İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK HASTALIĞI! etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK HASTALIĞI! etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2022 Salı

İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK HASTALIĞI!

Etrafıma bakıyorum da, hatta insanların çoğu, kafayı ister eşcinsel ister heteroseksüel, ikili ilişkilerle bozmuş durumda. Dünyayı ikili ilişkiler üzerinde döndürüyorlar. Onu nasıl elde etmeliyim, onu nasıl avucumun içinde tutmalıyım, herkes peşimde, ben seçilmem seçerim havaları, hep kendisinin haklı karşı tarafın haksız olması, bu konudaki çözüm yolları, uzman görüşler, tavsiyeler, öneriler, seanslar, vesiare. Bu konuda kafayı bozmuşlar resmen. sayın seyirciler bu bir ana bilim dalı başlığı falan değil ki. Niye bu kadar büyütüyor ve önemli hale getiriyorsunuz ki? Bu bir kişilik problemi, hatta obsesif bir ruh hastalığı. Çözüm ilişki yöntemleri değil, kişinin kendini tedavi ettirmesi şeklinde olabilir. Özneler problemli olduğu sürece, hiçbir formül çözüme götürmez. Öznelerin problemini çözmek de, hayata çok yönlü bakmalarını sağlamak. Yani hayat denilen şey; partner, eş, cinsellik, aşk değil ki. Eğer bu ikili ilişki sarmalından kurtulamıyorsan, sen yaşamasını bilmiyorsun demektir. Hayat 100 parametreden oluşuyorsa, ikili ilişkiler de % 1'i olmalıdır. Ama benim hayatım götgöte yaşayacağım bir sevgiliden ibaret diyorsan, o sarmalın içinde boğul derim. Karnın doyar, başka birime geçersin, uyursun başka bir birime geçersin, sevişirsin başka bir birime geçersin. İkili ilişkiler de işte bu birimlerden biri. Ama ben ne yaparsam, yanımda biriyle yapmak istiyorum diyorsan, öyle bir dünya yok. Sen hastasın. Tedaviye ihtiyacın var. Benim sosyal yaşamda bile yalnızlığı seçmemin sebebi, işte bu zımbırtıları dinlememek için. Hastalar ve her karşılarına çıkana veya güvendiklerine ücretsiz psikolog gibi bu konuyu açıyorlar. Bu hasta kafayla sizi kim ne yapsın ayol. Bu tür insanlardan da çok olunca da, ikili ilişkiler de resmen hiç iyileşmeyen bir hastalığa dönüşüyor. Sonra da bunun adını aşk falan koyuyorlar. İnsanın duygusal durumunu hastalık sınıfına sokturuyorlar. Oysa hastalık olan aşk veya ikili ilişkiler değil, onları hastalıklı hale getiren bireylerin hastalığı, ruh bozukluğu. Bu ruh bozukluğunun, yani bozdukları ikili ilişki durumunu günümüz mecrası sosyal medya platformlarına falan da yansıtmıyorlar mı, ortalık hastalıktan geçilmiyor. Herkes burada da gene ikili ilişkiler üzerinden resmen konferans veriyor, telex çekiyor, göndermeler yapıyor, uzman görülerini açıklıyorlar, hatta ikili ilişkilerini bile buradan kuruyorlar. Benim ikili ilişkilerim çok sağlıklı oluyor. Geliyorlar, sevişiyoruz, gidiyorlar. Bu kadar. Hiç bir problem yaratmıyor. Sağlıklı bir ruh, aynı yatakta iki kişi uyumaz. Sağa sola dönemezsin, yorganı çekiştirmekten uyuyamazsın, rahat rahat osuramazsın, haa osuruk bir ilişkinin bitip bitmediğinin, çekilemez hale geldiğinin veya devam ettiğinin göstergesidir. Rahat rahat osuruyorsan, bilerek koku salıyorsun demektir yanından kalıp gitsin diye. Bu konuda çok müsterihim-içim çok rahat. Çünkü hayatta yaşanacak çok şey var başka bir kişinin ağzının kokusunu çekmekten başka. Sevişiyorsun, gönderiyorsun, sonra okuyorsun, dans ediyorsun, spor yapıyorsun, işlerini yapıyorsun, internet, hayvanlar, sosyalleşmeler, çiçek, böcek, dünya meseleleri... Ama ikili ilişkileri kafaya takanlar, galaksi savaşları gibi görüyorlar bu durumu. Dışarıda dünya yansa bile, onun için ikili ilişki her şeyden önemli oluyor. Zaten dünya savaşları da bu ruh halleri yüzünden çıkıyor. Oysa sevişip işlerine devam edebilme kapasiteleri olsaydı, hayatın diğer birimlerine de yansımazdı bu hastalıklı ruh halleri. Hele evlilik hiç çözüm değil. Kıskançlıklar, her gün kuru fasülye yemekten bıkmalar, gene çözümü dışarıda aramalar, şiddet, hatta cinayet, boşanma davaları, mal paylaşımında çıkan krizler, çoluk çocuk, nafaka... Bazıları da bu ikili ilişkiyi habis hale getirip hiçbir şey yokmuş gibi devam a edebiliyor. İlişkiye para gözüyle bakıyorlar ama dışarıda soslanarak devam ediyorlar. Veya ikili ilişkileri hastalıklı hale getirdikten sonra çek çeke devem edenler büyük çoğunlukta.