25 Haziran 2026 Perşembe

Şubat 2024 facebook notlarım

 26 Şubat 2023

Yüzümdeki çizgiler, sakalımdaki beyazlar olmasaydı, kalbimdeki acılar, her şeye rağmen sevinçlerim, gizlediğim gözyaşlarım, vicdanım... Yaşamış sayılır mıydım? Kırgınlıklarım, vefasız ve vedasız ayrılıklar, başkalarına karşı pişmanlıklarım yoktur, çünkü ben bana bir adım atana bin adım atarım, hayır diyemeyip kendime hoyratlıklarım... 55'ime 105 gün kaldı... Evet yeni dönemeci bu yıl başlattım... Çin seddi ördüm artık etrafıma... Hesaplaşmalarım biraz sürdü ama yavaş yavaş artık birilerine karşı öfkelerim de sıfırlanmak üzere... Bundan sonra hayatımda sadece kendim olacağım için mutluyum... Hiç kimseye beni yıpratmaya için fırsat vermeyeceğim. Çünkü bundan sonra insanlarla iletişimim merhabadan ibaret olacak. O da karşılaşırsak ve nezaketen...

Bu da Tomişko... Artık yılları hesaplayamıyorum... 2 sene olmuştur bana sığınalı. Ve beni sahiplendi ve evdeki diğer kedilerden kıskanıyor ve onlar kucağıma gelince onları pataklıyor...

Bu Rıfkı... Benim gibi yaşlı... Bana sığındı. Kaç ay oldu bilmiyorum ama yakın zaman. Artık ev ahalisi de kabul etti. Birbirlerine hırlaşmıyorlar. Kalan ömrü bende. Geçen gün isyan ettim 25 kişilik aile olduğumuz için. Çünkü sokağa da çıktıkları için sakatlanmalar oluyor ve karşılaştıkları sıkıntılar beni daha çok üzüyor. Hele psikolojisi travmaya dönüşen kediler, kendi yaşamlarını da zorlaştırıyor. Onlara yardım etmek çok zorlaşıyor böyle olunca... 

107 ülke arasında yapılan zeka sıralamasında 90 IQ ile 70 küsuruncu sıradaymışız. Yani normalin alt sınırında bir zekadaymışız. 70'in altı zaten zekasızlar sınıfıymış. Ve her geçen yıl zeka seviyemiz düşüyormuş. Çünkü zeka sadece genetiksel değil, okuyarak bilgiyle geliştirilebilen bir şeymiş. En zeki ülkeler ise Güney Kore, Çin ve İran'mış. Hani hep kendimizi kaf dağında görürüz ya, işte kendimizi gerçekçi şekilde göremeyecek kadar kör noktadayız. Açlık sınırının altında yaşayıp da, kendimizi çok iyi şartlarda yaşadığımıza inandırııp bizi kıskanıyorlar dememizin ve doğru seçimler yapamamamızın sebebi bu olmasın! Donumuzu da alsa, yaşasın kral demek nasıl bir şeydir bilmem anlatabilmişmdir!

25

Evim de evim!

21


20

HAKLIYSAN, KARARLI OLACAKSIN!

Sağlık sisteminin geldiği nokta; artık randevu alamıyorsun! Randevu sistemi diyor ki: "Önümüzdeki günler ve aylar dolu. Boş gün olduğu zaman size bildirmemizi ister misiniz?". Bu branşa yakın başka bir branştan yakın bir tarihe randevu alabiliyorum. O branş diyor ki, "Benim alanım değil ama sana yardımcı olmak amacıyla tahlillerini isteyebilirim ama tedavisini yapamam.". Tahlilleri gene asıl branş dışında başka bir branşa götürüyorum. O da diyor ki, "Bir üst tahlilin de yapılması gerekiyor. O da, gene bu rahatsızlıkla ilgili asıl branşın istemesiyle olabilir.". E, o branşta randevu yok. Yani ne zaman randevu oluşabileceği bile belli değil. Haklı mıyım, haklıyım. Bilinçli miyim, bilinçliyim, çünkü donanımlıyım. Teşhis koyulmuş mu, koyulmuş. Tek yapılacak iş, asıl branşın onaylayıp, tedavi için ilaç yazması. Direkt doktorun polikliniğine giriyorum. Durumu anlatıyorum, kabul etmiyor. "Şu branşa git, üniversite hastanesine git veya sıra al gel!" diyerek bağırıp dışarı atmak istiyor. "Hayır" diyorum. "Bu işe senin branş bakıyor, rahatsızım, başka hastaneye de gitmiyorum, randevu vermiyorsunuz ki, randevu alabileyim. Hastalığım teşhis edilmiş, onaylamak için tekrar tahlil iste, tedaviyi yaz." diyorum. 10 dakika, vesaire çıkmıyorum odadan. Dışarıda hastalar bekliyor ve sonunda kabul ediyor. Oysa bunu baştan yapsa, 30 saniyesini alacak, dışarıdaki hastalar da beklemeyecekti. Ne oldu; kaç ay hasta hasta dolaşacağıma, bugün tedavimi oldum. Haklıysan, kararlı olacaksın. Nokta. Ölümüne kadar gideceksin.

#doktor #randevu #hasta Daha azını gör

18

Böyle bir şey görülmedi dünyada; FENERBAHÇE KADIN VOLEYBOL TAKIMI

Dünyada daha önce böyle bir voleybol kadrosu oluşturulmuş mudur bilmiyorum. Şu anda dünyanın 1 numaralı pasör çaprazı Vargas, dünyanın en iyi pasöe çaprazlarından biri Stysiak, dünyanın en genç ve en iyi 2 smaçörü Fedorovtseva ve Ana Cristina, dünyanın en iyi orta oyuncusu Eda Erdem, dünyanın en iyi liberosu Gizem Örge, dünya şampiyonu Sırbistanın as pasörü Bojana Drca, Türkkiye'nin en iyi blokörlerinden Aslı Kalaç, Rus Milli Takım orta oyuncularından Fetisova, dünyanın en iyi manşetçilerinden Meliha, artı Meryam Boz ve diğerleri...



TİP yerel yönetim çalıştayından... Beni seçmek zor olmasa gerek...

41 Tabuş Sevgilisizler günü... Sevdiğim çok oldu ama sevgilim hiç. Çünkü buna hiç ama hiç ihtiyaç hissetmedim. Sevdim geçtim anlayacağınız. Çünkü kendimden başka birilerine zamanımı harcayamam. Sırt sırta verip metan gazı salımında bulunmak falan bana göre değil. Kendi yüküm bile bana ağır. Keşke 10 tane sekreterim olsaydı bir sevgilim olacağına. 

13

Bugünkü makarnayı artan burgu ilavesiyle fiyonk+burgu şeklinde pişirdim. Üzerine peynir, yanında da taze fasulye turşusu... Makarnama, uzmanlara göre zararlı da olsa toz şeklindeki makarna soslarından da koydum... Tabi ki elbette salçalı ve üzerine peynir....

Şehriye mutluluğu... Son günlerde kafayı tel #şehriyeçorbası na taktım. Yürüşten sonra akşam serinliğinde karnaval coşkusu gibi oluyor... En fazla 10 dakikada hazır. İçine kırmızı toz acı biber de koyabilirsiniz, üzerine kara biber de ama limonsuz olmaz tabii. Haa, pişerken içine yarım tablet, eğer 2-3 kişilik yapacaksanız tam tablet bulyon koyarsanız daha lezzetli oluyor kuşkusuz. 

12

Bütün kötülüklerin sebebi cahilliktir. Cahillerle tartışmayın, bir sonuca varamazsınız. Çünkü; CAHİLLER AKILLICA YAPILAN İŞLERİ DELİLİK OLARAK GÖRÜYOR. Cahillerden vicdan falan beklemeyin. Çünkü onlar bencildir. Dolayısıyla acımasız olabilirler, o an kafalarına esip öldürebilirler bile ve kendileri dışında hiçbir şey önemli değildir onlar için. Çıkarlarına uyan her şey doğru, çıkarlarına ters düşen her şey yanlıştır onlar için. O yüzden psikolojiniz için uzak durun onlardan. Yalan söyleyebilirler, iftira atabilirler çünkü. Cahilden asla ve asla dost olmaz. En büyük düşman, cahilliktir, cahillerdir. Akıl ve mantık dışı hareket ederler. Asla gerçekçi olmazlar. Kalabalık psikolojisiyle hareket ederler. Cahil insanlar hiç okumazlar ve bilimsel gerçekler dışındaki şeylerle hareket ederler... 


Önce kelden, sonra yanaktan, sonra gıdadan, bi' dudaktan...

10

Ben dinlere inanmıyorum elbette bilimsel gerçeklere inanan biri olarak, sizin inandığınız Tanrı'ya da inanmıyorum, çünkü sizin Tanrınız eşcinselliğe karşı sözde-çünkü ben de bir eşcinselim, ama sizin anlayacağınız dilden konuşayım; 20 senedir sistemi destekleyip de beni açlık sınırının altında yaşatan, geleceğimi elimden alan, hayallerimi yıkan hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. Buna akrabalarım, arkadaşlarım, en yakınlarım, kendini çok iyi insan olarak tanımlayan herkes de dahil! Bu insanlara merhabam bile nezaketimden dolayı...

Bağımsız soframızın bugünkü akşam öğününde dün olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet misali(10 gün aynı yemeği yermiş mide sağlığı için) yarın da öyle olacağı gibi, içinde uzmanların dediği üzere tehlikeli 10 zehirden biri olan bulyonlu tel şehriye çorbası, yanında da diğer zehir ekmek(Oysa bana göre karbonhidrat mutluluğu diye psikolojik bir gerçek) var. Üzerine diğer zehir kola da olsa çok iyi olacaktı aslında. İçine de 2 tane buz atardık... Ohhh! Bugün diğer zehir toz şekeri de portakalı banıp banıp yedim! Denediniz mi hiç toz şekerli portakal?

Şehriye mutluluğu... Son günlerde kafayı tel #şehriyeçorbası na taktım. Yürüşten sonra akşam serinliğinde karnaval coşkusu gibi oluyor... En fazla 10 dakikada hazır. İçine kırmızı toz acı biber de koyabilirsiniz, üzerine kara biber de ama limonsuz olmaz tabii. Haa, pişerken içine yarım tablet, eğer 2-3 kişilik yapacaksanız tam tablet bulyon koyarsanız daha lezzetli oluyor kuşkusuz. 

9

"Sana gerçekten değer verilene kadar yalnız kal" demiş bir söz. Buna ihtiyacı olan için güzel bir söz ama ben değerimi bildiğim için birilerinin bunu davranışıyla tescillemesine hiç ihtiyaç duymadım. Yalnızlık başlı başına bir değer olduğu için, yalnız kalmaya değer zaten.

8

Size haketmediğiniz bir davranışta bulunanlara, unutmayın ki evren sizin değerinizi anlayacağı günleri de gösterecektir. 

Siz, size yapılan yanlış muameleyle değerinizden bir şey kaybetmiyorsunuz ki; size yapılan yanlış, size yanlış yapanın densizliğinden başka bir şey olamaz. Yapacağınız tek şey, size yanlış yapanlarla irtibatı kesmeniz. Çünkü bir kere yanlış yapan, yanlış yapmak hamurunda olduğu için, size karşı aynı yanlışı kuşkusuz tekrar yapacaktır. Aynı kişiye/kişilere odaklanmayı bırakın; dünya nüfusu 8 Milyar; seç, beğen, al! Size yapılan yanlış davranışları hiçbir şey olmamış gibi görmezlikten gelerek, kaldırmayın insanların bir taraflarını...

6

Sonunda son dönem en çok sevdiğim sanatçı Miley Cyrus "Flowers" ile ilk Grammy'sini Mariah Carey'nin ellerinden aldı. Flowers ülkemizde de yılın şarkısı seçilmişti. #mileycyrus #flowers

Bu arada tenisi bıraktıktan sonra 2-3 aydır hareketsizdim. Artık her gün 2 saat yürüyorum... 

5

Batılılar dünya turuna çıkıyor, biz bırakın köyümüzden çıkmayı, daha muz bile yiyemiyoruz. Siz yaşasın kral demeye devam edin, kral saraylarda yaşasın, siz de açlık sınırının altında. Gerçekleri göremiyor musunuz gerçekten?

Bir de gıcık olduğum şöyleleri var; sistemi eleştirmek konusunda falan lafa geldi mi işkembeden sallamasını bilirler ama iş uygulamaya geldi mi ne açıkça laikliği savunurlar, ne tepki gösterilerine katılırlar, ne de herkesin içinde iktidarı eleştirebilirler, HATTA GİZLİ GİZLİ DESTEKLERLER. Korkaklar çünkü, İKİ YÜZLÜLER ÇÜNKÜ. Korkmayın, haklı olana ve hakkını savunana bir şey yapamazlar. Yaparlarsa da, HAKLI OLAN VE HAKKINI SAVUNAN İNSANLAR onurlarıyla ölürler! 

İlla ki bana yapılması şart değil, şahit olduğum tek bir kelime yanlışı bile ne affeder, ne de unuturum. Bu kin değil, yanlışa hayır demektir; isterse de kin olsun, farketmez! Tepkimi gösterir, yoluma devam ederim, o kişilere karşı da ister uzakta olsun, ister yanı başımda mesafemi koyarım. Her sessizlik, yanlışlara zincirleme şekilde cesaret verir. Ayrıca yanlış yapanlara katlanacak kadar ne aptalım, ne de kimseye minnetim var; keşke minnet edilecek kapasitede olsalar da katlansak; cahil egolarını nerede tatmin edeceklerse, oralarda sürtünsünler!

4

Pazardan 10 liraya aldığım kabak ve Halil spesiyal kabak!

Hayatımızın özeti; Önce aç bırakıyorlar, sonra bayat ekmekle teşekkür ettiriyorlar!

Ocak 2024 facebook notlarım

29 Ocak 2024

Kadınlık ruh meselesidir! Penisli kadınlar da vardır!

28

Artık neden CHP demiyorum? 

Zaten hiçbir zaman ona da inanmamıştım ki; muhafazakar partilerin farklı bir versiyonu; onların amacı da eşitlik, özgürlük, demokrasi falan değil(CHP'den bahsediyorum elbet); sadece iktidar olabilmek. İktidar olunca ne olacak, ne değişecek, neyi değiştirecekler; dünya "kadınlaşacak" ve "eşcinselleşecek" mi; hayır; gene hetero kapitalist sistemi devam ettirecekler. "Cak, cek mi?" derken elbette kadın veya eşcinsel egemen bir dünyadan bahsetmiyorum!

Neden TİP; daha modern, daha yenilikçi, daha evrensel, daha kapsayıcı, daha eşitlikçi ve özgürlükçü, vesaire... EN ÖNEMLİSİ DAHA CESUR; bir şeyleri savunurken, oy kaybetme korkuları yok; kaybetme pahasına uzun vadeli düşünerek doğrular üzerinden ve de gerçekçi bir şekilde mücadele veriyorlar. 

Samimiler mi; evet bir çok konuda samimi olabilirler. Demokrasi hayalleri bu partiyle gerçekleşir mi? Evet TİP bu hayalleri gerçekleştirir ama zeminden dolayı kolay değil. Çünkü bırakın çoğunluğun demokrasiye inanmasını, demokrasinin ne olduğunu bile bilmiyorlar ki? % kaç kişi kadın erkek eşitliğine inanıyor, eşcinselliği normal buluyor, hatta genç birilerine geleceğimizi teslim etmeye cesareti var, hayvanların da insanlar kadar yaşama hakkı olduğuna inanıyor, dogmatizmin gerçek dışı olduğuna inanıyor, kendisine benzemeyenleri kabul ediyor vesaire... Dolayısıyla gerçek demokrasi yoluna çıkanların işi zor.

Bir eşcinsel olarak ben neden bu partiyi destekliyorum; çünkü bugüne kadarki, bu konudaki en bilinçli ve en cesur parti. En azından eşcinselliğin, LGBTİ+'nın ne olduğunu biliyor. Yaşam içersinde bilmek kavramı çok önemlidir. Biliyorsan, doğru mücadele verirsin, bilmiyorsan savunmazsın bile.

Mücadele verirken elbette oy vermek dışında da bir devinim gerçekleştirmemiz gerekiyor ama en önemlisi oy; oyumuza sahip çıkalım. Kısa vadeli düşünürsek, umutsuzluğa kapılıp demokrasiden cayabiliriz; yarınlarımız için demokrasi mücadelecilerine oy verelim; adım adım gidersek, demokrasi daha sağlam temeller üzerine inşa edilip kalıcı hale gelebilir. Çünkü antidemokratik toplumlarda devrimle demokrasi garanti değildir.

Umutsuz bir süreçten geçiyoruz ama her şeye rağmen rağmen merhaba, günaydın!Umutsuz bir süreçten geçiyoruz ama her şeye rağmen rağmen merhaba, günaydın!Even though we are going through a hopeless period, hello and goodmorning despite everything.Benim tip'im! My type

Artık "oyum boşa gitmesin, son bir kez daha daha #chp ye vereyim" devri bitti benim için. Artık sadece kendim için ve inandığım partiye oy vereceğim. Benim tipim #tip #lgbtiq🌈

24

Gerektiğinde sizi üzenlere kapıları yüzlerine kapatmayı öğrenin artık. Bir tane hayatımız var. 24 sene haybeden geçmiş gitmiş. Bundan sonra bari kalan günleriniz ve gelecek için doğru kararlar alın...

İnsanların anlayışsızlığı yüzünden kedilerle diyaloğumu geliştirdim. Her geçen gün onlardan beklentim yükselmeye başladı. Artık bana kafa tutmaya, benimle kavga etmeye, beni kaale almamaya bile başladılar. Bazen istediğimi yapmıyorlar diye onlara kızmam, onlarla kavga etmem bile (Mesela akşam trafiğinde dışarıya çıkmalarını istemiyorum, onlar da pencerenin kolunu açmak için çeviriyorlar, üstten kapatınca açamadıkları için bana dönüp bağırmaya başlıyorlar), kedilerle diyalog kurmanın insanlarla diyalog kurmaktan daha mümkün olduğunu gösteriyor... 

Hiç Kafka okudunuz mu?

23

Vatandaşın vergisiyle yöneticilerin lüks içinde yaşamasına niye hayır demiyorsunuz? Milletvekili 141 bin lira alırken, vatandaş niye 7500 alıyor? Bunu soramıyor musunuz gerçekten? Buna hayır diyemiyor musunuz gerçekten? Oyunuzun yönünü değiştirmek çok mu zor gerçekten?

Yandaşlar, hayatımızı asıl mahvedenler sizlersiniz!

Gerçekten çok mu zor açlık sınırının altın yaşamamızın sebebinin kötü yönetim olduğunu anlamak?

Elim kırılsaydı da oy vermeseydim diyenler; gerçekten dediğinize kendiniz inanıyor musunuz; gene tıpış tıpış gidip vereceksiniz!

İstediğiniz kadar zam alın; bakın cebinizdeki paranın değerine... Eskiden 20 liraya aldığınız şeyleri şimdi 200 liraya alıyorsunuz. Yani 200 lira 20 lira oldu, belki daha düşük. Şimdi 5 liraya ekmek bile alamıyorsunuz. Gerçekten bunları göremiyor musunuz?

Yıllarca kandırıldınız, hala kandırılıyorsunuz ve kandırılmaya devam edeceksiniz; tecrübeyle sabit!

Emekliye zam oy zamanında gelecek. Siz de zam geldi diye yaşadığınız sıkıntıları unutup GENE aynı kişilere oy vereceksiniz! Seçimlerden sonra da gene aynı iktidarla açlık sınırının altında yaşamaya devam edeceksiniz. Çünkü ne kadar zam alırsanız alın, ülke adaletli yönetilmediği sürece, paranızın alım gücü gene düşecek... Bunları düşünemiyor musunuz gerçekten? 20 küsur yıllık hayat tecrübesi az buz bir şey değildir akıllanmak için...

Emekliler, bu iktidarın bir gün sizi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edeceğini düşünememiş miydiniz? Ben niye bu iktidara hiç oy vermedim, ben niye inanmadım ve kanmadım; haa niye? NİYE, HADİ SÖYLEYİN NİYE?

TÜİK itiraf etmiş: enflasyon % 130

Gerçekleri göremeyen en yakınımdaki cahil insanlara çok kızıyorum...

Kimsenin yöneticilere kızmaya hakkı yok; onları oraya getiren de sizsiniz, haksızlık yapmalarına sessiz kalan da, cesaret veren de

MAAŞLARA ZAM MAM YOK, KONUYU KAPATMIŞLAR!

Daha düne kadar yaşasın kral diyen emekliler, maaşları 3 ayda bir verilen yaşlılık aylığı bir şeye düşünce, oy moy yok diyorlar. Daha dün-milletvekili seçimlerinden önce yaşasın kral diyordunuz, maaşlara zamlar açıklanmadan yılbaşından önce bile daha memnundunuz iktidardan, herkes hak ettiğini yaşar diyordunuz... Şimdi ne oldu da tepenizin tası attı; maaşlarınız 3 ayda bir verilen dul maaşı gibi olunca mı aklınız başına geldi? Haa, n'oldu şimdi? Siz akıllanmazsınız, seçime doğru elinize 3 kuruş sıkıştırdılar mı, gene yaşasın kral dersiniz... 

22

İkizleri zeki oldukları ve zekalarından dolayı alt edemedikleri için sevmezler. İkizler ikiyüzlü falan değildir; her zor koşula kolayca adapte olabildikleri için, onların bu faydalı değişkenlikleri yanlış anlaşılır. İkizler öyle zor durumda kalınca sabit kalıp olumsuzluklara maruz kalmazlar; çözüm yollarını kolayca bulup zorlukların üstesinden gelmesini bilirler  İşte diğer burçlar bunu yapamazlar, dolayısıyla İkizlerden yaka silkerler. İkizler ayrıca en zararsız, en merhametli burçtur. Herkesin imdadına yetişirler ve karşılıksız sorunlarını çözerler. Onların bu iyi niyetleri salaklık olarak bile algılanabilir. Oysa kendini akıllı sananlarla uğraşmak bile istemezler, onların kurnazlıklarını bilmezlikten gelirler. Çünkü İkizler çıkar veya dünyevi şeylerle beslenmezler; onlar için varsa yoksa bilgi ve öğrenmektir.

20

Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük sanatçısı Zülfü Livaneli'yi aşağılayan bir zihniyet, ne yapsa benim için boştur.

Vatandaş 7500 lira ile açlıktan sürünürken uzaya gitmeyi boşver, başka evrenleri keşfetsen kaç yazar?

Muhafazakarlar uzaya ilk bir gittik diye böbürlenmeye başlamışlar bile. Başkaları gideli 55 yıl olmuş. Bu gidişin bize faydası ne?

19

BU KAFAYLA HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEZ!

Gazeteci, türbanlı orta yaşlı kadına ekonomiyi soruyor. Kadın "ateş pahası" diyor. Gazeteci oyunu kime vereceğini soruyor. Kadın "Akebe'ye" diyor. Gazeteci "hani hayat çok pahalı diyordun" diyor. Kadın, "suçlu akebe değil ki, marketler zam yapıyor" diyor.

Emekli yediği kazığı unutmaz demişler. 20 yıldır yiye yiye alıştık, acımıyor artık!

Şimdi uzaya bir kişi gönderdik diye gelişmiş toplum mu olduk? Eskiden 3'ü 5 liraya mis gibi kilotlar alırdık. Şimdi 1 tane kilot bile alamıyoruz.

O kadar eminim ki, gene aynı iktidara oy vereceksiniz. Oy yok diyorlar ama kim oy veriyor öyleyse bu iktidara? 20 senedir böyle.

Hayvanları kesme hakkını nereden buluyorsunuz?

Bir toplum; tek elden yönetilirse diktatörlük, eşcinselliğe sapıklık denirse antidemokratik, hayvan hakları yoka vicdansız olur!

Bana karşı, özellikle sistemin bir parçası olan herkes elini yüzünü yıkadı. Nezaketen merhabaya, merhaba; ondan ötesi yok!

Emekli maaşları, asgari ücretleri iyiyken yaşasın kral, herkes hakettiğini yaşar diyenler, şimdi oy moy yok diyor! Beter olun!

Sorun iktidarda değil ki; kadına cinsel obje, eşcinselliğe sapıklık, hayvanlara mal gözüyle bakan toplumsal sistemde!

Bana deseler ki, oyunu muha. iktidara ver, maaşın 1 milyon olacak. Yemin ediyorum dönüp bakarsam! Bitimi bile vermem!

Yıllarca aynı iktidara oy verip açlık sınırının altında kalınca istifa diyenler emekliler, maaşları 20 bine çıkarılsa gene aynı iktidira oy verecekleri için, 5 bin liraya düşürülsün bence. Ben oyumu para için değil, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve insan hakları için veriyorum. Sadece maaş mı bizim sorunumuz? Ekonomik olarak insanca yaşamak zaten hakkımız; çünkü çalıştık, primimiz ödendi, vergimizi de veriyoruz. İyi maaş iktidarın bir hediyesi değil ki, bunun için oy vereyim. Ne demek istediğimi anlayanlar parmak kaldırsın! Demokrasi ve insan hakları kimsenin umrunda değil ki?

Uzaya giden ilk Türk, yanında Türk bayrağı, Yörük kökenine ait bazı semboller vesaire almış. Ben uzaya fırlatılsaydım yanımda; Yörük dastarı, eşcinsel bayrağı, Fenerbahçe bayrağı ve kedi bayrağı alırdım... Neden Türk bayrağı almıyorsun diyenlere de cevabım; Yörük demek Türk demek zaten! Ya siz ne alırdınız? 

17

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, AK Parti’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum için "İstanbul için bir şanstır" demiş. 

İYİ Kİ FENERBAHÇELİYİM!

Bana iyi davranabilirsiniz ama hayata bakış açınız, siyasi tutumlarınız benim hayatımı elimden alıyor. Sizi affetmiyorum.

İnsanlar rahatken, acımasız olurlar, başkalarına vururlar da vururlar, gerçekleri görmezlikten gelirler; ne zaman kendi canları yanarsa, o zaman ciyaklamaya başlarlar ama iş işten geçmiş olur, geçmişte duyarsızlıklarından dolayı başkalarının canlarının yanmasına sebep olmalarının da affedilir bir tarafı yoktur. Bu tür insanlarla konuşmaya bile değmez. Mesela ben nezaketen selam alır veririm ama bu tür insanlarla gönül bağım kalmamıştır artık. Çünkü bir insanın hayatından 20 yıl götürülmesinin telafisi olmaz. Herkes kendini kandırmaya ve gerçeklerden bihaber yaşamaya devam etsinler; yeter ki gölge etmesinler artık. Benim için herkes, her şey bitti. 

Sevgili emekliler 22 senedir değişmeyen bir şey isyan etmekle değişmez. Tek bir oyla hayatınızı değiştirmek daha zahmetsiz.

Demokrasi olmayınca insan hakları, eşitlik, özgürlük olmaz. Dolayısıyla hak, hukuk ve adalet de olmaz. Gücü ele geçirenler kafalarına ve çıkarlarına göre yönetirler sizi. Seçimlerinizi demokrasiden yana yapın derim...

DEDİĞİME GELDİNİZ Mİ?

Kendimi bildim bileli hep kendim oldum, kendim olmaktan taviz vermedim. Eşcinselliğimle gurur duydum, dine inanmadım, yalnızlığı sevdim, okumayı-öğrenmeyi sevdim, doğayı sevdim, hayvanları sevdim vesaire ve hiçbir zaman muhafazakar iktidara oy vermedim, hep muhafazakarlara karşı çıktım. "Siz" de hep bana karşı çıktınız, çünkü beni hep yanlış buldunuz, hep ötekileştirdiniz. Siz derken benim gibi düşünmeyenlerden bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın... Şimdi soruyorum; kim haklıymış? Kim zararlı çıktı, kim en azından ayakta kalabiliyor. Atatürk 100 sene önce eğer şöyle şöyle yapmazsanız, mesela tarikatlara-tarikatçılara prim verirseniz, ülkeyi ele geçirirler ve özgürlüklerinizi elinizden alırlar demiş. Keşke Atatürk'ün sözlerini falan bari okusaydınız... Laiklik elden gittikçe bırakın maaşlarınızın düşük olmasını, bakınız sokaklarda yaşasın şeriat diyenler türemeye başladı... Bakınız İran, Afganistan gibi normal ülkelerken ne hale gelmişler. Başı açık kadınları, eşcinselleri öldürüyorlar. Oyunuzun yönünü maaşlardan falan önce demokrasi belirlesin... Maaşlarınız 100 bin yapılsa bile, demokrasiye oy verin, insan haklarına oy verin. Demokrasi olmayınca, zaten sizi bir tas çorbaya muhtaç ederler... Şu an 10 bin liraya muhtaç ettikleri gibi... 

İnsana en büyük kötülüğü, kendisinden başka kimse yapamaz...

KISKANANLAR ÇATLASIN!!!

Sistemi destekleyenlere niye destekliyorsunuz diye sorunca; vatan, millet, din, terör, dış güçler, bizi kıskanıyorlar vesaire diyorlar ama hiç açlık sınırının altında yaşadıklarına bakmıyorlar. Zorlanınca da şikayetçi oluyorlar ama gene sistemlerine toz kondurmuyorlar. Eee ne yapabiliriz ki o zaman; Kafayı değiştirmeyince, kötü yönetimi değiştirmeyince değişen bir şey olmaz ki. Gerçekten iki kelimelik gerçekleri göremiyor musunuz?

BUNU SİZ İSTEDİNİZ, BEN DEĞİL!

Milletvekili maaşı emekli maaşının 14 katı, yani 141 bin, Cumhurbaşkanı'nki 28 katı, yani 280 bin. İşçi maaşı 10 bin. Bunun böyle olmasını kim istedi; siz istediniz. Çünkü siz seçtiniz de, 22 yıldır destekliyorsunuz bu yönetimi. Şikayet ediyorsunuz ama kimi kime şikayet ediyorsunuz. Şikayetçi olunması gereken kendinizsiniz. 22 senedir iyiye giden bir şey yoksa, durum nasıl anlatılabilir ki size? Başarısız bir yönetime oy vermemek çok mu zor? Sizi bu başarısız yönetimi desteklemeye iten ne? Hani muhafazakar iktidara karşı çıkanlara tepki gösteriyor, hatta oy verdiğiniz sistemi savunurken gözleriniz dönüyordu ve kendinizi kaybediyordunuz ya; AYNEN DEVAMKE! Bu saatten sonra maaşım 100 bin lira olsa ne olacak ki? Yaşanacak hayatım mı kaldı? İktidarlara kızmıyorum. Niye kızayım ki? İktidar dediğimiz şey tabanın kendisi değil mi? İşte size kızıyorum. Ben hala da insanların zihniyetinde değişen bir şey olduğuna inanmıyorum. Hala demokrasi ve insan hakları yerlerde sürünüyorken, hala insanlar okumaya ve eğitime önem vermiyorken; maaşlar 20 bin lira olsa değişecek, 5 bin liraya düşse ne değişecek? Önce kafaların değişmesi gerekiyor. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını bilmek gerekiyor önce. Bunları bilmezseniz; seçimleriniz yanlış olur, doğrularınız yanlış olur, hayatınız da berbat olmaya devam eder. Çünkü siz böyle istiyorsunuz. Sizi yönetenler sizin 30 katınızı alırken, onları desteklemeye devam ediyorsunuz... Çünkü siz, sizin gibileri desteklemeyi seviyorsunuz. Birisi dese ki, ülkeyi 1 yılda Avrupa ülkeleri düzeyine getireceğim ama demokrasi olacak, insan hakları olacak; sanki demokrasi, eşitlik, özgürlük kötü bir şeymiş gibi istemezsiniz... 

15

Keşke insanlarımızın okuma alışkanlığı olsaydı ve bilinçlenselerdi de başkalarının aklıyla hareket etmeselerdi. Her bir cümlesi günümüzü birebir özetleyen George Orwel'in 75 yıl önce yazdığı 1984 romanından daha insanlarımızın tamamına yakının haberi bile yoktur. Kitap fikir demektir, gelecek demektir. Ama insanlarımız her şeyi bildikleri için, farklı bir fikire ihtiyaçları yoktur!!! 

Emekli olunca da yandık. Artık başka bir çıkış yolu bulmalıyız. Köye gitsek, köyler de büyük şehir kapsamına girip mahalle olduğu için, artık plansız projesiz çivi bile çakamayacağız. Çadır kursak, acaba oksijen parası falanda mı alır devlet? Resmen Deli Dumrul hikayesine döndü yaşamımız!

DEVAMKE EMEKLİLER!

Emekli maaşlarına % 37'lik enflasyon oranı zammı, en düşük 7500 üzerinden değil, kök maaş olan 5500 lira üzerinden yapıldığı için, bazılarının maaşları 7500 olarak devam edecek. Yani bazıları-büyük çoğunluk yapılan zammı bile göremeyecek. Seçimlerde aynen devamke EMİ!!!

Umarım insanlar başlarına yıldırım düşmeden akıllarını başlarına alırlar.

Emekli maaşlarını Şimşek çarpmış(Sosyal medya gündemi)

EMEKLLİLER, BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ; YENİ MAAŞLARINIZ EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 7500 LİRAYA GÖRE DEĞİL, KÖK MAAŞ OLAN 5500 LİRAYA GÖRE OLACAĞI İÇİN, ZAM ALMAYACAKSINIZ!

Hani emekli maaşlarını, enflasyon farkına istinaden % 37,5'lik zam yapılıp 10 250 lira olmasını bile beğenmeyip itiraz ediyorduk ya, maaşlar bu zammı bile görmedi. Eğer E-Devlet sayfanıza girip bakarsanız, olmadığını görürüsünüz. Çünkü bir çoğunun zammı kök maaş olan 5500 liraya göre yapılmış ve dolayısıyla zam alamamışlar, 7500 lira maaş almaya devam edecekler, zamsız bir yıl geçirecekler. Kök maaşı 5 500'den fazla olanlar bile 10 250 lirayı görmemiş. Seçimlerden önce oylarınızı almak için belki 3-5 bin liralık bir defalığına sus payı verilir. Ekonomi Bakanı Şimşek dün zaten seyyanen zamma hayır demiş. 

13

Sanırım içinde yaşadığımız sistem ve süreç artık bana "1984" yapıtını hatırlattığı için, bu sayfada da mümkün olduğunca kişisel bir şey paylaşmayacağım! Başıma bir şey gelmesi veya ölmek benim için önemli değil, elimden geldiğince doğaya katkı sağlamamın sona erdirilmesini istemiyorum...

12

Antartika'da fok balıklarına kuş gribi bulaşmış ve 20 fok balığı ölmüş. Uzmanların soruna çare bulması bekleniyor. Dünyayı zararlı etkilerden işte bu vicdanlar kurtaracak. Sokaktaki kediyi taşlayanlar, onları yaralayanlar değil...

İnsanlar ifadeye çağrılıp tutuklanabiliyor artık. O yüzden kestim ya herkesle iletişimi. Benim en yakınımdaki kişi bile bana iftira atarak şikayette bulunabilir mesela. İçinde yaşadığım coğrafya ve süreçte de artık hayattan hiçbir beklentim kalmadığı için, olanlara bana ne diyorum. Sadece bana verilen oy kullanma hakkımdan başka hiçbir şey yapmayacağım. Onun da doğru yere yazıldığından emin değilim. George Owel'un 1984 eserini yaşıyor gibiyim adeta.

Yapım ve hayata bakış açım gereği benim hiçbir ırka karşıtlığım olamaz ama insanlar içinde yaşadığı kültürü geri bir toplum yapmak için, gericiliği savunan toplumlara yandaşlık yaparsa; gericiliğe karşı olmuş olurum. Mesela ne zencilere, ne Araplara, ne Yahudilere, ne Slavlara vesaireye karşıtlığım olabilir ama kalkıp da geri, laik olmayan, dogmatik bir kültür körü körüne savunulursa; savunana da karşı olurum, savunulan geri toplumlara da karşı olurum. Çünkü şu kısacık ömrümüzde gaipten seslerler duyanlarla yaşayanlardan çok çektik. Bi' bitmediler gittiler...

MÜSTEHAK NEDİR? ÖRNEK: 80 MİLYON!

Emekliler isyanda ama aynı şekilde devam edeceksiniz gene; emekli maaşım artsın ama oyum gene aynı kişilere derseniz, seneye asgari ücretin 4'te birini verirler sana. Sen gene bildiğinden şaşma!!! Açıktan geber bağır ama gene de yaşasın kral de emi! Çünkü akılsız başa fayda yok, dar ağacında sallandırsan da fayda yok. Sayın seyirciler, mantıksal olarak, bir torbadan çektiğiniz 99 bilye kırmızı çıkarsa, 100.sünün mavi çıkma ihtimali var mıdır? Bir sistem 20 senedir iyiye değil de kötüye gidiyorsa, ben size ne diyeyim? Aynen devam edin, aynen açım demeye devam edin. MÜSTEHAK!!!! 

Been, kendimle barışık olduğum, dolayısıyla kendimi çok sevdiğim için, hiç kendimi dolaylı yollardan ifade eme ihtiyacı hissetmem. Düz-içi dışı bir insan olduğum için, sade yaşarım. Alkol almam, sigara içmem, dövme yatırmam, küpe takmam, hiçbir aksesuar takmam, saçımla başımla oynamam, marka giyinmem, dışarıya karşı kabul edilebilir görünmek için şöyle olayım böyle olayım dertlerim yoktur. Çünkü bunlara ihtiyacım yoktur. Ama kimsenin de kendini nasıl ifade ettiğine, nasıl varolduğuna karışmam. Çünkü herkesin psikolojisi bir değildir. Herkes olduğu gibi varolaMayabilir. Olduğu gibi varolursa, topluma karşı direnç gösteremeyebilir. İnsanlar nasıl mutluysa, öyle olmalı, öyle yaşamalı. Mesela bazıları eşcinselliğini gizli yaşamak istiyorsa, çevresine karşı kendini savunamayacağındandır. Ama ben gizlersem, kendim olamayacağım için, bu benim için ölümden beter olur. Beni öldürseler de, kendim olmak dışında mutlu olamam ben. Ben iki yüzlü olaktansa, varsın insanlar beni aşağılasınlar, dışlasınlar, ötekileştirsinler. Çünkü bu onların aşağılığından başka bir şey değildir. Başkalarının cahilce bakış açısı beni değersizleştirmez ama onların cahilliğini tesciller. Tabi onlar o kadar cahildirler ki, bunun farkında bile değildirler... 

11

ŞU AN BEDENEN YAŞASAM DA, BENİM İÇİN İSTİSNALAR HARİÇ HERKES ÖLDÜ!

Söylemeden edemeyeceğim. Aldığım karar doğrultusunda 2024'ten itibaren milyonda bir dışarıya çıkıp da kimse selam vermedikten sonra, arayan soran olmadıktan sonra hiç kimseyle konuşmama kararımı çok iradeli şekilde uyguluyorum. Arayan soranla da konuşuyorsam, nezaketimden dolayı. Çünkü geçmişte veya günümüzde ne bu sistemi destekleyenle, ne de bu sisteme sessiz kalanlarla küçücük de olsa temas kurmaya tahammülüm yok artık. Kimse de arayıp sormasın beni. Ölürsem de kedilerime mama olayım. Benim zaten gömülecek cenazem falan olmayacak. Kadavra olarak bağışlayacağım cesedimi. Gerçekten rahat bırakın beni... 

Ülkemizdeki eğitimin durumu ekonomiden daha beter.

EMEKLİ MAAŞLARI 35 BİN LİRA OLMASI GEREKİRKEN, 10 BİN LİRA!!!

Bundan 20 yıl önce emekli maaşı, asgari ücretin 1.5 katı imiş. Şimdi ise asgari ücretin yarısı. Yani şimdi enflasyon oranına göre emekli maaşları 10 bin oldu, asgari ücret ise 20 bin. Oysa 20 yıl öncekine göre şu anki emekli maaşları 35 bin olmalıydı. Hükümetin gerekçesi bütçe. Peki bu bütçe niye emeklileri olumsuz olarak etkiliyor da diğerlerini bu oranda etkilemiyor? Onlar çalışıyorlar diyorsalar eğer, şu anki çalışanları besleyip büyütenler 20 yıl öncekiler değil mi? Bizlerin primleri vakti zamanında tam olarak ödenmedi mi? Biz hakkımızla emekli olmadık mı? 20 yıl önce çalışanlar hem düşük maaş almışlar, emekli olunca daha da düşük maaş alıyorlar. Hem ayrıca emekliler ihtiyaç maddelerinin veya yaşam standartlarının daha ucuz olduğu bir dünyada mı yaşıyorlar da ev kirasını bile karşılamayacak derecede düşük maaş alıyorlar? Şu denmek istiyor sanki; işiniz bitti, size hazineden o kadar para veremeyiz! Milletvekili maaşları niye 142 bin lira? Tabi ben bunları özellikle yandaşlara anlatamam. Çünkü onların gözünde insanlar eşit değildir, olmamalıdır. Kim gücü ele geçirirse, onlar refah olmalıdır onlara göre. Bir de vicdandan, dinden, imandan bahsederler. Bu adaletsizliğin sebebi, bir çoğunun desteklediği başarısız bir yönetimdir. Başka hiçbir sebebi yoktur. Gücü elinde bulunduranlar lüks içinde yaşıyorlar, dahası bu ekonomik bozukluğu avantaja dönüştürüyorlar. Dolar düşükken Dolar alıyorlar, sonra Doları yükseltip paralarını değerlendiriyorlar, garibanın alım gücü açlık sınırının altında dolaşıyor. Bütün bunları anlamakta zorluk çekmiyorsunuzdur umarım. Çok karmaşık gelmedi değil mi? Tabi nasıl işinize geliyorsa, öyle anlıyorsunuzdur. Hayat çok kısa. Bu iktidar hayatımızdan en az 20 yılımızı çalarak bizleri süründürdü. Bu sistemden, bu düzenden memnunsanız, aynen devam edin EMİ! Biz ne zaman insanca yaşayacağız? Yöneticiler neden bu sıkıntıya ortak olmuyorlar, onlar neden düşük maaş almıyorlar? Çünkü vatandaşı insan yerine koymuyorlar. Beni bu hale düşürenlere lanet olsun ve beter olsunlar diyorum. 

10

ANLAMADIM GİTTİ!

Yanlış anlaşılmasın, herkesin egosunu tatmin ve de dolayısıyla mutlu olmak için bir toplumsal varoluş şekli vardır. Kimisi varsıllıkla kendini göstererek mutlu olur, biz onlara görgüsüz diyoruz, kimisi statüyle varolmaya çaılışır, biz onlara aşağılık kompkleksli diyoruz, kimisi belli bir zümreye ait olmaya çalışarak varolmaya çalışır, biz onlara ayrımcı diyoruz vesaire ama benim bugün bahsetmek istediğim kesim, yanlış anlaşılmasın spor güzeldir ama benim anlatmak istediğim sağlık için spor veya bir branşta profesyonelce-hatta amatörce mücadele etmek değil, çok özür dileyerek söylüyorum, bazılarının sürekli aynı noktadan vücut sergilemesi, evet bu da bir varoluş şeklidir, artık başka sergileyecek bir şeyi olmamasından mı, yoksa teşhircilik mi, narsistlik mi bilemeyeceğim. Yani bir de ne iş yapıyorsunuz falan, iş hayatınızdan, sosyal sorumluluklarınızdan falan paylaşım yapınız derim. Bir değişiklik olsun yani. Yoo rahatsız falan değilim, seviyorum bile böyle paylaşımları ama ne bileyim bir değişiklik şart. Bazen aklıma şöyle bir şey geliyor; bu kişiler hiç çalışmıyor falan ve sürekli vücut selfie'si mi yapıyorlar? 

KORONA AŞISI OLDUĞUMA BİN PİŞMANIM; Aşı karşıtlığı yapanlara tepki gösterenler, şimdi ne düşünüyorsunuz?

Dünyanın önde gelen ilaç şirketlerinden Pfizer "Kimse aşı yaptırmaya zorlanmadı. Bu sadece bir fırsat ve tavsiyeydi." demiş. Yaa ne demezsiniz. Aşı yaptırmayanlara getirilen yasaklar, insanların aşıya mecbur bırakılması; zorlama değil midir? Ben Aylarca direndim ve aşı karşıtlığı yaptım yazılarımla sürekli ve bu yüzden kötü bellendim. Açık Öğretim sınavlarına almazlar düşüncesiyle iki aşı yaptırdım. Sürekli nezle grip olan ben, aşı olduktan sonra olmamaya başladım. Bu iyi bir şey değil, kötü bir şey. Çünkü: Eskiden nezle olur, 3-5 günde atlatırdım. Şimdi ne hasta olabiliyordum, ne de halsizliğimi ve özellikle son bir yıldır sırt ağrılarımı üzerimden atabiliyorum artık. 10 gündür sırt ve belim ağrıdan çatlıyor, sanki omzuma bıçak saplıyorlar. Nefes problemim var. Hapşururken göğsüm patlayacakmış gibi olduğundan hapşurmaktan korkuyorum. Baş ağrısı nedir bilmeyen ben, baş ağrısı çekiyorum. Beni aşı yaptırmaya psikolojik olarak bile olsa baskı altında bırakan herkes sorumludur başıma geleceklerden...

9

Kedilerin güvenini kazanmak zor, kaybetmek ise kolaydır.

7

Selfie yaparken arkadan pırt diye çıkan prenses!

KAHVALTIDA ÇAY ŞEKERİNİN TADINI NEDEN AZ ALIYORUM;

a) Koronaya yakalanmış olabilir miyim acaba? b) Şekerim düşmüş olabilir, c) Şekerin kalitesi düşmüş olabilir, d) Çay demli olabilir, e) Kahvaltı şekerli çay ister çünkü! 


5

Muhteşem Yüzyıl dizisini tek bir bölüm bile izlemedim. Kadınlardan harem kuran, çocuklarını boğdurtan, erkekleri hadım ettiren, iktidar hırsının insanları mahvettiği entrika dolu sürecin film karelerine dönüştürülmesi bana çok tersti çünkü. Ama insanlar sanki marifetmiş gibi ayıla bayıla izlediler. Bir de ahlaktan bahseder....

Anayasa mahkemesini tanımayan bir yargı sürecinde olduğumuzu biliyor muydunuz?

Aynı ekonomik koşullarda yaşarken, ben niye memurlardan ve milletvekillerinden düşük maaş alıyorum?

Emekli milletvekillerinin maaşı 230 Bin lirayken, sana vatandaş olarak 7500 lira maaş verenleri niye destekliyorsun?

Körü körüne yaşamayın, gerçekleri kaynağından öğrenin ve iktidarlar tarafından kandırılmaya dur diyin.

Benim Tanrım neden Türkçe bilmiyor da Arapça biliyor merak ediyorum! Her milletin kendi dilinde bir dini var; ben Arap değilim ki!

Keşke insanlar baştakilerin dediğine kanacağına, okuma alışkanlıkları olsaydı da gerçekleri öğrenselerdi.

BEN NEDEN ATATÜRK ÇOCUĞUYUM; ÇÜNKÜ ATATÜRK YÖRÜKTÜR!

Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Hanım der ki: "Babam Ali Rıza Efendi Yörük sülalesindendir. Annem de her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi."

BEN NEDEN OSMANLI DEĞİL DE TÜRKÜM?

Ben Yörüğüm. Yörük de Oğuz Türklerinin göçebe hayatı yaşayan kolu. Geçmişte Türkmen/Yörük(İkisi de aynı; biri konar, biri göçer Oğuz Türk boyu), şimdilerde Türk'ün adıdır. İşte bu Türkler, Osmanlı'nın beylikleri kaldırmak istemesinden dolayı Osmanlı Devletine baş kaldırmıştır, çünkü bu uygulamayı içlerine sindirememişlerdir. Konuyu uzatmayacağım; ben Osmanlı falan değilim; Oğuz Türk boyundan gelen Yörük Türkü, kısaca Türküm. Kendine Osmanlıyım diyen, Türklüğünü sorgulasın derim.

Beynimden 1923 öncesini siliyorum. Benim için sadece Atatürk ve Türkiye var!

Atatürk düşmanları sayfamdan d*f*l*p gitsinler...

OSMANLI DEVLETİ DİYE BİR ŞEY YOK ŞU ANDA VE OLMAYACAK DA; BURASI ATATÜRK'ÜN KURDUĞU LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ. NOKTA. TARTIŞMAYA KAPALIDIR.

Muhafazakar süreç Osmanlı diye diye ülkenin insanlarını kutuplaştırdı, birbirine düşman etti. Eskiden, çocukluğumda Atatürk çatısı altında çok mutluyduk, Osmanlı, Selçuklu sadece bu toprakların geçmiş tarihiydi. Ama insanlar şunu unutmasın ki, bu ülke gerektiğinde hep beraber Atatürk'ün laik Türkiye Cumhuriyeti devleti altında birleşmesini de bilir. Ben ne Osmanlı, ne Selçuklu, ne Karakoyunlu, ne de Merinosluyum. Ben Türküm ve Atatürkçüyüm, bu ülke de öyle-Atatürkçü ve cahiller bir gün susacaklar. Osmanlı diye bir ülke yok şu anda. Aklınızı başına alın. 

***

Simülasyonda mı yaşıyoruz? 

Fizik profesöründen sanal dünyadaki karakterler olduğumuz iddiası

Bir fizik profesörü dünyanın göründüğü gibi olmadığını ve insanlığın gelişmiş bir sanal dünyadaki karakterler olduğunu iddia ediyor. Profesör, bir bilgisayar simülasyonunda yaşayıp yaşamadığımızı test etmek için bir deney tasarladı.

Beyzanur Özer 29.12.2023 - NTV

Simülasyonda mı yaşıyoruz? Fizik profesöründen sanal dünyadaki karakterler olduğumuz iddiası

Portsmouth Üniversitesi'nde fizik profesörü olan Melvin Vopson, yaşamlarımızın bir sanal dünyadaki karakterler olduğumuzu kanıtlayan çeşitli ipuçları içerdiğini iddia ediyor.

Örneğin uzmana göre ışığın ve sesin ne kadar hızlı hareket edebileceğinin sınırlarının olması, bunların bir bilgisayar işlemcisinin hızı tarafından yönetildiğini gösteriyor.

Proseför Vopson, evreni yöneten fizik yasalarının bilgisayar koduna benzediğini, maddeyi oluşturan temel parçacıkların ise piksellere benzediğini söylüyor.

"SİMETRİ" DİJİTAL DÜNYANIN EN BÜYÜK KANITI

Ancak en ikna edici ipuçlarından biri, kelebeklerden çiçeklere, kar tanelerinden deniz yıldızlarına kadar günlük hayatta gözlemlediğimiz "simetri".

Profesör Vopson, simetrinin her yerde olduğunu çünkü makinelerin "dijital olarak inşa edilmiş dünyayı bu şekilde oluşturduğunu" söyledi.

Vopson, "Bir şeyler tasarlarken süreci basitleştirmek için simetrik şekiller kullanmak zorundayız. Standart tuğla şeklinde olmayan tuğlalardan bir ev inşa ettiğinizi hayal edin. Tuğlalar düzensiz bir şekle sahip olsaydı, inşaat neredeyse imkansız olurdu. Sanal gerçeklikler tasarlarken de aynı şey geçerli. Verimliliği en üst düzeye çıkarır ve enerji tüketimiyle hesaplama gücünü en aza indirir." ifadelerini kullandı.

Türünün ilk örneği: Yapay zeka, kendi yapay zekasını yaratıyor

Türünün ilk örneği: Yapay zeka, kendi yapay zekasını yaratıyor

Haberi Görüntüle

Akademisyen ayrıca kuantum mekaniğinin tuhaf ve az anlaşılan dünyasının yaşamın göründüğü gibi olmadığını gösterdiğini düşünüyor.

Yani, efsanevi fizikçi Albert Einstein'ın "uzaktan ürkütücü hareket" olarak tanımladığı tuhaf bir fiziksel olay olan "kuantum dolanıklığa" işaret ediyor.

Kuantum dolanıklığı, iki parçacığın ve bunların özelliklerinin fiziksel temas olmadan birbirine bağlanmasını tanımlar.

Bu potansiyel olarak binlerce kilometre uzakta, ayrı konumlara yerleştirilen iki farklı parçacığın aynı anda birbirini taklit edebileceği anlamına geliyor.

Bu durum iki kişinin sanal gerçeklik (VR) aracılığıyla etkileşime geçmesine çok benziyor.

KUANTUM DOLANIKLIĞI MERKEZİ İŞLEMCİNİN KANITI

Profesör durumu anlatırken, "Kuantum dolanıklığı, iki parçacığın ürkütücü bir şekilde birbirine bağlanmasına olanak tanıyor. Birini manipüle ettiğinizde, birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun diğerini de otomatik olarak manipüle ediyorsunuz. Etki görünüşte ışık hızından daha hızlı oluyor ki bu imkansız olmalı." ifadelerini kullandı.

Profesör bu ışık hızından hızlı hareketi bir sanal gerçeklik kodunda tüm "konumların" merkezi işlemciden eşit uzaklıkta olması gerektiği gerçeğiyle açıklıyor.

ELON MUSK SİMÜLASYONDA YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYOR

Simülasyon teorisi Profesör Vopson'a özgü değil. Tesla'nın kurucusu Elon Musk da dahil olmak üzere birçok tanınmış isim simülasyonda yaşadığımızı iddia ediyor.

Musk, 2016'daki bir konferansta "temel gerçeklikte" yaşama ihtimalimizin "milyarda bir" olduğunu söyledi. Bu söyleme göre Musk, simüle edilmiş bir evrende yaşama ihtimalimizin "gerçek" evrende yaşama ihtimalimizden çok daha yüksek olduğunu iddia etmiş oluyor. 

***

MUTLULUĞUN FORMÜLÜ

Her şeye rağmen herkesten daha mutlu ve rahat sayılabilirim;

1. İnsanlarla iletişimimi kestiğim için huzurum iyi.

2. Artık hayattan hiçbir beklentim yok.

3. Hayatı kendi koşullarıma göre ayarladım.

4. İnternet var bütün dünyaya, bütün her şeye ulaşabildiğim.

4

Yılbaşı gecesinden kalan...

Dine inanmamayı çocuk yaşta bıraktım ama hiç kimseye söylemedim. Çünkü bunun boş olduğunu anlayacak kadar aklım vardı. Eşcinsel olduğumu kendimi bildim bileli biliyorum ve 11-12 yaşlarında ortaokuldayken okuduğum dergilerden cinsel yönelimimin-hemcinslerime olan ilgimin eşcinsellik diye doğal bir gerçek olduğunu öğrenmiştim ve hiç bocalama çekmemiştim. Yakınlarıma ben evlenmeyeceğim derken, onlar bunu ciddiye almıyordu. Çünkü benim yaşımdayken bildiklerimi onlar o koca yaşlarında bilmiyorlardı ve öldüler gittiler, bazıları hala yaşıyorlar ama hala bilmiyorlar hayata dair gerçekleri. Ben köyde büyüyen bir çocuğum ama okumak için için bütün şartlarımı zorluyor, köy minibüslerine dergi, gazete siparişleri veriyordum elime geçen paralarla. Aldıklarımı da gizli alıyordum beni anlamadıkları ve anlamayacakları için. Eğer duvardan duvara kitaplığımda yüzlerce kitap varsa, çocukluğumda tahtadan yaptığım küçücük iki sıralı kitaplığıma kitaplar alamadığım içindir. Koskoca bir 54 yıl geçti hayatımdan ama yaşadığım coğrafyanın kültürü her geçen gün daha da yobazlaşıyor... 

MÜSTEHAK

Sayfamı takip eden ve malum partiye oy veren emekliler için X'ten topladığım sözler ve onlara benim sözüm de tek bir kelime: MÜSTEHAK! Bozdurun bozdurun harcayın 7500 liranızı! Sizleri terörizm, ahlak elden gidiyor, dış güçler gibi hassas noktalarınızla kandırıyorlar ama siz hala uyumaya devam ediyorsunuz. Ben inanıyorum ki siz uyanmazsınız!

3

Yıl 1948. 75 sene evvel daha çağdaş, daha modern, daha laiktik. Manken Tuğçe Kazaz, "Türkiye 2030'da hilafeti ilan edecek" demiş. Vardır bir bildiği... Ne güzel olur; sonra kadınlar oy bile veremezler. Demek ki buna hasretler!!! 

NASIL GEÇİNEBİLİYORUM!

Geçen gün, çoğu zaman da öyle denk düşüyor zaten, üzerimdeki kıyafetlerimi düşündüm de, montumu İranlı bir arkadaşım vermiş giderken-turuncu olan-fotoğraflarda falan görüyorsunuzdur, sweetimi oğluna dar geldiği için arkadaşım vermiş, çorabım çöpten, bir keresinde bir torba giyilmiş çorap bulmuştum çöpten çünkü-yıkayıp yıkayıp giyiyorum çokça, atletim çöpten-gene bir torba giyilmiş ve çöpe atılmış atlet bulmuştum, ayakkabımı da bir arkadaşım bulmuştu çöpten ve 43 numara olduğu için tam denk gelmişti-hala onu giyiyorum, iç çamaşırım da erkek arkadaşını terk eden sosyal kız arkadaşımın terk ettiği erkek arkadaşından kalan kıyafetlerinin içinden çıkmıştı. Hatta kız arkadaşım, Halil istemiyorsan giyme onu demişti ama ben yıkayıp giyiyorum hala. Yaaa, işte böyle geçiniyorum işte anlayacağınız... Siz gene bildiğiniz şekilde oy vermeye ve kendinizle gurur duymaya devam edin; merak etmeyin; biz yeri gelir ezilir, yeri gelir utanırız. En azından insani duygularımızı kaybetmedik. 

Sabah ve akşam çıkın bakın, bu manzarayla çok karşılaşırsınız. İnsanlar pazara gidemiyor, çöpten yiyecek topluyor. Bu benim çektiğim bir fotoğraf değil, ahlaken böyle bir şey yapmam, sosyal medyadan alıntıladım. Ne yalan söyleyeyim; marketlerin attıkları günü geçmiş veya çürük çarık ürünlerden ben de alıyorum çöpten. Bunu söylemekten utanmıyorum; evet çöpten yiyecek alıyorum zaman zaman. Bu iktidar ve bu iktidara oy veren sizler yaşatıyorsunuz bana, bizlere bunu. Duyun; Halil Kandok çöpten yiyecek topluyor... Aynen bu sisteme oy vermeye ve bununla gurur duymaya devam edin... Tabi siz iyisiniz değil mi, başkaları niye umrunuzda olsun ki?

Sabah ve akşam çıkın bakın, bu manzarayla çok karşılaşırsınız. İnsanlar pazara gidemiyor, çöpten yiyecek topluyor. Bu benim çektiğim bir fotoğraf değil, ahlaken böyle bir şey yapmam, sosyal medyadan alıntıladım. Ne yalan söyleyeyim; marketlerin attıkları günü geçmiş veya çürük çarık ürünlerden ben de alıyorum çöpten. Bunu söylemekten utanmıyorum; evet çöpten yiyecek alıyorum zaman zaman. Bu iktidar ve bu iktidara oy veren sizler yaşatıyorsunuz bana, bizlere bunu. Duyun; Halil Kandok çöpten yiyecek topluyor... Aynen bu sisteme oy vermeye ve bununla gurur duymaya devam edin... Tabi siz iyisiniz değil mi, başkaları niye umrunuzda olsun ki?

***

Mağdur olanlar, "seçim zamanında size oy moy yok" derler, seçim zamanında ise "donumu bile alsalar oyum onlara" derler!

isteme oy verip de hayatım boyunca rahat bir yaşam yaşatmayan tüm herkese lanet olsun! LANET OLSUN! Lanet olsun!!!!

Tabi canım ne demezsin, bizi kıskanıyorlar, dış güçlerin işidir!!!!

Akepe'ye bir kere dahi olsa oy verenler, sayfamdam gitsin!!!

İnsanlar emekli maaşlarından şikayet etmeye başladılar. Şikayetle bir şey değişseydi, 20 senede değişirdi. Siz bu sisteme oy vermeye devam ettikçe, değişen bir şeyin olmayacağını anlayamamak nasıl bir şeydir çok merak ediyorum. Tabi dış güçlerin işidir!!! Onlar belirliyorlardır zam oranını!!! Çünkü bizi kıskanıyorlar!!!!!!

İşçi emeklisi maaşı ne kadar; 7500 lira. Aynen devam! Dünya bizi kıskanıyor!!! Kendileri açlık sınırının altında yaşarlarken, bu sistemi hala inatla destekleyenler gerçekten çok mu mutlular çok merak ediyorum... Eğer mutlularsa, ben gerçekten akıl sağlığından şüphe ederim. Sarmısağın kilosu 100 lira diye alamıyordum, geçen hafta fiyat 150 lira yazıyordu.

1

2024 yılında Sosyal medya ile bağımı keseceğimi söylemiştim. Gerçekten bu içten gelen bir şey. Hiç içimden gelmiyor artık insan türüyle tek taraflı bile olsa iletişime geçmek. Whatsapp durum, Instagram story vesaire paylaşımları yapmayacağım. İnstagram ana sayfasına da belki artık...

Aralık 2023 facebook İnstagram notlarım

30 Aralık 2023

İnsanlar kötü gidişatın sebebinin kendileri olduğunu bilmedikleri gibi, bir de her şeyin iyi gittiğine ve dünyanın bizi kıskandığına inanmıyorlar mı, kafayı yiyeceğim!

İnsanlar artık Yılbaşı kutlamasına günah gözüyle bakıyor ama inadına içeceğim, inadına kutlayacağım!

NE 2024'TEN NE DE 2224'TEN BİR BEKLENTİM VAR!

2024'ten değil, 200 yıl sonra bile bu coğrafyadan bir şey beklemiyorum. Çünkü insanlar dijital çağda bile % 90'ın üzerinde dogmatikse-din odaklı yaşıyorsa, eğitime verilen önem her geçen gün azalırken, gerçek-evrensel demokrasiden uzaklaşılırken, insan hakları-hayvan hakları hiç kimsenin umrunda değilken, herkes eğitim-bilim-sanat vesaire yerine sadece paraya önem verirken, vatandaşın vergileri eğitime değil de cemaatler gibi lüzumsuz yerlere aktarılırken vesaire ne beklenebilir ki? Cemaatler, tarikatlar diyip geçmeyin; ülkeyi onlar yönetiyor; çünkü sisteme çok büyük baskıları var. Kızıl Goncalar dizisine RTÜK'ün yaptığı engellemelerden haberiniz vardır sanırım. Keşke aptal olsaydım da her yeni yıla umutla girebilseydim. Ben bir emekli olarak 7500 lira maaşla sokaktan bayat ekmek toplayıp hayatı idare etmeye-açlık sınırının altında yaşamaya çalışırken ve en üst mevkiinin maaşı şimdiden belirlenip benimkinin 25 katı oluyorken, vatandaşın hiç ama hiç düşünülmediği bu kadar ortadayken ben nasıl umutlanabilirim? 2024 yılında insanların hayata bakış açıları değişmeyecekken, ne değişebilir ki? İnsanlar açlıktan geberiyor, hala kral çıplak diyemiyor! İnanıyorum ki bu sistem, bu coğrafyada Yüz yıllar boyunca devam edecek; Çünkü çoğunluk memnun! 2024'ten tek isteğim; lütfen dogmatik insanlar kapımı çalmayın, beni aramayın, beni huzursuz etmeyin. Çünkü sizlere tahammül edemiyorum artık! 10 yıl mı yaşarım bundan sonra, 20 yıl mı bilmiyorum ama bu anlattığım insanlardan soyut yaşayacağım. Çünkü doğanın bana verdiği hayatı yaşatmadılar, hatta hayatımı mahvettiler. Çünkü ben onların yaşadığı gibi yaşayamam; Ben bencilce, adaletsizce, duyarsızca, eşit olmadan, özgür olmadan antidemokratik bir şekilde ve üstelik psikolojik ve fiziksel şiddetin altında sağlıklı ve huzurlu bir şekilde yaşayamam. 

EN TEHLİKESİZ BURÇ İKİZLER

İkizler burcu istatistiklere göre en zararsız burç olarak kayıtlara geçmiş durumda... Değişken tavırlarından dolayı listede kendine daha üstlerde yer bulması beklenirken en az zararlı burç olarak kayıtlara geçmesi, inişli çıkışlı ruh halleri ile nam salmış bu burcun aslında kendinden başka kimseyi incitemediğini ortaya koyuyor gibi.

FB - GS maçının oynanmama sebebi Atatürk düşmanlığıyken, Futbol Federasyonu'nun "Bazı aksaklıklar sebebiyle" demesi ne kadar komik; Batı'ya çekilen restler Araplara niye çekilemiyor?


Atatürk'ün birleştirici gücüyle yarın sabah eşitlik, özgürlük ve demokrasiyle uyansak!

Bizim Atatürk sevdamız her şeyin üstünde, her şeyden kutsaldır. Kimsenin ona saygısızlık etmesine izin vermeyiz!

29

Ben Filistin veya Arapları sevmek, onları sevenlerin de yanında durmak zorunda değilim; bu vicdansızlık değil, Arapçılara karşı bir duruştur. Ben yüreğimi ve vicdanımı çok iyi biliyorum; bunun ölçütü Arapçılar olamaz. 

28

Ben fazla sulu #patates sevmem diyenlere, az sulu patates yemeği. Yanında turp, salatalık turşusu veya közlenmiş ince acı biber, artı #yogurt

Güzel yemek yapmak bir ruh meselesidir. Eğer ruhunuz güzelse, gerisi teferruat!

Cooking well is a master of the soul; If your soul is beautiful, the rest is just details. 

27

ÖMRÜ EN ÇOK UZATAN FAKTÖRÜN NEZAKET OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Benim radyo sürekli çalar. Geceleri ara ara uyandığımda kulağıma gelen müzik sesleri besler uykumu. Sabah 7'den itibaren de yandaş olmayan evrensel ve bilimsel gelişmelere dair haberler dünyadan haberdar olmamı sağlar. Bu sabah yapılan bir araştırmaya dair haber, benim yaşam felsefemle birebir örtüşünce kendimi iyi hissettim. Başkalarını rahatsız etmemek adına nezaketli olan kişiler uzun ömürlü oluyormuş. Çekingenlik dediğimiz şey belki de/aslında kişinin hamurunda olan duyarlılık, anlayış ve de başkalarını rahatsız etmemek adına bir nezakettir. Bu da insanın hassasiyetini, vicdanını devreye sokan bir şey. Ben mesela birini rahatsız ederim diye hep çekinirim. Rahatsız edersem çünkü vicdanım bana huzur vermez. Bu da dolayısıyla stres yapar. Stresten daha zararlı bir şey de var mıdır? Ama maşallah gördüm ve görüyorum ki, insanlar başkalarını rahatsız ve huzursuz etmekle besleniyor. Yani nezaket denilen şey duyarlılık değil de güç karşısında düğmelerini ilikleme, güce tapma gibi bir şey. Yani gerçek nezaket ile yal*k*l*k birbirine karıştırılıyor. Bugüne kadar ben ne kadar duyarlılık adına nezaketli davrandıysam, genelde de nezaketsizlikle karşılaştım. Tabi bir t*pun ne gücü olabilir değil mi? Tanrı anlayışında da yer yok!!! Eşcinselliğime karşı sözlü veya fiziksel saldırılarınızla ömrünüzü mü uzattığınızı zannediyorsunuz? Kimisi nezaket ve huzurla besleniyor, kimisi de nezaketsizlik ve nefretle. Çünkü kapasitesiz ve dolayısıyla kendilerini donanımlayamayan kişiler aşağılık komplekslerini ancak nefretle, saygısızlıkla tatmin ederler.

Engelli kızım Pırıl kapımın önüne geldiğinde 6-7 aylık falandı... Arka bacakları gücsüz. 3 defa evden kaçtı ve arka bacakları 2 kere, 1 kere de kuyruğu kopma noktasına gelmişti. Çünkü evden kaçınca araba kaportalarına saklanıyor veya bodrum katlarında buluyordum. 1 kere anne oldu. Kısırlaştırıldıktan sonra evden kaçmayı bıraktı. Hepsini atlattık... 5-6 yaşında falan vardır sanırım. Ömürlük kızım bemim...

26

Hastalıklardan, nezleden bir türlü kurtulamayan sarı kızım bugünlerde iyi... Geldiğinde 2 aylık ve hastaydı... Sevgi var ya, hayata döndürüyor. Sevmekten vazgeçmesiniz, her şeye hayat verebilirsiniz. Deneyin...

Ebruli bana geldiğinde 2-3 aylıktı. Bir gözü yumurta sarısı gibi kan çanağı şeklinde dışarıya pörtlemişti. Göz kayıptı ama iltihaplı yarayı kurulabilir miydik? Başardık… 

Yumoş 9 aylık oldu.   

Maaşım 7500 lira, kredi kartı extrem 7700. Eksideyim ama zenginim. Çünkü derdim yok!

#hayatumutlabaşlar ama #rönasans ı yaşamamış karanlık toplumlarda umut olmaz!

25

54 yıllık hayatımda öğrendiğim en iyi şey; Eğer; 1. Dürüstseniz, 2. Açık, net ve olduğunuz gibi görünüyorsanız, 3. Hatta çok samimiyseniz, 4. Yağcılık yapmıyorsanız, 5. Abi falan demeyip insanlara saygı ve mesafe çerçevesinde davranıyorsanız, 6. Doğrucuysanız, 7. Hakkınızı savunuyorsanız, 8. Salak ve enayi değilseniz, 9. Donanımlıysanız, 10. Başarılıysanız, 11. Kimseye minnet etmiyor, boyun eğmiyorsanız, 12. Çoğunluğun bir parçası olmayıp bireyseniz... sevilmiyorsunuz!

24



HERKESİN EŞCİNSEL OLDUĞU BİR GELECEK DİLİYORUM!

Birazcık onuru olan bir insan, kendine yapılan kötülüğü unutmaz. Çünkü kötülük yapan kişi kötüdür ve onun yaptığı kötülüğü unutursanız, yaptığını iyi bir şey sanır ve sana olmasa bile başkasına yapmaya devam eder. Bilinçsizce-cahilce yapılan kötülük de kötülüktür ve doğrusunu bilmiyorlarsa, gitsinler öğrensinler.

Hayatım boyunca bir eşcinsel olarak homofobiye maruz kaldım. Homofobiyi bilmeyenlere; homofobi eşcinsel karşıtlığıdır; eşcinsellere karşı sırf hemcinsel yönelimlerinden dolayı fiziksel veya sözel ayrımcılık, aşağılama, dışlama, ötekileştirme, şiddet, cinayet gibi eylemleri içerir. Homofobinin küçüğü büyüğü, ciddisi espritüeli, bilinçlisi bilinçsizi olmaz; her türlü homofobi, homofobik bir dünyada eşcinselleri yaralar. Okulda, sokakta, askeriyede, karakolda, adliyede, hastanede, sosyalleştiğim her ortamda, kısaca bir insan olarak bulunduğum her toplumsal veya yakınsal ortamda homofobiyle karşılaştım. Bunların unutulduğunu mu sanıyorsunuz; Bütün kişiler beynimin homofobi bölümünde resimleriyle birlikte asılı şekilde duruyorlar. Hiçbirisi unutulmadı, unutulmayacak. Yaptığınız nefret sınıfına giren davranışlarınızı saygısızca amaaan diye geçiştirebilirsiniz; yaparsınız; birazcık vicdanınız, aklınız, vizyonunuz olsaydı; ne vakti zamanında homofobi yapardınız, ne de şimdi boşver diye geçiştirirdiniz. İçiniz rahatsa, bildiğiniz gibi devam edin; ben çekim yasasına inanırım; kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz; bir gün size öyle veya böyle, hatta en yakınınızla dönecektir homofobiniz. Gerçi siz o zaman da anlamazsınız bunu; gene bildiğinizi okumaya devam edersiniz. Umarım bir sabah uyandığınızda hepiniz eşcinsel olur, sinecek delik ararsınız! 

AYDINLIK BİR YIL DİLİYORUM!

Noel arifesindeyiz ve şimdiden herkese 2024'te barış, özgürlük, insan hakları(eşcinsel ve kadın hakları), hayvan haklarının olduğu ve de sosyo ekonomik olarak açlık sınırının üstüne çıkacağımız, müzik, sanat dolu, eğitime daha çok önem verildiği, herkesin en az bir yabancı dil bildiği, bir kitap okuduğu, bir enstrüman çaldığı, sporu da ihmal etmeyelim, bir yıl diliyorum...

Gençlik, sadece yüzde çizgilerin olmaması mı demektir ki, botoksla veya ameliyatla yüzler gerdirilmektedir? Yaşla birlikte sadece yüzün gerginliğinin gitmesi değil, sadece kafa bölgesinde bile her noktada değişim olmakta ve bu da gerdirilen yüzle çelişki yaratmakta ve tuhaf bir hal aldırmaktadır. Oysa şekilci bakılmasa, yüzdeki çizgilerle, ağaran veya dökülen saçlarla insan çok güzel yaşlanmaktadır. Çözüm gerdirmekte değil; hayatla, yaş kavramıyla, doğa ile barışabilmekte yatmaktadır. 

21

En büyük sorun, onların beni, belki benim onları sevdiğimden daha çok sevmesi. Bu da duyarlılık eşiğini yükseltiyor ve onların  beni paramparça etmelerine sebep oluyor...



Havuç

20

Gece yarısı bulgurlu lahana sarması. Biz de biliriz bi' çay kaşığı malzeme ile kalem gibi sarmasını ama biz kepçe dolu malzemeyle kömbe gibi seviyoruz. Biz anamızdan böyle gördük çünkü! Biz yörüğüz, sosyete değil!

Biberli ve soğanlı #kurufasulye mizi bir de tabakta görelim mi? Yanında #turp

Kimisi deli diyor kimisi hayvansever ama vicdanları harekete geçiremiyoruz ne yazık ki...

Soba üstünde kömür ateşinde #kurufasulye taneleri pamuk gibi yumuşacık ortasından patlayıverdiler gari...

Son 2 haftada yaralanmalar, 3 veda, ve bazılarının devam eden rahatsızlıkları... Çok yıkıcı bir süreç oldu... Sizleri çok özleyeceğim Mary Jane, Aida ve Mavi... Yavrularım benim...


17-18-19 Aralık 2023














17

Ben neden varsıl olamadım? Kapasitem mi yoktu buna? Dürüstlük öldürür sözüne inanmazdım ama dürüstlük yaşarken öldürüp süründürüyor. Ben neden iş bulamıyor ve çalışamıyorum; ben beceriksiz miyim; başkalarının yaptığı işi daha iyi yapamaz mıyım? Hatta inanıyorum ki başkalarından bin kat daha iyi yaparım. Ama dediğim gibi bu dünyada dürüst ve yalaka olmayan insanı kimse istemez. Mesela ben bir yerdeki haksızlığa-yolsuzluğa sessiz ve tepkisiz kalamam. Bu anlamda bozarım yani düzeni... Eğer varsıllaşan insanlara bakarsanız, özelllikle geri kalmış eğitimsiz toplumlarda hakkıyla istisnalar dışında kimse bir yere gelemez. Gelenlerin ya bir yerden tanıdığı vardır, ya da yolunu bir şekilde bulmuş, birilerinin üstüne basmış, birilerinin hakkını yemiştir. Herkesin alın teriyle çalışıp, eşit bir yaşam standardına sahip olmamasının başka nasıl bir açıklaması olabilir? Bu dünya böyle diyorsanız, zaten sizinle işim olmaz. 

Bir sabah uyandığımızda yeni bir iktidar başta olsa ve herkesin mal varlığına el koyulmuş, sosyalist bir düzene geçilmiş ve herkes eşit yaşama imkanlarına sahip olsa... İşinize gelir mi bu?

Sokaktan bulduğum bayat ekmeği yumurtalı ekmek yaptım. Bugünkü ilk öğünüm. Bu ekmekte, anamın "Aç kalsan da kimseye minnet etme" ögüdüyle, onurum ve grurum saklı. Paylaşımlarımı ajite buluyorsunuz, takip etmeyebikirsiniz. Ben şeffaflığı ve hayatın gerçeklerini paylaşmayı seviyorum. 

Emekli maaşım 7500 lira. Aylık en az 2500 lira kedilere mama parası. Bu ay daha şimdilik 2500 lira sadece veterinerlere sağlık masrafı ki daha tedavileri devam eden kediler var ve yeni masraflar oluşacak, artı ilaçlar. 1250 lira faturalar. 600 lira tüp gaz. Etti mi size maaşım kadar gider. Daha kira vermiyorum. Sizce ben nasıl geçiniyorumdur? Başka hiç gelirim yok. Fahi*elik de yapmıyorum. Kimseden destek de almıyorum. Kimsenin kapısını da çalmıyorum yardım için. Bana kimse vicdandan ve insanlıktan  bahsetmesin. Türkiye dünyanın en gelişmiş ekonomisi ve bizi kıskanıyorlar değil mi? Hahahaha! Siz de 20 küsur senedir düzelmeyen ekonomi vaatlerine kanmaya devam edin, aptallığınıza doymayın emi. Herkesten, her şeyden nefret ediyorum. Bir kez daha lanet olsun! Bu bir kader değildir; eserinizle gurur duyun yandaşlar. 

Bilinçsiz insanların üzerinden iktidar olup ülkeyi bencilce kafasına göre yöneten iktidarlar ve çoğunluk çöplerden yiyecek toplarken müsrif yaşayan duyarsız yandaşların olduğu bir toplum geri kalmaya mahkumdur! Ben 7500 lira emekli maaşımı kedilerin mama ve sağlık masraflarına harcayıp sokaktan bayat ekmek toplayıp yiyiyorsam, aptallığımdan değil, vicdanımdan. Ama sizlerin ihtiyaç dışı müsriflikleri  ve iktidarların saraylarda yaşarken vatandaşı süründürmesi akıl dışılıktır. Alkışlayın bakalım sefahat döneminizi. Sizin de aç kaldığınız ve sürüneceğiniz günlerin olabileceğini aklınıza getirin. Bir uyanış ve doğuş olacaktır elbet. 

16

Bana deseler ki, 1 oy karşılığında sana Türkiye'den her şehirden ve her ülkeden bir ev ve her ay 1 milyon maaş vereceğiz; yemin ediyorum, evren canımı alsın, iktidar partisine bırak oyu, bitimi bile vermem, muhitlerinden bile geçmem! Benim bir eşcinsel onurum var homofobik sistemin parayla satın alamayacağı! 

Lüxtür benim için salçalı somun ekmeği ve peynir. Ben köy çocuğuyum ne kadar "Amerikanca" yaşasam da. Çalışırken ucu ucuna yaşadım asgari ücretle, emekli olunca daha beter olduk. Hayallerimizin bile içine eden ve ettirenlere, bu sistemi destekleyen ve bu sisteme oy veren herkese lanet olsun! Siz de açlıktan geberirsiniz umarım!

Oğlum yanasın dediysem de dinletemedim. Yarım saat bekledi düdüklünün başında pişinceye kadar. Her istediklerine evet diyorum ama gene de onları mutlu edemediğime inanıyor ve çok özür diliyorum onlardan. Tanrı günahlarımı affetsin! Amen! 

Doğaya düşman olunmaz. Gökkuşağı ne kadar gerçekse, eşcinsellik de o kadar. Ben hemcinsimi seviyor muyum; nokta. Heteroseksist homofobik heteroseksüellere mok yemek düşer. Herkes kendi arkasını korusun. Benim bedenim, benim hayatım. Toprak dolacağını et dolsun! Heteroseksüel olmanın artısı ne ayrımcılık yapmak ve nefret etmek dışında? Oysa eşcinsellik sanat demektir. Kadınları bilemem ama yeryüzünde sanat icraat edip de eşcinsel olmayan yoktur. Dünyayı güzelleştiren eşcinsellerdir, kurtaracak olanlar da onlar. Kabul etmiyorsanız, o sizin düşünceniz. Eşcinsellik en kutsal varoluştur.

15

Monika

Mevsimler gelir, geçer

İnsanlar dünyayı parseller.

Bir kunduracı yıllar yıllar kundura diker; kendi kaderini kendi çizer.

Bir kadın geçer kaldırımda, kunduracının önünden rüzgarın hüznüyle...

Sonbahar'da pembe bir gül parkı süsler.

İnsanların alış veriş mekanları kedilerin umut kapısıdır.

İnsanlar durakta otobüs bekler, kediler sevgi bekler başlarını okşayarak bir el, tatlı bir dil...

Tatlı acıyı bastırır derler, söndürür mu yürek yangınını bu temenni..?

Ağaca asılmış bayat ekmekler sahiplerini bekler,

Bazılarının beklentisi kalmamıştır artık,

Giden gitmiş, dönmeyecektir çünkü...

Ama sorumluluklar var, yardıma ihtiyacı olanlar var, vicdan vardır...

Kaç kere dibe vurmuş, her seferinde çıkmışımdır elbet. Sorun bu değil. Sen bir şeyleri kurtarmaya çalışırken, insanlar bir uğultu şeklinde... İnsanların varoluş şekline anlam veremiyorum. Eğer bir yaraya merhem olamıyorsak, yaşamak mı bu? Fiskos masasına örtü örmek kadar basit midir hayat denilen şey? Konfor alanından çıkmamak, elini taşın altına koymamak... Sadece yemek, içmek, yatmak, vesaire midir hayat? Görgüsüzce yaşamak nasıl bir yaşamaktır? Bugün saatlerce bağıran yavru kedinin sesine kaç kişi kulak verdi? Hayvanlar sadece bir mal-eşya değil mi sizin için? Ayşegül, Ebru, Meral ve onlarca hayvan dostu olmasaydı, bu dünya ayakta kalır mıydı sanıyorsunuz? Sizin çıkarcı emelleriniz döndürmüyor bu dünyayı; aldıkları oksijenin devamlılığı için doğaya-hayvanlara ömürlerini harcayan insanlar döndürüyor. Çok teşekkür ediyorum onlara... Velhasıl kurtaramadım hayvanları, yetemedim, yetemiyorum... Hayvan haklarını, onları öldürmek olarak okuyanlara lanet olsun! 

14

Bugün veteriner soruyor 20-30 kedinin isimlerini hatırlayabiliyor musun, ilaç verirken karıştırmazsın değil mi diye. Ben onları ilmik ilmik sevgiyle nefes nefse, saniye saniye işliyorum yüreğime. Nasıl karıştırabilirim ki? Bugün zaman bir kez daha durdu ve nefessiz kaldım...

İSYAN ETTİM HAYATA, TAKVİMLEİRN YAPRAKLARINA!

Benim hayatım boyunca şehir dışına çıkmalarım 5'i geçmez. Çünkü buna ihtiyaç hissetmedim ve de sorumluluklarım vardı hayata karşı, doğaya karşı. Birkaç saatlik sosyalleşme dışında hep evdeyimdir pencere önünde; kediler gelince beklemesin diye. Kazasız belasız her döndüklerinde ben yeniden hayata gelirim adeta. Yatarken de diğer pencere önünde yatarım, soğukta üşümesinler veya içeriye girme konusunda ümitsizliğe kapılmasınlar diye. Bazen bazıları dışarıda kalır veya biraz gecikebilirler. Bazen bazıları kaybolur; bir hafta, 15 gün gelmeyebilirler veya hiç... Ben hep pencere önlerinde kabuslar görürüm ne zaman dönecekler diye. Eğer dönerlerse, acaba rüya mı diye inanamam. Ben böyle bir güzelliği hakettim mi diye şoka girerim adeta. Hep korkulu rüyamdır güzel günlerin bir gün biteceği. Öyle de olur. Kediler ölebilir. Kedilerin hayata veda etmesi başka, yaşayamadan ölmesi başka. Bugün Mary Jane öldü, Aida da. Tutamadım kendimi, bastıramadım hıçkırıklarımı, ağladım, çünkü canım çok yandı. Kınalı biblo kızlarım böyle bir sonu haketmiyorlardı. Tanrı'ya isyan etmiyorum, çünkü Tanrı'ya inanmıyorum bile ama doğaya isyan ediyorum. Çünkü emek verilen bir sevgi insanın elinden alınmaz. Tamam ben sevgisiz kalayım ama Mary Jane ve Aida'yı sevgisiz bırakmaya doğanın bile hakkı yoktu. Mavi de hasta, Browni de, Benekli Prenses de. Belki onlar da gidecek. Bana olumsuz olarak geri dönse de isyan ediyorum işte hayata, doğaya, herkese, her şeye. Hiçbir kimseye veya şeye verecek hesabım yok; hesap soruyorum neden diye. Neden? Kabul etmiyorum adaletsizliği, haksızlığı, canlıların yaşama haklarının ellerinden alınmasını. İnsanlara aptalca gelebilir düşüncelerim. İnsanların düşünceleri de bana aptalca geliyor.

12

Hayvansız, doğasız yaşayamam ama insansız çok güzel yaşarım; kendimi bildim bileli de öyle yapıyorum. O yüzden tripleriniz kendinizi bağlar. Gülüyorum sadece olanlara. Bana saygı duymayan insanlara da nezaketi falan bir tarafa bırakıp selam bile vermem, çünkü görmem böylelerini, çünkü yoktur benim için böyleleri.

Türk futbolunda utanç gecesi. 2 dönem AKP'den milletvekilliği de yapan MKE Ankaragücü Kulübü Başkanı Fahrettin Koca, hakemi yumrukladı. Yandaş medya da isim zikretmiyor ve sadece sorumlulara gerekli ceza verilecek diyor. Fatura tüm lige kesiliyor ve maçlar ileri bir tarihe kadar erteleniyor. 

Bir konuyu dogmatizm ve heteroseksizm üzerinden ölçütlendirirseniz, bu asla objektif olmaz. Çünkü din gibi, erkek egemenliği, otorite, milliyetçilik gibi vesaire konuların akademik ve evrensel bir geçerliliği yoktur. Eğer "benim kendi değerlerime göre bir referansım-ölçütlendirmem-standardım var" diyorsanız, o zaman sizinki aynı bakış açısına sahip kişilerle evrensel olmayan dar bir varoluş şekli ve tatmini olur. Dün bir kadın, kadına şiddete ve özgürlüğe dikkat çekmek için İstanbul'da mayo ile yürürken, hem sözlü, hem de bir erkeğin fiziksel saldırısına maruz kaldı. İnsanların ayıp, günah, vesaire dışında gerçekçi hiçbir dayanağı yoktu. Oysa doğada ayıp, günah diye insanlara saldırmayı gerektiren bir kanun-düzen yok. Dayanılan ayıp-günah gibi kavramların arkasında da heteroseksizm, yani cinsiyetçilik ve erkek egemenliği yatmaktadır. Tabi akademik bir inancınız ve konuya dair bilimsel bir araştırmanız yoksa, içinde yaşadığınız toplumun ayrımcı ve ayrıştırıcı kültürünü kutsallaştırıp, bunun üzerinden önyargıya devam edersiniz.

11

Bir insanı anlamadan dinlemeden yargılamak, konuyu da bilmiyorsanız, hele bilmek de istemiyorsanız; bu düpedüz cahilliktir.

SAR SAR YEE!

Sabırsız kocalara Arap usulü anında biber dolmalı sarma! Ama koca bulamadık ne yazık ki!!! Çünkü heteroseksist dünya, pratik ve akıllı biREYlerden rahatsız oluyor. Onlar laf sokabileceği beceriksiz ve şekilci nobireyleri tercih ediyor.

Köy bulgurunu biber ve soğanla pişirip, haşladığınız lahanalarla sarıp sarıp yiyiyorsunuz. 10-15 dakikada sarma!

10

Günah diye eşcinselleri öldüren ve öldürülmesine sessiz kalan Orta Doğu toplumlarına karşı vicdanım niye sızlasın ki? Bir eşcinsel olarak bugün öldürülsem kimin umrunda olacak? O kadar geri zekalı değiliz herhalde. Bundan sonra yüreğim taş! Hiç kimse bana acımıyor çünkü!

7500 Lira, yani 250 Dolar ile açlık sınırının altında yaşamama sebep olan oy verenler dahil herkesi evrene havale ediyorum!

Bugünkü 2. yemeğimiz, dolmanın yanına, geçtiğimiz haftalardan kalan patlıcanların biber ve soğanla kavrulup, yoğurtla terbiye edilmesi şeklinde...

Hızlı yaptığım için Çin usulü dediğim biber dolması; kedilere aldığım tavuk kemiği suyunun 750 ml.sini 250 ml. pirince ilave edip, pişerken, marketten yarı fiyatına aldığım çıkma denilen defolu biberleri halka şeklinde kesip pirinçlerin üzerine geçiriyorum. Yarım saatte biber dolması. Hemde telem telem-tane tane... 

Yobazların, Arap yandaşlığını laiklere karşı bir silaha dönüştürmeleri, İsrail tarafında durmama sebep oluyor. Ben ne İsrail ne de Amerikan hegemonyasını destekleyen biriyim ama samimiyetsiz yobazların göstermelik vicdanlarını da reddediyorum. Onlar benim eşcinselliğime hoşgörü gösteriyorlar mı, kadın özgürlüğüne hoşgörüde bulunuyorlar mı? Yobazlara fırsat versen, eşcinselleri bir gecede yok ederler, açık kadınları bir gecede yok ederler ve Tanrı adına yaptık der geçerler. Tanrı düşmanımdan çok, yobazlardan korusun.

Cahillerin, yobazların yanında durmamak için, düşmanımın bile tarafında durabilirim. Çünkü düşmanımın düşmanım olduğunu bilir, ona göre bir strateji geliştirebilir, hatta düşmanımın vicdanına yobazlardan daha çok güvenebilirim. Çünkü cahillerde, yobazlarda vicdan yoktur, samimiyetsizdir onlar, ne zaman ne yapacakları belli olmaz ve Tanrı adına yaptım der geçerler.

9

Bugün patatesimizi parmak şeklinde dograyıp; soğan, biber, domates ve salça ile kavurduk...

7

Her yaratılış - varoluş, bütünün - yaratıcının bir parçası - yaratıcıdır. Eğer biraz tarih bilginiz varsa din unsuru sadece kültürel bir ögedir.

2

İNSANIN BU DÜNYAYA VİCDANINLA SINANMAK İÇİN GELMESİ!

Sanırım ben bu dünyaya-bu yaşamıma vicdanımla sınanmak için reenkarne oldum-geldim. Hayatım boyunca vicdanım beni hiç rahat bırakmadı. Bir canlının acı çekmesi veya acı çekecek olması, kısaca hayata dair olumsuzluklar sürekli insana kabuslar yaşatıp uykusuz bırakır mı? Sağlıklı bir ruh hali değil bu. Ezilen böceklere üzüldüm, kopartılan çiçeklere üzüldüm, en çok da kedilerin başlarına gelenler üzüyor beni, insanların onlara karşı vicdansızlığı ve duyarsızlığı... Bir insan, insan olan insan, boş bir kedi mama kabını falan nasıl es geçebilir, hatta görmeyecek kadar dikkatsiz-duyarsız olabilir, hatta bazılarının kedilere mama verilmesinden rahatsız olup mama kaplarını nasıl ezebilir vesaire. Ormanların katledilmesi, hayvanların kurban edilmesi falan bir duyarsızlıktan öte canavarlıktır benim için. Deniz ürünlerini seviyorum demek bile bana o kadar canice geliyor ki; öldürülen bir canlıyı yemektir bu; balık yemekten tiksinmemin sebebi, belki de ceset yiyecek olmamdan; bilinçlendikçe bu duyarlılığım rüzgardan etkilenen hassas teraziler gibi oldu. Önceki yaşamımda ya bir zalimdim, ya da sokak kedilerine aman vermeyen bir Şerafettin; yoksa bir insanın vicdanının ibresi mantık dışı bu kadar hassas olabilir mi? Evet vicdanım çok yordu beni; yoruldum gerçekten; cezam olan vicdanımla sınanmak ise, acı çekmekten başka çok da işe yaramadı diyebilirim; bireysel kurtarmalar dışında, toplu bir dönüşüm sağlayamadım. Cezamı başarıya dönüştüremedim yani. Ölümden korkmamamın en büyük sebebi de, dünyadaki yaşama dair artık çok umudumun kalmamasından...