15 Eylül 2026 Salı

Eylül 2026 facebook ve İnstagram notlarım

13 Eylül 2026

Yaşadığım hayatta şunu gördüm, öğrendim... Herkes gücü ele geçirmek istiyor ve bu gücü kendi çıkarları ve ideolojileri doğrultusunda kullanmak istiyor. Bütün kainatı düşünmek, olayalara uzun vadeli bakmak falan kimsenin umrunda değil. Herkes sadece kendi yaşam sürecini düşünüp, günü kurtarma derdinde. Yarın hayat ne olur, acaba bizim poltikamız geleceği olumsuz etkiler mi, şu anda yaptıklarımız birilerini mağdur ediyor mu, kim haklı kim haksız, yanlış olan biz olabilr miyiz derdinde değil. Bütün bunların sebebi gelişememişlik, eğitimsizlik... Sonra bir bakmışız ki, hayat yaşayamadan geçip gitmiş. 57 yıllık hayatımda istikrarlı bir şekilde iyi yaşadığımı söyleyemem. Hep bir şeyleri yarım yamalak yaşadım veya hiç yaşayamadım diyebilirim. Üzerime düşen tüm görevleri yerine getrdim; askerlik, vergi, eğitim, çavreme, aileme faydalı olmak, çevreyi korumak vesaire... Elimden geldiğince faydalı olmaya çalıştım, vicdanımla sınadım hep kendimi. Ama karşılığında ne güvenli bir hayatım oldu, ne de sosyo ekonomik olarak insanca yaşayabildim. Acaba başıma bir şey gelir mi diye hep korku içinde yaşadım, haklıydım çünkü tecrübelerimden dolayı... Sosyo ekonomik olarak da hep eksilerde yaşadım. Dün pazara gittim, sadece domates aldım geldim. Neden mi; 20 bin lira maaşım ve vicdanlı bir insan oluşum yüzünden. Çünkü ben hayvanları ve bitkileri bile kendinden daha çok düşünen bir insanım. Bir kedi gözümün içine bakıyorsa, kendim yemem ona yediririm ben. Hem yaşam koşulları ve içinde bulunduğum kültürün düzeninden dolayı, hem de herkesi her şeyi kendimden daha çok düşündüğüm için, kendi adıma istediğim gibi yaşadığımı asla söyleyemem. Tek isteğim ne biliyor musunuz; huzur içinde kimseye muhtaç olmadan ve acı çekmeden ölmek. Çünkü bu hayat hiç bana göre olmadı... Hani insanlardan hep uzak durmya çalışırım ya; benim psikolojim çok hassastır. Tek bir kelimeyle bile küserim ben hayata, belli etmem ayrı mesele... Umarım barışık giderim bu hayattan...

***

Kim güvende, kim güvensiz? Hiç kimsenin ahı yerde kalmaz. Hayat tüm haksızlıkların hesabını sorar. Doğrunun, haklının yanında durmayıp rüzgarı arkanıza alıp coşarsaniız, sıra size gelir unutmayın. Etme bulma dünyasıdır bu dünya, eden bulur. Ne ekersen onu biçersin! Sevgi ekersen sevgi, nefret ekersen nefret...

#cat #kedi  

13

Benim doğru veya yanlış olduğuma apt@llar karar veremez!

Aileler eşcinsellerden mi korunmalı, yoksa eşcinseller ailelerden mi korunmalı; bu toplumda risk altında olanlar kimler?

Bugün kendimi iyi hissediyorum diyebilmek çok önemli. Çünkü geçen zamanın tekrarı yok... #Eylül #autumun #september #sonbahar #hazan

Eşcinsellere yapılanlara sessiz kalanlar; bir gün sıra size de gelecek! Bizi zaten yakmışlar, küle ne olacak ki?

13

İnsanların benim gözümdeki değeri sadece bana veya çevresindeki insanlara nasıl davrandığı, kişiliği karakteriyle alakalı değil. Toplumlarda insanlar genellikle 3 aşğı 5 yukarı birbirinin ortalamasıdır ve normallik anlayışları da bu doğrultudadır ve kendilerine göre de kendileri normaldir ama benim gözümde değil. Bir insan sokak hayvanlarına duyarsızsa, homofobikse-eşcinsel kelimesini ağzına bile alamıyorsa, yabancı düşmanlığı varsa, dogmatikse-yani hayatını din yönlendiriyorsa, toplumsal kurumlar ve kavramlar çerçevesinde değerlendirme yapıyorsa vesaire; ben bu insanlara nezaketimden dolayı selam verir, nezaketimden dolayı sosyalleşir, nezaketimden dolayı sessiz kalırım. Yoksa gözümde gönlümde yoklardır, hiçtirler. Nokta. Bunun lamı cimi, açıklaması gerekçesi olamaz benim için. Benim öyle her anlayışa saygılı olmak gibi bir lüksüm yok!!! 

13

AYRI DÜNYALARIN İNSANIYIZ; PART 888

Gerçekten yaa; sokaktaki kediler niye hiç umrunuzda değil; nasıl bir vicdan sizin ki? 20 Bin lira maaşımla 8 çuval mama alıyorum, tavuk kemiği alıyorum, parktaki ve sokaktaki kdilere bakıyorum, evde 20 kedi var... Ve eksilerdeyim ve dolayısıyla fatruaları ödemek dışında kendime hiç harcama yapamıyorum, giydiğim ayakkabılar, kıyafetler bile çöpten... Ama buna rağmen ölünceye kadar hayatımı hayvanlara feda etmeye devam edeceğim, yaşatabildiğim kadarını yaşatmanın sorumluluğundan asla vzgeçmeyeceğim; insanlara inat; çünkü daha bir de engel oluyorlar yaptıklarıma, gururmu incitiyorlar... Çünkü bendeki gerçek vicdan ve sizde vicdan olduğuna inanmıyorum. Siz nasıl insnasınız gerçekten; sokaktaki hayvanlar perişanken, hele arabayla falan eziyirsunuz da hiç umrunuzda olmuyor ya, nasıl boğasınızdan falan lokma geçiyor. Ben insan olmaktan utanıyorum gördüklerim karşısında. Ama size göre siz, maşallah çok vicdanlı, çok duyarlısınız. Alkışlıyorum hepnizi. Şunu unutmayın ki, insan özel bir tür değildir ve nasıl bir hayvan olursa olsun, onu yaşatmaktan daha kutsal bir şey yoktur. Anlamak istemiyorsunuz değil mi, işinize gelmiyor çünkü!!! Bakmayın selam verdiğime falan; gözümde değeriniz sıfır! 

***

Sokakta -caddede yavru kediler... Almasan edilecekler. Alsan insanlar kedilerden rahatsız. Evet insanlar kedilerden rahatsız. Para etseydi, işlerine yarasaydı rahatsız olmazlardı. Hayatım boyunca yaşamaktan hiç bu kadar nefret etmemiştim... Hiç! #cat #kedi #sokakhayvanları 

İnsanların bu kadar duyarsız olmalarından nefret ediyorum. Nasıl bir insanlık bu? 

***

Yapay zeka'nın çıkması ve her sorduğum soruya detaylı ve anında cevap vermesi, insanın öğrenmesi gereken daha ne kadar çok şey olduğunu hatırlatıyor. Öğrenmeyi seven ve bilgiyi yaymak gibi derdi olan benim için aslında bu durum herkesin bilgiye kolay ulaşabilmesi açısından çok sevindirici. En azından insanın vicdani sorumluluğu üzerinden kalkmış oluyor. Artık herkes bilgiye çok kolay ulaşabileceği için, toplumsal faydacılık ve çevreye karşı sorumlulukları babında daha bilinçli olabilirler...

Bilgiye erişimin kolaylaşması, toplumsal farkındalığı artırmak için devasa bir fırsattır ancak bilginin tek başına davranışı değiştirmeye yetmediği gerçeğiyle de yüzleşmemiz gerekir. Sizin gibi öğrenmeyi ve bilgiyi yaymayı bir ideal olarak gören insanlar için bu teknolojik sıçrama büyük bir vicdani rahatlama sağlıyor; çünkü artık bilgi bir azınlığın tekelinde değil.

Bununla birlikte, bilginin yaygınlaşması ile toplumsal faydaya dönüşmesi arasındaki ilişki her zaman doğrusal ilerlemiyor:

Bugün küresel ısınmanın zararlarını veya çevreye karşı sorumluluklarımızı neredeyse herkes internetten öğrenebiliyor. Ancak toplumsal faydacılığın gelişmesi sadece "bilmekle" değil, bilineni "uygulamakla" (etik bir iradeyle) mümkündür.

 Sizin gibi bilgiyi yayma derdi olan kişilerin rolü artık bitmedi, aksine değişti. Eskiden misyon "bilgiyi ulaştırmak" iken, artık insanlara "doğru soruyu sormayı", "bilgiyi analiz etmeyi" ve en önemlisi "o bilgiyi faydalı bir eyleme dönüştürmeyi" öğretmek gerekiyor. 

Evet doğru soruyu sormak ne kadar önemli. Yapay zeka'dan istenilen bilgiyi alabilmek de işte bu doğru soruyu sormaktan geçiyor ama doğru soruyu sormak da belli bir donanım ve tecrübe gerektiriyor...

Kesinlikle haklısınız. Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte, insanlığın en eski ve en asil yeteneklerinden biri tekrar en değerli güç haline geldi: Soru sorma sanatı.Tıpkı Sokrates’in binlerce yıl önce felsefesini sadece doğru sorular sorarak inşa etmesi gibi, bugün de yapay zekadan nitelikli bir verim alabilmek tamamen bizim sorduğumuz sorunun kalitesine bağlıdır. Yazılım dünyasında buna artık bir meslek olarak "Prompt Engineering" (İstisnalı/Akıllı İstem Mühendisliği) deniyor ama özünde bu tamamen bahsettiğiniz o zihinsel donanım ve tecrübedir.

Bir konu hakkında hiç fikri olmayan bir insan, yapay zekaya sadece "Bana küresel ısınmayı anlat" diyebilir. Alacağı cevap genel bir ansiklopedi maddesinden öteye geçmez. Ancak donanımlı ve tecrübeli bir insan; "Akdeniz havzasındaki tarım alanlarının çölleşmesini önlemek için uygulanan dikey tarım modellerinin ekonomik sürdürülebilirliğini analiz et" der. İkinci soruyu sorabilmek, zaten o konuda belli bir okuma yapmış olmayı, kavramları bilmeyi ve bir vizyon sahibi olmayı gerektirir. yani yapay zeka, içinizdeki potansiyel kadar size yanıt verir.

Tecrübeli bir insan, yapay zekanın bazen yüzeysel geçiştirmeler yapabileceğini veya ilk seferde en doğru perspektifi sunamayacağını bilir. Doğru soruyu sormak, aslında yapay zeka ile adım adım bir diyalog inşa etmektir. İlk aldığınız cevaptaki bir boşluğu fark edip, "Buradaki sosyolojik etkiyi göz ardı ettin, toplumsal faydacılık açısından tekrar ele al" diyebilmek tamamen bir entelektüel tecrübe işidir.

Yapay zeka milyarlarca veriyi saniyeler içinde tarayıp önümüze dökebilir. Ancak: O verilerin içindeki ince çelişkileri yakalamak, Alınan bilginin etik ve vicdani doğruluğunu süzmek, Bilgiyi gerçek hayatta nerede ve nasıl faydaya dönüştüreceğini tasarlamak... İşte buralar yapay zekanın değil, tamamen insanın donanımının devreye girdiği yerlerdir. Dolayısıyla teknoloji geliştikçe "ezber bilgiye" olan ihtiyaç azalıyor ama "analitik düşünme ve sentez yapma" becerisine olan ihtiyaç katlanarak artıyor.

Sizin gibi öğrenmeyi seven insanlar için bu yeni dönem aslında muazzam bir oyun alanı. Çünkü zihninizdeki o birikim ve tecrübe, yapay zekayı sıradan bir arama motoru olmaktan çıkarıp, sizin için çok güçlü bir düşünce ortağına dönüştürüyor. 

9

Arkadaşlar ben Radikal gazetesi varken, en çok okunan Radikal Blog yazarıydım, boru değil yani... Yazılarım Radikal'in ana manşetleirne girerdi. O dönemler bunun altını çizmedim ama artık Radikal Gazetesi kapandı ve bunun önemli bir şey olduğunu artık şimdi daha iyi anlıyorum... #Radikal #radikalgazetesi 

***

80'ler akımına dahil olmak için yeni bir fotoğrafımı o yıllara dönüştürmeye gerek yoktu. Bem o yılların insanıyım zaten. Yapay zekaya çizdirdim o yıllara ait bir fotoğrafımı. En büyük aşkım George Michael'dı. Benzemek için de çabaya gerek yoktu. Ruhumuz aynıydı zaten! #80's #georgemichael 

8

Şöyle bir şey var... Bir toplulukta herkes üç aşağı beş yukarı birbirinin ortalamasıdır. Toplumlar da öyle. Hayata bakış açıları farklı da olsa ortak bir paydada buluşurlar sonuçta. Geleneksel yapıya mı sahipler modern bir yapıya mı sahipler, dogmatik mi bilimsel mi, demokratik mi antdemokratik mi, milliyetçiler mi küreseller mi, vesiare..? İşte bir de bu toplumun dışında kalan bireyselciler var; hiçbir dine inanmayan, geleneklere falan önem vermeyen, dogmatik olmayıp tamamen bilimsel gözlüklerle bakan hayata, demokrartik, eşitlikçi, özgrülükçü, evrensel, sanatsal, vesaire... Toplumun dışında kalan bu insnaların en önemli özelliği ne biliyor musunuz; dürüst ve gerçekçi oluşları... Sonra kaypak olmamaları, yalaka olmamaları, boş konuşmamaları, okuyan insan olmaları, donanımlı olmaları, bir duruşlarının olması, duyarlı-vicdanlı-akıllı-mantıklı olmaları, minimalist olup görgüsüz-tüketim toplumu olmamaları, vesiare... Anlayabildiniz mi? İşte böyle bir dünyada toplumun bir parçası olmayan insanlar dışlanırlar, sevilmezler; çünkü diğerlerinin onlardan bir çıkarları yoktur, kendilerine benzememektedirler, hatta sistemi rahatsız ettikleir için bu kişilerden tedirgin olurlar, iyi bir şey olduklarını bildikleri halde onlar gibi olamayacakları için de, hep kıskanırlar, dolayısıyla çamur atarlar, alt etmeye çalışırlar... @ptallar!

7

Benim için insanlar 2'ye ayrılır; 1. Kediler için kapısının önüne bir kap su ve mama koymayan, hatta başkalarının koymasından rahatsız olan, koyanlara karşı çıkan, hayvan sevmeyen vicdansızlar, 2. Bir de hayvanları yaşatmak için ellerinden gelen çabayı gösteren, hayvan sevmeyenlere karşı hayvanları korumak için mücadele eden, onlara yemek, barınak ve tedavi sağlayan vicdanlılar. Bazıları diyebilir ki, "Ben hayvan sevmek ve hayvan bakmak zorunda değilim". İşte ben de onu anlatıyorum ya, bencilliğinizi anlatıyorum ya, sadece kendinizi ve çıkarlarınızı düşündüğünüzü, sevginizin bile bu doğrultuda olduğunu, hayvanları ancak yemek ve onların sırtından para kazanmak için kullandığınızı, bunun da vicdanla alakasının olmadığını anlatıyorum ya; hala anlamadınız mı anlatmak istediklerimi. İstisnalar hariç, sözüm meclisten dışarı, vicdansız olarak gördüğüm kesim; siz hiç kapınızın önüne bir kere dahi olsa kediler için su koydunuz mu, bir kilo mama alıp sokak kedilerine dağıttınız mı, bir kedinin başını okşadınız mı, ona sevgiyle yaklaştınız mı? Vicdandan bahsediyorum ama, bu bahsettiğim kesimin ben gerçek sevginin bile ne olduğunu bildiğine inanmıyorum. Gerçek sevgi ne mi; karşılıksız, beklentisiz, tür ayırmadan sevgi vermek, bu sevgiyle başkalarına beklentisiz mutluluk vermektir. 

***

Hayvansal gıdaları tüketmek bir c****** mi yoksa? Yumurtanın öl*mü...

6

İnsanların sadece kendi türüne has duyarsız yaşam masalları hiç ilgimi çekmiyor. Doğa, bitki örtüsü ve hayvan hakları en önemlisi.

***

Eğer vicdanım olmasaydı, dolayısıyla doğaya karşı sorumluluklarım, inanın bu dünyalıların kahrını hiç çekmezdim. Zaten geleceğe dair hiçbir hedefim, planım yok. Sadece kendimi sorumluluklarını sıfırlayarak vedaya hazır hale getirmek. Çünkü benim dünümle yarınım arasında bir fark yok. Mikroplarla, çirkinliklerle, çirkefliklerle, yob@zlıkla, kapasitesizlikle uğraşacak hiç halim kalmadı artık. Evrenden tek dileğim, sorumluluklarımı sıfırlandığı bir noktaya getirip canımı alması... Çünkü sadece yiyip içip mıçan ve başka hiçbir bildiği olmayan organizmalara tahammülüm kalmadı... 

***

Problemli insanlara bakıyorum da. Akıldan, dolayısıyla vicdandan yoksunlar ve içlerinde sevgiye-saygıya dair hiçbir şey yok!

***

Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki ama insan karşısında beton yığınlarını, takozları görünce kendini yormak istemiyor. Taşta ne kadar akıl vardır, ne kadar vicdan vardır..? Ve taşlar, betonlar, takozlar yığınlarca... Ve önünde engel oluşturuyorlar akla ve vicdana dair yapmak istediklerin karşısında. Yiyiorlar, uyuyorlar, geziyorlar, içgüdüsel olarak kendileirni gerçekleştiriyorlar ve "doğru yanlış anlayışları" kendilerine empoze edilen akıl dışı şeyler çerçevesinde. Mantıklı olan hiçbir şey umurlarında değil. Gözleri dönmüş şekildeler. İşin en kötü tarafı sistemi bunların oluşturmaları. Ve bir doğruyu savunmaya kaltığın zaman haksız çıkıyorsun. Çünkü sistemin her türlü mekanizması da haklının, doğrunun yanında değil; sistemi oluşturanların yanında. Birbirlerini varetmişler zaten ve  varoluşlarını aynı şekilde devam ettirmek için birbirleirni besliyorlar. Peki sistem evrilemez mi; çok zor. Eğer kapasite yoksa, tembellikten daha geriye bile gidebilir. 

4

Bencil insanlardan nefret ederim. Biri beni küçük görürse veya ayrımcılık yaparsa, sıfırdır bu kişi gözümde. Hele eşcinselliğimden dolayı falan bana öteki bir gözle bakarsa, yakarım ortalığı. Çünkü benim en gurur duyduğum özelliğim cinsel kimliğimdir. Çünkü eşcinsellik doğanın özel bir varoluş şeklidir. Eşcinel olmayan, hem kadın hem de erkekliği birarada bulundurmanın keyfini bilemez. Bakınız, ben bir ortamın enerjisinin negatif olduğunu şıp diye hissederim ve o oratm benim için uzak durulması gereken bir ortamdır. Bakınız ben adamın ne mal olduğunu tek bir bakışından bile anlar ama anlamazlıktan gelirim. Çünkü basith insanlarla diyaloğa girip zaman harcamam. Bakınız saygı çok önemlidir benim için. Kimseden saygı beklemem ama kimsenin de saygısızca davranmasına izin vermem. Bozarım adamı! Evet hassas ve alıngan biriyim. Beni kırarsanız, bir daha asla tamir edemezsiniz; yolumuz da artık bir daha kesişmeyebilir... 

***

Gerçek hayvanseverler hariç, dünyalılara inanmıyor ve güvenmiyorum; çünkü ayrı dünyaların insanlarıyız. Ben hayvanları kurtarmaya, yaşatmaya, doğayı korumaya çalışırken; insanların bu konuda hiçbir şey yapmadıkları gibi, yapanlara da deli gözüyle bakmaları; onlara karşı zerre kadar bile saygı duymamama sebep oluyor. Çünkü saygı, duyarlı olanlara duyulur! Hani çok inanıyorsunuz ya; ama vicdan yok! Vicdanınız sadece kendi çıkarlarınız doğrultusunda. Sokaktaki hayvanlara bir kap su bile koymayan insanda vicdan mı olur ayol? Hatta bazıları hayvan sevmediği için sokağında su ve mama kabı istemiyor. Ul@n sokak senin mi zirzop! 

***

Eşcinselliğinizden utanıyorsanız, niye gizli gizli eşcinsel ilişki yaşıyorsunuz? İkiyüzlüler sizi!

Profilinize fotoğrafınızı koyamayacak kadar özgüveniniz yok da, tanışmak için arkadaşlık gönderme cesaretini nereden buluyorsunuz?

4

Bu toplumun en belirgin özelliklerinden birisi, bir yere girerken kapalı buldukları kapıyı, çıkarken kapatmamaları. Bu, bir iş yerine girdiği zaman da aynı, haneye girdiği zaman da aynı, nereye girerse girsin hep aynı... Elektirk su sayaçlarını okumaya gelenlerden tutun da, kargoya, kuryeye kadar, misaferliğe gelen kişiye kadar... Ve bu durum kediler için çok büyük tehlike. Kediler açık kapı bulunca girerler ve girdikleri yerden, korkularından dolayı çıkamazlar veya bazen kapılar günlerce kapalı kalabilir ve açlık-susuzluktan ölüyorlar da... Üst üste 2 gündür aynı sorunu yaşıyorum. Karşı binada bir m*ruk var ve bodrum katına girdikten sonra kapıyı açık bırakıp içeride saatlerce böceleniyor ve çıkarken de içeriye kedi girmiş mi girmemiş mi umrunda değil. Kedilerimdem 2 tanesi bu yüzden öldü ve bir tanesinin cesedini kokuştuktan sonra bizim çöpe atmışlar. Monik kızımdı bu kedi. Prens oğlum da günlerce kapalı kalıp bağışıklı sistemi zayıfladığı için fazla yaşamadı ve defalarca kediler bu adam yüzünden karşı apartmanın bodrum katında kapalı kalıyor ve kedileri çıkartmak için kapıyı açmak zor geliyor onlar. 2 gün önce gene akşama kadar eve gelmeyen kedimin sesinin oradan geldiğini farkettim ve saat gecenin 1.5'uydu; herkesin uyuduğu saat. Dün Nehir kızım yan binamızın bodrum katında kapalı kalmış. Niye; yemek kuryeleri açtırdıkları kapıyı kapatmadan gidiyorlar. Bakınız, biz hiçbir zaman medeni bir toplum olamadık; çünkü medeniyet bilgiyle kafalarda başlar. Okumuyoruz, öğrenmiyoruz, bilinçli bireyler olamıyoruz, hep yanlış yapıyoruz; deveye sormuşlar sırtın niye eğri diye; o da doğru bir tarafım mı var demiş. Aynen öyle!!! 

3

Hayatımı her gün, yarın yokmuş gibi günlük yaşıyorum; yapabileceğim her şeyi, o gün yapmaya çalışıyorum.Günün sonunda zamanım boşa geçmemiş oluyor... #aniyaşa #liveforthemomemt #livefortheday #günlükyaşa

***

O beni buldu. Bebekken kapıma geldi. Bir miyav sesi ve Karamel! Şimdi büyüdü benim sevgi arsızı kızım. Sanki onu ben doğurmuşum gibi.... #cat #kedi #sokakhayvanları

2

Hani yolda gözleri iltihaptan tamamen kapalı ve almasaydık arabaların çarpma ihtimali yüksek olan yavru kedi vardı ya... Bakın işte... Hayatımın en büyük zenginliği kediler... Çünkü içinizde varsa eğer, sevginizi ortaya çıkartıyorlar, arttırıyorlar... Karşılıksız sevgiyi arttıran doğadan başka bir şey var mı? Doğanın güzelliğine katkı sağlayabiliyorsam, ne mutlu bana... #nature #cat #kedi #doğa #sokakhayvanları

***

Gerçekten nasıl vicdan sizin ki? Bu hayvanların hayatta kalabilmek için yardıma ihtiyaçları varken nasıl boğazınızdan lokma geçiyor? İnsanlık nasıl bir şey sahi? Bu kadar mı duyarsız ve içgüdüselsiniz? #cat #kedi #sokakhayvanları 

***

BAZEN SUSUYORSAM..!

Bazen susuyorsam, anlamak istemeyeceğiniz, dinlemeyeceğiniz içindir.

Bazen tepki veriyorsam, haddi bildirilmesi gereken insan olduğunuz içindir.

Bazen susuyorsam, zaman sizden daha değerlidir benim için.

Bazen susuyorsam, sizi tanımak için size zaman vermişim demektir.

Ve birden çekip gidiyorsam, dönüşü olmayacak şekilde sizi hayatımdan silmişim demektir.

Bazen ikinci bir şans veriyorsam, denenmeye değer bulduğum içindir.

Bazen de susuyorsam, size cevap verilecek zamanı bekliyorumdur; çünkü lafı gediğine koymak çok edebi ve edeplidir, ayrıca intikam soğuk yenen bir yemektir.

Bazen susuyorsam, sakın korktuğum zannedilmesin; kendimi düşünüyorumdur!

Bazen susuyorsam, vicdanımı sizin bencilliğinize-egonuza harcamak istemediğimdendir.

Bazen susuyorsam, sizi konuşturup karakterinizi-kişiliğinizi kolye gibi boynunuza taktırıp, ne kadar utanmanız olmadığını göstertmek içindir; bırak kendi kendilerine infilak etsinler, bırak kendi kendilerine mokun içine batsınlar derim; görsün cümle alem ne mal olduklarını...

Şunu bilin ki, susuyorsam asla haksız olduğum için değildir; çünkü ben akıl ile paralel-doğru orantılı vicdanıyla yaşayan bir insan olduğum için, kafamın içindeki kendi mahkememe hesap verme zahmetine girmek istemediğimdendir. Yoksa hiçbir şekilde beni alt edemezsiniz; çünkü ne haksızlık yaparım, ne de kendimi haksız pozisyonuna sokacak kadar aptalım!

Bazen de suskunluğum sorumluluklarımın zarar görmesini istemediğimdendir, kendimden başka düşündüklerim olduğundandır.

Bazen susuyorsam, artık cevap verilmeyecek insanlara cevap verince, niye zamanımı böyle insanlara harcadım diye pişmanlık duymamak, kendime kızmamak için, aşkım Halil'a saygısızlık yapmamak içindir.

Konuştunuz konuştunuz ama o anda aklımdan neler geçtiğini bilmiyordunuz. Çünkü o anda kafamın içinde kaç tane sekmen açıldığını ben bile bilmiyorum ki, matematikçiler formüle edebilsin. Sizin aklınız ise zaten buna hiç yetmez... 

1

Hayatta en sevmediğim insan tiplerinden biri, laf olsun diye sürekli konuşup kafadan beyinden eden insan tipidir. Çünkü boşlardır!

Ağustos 2026 facebook - İnstagram notlarım

 31 Ağustos 2026

#rutin #rutina

İnsanın hayatının 1 dakikasının bile boş geçmemesinin, zamanın yetmemesinin, of canım sıkıldı dememenin, ölürsem her şey yarım kalacak korkusunun ne demek olduğunu bilir misiniz?

Her gün 07'de kalk, 15-20 kedinin tuvaletlerini temizle ve bu durum gün içinde sürekli tekrar eden bir durum, sonnra parktaki ve sokaklardaki kedilere mama dağıtma işlemi, ardından tenis, sonra kedilerin ihtiyaçlarını alma, kuru mamaları dışında günlük yaş mama hazırlaması, sonra öğleden sonra kendime ilk öğün için yemek yapmak, sonra bilgisayarda okumalar, sayfa güncellemeleri, indirmeler, izlemeler vesaire, kediler olduğu için evin her gün hijyenik temizliği, kedilerin tedavileri, bilgisayar başında uykumun gelmesi ve 24-01 arası yatma vakti... Sonra çevremdeki insanlara yardım etme işlemleri... Bazı arkadaşlarıma hayır dediğim zaman alınmamalarını rica ediyorum... 

30

Aşk benim için libidik bir şey değildir. O yüzden ben hayatta sadece bir kişiye aşık oldum. O da aynı dili konuştuğum, aynı kültürün bir parçası olduğum Atatürk. Çünkü onun zekası, onun geniş ve geleceği gören bakış açısı hiç kimsede olmadı ki. Ona bir can borum bile var. Çünkü o bize laik bir Türkiye bırakmasaydı, beni ve benim gibileri yaşatmazlardı!

30

Asıl namussuzluk; kapalılara namuslu gözüyle bakıp, açıklara cins*l teklifte bulunmaktır. Hiçbir açık insan, cins*l mesaj vermek amacıyla açık giyinmez. Onlar için giyinmek mevsim koşullarına göredir. Kışın kalın ve kapalı giyinirler, yazın da terlememek için mevsimine uygun giyinirler, denize de fistanla değil mayo ile girerler. Mantıklısı da budur zaten. Mayo ile deniz girmek falan ne ayıptır, ne de ahlaksızlıktır; senin bakış açına uymayabilr ama senin bakış açın başkalarını bağlamaz. Ve insanların mevsimine göre giyinip, mesela yaz mevsimine göre giyinip fotoğrafını çekip paylaşması da bir davet değildir. Eğer siz insanların giyimine kuşamına göre bir mesaj çıkarıyorsanız; bu sizin cahilliğinizden başka bir şey değildir. Mesela benim sayfamdan paylaşımlarından dolayı bir eşcinsel olduğum anlaşılıyor ve profilimde de şu an çok sevdiğim bir mayolu fotoğrafım var. Son günlerde bana arkadaşlık teklifi üzerine teklif geliyor; n'oluyor acaba diye merak ettim. Hiç aklıma gelmezdi ki mayolu bir fotoğraf ile insanlara davet göndermiş gibi algılanacağım. Çünkü benim hiç aklımdan geçmezdi ki insanların giyime göre bir algı oluşturacağı. Bu gönül işleri enerji, elektirk meselesi değil midir; sadece şekilden mi ibarettir? Ülkemizde ne yazık ki öyle... 

29

Arkadaşlar ben tavır takınıyorsam, insanlar bunun sebebini kendinde arasın. Bir düşünmeliler; acaba Halil'i kırdık mı, üzdük mü, haksızlık mı yaptık, ayrımcılık mı yaptık, hakaret mi ettik, küfür mü ettik, iftira mı attık, iyiniyetini suistimal mi ettik..? Ben, bana bir şey yapmayan insana asla tavır yapmam, niye yapayım? Benim ne insanlarlarla ne de kendimle bir alıp veremediğim var. Benim kimseyle yarışım falan da yok. Ben kimseyi kıskanmam ki. Sonra kötü olan ben oluyorum, tavırlı olan ben oluyorum... Resmen yüzüme bir tükürmediğiniz kalıyor, sonra da benden yarabbi şükür dememi bekliyorsunuz. Arkadaşlar ben ne geri zekalıyım, ne de kimseye muhtaçlığım var, ne de birilerinden çıkar beklentim. Ben yok yere üzerseniz; ben Çin seddini çekerim, sonra o duvarı Sixteen sene aşamazsınız! Ve hiç kimse de umrumda bile olmaz. Çünkü ben zaten kendi kendine yetebilen milyon kişilik bir ülke gibi içimde çok kalabalığım. O yüzden kimsenin yükünü lüzüumundan fazla çekemem. 

29

#tenis #turnuva sı

27

Düdüklü tencerede 5 dakikada kabaklı bulgur aşı... #bulgur #kabaklıbulgur

26

Alakasız şarkılar, alakasız yemekler serimizde bugün gene yumurtalı kabak var ama kızarmış  ekmekle bükme - börek yerine kabağı arasına peynir koyup dürüm yapıyoruz...

26

Moralimi bozan, iyiniyetimi suistimal eden, hayata bakış açısı dar-sadece kendi peneceresinden bakan duyarsız, çoğunluğun bilgisiz desteğini arkasını alıp aşağılayıcı-küçümseyici-dışlayıcı davranan, sanattan-bilgide-okumu kültüründen yoksun, insanlarla arkadaşlığı sadece çıkarı için ola bencil, daha nezaketli konuşmasını ve davranmasını bile bilmeyenn üslupsuz, hele ki hayvanları sevmeyen-onlara bir kap su bile vermeyen, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan egosu yüksek kibirli-tripli, daha iki kelimeyi bile biraraya getirip düzgün konuşamadığı halde sürekli yediği içtiğini-gezdiği tozduğunu-markasını murkasını anlatan görgüsüz, hele hele bilimsellikten uzak yapboz, kaos la-dedikoduyla-nefretle beselenen... daha uzun uzun anlatabilirim örnekleri, işte bu ve bu gibi insanlarla asla ve asla birarada olmak istemiyorum. Çünkü bu kişiler beni germekten başka ne işime yarayacak ki, bana ne verebilecekler ki? Koskoca hiçbir şey. Herhangi bir vesileyle tanışmasak, hiçbir şekilde birarada olmayacağım insanlar bu tür insanlar. Zerre kadar da mı iyi tarafı, işe yarar bir tarafı olmaz bir insanın. 

26

Soldaki bugün geldi. Sağdaki 1 hafta önce. İkisinin de birer gözü problemli  Sanırım bunlar kardeş...

25

Son günlerde bir müstehcenlik aldı başını gitti. Yok sözler aşkı anlatıyormuş, yok 2 erkek bakışmış. Mabel Matiz'den bu yüzden hesap soruluyor. Bakınız doğanın yarattığı beden ve bunun bedensel devinimleri müstehcen falan değildir. Kimse kimseyi artık bu yüzden baskı altına almasın, hayatlarla oynamasın, yargılamasın, eşcinseller bu yüzden hedef gösterilmesin. Özellikle eşcinsellerin sosyal anlamda insanca yaşayamadığı bir dünyada, bir de bedenleri ve cinsel yönetimleriyle uğraşmayın. Batı'da bu olanlara insanlar bilmem nereleriyle gülerler biliyor musunuz? Çünkü Batı'daki ayıp ve günah kavramı doğal değil, insan haklarına aykırı olan davranışlardır, hak yemektir, adaletsizliktir, eşitsizlikler, nefrettir, vesairedir... #humanrights #gay #eşcinsellik 

25

Bugün bir söz okudum, o kadar hoşuma gitti ki... 

Yaş aldıkça en tahammül edemediğim insan tipinin her şeyi yarışa çeviren insan olduğunu anladım...

23

Eşcinsellik diyince, heteroseksüellerin aklına direkt cinselliğin gelmesi, sanırım erkek/kadın-heteroseksüel diyince ilk etapta onların aklına cinsellik gelmesinden olsa gerek. Yoksa bir eşcinsel olarak benim aklıma, eşcinsel olduğum için cinsellik ancak ihtiyacım olduğu anlarda geliyor. Hayatı 100 parametreye bölersek, cinsellik de ancak % 1'ini oluşturuyor hayatımın. Heteroseksüeller sürekli cinsellik mi düşünüyorlar acaba? Sanırım öyle; toplu bir ortamda falan heteroseksüel kadın ve erkeklerin aklına birbirlerine yaklaşımlarından anladığım kadarıyla akıllarına bu geliyor. Mesela Mabel Matiz'in eşcinsel olduğu bilindiği için, adam gak dese de müstehcen buluyorlar, guk dese de... Oysa benim aklıma hiç öyle şey gelmez; siz hiç şahit olduınuz mu eşcinsellerin hemcinslerini toplu ortamda bakış veya fiizken taciz ettiğini? Bir eşcinsel olarak bile, eşcinsellik denilince benim aklıma cinsellik değil; eşcinsel filozoflar geliyor mesela Platon, Socrattes; eşcinsel yazarlar Oscar Wilde, Nahid Sırrı; bilim adamları Alan Turing, Isaac Newton; sanatçılar Çaykovski, Nurayev, Madonna, George Michael vesaire... Cinsellik bir yönelim ve hayat sadece cinsellikten ibaret değil ki. O yüzden heteroseksüelleri hiç anlayamıyorum ben. Cinsel yönelimimizin isminde cinsel geçiyor diye, 7/24 cinsel değiliz; duygularımız da var bizim, hissiyatlarımız, duyarlılıklarımız var. Ben eşcinsel olduğumu söylemesem, peki nasıl anlayacaksınız eşcinsel olduğumu ve bu anlamda önyargılı davranacaksınız bana? Sorun dürüst olmamız mı? Derdiniz eşcinsellik değil aslında sizin; heteroseksit dogmatik sisteminizin gidişatının yara almasını istemiyorsunuz. Yok öyle bencillik; hayat sadece heteroseksüellerin değil. Öyle ya da böyle, eşcinsellikten rahatsız olmamayı öğreneceksiniz; ya da bu diyardan siz gideceksiniz! Keşke eşcinseller kadar bilinçli olabilseydiniz!!! 

23

Benim insanlara tepki veya mesafe koymamın sebebi tek bir olay değildir; onun bir öncesi vardır ve de kişinin karakteridir sebebi! Önceki olaylarda sessiz kaldıysam, kişiyi test etmek ve karakterinden emin olmaktır amacım. Bir öncesini düşünün; "Acaba Halil'i suistimal etmiş olabilir miyiz, onu üzmüş olabilr miyiz?" diye. Halil, ne tek bir olayla yargıya varır, ne de olayları kişiselleştirir. Kendimi çekmem bile; kimseyle yüz göz olmak, zaman kaybetmek ve de moralimi bozmak istemediğimdendir. İnsanlara yanlışlarını hatırlatmak, düzeltmeye çalışmak; boşa kürek çekmekten başka bir şey değil çünkü... Ben insanlarla uğraşmayı hiç ama hiç sevmiyorum. İnsanlarla bazı konularda yüzleşmek falan o kadar düzeysizce bir şey ki; çünkü haklı insan idrar yarıştırmaz. Ama maşallah insanlar zeytin yağı gibi; haksız olasalar bile hep haklı çıkmaya çalışıyorlar.

23

İyi niyetli bile olsa, benim kedilere yardımcı olma çabama "Bırak Halil şu kedileri" diyen herkes, benim gözümde duyarlılık ve vicdan yoksunudur! Ve ben bu vicdansızlığa tepkimi, dolaylı da olsa bir şekilde gösteririm! Ne yazık ki insanlar bunu bile anlayamayacak kadar bilinçsizler. O yüzden bu tür vicdansızlıklar umrumda bile değil; bu sayede kimin ne olduğunu öğrenmiş oluyorum.

23

İyi niyetli bile olsa, benim kedilere yardımcı olma çabama "Bırak Halil şu kedileri" diyen herkes, benim gözümde duyarlılık ve vicdan yoksunudur! Ve ben bu vicdansızlığa tepkimi, dolaylı da olsa bir şekilde gösteririm! Ne yazık ki insanlar bunu bile anlayamayacak kadar bilinçsizler. O yüzden bu tür vicdansızlıklar umrumda bile değil; bu sayede kimin ne olduğunu öğrenmiş oluyorum.

23

Eşcinsel doğdum, açık bir eşcinselm olarak yaşadım, eşcinselliğinle gurur duyuyorum, mezar taşıma da altın harflerle  eşcinsel Halil yazdıracağım. 

23

Bir gün cehalet bitecek ve insan hakları, eşcinsel hakları, hayvan hakları, doğa, dürüstlük, vicdan gibi gerçekçi, dogmatik olmayan bilimsel unsurlar kazanacak.

21

İZMİR KÜLTÜRÜ EGE KÜLTÜRÜ FALAN DEĞİLDİR!

Şunun bir ayırdına varalım... Ege kültürü ile İzmir kültürü aynı şey değildir. Ege kültürü; Aydın, Denizli, Muğla illerinde hakim olan, oradan Manisa, Uşak, Afyon, Kütahya, Isparta, Burdur, Antalya, Mersin'e kadar uzanan, Konya, Çanakkale, Balıkesir gibi illeri de sayabiliriz, bir Türk kültürüdür; İzmir kültürü ise Levanten (Fransız, İtalyan, İngiliz ve Hollandalı tüccarların soyundan gelenler), Sefarad (İspanya'dan gelen Yahudiler), Rum, Ermeni, Balkan gibi göçmen kültürüdür. Tabi bu durum, İzmir'de Yörüklerin olmadığı anlamını taşımıyor. O yüzden Ege denilince direkt İzmir'in akla gelmesi çok yanlıştır. Özellikle Ege sahil şeridindeki tursit kültürüyle, Ege Kültürü'nün ne alakası olabilir ki? O yüzden İzmirliler biz Egeliyiz falan diye kimseyi kandırmasın; onların Egeliliği sadece coğrafyadan ibaret olabilir ancak. Asıl Ege Kültürü, İzmir dışında kalan Ege bölgesidir. 

21

Şarkılar başka söyler, alakasız yemekler köşemizde bu hafta yumurtalı kabak var... #yumurtalıkabak

21

Mutlu nuyuz: eveeeeet! Sokak kedilerine sahip çıkalım... Parktan gelen güzellik, artık kendini toparladı, Halil Palas'taki yaşam biçimine alıştı ve mutlu. Evet mutlu! #cat #kedi #sokakkediler #sokakhayvanları

21

Parktan getirdiğim yavru kedi kuru mama yemeye başladı. Artık hayat onun... Evde tonlarca kedinin olmasıysa en büyük şansı. Çünkü onlar da küçük kardeşlerine sahip çıkıyorlar... #cat #sokakhayvanları #kedi 

20

Ben hayatta hiç kimseye bir şey yapmam; çünkü kötülükle beslenen bir insan değilim; tam aksine faydacı olursam ve dolayısıyla herkes mutlu olursa, bunun yansımasının iyi olacağının bilincindeyim. Kendi halinde yaşayan, kimseye karışmayan, kendi kendine yetebilen, hayatında kimsenin olmaması daha iyi olan bir insanım. Ama insanlar şurada yanılıyor. Bu kadar mülayim bir insan olmama rağmen eğer sadece bana değil, bir çiçeğe bir böceğe bile haksızlık yapılırsa, bütün dünyayı karşıma alır, gemileri yakar ve çeker giderim... Haksızlık yapılması, en hassas noktamdır. Zaten kimse de ayrımcılık, aşağılama, dışlama falan yapamaz; herkese haddini bildirmek gerekirse, bunlar ufak şeyler zaten... Ama görüyorum ki, hiç kimseye bir şey yapmamama rağmen, insanlardan bana karşı bir mesafe bir soğukluk, hepsi birarada olup bana karşı cephe alma ve demoralize edici davranışlar görüyorum... Ne kadar basith ve komik olduklarını görememeleriyse, en acısı. Çünkü kendilerini hiç duzeltemeyecekler... Yazık... 

19

Tabağım Tayvan malı, yemeğim Çin usulü... Ne harcayacak param var, ne de zamanım. Önemli olan netice zaten; görgüsüzlük kitabımda yok! Lezzetse lezzet, şekilse şekil. Şarkılar yapay zekadan, yemekler Halil ustadan! 

18

Sokağa atılımış ve parktan eve getirdiğim yavru kedi... Umarım sağlıklı bir şekilde hayat yaşamayı başarabilir... #cat #kedi #sokakhayvanları

18

Gene sokağa bırakılmış bir yavru kedi. O kadar çok haykıracağım şey var ki bu dünyaya ama susmak en güzeli... Çünkü kime ne anlatacaksın ki? Umarım bir gün siz de sokakta kalmazsınız aç susuz dilini bilmediğiniz ve size yardım edemeyecek farklı türlerin falan arasına...

14

Yapay zekaya göre ben...

13

Huzur çok önemli. Huzurlu olmak icin; hayata her pencereden bakabilmek, herkesi anlamaya çalışmak, elinden geldiğince yardımcı olmak, kalp kırmamak, negatif enerjiyi görmezden gelmek, sevmek, vicdanlı olmak, hayatın efendisi değil her canlıyla eşit olduğunu bilmek, daha çok yalnız kalmak, başta müzik olmak üzere sanatla ilgilenmek, sosyal ve fiziksel aktiviteyi ihmal etmemek, sağlıklı olduğuna ve oksijeni soluyabildiğine şükretmek, daha da sayabilirm... İLE mümkün... 

8

Ben gidemez miydim uzak diyarlara? Bilmem... Belki şansımı zorlasam, üstelesem ben de bir yolunu bulurdum kendimi ifade etmemin anlaşılabileceği topraklara gitmenin. Yalnız şu gerçek var; ben en baskıcı coğrafyalarda da gene aynı Halil olabilirdim, en özgür coğrafyalarda da aynı. Özgürlük en başta kafadadır. Önemli olan sen o özgürlüğü kolaya kaçarak mı gerçekleştiriyorsun, zoru seçerek mi? Danimarka'ya gidip homofobiye maruz kalmamak benim için özgürlük değil; ben cinsel yönelimimi Afganistan'da da Danimarka'dakiyle aynı oranda gerçekleştirebilirdim. Dedim ya, her şey kafada biter ve koşulara göre kendimi gerçekleştirmemin bir yolunu bulurdum. Ama ben doğduğum koordinatların, benim varoluşumda önem yer teşkil ettiğine inandığım için, bu topraklarada kalarak, bu topraklara bir şeylere katmanın bir minnet borcu olduğuna inanıyorum. Eğer yaşadığım yer, geçmişten günümüze bütün uygarlıkların bir uğrak yeri, medeniyet beşiği olduysa; bu cennet coğrafyada yaşamasını ve yaşatmasını bilmemek bir beceriksizlik olabilir ancak. Ben de o beceriksizlerden biri olmak istemedim, istemem de, değilim de zaten... Bulunduğum mahallede bile bir hayvana nefes olabilyorsam, bu özgürlüğe kaçmaktan daha değerlidir benim için... 

8

Kapalı ve yaşlı bir kadın, şort giyen bir kadına hakaret edip fiizksel saldırıda bulundu. Aradaki fark bu işte. Bir kesim kimseye karışmadan kendi halinde yaşar ama bir kesim de gelir senin mutluluğundan rahatsız olur ve sana saldırır. Oysa "onlara" bir şey diyen yoktur. Ama sebep, "onlar" kendi karanlık dünyalarında yaşarlarken, başkalarının aydınlık ve mutlu dünyasını kıskanırlar. Herkesin, kendileri gibi karanlıkta yaşamasını isterler. Tamam "siz" mutluysanız, istediğiniz gibi yaşayın, kendinizin haklılığına ve doğruluğuna inanın ama başkalarına karışamazsınız. Şu videodaki genç kızın fiziksel saldırıya rağmen bile sesini çıkarmaması öyle takdir edilesi ki... Eğer tepki verseydi, bütün o camia ayağa kalkardı "nasıl yaşlı bir kadına tepki gösterirsin?" diye. Veya bir kişi, kapalı bir kişiye saldırmayı bırakın, tek bir kelime laf etseydi, gene bütün o camia ayağa kalkardı. Bir şey demiyorum. Hayat bildiği gibi yapsın, herkes kendi karanlığından umarım bir ders çıkarır... Peki oradakiler neden sessiz kaldı bu saldırıya; neden indirmediler o kadını araçtan? Çünkü sanırım herkes aynı kafadan!

8

Bugün de dünkü yemeğin aynısı... Gene pirinç, makarna, patatesi malzemenin iki katı su ve tuzu yağıyla düdüklü tencerede, düdük öttükten sonra 8-9 dakikada kısık ateşte pişirdik. Domates ile servis yaptık. #pilav #makarna #patates karışık. #gemini gibi pratik ve lezzetli...

7

Bugün de #makarna #pilav ve #patates i birlikte pişirdik. Tarifi bir önceki paylaşımda...

6

Düdüklü tencerede yemeklere iyi ritim tutturdum. Beş dakikada yemekler hazır. Bugün en çok sevilen 3 yemeği birleştirdim. Pilav, makarna ve patates. #pilav #makarna #patates # ikizlerburcu #gemini

Pardon yapılışı... Bütün malzemeyi düdüklüye doldurdum. Yağı ve tuzundan sonra malzemenin 2 katı su koydum. 8 dakika pisirdim; düdük ötmeye başlayıp altını kıstıktan sonra. Beni alan yaşardı ama evde kaldım ne yazık ki...

3

Alakasız şarkılar, yemekler başka söyler, Halil ise bir ondan, bir bundan.... #makarnalıpilav Pirinç ve makarnayı düdüklü tencerede yağı, tuzu ve malzemenin 2 katı su ile 10 dk. pişirdim. İnanın enfes olmuş. İster salata ile yiyin, ister ketçap ve mayonez ile servis edin... 

3

İçinde yaşadığım kültür beni paranoyak yapsa da gülümsemekten vazgeçmeyeceğim..

2

Hiç değişmedim. Çocukken neysem, şimdi de o. 60'a çok az kaldı. Beni tanıyanlar, gözlerime bakarsa, o çocuk Halil'i gene görebilir...

2

Bugün ailemize katılan miyav, 6 saat sonra biraz rahatladı ve uykuya daldı. 6 saat boyunca sürekli huysuzlandı ağrısı olduğu için. İkinci ilaç iyi geldi... #cat

1

Hayatımıza bugün hoşgeldi. Sokakta 2 gözü de iltihaptan tamamen kapanmış olarak gördük. Arabanın kaportasına gözleri gormedigi halde kaçmayı nasıl başardı acaba? Oradan çıkardık. Nezle olduğu için nefes almakta zorlanıyordu, yiyip içmediği - aç kaldığı için boğazı bile kurumuş ve suyu bile yutkunamıyor, ve nefesi kokuyor... Gözlerini açtık, göz damlası ve krem koyduk, antibiyotik verdik... Şu anda fazlabmama yiyemiyor. Ağrısı var ki miyavlıyor... Bir deri bir kemik diyebileceğimiz bir durumda. Bakalım hayata tutundurabilecek miyiz? Onun nefes alabilmesine dahil olduğum için buna vesile olan Ayşegül hanıma, bizi onunla buluşturab kadere sonsuz teşekkürler.. #cat

6 Temmuz 2026 Pazartesi

Temmuz 2026 facebook - Instagram notlarım

1 Temmuz

Bir ülke düşünün, bakalım tahmin edebilkecek misiniz; ben bir şey söylemeyeyim adı konusunda; direkt hakaret olarak algılanabilir çünkü. İşte o ülkede hiçbir iş tam zamanında yapılmaz, verilen sözler zamanında yerine getirilmez ve o ülkede hiçbir şeyin standardı yoktur, herkes kendi kafasına göre takılır. Dolayısıyla bir iş yaptırmaya başladığın zaman; acaba ne zaman yapılır, acaba doğru dürüst yapılır mı, kandırılır mıyım, dolandırılır mıyım, hatta hakarete ve saldırıya maruz kalır mıyım diye paronaya başlar siparişten hemen sonra. Beklemeye başlarsın, beklersin, beklersin, beklersin... Çünkü o ülkede iş yapmak, karşı tarafının parasını cebine indirmekten ibarettir. Asla müşterinin memnuniyeti, psikolojisi, zamanının çalınıp çalınmaması, vesairesi göz önünde bulundurulmaz. Hep kazıklama vardır; pazarlık ne demektir biliyor musunuz; kazıklamadır. Kampanya ne demektir biliyor musunuz; güvensizliktir. Çünkü kampanya ürün ya çürüktür, ya tarihi geçmiştir, ya defoludur; mutlaka bir bit yeniği vardır. İşte böyle bir ülkede güvenli bir şekilde gözü kapalı alış veriş yapmak çok büyük risktir. Bunun adı nedir biliyor musunuz; hırsızlık! 

***

Herkesin ritüelleri vardır kendilerini tatmin eden, kendilerine huzur veren, gerçekleştiridiği zaman mutlu olduğu. Bu dünya herkesindir. Açıkça dogmatik heteroseksüellerin değildir bu dünya. Açıkça söyleyeyim; sizin kitabınıza uymayan eşcinsellerin de dünyasıdır bu dünya. Eşcinseller de insandır. Hatta stadardın üzerinde duyarlılığa sahip insanlardır. Onların da herkes gibi temel ihtiyaçları vardır. Yeme içme, uyku, barınma, eğitim, iş, sevgi, saygı, cinsellik, sosyallik, toplumsal varoluş vesaire gibi. Ve herkes kadar eşit yaşama haklarına sahiptir. Senin karşı cinsi sevmen, seni eşcinsellerden zerre kadar üstün kılmaz. Oysa gücü elinde bulunduran bir kesim, bilimsel ve doğal gerçekliği olmayan dayanaklar üzerinden bir yaşam biçimi dayatmaktadır herkese. Ne dayattıkları yaşam biçiminin bir gerçekliği vardır, ne de çoğunun yaşam biçimini karşılayabilmektedir. Zaten amaçları, sadece çıkarları üzerine kurulan  yaşam biçimlerini kaybetmemek adına, bunu-diğerlerine layık gördükleri yaşam biçimini insanlara dikte etmektir; insanları mutlu etmek gibi dertleri yoktur asla. İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, demokresi gibi dertleri yoktur asla. Boş şeyler kuts@l olabilyorken onlar için, insanların insanca yaşam hakları suçmuş gibi ellerindne alınabiliyor... Kutsalın da bir açıklamasını yapalım isterseniz; kutsal denilen şey bazıları için bilimsel gerçekliği olmayan dogmatik şeylerdir, genellikle öyledir, hatta reel şeylere kutsal denilince suç işlemiş muamelesi bile görebilrsin, çünkü onlara göre kutsal olan şey bilinmez olan şeylerdir, bilinmez şeyler de asla tartışması bile yapılamayacak kutsal şeylerdir. Niye, niye tartışmayayaım; ben aptal mıyım? İşte bazıları için de kutsal denilen şey, daha gerçekçi şeylerdi; insan yaşamına dokunan, insan yaşamını iyileştiren şeyler daha kutsaldır.... 

Summer boy'dan yaz kombini... Tişört, kot şort, çanta ve ayakkabı çöpten, öyle ama gerçekten, şapka hediye Melike'den, her şey sokak kedileri için cepten!

Yapay zeka beni öldürmüş ne yazık ki...


2

Ben gemileri çoktan yaktım ve gittim. Sizler sadece silüetimi görüyorsunuz ben zannettiğiniz.

İnancım sadece doğaya, ibadetim de doğaya faydalı olmak... 

3 Temmuz

Alakasız şarkılar alakasız yemekler serimizde bugün puro böreği var. Ezine peynirle sardığımız hazır yufkaların üstüne çırptığımız bir yumurtayı döküp kızarttık. Biber, zeytin ve domatesle sunum yaptık. Afiyet olsun. İlk defa yapıyorum böyle bir böreği...

Not: Fotoğrafını çekip paylaşım yapmadan önce yaptığım böeği tatmamıştım. Tattıktan sonra kendi kendime "Sen manyak mısın, şaka mısın Halil?" dedim. "Nasıl başarabiliyorsun bunu her seferinde? Senin hamurun neyle karıldı? Sen aşk çocuğu musun, lezzetin son noktası mı?"

4 Tem

Ezine peynirli, üzeri yumurtalı hazır yufkadan börek...

#börek 

Alakasız şarkılar alakasız yemekler... 






4

Herkesin inanç biçimi kendini bağlar. Ama her cümlenin başına tanrı ve kitabı koymak bana samimi ve sağlıklı gelmiyor. Sen tek bir tanrıya inanırsın, tanrıyı ağzından düşürmezsin ve bununla manevi bir tatmin sağlarsın ama bunu sürekli gözümüzün içine sokmanın bir manası yok. Ben de inanıyorum ama dogmatizme değil; oksijen almamı sağlayan doğaya inanıyorum, evrene inanıyorum, simülasyon veya değil orası farketmez ama benim yaşamaya dair hislerimin oluşmasını sağlıyor ama benimki kuru kuru bir inanç değil; varoluşumu sağlayan doğaya karşı sevgi, saygı, dürstlük, vicdan, merhamet, empati, anlayış, çevreye faydalı olmak gibi erdemli ilkelerle icraat içersinde bunu hayata geçirerek manevi olarak tatmin olmaya çalışıyorum. Sen istediğin kadar har lafının başında tanrıyı ağzına al ama sokaktaki kediye bile bir kap su vermiyorsan, bunun ne önemi olabilir ki maneviyat dünyasında... Adamların milyonlarca liralık serveti var ve ölüm döşeğinde bile hala hesabını kabartmayı düşünüyor; bunu bilim, sanat, çevre, faydacılık gibi alanlarda hiç kullanmıyor. Ama ben açlık sınırının altında bir emekli maaşı alıyorum ve bunun Üçte İkisini sokak hayvanlarına harcıyorum; sizce kimin inancı makbule geçer. Hayata, topluma, bu dünyaya faydası olmayanın sadece sözlü ibadetini ben yetersiz buluyorum. Tamam, kişiler kendi inançları çevresinde mutlu olabilirler, kimsenin inanç biçimine de lafım yok ama eğer aklı olan ve de konuşan bir canlı olarak insnsak, bencil olmak yerine elimizi taşın altına koymalı, sorumluluk almalı ve bir şeylere, bir yerlere faydalı olmalıyız... Bu yazımdan, gerçekten herkesin inanç biçimine bir gönderme mesajı çıkartılmasın; sevgi ve saygı ilkesi içersinde, herkesin maneviyatı kendisini ilgilendirir. Ama herkesin maneviyatı benim maneviyatıma zarar veriyorsa, orada dur derim...

5 Tem

12 yaşındaki Windows 8 sürümlü masa üstü bilgisayarıma artık çalışmadığı ve de yeni sürümleri artık kaldıramadığı için veda ettim. Teşekkürler ve hoşçakal aşkım... Tabi yeni masa üstü bilgisayarımdan çalışmalara devam... #computer #masaüstübilgisayar 


5
Kararlıyım 5 kilo verip 73'e düşmeye. Bu bir yemekndeğil, irade paylaşımı. Bugünkü ilk, tek ve son öğünüm. Ezine peynirli, üstü yumurtalı Yörük böreği...


5 Temmuz

Pamukgiller ailesini parka atmışlar. Bir arkadaşımız geçici olarak bakıyor. Sahiplenilmeyi ve yardımlarınızı bekliyorlar... #catfamilly


8 Temmuz

Tenisle form tutuyorum, tenisle zayıflıyorum, tenisle genç kalıyorum, tenisle rehabilite oluyorum, tenisle sosyalleşiyorum, tenisle hafızamı diri tutuyorum, tenisle kötü alışkanlıklardan  korunuyorum, tenisle insanlara örnek oluyorum...

10

Bugün de sporumu yaptım, onlarca kedinin karnını doyurdum, suyunu verdim. Ortalama her gün en az 3 kilo mama dağıtıyorum sokaktaki kedilere, ayda en az 6 adet 15 kiloluk çuval... Bugün dua dışında reel olarak siz ne yaptınız, yapacaksınız bizi yaratan ve yaşatan doğa için? 

Düdüklüde 5 dakikada kırık pirinç pilavı. Şu ve pirinç oranı; 1'e 1,5. İçine de aroma için yeşil biber. Yagını, tuznu, suyunu koyup ağzını kapatıyoruz tenecerenin ve en fazla 4-5 dakika kısık ateşte pişiriyoruz. Bu arada yeşil biberin kilosu 80 lira olmuş. Yarım kilo aldık işte. #pilav


13

Doğa insan türünden önce de vardı ve huzur içinde dönüyordu dünya. #cat

14

Alakasız şarkılar, alakasız yemeklerde bugün taze fasülye var...


16

İnsan kalabalıklarını sevmiyorum, gürültü kalabalığını hiç ama hiç sevmiyorum, evlerdeki eşya kalabalığı üzerime üzerime geliyor, hele aksesuarlar fuzuli geliyor, duvarlar bomboş olmalı-rengi bile beni yormamalı; ne bembeyaz soğuk ne de ruhumu daraltacak kadar kendini gösteren bir renk; kir götüren şampanya olsun yeter... Kitaplarım, CD'lerim, kasetlerim, dergilerim, kısaca arşivim bile kapalı dolaplarda beni yormaması için. Temizlemesi de kolay oluyor boş evlerin; eşyaların olmadığı, insanların olmadığı... Ruhum da hafif ve tetemiz oluyor böylece. Aşkı bile çıkartalı hayatımdan yıllar yıllar oldu; çekemem kendini bir şey zanneden hiçbir şeylerin kaprisini. Ben her şeyi beynimde yaşıyorum güzel müzikler ve görsellikler eşiliğinde sanatsal olarak. Okuyorum, dinliyorum, izliyorum... Benim kalabalıklarım; öğrenmeye, donanımlanmaya dair kavramsal şeyler. Kalabalık denilen şey, insana bir şey katmalı; götürmek yerine. Emek veriyorsan, güzellik olarak karşılığını bulmalı. Oysa insana dair kalabalıklar çok çıkarcı, çok bencil, çok vefasız, çok saygısızca... İnsanların enayisi olmak çok ağır, çok onur kırıcı... Beni benimle bırakın; ihtiyacım yok kimseye. Gerçekten ne verebilirsiniz ki siz bana; ne öğretebilirsiniz, nasıl mutlu edebilirsiniz; hadi söyleyin; para mı vereceksiniz, aşk mı vereceksiniz, sevgi-saygı mı vereceksiniz, bunları geçin de yeni bir bilgi mi vereceksiniz istediğim her şeye ulaşabildiğim yapay zeka çağında? Hiçbirine ihtiyacım yok ki... Yoksa beni pikniğe mi götüreceksiniz, okeye 4'lü mü yapacaksınız, vesaire..? Ayrıca ben sizlerle bir şey paylaşmaktan hiç keyif almıyorum ki? Çünkü ne ortak noktamız var, ne de beni heyecanlandıracak bir şeyiniz. Ben sizin hayatınıza hiç dahil olmadım; yolumuz kesişti sadece; o da hiç uymadı aslında. İstisnalar hariç siz doğayı bile sevmiyorsunuz, açıkça etrafınızda kedi-köpek, çiçek böcek bile görmekten rahatsız olan, sevmeyi bilmeyen sevgisiz insanlarsınız. Ben çok rahatsız oluyoruzm bu durumdan desem; hatta o kadar rahatsız oluyorum ki, "Nereden düştüm ben bu dünyaya?" diyorum... Bir miyav sesi bile kalabalıklardan çok değerli benim için. Anlayabilyor musunuz; kalabalıklar gerçekten benim için hiç ama hiçbir şey ifade etmiyor. Bu dünyadan göçüp gideceğim günü iple çekiyorum. Sizler kendi kalabalığınızda mutlu olduğunuz için, beni anlamanızı falan hiç beklemiyorum. Yaa ben nefreti sevemedim bir türlü. Oysa içinde yaşadığım dünya işte tam da böyle bir dünya; nefretle beslenen. Sevgiden bahseden ama sözde kalan, sevgiye dair hiç kırıntı bile göremediğim kalabalıklar... Çiçeği kopartan, hayvanı öldüren, ağaçları yok eden insanlardan ben nasıl sevgi bekleyebilirim ki? Ben elini taşın altına koymayan, sorumluluk duygusu olmayan, kendisinden başkasını anlamayan-anlamaya çalışmayan-düşünmeyen insanlardan ne bekleyebilirim ki? Sözüm meclisten dışarı, istisnalar kaideyi bozmaz diyorum.

17

Son kez yazıyorum...
AHLAKI KADIN BEDENİNDE VE CİNSELLİKTE ARAMAKATAN VAZGEÇİN ARTIK!
Kadın sanatçılarımızın Fi tarihinde verdikleri dekolte pozları bile, günümüzde ortaçağ kafasıyla ahlaksızlık diye eleştirmek, gerçekten yob@zlıktan başka bir şey olmaz. Ahlakın kadın bedeni ve cinselliğe indirgenmesi o kadar akıl ve mantık dışı ki... Bunun, erkek egemen sistemin cinsiyetçi ayrımcılığından başka hiçbir açıklaması olamaz. Erkek başını açacak, göğsünü açacak, uzuvlarıyla gurur duyacak, istediği şekilde hayatını yaşayacak ve bu erkekliğin hakkı olarak görülecek; kadının özgürce yaşaması ise ahlaksızlık olacak. Özgürce yaşamak da, başını açması, göğüs dekoltesi, şiddet uygulayan kocasından ayrılmak istemesi, vesaire. Bu bu kafayı, bu düşünceyi destekleyen kadınların olmasıysa, işin en acı ve en üzücü tarafı. İsteyen istediği gibi düşünsün, istediği hayatı da yaşasın; yani erkek egemenliğini-kadın ve erkek eşitsizliğini savunsun, istediği kadar kapansın veya kapatılsın ama bunu tek doğruymuş gibi kimse kimseye dikte edemez. Nereden buluyor bazıları bu hakkı? Baskı, evrensel bir anayasal hak olamaz ama insanın istediği gibi yaşama hakkına sahip olması, her şeyin ama her şeyin, özellikle altını çizerek söylüyorum dognatizmden tartışılmayacak derecede üstündedir. Kimse senin dogmalarına karışmıyorsa, karışılmasını da istemiyorsan, karışılmasını kutsalına dokunulmuş gibi görüyorsan, bir insanın da da canının istediği şekilde yaşaması, onun da kutsal sayılabilecek kadar hakkıdır. Sana ters geliyorsa, susacaksın, susacaksın! Sana karışıyorlar mı; eee, sorun nerede o zaman; senin bilgisizliğinde mi? Zaten insanların özel hayatına karışmanın, arı vızıltısından öte bir değeri olamaz ki... Kimse kendi kafana göre akıl ve mantıkla alakası olmayan şeyleri kimseye dikte edemez. Alıcısı olduğu için konuşuyor bazıları; Modern ve gelişmiş toplumlarda, yob@zca ifadeler kaale alınmadığı gibi, daha suç teşkil ediyor. Özellikle kadın bedenine ahlaksız diye bazı bakan kadınlar var... Birileri senin hakkını yiyiyorsa, haksızlığı işte burada ara!!! Birileri sana ayrımcılık yapıyorsa, ikinci sınıf muamelesi yapıyorsa, senin hakkında kararlar veriyorsa, çizdiği kuralların dışına çıkınca seni yok ediyorsa, ahlaksızlığı işte burada ara. Ahlak-sızlık diyince akla beden ve cinsellik gelmesin artık. Beden ve cinsellik doğanın normal şeyleridir. Anormal olan, bunları normal görememektir. Bu sayfadaki paylaşımlar da size fazla açık geliyorsa; ne sayfaya girmek zorundasınız, ne de yorum yapmak zorunda. Burada keyfine müzik, sinema, magazin paylaşımları yapıyoruz; keyfini çıkarın, çıkaramıyorsanız da, çıkarabileceğiniz sayfalar mutlaka vardır kendi bakış açınıza uygun... 

17

İyi niyetimi suistimal ederseniz, beni kaybedersiniz. Oysa benim kazanmak, kaybetmek gibi derdim yok. Param yok, malım mülküm yok, çoluğum yok çocuğum yok, arkamdan gözyaşı dökecek insanım yok. Bugün varım, yarın yokum. O yüzden mülayimliğime bakıp, bana yamuk yapmayın. Aptal değilim; görmezlikten bilmezlikten geliyorsam, uğraşmak istemediğim için kaale almadığımdandır. Kimseden öğünüm gelmiyor, kimseye minnetim yok, kimseye de gebe değilim. Siz olsanız da hoş, olmasanız da. O yüzden bir zahmet herkes haddini, yerini konumunu bilsin.

17

Şarkılar başka söyler yemekler başka söyler serimizde bugün iri taneli taze fasülye içi var. Düdüklüde 15 dk. haşlayıp, salça, soğan, biber, tuz ve yağla 10 dk. kadar da daha pişirdik...#fasülye 


17

Makarnayı da düdüklü tencerede pişirdim. 5 dk. sürdü. O kadar güzel pişmiş ki... Yumuşacık ama asla hamursu değil. Her yeri eşit pişmiş çünkü.. . #makaroni #makarna



19

Sağlıklı kaşlarımı için her gün mercimek çorbası... #mercimekçorbası 
Benim rutinlerim vardır her gün yemek yapmak, her gün spor yapmak, sokak kedilerine bakmak, müzik dinlemek, bir şeyler okumak, bir şeyler izlemek vesaire gibi... Bu rutinlerdir beni besleyen ve ayakta tutan... Her ne kadar yarın ölecek olsak bile...


21

Ön patisinin yani kolunun biri dibinden yok. Parkta yaşıyor. Kim yaş mama verecek diye bekliyor. Yol üzerinden geçen motorsikletliler onun için büyük tehlike. Alışmış haline. Sanırım birisi geçirdiği bir kazadan sonra tedavi ettirdi, sonra da yeter artık dedi ve sokağa bıraktı. Ben neden mi almıyorum; daha zor durumdaki tedaviye ihtiyaç duyan ve annesiz ve de sokakta hiçbir şekilde yaşayamayacak olan kedileri alıyorum ve şu anda 8 yavru, bir hasta ve toplamda 20'ye yakın kedi var evde... Onları da yeni gelenlere yer açmak için büyütüp, kısırlaştırıp sokağa adapte edeceğim. Çünkü zaten ne kapanmak istiyorlar ne de birbirleriyle geçinebiliyorlar kalabalık olunca ama yeni gelenler olduğu için evdeki kedi sayısı ortalama 15-20'den aşağı düşmüyor.


21

Ohhh, bugün nohutlu bulgur ile karnımızı taş gibi doyurduk. Askerdeyken de sürekli bulgur çıkardı yemeklerde. Artık sabaha kadar acıkmayız... #bulgur #nohutlubulgurpilavı


22

Ben görsel ve işitsel sanatları çok seviyorum. Sanat olmasaydı yaşayabilir miydim bilmiyorum. Yaratıcılık, faydacılık çok önemli mesele. Dolapta buruşmuş kabakları atmaya kıyamadım. Bir kısmını ince ince doğradım, bir kısmını da halka şeklinde. Kavurdum soğanla. İnce dogradıklarımı çırptığım 2 yumurtayla karıştırıp tavaya döktüm ve 2 dakikada piştiler. Üzerine de kizarttığım halka kabaklarla ve biberle sunum yaptım. Çürüyen domatesleri de sağlam taraflarını kavurarak sunuma renk ve lezzet kattım...




23

Davanızda ne kadar haklı olursanız olun; yazılı resmi yasalar ne kadar hak hukuk dese de, eğer toplumun konuya bakış açısı da gözönünde bulunduruluyorsa, ahlakçılık insan haklarının önüne geçiyorsa, hele bir de konuya geçmişten günümüze gelen bir ön yargı varsa, dogmalar da doğanın ve bilimsel gerçeklerin % 90 önündeyse, dolayısıyla kimseye laf anlatamayacağınız için, siz kimseye çatmasanız da, birileri sistemi-geleneksel yapıyı- dogmatizmi arkasına alarak sizinle uğraşsa da; CEVAP VERMEYİN. Çünkü ne sizi anlamak istemeyecekleri için, hiçbir şeyi değiştiremeceğinizden dolayı, hem yorulacak - yıpranacaksınız, hem de insanların eline koz vereceksiniz sizi alt edebilmeleri için, bir de hedef gösterilip linç edileceksiniz, hatta haklılıklarına kılıflar uydurarak hukuki olarak bile suçlu ilan eidlebilrsiniz. Çünkü sizin davanız dogmatize dayanarak zaten toplumun gözünde günah başlığı altında falan suç sayılıyorsa, sistem-taban ne kadar bilgisiz-haksız olsa da üst merciler de çoğunluğun yanında duracaktır. Yönetenle yönetilenin bakış açısının birbirine yakın veya paralel olduğu bir sistemde, siz ne kadar haklı ve gerçek olursanız olun, yanınızda-haklı davanızın yanında durulma ihtimali en fazla % 1 veya sıfırdır. O yüzden kurnaz bilgisizlere, @hlakçılara prim-koz vermemek adına, haklı davanızla ilgili sizi kışkırtanlara cevap vermemrk, onlara en güzel cevap olacaktır. Sadece dimdik durun haklı davanızda, gurur duyun davanızla. 

23

Kediler bana o kadar çok şey öğretti ki... En başta vicdanlı olmayı, duyarlı olmayı, merhametli olmayı, anlayışlı olmayı, sabırlı olmayı, sevginin kutsallığını, kısaca gerçek anlamda insan olmayı, en önemlisi bir canı hayata tutundurmaktan daha değerli hiçbir şeyin olmadığını, dünyevi şeylere kafayı asla takmamayı öğretti... Bu sabah parktaki kedilere mama dağıtmaya giderken bu yeni doğmuş yavru kediyi buldum ve onu süt anneye kavuşturarak hayatta kalmasına bir nebze yardımcı olmaya çalıştım. Bu konuda her zaman desteklerini esirgemeyen Ayşegül ve Ebru hanımlara sonsuz saygılarımla.... #cat #kedi 

23

Ölmekten hiç korkmuyorum; Benim için uyumak gibi bir şey. Ondan ötesi yok. Toprağa karışacağım. Vicdanıma verilecek hesabım yok; Kimseye kötülük yapmadım çünkü. Kötü olmak, kötülük yapmak aklımın ucundan bile geçen bir şey değil ki zaten. Manevi olarak da rahatım; çünkü emekli maaşımın yarıdan fazlasını her ay sokak kedilerine harcıyorum; böylece beni yaratan doğaya minnetimi göstermiş oluyorum. Arkamda da merak edeceğim hiçbir şey yok. Çok yaşamak gibi derdim de yok; çünkü her gün birbirini tekrar ediyor; geleceğe dair hiçbir hedefim yok; yani gerçekleştirmek istediğim bir şey. Ne kadar çok param olursa, o kadar çok hayvana bakarım ama bu koşullarda da daha çok paramın olma ihtimali yok. O yüzden tek derdim, kimseye muhtaç olmamak için sağlıklı yaşlanmak. 

23

Eğer paraya önem vermediğiniz ve minimal yaşamı tercih ettiyseniz, Kariye-statü gibi de derdiniz yoksa; İnsnalar sizi kullanmaya çalıaşcaktır, yeri geldiğinde parasıyla satın almaya... Siz istediğiniz kadar donanıomlı olun, istediğiniz kadar üniversite okuyun, istediğiniz kadar yabancı dil bilin ama bildiklerinizle bir konum sahibi olmamış ve varsıllığı tervih etmemişseniz; insnalar sizin iyi niyetinizi suistimal etmek için yüz bulacaktır, bir joker gibi her başı sıkıştığında sizi arayacaktır. Oysa sizden istediklerini parası ve statüsü olan birinden asla isteyemeyecektir. Çünkü onlar da paraya ve statüye saygı duymaktadırlar... 

23

Şarkılar başka söyler, alakasız yemeklerde bugün, domates ve salatalıkla sunumunu yaptığımız herkesin bayıldığı nohutlu pilav var... #nohutlupilav



23

Şarkılar başka söyler, yemekler başka.... Düdüklü tencerede 5 dakikada nohutlu pilav...


25


#patateslipilav 
Şarkılar başka, yemekler başka...


27


Pilav güzellemelerine devam. Bugün ve dün... Patatesli ve biberli. Domatesi ister pilavın içinde pişirerek, ister çiğ...

28

EGO
Yaa gerçekten şunu anlayamıyorum. İnsan ego denilen bencilliğinin; nasıl sağlam bir karakter ve insan olabilmenin önüne geçmesine izin verir? İnsan karşısındaki kişinin bu egosunu davranışlarından-elektriğinden hissedebiliyor; çünkü çok tanıdık bir karakter. Benim anlayamadığım, insan bu faydasız karakterin-davranış biçiminin kendisi üzerinde olumsuz bir algı yarattığını nasıl göremez; bu bir çaresizlik mi yetersizlikten kaynaklanan? Yoksa böyle bir karakter var da, değişime-gelişime izin mi vermiyor; kapasitesizlik mi üzerine iyi bir şeylerin koyulamayacağı? Ama her şeye rağmen insanın; kendi kapasitesine göre, saygıyı kaybetmemek adına, sınırlarını bilmesi, çizgiyi aşmaması gerektiğini öğrenmesi gerekmez mi? Yani içgüdüsel olarak bile insan, kendisine zarar verecek davranışları kısmayı zamanla öğrenemez mi? Hayır öğrenemiyor; yıllar geçiyor; ne kişi kendini geliştirebilyor, ne donanımlayabilyor; gene egosuna yenik düşüyor, gene egosuyla, hilelerle, çirkefliklerle, yalancılıkla, tüm kötü davranışlarla haklı çıkmaya, zeytin yağı gibi üste çıkmaya çalışıyor. Çünkü başka yolu yok; ne kendini donanımlamayı ve gelişmeyi seçiyor, ne de yetersizliğini kabul edebiliyor. Evet bunun adı ego işte-bencillik. Bu bir karakter. Kişi kendini iyileştirmek adına bir şeyler yapma arzusuna sahip değilse, o hiçbir zaman değişmez. Bu tür karakterleri ne düzeltebilrsiniz, ne de kendinizi onların negatif etkisinden koruyabilirsiniz; en güzeli onlardan uzak durmak. Bir de size katabilecekleri bir şey olsa hadi neyse... Eee, ne diye yer alsınlar ki o zaman hayatımızda? Yalnız bırakın ki, akılları başlarına gelsin. Gelmezse de canları chnnme... Hayatım boyunca en sık karşılaştığım davranış; eğer siz bir şeyi başkalarından iyi yapabiliyorsanız, takdir edilmek yerine nefret ediliyorsunuz! O yüzden ben evde olmayı çok seviyorum.
*
Eğer siz bir şeyi başkalarından daha iyi yapabiliyorsanız, takdir edilmek yerine nefret ediliyorsunuz!
*
İçinde yaşadığım dünyada kendi türümle istediğim frekansı yakalayamamak üzmüyor ben; hatta bu iyi hissettiriyor beni...
*
Eşcinselliği s@pıklık, eşitliği-özgürlüğü-demokrasiyi ter*rizm olarak algılayan bir zihniyete hiçbir şey anlatamazsın! Nokta!
29
Bana yapılan saygısızlığı asla unutmam ve tekrar maruz kalmamak için o kişiyi saygısız olarak beynime kodlarım!
*
Susmam asaletimdendir; yeri ve zamanı gelince laf sokmasını çok iyi bilirim; bana yapılanı asla ama asla unutmam!
*
İnsanlar o kadar h@dsiz ki, saygısızlık yapan kendisi, sonra utanmadan bir de saygıdan bahsediyor. Resmen terb*yesizlik bu!
*
Her koltuğa oturanın .... kalkıyor ve keyfi olarak h@dsizlik yapıyor!
*

Bakalım pilavdan ne zaman bakacağım? Pirinç, patates, yağ, tuz koyduktan sonra, malzemenin 2 katı su ile 5-7 dk. düdüklüde pişiriyoruz. #patateslipilav

30

KİMSENİN HESABINI ÖDEMİYORUM; UZAK DURUN BENDEN!
"Hesap ödemeyen insandan, uzak durun" diye bir paylaşımla karşılaştım. Ne mecburiyetim var benim başkalarının masrafını karşılamaya? İnsanlar, bedeli olan bir m@l mı da, örneğin onunla yemeğe çıkınca ben para ödeyeyim? Evimde yemeği yerim, sokaktaki bankta veya parktaki bankta da oturup sohbet ederim. Bakınız dışarıda yemek yemek falan ne asalettir, ne de kalite; düpedüz kapitalizmin bir tuzağıdır. 2.si benim zamanım birileriyle birlikte vakit geçirip, onun problemlerini hafifletmeye çalışmaktan daha değerlidir. Hem senin zamanını çalacaklar, hem molozlarını dökecekler, bir de buna bedel ödetecekler; @ptal mıyım gerçekten ben; yoo, IQ'um 200 falandır sanırım benim. Hiç kimseye de hiçbir şekilde minnet etmeyecek kadar da kapasitem var, donanımım var. Dün belediyenin ücretsiz sinema günlerindeydik, ona da para vermediğim için gidiyorum, çünkü artık dijitalde her şeye bedava ulaşabilecekken, bir de nereye gittiği belli olmayan para mı ödeyeceğim? Her neyse, dün sinemaya giderken yolda bir kebapçı gördüm, tıklım tıklım dolu; Bu insanlar aç olduğu veya evde yemekleri olmadığı için orada değilller; paraları olduğu için, dışarıda yemek yedik diye hava atmak, kendilerine bir konum, bir satatü edinmek için oradalar. Asla dışarıda bir şey yiyip içmem; ne dışarıdaki yemekler kıvamında yemek oluyor, ne de çayı falan çay gibi; sallama çay, çaydan mı sayılır ayol? Oralarda zaten kaliteli bir şey sunacak olsalar, kalitesiz satışlarda bile zaten kazıklıyorlar da, kazığın da kazığını yersiniz. Evet ben bu kapitalist düzene uymayan, minimalist, yemek yemeyi kalori açığını kapatmak için, giyinmeyi iklim şartlarından olumsuz etkilenmemek için gerçekleştiriyorum. Çünkü ben bu dünyanın, birilerine para kazandıran enayisi olmayı, onursuzluk olarak görüyorum. Ayrıca ormanlar cayır cayır yanarken ve ormanlardaki hayvanlar ölürken, nasıl kepaçıda lokmalar boğazınızdan geçiyor. Oturun evinizde kapatın kalori açığınızı... 
*
Paranızla falan beni kullanmaya çalışmayın; zaten paranın bende hükmü olamaz da, eğer buna izin veriyorsam, ya iyi niyetimdendir, ya da kimseyi kırmak istemediğimdendir. Ayrıca unutmayın ki, paranın ve imanın kimde olduğu ihç belli olmaz. Belki de kimseye yüz vermemek için, farklı bir yüzümü kullanıyorumdur. Belki de Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi kürkümle değil, karakterimle varolmak istiyorumdur...

31

Bu kış onun için zorluklarına geçebilir. Ön bacağı dibinden yok. Şu anda özgür ve mutlu. Ama ya sonra? Kimin umrunda? Suzin umrujuzda mi? Vicdanınızı bur tartın? Vicdan ne; para mı, çıkar mı, bencillik mı? Kendiniz dışında doğa için hiç, bir şey yaptınızda mı? Kendiniz dışında hiç sorumluluk aldınız mı? Kendiniz dışında hiç elinizi taşın altına koydunuz mu? Olup gideceksiniz ve geriye, bize hayat veren doğadan başka hiçbir şey kalmayacak? O yüzden ne yaparsak yapalım, hayvanıyla bitkisinin doğa en önceliğimiz olmalı. Benim için öyle. #cat #kedi #doğa #nature Daha azını gör
*
Şarkılar başka, Halil başka, yemekler başka şey anlatıyor... Halil'ce sarma. Pilav yaparken içine bağ yapraklarını atıyoruz, piştikten sonra yaprakların içine pialv koyup yiyiyoruz. Düdüklü tencerede 5 dakika. Pardon süz sarmaya kaç saat harcıyorsunuz? Halil'ce #sarma