1-2-3-4-5-6 Ocak 2022 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1-2-3-4-5-6 Ocak 2022 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2022 Pazar

1-2-3-4-5-6 Ocak 2022 facebook notlarım

 Ülke ekonomisi, yandaşların da artık hissetmeye başladığı ve iddia ettiği gibi küresel salgın olan Korona sebebiyle son bir yıldır kötü değil ki, insanlar 20 senedir Avrupalı'nın aylık kediye köpeğe harcadığı aylıkla açlık sınırının altında idare etmeye çalışıyor kendini. Gözlerinizi açın ve biraz gerekçi olun artık. Sanırım yandaşların aklı başına, sistemin midelerinden lokmayı çekince gelecek.

Bazı insanların körü körüne aptalca yandaşlık yapması gerçekten sinirlerimi tel tel ediyor. Yandaş olmayın, gerçekçi olun!

Aşk nedir? Parmağa takılan bir yüzük, belediye memurunun onayı, koluna takıp çevrene ispat etmek, ona sahip veya ait olmak... Bana göre hiçbir değil. Bu manada ne aşkı aşk olarak gördüm, ne de böyle bir aşk yaşadım veya yaşamak istedim. Bana göre aşk her şeye rağmen vazgeçilmemektir, dolayısıyla vezgeçmemektir de. İlk görüşte çarpılmak falan değil, zamanla birbirini kabul etmektir, birbirine alışmak, yıllar geçse de birbirinden bıkmamak, hiçbir bağ olmamasına rağmen ona güvenmek ve terk edilme veya yalnız kalma duygusunun aklına gelmemesidir. Gerçek aşk zamanla falan bitmez. Çünkü gerçek aşk beden ve ruh kimyasının tam anlamıyla uyuşmasıdır. O yüzden aşklarım toplumsal değil, gerçek oldu hep!

Eğer insanlar sizi, mesela sırf cinsel yöneliminizden dolayı sizi üzmeye, size laf sokmaya çalışıyorsa, uğraşmayın bu tür basitliklerle, düşürmeyin onların seviyesine kendinizi. Kerimcan Durmaz'ın bir paylaşımının altına "dünya yaşlı eşcinseller günü de kutlu olsun" demişim aylar önce. Daha yeni, birisi bu paylaşımım için "moruk" demiş bana. Profiline baktım; ABC partisini destekleyen bir yobaz. Bu tür insanlar, yani örümcek beyinli insanlar nefretle beslenirler ve sürekli saldıracak yer ararlar. Bunların boynunu aslında kıtırt yapacaksın, başka da hiçbir şey yapmayacaksın. Utnmz, şrfsz pslklr! Varsan baksan, gizli eşcinseldir bunlar. Yoksa ne işleri var Kerimcan'ın sayfasında, benim yorumumda. Bir de sosyal medya hikayeme falan da bakmış. Ne arıyorsa artık!

Eğer vicdanım olmasaydı, ben çoktan katil olurdum! Çünkü homofobik yobazlar o kadar zorluyorlar ki sınırları!

Yobaz insanlar, söyleyecek sözü olmayan, pisliğe yatan-pislik yapan insanlardır; Pisliğe yatanlar da yobaz insan!

AÖF Fotoğrafçılık okuyorum ya... Orada diyor ki, Rönesans dönemi sanatının insanlık tarihi için önemi, yeni biçim ve bilimsel verilere dayalı olması. Yani bundna 700 yıl önce başlamış bir dönem. 2021'deyiz ve ülkemizde çoğunluk olarak ne sanat biliniyor, ne de sanata önem veriliyor. Rönsans Dönemi ne mi; Resim, heykel, edebiyat, müzik, vesaire bir çok sanat dalında gelişmelerin yaşandığı, insanlık tarihinin aydınlanma süreci. İşte Doğu toplumları bu süreçten kendilerini mahrum ettikleri için hiçbir zaman gelişmiş medeni toplumlar olamamışlar, Rönesans temelleri olmadığı için de olmalarına asla imkan ve olanak yok. Yoksa şimdiye kadar bir kıpırdanma olmaz mıydı? Aksine hala sanat yoksunular, hala sanat düşmanılar. Böyle toplumlarda sanat denilen şey, sadece eğlenceden ibaret! Sözüm meclisten dışarı, istisnalar kaideyi bozmaz!

Albrecht Dürer'in "Yatan Nü’yü Çizen Ressam" eseri sanatçıların sunum tekniklerini  geliştirme konusundaki yoğun arayışlarının teknolojiyle olan ilişkisini gösteren eserdir.

Dürer’e göre Tanrı’ya en yakın insan sanatçılardır, otoportresinin üzerine “Ben Nürnbergli Albrecht Dürer, kendi kendimi yarattım” diye yazar. Bu çalışması Rönesans ruhunu taşıması, özgürleşme ve hümanizm açısından önemlidir.

Rönesans döneminde sanatçılar, başta Leonardo da Vinci olmak üzere, yaptıkları bilimsel ve doğal araştırmalarla, eserlerini bilimle birleştirmişlerdir.

Ders çalışmaya internet ve sosyal yaşamım geceleri uyuyunca vakit bulabiliyorum. Ben de gözümden uyku akmaya başlayınca uyuyorum.

AÖF'te 5. ve sonuncu bölümüm dedim ama sanırım Veterinerlik de okuyacağım Fotoğtafçılık bitince.

Buray'da Kenan Doğulu kalitesi buluyorum...

Benim insanları bu kadar eleştirmeme rağmen onlarla konuşmam, yaptıklarını affettiğim veya onların varoluş şekillerini onayladığım anlamına gelmez ki. Çünkü aptal değilim. Çünkü kişiliklerini veya karakterlerini değiştirmeleri veya değiştirecekleri söz konusu bile değil. Yani bu anlamda bir ışık yok. O yüzden notlarını veririm, sosyal bir canlı olduğumuz için de onlara laf söylemeden-artık eleştirmeden, onlardan kendimi moral olarak koruyacak şekilde, söylediklerini ciddiye ve kaale almayarak sosyalleşmeye devam ederim. Yani umutsuz vakalarla idareten sosyalleşiyoruz işte. Söylediklerimden beni tanıyan olup da "alınan olabilir" dediğinizi duyar gibiyim. Keşke, keşke alınsalar! Ona bile razıyım! Ner'de onlarda o duyarlılık!

Yalnız değildik, milyonlarca eşcinseldik. Nefrete, yani aptallara inat eşcinselce sevişmeye devam edeceğiz!

İnsan ne kadar şeffaf olursa; o kadar dürüst olur, o kadar özgüvenli olur, o kadar yüksüz olur, o kadar samimi olur..!

TÜRKİYE'NİN ÖZGÜRLÜK ANLAMINDA AFGANİS'TAN VEYA iRAN'DAN FARKI KALMADI Kİ!

Yavaş yavaş Afganistan oluyoruz. Uyumaya devem edin emi! Ekranlarda ne eşcinsel sanatçı kaldı, ne de dansöz. Oryantal Didem, ancak İbo'nun tanıdığı olduğu için yer bulabildi Yılbaşı ekranında  ama o da boğazına kadar kapalı bir kıyafetle. Programın Youtube'daki kaydında ise Didem'in dans sahneleri makaslanmış, yok yani. Eskiden 70'lerde, 80'lerde bile Nesrin Topkapı, Prenses Banu veya Tülay Karaca gibi dansözleri en azından Yılbaşı'nda normal dans kıyafetleriyle izleyebilirdik. Diyebilirsiniz ki, kıyafetle özgürlüğün ne alakası var? Siz kendinizi özgür mü sanıyorsunuz, yoksa yasakları kanıksadınız mı?

Modern bir ülke, geri kalmış bir ülkeye çok rahat dönüştürülebilir. Özgürlük isteyenleri nokta nokta yaparsınız, olur biter. Tıpkı İran ve Afganistan'daki gibi! Türkiye yavaş yavaş İran ve Afganistan oluyor, hatta oldu bile. 60'lar ve 70'lerde İran ve Afganistan, şu anki Türkiye'den daha özgürdü mesela! 

Aşağıdaki fotoğraflarda 60'lar-70'ler İran ve Afganistan'ını ve günümüz Türkiye'sini görüyorsunuz. Hani Türkiye'deki Afganlıları veya İranlıları görüp burun kıvırıyorsunuz ya, Batı'nın gözündeki günümüz Türkiye'si işte o konumda, öyle de değil mi zaten?!

Son 20 yılda 200 yıl geriye gitti Türkiye!

Ne acı ki; eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, bilimin, insan haklarının, eşcinselliğin, hatta vicdan ve insanlığın sanki suçmuş gibi yargılandığı bir Türkiye sürecinde yaşıyoruz!

Ben durduk yere tepki gösterecek kadar aptal ve de duyarsız bir insan değilim. Ya iyi niyetim suistimal edilmiştir, ya ayrımcılığa maruz kalmışımdır, ya da haksızlık yapılmıştır vesaire. Ben çimlere basınca bile vicdan azabı duyan, kendim yemeyip hayvanlara yedirecek kadar duyarlı bir insanım. O yüzden herkes haddini bilsin lütfen, bilmeyenler de hayatımdan miktir olup gitsin. Nankörlüğün alemi yok. O kadar da salak değiliz yani!

Bugün güzel bir söz okudunuz mu, bir şiir, bir sayfa kitap, bir dergi, bir fikir, bir düşünce vesaire.., güzel bir resime baktınız mı, güzel bir fotoğrafa, bir hayvanın karnını doyurdunuz mu, güzel bir şarkı dinlediniz mi, hayata katkısı olmuş bir kişinin biyografisine falan göz attınız mı..?

Eskiden yaşadığımız yılı özetleyen daha çok almanak dergi olurdı, bu sene sadece iki tane bulabildim...

Bir ülke sanata önem vermiyorsa, o ülke asla gelişemez. Güzel ruhlu insanlar olmayınca, o ülke ne kadar gelişmiş sayılabilir ki?

İnsanlar biraraya gelince ne bir kitaptan, ne bir müzikten, ne sinemadan, ne de sosyal sorumluluktan, vesaireden bahsediyor...

Bu ülkede spor yapanlar bile spor olarak sadece futboldan bahsediyor..! Sonra da Olimpiyatların Türkiye'de yapılmasını istiyorlar!

Bu ülkede insanlar dinledikleri şarkının söz, müzik ve düzenlemesinin kime ait olduğunu bile merak etmiyor!

Disco ve dans denilince bu şarkı aklıma geliyor; ya sizin? The Michael Zager Band - Let's All Chant (1978)

Biz de zannederdik Türkiye'deki degilerin adları yerli üretim; hepsi de çalıntıymış. Hey, Blue Jean, 7 Gün dergisi bile...

3

EŞCİNSELLİK VE ŞİDDET!

Şiddete maruz kalmayan eşcinsel yoktur. Yayınlayacağım kitaplarımdan biri de bugüne kadar toplumdan veya resmi kurumlardan-kişilerden gördüğüm ayrımcılık ve şiddet üzerine olacak. Yaşadığım hiçbir olayı görsel belgeleriylr yazılı olarak ifade etmeden ölmeyeceğim.

1 Litre yağ 50 liraya dayanmış. Tabi canım sorumlusu Korona ve dış güçlerdir. Yemin ediyorum yavaş yavaş bu ülkeyi terketmeyi düşünüyorum artık. Bu kadar vicdansız bir sistemde yaşanmaz. Hitler bile bile bu kadar vicdansız değilmiştir. Bu gidişle nefes almak bile parayla olacak sanırım.

Ben Akebe partisini destekliyorum diyenler lütfen çıkmasın karşıma! İtiliyorum sizden!

Türkiye'nin en kapsamlı ve en istikrarlı LGBTİ haber arşivi "Gay Haber - Denizli Gay LBT - Halil Kandok" 13 yaşını doldurdu, 14'üne girdi!

Bizleri karanlığa ve kara günlere götürenleri seçenlerin seçimine asla saygı duymuyorum, ne münasebet!

Profilinde ne resim olan, hakkında ne bir bilgi olan kişiler seninle sosyal medyadan cinselliğe dair yazışmak istiyorlar. Kimseye güvenemiyormuş da. Peki ben nereden bileyim işletilmediğimi? Ben barsaklarıma kadar ortadayken, senin ne ayrıcalığın var da ne olduğını bilmediğim bir cisimle yazışayım. Bir de "resim at" diyorlar. Bunun bana ne faydası olacak? Açık eşcinseller, herkesin kullanmak istediği orta malı mı? Bir de reel hayatta eşcinsellerle tanışan heteroseksüeller var ve sanki artık bir şey başarmışlar gibi, seni tanıdıkları o eşcinselle tanıştırmaya çalışıyorlar. Neymiş, o eşcinsel yalnızmış da, bir şey yaşayabilir miymişiz de..? Ulan biz deneme tahtası mıyız özgüvensiz eşcinsellerin yalnızlığını giderecek? Bir heteroseksüel olarak senin duyguların ve beğenilerin var da, biz eşcinsellerin yok mu? Nasıl bir kafadır ki bu?

4

Ben homofobik İslam ülkelerini sevmiyorum; insan haklarına saygılı demokratik Avrupa, Amerika ülkelerini ve İsrail'i seviyorum!

EVRENDEN BÜTÜN İNSANLIĞA AKIL DİLİYORUM. ÇÜNKÜ AKIL OLMAYINCA SEVGİ OLMUYOR; NEFRET OLUYOR.

AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ: "Komünistlerde zaten namus anlayışı diye bir şey yoktur, aile namus anlayışı olmaz. Bir de 

LGBT var LGBT'nin ne olduğu da malum. Millet İttifakı bu onun için bunları topyekûn ahlak eğitiminden geçirmek lazım." DEMİŞ. AHLAK 

VE NAMUS NEDİR BİLİYOR MUSUNUZ; DÜRÜST OLMAK VE DE İNSAN HAKLAIRNA SAYGILI OLMAKTIR. AHLAK VE NAMUSU 

CİNSELLİK VEYA ÖZGÜRLÜKTE ARAMAYIN.

Toplumun % 15’i AKP’nin, % 9’u CHP’nin, % 7’si İyi Parti’nin insan hakları sorununu çözebileceğini düşünüyorMUŞ. AKEPE Mİ?

İnsanların hayata bakış açılarını gördükçe, artık sadece kimseye bulaşmadan huzur içinde yaşamak istiyorum. Herkes ne hali varsa g

Toplumun yarısı eşcinsellere kendini uzak hissediyorumuş. Ul*n hayatınıza katkı yapmak dışında ne yaptık biz size?

CAHİL İNSANLARDAN NEFRET EDİYORUM. ÇÜNKÜ ONLARIN SEÇİMLERİ BİZE HAYATI ZEHİR ETTİ! AYRIMCIYIM EVET, VAR MI İTİRAZINIZ!

Eskiden resmi kurumlarda falan cahil insanlar azarlandığı zaman üzülürdüm. Tecrübeyle insanın bakış açısı da değişiyor. Artık cahil insana acımıyorum; cahil insandan nefret ediyorum. Ayrımcıysam, dibine kadar ayrımcıyım. Çünkü ben onlar yüzünden dışlanıyorum, onlar yüzünden daha geçen yıl 90 kuruşa aldığım Nuh'un Ankara makarmasının poşetini 7 liraya alıyorum. Onlar yüzünden makarna bile haram oldu bize. Aynı şekilde 90 kuruşa aldığım mis süt 7 lira. Bu kafalar değişmediği sürece, gün yüzü görmeden öleceğiz.

CAHİL İNSANLARDAN NEFRET EDİYORUM!

Sarayda yaşayanlardan da kira alınsaydı, sarayda yaşarlar mıydı; ben niye sarayda yaşayamıyorum, benim neyim eksik?

Benim vergimle keyif sürenler ve onlara destek olanlar, beterin beteri olsun; var mı itirazı olan?

Bana homofobik davranan ve de hakaret edenlerle arkadaşlık yapanlar, onlarla döt döte oturanlar benim arkadaşım olmadığınızı bilin. Sevmiyorum sizi! Nezaketen sosyalleşiyorum sizlerle.

Eşcinselliğe saygı duymayanlara saygı duymayı bırakın, onları insan yerine bile koymuyorum!

Eşcinsellik günah diyen bir anlayışa ben niye inanayım ki; ben geri zekalı değilim ki!

Ben eşcinselim, inançsızım... Muhafazakarlıktan, cahillikten nefret ediyorum; ona göre! İşinize gemiyorsa, bye bye!

5

Ülke öyle bir ahlakçı hale geldi ki, magazincisi bile sanatçıların sahneye çıkmadan önceki alkolünü sorgular hale geldi. Size ne; içerim de, suçarım da. Beğenmiyorsan dinlemezsin, izlemesin ama kimseyi yargılayamazsınız ahlakçı sistemin ahlakçı magazincileri.

İsrail'i de seviyorum, Linet'i de. Çünkü İsrail'de eşcinellere özgürlük var! Özgürlüğün olduğu her şey güzeldir!

Arapça ve Farsça şarkıları çok seviyorum ve bir gün Farça'yı da öğreneceğim, Arapçayı da... Ve bir gün Beyrut'a gitmeyi, Kahire'yi görmeyi, vesaire... Çünkü ben Batı ruha sahibim zaten ve öyle yaşıyorum... Doğu'nun müziği ve o müziğin kültürü daha kıvrımlı geliyor bana...

Amerikalı oyuncu ve şarkıcı eşcinsel olduğunu açıklamış. Çok sevindik tabi. Bir kişi daha kazanmış olduk, heteroseksizme de bir kez daha geçirmiş olduk!

ELİN POLİSİ EŞCİNSELLERİ SEVER ÖVER, BİZİM POLİSİMİZ SÖVER VE DÖVER! BİZZAT YAŞADIM. ASLA SUSMAM!

Elin polisi eşcinsel onur yürüyüşünde eşcinselleri destekleyip dans ediyor, bizim polisler eşcinsel dövüyor. Aramızdaki demokrasi farkı işte bu. Onlar akıl ve mantık çerçevesinde davranıyor, bizimkiler dine dayanarak ahlakçılık yapıyor. Okey, do you understand? Demokratik falan değiliz, anlıyor musunuz? DEĞİL!

Sanki Linet Eurovision'da İsrail'i kesin temsil edecek gibi, eleme programı da formalite gibi. Bu turu da geçmiş Linet. Niye kesin temsil edecek gibi diyorum; çünkü jüri hayranlıkla izliyor ve alkışlıyor Linet'i. Linet'in de "Bu yıl İsrail'i temsil ederim, seneye de Türkiye'yi..." demesi falan da sanki kesin temsil edeceğine dair bir ipucu gibi. Dans grunuyla şov yapması falan sanki Eurovision provası gibi.

70'lerin şarkılarını neden hala çok seivyoruz; çünkü düzenlemeler güzel, sesler güzel...

6

Eşcinsellerin homofobiye-eşcinsel karşıtlığına zerre kadar bile tahammülü kalmadı. Ya çenenizi kapatın, ya da defolup gidin!

Homofobik yobaz zır cahiller zannediyor ki, bu eşcinseller biz ne yaparsak seslerini çıkartamaz. Hadi yaa; onlardaki akıl sizde olsaydı, edepli insanlar olur, geri zekalıca konuşmazdınız. Yeşil yeşildir, güneş güneştir, oksijen oksijedir, vesiare, EŞCİNSEL DE EŞCİNSELDİR, bu kadar net. Kabul etmezseniz de o sizin geri zekalığınız. Siz kabul etmiyorsunuz diye de biz eşcinselliğimizden vazgeçecek değiliz. Çünkü aptal değiliz, çünkü dibine kadar gerçeğiz. Hodri meydan!

Eşcinseller akıllı insanlardır; yoksa bilgisayarı falan icat eder, homofobiye direnirler miydi? Onlarla uğraşamazsınız!