Suriyelilerin bırakıp gittiği ve ilgilendiğim sarı kedi de 3-5 gündür yok. Son 1-2 hafta içersinde sokaktan baktığım 3 kedinin ikisi öldü, birisi kayıp. Dün bu sezon doğmuş 2-3 aylık 2 kedi yavrusuyla karşılaştım. Annesi de bizim sokaktan. Bulundukları noktaya mama koydum. Hemen mama kutusunu atmışlar. MÜSLÜMANLIK NEDİR, DİN NEDİR, VİCDAN NEDİR, İNSANLIK NEDİR? Demek ki cahillik olunca, hepsi hikaye. Dünyadan insan türü dışında hayvan bitki bütün canlıları silelim. Hani hayvanları katlediyor, doğayı yakıyorsunuz ya; Taş binalar ve insan türü kalsın sadece. Zaten doğadan hayvan ve bitki örtüsünü silerseniz, o dünyada yaşam kalmaz. Çünkü dünyayı yaşanılır hale getiren doğadır, hayvan ve bitki örtüsüdür. Onlar olmazsa zaten oksijen olmaz, hayat olmaz. Tanrı size oksijeni gökyüzünden göndermiyor, içinde yaşadığımız doğa üretiyor bunu ve doğanın insan türünün hizmetinde olması diye de bir şey söz konusu bile olamaz. Cahil beyinlerin safsatasından başka bir şey değil bu.
Dün armağan Çağlayan'a cin çıkartan kadın konuk oldu. Vakti zamanında gaipten sesler duymasına ve ruhsal dengesizlikler sergilemesine istinaden ailesinin 15 yaşına kadar psikiyatra götürdüğünü ama sonra gitmediğini, buna ihtiyaç duymadığını, kendisine deli diyenleri asıl kendisinin rehabilite ettiğini, dolayısıyla cin çıkartma vesaire duruma inananların büyük çoğunluğunun ruh hastası olduğunu, bu işlemi yapanların da şarlatan olduğunu kabul etmesine rağmen kendisini ne ruhsal problemli olarak görüyor ne de şarlatan. İnsanlar bu şarlatanlara inanmamalı ve de paralarını kaptırmamalıymış ama kendisi şarlatan değil, Tanrı'nın verdiği yetkiyle doğuştan bir metafizik uzmanıymış. İnsanlardan para talep etmiyormuş, sadece gönüllerinden ne koparsa bağış kabul ediyormuş. Bence bu kişi içinde bulunduğumuz muhafazakar süreçten maddi olarak istifade eden bir şov insanı. Oynuyor resmen. Tabi kimse de "gel buraya şarlatan, yasalara aykırı davranıyorsun, cin çıkarmak diye bir şey yok" demiyor. Kendisiyle o kadar çelişiyor ki; cin çıkarmıyormuş da cinleri kovuyormuş. Kendisini akıllı zanneden ve bu tür bağnazlıkları olanlardan fırsatçılık yapan birisi...
Muhafazakar süreçle birlikte ahlakçılık da prim yapıyor. Artık magazin bile bunun üzerinden ilerliyor. Mesela Gülşen'in sahne kıyafetleri... Tabi ahlakçılar da bu fırsatı kaçırmıyor, hurraaa! Çünkü daha hala hurafik bir dünyada yaşıyoruz. Kimse daha asıl ahlaksızlığın, iktidarların haksızlık yapması olduğuna inanmıyor da, ahlakı bedende ve cinsel dürtülerde arıyor. Bu akılsızlıktır. Ahlak denilen erdem, eğer insanların bedenleri ve dürtüleri üzerinden konuşuluyorsa, bundan prim sağlanıyorsa, yönetim ve toplum olarak da zemin de buna müsaitse; magazin masası kaçınılmaz olarak ahlak masasına dönüştürülebilir ve bu da bir şarlatanlıktır gerçekten, çünkü milletin ahlakçılık gibi zaafından faydalanıyorsunuz ve bu da asıl ahlaksızlıklardan biridir. Magazin ahlakçı olmak zorunda olamaz. Resmen beden ve cinsellik üzerinden birileri nefrete hedef gösteriliyor. Bu bir suçtur. Ve bunu kadına yapanlar da gene kadınlar!
Hayat pahalı ama üzülmüyorum. Çünkü kendi koşullarımı duruma göre ayarlayacak bir akıl kapasitem var. Tek başına yaşarsın, kimsenin sorumluluğunu almaz, altta kalanın canı çıksın, insanlar hak ettiğini yaşar dersin, işin içinden çıkarsın. Böyle düşünmek, böyle demek zorundasın. Çünkü insanlar ne seni, ne de kendilerini düşünüyorlar. Ehli olmayan insanları kendilerine yönetici olarak tayin ediyorlar ve düzgün işlemeyen sisteme hiç seslerini çıkarmıyorlar. Ben buna "aferin, bravo, geçmiş olsun, aynen devam edin"dan başka ne diyebilirim ki..? Düşe kalka öğrenmeyi/hatta öğrenmemeyi tercih edenlere hiçbir şey yapamazsın çünkü.
Toplumsallık dışında hayatta kendilerine uygun içlerinden geldiği gibi varolma mücadelesi verenleri kahraman ilan ediyorum. Cinsiyetçi bir toplumda da Bülent Ersoy en zorun başaranlardan bir olarak bu ülkede değil, Müslüman ve de erkek egemen bir toplumda başardığı için dünyadaki en büyük kahramanlardan birdir. Keza Zeki Müren. Keza Mabel Matiz. Bu üçü çevir kazı yanmasın olmamış, ikili oynamamışlardır. Son dönemlerde Ayta Sözeri ve Nuri Harun Ateş de dürüst bir varoluş sergileyenlere iki güzel örnektir.
Yoldan bir tane küçük köpek yavrusu ve sahibi geçiyordu. Köpek yorulmuş, bacakları titriyor. Kişi, sokağa atıldığı için sahiplenmiş köpeği. O kadar tatlı ve masum ki; bir köpek yavrusunu sokağa atmak, nasıl bir vicdan ve insanlıktır acaba? İstiyorsam bana verebileceğini söyledi. Evde kediler varken ve bahçem yokken nasıl bakabilirim ki ona? Ama o kadar sevdim ki onu, kucağıma aldım, öptüm, kokladım; aklım onda kaldı. Sanki al beni der gibiydi.
Ukrayna Başkanı Zelensky'nin son günlerde eşcinsellere haklarını vereceklerine dair söylemler bizim yobaz basın tarafından tepki çekiyor. Doğru Haber demiş ki, "bir ülkenin lideri böyle mi olmalıdır, sapık insanların düşüncelerini savunuyor". Gün gelecek, bu ülkeye de demokrasi gelecek ve nefrete gereken cezalar elbette verilecek! Unutmayacağız bunu!
İnsanların iş bilmemesi, iş bilmeyen insanların her işi yapmaya çalışması ve yapamaması, o ülkenin ne kafadar kalifiye olup olmadığını, eğitim seviyesini, standartsızlığını, güvenilmeyeceğini, işini takip etmezsen asla işinin yapılamayacağının göstergesidir. Karşı komşumuz apartlarının önüne 3 metre karelik bir yazıhane yaptırmış. Pencereler hazır olduğu halde, duvar ustası pencere deliklerini bırakmayıp düz duvar yapmış. Kapı ustası ön cephenin camlı vitrinini-bölümünü ters takmış ve kapı kolu tersine basılınca açılıyor. Ve buraya 20 bin lira masraf edilmiş. Firma diyormuş ki, tamam söküp tekrar takalım. Ama dükkan baştan aşağı bozulacak. Çünkü parkeleri falan yapılmış. Unutulan pencere deliklerini falan sonradan açmışlar, o da yampiri yumpiri olmuş. Ölür müsün, öldürür müsün? Hani bazı paylaşımlar yapılır abuk subuk bu ülkeye dair. Onlar espiri değil, hayatımızın ta gerçeği. Bunu karşımda görmek, ne kadar gerçek olduğunun bir ispatı!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder