29 Ocak 2024
Kadınlık ruh meselesidir! Penisli kadınlar da vardır!
28
Artık neden CHP demiyorum?
Zaten hiçbir zaman ona da inanmamıştım ki; muhafazakar partilerin farklı bir versiyonu; onların amacı da eşitlik, özgürlük, demokrasi falan değil(CHP'den bahsediyorum elbet); sadece iktidar olabilmek. İktidar olunca ne olacak, ne değişecek, neyi değiştirecekler; dünya "kadınlaşacak" ve "eşcinselleşecek" mi; hayır; gene hetero kapitalist sistemi devam ettirecekler. "Cak, cek mi?" derken elbette kadın veya eşcinsel egemen bir dünyadan bahsetmiyorum!
Neden TİP; daha modern, daha yenilikçi, daha evrensel, daha kapsayıcı, daha eşitlikçi ve özgürlükçü, vesaire... EN ÖNEMLİSİ DAHA CESUR; bir şeyleri savunurken, oy kaybetme korkuları yok; kaybetme pahasına uzun vadeli düşünerek doğrular üzerinden ve de gerçekçi bir şekilde mücadele veriyorlar.
Samimiler mi; evet bir çok konuda samimi olabilirler. Demokrasi hayalleri bu partiyle gerçekleşir mi? Evet TİP bu hayalleri gerçekleştirir ama zeminden dolayı kolay değil. Çünkü bırakın çoğunluğun demokrasiye inanmasını, demokrasinin ne olduğunu bile bilmiyorlar ki? % kaç kişi kadın erkek eşitliğine inanıyor, eşcinselliği normal buluyor, hatta genç birilerine geleceğimizi teslim etmeye cesareti var, hayvanların da insanlar kadar yaşama hakkı olduğuna inanıyor, dogmatizmin gerçek dışı olduğuna inanıyor, kendisine benzemeyenleri kabul ediyor vesaire... Dolayısıyla gerçek demokrasi yoluna çıkanların işi zor.
Bir eşcinsel olarak ben neden bu partiyi destekliyorum; çünkü bugüne kadarki, bu konudaki en bilinçli ve en cesur parti. En azından eşcinselliğin, LGBTİ+'nın ne olduğunu biliyor. Yaşam içersinde bilmek kavramı çok önemlidir. Biliyorsan, doğru mücadele verirsin, bilmiyorsan savunmazsın bile.
Mücadele verirken elbette oy vermek dışında da bir devinim gerçekleştirmemiz gerekiyor ama en önemlisi oy; oyumuza sahip çıkalım. Kısa vadeli düşünürsek, umutsuzluğa kapılıp demokrasiden cayabiliriz; yarınlarımız için demokrasi mücadelecilerine oy verelim; adım adım gidersek, demokrasi daha sağlam temeller üzerine inşa edilip kalıcı hale gelebilir. Çünkü antidemokratik toplumlarda devrimle demokrasi garanti değildir.
Umutsuz bir süreçten geçiyoruz ama her şeye rağmen rağmen merhaba, günaydın!Umutsuz bir süreçten geçiyoruz ama her şeye rağmen rağmen merhaba, günaydın!Even though we are going through a hopeless period, hello and goodmorning despite everything.Benim tip'im! My type
Artık "oyum boşa gitmesin, son bir kez daha daha #chp ye vereyim" devri bitti benim için. Artık sadece kendim için ve inandığım partiye oy vereceğim. Benim tipim #tip #lgbtiq🌈
24
Gerektiğinde sizi üzenlere kapıları yüzlerine kapatmayı öğrenin artık. Bir tane hayatımız var. 24 sene haybeden geçmiş gitmiş. Bundan sonra bari kalan günleriniz ve gelecek için doğru kararlar alın...
İnsanların anlayışsızlığı yüzünden kedilerle diyaloğumu geliştirdim. Her geçen gün onlardan beklentim yükselmeye başladı. Artık bana kafa tutmaya, benimle kavga etmeye, beni kaale almamaya bile başladılar. Bazen istediğimi yapmıyorlar diye onlara kızmam, onlarla kavga etmem bile (Mesela akşam trafiğinde dışarıya çıkmalarını istemiyorum, onlar da pencerenin kolunu açmak için çeviriyorlar, üstten kapatınca açamadıkları için bana dönüp bağırmaya başlıyorlar), kedilerle diyalog kurmanın insanlarla diyalog kurmaktan daha mümkün olduğunu gösteriyor...
Hiç Kafka okudunuz mu?
23
Vatandaşın vergisiyle yöneticilerin lüks içinde yaşamasına niye hayır demiyorsunuz? Milletvekili 141 bin lira alırken, vatandaş niye 7500 alıyor? Bunu soramıyor musunuz gerçekten? Buna hayır diyemiyor musunuz gerçekten? Oyunuzun yönünü değiştirmek çok mu zor gerçekten?
Yandaşlar, hayatımızı asıl mahvedenler sizlersiniz!
Gerçekten çok mu zor açlık sınırının altın yaşamamızın sebebinin kötü yönetim olduğunu anlamak?
Elim kırılsaydı da oy vermeseydim diyenler; gerçekten dediğinize kendiniz inanıyor musunuz; gene tıpış tıpış gidip vereceksiniz!
İstediğiniz kadar zam alın; bakın cebinizdeki paranın değerine... Eskiden 20 liraya aldığınız şeyleri şimdi 200 liraya alıyorsunuz. Yani 200 lira 20 lira oldu, belki daha düşük. Şimdi 5 liraya ekmek bile alamıyorsunuz. Gerçekten bunları göremiyor musunuz?
Yıllarca kandırıldınız, hala kandırılıyorsunuz ve kandırılmaya devam edeceksiniz; tecrübeyle sabit!
Emekliye zam oy zamanında gelecek. Siz de zam geldi diye yaşadığınız sıkıntıları unutup GENE aynı kişilere oy vereceksiniz! Seçimlerden sonra da gene aynı iktidarla açlık sınırının altında yaşamaya devam edeceksiniz. Çünkü ne kadar zam alırsanız alın, ülke adaletli yönetilmediği sürece, paranızın alım gücü gene düşecek... Bunları düşünemiyor musunuz gerçekten? 20 küsur yıllık hayat tecrübesi az buz bir şey değildir akıllanmak için...
Emekliler, bu iktidarın bir gün sizi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edeceğini düşünememiş miydiniz? Ben niye bu iktidara hiç oy vermedim, ben niye inanmadım ve kanmadım; haa niye? NİYE, HADİ SÖYLEYİN NİYE?
TÜİK itiraf etmiş: enflasyon % 130
Gerçekleri göremeyen en yakınımdaki cahil insanlara çok kızıyorum...
Kimsenin yöneticilere kızmaya hakkı yok; onları oraya getiren de sizsiniz, haksızlık yapmalarına sessiz kalan da, cesaret veren de
MAAŞLARA ZAM MAM YOK, KONUYU KAPATMIŞLAR!
Daha düne kadar yaşasın kral diyen emekliler, maaşları 3 ayda bir verilen yaşlılık aylığı bir şeye düşünce, oy moy yok diyorlar. Daha dün-milletvekili seçimlerinden önce yaşasın kral diyordunuz, maaşlara zamlar açıklanmadan yılbaşından önce bile daha memnundunuz iktidardan, herkes hak ettiğini yaşar diyordunuz... Şimdi ne oldu da tepenizin tası attı; maaşlarınız 3 ayda bir verilen dul maaşı gibi olunca mı aklınız başına geldi? Haa, n'oldu şimdi? Siz akıllanmazsınız, seçime doğru elinize 3 kuruş sıkıştırdılar mı, gene yaşasın kral dersiniz...
22
İkizleri zeki oldukları ve zekalarından dolayı alt edemedikleri için sevmezler. İkizler ikiyüzlü falan değildir; her zor koşula kolayca adapte olabildikleri için, onların bu faydalı değişkenlikleri yanlış anlaşılır. İkizler öyle zor durumda kalınca sabit kalıp olumsuzluklara maruz kalmazlar; çözüm yollarını kolayca bulup zorlukların üstesinden gelmesini bilirler İşte diğer burçlar bunu yapamazlar, dolayısıyla İkizlerden yaka silkerler. İkizler ayrıca en zararsız, en merhametli burçtur. Herkesin imdadına yetişirler ve karşılıksız sorunlarını çözerler. Onların bu iyi niyetleri salaklık olarak bile algılanabilir. Oysa kendini akıllı sananlarla uğraşmak bile istemezler, onların kurnazlıklarını bilmezlikten gelirler. Çünkü İkizler çıkar veya dünyevi şeylerle beslenmezler; onlar için varsa yoksa bilgi ve öğrenmektir.
20
Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük sanatçısı Zülfü Livaneli'yi aşağılayan bir zihniyet, ne yapsa benim için boştur.
Vatandaş 7500 lira ile açlıktan sürünürken uzaya gitmeyi boşver, başka evrenleri keşfetsen kaç yazar?
Muhafazakarlar uzaya ilk bir gittik diye böbürlenmeye başlamışlar bile. Başkaları gideli 55 yıl olmuş. Bu gidişin bize faydası ne?
19
BU KAFAYLA HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEZ!
Gazeteci, türbanlı orta yaşlı kadına ekonomiyi soruyor. Kadın "ateş pahası" diyor. Gazeteci oyunu kime vereceğini soruyor. Kadın "Akebe'ye" diyor. Gazeteci "hani hayat çok pahalı diyordun" diyor. Kadın, "suçlu akebe değil ki, marketler zam yapıyor" diyor.
Emekli yediği kazığı unutmaz demişler. 20 yıldır yiye yiye alıştık, acımıyor artık!
Şimdi uzaya bir kişi gönderdik diye gelişmiş toplum mu olduk? Eskiden 3'ü 5 liraya mis gibi kilotlar alırdık. Şimdi 1 tane kilot bile alamıyoruz.
O kadar eminim ki, gene aynı iktidara oy vereceksiniz. Oy yok diyorlar ama kim oy veriyor öyleyse bu iktidara? 20 senedir böyle.
Hayvanları kesme hakkını nereden buluyorsunuz?
Bir toplum; tek elden yönetilirse diktatörlük, eşcinselliğe sapıklık denirse antidemokratik, hayvan hakları yoka vicdansız olur!
Bana karşı, özellikle sistemin bir parçası olan herkes elini yüzünü yıkadı. Nezaketen merhabaya, merhaba; ondan ötesi yok!
Emekli maaşları, asgari ücretleri iyiyken yaşasın kral, herkes hakettiğini yaşar diyenler, şimdi oy moy yok diyor! Beter olun!
Sorun iktidarda değil ki; kadına cinsel obje, eşcinselliğe sapıklık, hayvanlara mal gözüyle bakan toplumsal sistemde!
Bana deseler ki, oyunu muha. iktidara ver, maaşın 1 milyon olacak. Yemin ediyorum dönüp bakarsam! Bitimi bile vermem!
Yıllarca aynı iktidara oy verip açlık sınırının altında kalınca istifa diyenler emekliler, maaşları 20 bine çıkarılsa gene aynı iktidira oy verecekleri için, 5 bin liraya düşürülsün bence. Ben oyumu para için değil, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve insan hakları için veriyorum. Sadece maaş mı bizim sorunumuz? Ekonomik olarak insanca yaşamak zaten hakkımız; çünkü çalıştık, primimiz ödendi, vergimizi de veriyoruz. İyi maaş iktidarın bir hediyesi değil ki, bunun için oy vereyim. Ne demek istediğimi anlayanlar parmak kaldırsın! Demokrasi ve insan hakları kimsenin umrunda değil ki?
Uzaya giden ilk Türk, yanında Türk bayrağı, Yörük kökenine ait bazı semboller vesaire almış. Ben uzaya fırlatılsaydım yanımda; Yörük dastarı, eşcinsel bayrağı, Fenerbahçe bayrağı ve kedi bayrağı alırdım... Neden Türk bayrağı almıyorsun diyenlere de cevabım; Yörük demek Türk demek zaten! Ya siz ne alırdınız?
17
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, AK Parti’nin İBB Başkan Adayı Murat Kurum için "İstanbul için bir şanstır" demiş.
İYİ Kİ FENERBAHÇELİYİM!
Bana iyi davranabilirsiniz ama hayata bakış açınız, siyasi tutumlarınız benim hayatımı elimden alıyor. Sizi affetmiyorum.
İnsanlar rahatken, acımasız olurlar, başkalarına vururlar da vururlar, gerçekleri görmezlikten gelirler; ne zaman kendi canları yanarsa, o zaman ciyaklamaya başlarlar ama iş işten geçmiş olur, geçmişte duyarsızlıklarından dolayı başkalarının canlarının yanmasına sebep olmalarının da affedilir bir tarafı yoktur. Bu tür insanlarla konuşmaya bile değmez. Mesela ben nezaketen selam alır veririm ama bu tür insanlarla gönül bağım kalmamıştır artık. Çünkü bir insanın hayatından 20 yıl götürülmesinin telafisi olmaz. Herkes kendini kandırmaya ve gerçeklerden bihaber yaşamaya devam etsinler; yeter ki gölge etmesinler artık. Benim için herkes, her şey bitti.
Sevgili emekliler 22 senedir değişmeyen bir şey isyan etmekle değişmez. Tek bir oyla hayatınızı değiştirmek daha zahmetsiz.
Demokrasi olmayınca insan hakları, eşitlik, özgürlük olmaz. Dolayısıyla hak, hukuk ve adalet de olmaz. Gücü ele geçirenler kafalarına ve çıkarlarına göre yönetirler sizi. Seçimlerinizi demokrasiden yana yapın derim...
DEDİĞİME GELDİNİZ Mİ?
Kendimi bildim bileli hep kendim oldum, kendim olmaktan taviz vermedim. Eşcinselliğimle gurur duydum, dine inanmadım, yalnızlığı sevdim, okumayı-öğrenmeyi sevdim, doğayı sevdim, hayvanları sevdim vesaire ve hiçbir zaman muhafazakar iktidara oy vermedim, hep muhafazakarlara karşı çıktım. "Siz" de hep bana karşı çıktınız, çünkü beni hep yanlış buldunuz, hep ötekileştirdiniz. Siz derken benim gibi düşünmeyenlerden bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın... Şimdi soruyorum; kim haklıymış? Kim zararlı çıktı, kim en azından ayakta kalabiliyor. Atatürk 100 sene önce eğer şöyle şöyle yapmazsanız, mesela tarikatlara-tarikatçılara prim verirseniz, ülkeyi ele geçirirler ve özgürlüklerinizi elinizden alırlar demiş. Keşke Atatürk'ün sözlerini falan bari okusaydınız... Laiklik elden gittikçe bırakın maaşlarınızın düşük olmasını, bakınız sokaklarda yaşasın şeriat diyenler türemeye başladı... Bakınız İran, Afganistan gibi normal ülkelerken ne hale gelmişler. Başı açık kadınları, eşcinselleri öldürüyorlar. Oyunuzun yönünü maaşlardan falan önce demokrasi belirlesin... Maaşlarınız 100 bin yapılsa bile, demokrasiye oy verin, insan haklarına oy verin. Demokrasi olmayınca, zaten sizi bir tas çorbaya muhtaç ederler... Şu an 10 bin liraya muhtaç ettikleri gibi...
İnsana en büyük kötülüğü, kendisinden başka kimse yapamaz...
KISKANANLAR ÇATLASIN!!!
Sistemi destekleyenlere niye destekliyorsunuz diye sorunca; vatan, millet, din, terör, dış güçler, bizi kıskanıyorlar vesaire diyorlar ama hiç açlık sınırının altında yaşadıklarına bakmıyorlar. Zorlanınca da şikayetçi oluyorlar ama gene sistemlerine toz kondurmuyorlar. Eee ne yapabiliriz ki o zaman; Kafayı değiştirmeyince, kötü yönetimi değiştirmeyince değişen bir şey olmaz ki. Gerçekten iki kelimelik gerçekleri göremiyor musunuz?
BUNU SİZ İSTEDİNİZ, BEN DEĞİL!
Milletvekili maaşı emekli maaşının 14 katı, yani 141 bin, Cumhurbaşkanı'nki 28 katı, yani 280 bin. İşçi maaşı 10 bin. Bunun böyle olmasını kim istedi; siz istediniz. Çünkü siz seçtiniz de, 22 yıldır destekliyorsunuz bu yönetimi. Şikayet ediyorsunuz ama kimi kime şikayet ediyorsunuz. Şikayetçi olunması gereken kendinizsiniz. 22 senedir iyiye giden bir şey yoksa, durum nasıl anlatılabilir ki size? Başarısız bir yönetime oy vermemek çok mu zor? Sizi bu başarısız yönetimi desteklemeye iten ne? Hani muhafazakar iktidara karşı çıkanlara tepki gösteriyor, hatta oy verdiğiniz sistemi savunurken gözleriniz dönüyordu ve kendinizi kaybediyordunuz ya; AYNEN DEVAMKE! Bu saatten sonra maaşım 100 bin lira olsa ne olacak ki? Yaşanacak hayatım mı kaldı? İktidarlara kızmıyorum. Niye kızayım ki? İktidar dediğimiz şey tabanın kendisi değil mi? İşte size kızıyorum. Ben hala da insanların zihniyetinde değişen bir şey olduğuna inanmıyorum. Hala demokrasi ve insan hakları yerlerde sürünüyorken, hala insanlar okumaya ve eğitime önem vermiyorken; maaşlar 20 bin lira olsa değişecek, 5 bin liraya düşse ne değişecek? Önce kafaların değişmesi gerekiyor. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını bilmek gerekiyor önce. Bunları bilmezseniz; seçimleriniz yanlış olur, doğrularınız yanlış olur, hayatınız da berbat olmaya devam eder. Çünkü siz böyle istiyorsunuz. Sizi yönetenler sizin 30 katınızı alırken, onları desteklemeye devam ediyorsunuz... Çünkü siz, sizin gibileri desteklemeyi seviyorsunuz. Birisi dese ki, ülkeyi 1 yılda Avrupa ülkeleri düzeyine getireceğim ama demokrasi olacak, insan hakları olacak; sanki demokrasi, eşitlik, özgürlük kötü bir şeymiş gibi istemezsiniz...
15
Keşke insanlarımızın okuma alışkanlığı olsaydı ve bilinçlenselerdi de başkalarının aklıyla hareket etmeselerdi. Her bir cümlesi günümüzü birebir özetleyen George Orwel'in 75 yıl önce yazdığı 1984 romanından daha insanlarımızın tamamına yakının haberi bile yoktur. Kitap fikir demektir, gelecek demektir. Ama insanlarımız her şeyi bildikleri için, farklı bir fikire ihtiyaçları yoktur!!!
Emekli olunca da yandık. Artık başka bir çıkış yolu bulmalıyız. Köye gitsek, köyler de büyük şehir kapsamına girip mahalle olduğu için, artık plansız projesiz çivi bile çakamayacağız. Çadır kursak, acaba oksijen parası falanda mı alır devlet? Resmen Deli Dumrul hikayesine döndü yaşamımız!
DEVAMKE EMEKLİLER!
Emekli maaşlarına % 37'lik enflasyon oranı zammı, en düşük 7500 üzerinden değil, kök maaş olan 5500 lira üzerinden yapıldığı için, bazılarının maaşları 7500 olarak devam edecek. Yani bazıları-büyük çoğunluk yapılan zammı bile göremeyecek. Seçimlerde aynen devamke EMİ!!!
Umarım insanlar başlarına yıldırım düşmeden akıllarını başlarına alırlar.
Emekli maaşlarını Şimşek çarpmış(Sosyal medya gündemi)
EMEKLLİLER, BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ; YENİ MAAŞLARINIZ EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 7500 LİRAYA GÖRE DEĞİL, KÖK MAAŞ OLAN 5500 LİRAYA GÖRE OLACAĞI İÇİN, ZAM ALMAYACAKSINIZ!
Hani emekli maaşlarını, enflasyon farkına istinaden % 37,5'lik zam yapılıp 10 250 lira olmasını bile beğenmeyip itiraz ediyorduk ya, maaşlar bu zammı bile görmedi. Eğer E-Devlet sayfanıza girip bakarsanız, olmadığını görürüsünüz. Çünkü bir çoğunun zammı kök maaş olan 5500 liraya göre yapılmış ve dolayısıyla zam alamamışlar, 7500 lira maaş almaya devam edecekler, zamsız bir yıl geçirecekler. Kök maaşı 5 500'den fazla olanlar bile 10 250 lirayı görmemiş. Seçimlerden önce oylarınızı almak için belki 3-5 bin liralık bir defalığına sus payı verilir. Ekonomi Bakanı Şimşek dün zaten seyyanen zamma hayır demiş.
13
Sanırım içinde yaşadığımız sistem ve süreç artık bana "1984" yapıtını hatırlattığı için, bu sayfada da mümkün olduğunca kişisel bir şey paylaşmayacağım! Başıma bir şey gelmesi veya ölmek benim için önemli değil, elimden geldiğince doğaya katkı sağlamamın sona erdirilmesini istemiyorum...
12
Antartika'da fok balıklarına kuş gribi bulaşmış ve 20 fok balığı ölmüş. Uzmanların soruna çare bulması bekleniyor. Dünyayı zararlı etkilerden işte bu vicdanlar kurtaracak. Sokaktaki kediyi taşlayanlar, onları yaralayanlar değil...
İnsanlar ifadeye çağrılıp tutuklanabiliyor artık. O yüzden kestim ya herkesle iletişimi. Benim en yakınımdaki kişi bile bana iftira atarak şikayette bulunabilir mesela. İçinde yaşadığım coğrafya ve süreçte de artık hayattan hiçbir beklentim kalmadığı için, olanlara bana ne diyorum. Sadece bana verilen oy kullanma hakkımdan başka hiçbir şey yapmayacağım. Onun da doğru yere yazıldığından emin değilim. George Owel'un 1984 eserini yaşıyor gibiyim adeta.
Yapım ve hayata bakış açım gereği benim hiçbir ırka karşıtlığım olamaz ama insanlar içinde yaşadığı kültürü geri bir toplum yapmak için, gericiliği savunan toplumlara yandaşlık yaparsa; gericiliğe karşı olmuş olurum. Mesela ne zencilere, ne Araplara, ne Yahudilere, ne Slavlara vesaireye karşıtlığım olabilir ama kalkıp da geri, laik olmayan, dogmatik bir kültür körü körüne savunulursa; savunana da karşı olurum, savunulan geri toplumlara da karşı olurum. Çünkü şu kısacık ömrümüzde gaipten seslerler duyanlarla yaşayanlardan çok çektik. Bi' bitmediler gittiler...
MÜSTEHAK NEDİR? ÖRNEK: 80 MİLYON!
Emekliler isyanda ama aynı şekilde devam edeceksiniz gene; emekli maaşım artsın ama oyum gene aynı kişilere derseniz, seneye asgari ücretin 4'te birini verirler sana. Sen gene bildiğinden şaşma!!! Açıktan geber bağır ama gene de yaşasın kral de emi! Çünkü akılsız başa fayda yok, dar ağacında sallandırsan da fayda yok. Sayın seyirciler, mantıksal olarak, bir torbadan çektiğiniz 99 bilye kırmızı çıkarsa, 100.sünün mavi çıkma ihtimali var mıdır? Bir sistem 20 senedir iyiye değil de kötüye gidiyorsa, ben size ne diyeyim? Aynen devam edin, aynen açım demeye devam edin. MÜSTEHAK!!!!
Been, kendimle barışık olduğum, dolayısıyla kendimi çok sevdiğim için, hiç kendimi dolaylı yollardan ifade eme ihtiyacı hissetmem. Düz-içi dışı bir insan olduğum için, sade yaşarım. Alkol almam, sigara içmem, dövme yatırmam, küpe takmam, hiçbir aksesuar takmam, saçımla başımla oynamam, marka giyinmem, dışarıya karşı kabul edilebilir görünmek için şöyle olayım böyle olayım dertlerim yoktur. Çünkü bunlara ihtiyacım yoktur. Ama kimsenin de kendini nasıl ifade ettiğine, nasıl varolduğuna karışmam. Çünkü herkesin psikolojisi bir değildir. Herkes olduğu gibi varolaMayabilir. Olduğu gibi varolursa, topluma karşı direnç gösteremeyebilir. İnsanlar nasıl mutluysa, öyle olmalı, öyle yaşamalı. Mesela bazıları eşcinselliğini gizli yaşamak istiyorsa, çevresine karşı kendini savunamayacağındandır. Ama ben gizlersem, kendim olamayacağım için, bu benim için ölümden beter olur. Beni öldürseler de, kendim olmak dışında mutlu olamam ben. Ben iki yüzlü olaktansa, varsın insanlar beni aşağılasınlar, dışlasınlar, ötekileştirsinler. Çünkü bu onların aşağılığından başka bir şey değildir. Başkalarının cahilce bakış açısı beni değersizleştirmez ama onların cahilliğini tesciller. Tabi onlar o kadar cahildirler ki, bunun farkında bile değildirler...
11
ŞU AN BEDENEN YAŞASAM DA, BENİM İÇİN İSTİSNALAR HARİÇ HERKES ÖLDÜ!
Söylemeden edemeyeceğim. Aldığım karar doğrultusunda 2024'ten itibaren milyonda bir dışarıya çıkıp da kimse selam vermedikten sonra, arayan soran olmadıktan sonra hiç kimseyle konuşmama kararımı çok iradeli şekilde uyguluyorum. Arayan soranla da konuşuyorsam, nezaketimden dolayı. Çünkü geçmişte veya günümüzde ne bu sistemi destekleyenle, ne de bu sisteme sessiz kalanlarla küçücük de olsa temas kurmaya tahammülüm yok artık. Kimse de arayıp sormasın beni. Ölürsem de kedilerime mama olayım. Benim zaten gömülecek cenazem falan olmayacak. Kadavra olarak bağışlayacağım cesedimi. Gerçekten rahat bırakın beni...
Ülkemizdeki eğitimin durumu ekonomiden daha beter.
EMEKLİ MAAŞLARI 35 BİN LİRA OLMASI GEREKİRKEN, 10 BİN LİRA!!!
Bundan 20 yıl önce emekli maaşı, asgari ücretin 1.5 katı imiş. Şimdi ise asgari ücretin yarısı. Yani şimdi enflasyon oranına göre emekli maaşları 10 bin oldu, asgari ücret ise 20 bin. Oysa 20 yıl öncekine göre şu anki emekli maaşları 35 bin olmalıydı. Hükümetin gerekçesi bütçe. Peki bu bütçe niye emeklileri olumsuz olarak etkiliyor da diğerlerini bu oranda etkilemiyor? Onlar çalışıyorlar diyorsalar eğer, şu anki çalışanları besleyip büyütenler 20 yıl öncekiler değil mi? Bizlerin primleri vakti zamanında tam olarak ödenmedi mi? Biz hakkımızla emekli olmadık mı? 20 yıl önce çalışanlar hem düşük maaş almışlar, emekli olunca daha da düşük maaş alıyorlar. Hem ayrıca emekliler ihtiyaç maddelerinin veya yaşam standartlarının daha ucuz olduğu bir dünyada mı yaşıyorlar da ev kirasını bile karşılamayacak derecede düşük maaş alıyorlar? Şu denmek istiyor sanki; işiniz bitti, size hazineden o kadar para veremeyiz! Milletvekili maaşları niye 142 bin lira? Tabi ben bunları özellikle yandaşlara anlatamam. Çünkü onların gözünde insanlar eşit değildir, olmamalıdır. Kim gücü ele geçirirse, onlar refah olmalıdır onlara göre. Bir de vicdandan, dinden, imandan bahsederler. Bu adaletsizliğin sebebi, bir çoğunun desteklediği başarısız bir yönetimdir. Başka hiçbir sebebi yoktur. Gücü elinde bulunduranlar lüks içinde yaşıyorlar, dahası bu ekonomik bozukluğu avantaja dönüştürüyorlar. Dolar düşükken Dolar alıyorlar, sonra Doları yükseltip paralarını değerlendiriyorlar, garibanın alım gücü açlık sınırının altında dolaşıyor. Bütün bunları anlamakta zorluk çekmiyorsunuzdur umarım. Çok karmaşık gelmedi değil mi? Tabi nasıl işinize geliyorsa, öyle anlıyorsunuzdur. Hayat çok kısa. Bu iktidar hayatımızdan en az 20 yılımızı çalarak bizleri süründürdü. Bu sistemden, bu düzenden memnunsanız, aynen devam edin EMİ! Biz ne zaman insanca yaşayacağız? Yöneticiler neden bu sıkıntıya ortak olmuyorlar, onlar neden düşük maaş almıyorlar? Çünkü vatandaşı insan yerine koymuyorlar. Beni bu hale düşürenlere lanet olsun ve beter olsunlar diyorum.
10
ANLAMADIM GİTTİ!
Yanlış anlaşılmasın, herkesin egosunu tatmin ve de dolayısıyla mutlu olmak için bir toplumsal varoluş şekli vardır. Kimisi varsıllıkla kendini göstererek mutlu olur, biz onlara görgüsüz diyoruz, kimisi statüyle varolmaya çaılışır, biz onlara aşağılık kompkleksli diyoruz, kimisi belli bir zümreye ait olmaya çalışarak varolmaya çalışır, biz onlara ayrımcı diyoruz vesaire ama benim bugün bahsetmek istediğim kesim, yanlış anlaşılmasın spor güzeldir ama benim anlatmak istediğim sağlık için spor veya bir branşta profesyonelce-hatta amatörce mücadele etmek değil, çok özür dileyerek söylüyorum, bazılarının sürekli aynı noktadan vücut sergilemesi, evet bu da bir varoluş şeklidir, artık başka sergileyecek bir şeyi olmamasından mı, yoksa teşhircilik mi, narsistlik mi bilemeyeceğim. Yani bir de ne iş yapıyorsunuz falan, iş hayatınızdan, sosyal sorumluluklarınızdan falan paylaşım yapınız derim. Bir değişiklik olsun yani. Yoo rahatsız falan değilim, seviyorum bile böyle paylaşımları ama ne bileyim bir değişiklik şart. Bazen aklıma şöyle bir şey geliyor; bu kişiler hiç çalışmıyor falan ve sürekli vücut selfie'si mi yapıyorlar?
KORONA AŞISI OLDUĞUMA BİN PİŞMANIM; Aşı karşıtlığı yapanlara tepki gösterenler, şimdi ne düşünüyorsunuz?
Dünyanın önde gelen ilaç şirketlerinden Pfizer "Kimse aşı yaptırmaya zorlanmadı. Bu sadece bir fırsat ve tavsiyeydi." demiş. Yaa ne demezsiniz. Aşı yaptırmayanlara getirilen yasaklar, insanların aşıya mecbur bırakılması; zorlama değil midir? Ben Aylarca direndim ve aşı karşıtlığı yaptım yazılarımla sürekli ve bu yüzden kötü bellendim. Açık Öğretim sınavlarına almazlar düşüncesiyle iki aşı yaptırdım. Sürekli nezle grip olan ben, aşı olduktan sonra olmamaya başladım. Bu iyi bir şey değil, kötü bir şey. Çünkü: Eskiden nezle olur, 3-5 günde atlatırdım. Şimdi ne hasta olabiliyordum, ne de halsizliğimi ve özellikle son bir yıldır sırt ağrılarımı üzerimden atabiliyorum artık. 10 gündür sırt ve belim ağrıdan çatlıyor, sanki omzuma bıçak saplıyorlar. Nefes problemim var. Hapşururken göğsüm patlayacakmış gibi olduğundan hapşurmaktan korkuyorum. Baş ağrısı nedir bilmeyen ben, baş ağrısı çekiyorum. Beni aşı yaptırmaya psikolojik olarak bile olsa baskı altında bırakan herkes sorumludur başıma geleceklerden...
9
Kedilerin güvenini kazanmak zor, kaybetmek ise kolaydır.
7
Selfie yaparken arkadan pırt diye çıkan prenses!
KAHVALTIDA ÇAY ŞEKERİNİN TADINI NEDEN AZ ALIYORUM;
a) Koronaya yakalanmış olabilir miyim acaba? b) Şekerim düşmüş olabilir, c) Şekerin kalitesi düşmüş olabilir, d) Çay demli olabilir, e) Kahvaltı şekerli çay ister çünkü!
5
Muhteşem Yüzyıl dizisini tek bir bölüm bile izlemedim. Kadınlardan harem kuran, çocuklarını boğdurtan, erkekleri hadım ettiren, iktidar hırsının insanları mahvettiği entrika dolu sürecin film karelerine dönüştürülmesi bana çok tersti çünkü. Ama insanlar sanki marifetmiş gibi ayıla bayıla izlediler. Bir de ahlaktan bahseder....
Anayasa mahkemesini tanımayan bir yargı sürecinde olduğumuzu biliyor muydunuz?
Aynı ekonomik koşullarda yaşarken, ben niye memurlardan ve milletvekillerinden düşük maaş alıyorum?
Emekli milletvekillerinin maaşı 230 Bin lirayken, sana vatandaş olarak 7500 lira maaş verenleri niye destekliyorsun?
Körü körüne yaşamayın, gerçekleri kaynağından öğrenin ve iktidarlar tarafından kandırılmaya dur diyin.
Benim Tanrım neden Türkçe bilmiyor da Arapça biliyor merak ediyorum! Her milletin kendi dilinde bir dini var; ben Arap değilim ki!
Keşke insanlar baştakilerin dediğine kanacağına, okuma alışkanlıkları olsaydı da gerçekleri öğrenselerdi.
BEN NEDEN ATATÜRK ÇOCUĞUYUM; ÇÜNKÜ ATATÜRK YÖRÜKTÜR!
Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Hanım der ki: "Babam Ali Rıza Efendi Yörük sülalesindendir. Annem de her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi."
BEN NEDEN OSMANLI DEĞİL DE TÜRKÜM?
Ben Yörüğüm. Yörük de Oğuz Türklerinin göçebe hayatı yaşayan kolu. Geçmişte Türkmen/Yörük(İkisi de aynı; biri konar, biri göçer Oğuz Türk boyu), şimdilerde Türk'ün adıdır. İşte bu Türkler, Osmanlı'nın beylikleri kaldırmak istemesinden dolayı Osmanlı Devletine baş kaldırmıştır, çünkü bu uygulamayı içlerine sindirememişlerdir. Konuyu uzatmayacağım; ben Osmanlı falan değilim; Oğuz Türk boyundan gelen Yörük Türkü, kısaca Türküm. Kendine Osmanlıyım diyen, Türklüğünü sorgulasın derim.
Beynimden 1923 öncesini siliyorum. Benim için sadece Atatürk ve Türkiye var!
Atatürk düşmanları sayfamdan d*f*l*p gitsinler...
OSMANLI DEVLETİ DİYE BİR ŞEY YOK ŞU ANDA VE OLMAYACAK DA; BURASI ATATÜRK'ÜN KURDUĞU LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ. NOKTA. TARTIŞMAYA KAPALIDIR.
Muhafazakar süreç Osmanlı diye diye ülkenin insanlarını kutuplaştırdı, birbirine düşman etti. Eskiden, çocukluğumda Atatürk çatısı altında çok mutluyduk, Osmanlı, Selçuklu sadece bu toprakların geçmiş tarihiydi. Ama insanlar şunu unutmasın ki, bu ülke gerektiğinde hep beraber Atatürk'ün laik Türkiye Cumhuriyeti devleti altında birleşmesini de bilir. Ben ne Osmanlı, ne Selçuklu, ne Karakoyunlu, ne de Merinosluyum. Ben Türküm ve Atatürkçüyüm, bu ülke de öyle-Atatürkçü ve cahiller bir gün susacaklar. Osmanlı diye bir ülke yok şu anda. Aklınızı başına alın.
***
Simülasyonda mı yaşıyoruz?
Fizik profesöründen sanal dünyadaki karakterler olduğumuz iddiası
Bir fizik profesörü dünyanın göründüğü gibi olmadığını ve insanlığın gelişmiş bir sanal dünyadaki karakterler olduğunu iddia ediyor. Profesör, bir bilgisayar simülasyonunda yaşayıp yaşamadığımızı test etmek için bir deney tasarladı.
Beyzanur Özer 29.12.2023 - NTV
Simülasyonda mı yaşıyoruz? Fizik profesöründen sanal dünyadaki karakterler olduğumuz iddiası
Portsmouth Üniversitesi'nde fizik profesörü olan Melvin Vopson, yaşamlarımızın bir sanal dünyadaki karakterler olduğumuzu kanıtlayan çeşitli ipuçları içerdiğini iddia ediyor.
Örneğin uzmana göre ışığın ve sesin ne kadar hızlı hareket edebileceğinin sınırlarının olması, bunların bir bilgisayar işlemcisinin hızı tarafından yönetildiğini gösteriyor.
Proseför Vopson, evreni yöneten fizik yasalarının bilgisayar koduna benzediğini, maddeyi oluşturan temel parçacıkların ise piksellere benzediğini söylüyor.
"SİMETRİ" DİJİTAL DÜNYANIN EN BÜYÜK KANITI
Ancak en ikna edici ipuçlarından biri, kelebeklerden çiçeklere, kar tanelerinden deniz yıldızlarına kadar günlük hayatta gözlemlediğimiz "simetri".
Profesör Vopson, simetrinin her yerde olduğunu çünkü makinelerin "dijital olarak inşa edilmiş dünyayı bu şekilde oluşturduğunu" söyledi.
Vopson, "Bir şeyler tasarlarken süreci basitleştirmek için simetrik şekiller kullanmak zorundayız. Standart tuğla şeklinde olmayan tuğlalardan bir ev inşa ettiğinizi hayal edin. Tuğlalar düzensiz bir şekle sahip olsaydı, inşaat neredeyse imkansız olurdu. Sanal gerçeklikler tasarlarken de aynı şey geçerli. Verimliliği en üst düzeye çıkarır ve enerji tüketimiyle hesaplama gücünü en aza indirir." ifadelerini kullandı.
Türünün ilk örneği: Yapay zeka, kendi yapay zekasını yaratıyor
Türünün ilk örneği: Yapay zeka, kendi yapay zekasını yaratıyor
Haberi Görüntüle
Akademisyen ayrıca kuantum mekaniğinin tuhaf ve az anlaşılan dünyasının yaşamın göründüğü gibi olmadığını gösterdiğini düşünüyor.
Yani, efsanevi fizikçi Albert Einstein'ın "uzaktan ürkütücü hareket" olarak tanımladığı tuhaf bir fiziksel olay olan "kuantum dolanıklığa" işaret ediyor.
Kuantum dolanıklığı, iki parçacığın ve bunların özelliklerinin fiziksel temas olmadan birbirine bağlanmasını tanımlar.
Bu potansiyel olarak binlerce kilometre uzakta, ayrı konumlara yerleştirilen iki farklı parçacığın aynı anda birbirini taklit edebileceği anlamına geliyor.
Bu durum iki kişinin sanal gerçeklik (VR) aracılığıyla etkileşime geçmesine çok benziyor.
KUANTUM DOLANIKLIĞI MERKEZİ İŞLEMCİNİN KANITI
Profesör durumu anlatırken, "Kuantum dolanıklığı, iki parçacığın ürkütücü bir şekilde birbirine bağlanmasına olanak tanıyor. Birini manipüle ettiğinizde, birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun diğerini de otomatik olarak manipüle ediyorsunuz. Etki görünüşte ışık hızından daha hızlı oluyor ki bu imkansız olmalı." ifadelerini kullandı.
Profesör bu ışık hızından hızlı hareketi bir sanal gerçeklik kodunda tüm "konumların" merkezi işlemciden eşit uzaklıkta olması gerektiği gerçeğiyle açıklıyor.
ELON MUSK SİMÜLASYONDA YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYOR
Simülasyon teorisi Profesör Vopson'a özgü değil. Tesla'nın kurucusu Elon Musk da dahil olmak üzere birçok tanınmış isim simülasyonda yaşadığımızı iddia ediyor.
Musk, 2016'daki bir konferansta "temel gerçeklikte" yaşama ihtimalimizin "milyarda bir" olduğunu söyledi. Bu söyleme göre Musk, simüle edilmiş bir evrende yaşama ihtimalimizin "gerçek" evrende yaşama ihtimalimizden çok daha yüksek olduğunu iddia etmiş oluyor.
***
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ
Her şeye rağmen herkesten daha mutlu ve rahat sayılabilirim;
1. İnsanlarla iletişimimi kestiğim için huzurum iyi.
2. Artık hayattan hiçbir beklentim yok.
3. Hayatı kendi koşullarıma göre ayarladım.
4. İnternet var bütün dünyaya, bütün her şeye ulaşabildiğim.
4
Yılbaşı gecesinden kalan...

Dine inanmamayı çocuk yaşta bıraktım ama hiç kimseye söylemedim. Çünkü bunun boş olduğunu anlayacak kadar aklım vardı. Eşcinsel olduğumu kendimi bildim bileli biliyorum ve 11-12 yaşlarında ortaokuldayken okuduğum dergilerden cinsel yönelimimin-hemcinslerime olan ilgimin eşcinsellik diye doğal bir gerçek olduğunu öğrenmiştim ve hiç bocalama çekmemiştim. Yakınlarıma ben evlenmeyeceğim derken, onlar bunu ciddiye almıyordu. Çünkü benim yaşımdayken bildiklerimi onlar o koca yaşlarında bilmiyorlardı ve öldüler gittiler, bazıları hala yaşıyorlar ama hala bilmiyorlar hayata dair gerçekleri. Ben köyde büyüyen bir çocuğum ama okumak için için bütün şartlarımı zorluyor, köy minibüslerine dergi, gazete siparişleri veriyordum elime geçen paralarla. Aldıklarımı da gizli alıyordum beni anlamadıkları ve anlamayacakları için. Eğer duvardan duvara kitaplığımda yüzlerce kitap varsa, çocukluğumda tahtadan yaptığım küçücük iki sıralı kitaplığıma kitaplar alamadığım içindir. Koskoca bir 54 yıl geçti hayatımdan ama yaşadığım coğrafyanın kültürü her geçen gün daha da yobazlaşıyor...
MÜSTEHAK
Sayfamı takip eden ve malum partiye oy veren emekliler için X'ten topladığım sözler ve onlara benim sözüm de tek bir kelime: MÜSTEHAK! Bozdurun bozdurun harcayın 7500 liranızı! Sizleri terörizm, ahlak elden gidiyor, dış güçler gibi hassas noktalarınızla kandırıyorlar ama siz hala uyumaya devam ediyorsunuz. Ben inanıyorum ki siz uyanmazsınız!
3
Yıl 1948. 75 sene evvel daha çağdaş, daha modern, daha laiktik. Manken Tuğçe Kazaz, "Türkiye 2030'da hilafeti ilan edecek" demiş. Vardır bir bildiği... Ne güzel olur; sonra kadınlar oy bile veremezler. Demek ki buna hasretler!!!
NASIL GEÇİNEBİLİYORUM!
Geçen gün, çoğu zaman da öyle denk düşüyor zaten, üzerimdeki kıyafetlerimi düşündüm de, montumu İranlı bir arkadaşım vermiş giderken-turuncu olan-fotoğraflarda falan görüyorsunuzdur, sweetimi oğluna dar geldiği için arkadaşım vermiş, çorabım çöpten, bir keresinde bir torba giyilmiş çorap bulmuştum çöpten çünkü-yıkayıp yıkayıp giyiyorum çokça, atletim çöpten-gene bir torba giyilmiş ve çöpe atılmış atlet bulmuştum, ayakkabımı da bir arkadaşım bulmuştu çöpten ve 43 numara olduğu için tam denk gelmişti-hala onu giyiyorum, iç çamaşırım da erkek arkadaşını terk eden sosyal kız arkadaşımın terk ettiği erkek arkadaşından kalan kıyafetlerinin içinden çıkmıştı. Hatta kız arkadaşım, Halil istemiyorsan giyme onu demişti ama ben yıkayıp giyiyorum hala. Yaaa, işte böyle geçiniyorum işte anlayacağınız... Siz gene bildiğiniz şekilde oy vermeye ve kendinizle gurur duymaya devam edin; merak etmeyin; biz yeri gelir ezilir, yeri gelir utanırız. En azından insani duygularımızı kaybetmedik.
Sabah ve akşam çıkın bakın, bu manzarayla çok karşılaşırsınız. İnsanlar pazara gidemiyor, çöpten yiyecek topluyor. Bu benim çektiğim bir fotoğraf değil, ahlaken böyle bir şey yapmam, sosyal medyadan alıntıladım. Ne yalan söyleyeyim; marketlerin attıkları günü geçmiş veya çürük çarık ürünlerden ben de alıyorum çöpten. Bunu söylemekten utanmıyorum; evet çöpten yiyecek alıyorum zaman zaman. Bu iktidar ve bu iktidara oy veren sizler yaşatıyorsunuz bana, bizlere bunu. Duyun; Halil Kandok çöpten yiyecek topluyor... Aynen bu sisteme oy vermeye ve bununla gurur duymaya devam edin... Tabi siz iyisiniz değil mi, başkaları niye umrunuzda olsun ki?
Sabah ve akşam çıkın bakın, bu manzarayla çok karşılaşırsınız. İnsanlar pazara gidemiyor, çöpten yiyecek topluyor. Bu benim çektiğim bir fotoğraf değil, ahlaken böyle bir şey yapmam, sosyal medyadan alıntıladım. Ne yalan söyleyeyim; marketlerin attıkları günü geçmiş veya çürük çarık ürünlerden ben de alıyorum çöpten. Bunu söylemekten utanmıyorum; evet çöpten yiyecek alıyorum zaman zaman. Bu iktidar ve bu iktidara oy veren sizler yaşatıyorsunuz bana, bizlere bunu. Duyun; Halil Kandok çöpten yiyecek topluyor... Aynen bu sisteme oy vermeye ve bununla gurur duymaya devam edin... Tabi siz iyisiniz değil mi, başkaları niye umrunuzda olsun ki?
***
Mağdur olanlar, "seçim zamanında size oy moy yok" derler, seçim zamanında ise "donumu bile alsalar oyum onlara" derler!
isteme oy verip de hayatım boyunca rahat bir yaşam yaşatmayan tüm herkese lanet olsun! LANET OLSUN! Lanet olsun!!!!
Tabi canım ne demezsin, bizi kıskanıyorlar, dış güçlerin işidir!!!!
Akepe'ye bir kere dahi olsa oy verenler, sayfamdam gitsin!!!
İnsanlar emekli maaşlarından şikayet etmeye başladılar. Şikayetle bir şey değişseydi, 20 senede değişirdi. Siz bu sisteme oy vermeye devam ettikçe, değişen bir şeyin olmayacağını anlayamamak nasıl bir şeydir çok merak ediyorum. Tabi dış güçlerin işidir!!! Onlar belirliyorlardır zam oranını!!! Çünkü bizi kıskanıyorlar!!!!!!
İşçi emeklisi maaşı ne kadar; 7500 lira. Aynen devam! Dünya bizi kıskanıyor!!! Kendileri açlık sınırının altında yaşarlarken, bu sistemi hala inatla destekleyenler gerçekten çok mu mutlular çok merak ediyorum... Eğer mutlularsa, ben gerçekten akıl sağlığından şüphe ederim. Sarmısağın kilosu 100 lira diye alamıyordum, geçen hafta fiyat 150 lira yazıyordu.
1
2024 yılında Sosyal medya ile bağımı keseceğimi söylemiştim. Gerçekten bu içten gelen bir şey. Hiç içimden gelmiyor artık insan türüyle tek taraflı bile olsa iletişime geçmek. Whatsapp durum, Instagram story vesaire paylaşımları yapmayacağım. İnstagram ana sayfasına da belki artık...