2023'te neler olacak..?
Eşcinseller evlenecek! Eşcinsel Onur Yürüyüşü'ne yeniden izin verilecek! Eurovision Şarkı Yarışması'na tekrar katılınacak! TV ekranları eşcinsellere tekrar açılacak! Huysuz Virjin'den özür dilenecek! Yılbaşı gecesi ekranlarda yeniden dansöz olacak!
Bütün olanlara karşı siz nasıl bakıyorsunuz, hala mutlu musunuz, olumsuz hiçbir şey hissetmiyor musunuz, gerçekten her şey çok mu güllük gülistanlık, hala umudunuz var mı, hiç mi korkuya kapılmıyorsunuz, hiç mi bir şeyleriniz aksamıyor, hiç mi zorlanmıyorsunuz, hiç mi hırpalanmadınız, hiç mi yorulmadınız, hiç mi kaygılanmıyorsunuz, hiç mi umursamıyorsunuz, gerçekten hala dibe vurduğumuzu göremiyor musunuz? O zaman başka bir alemde yaşıyorsunuz gerçekten!
Tamam bunlar deli diyelim; aynı kafadan olan Atatürk düşmanlarının bunlardan bir farkı yok ki!!! İnsan dehaya, dahiye düşman olur mu? Aptal olursa, neden olmasın ki?
***
ŞÜKÜR NE YA, HADİ ORDAN! Şükretmiyorum, hakkımı istiyorum!
ŞÜKREDE ŞÜKREDE NE HALE GELDİK!
Şükür kelimesinden nefret ediyorum. Çünkü şükür, çok rahat yaşıyormuşuz da, daha fazlasına ihtiyacımız olmadığı için kullanılan bir kelime değil ki. Ölmeyecek kadar karnımzı doyuyorsa, buna bile şükür dememiz öğretilmiş, içselleştirmişiz bunu. Biz solucan mıyız? Çünkü solucanlar bile bir şekilde karınlarını doyuruyorlar. Üstelik bütün solucanlar eşit besleniyor. Ama biz çalışıyoruz, çabalıyoruz, birileri bizim vergilerimizle krallar gibi yaşıyor. Salak mıyız, biz geri zekalı mıyız da haklarımız yenilirken, sefil bir yaşam sürerken şükür edelim? Şükür ne demektir biliyor musunuz; padişahım, kralım sen çok yaşa, tanrı seni başımızdan eksik etmesin, sen çok çok güçlüsün, sen çok mükemmelsin, sen tapılacak birisin, sen tanrının insanlara gönderdiği bir lütufsun, sen olmasaydın biz olamazdık, sen kendinden çok bizi düşünüyorsun falan filan demek gib bir şey oluyor. İrili ufaklı bütün yönetici mercilere hep şükredilerek bakılıyor. Oysa kullanıyorlar bizi, sömürüyorlar, benim paramla bunu yaparlarken ben nasıl şükrederim ki? Yöneticilerin aldıklarında, bir damla alın terleri var mı; YOOOOOOOOK! E peki benden ne fazlan var da, benim paramla benden daha fazla maaş alıyorsun? Tabi şükredenlerin çoğu da yandaş olan, bu sistemden nemalananlar. İşte şükür kelimesine en çok kızdığım nokta bu. Sen tok, komşun açken nasıl şükredebilirsin ki? Bu bencilliktir, bu vicdansızlıktıur. Sen hangi yüzle tanrıya şükredebiliyorsun ki birileri açlıktan geberirken? Bu şu demek oluyor, ben yaşayayım da, altta kalanın canı çıksın! Savaşlar da böyle. Sen koltuğunda otururken, birilerini nasıl savaşa gönderebilirsin; o kadar kolaysa, sen git! Hangi zeka ile savaşa insan gönderebilyorsun ki? Akıl olsa, konuşma yetini kullanıp, savaşmadan çözebilirsin sorunları. Evet savaşlar da aptallıktır günümüzde! İnternet çağında nasıl kan akıtarak haklılığını ispat edebilirsin ki? Sonracığıma, o ayıp, bu günah diye halka baskı yapıyorlar ama kendi günahlarından günah beğen; hırsızlık, yolsuzluk gırla.
Not: anlattıklarım, hiçbir kişi, ülke, vesaire ilgili değildir; KAVRAMSALDIR, sözün gelişidir!
***
Yobazlar şunu unutmasın ki, bu ülkede yobazdan, şeriatçıdan çok laik ve Atatürkçü insanlar yaşıyor. Yobazların her yaptığı hareket, laikliği daha da güçlendirecektir ama cahil oldukları için bunu anlamaları mümkün değildir.
***
Son günlerde yaşanan halkı kutuplaştırıcı olayların hepsi de birileri tarafından senaryosu yazılıp servis edilen olaylardır. Bu Bülent Ersoy, Sezen Aksu, Sedef Kabaş, Gülşen, Kılıçdarığlu'na bir çocuğun hakareti vesaire Atatürk heykeline saldırıya kadar...
Tıpkı Gezi olaylarında camide içki içtiler, türbanlı kadına saldırdılar, seçimde oy çaldılar gibi,
hayatı pahalandırmak için doları yükseltip sonra düşürmeleri gibi...
Ayasofya'nın ibadete açılması gibi...
Darbe olayına da asla ve asla inanmadım!
Bütün bunlar halkı kutuplaştırmak ve çıkar için yapılan şeylerdir.
***
Bu ülkenin sadece bir tane gerçek anlamda lideri vardır. O da Atatürk'tür. Kimse kendi kendine gelin güveyi olmasın!
Atatürk heykeline saldıran 6 kişi tutuklanmış. Gazetelerin bu kişileirn gözlerini kapatmaları, adlarının sadece baş harflerini falan kullanmalarını anlayamıyorum. Geri planda kahraman muamelesi görmediğini nereden bilebiliriz ki?
Atatürk'e düşman olmak, boş beyinliliktir. Atatürk salt bir lider değildir ki; filozotur, sanatçıdır, dahidir, devrimcidir, yenilikçidir, toplumu dönüştürücü bir faktördür, haktır-hukuktur-adalettir, özgürlüktür, demokrasidir, ileri görüştür, gelecektir, vesiare...
***
Halis Serbest: Bergen'i, namusum için öldürdüm!
demiş.
Namus ne be? Kadının bedeni, cinselliğ erkeğin namusu mu olurmuş? Nereden bulmuşlar o hakkı?
Namussuzluğun en büyüğü, namusum diye kadını öldürmektir. Eğer kadınlar sizinle-erkeklerle orantılı bir fiziksel güce sahip olsalardı, sizin namusunuz değil efendiniz olurlardı! Dinazorları namusum diye öldürebilir misiniz? Dişlerinin kovuğunu bile doldurmaszınız! Aptal saptal erkek muhabbetleri işte!
Bu arada "Bergen" filmi 4 Mart'ta sinemalarda!
***
Sevgi güzel bir şey. Yani bir canlı olarak insanın sevdiği kişilerle hayatı paylaşması da... Ama bir insanın, bir insan için hayatını feda etmesini ben ne anlayabilirim, ne de kabul edebilirim. Sevginin cinsiyeti yoktur; yani kadın daha derin sever diye bir şeyi kabul etmiyorum. Ne yani, ben daha az mı seviyorum kendimi düşünerek sevdiğim için? İnsanın kendini sevmesi, sevgilerin en güçlü olanıdır. Kendini çok seven, başkalarını daha çok sever ama sevilecek insan var, sevilmeyecek insan var. Hiçbir zaman zaaflarımızın kurbanı olmayalım, zaaflarımızla gerçek sevgiyi de karıştırıp aptalca davranmayalım. İçinizdeki sevgiyi sadece hakedene karşı kullanın! Hakeden yoksa da, siz de sevilmeyigeberin. Bu kadar basit. Sevilmeyi kaygı edinmeyin yani!
Dünyada bazı insanlar melek gibi oluyorlar, içleri de dışlarına yansıyor zaten; çünkü yüzleri hep gülüyor ve etraflarına pozitif enerji veriyorlar. Sonra bir duyuyoruz, bu insanlar "kötü hastalığ"a yakalanmışlar. İnsan inanamıyor. Acaba çok duyarlı oldukları için hep içleirne atıp, dışarıya hep iyi görünmeye mi çalışıyorlar? Sanırım. Az önce içim kıyıldı, acaba makarna mı yapsam düşüncesiyle tencereyi elime alır almaz kapı çalındı. Baktım, işte böyle melek giib insanlardan biri elinde tavuklu pilav kutusuyla... Az mı koydum çok mu bilemedim, dedi. Geçenlerde de rejimdeyim demiştin ya, dedi. Yani bir sözünü bile unutmayıp ona göre davranmak... Yok yok... Ben gerçekten bu kadar olamam. Duyarlılığımdan ödün veremem ama öfkemi de yeri geldiğinde patlatırım. Her neyse ben pilavı, kediler de tavuklarını yedi. Evren kabul etsin..!
Bazıları demiş ki, Serenay Sarıkaya falan oynasaydı Bergen rolünü. Zeynep Farah daha çok yakışmış bence yüz olarak falan. Farah, Bergen gibi daha yuvarlak yüz hattına sahip, Serenay uzun yüz hatlı... Hem şarkıcı kimliği Farah'ın daha güçlü bence. Ayrıca Zeynep filmi bence daha da modernleştimiş, ağdalı olmaktan kurtarmış...
5
Pardon da, BEN, DOĞA OLAYLARINI, örneğin dünyanın en tehlikeli yanardağı olarak kabul edilen Vezüv'ün patlamasını eşcinsellere bir ceza olarak gören, tarihte bu dağın eteğinde kurulan Pompei şehrinde yaşayanları eşcinsel oldukları için Tanrı'nın helak ettiğine inanan, tututucuların depremleri kendi anlayışlarına uymayanlara 7.4 yetmedi mi diye tanrının cezası olarak yorumlayan, AIDS'i eşcinsel hastalığı olarak gören, Korona virüsü tanrının eşcinsellere cezası olarak gören, Arkeoloji, Antropoloji, Biiyloji gibi branşları yok sayıp bilime inanmayarak evrimi karşı çıkan bir anlayışla bırakın ortak bir payda da buluşmayı, hiçbir konuda tartışmam bile. Beyaza siyah diyenlerle nereye varılabilir ki?
Ünlüler Korosu'na bakarken Nurten İnnap müzik tarzı gereği çcukluğumda çok takip etmediğim bir sanatçı olmasına rağmen falan hemen görüntüsünden kim olduğun, ismini falan hatırladım. Çocukluk içselleştirmesi olsa gerek. İnternette bir araştırayım dediğim zaman bu kupürü dikkatimi çekti...