28 Kasım
Dün de bulgur vardı, bugün de... Yanında turşu domates...
25
21. yüzyılda bir milli eğitim bakanının eşcinselliğin hala özenilerek olduğunu ifade etmesi nasıl bir şeydir gerçekten; ben köyde doğdum büyüdüm ve önümde ne özenebileceğim ne de örnek alabileceğim bir eşcinsel vardı ve ben eşcinsel olduğumu çocukluğumdan beri biliyordum.
Eşcinsellik özenilerek olunsaydı, eşcinsel düşmanı bir dünyada milyonlarca eşcinsel eşcinselliğe özenmezdi. Eşcinselliğin daha anne karnındayken bireye genetiksel olarak kodlandığını eşcinseller değil bilim adamları söylüyor. Tabi muhafazakar bir toplumda iktidarların ideolojik çıkarları ve koltuk sevdaları için insanları insan haklarını yok sayarak dogmatizm üzerinden nefret yoluyla etkilemek çok kolay. İnsan insandır; kadın, erkek, eşcinsellik, heteroseksüellik; doğanın bir çeşitliliğidir. Ne erkeklik kadınlıktan üstündür, ne de heteroseksüellik eşcinsellikten. Eşcinselliğin doğal gerçekliğini görmezlikten gelmek ya cahilliktir, ya da bile bile nefret suçudur.
24
Bir gün gelen misafirlere yemek ikram etmek için makarna yapmaya koyuldum. Tabi bilindik usul dışında yapınca, "Bunun bu yaptığı makarna yenemez ama hadi hayırlısı" demişler. Ondan sonra ne zaman canları makarna istese, bana gelirlerdi.
Muha. iktiara hiç oy vermedim, oy vermek aklımın ucundan bile geçmedi, geçemez, çünkü din-muhafazakarlık-ahlakçılık benimle o kadar ters ki... Hayatı günah üzerinden yargılayan bir zihniyetle ne işim olabilir ki? Resmen benim aklıma ve kişiliğime hakaret. Yani homofobiyi-eşcinsellik karşıtlığını bir eşcinsel olarak nasıl kabul edebilirim ki? Oysa eşcinsellik değil, homofobi-eşcinsellik karşıtlığı-doğa karşıtlığıdır hastalık olan, düzeltilmesi gereken, akıl yoksunluğu olan. İktidarı eleştirmek suç mudur?
Gelişmemiş toplumlarda kapitalizm vatandaşı silindir gibi ezip geçiyor. Batı'da olanların elinde var da sömürülüyorlar. Biz ise açlık sınırının altında yaşadığımız için, ruhumuzdan başka verecek bir şeyimiz yok, psikolojisi dirençsiz olanın vay haline. Aklı olmayan ise sürünüyor. Çünkü kötü ekonomiye karşı nasıl yaşayacağını bilmiyor. Sömürüldükçe de yaşasın kral demeye devam ediyor.
Ben nasıl yaşıyorum. Temel ihtiyaç maddeleri dışında alış veriş yapmıyorum. Yağ, şeker, tuz, salça, çay, makarna, bulgur, ekmek, soğan, patates, deterjan, sabun gibi... Pazarlardan da ucuza denk getirebilirsem mevsimlik sebze meyve... Böylece KDV'yi de bir nebze bertaraf etmiş oluyorum.
Arabam yok, ehliyetim bile. Külüstür bir bisikletim var yürüme mesafesi uzak olan yerlerde kullandığım. Doğal gaz kullanmıyorum, kullanmayacağım da. Fırınım bile yok. Bulaşık makinesi mi; o ne ayol? Vakti zamanında kıyafet almıştım, onlarla idare ediyorum. Çöpün kenarına koyulan giyilmiş kıyafet ve ayakkabılar epeyce işime yarıyor. Düşünüyorum da bazı ünlülerin sadece ayakkabılarını koydukları mağaza gibi ayakkabı odaları var. Sorsan onlara, sosyalisttirler.
Alış veriş niye yapmıyorum artık biliyor musunuz; cahil görgüsüzlerin benim vergimle hava atmamaları için. Elimden gelse dağa çıkacağım, bitimden bile nemalanamasınlar diye.
Günlerden Pazar. Artık soğuğu hissetmeye başladık dün geceden itibaren. Yani Kış mevsimini yaşamaya başladık. Yaş 55. Çocukluğumdan beri nasıl yaşıyorsam, öyle yaşıyorum. Yaşam biçimimin kapitalizme yenilmesine izin vermedim asla. Ne araba sahibi oldum, ne de doğal gaz, ne de fırın vesaire... Kartpostal gibi bir hayat sürüyorum. Kafa "yapay zeka" ayrı mesele!
22
Senden de bir şey beklemiyorum hayat. Sana da vermek için varım. Şu anda günlük ritüelim sokaktaki kedilerin karnını doyurma işlemini gerçekleştiriyorum. Artı kuşlara bayat ekmek atıyorum parktaki. Yüzümdeki huzur ondan...
21
Zamanı kalıcı hale getirmek açısından teknoloji çok değerli. Eğer fotoğraf makinesi icat edilmeseydi, resim yapmaya yoğunlaştırılmış. Haa, fotoğrafçı olabildim mi? Seviyorum, yetmez mi?
20
Her gün bir çeşit vejetaryen yemek; bir kap kendinize, bir kap komşunuza. Annem derdi ki, gelen misafire çay mı kahve mı diye sorma, karnın aç mı diye sor. Siz de her gün ister insan ister hayvan olsun, mutlaka bir canlının karnını doyurun...
Mutluluğun formülü: mekan, imkân, vicdan, sağlıkl ve huzurdur.
19
Akşam öğünümüz bir tabak üzeri peynirli sade bir makarna...
Doğudaki askerliğimi tamamladıktan sonra memlekete dönerken teröristlerin eline düştüm. Çıkan çatışmada arkadaşımın elini tutup ölümü ilk defa bu kadar ensemde hissederken, kurtulursam eğer kurban sözü verdim. Hayata bakış açımın tam olgunlaşmadığı, toplumsal içselleştirmenin verdiği duygularla hayatta kalma umudunun bir düşüncesiydi bu. Tabiki de hayvanların öldürülmesine karşı biri olarak böyle bir şey yapmadım. Hayatım boyunca da kurban ritüeline hep karşı çıktım, Sonrasında da % 90 vejetaryenlaştım. Konuyu nereye mi bağlayacağım; hani ölmüşlerimizin arkasından yemek ikramı şeklinde hayır falan yaparız ya ruhlarına değsin diye; aslında inanmadığım bir şey. Ama önemli olan bu hayır işlemini, paylaşmanın güzelliğine bir vesile yapabiliriz. Ben öyle yaptım ve bu hayır işlemini kalabalıklara değil de, kıymet bilecek tanıdığım kişilere ve hayvanlara olmak üzere belli bir dönem veya günlere değil de, zamana yayarak mesela her gün şeklinde yapmaya başladım. Çünkü hayır işlemini paylaşarak yapmak, paylaşımı da her gün yapmak; hem manevi olarak daha iyi hissettiriyor, hem de her gün birilerine dokunmuş oluyorsun. Mesela benim kedilere mama vermediğim bir gün bile olmuyor. Her gün onlarca kedinin karnını doyuruyorum ve bunu yapmazsam eğer, kendimi vicdani olarak çok kötü hissedeceğimi biliyorum. Çünkü daha fazlasını yapamadığım için bile vicdanen rahatsızım.
17
Bazen aynı yemeği yapma ihtimalim hiç olmayabilir. Yumurtanın birikmiş beyazı olacak da(kediler beyazını yemediği için bana kalıyor) aklıma soğan halkalarını onunla pişirmek olacak da... Yanında da biber kızartması... Yoğurtla yedim...
16
3 gün ne yedim? Elbette görgüsüzlük yapmak için paylaşmıyorum. "Kısıtlı erzakla ne yapılabilir"e tavsiye niteliğinde... Melemeni ise domatesin kilosu 75 lira olduğu için salçalı yaptım. Domatesin salçadan pahalı olduğu günleri de gördük... Gözümüz kapalı gider artık!
12
Evdeki tek küçük parltlıcanı doğrayıp biber ve soğanla 5 dakika kadar kavurdum, üzerine sulandırılmış salçayı da ilave ederek 5 dk. daha pışirdim...
11
Evren bütün sevdiklerimizi korusun...
Acele, pratik; patlıcan yemeği; soğan, biber, salça ve patlıcanı yağıyla tuzuyla10 dakika kadar kavuruyoruz. Yanında yoğurt ve turşu salatalık...
8
Köyde Ortaokulda okurken, sağolsun muhtarımız Dede emmi 1979 yılında çabalarıyla köyümüze ortaokul açtırmıştı, ruhu şad oldun, işte bir gün okuldan gelince tencerenin kapağını açtığımda, gördüğüm manzara karşısında "Ben bu yemeği yemem." demiştim. Çünkü salçası azdı, culdur culdur su idi. En karakteristik özelliğim çocukluğumdan beri isyankar oluşumdur. Tabi yokluk döneminde yağ salça kıtlığı da varmıştır ama asıl görmemişlik bilmemişlik vardı. Konuyu bağlamak gerekirse, gerçek başarıların arkasında iyi koşullar değil, kötü koşullar yatar. Aklı ve yeteneği olana, kötü koşullar başarı için itici bir kuvvettir çünkü. O salçasızlık bana, yemeklerin asıl lezzetinin salça olduğunu öğretmişti...
7
Bir tarafım Rönesans, öbür tarafım yapay zeka!
5
Parka terkettiler, sonra biraz hastalandı, tedavimiz olumlu sonuç verdi ve şimdi iyi. Hoşgeldin prensesim...
4
Hiç kimse benden hayvan sevmeyeni anlamamı ve anlayışla karşılamamı beklemesin. Sevgisizliğin anlaşılır bir tarafı olabilir mi? Gerçek sevgi, beklentisiz sevmektir. Cinsel dürtüleriniz veya kan bağı mecburiyetleriniz veya veya çıkarsalar ilgilerinizin sevgiyle alakası yoktur, olamaz. Kedilere verdiğim mamanın kabını, üzerine basarak ezmişler. Kim yaptığını sorduğumda, bina sakinlerinden biri dediler. İnanın hayvanlar bile bu kadar cahil ve kötü niyetli değildir; kalkıp da diğer bir hayvanın karnını doyurmasını engellemeye çalışmaz. Sizce hangi tür hayvanlık yapıyor?
3
Neden bu kadar melemen diyebilirsiniz? Yaşlı bir kedi var Kilim adını verdiğim. Kronik nezlesi var ve geçmiyor... Yumurtanın sarısını çok seviyor. Sarısını ona veriyorum, beyazlarını da telef olmasın diye ya yumurtalı ekmek yapıyorum ya da melemen. Daha önce neden böyle değildi diyebilirsiniz? Çünkü Kilim kız sokakta yaşıyor ve ara ara bana takılıyor ve bugünlerde sürekli bizde... Bugünkü melemenimiz domatessiz ve soğan, biber, Napoliten domates sosu ve yumurtanın beyazından oluşuyor.
Alamayacağımdan değil, almayacağımdan!
It's not that I can't take it, it's that I won't take it!
#incilipınar da akşama doğru... Yaptığım her şeyde ruhumdan, kendimden bir parça vardır. Hissetmediğim hiçbir şeyi yapmam... Mesela fazladan bir deklanşöre bile basmam.
Bir insan ne kadar eğitimli olursa olsun, ne kadar zengin veya kariyerli olursa olsun; eğer bir kediye pist diyorsa, bir köpeğe hoşt diyorsa, kuşları ürkütmekten çekinmiyorsa, yani onlara vicdanlı davranmıyorsa, merhamet etmiyorsa, bir çiçeği acımadan çıtırt diye kopartıyorsa; kusura bakmayın ama benim gözümde değeri yoktur. Beni ister anlarsınız, isterseniz aptal yerine koyarsınız ama benim bakış açım bu.
2
Hahahahaha... Dün de melemen yapmıştım...
Napoliten melemen
Onları o kadar çok seviyorum ki, hiç gitsinler istemiyorum. Artık saymayı bile unuttuk. 10 küsur yıl oldu Türkiye'ye geleli. Sanırım bu yıl gidecekler artık. Ama onların kalbimdeki yerleri hiç değişmeyecek.
Bugünlerde milyon kez dinlediğim bi şarkı var. Bir Cem Adrian bestesiyle#nükhetduru dan #herşeyçoksevmekten şarkısı... Nükhet Duru'nun çok katmanlı sesiyle bir şarkının nası söyendigine şahit olmak istiyorsanız, mutlaka dinleyin derim...
1
Canınız biber dolması mi istedi; iç hazırlayacağım diye uğraşmayın. Soğanınızı, iri iri doğadığınız biberinizi, salçanızı kavurup, üzerine bulgurunuzu ilave edin, bulguru 2 katı su ile pişirin. Arzunuza göre önceki günlerden artan son fasülyeleriniz ile de lezzet seviyesini yükseltebilirsiniz...






























































