İnsanlar eleştirdikleri kişinin önceki veya genel düşüncelerini bilmeden, sadece o anki değinilen konu üzerinden eleştiride bulunuyorlar. Eleştirilen sadece o konuya bakış açısı olabilir ama o konu dışına da çıkılarak, genelleme yapılıyor ve sanki savunduğun konu dışındaki düşüncelere karşıymışsın gibi bir durum yaratılıyor.
Bugün sinemada fuhuş gerekçesiyle eşcinsellerin tutuklanmasını eleştirirken, sanki sadece eşcinselliğin seks üzerinden varoluşunu savunuyormuşum gibi düşünülmüş. Oysa ben, eşcinsellerin sadece seks odaklı yaşamalarını, seks özgürlükleri için uzun vadede yeterli olmayacağını haddinden fazla söylemişimdir ve sadece seks odaklı bir eşcinsellikten rahatsız olduğumu da defalarca dile getirmişimdir.
Ama bu demek değil ki, eşcinselliğin seks tarafı benim için daha az önemli. Hayır. Eşcinselliğin benim için de seks tarafı en önemli tarafı. Çünkü eşcinselliğin seks tarafı olmasa, zaten heteroseksizm eşcinsellikten rahatsızlık duymayacak, eşcinsel hakları mücadelesine gerek kalmayacak, eşcinsel hakları diye bir şey bile olmayacak.
Çünkü eşcinseller cinsellikleri yüzünden ayrımcılığa maruz kalırken bile haklarına sahip çıkmayıp, heteroseksüelce yaşıyorlar. Heteroseksistleri rahatsız etmeyen eşcinsellikleri olmasa, zaten hepsi birer saf heteroseksüel olacak. Hal böyleyken ben özgürlük mücadelemi neden seks üzerinden yapmayayım? Eşcinsellerin diğer taraflarına karşı değil ki heteroseksizm. Çünkü O da biliyor eşcinselliğin cinselliği olmayınca herkesin heteroseksülce yaşayacağını.
Şunun da altını çizmekte fayda var. İnsanları baskı altına almak amacıyla kullanılan ve ahlaksızlığın timsali haline getirilmiş cinselliğe özgürlük gelmediği sürece, hiçbir şey tam anlamıyla özgür olamaz; İnsanları en çok neyle itham ediyorlar? Ahlaksızlıkla. Ahlaksızlık neye indirgenmiş durumda? Namus adı altında cinselliğe. Cinselliğin en kötü noktası ne? Eşcinsellik. Ben neden eşcinselliği cinsellik üzerinden de savunmayayım öyleyse?
Bir de eşcinselliği cinsellik dışında savunanların arka planına bakmakta fayda var. Buna heteroseksüeller de dahil, eşcinseller de. İnsan tam anlamıyla özgür olamayıp özgürlüğü savunamıyorsa, mutlaka kendinde sakındığı bir taraf vardır eleştirdiği konuyla ilgili. Herkes eşcisnelliğin ölçülü, hatta asil yaşanması taraftarı, içinde mutlaka aşk barındırması taraftarı ama kimin eli kimin cebinde belli olmayanlardan geçilmiyor ortalık. Herkes namuslu eşcinsel, herkes asil eşcinsel ama hepsi de aynı yolun yolcusu.
Ben eşcinsellerin de heteroseksist olduğuna inanıyorum. Hatta % 99'unun. Bunu da yadırgamıyorum artık. Yaşaya yaşaya alıştım. Çünkü heteroseksist bir toplumda yaşayanın seksistliği, eşcinsel de olsa heteroseksistçe olması kaçınılmaz. Eşcinsellikleriyle barışamamalarını da kabul ediyorum bu yapı ve içselleşmeyle. Çok da fazla üzerlerine gitmemek gerek. Herkes hayatını kapasitesi ölçüsünde yaşıyor. Sen ne kadar özgür bıraksan da, o çizgisinin dışına çıkamıyor, çıkması da çok zor.
Ama eşcinselliğin, eşcinsel haklarının, heteroseksizm üzerinden savunulmasını asla kabul edemem. Hem heteroseksizmin yapısına, yaptıklarına, ahlakçılığına, geleneğine, göreneğine, düzeneğine hak vereceksin, sonra da eşcinsel hakları cinsellik üzerinden savunulursa, yanlış anlaşılacağına inanacaksın. Heteroseksist ölçütler içersinde eşcinsel hakları mücadelesi olabilir mi? Olabilme durumu söz konusu olsa, homofobi olmaz zaten. Eşcinsel hak mücadelesinin heteroseksizmi zorlamayacak şekilde olmasını savunmak veya eşcinseller cinselliklerini kullanırlarsa yanlış anlaşılacaklar düşüncesi, insanın kendi kendine düşman olacak seviyede eşcinselliğiyle barışamamasından başka bir şey değildir.
Hatta şunu da diyebilirim ki, heteroseksist anlayışla, ahlaklı ve dindar eşcinsel de olmaz! Çünkü bunlar zaten eşcinsel düşmanlığına bahene edilen unsuslar değil mi? O yüzden heteroseksist bir toplumun rahatsız olmayacağı eşcinselilk mücadelesi de olmaz. Sinemada fuhuş da, eşcinsellere gözdağı vermek için bahaneden başka bir şey değil.
Ben eşcinselliği savunurken, hakkını da boşverin, eşcinselliği savunuyorum öncelikle, birilerini, bir yerleri, bir şeyleri baz alarak savunmuyorum. Ben eşcinselim ve bu dünyada kimseye zarar vermeyecek şekilde, istediğim gibi yaşama hakkına inanarak savunuyorum. Ben Avrupa, Amerika diyorum ama, bakın onlar kadar bile olamıyorsunuz anlamında örnek vermek amacıyla diyorum. Yoksa benim özgürlük anlayışım, Amerika'ya da, Avrupa'ya da papucunu ters giydirir. Ben hayatta bir kendime inanırım, bir isteklerime ve arzularıma inanırım. Onun dışındakiler herkesin kendini ilgilendirir. Benim özgürlük anlayışımda sınır olmadığı gibi, kendime ve başkalarına zarar vermeyecek seviyede kontrolü de vardır. O yüzden birilerinin eşcinsel hak mücadelesini eleştiriken, kendi dar pencerenden bakarak eleştirmeyeceksin.
Sinema olayına gelince... Eşcinsellerin sinemada basılmasına, tutuklanmasına karşıyım ama, neden karşı olduğuma bir bakmak gerekiyor. İnsanlar niye sinemalarda seks ihtiyacını gidermeye çalışıyor. Eşcinsellik kabul edildi de görsel bir sanat alanında fantezi yapmak için mi sinamaya gidiyorlar? Hem de bu kadar eşcinsel düşmanlığı varken basılıp rezil olmak için mi? Benim eleştirim, eşcinsellere baskının getirildiği nokta. Eşcinsellere hiç bir alan bırakılmıyor. Eşcinseller buna rağmen sinema, hamam, internet gibi varoluş alanları yaratmaya çalışıyor ama o dar alanları da yasaklamaya çalışıyorlar. Eşcinseller nerede seks yapacaklar derken, kafalarda olmayan eşcinsellik nedeniyle, eşcinsellere fiziksel olarak hiçbir alan bırakılmamasından bahsediyoruım. Yoksa sinemalarda seks yaparak, heteroseksistlerin eşcinselliği kabul edeceğine inandığımdan değil. Eşcinseller özgürce seks yapabilselerdi, sinema salonlarına zahmet etmezlerdi.
Sahi eşcinseller nasıl varolacaklar? Hayat yaşanmayınca, heteroseksist politikalar üzerinden varolunacağına mı inanıyorsunuz? En sağlam varoluş politikası, insanın, yani eşcinsellerin hayatlarını özgürce yaşayarak varolamasıdır. Bir eşcinselin eşcinselliğini göz önünde yaşamasının, 550 Milletvekiline derdini anlatmasından daha etkilidir. Çünkü seni anlamak istemeyeceklerdir. Ben de siyasi ve yasal olarak hak kazanımın, eşcinsel varoluşa çok iyi bir dayanak olacağına biliyorum ama o hakları kullanabilecek bir özgüven, bir eşcinsel cesaretin olması gerekiyor öncelikle. Bu da özgürce yaşamakla mümkün olabilir ancak.
Yazılı haklar, haklarını kullanamayanlara bir güvencedir ama haklarını kullanmak istemeyenlere çok da bir şey ifade etmeyecektir. Zaten haklarını kullanmak isteyen bir eşcinsel topluluk olsaydı, o haklar şimdiye kadar çoktan yazılır, çizilir, uygulamaya bile geçerdi. O yüzden önce eşcinselliğimizi yaşama cesaretini kazanmamız gerekiyor.
Bilmem birazcık olsun anlatabildim mi anlatmak istediklerimi!