacak, bununla gurur duyacak; kadın yaşarsa namus gerekçesiyle öldürülecek. Bu ülkede kadınların % 100'e yakını hala buna inanırken, İstanbul Sözleşmesi dediğiniz ne ki ayol? Laiklerin imzaladığı bir kağıt parçası değeri görebilir ancak. Problemin en büyük ve asıl kaynağı ne biliyor musunuz? Hani kadınların erkek egemen yapıyı içselleştirip benimsemesi, yüceltmesi dedim ya; asıl kaynak eğitimsizlikten kaynaklanan bilinçsizilik. Çünkü insanlar ne yaptıklarını bilmedikleri için, doğruyu yanlışı da ayırt edemiyorlar. Onlara göre doğru olan, erkek egemen sistemin kutsallaştırıp dayattığı erkek egemen yapıyı koruyan ve güçlendiren değerler. Mesela depremin bir fay hattı kırılması olduğunu bilmeyen birine, bunun Tanrısal değil doğa olayı olduğunu anlatamazsın. Biyolojik erkeklik ve kadınlık dışındaki cinsel kimliklerden bahsedemezsin; çünkü zort olurlar. Adama heteroseksüel misin diye sorduğun zaman, bunu kendisine yapılmış bir hakaret olarak algılıyor. Kadının cinselliği ayıp sayılıyor mesela. İşte cahil insnalara hayatın bilimsel gerçeklerini ve insani haklarını anlatamazsın, anlatsan bile kabul ettiremezsin. Yaa bir şey söyleyeceğim... Yanlış anlamayın, kimsenin kutsal inançlarıyla falan dalga geçmek değil amacım ama lütfen bu kadar cahil olmayalım. Mesela cinsellikten sonra yıkanmazsan, cenabet olayı nedeniyle, kaza yapıp bir başlarına bir şey gelceğinden o kadar korkuyorlar ki, bu piskolojiyle başlarına bir şey gelmese bile, korkuyla yanlış hareket edip kendi kendileirne getiriyorlar. İki insan sevişmiş, mutlu olmuş ve vücut salgılarımız bize zarar vermeyen kendi maddelerimiz. Temizlik-titizlik açısından yıkanabilirsin, ayrı mesele. Oysa ben tam tersine, seviştikten sonra vücudumun salgıladığı hormonların haz etkisinden kurtulmamak için istediğim kadar öyle kalıyorum. Çünkü ben kötü bir şey yapmıyorum ki, sanki suç işlemiş gibi yıkanarak bundan kurtulmaya çalışayım. Diyebilirsiniz ki, İstanbul Sözleşmesi ile bunun ne alakası var; işte tam da bununla alakası var. İnsanlar özgürce sevişsin, dinin suçluluk baskılarını üzerlerinden atsınlar, bakınız nasıl huzrlu toplum oluyoruz. Böylece İstanbul Sözleşmesi'ne bile ihtiyaç kalmaz....

İnstagram'a bakıyorum, gerçek sanatçılar bile Erol Atar pozu veriyor. Bu kadar mı doğadan uzak, kendimizle barışamamış, kompleksli ve de şekilciyiz; EVET! Ama çok popüler olmayan sanatçılarımız, İNSANLARIımız var; sosyal medyayı toplumsal faydaya da dönüştürecek nitelikte görsel veya yazınsal mesajlar paylaşan. Ayça Şen'den bahsetmek istiyorum. Bir trans kadın öldürüldüğü zaman, transseksüeller için şarkı yapabiliyor. Ayça Şen Türkiye'de tek sanırım. 80 milyonluk bir ülkede bir tane akıllı ve mantıklı, duyarlı insanın olması ne demek? Aziz Nesin % 60 rakamıyla çok iyimser bir tablo çizmiş bence... Eşcinsel haklarına, insan haklarına, hayvan haklarına duyarlı olunarak falan; bu ülkede prim yapılmaz değil mi? Kaldı ki Ayça Şen böyle primcil bir insan değildir asla... Eeee, o zaman bu ülkede gerçek anlamda Ayça Şen'den başka sanatçı falan yok bence. Oysa Batı'da her sanatçı çıkar, LGBTİ'lerin yanında olduğunu söyler, hatta eşcinsel zannedilmekten, eşcinsellere faydası olur diye gocunmazlar. Bizimkiler ne yapıyor, en duyarlı olduğunu iddia eden sanatçılar bile, eşcinsellere destek verirken, yanlış anlaşılmasın eşcinsel değilim diye altını çiziyor. Eğer Ayça Şen, Batı'da olsaydı, gerçekten ülkeye Başkan olurdu. (Ayça yaa, gerçekten sana yalakalık yapmıyorum, gerçekten sana çok hayranım; çünkü etrafımda senin gibi insanlar görmeyi çok istiyorum. Ve çok geç artık, 51 yaşındayım çünkü; senin gibi arkadaşlarımın olmasını o kadar çok isterdim ki; senin gibi insanlar olmadığı için, benim hiç arkadaşım olmadı... Yani gerçek arkadaş, beynime duvarlar örmediğim...)

Paloma Faith nasıl bir şeydir bilir misiniz; Sosyal medyada falan karşılaşınca ne kadar özlediğinizi farkeder, hemen çağlayan gibi sesiinde boğulursunuz...

ALPAY SEVERLERE DUYURULUR. BAKALIM ÖZDEMİR ERDOĞAN'IN NE NANELERİ ÇIKACAK?

Zeki Müren'i eşcinselliği yüüznden Türk toplumuna kötü örnek olmakla suçlayan Alpay, zamanında Zeki Müren'e hayran, peşini bırakmayan, onun alt kadrosunda şarkı söyleyebilmek için yalvaran biriymiş ama hiçbir zaman Zaki Müren'in kadrosunda yer bulamamış. Şimdi bile Zeki Müren'in adını kullanarak gündemde kalmaya çalışıyor.

Kadın ve eşcinsel hakları hurafelere inanan insanları memnun etmek için feda ediliyor ve bir de yapılan demokrasi dışı davranış savunuluyor. Hiç kimse demiyor mu "insan hakları her şeyin üstündedir" diye, gerçekten hiç mi sözü geçen aklı başında insan yok? Gerçekler ortada; kadınlar öldürülüyor, eşcinsellik diye bir gerçek var ve istanbul Sözleşmesi denilen antlaşma, bu insnaları koruyor, yani kötü bir amacı yok. Gerçekten istanbul Sözleşmesi'nin dediği gibi kadın cinayetlerini ve boşanmayı arttırdığına, eşcinselliği özendirip yaygınlaştırdığına inanıyor musunuz? Eğer gerçekten inanıyorsanız, acırım ben böyle bir akıla, fikire, zihniyete... Lüksemburg'ta kişi başına milli gelir niye 100 bin dolar, biz niye açlık sınırının altında yaşıyoruz diye sorguluyor musunuz kendinizi?

İstanbul Sözleşmesi'nin, Cumhurbaşkanı tarafından Meclis'te oylamaya sunmadan iptal edilmesi hukuğa aykırıdır: Krallık!

Hayattaki bütün olumsuzlukların sebebi cahilliktir.

Türkiye'den neden bilim insanı çıkmıyor, niye uluslararası sanatçı veya sporcu çıkmıyor; bütün sebebi dogmatizme inanılmasıdır!

İNSAN GERİCİKLE BÖBÜRLENİR Mİ YAA? CAHİL OLURSA, EVET!

İstanbul Sözleşmesi gibi demokratik bir antlaşma iptal edildiği zaman falan, hemen "liderimiz dünyaya restini çekti" diye böbürleniliyor falan. Bu böbürlenilecek bir şey mi, utanılacak bir şey mi? İstanbul Sözleşmesi kadınları ve eşcinselleri koruyor; peki korunmasın mı bu insanlar? Neymiş, eşcİnsellik sapıklıkmış; hadi ordan; bunu cahillere yutturabilirsiniz ama milyonlarca eşcinselin olduğu bir dünyada, sadece cahilliğinizi sergilemiş olursunuz.

Cahil bir insana eşitikten, özgürlükten, demokrasiden, hak ve hukuktan bahsedemezsiniz; çünkü cahile laf anlatmak imkansızdır. Mesela cahile eşcinsel olduğunu ve insanca yaşama hakkına sahip olduğunu söylediğin zaman, günah der sana. Oysa günah diye bir şey yoktur. Her yanlış eylemin hukukta bir karşılığı vadır ve cezası öte dünyaya ertlenemez, bu dünyada hesabını vermek zorundadır.