1 Temmuz 2026 Çarşamba

Mayıs 2025 facebook notlarım

 31 Mayıs

Evdeki, sokağımdaki, parktaki kedilerin karnını doyurmanın huzuru içinde bir an...

Kurufasülyenin lezzetini belirleyen en önemli ölçüt; ne kadar pişmesi gerektiğinin yanı sıra, salça ve su yoğunluğunun ne seviyede olması gerektiğidir de...

Sarmalar hazır, salçalı ve yoğurtlu sunum Halil... Afiyet olsun... Bugün de gene bir hazır sarma sunumu; yoğurt ve salça ile... Bugün de gene bir hazır sarma sunumu; yoğurt ve salça ile...

30

Ben durmadım, hazır; sunumunu ben yaptım.


Bize her gün bayram Marcus Lucas Amadeus Politti ile, böyle bir aşkla!


Bayram; herkesin eşit, özgür, demokratik, adilce yaşadığı bir dünyada mümkündür.

Tarafsız değiliz, taraflıyız ve tarafımız belli! Atatürk, laiklik, Cumhuriyet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları..!

29

Herkese, her şeye saygı duymak lafına çok kıl oluyorum. Benim saygım değerlidir; öyle her şeye, herkese saygı duyamam.

27

Önceki günden kalan kurufasülyeyi yemeye devam. Bugünkü salatamızdan sembolik manada sunum için öne çıkan malzemeler soğan, limon ve zeytin... Yanında tavada kızartılmış ekmek de vardı... Çok lezzetli miydi; fasülye 3. gününde iyice özünü aldığı için çok lezzetlenmiş... 

Fotoğraflarda sadece bir kedi gördüğünüzü mü sanıyorsunuz; koca bir dünya var, sevgi var, emek var, aşk var...

26

Mesai bitimi... Photo by: Halil Kandok

Ben her gün değişik veya dışarıda yemek yeme lüksüne sahip değilim. Yaşadığım coğrafyada dürüst olduğundan olsa gerek, o koşulları hiç oluşturamadım. Bir tencere kurufasülye yapıyorum, her gün bir tabak olmak üzere bir hafta yiyiyorum. Bugün de dünden kalan kurufasülye ve yanında salata. Sunum malzemeleri semboliktir; normalde salataya dönüşüyor... 

İnsan her gün biraz kitap okumalı geliştirmek için zihnini, bugün Kafka var bizde

Sosyal bir etkinliğe katılmalı varsa eğer, mesela emekliyse insanca yaşama mücadelesi için el ele

Yaralı bir parmağa dokunmalı, terledilen kedilere sahip çıkmak-sahiplendirmek gibi bence

Spor yapmalı kalmak için zinde

Sanatla beslenmeli, mesela fotoğraf çekmeli

Mütevaziliğini kaybetmemek için kalmalı doğa ile iç içe

Yaşamak nedir peki sizce?

Raketimi aldım elime, çıktım yola Pınar-ı İncili'ye

Sözlerimiz nezaketli olmalı şairce

İncilipınar'da görüşmek üzere... 

26 DOLAR'I ÇOK GÖRDÜLER BİZE!

Geldiğimiz nokta... Avrupalı keyif içinde hayat sürerken, biz daha özgürce kendimizi bile ifade edemiyoruz. Çünkü sisteme karşı gelirsen, suç işlemiş sayılıyorsun. Eşitlik, özgürlük, demokrasi, adalet olmayınca da; elbette hayatımızı refah düzeyini bırakın, açlık sınırının üstünde bile yaşayamıyoruz. Yaşamak nedir bir insan olarak; sadece karbonhidratla beslenmek midir? Şu anda nasıl yaşıyoruz peki? Başkasını bilemem. Daha 3-5 yıl önce bile meyve sebze alırken bile sıkıntı yaşamıyorduk. Şimdi mevsiminde meyve sebze bile alamıyoruz. O derece yani. Çünkü, bir emekli olarak emekli maaşları üzerinden konuşmak gerekirse, bir emekli maaşı ortalama 14-15 bin lira. Ev kiraları ne kadar, aylık faturalar ne kadar, vesaire... Varın siz hesaplayın. Ben eskiden rahatça sinemaya veya konserlere gidebiliyor, istediğim kitap ve dergileri alabiliyor, binlerce albümlük arşivim var, yani istediğimi alabiliyordum. Şimdilerde ayakkabılarımı yenileyemiyorum, kıyafetlerim de yıllar önce aldıklarım. Canımın istediği meyve ve sebzeyi yiyemiyorum. Kimse bana bu durumun iyi olduğunu söylemesin. Söyleyenin ya tuzu kurudur, ya da aklından zoru vardır. 4 bin lira verecekleri Bayram ikramiyesini 3 bin lira yapmışlar. Bin diyince de insanların aklına büyük para gelmesin. Yani 100 Dolar bile değil. Evet çok eskiden de refah düzeyimiz yüksek değildi ama bütün dünya ülkeleri gelişirken, biz geri kaldık. Bize insan gözüyle bakmıyorlar mı acaba? Böyle bir hayatı hakedecek ne yaptık? Yoksa insanca yaşamak için, neyi eksik yaptık. Şu kadar çalışıp emekli olacaksınız dediler ve biz de çalıştık. Hatta 8 yıl da engel koydular emekliliğime. Emekli olduk ama kıtlık günlerinde kalmış gibi bir hayat yaşıyoruz, en azından kendi adıma. Tepki gösterice de suçlu oluyorsun. 

25

Bugün gene kurufasülye var. Yanında tavada kızartılmış bazlama ve salata...

24

Bazen insanın modu hiçbir şey yokken iyi oluyor. Bazen de hiçbir şey yokken kötü... Gezegenlerin veya evrendeki tüm yapı taşlarının birbirine olan etkisinden mi kaynaklanıyor acaba?

İnsanın kendine zarar veren bir insana bile iyi gelmesi, bütünün bir parçası olarak vücudunun bir parçasını iyileştirmesi gibidir. 

H. K.

Yandaş medyayı takip etmeyeli yıllar yıllar oldu... Ne televizyon izliyorum, ne gazete alıyorum...

Ben zaten alış verişi temel gıdalar dışında keseli yıllar yıllar oldu... Televizyon izlemeyeli 9 yıl oldu. Kıyafet almayalı 17 yıl oldu.

23

Fotoğrafa iyi bakın. Tesadüfen karşılaştım ve çektim. İşte gerçek Türkiye bu.

21

Ölürsem, Atatürk yolunda öleyim; bir can dediğin ne ki; eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye feda olsun!

İran'a şeriat bir gecede gelmedi. Yaşamın her birimini yavaş yavaş ele geçirildi, baskılar yavaş yavaş arttırıldı, özgürlükler yavaşa yavaş kısıtlandı ve insanlar bu durumu içselleştirdi, normalleştirdi, hatta iyi bir şey zannedip desteklemeye başladılar. Yani örneğin suyun sıcaklığı yavaş arttırıldığında siz yansanız bile artık bunu hissetmezsiniz, işte öyle bir şey. Bir sabah uyandıklarında kadınların başlarının kapatılması, şeriatin geldiğinin sadece bir sembolüydü, imzasıydı; yani o sabah kadınların başları kapatılarak gelmedi şeriat veya sadece kadınların başlarının kapatılması değildi; ülkede hak hukuk diye bir şey kalmamıştı. Zorda kaldığın zaman başvurabileceğin ve sana yardımcı olabilecek hiçbir mercii kalmamıştı, bir köleye dönüşmüştü insanlar. İnsanlar uyandığında ise, iş işten geçmişti...

BİR SABAH UYANDIĞIMDA EMEKLİ MAAŞIMA DA EL KONUR MU MU ACABA?

Emekli maaşlarımıza yavaş yavaş el kondu ve açlık sınırının altında şu an. Yani bir ev kirasını bile karşılayamayacak durumda. Eskiden insanlar emeklilik hayalleri kurardı daha rahat yaşamak için, yaşarlardı da. Çünkü emekli maaşı daha düne kadar asgari ücretin falan 1.5 katıydı. Emeklilik bir zenginlikti. Eskiden aç kalmasın diye yaşlılara, dullara verilen maaşa dönüştü emeklilik maaşı. Bir sabah uyandığımda, maaş gününde bankamatikte, hesabımda hiç para göremeyebilirim diye korkuyorum şimdilerde. George Orwel "1984" romanını sanki bizim için yazmış.

20

Bugünkü menümüzde köyden gelen iri taneli kurufasülye ve yanında yeğenim Gülşah'ın yaptığı bazlama var...

19

Dişi kediler sadece bir erkek kediye aşık olur. Mesela Nora sadece Messi'ye, Prenses sadece Yumoşa'a, Monika sadece Papaza aşık oldu kedilerimden. Bu aşk, kedilerin kelimelerden anladığını da öğretti bana. Mesela Monika dışarıda yaşayan kedilerimden. Papaz da. Papaz eve geldi mi, Monika da peşinden gelir. Son birkaç haftadır Papaz gelince Monika'yı eve sokmak için çağırıyorum. Papaz'a da Papaz diye seslenince, Papazîn miyav sesini duyan Monika da koşarak eve giriyor. Bugün Papaz evde olmadığı halde Monika'yı eve çağırdım gelmedi. Papaz evde diyince, Papaz kelimesini duyunca koşarak içeriye girdi. Aradı onu ama bulamayınca çıktı gitti. 

Aman bize de dokunmasınlar diye haksızlıklara karşı susarsanız, sıra size daha hızlı gelecektir.

Hukuk sistemi çöktüğü zaman ne demokrasi kalır ne ekonomi; piyasa dalgalanmaya başlamış bile!

Atatürk'ü sevmeyenler, laiklik ve demokrasi düşmanları sayfamdam ayrılsın!

Atatürk'ün dışında hiçbir yol, yol değildir!

Korkmuyorum!

Ben astrolojiye inananlardanım. Hiçbir varOLUŞ gezegenlerin-uzayın-bütünsel varoluşun etkisi dışında kalamaz. Ekrem İmamoğlu'nun ışığı da söndürülemeyecek kadar güçlü. Çünkü iyiniyetli bir insan ve bencil değil! Gidişatı değitirecek olan kişi o. O yüzden bu kadar uğraşıyorlar ama uğraşları ters tepecek... 

Peki ne oluyor böyle olunca; Ona olan hayranlık, sevgi, inanç daha da artıyor, bütün dünyanın ilgisini çekiyor, desteğini alıyor... Dolayısıyla başına gelen her şey onu daha güçlü kılıyor... Çünkü arkasında iyiye güzele doğru umutla beklenen bir gelecek var... 

Hiç aklımdan böyle bir düşünce geçmezdi bu zamana kadar, acaba herhangi bir gerekçeyle eşcinsel olduğum için tutuklanabilir miyim diye? Artık geçiyor..!

Bir sabah uyandığınızda diplomalarınız geçersiz sayılabilir.

Bir sabah uyandığınızda Onur Yürüyüşüne, 1 Mayıs'a veya her hangi bir etkinliğe katıldığınız için göz altına alınabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insanı haklarını savunduğunuz için suçlanabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda sessiz kaldığınız için bile tutuklanabilirsiniz niye bizi desteklemiyorsunuz diye.

Bir sabah uyandığınızda korkmadığınız için bile tutuklanabilirsiniz!!!

Bir sabah uyandığınızda umarım şeriatle uyanamazsınız.

Bir sabah uyandığınızda, sözleriniz halkın kin ve nefret duygusunu tahrik ediyor diye de tutuklanabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda, sisteme ters geldiğiniz için esprileriniz bile suç unsuru teşkil edebilir.

Bir sabah uyandığınızda, bir sabah uyandığınızda, bir sabah uyandığınızda...

Bu kadarı da olmaz dediğiniz her şey olabilir...

Mesela emekli maaşıma falan el konulabilir mi?

Kimliğimden dolayı hapse atılır mıyım?

Malıma mülküme el konur mu? 

16

Halil'ce patates kızartması, üzeri salça soslu...

13

İnsanın kendinden vazgeçmemesi için kendine yabancı kalmaması gerekir. Bunun için kendini hergün takip etmeli...

Bi daha mı geleceği dünyaya; patates kızartması... Yanında yumurta ve kızarmış biber... Yoğurdumuz da var elbet. Afiyet olsun... Haa, salatamız da... Üstüne de çay...

11

Bugünkü menümüz patates ve salata...

Schopenhauer'un Kirpi teorisine göre, nasıl kirpiler donmamak ve de dikenlerinden zarar görmemek için birbirlerine karşı nasıl mesafe ayarlıyorsa, yalnız yaşayamayan insanların da birbirinden zarar görmemek için mesafesi iyi ayarlaması gerekir. Hayatım boyunca insanlarla aramda hep bir mesafe ayarlaması olmuştur ama ben kendi kendime çoğalabilen biri olduğum için bu ayarlı mesafelerim bile yalnızlığımı gidermek için değil, bedensel yakınlaşmalarım dahil tüm sosyalleşmelerim, temel ihtiyaçlarımı gidermek için olmuştur. İnsan türü doğası gereği bencil olduğu için hiçbir zaman samimiyetlerine inanmış, güvenmemişimdir. Onlar nasıl bana çıkarcı şekilde yaklaştılarsa, ben de bilmezlikten gelerek sosyalleşmişimdir. "Onları robot gibi gördüm" desem çok mu ayıp etmiş olurum. Ama hakediyorlar. Çünkü hiç kimse bana istisnalar hariç beklentisiz yaklaşmadı ki. Ben de kendimi kandırmadım onların "mış" gibi davranmalarına; bilmezlikten gelsem de. O yüzden kimse kusura bakmasın ama arkadaşlık, dostluk, aşk gibi kavramlar bile bana göre yapay. Bu arada dediğim gibi istisnalar hariç; o yüzden sevdiğim ve güvendiğim kişiler üzerlerine alınmasın. Onlar da kendilerini biliyorlardır sanırım, zor zamanlarımda falan yanımda durdukları için... 

10

Duyarlılığım yapım gereği, vicdanımın hassasiyeti hamurumla alakalı ama bir eşcinsel olarak tüm ötekilerin de ötekisi olduğum için, bana yapılan ayrımcılık ve ötekileştirmelerden dolayı yaşadığım olaylar vicdan ve duyarlılık eşiğimi elbette daha da yükseltti. Benim yüreğimi sadece belli bir kesime veya hayvanlara yapılan mezalimler değil; bir ağacın kesilmesi, hatta bir çiçeğin kopartılması da aynı derecede kanatır. Keşke insanlar kendi başlarına gelmeden önce tüm ayrımcılıklara karşı aynı duyarlılığı gösterebilseler. Biz eşcinseller bu duyarlılığı, bu hayatta hiç göremedik. Milyonda bir istisnalar dışında hiç kimse yanımızda durmadı, ailelerimiz bile. Yaşadığımız süre boyunca homofobi kurbanıyız; her an, her yerde; ister direkt, ister dolaylı; ister şiddet şeklinde, ister sözel, hatta cinayet... O yüzden herkesin başına gelen tüm acıları anlayabiliyorum; sizler beni, bizleri anlayamasanız da.

İnsanlığınız, vicdanınız; sadece kendi ırkınıza, kendi milliyetinize, kendi cinsiyetinize, kendi anlayışınıza, kendi çıkarınıza, kendi vesairenize göre devreye giriyorsa; bu insanlık değildir! Aleviler de insandır, eşcinseller de, ateistler de, dinsizler de, Hristiyanlar da, Ermeniler de, Rumlar da, tüm azınlıklar ve farklılıklar da, vesaireler de insandır, hayvanların da yaşama hakkı vardır insanlar kadar!

10

Bugünkü pizza tarzında yemeğimiz tavada yumurtalı makarna. Yağda kavurduğumuz salçayı haşladığımız ve süzüp soğuk sudan geçirdiğimiz makarnanın üzerine döküp karıştırıyor, sonra hafif yağlı tavaya alıyoruz.Çırptığımız İki yumurtayı da makarnanın üzerine döküp yumurtalar pişinceye kadar ateşte tutuyoruz. Makarna ile servis edip yanında da salata veya ayran... 




9

Bu hayat tecrübemden sonra tekrar dünyaya gelip gelmeme seçeneğim olsaydı, kesinlikle gelmezdim. Zaten yaşıyor muyuz, simülasyon muyuz o da belli değil!

Ben kendim yemeyip içmeyip sokaktaki kediler için mama alıyorum ama insanlar hayvan sevmedikleri veya bilinçsiz oldukları için kedilere verdiğim mamalara zarar verip hem kedilerin aç kalmalarına sebep oluyorlar, hem de benim emeklerime yazık ediyorlar. Bugün bu yüzden öfkemden çimlere bastım, herkesi görmezlikten geldim, günlerden Pazar olduğunu bile unuttum; kısaca koptum dünyadan...

Bulguraşı ve salata... Bulgurun iç malzemesi salça ve soğan. Tabiki de yağ...

8

Patates pizza...Tam kızarmak üzereyken patateslerin üzerine peynir dizip çırptığımız yumurtayı döküyoruz. Ve yumurtası da pişinceye kadar kısık ateşte tutuyoruz.



6

Parkın Urkiye hanımı... Zor mama begenir... Aç kalmazsa kuru mama yemez... "Halil beni çekip, prizmadan geçirip sosyal medyada paylaşır mısın, belki ben de 15 dakikalığına ünlü olurum dedi.... 

4

Kurufasülyenin suyunun kıvamı çok önemlidir; ne susuz ne de çok sulu. Salçayı kısmayın lütfen. Salata malzemelerini sembolik olarak süsleme unsuru olarak kullandık. Yani normalde salata olarak yapılıyorlar. Afiyet olsun. Bu arada kömür.ateşinde soba üstünde pişirilmiştir... 

3

Akşam yemeğimiz #patates


KULAKTAN DOLMA HİÇBİR ŞEYE İNANMAM!

Ben bilime inanıyorum, bilimsel gerçeklere... Tarihe inanıyorum mesela, arkeolojiye, antropolijiye, biyolojiye, fiziğe, kimyaya, matematiğe... Dolayısıyla dogmatizme, manevi inanışa göre tasavvur edilen şeylere inanmıyorum. Çünkü hiçbir kanıtı yok. Ben reel olmayan şeylere inanarak kendimi kandıramam. İdam da etseler, gene değişemem. Sosyoloji okudum, Felsefe okudum ve bunlar beni daha çok tatmin etti. Herkes neye inanıyorsa inansın, nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşasın. Ama akıl ve mantık varken beni yok sayan, benim varoluşumu reddeden hiçbir şeye inanamam ve de saygı duyamam. Manevi olarak da inancım; sevgi, vicdan ve dürüstlük... 

Çevremde etkilendiğim kişiler falan yoktu çocukluğumda, köyde yaşıyordum çünkü; Sevdiğim sanatçılar Barış Manço, Edip Akbayram, Selda, Nükhet Duru gibi sanatçılardı. Ya seslerini seviyordum ya da şarkılarını... Onlardan Edip Akbayram da gitti bugün. Sanat adına bir devir kapanıyor artık. Şimdi yapılan müziklere bakıyorum da; 70-80'ler gibi olmayacak artık... 

2

Güle güle #edipakbayram Çok şey kattın müziğimize, bize. Çok sevdik seni. Şarkılarınla kah hüzünlendik, kah keyiflendik ama en çok umudumuz oldun şarkılarınla. Sevgi, eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları, dürüstlük, halk, vicdan gibi gibi kavramlardı müziğindeki ana teman. Sadece sanatçı değildin bizim için, nasıl insan olunması gerektiğine dair onurlu ve gururlu bir duruştun. Sonsuza kadar yaşayacaksın şarkılarınla, saygıyla hatırlanacaksın insanlığınla...

Anlatamam. Ancak yaşamak gerekir...

30 Haziran 2026 Salı

Şubat 2025 facebok notlarım

 28

Akşam pazarından ucuza marul ve limon aldım, dün arkadaşımın getirdiği karışık turşudan da içine koyduğum bir salata yaptım. Zeytini çok severim her yemeğin yanında zaten... Nefis bulgur pilavı ile çok güzel gitti. Ana öğünümüz bir tabak ve salata. Derdimiz fakirlik değil zaten; insan ve hayvan hakları! 

Parka her gittiğimde, maskotumuz kediyi göremeyince kendimi tutamıyorum. Gerçi evde de her aklıma geldiğinde gözyaşlarına boğuluyorum. Ne çok sevmişim be. Kaldıramıyorum onun yokluğunu. Çünkü kaç yıl oldu saymadım, her gün ona mama götürüyor, onu görmeden yapamıyordum... Her kedi kaybında kendimi kaybediyorum. Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum... 

Hayvanların yok sayan insanların yaptığı hiçbir şeyin değeri olamaz benim için...

27

Hiçbir kedinin 10-15 yıl yaşayarak ömrünü doğasına uygun tamamlayamadığı, onları arabaların ezmesinin ve insanların eziyet ederek öldürmesinin umursanmadığı, hayvan barınaklarında kedilerin-köpeklerin topluca katledildiği bir dünyada; bana kimse vicdandan, insanlıktan, demokrasiden, dinden, imandan bahsetmesin. Sen de bu konuyu çok abartıyorsun diyenler; kapayın çenenizi ve defolun gidin hayatımdan...

Ben hiç yaşadım mı, yaşıyor muyum bilmiyorum. Halil'i kim öldürdü, Halil hiç yaşadı mi acaba, yapılan haksızlıklara ve de saldırılara karşı koymak ve de isyan etmek dışında..? Mutlu oldu mu acaba Halil hiç mutluluğun haz almak zannedildiği bir dünyada? Ne belkiyordu Halil bu dünyada..? Nezaket ve insan hakları, hayvan hakları, yaşam hakları dışında hiçbir şey aslında... Mülayim olan bir insanı çatışmacı bir insana dönüştürdü bu dünya. Belki de bu gezegende varoluşumun bir tecrübesidir yaşadıklarım, belki de cehennemimdir bu dünya. Artık ceza ise bu son evreleri olsa gerek. Çünkü kedi ölümlerine kalbim dayanmıyor artık. Bu konuda dokunsalar ağlıyorum, gün gelecek artık ağlamama bile gerek kalmayacak. Çünkü bu acılara dayanamıyorum artık. En çok ne gücüme gidiyor biliyor musunuz; hayvanlara bir mal-eşya gözüyle bakılması...

26

Bu sene de oruç tutmayacağım, namaz da kılmamaya devam edeceğim, herkesin bildiği anlamdaki Tanrıya inançsızlığım da devam edecek, din de gerçek değil benim için... Maaşımı kedilere yedirmeye devam edeceğim. Çünkü manevi huzuru bu şekilde, birilerine faydalı olarak, kendimden başkalarını düşünerek buluyorum...

Tamam, manevi duygularınızı istediğiniz inanç biçimiyle tatmin edebilirsiniz, bunda hiçbir sakınca yok ama hayvanların ölümüne sessiz kalırken, onlara hiçbir şekilde faydalı olmaya çalışmıyorken, insan ayrımcılığı yapıp ötekileştirilmelerine sessiz kalıyorken, vesaire vesaire, mesela haksızlık yapıyorsan, bencillik yapıyorsan, insanları üzüyorsan, kendinden başkasını düşünmüyorsan; istersen 365 gün oruç tur, istersen alnın secdeden kalkmasın, istersen Mekke-Medine'de ikamet edip her an Hac yapmış sayıl... Gerçekten bunların bir önemi var mıdır? Manevi dünyada hayvanlara veya ihtiyacı olan her şeye dokunmak mı makbuldür, yoksa reel anlamda hayata hiçbir şekilde dokunmayan ritüeller mi? Hayata faydalı olmayıp bencil ve vicdansız bir şekilde yaşadıktan sonra, ibadet etmenin manevi dünyada değeri ne kadardır, hatta hiç var mıdır acaba? Örneğin bugün, kendiniz dışında birileri veya bir şeyler için maddi veya manevi çıkarlarınızı gözetmeksizin faydalı bir şeyler yaptınız mı? Kendinizden bir şeyler verdiniz mi?

Güle güle kızım. Ama hiç beklemiyordum gideceğini. Yıllardır parktasın ve sana bir şey olmaz sanıyordum. Böyle düşündüğüm için senden özür diliyorum... Bazen teşekkür ediyorum hayata, bazen de lanet... Çünkü haksızlıklar var bu dünyada...

Araba ulaşım, ev barınmak, cep telefonu iletişim, kıyafet üşümemek, yemek de karnını doyurmak içindir; asla bir statü olmamalıdır. Ehliyetim bile yok ki, toplu taşıma araçları veya bisikletle gidiyorum her yere. Evim yok, kedi barınağında yaşıyorum. Cep telefonunu da sadece konuşmak ve fotoğraf çekmek için kullanıyorum. Ne markası ayol; çöpe atılanlarla veya bazı arkadaşların verdiklerini giyiyorum. Asla dışarıda yemek yemiyor, ucuz ve de geleneksel şekilde evde yaptıklarımla doyuruyorum karnımı. 

Benim inancım; sevgi, vicdan ve dürüstlük... İbadetim ise; başta hayvanlar olmak üzere ihtiyacı olan canlılara yardım etmek; onların karnını doyurmak, evimi onlara açmak, tedavilerini sağlamak, hayata tutunmaları için elimden geleni yapmak...

25

Parkta baktığım ve 2-3 yıl veya daha fazladır, belki 3-5 yıl bilemeyeceğim, herkesin sevgilisi, parkın maskotu kızımı 2 gündür göremiyordum. Bugün de verdiğim mamalara hiç dokunulmadığını gördüm. Başına bir şey gelmese, benim bisikleti görür görmez koşar gelirdi yanıma ve tenis oynarken de korttan dışarıya çıkmazdı. Onu bulabileceğimi bile hiç umut etmiyordum artık. Parkın karşısındaki apartmanların birinin bahçesinde buldum. Buz gibiydi ve inliyordu. Hemen veterinere götürdüm. Hipitermiye girmiş, vücut ısısı o kadar düşmüş ki; derece ölçmüyor, kalp atışları yavaşlamıştı... Yoğun bakıma alındı. Şu anda 32 dereceye yükseldi vücut ısısı. İnanıyorum ki beni üzmeyecek kızım... 

Beni insanlardan soğutan bana yaptıkları yanlış değil, karakterleri, kişilikleridir. Çünkü kasıtlı olmadığı sürece herkes yanlış yapabilir ve telafi edilebilir. Zaten izin de vermem bana yanlış yapılmasına. Karakter-kişilik kötüyse, o yanlışlar tekrarlanacaktır kaçınılmaz olarak. Kimsenin de, özellikle kendini akıllı sanan salak insanların, beni salak yerine koymasına izin veremem. Gitsinler kendilerine başka enayi bulsunlar. Ben iyi bir insan olduğuma, vicdanıma, dürüstlüğüne güveniyorum. Eğer tepkiselliğimden rahatsız oluyorsanız, bunu bir ayna gibi düşünün; kendi davranışlarınızın bir yansımasıdır. Ve gerçekten kurnazlığı akıllı olmak sanan kapasitesizlerden de irrite oluyorum. Ve böyle insanlara hiç acımam. Yok olmaları, bir kurtuluştur. 

24

Pozitif negatif her duygunun yaşandığı günleri teneffüs ettirdiğin için teşekkürler hayat...


Ben doğum günü kutlamıyorum. 55 senede 2 falan. Ama pasta bulunnca doğum günü çocuğu gibi hissediyorum kendimi...

Bu ülkede insanlar sırf yaşlılığında sürünmemek için gençliğini feda ederek 10-12 saat çalışıyor ama emekli olunca gene sürünüyor. Gençliğinde çalışmaktan yaşamak nedir bilmiyor, yaşlanınca da aynı.

Emekliliği hakedecek kadar çalışmadım mı; çalıştım ve emekli oldum ama neden süründürüyorlar bizi?

Gerçekten, bazılarının, hala hayat güllük gülistanlıkmış gibi davranmalarının, mantıklı hiçibir açıklaması olamaz!

DÜNYADA EN ÇOK EKMEK TÜKETEN ÜLKE OLMAMIZIN SEBEBİ; ADALETSİLİZK!

Yılda kişi başına 200 kilo ile en fazla ekmek tüketen ülke olmamız eleştiriliyor ve protein ve sebze ağırlıklı beslenmemiz öneriliyor DA, insanları bu hale getiren sistem hakkında tek kelime söylenmiyor. We kiralarının bile altında olan emekli maaşıyla insanlar kiralarını mı ödeyecek, faturalarını mı, ısınma giderini mi, vesaireyi mi? 50-100 liradan aşağı sebze, meyve, gıda yok. Bilmiyorlar mı acaba insanların ana besin kaynağının mecburiyetten ekmek olduğunu? Niye "halk ekmeği" adı altında ucuz ekmek çıkartıyorlar? Vatandaşın en büyük besin kaynağının ekmek olduğunu bildikleri için. VEEEEE, bu durumun yöneticilerin umrunda olduğunu mu sanıyorsunuz? HAYIR! Umurlarında olsa, kendi maaşları, vatandaşın maaşının 20-30 katı olmaz. Ekonomi kötü falan değil. Herkes çalışıyor ve üretiyor. Herkes de vergisini kuruşu kuruşuna veriyor. Çünkü aldığımız her ürünün vergisi otomatik olarak alış veriş esnasında ödeniyor. Tek sebep: eşitsizlik, adaletsizlik ve vicdansızlık! Bunu hala göremiyor musunuz gerçekten? 

22

100 YILDA EKMEK TOPLUMUNDAN MAK-KARNA TOPLUMUNA;

EMEKLİ MAAŞININ ESKİDEN DUL-YAŞLI MAAŞINA DÖNÜĞŞTÜĞÜ BİR SÜREÇ!

Eskiden ekmek toplumuyduk, son 25 yılda makarna toplumu olduk. Emekli olunca rahat ederiz diyorduk; açlık sınırının altında yaşıyoruz... Bugünkü ana öğünümüz 1 tabak makarna...

21

Her gün buluşmaya devam...

Mutluluk ve huzur, parayla,pulla satın alınmaz; karşılıksız sevgidir onu tek alabilecek şey... Bir de kişinin iç dünyasıyla alakalıdır mutluluk. Devreler yanlış bağlıysa doğuştan, şasi yapması kaçınılmazdır, elektronlar sürekli çatışma halindedir bu kisilerde... 



20

Siz sevgi nedir bilir misiniz; karşılık beklemeden sevmek ve sevilmek... İçinizde mutluluk marşları çaldırtan... Kelimelerle anlatılamayan-sadece yaşanan...

Elimizde kalan son karnabaharı once haşlayıp, sonra kavurup sarmısaklı yoğurt ile bu sefer spagetti üzeri servis ettik...

Kedilerin soğuk havalarda kaloriye daha çok ihtiyaçları vardır; siz, dün sadece kendiniz için mi yaşadınız?


19

Her şeyi sanata dönüştürme çabası yaratıcılığı, dolayısıyla estetik kaygısını artırıp dünyayı daha da güzelleştiecektir...

Söz verdiğim üz're patates kızartması yanında sarımsaklı yoğurda batırılmış karnabahar kavurması...

Not: Diş doktoru, "Dünyayı kalan dişlerinle takviye ettirmeden geçirmek istiyorsan, bir Fransız gibi kibar yiyeceksin..." dedi ama tavşan gibi sabırsız ben yaptığım yemeğin lezzetine kendimi kaptırarak çizgi film karakterleri gibi saniyede 24 kare değil 12 kare, hatta 6 kare hızla yedim...

18

Her gün buluşuyoruz parkta. Onu bir gün görmezsem ertesi güne kadar mutsuz oluyorum...

Bu yıl ilk açan çiçeği ve geçen yıldan kalan kurumuş meyvesi... Ağaçta başka çiçek yoktu. Belki de ilk ben gördüm!

BULGUR ILE KURUFASÜLYENİN TANGOSU!

Yeni yapacağınız yemeği önceki yemekle zenginleştirenlerden misiniz?  Dünden kalan kurufasülyeyi bulgur ile pişirdim. İnanılmaz lezzetli oldu...

 17

Akşam yemeğinde de öğleyin pişirdiğim kurufasülye var...

Kime ne söyleyeyim ki, hiçbir şey değişmeyeceği için. Problem yani başımızda yukarıdakilerle aynı kafada olan. Coğrafya kader diye geçiştirelim. Belki Barok dönemi insanıymısımdır da, cezamı çekmeye gelmişimdir bu döneme kime ne yaptiysam gari... Tecrübe etmem gereken bir süreçtir belki de daha hiç deneyimlemediğim. Yoksa ben bu dünyanın insanı değilim... Akşam akşam haldur huldur namaza gidiyor bana selam vermeden beni günahkar bellediği için. İşi düşünce her şeyi unutuyor... Kirgızistan'da kara çarşaf yasaklanmış. Tanrım nöronlarımı depreştirmeyecek bir hayat yaşayamayacak mıyım ben? 

Sezonun son kurufasülyesini de yaptık soba üzeri kömür ateşinde...


16

İçi fasülyeli bulgur aşı... Yani artan fasülyeyi bulgur ile değerlendirdik...

Güneşi dinliyorum gözlerim kapalı, tenis oynadıktan sonra, kedilere mama dağıtırken, sütçü Hasan ile dönüşte karşılaşmadan ve kedilerimle süt içmeden önce, öğleden sonra dinlenmesine hazırlanırken, çünkünün Pazar olduğu, tiril bir Şubat Pazar'ında, Baharın erken geleceğinin büyük ihtimaliyle... 

13

Piyaz için haşladığımız fasülye ve karnabaharın artanını, karnabaharlı kurufasülye yemeğine dönüştürdük...

Söz verdiğim üzere karnabahar'ın piyazını da yaptım. Lezzetli olmuş gerçekten...

***

Bir günün ve gelecekteki birgünün hikayesi

Sabahleyin ortalama eğer 2'de yatmadıysam, 7-8 gibi kalkarım. Papaz oğlum sabah 6-7 gibi yatak odamın kapısını yumruklamaya başlar ve deliler gibi bağırır kalkmam için. Bu arada Papaz 6-7 yaşında falan. Son 15 gün öncesine kadar doğası gereği sokaklarda yaşayıp, eve nadir geliyordu. Cinselliğinin peşinde koşmasından dolayı epeyce sakatlıklar geçirmiş ve artık çok zayıflayıp perişan hale gelmişti. Son 15 gündür daha çok evde durduğu için kendini toparladı hızla. Havalar çok soğuk olmalı ki, 3 gün önce Kilim kız da geldi eve ve çıkmıyor şu sıralar. Genel bir bilgi de vereyim. Akşamları toplandıkları zaman, ortalama evdeki kedi sayısı 20 oluyor. Gündüzleri ise kısır dişi kediler, yavru kediler ve hasta kediler kalıyor evde. Erkekler hovardalıkta... Her sabah kalkıp önce 2 saatlik bir baştan aşağı temizlik yapılıyor. Çünkü kediler tüy döküyorlar ve çok giriş çıkış yapıyorlar eve. Onların sağlığı için süpürme işleminden sonra çamaşır suyu ve toz deterjanlı su ile pas pas yapılıyor. Kuru mamaları sürekli kaplarında dolu oluyor zaten ama yaş mama hazırlamak da gerekiyor keyifleri için. Sonra biraz internetteki sayfalarımı güncelleme, yeni çıkan şarkıları depolama, müzik zaten sürekli çalar evde, spontane okumalar, kültür-sanat-spor vesaire gündemi takip etmeler... Sonra kahvaltı ve ardından sokak kedilerinin mamalarını dağıtma işlemi, ve de tenis olarak spor. Akşam yemek yapma ve gene kedilerle meşguliyet, internetle meşguliyet... Ekstralar dışında rutin olarak günlerim böyle geçiyor işte. Bugün de temizlik işleminden sonra, yıllar sonra kendime ada çayı yaptım ve yazıyı yazarken onu yudumladım...

Ölürken sizi ne mutlu edecek hiç düşündünüz mü? Bakınız ölürken hayattaki her şeyinizi geride bırakacaksınız; maddiyat, kariyer, vesaire. Beni ne mutlu edecek biliyor musunuz; kedilere kucak açmam, onlara beslenme, barınak veya tedavi olarak dokunup, onlara iyi gelmem mutlu edecek, sokaktaki veya evdeki kedilere umut olmam mutlu edecek. Hani giderken insan hiçbir şey götüremez ya; götüreceğin ve arkanda bırakacağın en güzel miras budur işte, hayattaki bir şeylere faydalı olabilmek,  bir şeylere iyi gelebilmek, geride hoş bir sada bırakabilmek... 

12

Fatih Sultan Mehmet'in 10 gün üst üste aynı yemeği yediğini biliyor muydunuz?

Bugün de Karnabahar!

11

Siz diyin Halil'ce pizza, ben diyeyim karnabaharlı makarna... Karnabaharımızı çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Afiyet olsun. En derin sevgilerimle...


10

Yaşadığınız ülkenin insanlarının sizi de yorduğu, nefret ettirdiği, bu ülkede doğduğunuza pişman ettirdiği oluyor mu? Beni çok...

Karnabaharlı bulgur... Yarın karnabaharlı ne mi var? Belki piyaz, belki makarna, belki de çok yorgunumdur...

Karnabahar ile yoğurdun ahengi!

9

Dam üstüne çul sermedik ama tenis oynadıktan sonra terleyen tişörtlerimizi banka serdik. Tenis ve kedi aşkına...

Parktaki kedilere mama dağıtırken İki 30 yaşlarında adam bana selam verip çok iyi bir iş yaptığımı söylediler. Dindarlar bile yapmıyordur bunu dediler. Benim inancım sevgi ve vicdanım, başka da hiçbir şeye inanmıyorum dedim. Benim ibadetim de doğaya faydalı olmak dedim. Bu dediğim hoşlarına gitmedi. Benim içime de sevgi ve vicdanı Tanrı koymuşmuş dediklerine göre. Peki başkalarınkine niye koymamış? Herkesin istediği şeye inanma özgürlüğü olduğunu ama kimsenin, kimsenin inancına ve yaşam biçimine karışma hakkının olmadığını söyledim. Daha çok konuşan, bak yanı başımızda iki genç öpüşüyor, buna karışmayalım mı dedi. Peki siz inanan olarak topluma açık bir ortamda göstere göstere çerezinizle alkol alıp keyif yapıyorsunuz, o 2 genç de gelip siz nasıl inançlısınız dese, size müdahale etse nasıl olur dedim? Zarar vermediği sürece, kimsenin başka birinin yaşam biçimine karışma hakkı olamaz dedim. Dediklerimden rahatsız olmaya başladırlar ve aralarına katılan 3. kişi özel bir şey konuşacaklarını söyleyerek yanlarından uzaklaşmamı ima eden bir cümle sarfetti. Bana selam veren de sizsiniz, lafa tutan da diyerek ayrıldım yanlarından... Toplumdaki insanların genel bir profiliydi bu! 

7

Dağılan akşam pazarından, pazarcıların satamayıp bırakıp gittikleri karnabahardan 2 tanesini aldım geldim ve koparttığım bir miktarından küçük parçalara ayırdığım karnabaharları biraz kavurduktan sonra çırptığım 2 yumurtanın içine atıp karıştırdım ve biraz daha pişirdim tavada. Çok lezzetli olmuş. Yanında yoğurt olabilir... 3. fotoğraf ilk sunumumdu. Sonra 2. ve 3. sunumları peynir ve değişik şekilde yaptım... 



ŞUBAT'TA KURU

Kuru Fasülyeyi çok yememin sebebi hemen hemen vejetaryen sayıldığım için protein deposu olduğundan ve de spor yapan birisi olduğum için eklem ağrılarıma iyi geldiğinden...

6

Acıktık. Hazır aş; içi soğanlı, patatesli, kuru biberli bulgur pilavı!

Marco Lucas Amadeus Politti

Emekli maaşı 15 Bin ama ev kirasını karşılıyor en fazla! Başka söze gerek var mı?

İnsanların yaşamları boyunca kira ödemeden kendi konutunda yaşama hakkının olmaması kadar kötü bir şey olabilir mi?

Kaç kişi istediğini yiyebiliyor, giyebiliyor, istediğini alabiliyor, istediği yere gidebiliyor?

Sistemi yönetenler vatandaşın 20 katı maaş alsın ama bi' zahmet vatandaşını da açlık sınırının üstünde yaşatsın!

Dünyada gelir dağılımının uçurumlar olduğu kaç tane sistem vardır?

Dünyada vatandaşını kazıklamayı seven kaç tane sistem vardır?

Gerçekten içinde yaşadığı sistemin, vatandaşının iyi yaşamasını istemediği dünyada kaç örnek var mıdır?

5

Sabırsız biri olduğum için, şimdi veya bugün ne yapsam diye değil de bir sonraki öğün veya yarın ne yapsam şeklinde bir mutfak anlayışım vardır. Acıktığım zaman hemen yemeliyim. Bugün de soba nasıl olsa yanıyor, enerjiyi patates haşlamasıyla degerlendireyim dedim ama sonradan içi biber ve domates salçalı, üzerine kuru biberli patates yemeğine dönüştürdüm. Patates yemeğinde de 1 numarayımdir zaten 

1

Bizler Atatürk sevdasıyla büyüdük. Atatürk biz laiklerin, bilime ve reel bilgiye inananların; demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük, adalet gibi kavramlara inananların kırmızı çizgisidir. Onun dışındakiler muhatabımız bile olamaz. Nokta. Tartışmaya kapalı bir konudur. 

Yaptığım yemekler bir imaj çalışması değil, lezzet fırtınasıdır.