Kendi adıma konuşacağım, kendi duygularımdan yola çıkarak düşüncelerimi ifade edeceğim. Herkesin de hisleri, düşünceleri, kendini gerçekleştirme ve ifade şekilleri de; ister doğuştan olsun ister çevresel faktörlerin şekillendirmesiyle olsun, kişiden kişiye değişebilir ve doğusu bu, seninki yanlış deme hakkına dahip değildir. Çünkü herkes doğrusundan da yanlışından da kendisi sorumludur. Bir kere herkesin kendi hayatı kendi tasarrufundan olduğu için, kimsenin kimseyi yargılama hakkı yoktur. Evet, bir erkek olarak kendini kadın hissetme hali vardır. Bu kişiden kişiye değişebilir. Mesela ben bir erkek olarak bir erkeği severken kendimi kadın gibi hissettiğim anlar olmuyor dersem yalan söylemiş olurum ama bazen de cinsiyetimin ne olduğu önemini kaybediyor-cinsiyetsizlik hali söz konusu oluyor, bazen de erkek erkeğe olmanın hazzını yaşıyorum, yani bir erkek olduğumun bilincinde oluyorum ve erkek erkeğe beraberlik içimizdeki cinsiyet kimliğinin bir uzantısı olarak biyolojik erkekliğe olan bir cinsel yönelim. Bunun adı eşcinsellik ama bazılarına göreyse transseksüellik. Aslında eşcinsellik ve transseksüellik tanımlamasını da kişiler kendilerini-doğalarını kabul edip edememe durumuna göre yapıyor. Yani içinde kadın olan bir erkek, erkek bedeninde kadınlığı kabul edebiliyorsa eşcinsellik, kabul edemeyip cinsiyet değiştiriyorsa veya yanlış bedende doğduğuna inanıyorsa transeksülelik oluyor. Erkek bedeninde kadınlığı kabul edenler yani eşcinseller, eşcinsellerle beraber oluyorlar. Eşcinseller karşısındaki eşcinsel çok feminen olmadığı sürece en sağlıklı ilişkiyi kendi aralarında gerçekleştiriyorlar. Kendini transseksüel olarak tanımlayanlar, yani yanlış bedende doğduğuna inananlar ise kendilerini kadın olarak gördükleri için, heteroseksüel erkeklerle beraber olmak istiyorlar. Ama onlarla beraber olan erkeklerin heteroseksüel olma ihtimali yok denecek kadar azdır; transseksüellerle beraber olan erkekler, gizli eşcinselden başka bir şey değildir.