4 Temmuz 2026 Cumartesi

Ocak 2026 facebook - Instagram notlarım


 29 Ocak

#patateslibulgur


28

#slave #köle

Asgari ücret 28 Bin, emekli maaşı 20 Bin, ev kiraları en az 20 Bin, doğal gaz, elektirk, su, telefon faturaları..? Mutfak masrafına para kaldı mı? En son ne zaman yeni bir kıyafet ve ayakkabı aldınız? Hiç seyahat ettiniz mi? Arabanız var mı? Eviniz var mı? Umudunuz var mı? Hayattan beklentileriniz neler? Gerçekten insanca yaşadığınıza inanıyor musunuz? Peki sizi yönetenler niye lüks içinde yaşıyorlar? Gerçekten yıllarca çalışıyorsunuz ve karşılığı sadece karın tokluğu mu olmalıydı? Bazı akıllılar da çıkmış, herkeste para olmasa, cebinde akıllı telefon mu olurdu diyor? İyi, telefonumuz da olmasın, sosyal medyamız da olmasın, dünyadan bihaber yaşayalım da, istedikleri şekilde at oynatsınlar ve TAM KÖLE OLALIM! 

Şekeriniz düşüp halsiz mi kaldınız; dişinizin kesmediğ, boğazınızdan geçmeyen ve yemeyi düşünmediğiniz sert ayvayı rendeleyip uzerine toz şeker ve yoğurt ekleyip karıştırın. Alın size doğal ve pratik bir tatlı... 

27

26

Alınmak, alınan kişinin değer yargısıyla da alakalıdır aslında. Yani alınganlık yapan kişi nezaketli, saygılı, bencil değil, dürüst vesiare ise; karşısındaki kişi ise karaktersizse, alınmaya gerek yoktur aslında. Hassas kişilerin, takoz olarak tabir edilen bu saygısız kişilere karşı yapması gereken ya onlara haddini bildirmektir, ya da onları muhatap almamaktır. Çünkü bu tarz kişiler asla değişmez. Değişecek olsa zaten kırıcı olmazlar.

25

Hayatım boyunca hiç mala mülke, paraya pula tamah etmedim. Çünkü ne kadar az şeye sahip isen, o kadar çok özgürsün. Kaldığım yeri bile kedilere bağışladım. Onlar yaşıyor evde, ben de onlara ayrıca hizmetçilik ediyorum. Ölürken vicdanım rahat ölmek en büyük emelim. Hayat çok kısa. Günler sayılı... 

22

Yeter ki ruhunuz üşümesin! Evrenime milyonlarca teşekkürler; bir ressamın elinden çıkmış tablonun ta kendisi gibi yaşadığım için... İçinde sevgi ve dürüstlük var çünkü... Hayatt gerisi hikaye zaten... 

21


LAİKLİK EŞİTTİR ÖZGÜRLÜK, ÖZGÜRLÜK EŞİTTİR BAŞARI, BAŞARI EŞİTTİR SAYGI, SAYGI EŞİTTİR İNSANCA YAŞAMAK...

Bayrağımızı dalgalandırarak Türkiye'mizin adını uluslararası arenada gururla dalgalandıran, Atatürk'müzün özgürleştirdiği kadınlarımız oluyor her zaman olduğu. Filenin Sultanlarından sonra, teniste de Zeynep Sönmez tarihi başarılara imza atıyor. Türkiye laiktir, ilelebet laik kalacaktır.

19

Gece gece bulgurvyaptım ve yedim... Bu' daha mı geleceğiz dünyaya... #bulgur

17

TINNNN!

Başkalarının benimle ilgili ne düşündüğünün, ne hissettiğinin benim için zerre önemi ve değeri yok. Çünkü benimle ilgili tek gerçek düşünce, bana göre kendi düşüncemdir. Ben kendimden çok emin ve çok memnunum ve kendimi inanılmaz derecede çok seviyorum. Hayatla barışık olmamın ve hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi umursamamamın sebebi de bu! 



13

Bu akşam dünden kalan #kurufasülye nin yanına #bulguraşı yaptım. #bizyörükler

11

Bugün sobada kuru fasülye yaptım. Yanına da marul salatası ama içine koyabileceğim sadece havuç ve soğanım, bir de zeytinim vardı. Yani domatesim falan yoktu. Aklımdan geçirdim olmadığını. Evren bana bunu düşünür düşünmez bir torba domates gönderdi, yanında da salatalık ve limon. Hep böyle olmuyor muydu zaten? 

6

Hayvanları çok seviyorum, bitki örtüsünü çok seviyorum ama hayatımızın çalınmasına sebep olan cahilleri sevmiyorum!

Akılsızlık vicdansızlığa, vicdansızlık da acımasızlığa sebep olur!

Din mi değiştirsem, cinsiyet mi değiştirsem bilemedim gari! Bu yaştan sonra ne iş verirler, ne vize verirler artık...

ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLDU!

Hadi bir konuya açıklık getirelim. Baştan şunu söyleyeyim. Ben akıl ve mantık dışı olan hiçbir şeye inanmam; toplumların kutsalına bile. Ama burada bahsetmek istediğim; toplumların kutsalı veya akıl ve mantığa uymayan inanışlar değil. İnsanların (sözüm meclisten dışarı), cahilliği. Şöyle bir şey var; insanlar eğer bir şey kendi çıkarlarına ters veya kendilerinden değilse-kendilerine benzemiyorsa; hemen onu kötülerler, dışlarlar, ötekileştirirler; en önemlisi de ne biliyor musunuz; bunu-yani o kötülemeyi; tabusallaştrımaları, dokunulmazlaştırmaları, o inançlarını kutsallaştırmaları. O esnada hak hukuk falan onlar için önemli değildir, karşısındakini anlamak önemli değildir; orada önemli olan bencilce kendi doğrularıdır. Aslında bu insanlar, kutsallaştırarak-tabulaştırdıkları inanışlarının da doğrusunu bilmiyorlardır; kulaktan dolma billdiklerini, bu tabularla güçlendirmeye çalışıyorlardır. Cahil insanların bir şeyi kötülemek için tek sığındıkları kavram, günah kavramıdır. Günah diyorlarsa da, bunun tartışılması onların sinirini zıplatır. O yüzdendir tabularının çürütülmeye çalışılmasına öfkelerinin büyüklüğü. Çünkü akıl ve mantık çerçevesinde bile olsa, çıkarlarına ters düştüğü için, kendi yanlışlarını koruyan tabular çürütülürse, haklılıklarını iddia edemeyecekler, yanlışlarını savunamayacaklar, karşı çıktıkları şeyleri kabul etmek zorunda kalacaklar. 

Mesela "kurban kesmek farz-kesinlikle olması gereken bir şey" diyorlar. Oysa kutsal kitaplarda böyle bir şey yok, Hac dışında kurban ritüeli bile yok. Mesela diyelim ki; insanlar etçil olmasaydı; gene de kurban keserler miydi? Gerçekten soruyorum size; et yemeseniz, bir de canlıların yaşama hakkına inansanız, hayvanlara saygı duysanız, gene de kurban anlayışınız olur muydu? O keseceğiniz hayvanın etini yemeseniz veya o hayvanın değeri bir parayı bir fakire verir misiniz?

Mesela eşcinsellik: kutsal kitaplarda eşcinsellerin lanetlendiği değil, orada zorla ilişkinin yanlış olduğu anlatılıyor. Ama siz homofobinize-eşcinsel karşıtlığınıza maşallah kutsallaştırılmış şeyler üzerinden çok güzle kılıf uyduruyorsunuz. Aslında biraz empati kurabilseniz, biraz kendiniz dışındaki şeyleri de anlama yetiniz olsa, kendiniz kendinizi nasıl gerçekleştiriyorsanız; başkalarının da kendilerini kendince gerçekleştirdiğini anlarsınız, en azından anlamaya çalışırsınız. Eğer anlamak yerine bağırıp çağırıyorsanız; bu sizin hiçbir şekilde anlamak istemediğinizi gösterir.

Keşke bir de insanların okuma alışkanlığı olsaydı da, keşke kutsallaştırılan şeylerin Arap alfabesiyle çok güzel gizlendiğini görebilselerdi.

Bir kadına kutsal kitap ile ilgili sorular soruyorlar; kadın hepsini şakır şakır biliyor. Kadının açıklaması şu; okudum ve bana mantıklı gelmedim, inançsızlaştım!

Geçenlerde 2 arakadş tesvirin doğru olmayabileceğini konuşuyorlar. Ben de dedim ki, kutsal kitapların doğruluğunun kanıtı ne; hemen kızdılar; "orayı karıştırma" diye. Ama sizler benim eşcinselliğimi yargılamasını çok iyi biliyorsunuz; sizin haddinize mi? Günahsa da benim günahım, sevapsa da benim sevabım; size giren çıkan ne; herkes kendi işine baksın öyleyse!  

İnsanlarda okuma, öğrenme, bilgilenme alışkanlığı yok; dolayısıyla kolaya kaçıyorlar; kolaya kaçmaları da cahilliğe sebep oluyor; cahilliklerini gidermek zor geldiği için de kulaktan dolma bilgilere inanıyorlar. Bunların çürütülmesiyse, onların o kurdukları hayal dünyasının yıkılmasına sebep olacağı için, bunu hayat memat meselesine dönüştürüyorlar. Sıkıştılar mı, "benim kutsalıma nasıl laf söylersin?" diye arkalarına dokunulmaz bir güç alıyorlar... Eğer senin kutsalın % 100 doğruysa, akademik dilde tartışalım! 

3

Bugünkü menümüz yoğurtla servis ettiğimiz yumurtalı kabak kavurması... #yumurtalıkabak

2

NEDEN AÇIK EŞCİNSELİM; NEDEN KENDİMİ BİLDİM BİLELİ DOLABIN DIŞINDAYIM?  

Facebook geçmişte paylaştığım bir gönderiyi karşıma çıkardı, ben de tekrar paylaşıyorum 1-2 cümle söyleyerek. Toplum kendine benzemeyenleri ötekileştirdiği için, mesela genel olarak eşcinseller de "ben eşcinselim" bile diyemezler, mesela eşcinsel erkekler heteroseksüel-karşı cinsten hoşlanan rolüne bürünür, hatta sırtında bir kambur gibi ve de karşı cinsin hayatını zehir etme pahasına eşcinselliğini gizler, evlilik yapar vesaire veya heteroseksüel beraberlik veya evlilik konusunda dirense bile eşcinselliğini gizlerler. Çünkü açık eşcinsel olmaya ne cesaretleri vardır, ne de kendileri bile eşcinselliğin doğanın bir parçası olduğu gerçeğini kabul edemezler. Toplum ne kadar hmofobik-eşcinsel düşmanıysa, kendileri de bir eşcinsel olarak cinsel yönelimleriyle-eşcinsel yapılarıyla barışamaz, barışsalar bile içsellşetirimiş homofobinin bir göstergesi olarak doğal kimliklerinin arkasında duramazlar. O yüzden açık eşcinseller, gizli eşcinselleri de çok rahatsız eder. Toplum da aynı kafadandır; bir insanın eşcinselse de bunu gözümüzün içine sokma hakkı yoktur. Onlara göre tek kutsal yönelim heteroseksüelliktir; o yüzden heteroseksüel-karşıcinsel evlilikler davulla zurnayla kutsanır adeta. Biz eşcinseller heteroseksüel anlayışa göre yanlışızdır; çünkü onlara göre günahtır, ahlaksızlıktır, s@pıklıktır, hastalıktır eşcinsellik.  Toplumu bozacağı düşünüldüğü için de suçtur onların gözünde. Şu anda güçleri antidemokratik bir toplumda eşcinselleri yok etme seviyesinde değilse de, en azından şiddetle, baskıyla, aşağılama ve dışlamayla eşcinseller mümkün mertebede engellenmelidir. Bakınız, benim açık eşcinsel olmaya, eşcinselliğimi saklamamaya ihtiyacım yok. Çünkü ben kendimle barışık, hatta eşcinsel doğduğum için kendimle gurur duyan birisi olduğum için, toplumun dışlaması da hiç umrumda olamaz. Açık eşcinsel olarak sözlü veya fiziksel saldırıya uğramıyor muyum, eşcinsel olduğum için ötekileştirilmiyor muyum; evet ama insanın kendi olması kadar gurur verici bir şey olamaz. Dürüstlük benim varoluş sebeplerimden biridir. En azından kendime olan dürüstlüğüm... Elbette sadece kendimle barışık olduğum için değil açık eşcinsel olmamın sebebi; korkak eşcinsellere cesaret vermek, homofobik topluma da "size ne demek" için de. Bu konuda bana diş geçirebilecek olan varsa, buyursunlar meydan herkesin! 

Yakın zamandan, birkaç yıl öncesinden bir fotoğraf... Konu başlığı Sanchez; HierApolis'te...


Aralık 2025 facebook - Instagram notlarım

 31

Her şeye rağmen kendim gibi yaşamayı başarabildim!

30

Hiç kimsenin beni anlaması gibi derdim olmadı. Çünkü ben çevreci olduğum için minimalistim. Sarayda yaşayan da ölecek, benim gibi kendisi olmaktan ödün vermeyen de. Bari vicdanım rahat ölürüm. 

29

Karnınız tokken hiçbir yemek lezzetli gelmez. Dün öğleyin patates salatası yaptım ama canım istemedi. Akşam spordan dönünce nasıl lezzetliydi anlatamam. Yanına da 1 tane yumurta kırdım. Ben hayatım boyunca aynı anda 2 yumurta yememiştir bu arada. 

28

Ben aslında alttan alma, toleranslı ve yapıcı davranma konusunda sabırlıyımdır. Ama insanın iyi niyeti bir süre sonra suistimal edilmeya başlaması ve de artık çaba sarf etmenin bir işe yatamayacağını anlamasından sonra noktayı koyuyor. Çünkü gerçekten huy denilen bir şey var ve değişmiyor. Hatta o huy kişinin en başta kendine vermesine rağmen değişmiyor. Ben aslında bir insandan en başta elektriğinin bana karşı negatif mi, pozitif mi olduğunu anlarım. Ama dediğim gibi herkese bir şans veririm önce. Çünkü ben insan kazanılmasına inanırım. Çünkü kazanılmayan insanlar topluluğunun ucu sana da dokunacaktır öyle veya böyle, eninde sonunda. Çünkü bu dünya hayvanıyla, bitkisiyle bir bütündür. Bir kolumuz kanser olunca bütün bedenimiz bundan etkilenmiyor mu fiziksel veya psikolojik olarak? Şunu da belirtmeden geçmeyeceğim. Eğer bir insan hiç kaale almama gereken bir insansa ve bana direkt değil de sadece dolaylı olarak zararı varsa, onun haberi bile olmadan noktayı koyarım. O kişi, kendisine nokta koyduğumu bilmez bile bir şey demediğim için yüzüne karşı. Ama bir kişi canımı yakmışsa, gereken lafı söyler, öyle koyarım noktayı.      

Hangi tür insanlardan uzak durmak gerekiyor peki; aslında lafı uzatmak yerine bütün kötü özellik taşıyan insanlardan diyip konuyu uzatmadan kapatabiliriz. Ama benim özellikle bazı rahatsız olduğum kişilik özellikleri vardır.1. Dogmatikler. 2. Akıl ve mantık yoksunları. 3. Karşısındakine saygı duymayanlar. 4. Kibirliler. 5. Benciller. 6. Görgüsüzler. 7. nezaketsizler. 8. Anlayışsızlar. 8. Homofobikler. 9. Cinsiyetçiler. 10. Hayvan sevmeyenler. 11. sanatsızlar. 12. İki yüzlüler. 13. Oportünisler-kendilerini iyi göstermek için samimiyetsiz davrananlar, rol yapanlar. Kısaca ikiyüzlüler de diyebiliriz. 14. Yemesiyle, gezmesiyle, parasıyla hava atanlar. 15. Donanmımsılar-cahiller-kendileirni geliştirmek için hiç çaba sarf etmeyenler. Ukalalar-çünkü dıonanımsızlar. 16. Aşağılık kompleksi olanlar-çünkü donanumsız oldukları için ezik olurlar ve kendilerini  yüksekte gömrürler, kibir yaparlar, karşısındakini aşağılarlar, ayrımcılık yaparlar. 17. Sınıfçılar, insanları kategorize edenler. 18. Hayatla ve kendisiyle barışık olmayanlar. Dolayısıyla bu kişiler etrafına nefret saçarlar. Çünkü kendileri olamadıkları için, herkes, her şey batar onlara. 18. Faşistler, ırkçılar; çünkü kendisi gibi olmayan, kendisine benzemeyen her şeyi ötekileştirirler. 19. Kendisine de olsa zararlı işler yapanlar. 20. Duyarsızlar. Çünkü bunların acıma duyguları-vicdanları yoktur. Kendi canları yanıncaya kadar başkalarının başına gelenler umurlarında olmaz. Yani empati kurmazlar. 

Müziğin dilinden anlamak; yani nota bilmek müziğe bakış açısını farklılaştırıyor, saygıyı arttırıyor. Özellikle çok seslilikte farklı nota dizilimlerinin aynı armonide biraraya gelmesi çok büyüleyici... 

Bugünden güzel bir an...

27

Akşam yemeğimiz kerevizli patates salatası. Üzerine peynir ve zeytin... #kerevizlipatatessalatası

Ne yediğin, karakterimdir!

Hayatımda kerevizi ilk kez bu yıl, 56 yaşında yedim! 

Öğle yemeğimiz kerevizli ve yumurtalı karnabahar akvurmasıydı... #karnabahar  #kereviz

Ne yediğin karakter meselesidir.

26

Papaz oğlumla sağlıklı günlerimizden kareler...


Bugün salçalı ve yumurtalı #karnabahar kavurması yaptım...

Kalbinizi temiz tutun, enerjinizi pozitif... Ki güzelliklerle karşılaşasınız. Gününüz aydın olsun, geceniz yıldız dolsun... #karma #manifest

23

Dünden kalan haşlanmış bir adet patatesi bu akşam da gene kerevizli salata yaptık. Yanında da yumurtalı çavdar ekmeği ve kuru fasülye..

Yaaa, şaşırmıyorum aslında da, acıyorum sadece... Hani songünlerde yasaklı madde ile ilgili tutuklananlar falan... Gerçi bana ne... Gerçekten kimin ne yaptığı hiç umrumda değil. Ama dünyayı kirletmesinler... Güzellik ve iyilik diye kavramlar var... Kimse yanlış anlamasın diyeceğim ama, anlarlarsa anlasınlar, anlarsanız anlayın... Bakınız, bu dünyaya gelebilmek çok büyük bir lütuftur. İçinize oksijen çekebiliyor musunuz, yürüyebiliyor musunuz, sevebiliyor musunuz-içinizde sevgi var mı, vesaire... Bundan daha güzel ne olabilir... Yaa kusura bakmayın da, yasaklı madde, sigara, alkol, vesaire kullanmak ne demek? İnsan bedeninin buna ihtiyacı mı var? Ben niye bunun eksikliğini hissetmiyorum peki? İnanın benim derdim sizinkini milyon katlar; çünkü ben yerdeki karıncanın bile yaşama hakkını dert edinmiş biriyim. Ama evren bize çözüm yollarını bulmamız için akıl vermiş. Siz ne yapıyorsunuz, siz derken kavramsal anlamda diyorum yanlış anlaşılmasın, çözmek yerine kendinize zarar veriyorsunuz... Bakınız, keyif verici maddeler sadece keyif almak için kullanılmaz, çünkü keyif vermez zaten; bu ne demektir biliyor musunuz; kişiliğin oturmaması, psikolojik eksiklikler ve kaçış noktası, sığınma alanı... Ne işe yarıyor bataklığa sürüklemekten başak; kim çözüm yolu bulmuş bu şekilde; yaşam biçimine dönüştürülmüş bir sorunsal yaşam, normalleştirilmiş, içselleştirilmiş, hatta özentiye dönüştürülmüş... Bakınız hayatta sanat varken, spor varken, faydacılık varken, doğa ve çevrecilik varken, insanca yaşamanın yollarını aramak varken, insanlığı geliştirmek varken, okumak-öğrenmek varken, insan hakları-eşitlik-özgürlük-demokrasi için mücadele etmek varken; şimdi sigara dumanı altında okey mi çevirelim zaman katili olmak için mesela... Geleceğe iyiliğe dair iz bırakmak varken, hazırcı olmak kadar kötü bir şey olabilir mi? ben insanların sadece eğlenerek yaşamasını akılsızlık olarak görüyorum. Üretmemek, iyilik güzellik adına hiç dokunuş yapmamak nasıl bir ruh halidir gerçekten? O yüzden hep yalnız kaldım, hiç arkadaşım falan olmadı, hiç kimseyi sevemedim hatta bu yüzden... Aslında söyleyecek o kadar çok şeyim var ki ama filozoflar bile bir şey yapamamış, ben mi kurtaracağım bu dünyayı diyorum sonra... Bakınız bazı toplumlar niye gelişemez biliyor musunuz; eğitime, bilgiye önem vermedikleri ve de dolayısıyla üretmeyip birilerinin cebinden çalarak idare ettikleri için... İnsanlar kısa yoldan köşeyi dönünce her şeye sahip ve mutlu olacaklarını sanıyorlar; toplum mutlu olmazsa, bireysel olarak uzun vadeli mutlu olunamaz. Ben içinde yaşadığım kültürden koptum çoktan. Gerçi uyulamadığım için çocukluğumdan beri kendi dünyamda yaşıyorum zaten. Ben sabah kalkınca ne kahve içerim, ne de sigara tüttürürüm. kedilerimin bakımı(sadece evdeki bile 15-20 arası), işte öğleye doğru bir şeyler atıştırırım, sonra internette okurum, öğrenirim, araştırırım, bundan çok keyif alırım. Sonra tenisimi oynarım, sokak hayvanların karnını doyurur, bebek ve yaralı kedileri kurtarmaya çalışırım... Emekliliği hak edene kadar çalıştım sadece. Çünkü iş yapmak da ayrı bir sorun işçi haklarının olmadığı dünyada. Bir de kendi yapıma uygun işlerin anlaşılamayacağını biliyorum. Sisteme uyarak da kahır çekemem. Nereden nereye geldik değil mi konu olarak. Kısaca hayatı sevelim, kendimi olduğumuz gibi kabul edip kendimizi de sevelim, hayatla ve kendimizle barışık olalım... Doğal olalım, sistemin dayattığı gibi olmak zorunda değiliz; makus kültürümüzü biz kültürleyelim, kendimize-yapımıza-doğamıza uygun hale getirelim!

22

Kerevizli patates salatası... Haşladığımız patatesleri büyük parçalar halinde ezdikten sonra üzerine doğradığımıız kereviz ve soğanları ekleyip, tuz ve yağ ile harmanlıyoruz, yoğurtla servis ediyoruz... #kerevizlipatatessalatası 


21

Bugünkü akşam yemeğimiz karnabaharlı ve kerevizli bulgur aşı...

Dibimize apartman inşa edilince karanlıkta kaldık!

Ben mutluluğu onlarda buldum. Evet kedilerle yaşamak çok huzur verici ama çok fedakarlık gerekiyor. Sayısını bilmediğiniz kadar çocuğunuz olsa, onların sorumlulukları hakkında ne düşünürdünüz? Ben hayatımı onlara adadım. İnsan oğlundan bir fayda göremedim çünkü. E yalan mı söyleyeyim?

İnşaattan çıkıp sonra inemeyen 2 kedi 1 haftadır inşaatın yanındaki apartmanın çatısındaydılar. Korktukları için indiremedim. 1 hafta boyunca bulundukları noktaya mama ve su koyarak aç kalmamalarını sağladım. Soğuğa da dayandılar. Bir tanesi ikna olarak elimdeki mamayı yemek için cesaretlenip beni takip ederek aşağıya indi. Diğerini de ellerimi parçalanmasına rağmen kafese koyup indirmeyi başardım. Bu benim için olimpiyat madalyasından daha değerli biliyor musunuz? Oysa siz apartmanınızın önünde bile kedi istemiyorsunuz değil mi? Onların ölmeleri falan sizin için hiçbir şey ifade etmiyor değilim mi? İnsanlığınızı bir sorgulayın derim! 

20

Bugün menüde mısır unu ile çarpılmış yumurtaya batırılıp kızartılmış ve yoğurt ile servis edilmiş #karnabahar var...

16

Bulgur aşı ve yanında turp ve roka...

15

Yaş pastalarda en sevmediğim şey kremadır. Bundan sonra doğum günü pastalarınız benden. Pasta altı keklere krema yerine yoğurt sürüp çerez ve meyvelerle tatlandırabilirsiniz... #yaşpasta

14

Benim Tanrım doğa. O da en güzel fonlarını bana oluşturuyor. İnsanlar bana, senin makine güzel çekiyor diyor. Eski model bir cep telefonu. Filtre yok, program yok. Bütün mesele; ışık ve kalp! 

13

Her gün buluşmaya devam...


Oksijeni sevdim, suyu toprağı sevdim, doğayı  sevdim, hayvanları sevdim, özellikle kedileri çok sevdim, ki reenkarnasyona inancımdan dolayı önceden kesinlikle kediydim, iyi olmayı iyilik yapmayı faydalı ve faydacı olmayı sevdim, kendimi sevdim, kendime aşık oldum; benim aşklarım bu ve buna benzer şeyler oldu... Asla bir insan gönlümü çelemedı. Kapıldığım anlar oldu; ama o da benim içimdeki aşktan başka bir şey değilmiş. Yolunu beklediğim tek şey şu hayatta; herkesin vicdanlı ve iyi bir insan olması... Hayvanlara kıymaması... Umudum 2026... Çünkü içinde 6 var... 

12

Şekilci olmak insan türünün en büyük kusurudur. Çünkü bu; mutsuzluğa, hayata küsmeye sebep olmaktadır...

11

Evde kalan son kabak ve patlıcanı soğan ve biberle kavurup üzerine bir tane yumurta kırararak yoğurtla servis ettik...


9

Onu bir gün parkta göremezsem aklım çıkıyor...

7

56. #Sonbahar ım da bitiyor... #autumn

"Bana mutluluğun fotoğrafını çeker misin Halil?" deseler... "Yaşamak gerek!" derim...

İkizler burcunu, her ortama adapte olabilmek için değişkenlik göstermesinden dolayı yıllarca ikiyüzlü olarak tanımladılar. Şimdilerde buna takdir edilesi "ortovert" kişilik diyorlar. "Ortovert"ler ne içe dönük ne dışa dönük olmadıkları için-yani her ikisi de oldukları için ortamdaki enerjiye bağlı olarak geçiş yaparlar. Yalnızken kendilerini donanımlayarak, bilgiyle besleyerek enerji toplarlar; sonrasında da enerjilerini her ortama doğal olarak uydururlar. Anlaşılmaları; zor olduğundan değil, tek düze yaşayan insanların onları anlayamamasındandır. Bir astrolog demişti ki; "Eğer dünyadaki bütün insanlar İkizler burcu olsaydı, dünya daha hümanist ve yaşanılası olurdu. Takım yıldızları arasında da İkizler burcu insan ve de aklı temsil eder. O yüzden çocuklarınızı 21 Mayıs ile 21 Haziran arasında doğrun. 

#ikizler #gemini

Benim adım Grey... Sevgiyle büyümek önemli... Bütün kedilere yeni yılda sevgi dolu bur hayat diliyorum. Vicdan şemsiyesi üzerimizden eksik olmasın... #cat #Grey #catworld

6

Bugünkü mönümüzde yumurtalı kara kabak kavurması var....

2-3 gün önce yaptığım kurufasülyenin son kalanını bulgur aşı yaptım...

4

#sarman kediler en sevgi dolu kedilerdir... Eğer bir Sarman kediyle birlikte yaşamazsanız, sevilmenin ne demek olduğunu bilemezsiniz...

3

Soba üstünde #kurufasülye Yanında #tup #soğan #turşu

Çocukken de sosyoekonomik olarak, çalıeken ve emekli olduktan sonraki hayatımdan daha iyi bir hayatım olmadığı için, sistemin şu anda da bana haksızlık yapması karşısına bir şeyler yapmam hiçbir şeyı değiştirmeyeceği için yırtınmıyorum

1

#yumurtalıkabak