Şunu bilin ki, siz inançlıların elinden inançları eğer alınırsa ne kadar zorlanacaklarsa, bir inançsız olarak, benim her gün inançlıların edimlerinin psikolojik etkilerine maruz kalmak beni sizden daha çok zorluyor ve ben hep susuyorum. Sizler hayvanları keserken, benim ne kadar canımın yandığını tahmin bile edemezsiniz. Çünkü benim hayvanlarla olan eşitlikçi düşüncemin vicdan seviyesini tahmin bile edemezsiniz. Bugün yaşadığım şehirde sabaha kadar koyun melemeleriyle ne kadar acı çektiğimi eğer anlayabilmiş olsaydınız, binlerce yıllık bir gelenek hala devam ediyor olmazdı. Hayvanlara din üzerinden vicdansızca bir eşya gibi bakış açısı ve muamelesi şu hayatta beni en yaralayan şeydir. Sizler bir yakınınızı kaybedince yaşadığınız acıyı ben, insanların hayvanlara davranışları yüzünden sürekli yaşamak zorunda kalıyorum. Aşırı duyarlı olmak bir rahatsızlık değildir, her canlının yaşama hakkına karşı duyarsızlıktır ancak rahatsızlık sayılabilecek şey. Ki bu zalimliği yapan akıl ve mantık sahibi olan insanın yapması daha ağır geliyor. Ben hayvanlarla hayatı eşit bir şekilde paylaşma mutluluğunu yaşayabilme noktasına erimişken, insanların çoğunluğunun farklı bir noktada olması benim aklımın alabileceği bir şey değil.
Vicdanımdan dolayı hayvanlara yapılan yok edici muamele, bir eşcinsel olarak din üzerinden bana kusulan nefret ve duyulan lanetten bile daha önemli. Çünkü hayvanlar daha savunmasız. Çünkü ben nefrete rağmen/inat yaşayabilme kapasitesine sahibim; vicdanım olmasaydı, homofobiyi öyle güzel temizlerdim ki, aklınız hayaliniz almazdı ama biz eşcinseller insan olduğumuz için, yaşama haklarımıza insanca ulaşma yolunu tercih edenlerdeniz. Yoksa bizim aklımız mantığımızla, tartışılması söz konusu bile olmayan doğrusal denklemimizle yobazlar başedebilir mi AYOL? Eğer biz, bize indirilen darbelere sessiz kalıyorsak, bu korktuğumuzdan değil. Çünkü biz haklı olduğumuzu biliyoruz. Çünkü haklı olanlar nefrete nefretle karşılık vermez. Eğer nefretle, dayanaksızca yaşama haklarımız elimizden alınıyorsa, bu zorbaların haksızlığındandır. Çünkü haklı insan zorbalık yapmaz.
Şu dünyaya hayatımızı öte dünya mitolojisiyle ertelemek için gelmedik; doğamıza uygun, özgürce yaşamak için geldik. İşte siz inançlılar, kara kutularınıza-dogmalarınıza sırtınızı dayayarak/bahaneler üreterek, sizin yobaz beyninize fazla gelenlerin özgürlüklerini yok ediyorsunuz. Sizin ahlaksız tabir ettiğiniz benim eşcinsel yaşamımın, aile kutsallığını saçma bularak böyle bir kavrama sırt çevirişim, kısaca toplumsal değil de bireysel yaşayışımın size ne zararı olmuş olabilir de kısaca homofobi yapıyorsunuz ki? Eğer bir fayda ve zarar skalası çıkarılsaydı; eşcinselliğimin zerre kadar bile kimseye zararı olmadığının ama hayata faydalı bir şekilde dokunduğum ortaya çıkardı. Kendi üzerimden açıklıyorum durumu; çünkü insan kendi gerçeğinden daha emin olur ama tarihe bakarsanız tarihe dokunanların büyük çoğunluğunun da eşcinsel olduğunu görebilirsiniz; açık veya gizli eşcinsel farketmeksizin. Ki eşcinsellerin çoğu daha engellenmiş ve yok edilmişlerdir. Eğer yobazlık olmasaydı, şu anda belki da başka gezegenlerde bile yaşıyor olabilir, zamanda yolculuk bile yapıyor olabilir, yapay zeka dediğimiz şey çoktan hayata geçmiş olurdu. Şunu unutmayın ki sizin dine göre ahlaksız bulduğunuz eşcinsellik, insan yaşamını ilerleten bir unsur, hatta canlı türünün devamlılığını sağlayan genetiksel bir durumdur. Belki eşcinsellik olmasaydı, doğurganlık geniyle aynı olan eşcinsellik geni olmayacak, belki de canlı türü bile olmayacaktı.
Size tavsiyem; her gün huarafelere maruz kalmak yerine, bilim dünyasını takip edin. Belki de inanç sisteminin en olumsuz tarafı, bilimsel eğitimi engellemesi yüzünden toplumların geri kalmasıdır. Evrime karşı çıkılması, kadınların okumasını önleyici telkinler, bazı kitapların, bilgilerin, internet sitelerinin yasaklanmasının arkasında falan ahlak bahanesiyle insanların gelişiminin engellenmesi yatmaktadır. Eğer insanlar kendilerine sunulan dar dini bilgiler dışına çıkarlarsa, ufukları genişleyecek ve zapturapt altına alınamayacaklardır.
İnanç sistemi yüzünden, şu ayıp bu günah yüzünden insanların kendilerini sanat, spor gibi geliştirici, kötü taraflarını terbiye edici etkinliklerden uzak kalmaktadırlar. Tamam siz kız çocuğum bisiklete binerse bakireliği bozulacak diye bisiklete binmesine engel olmamış olabilirsiniz ama başka bir şey yapmasına engel olmuş olabilirsiniz. Bu ülkede sanat bile r*spuluk olarak kabul edilmekte, erkek oyuncular bile her rolü oynamayarak kendilerini kısıtlamaktadırlar. Bütün bunlar din veya din üzerinden geleneksel, bana göre yobaz bakış açısının uzantısıdır.
İnanç sistemi yüzünden namus bedene indirgenmiş, cinsellik bedene indirgenmiştir. Beden beden, cinsellik cinselliktir ve doğaldır, temel edimdir; bunların ayıpla, ahlaksızlıkla ne alakası olabilir ki?
Bakınız inanç sistemi olmazsa, kimse yoldan çıkmaz. Ben inançsızım; yoldan mı çıktım; hayır, asıl kendi yolumda kaldım. Eğer inanç sistemine dahil olsaydım, yolumdan çıkmış olacak, eşcinselliğimi feda etmiş olacak, heteroseksüel bir kadının hayatını karartacaktım. Sizin yolunuz kültürel, benim yolum doğal; benim yolumun bana hiçbir yükü yok ama siz bu yolda ne kadar yüksüz yürüyorsunuz tartışılır.
***
KİMDE TANRI KORKUSU VARSA, GÜNAHKARDIR!
Herkeste öyle büyük tanrı korkusu var ki, bu korku yüzünden iki yüzlü davranıyorlar. Günah işleyip işleyip, başkalarını kötüleyerek günah çıkartıyorlar. Zaten günahkar olmayanda tanrı korkusu olmaz ki! Bugün da kafayı Hazar Ergüçlü'nün ipkinisine takmışlar. Yanacakmış falan filan. Ben de günahın edebin et parçasıyla alakasının olmadığın söyledim. Hemen tanrının, dinin sorgulamayacağını yazıp beni öte dünya ile korkutmaya çalışmışlar. Benim tanrım iplemiyor ki onları!
Yobazlara verilecek en güzel cevap susmaktır. Cevap verirseniz kendilerini bir şey ve haklı sanırlar çünkü!
Homofobiklere cevap vermeyin ki, kendi kendilerine konuşan deli olduklarını anlasınlar!
Dogmatikler gerçek dışı şeylere gerçekten inanıyorlar ve bilimsel gerçeklere gerçekten inanmıyorlar! Oysa dinin kanıtı yok, evrimin var ama dinin kanıta ihtiyacı yok diyorlar, evrimin kanıtınaysa inanmıyorlar.
Üniversiteyi beyninin bir noktası çalıştığı için kazanmış, hatta bölümünden mezun olmuş, uzmanlaşmış ama dogmatik, homofobik, faşist, antidemokratik, özgürlük karşıtı vesaire insanlar en tehlikeli cahillerdir. Çünkü bunlar nato kafa nato mermerdir; ayrımcıdır, homofobiktir, tutucudur, baskıcıdır,..
Homofobiklere verilecek en güzel cevap eşCİNSELce yaşam sergilemektir. Çünkü yobazların kafası gerçeklere basmaz, anlatamazsınız!
Halil'in tengrisi diyor ki, hayata ne veriyorsun da ne bekliyorsun? Her ay gelirini sana hayat veren doğa ile paylaşıyor musun? Bugün etini yediğin hayvanların hayatta kalanlarının aç olup olmadıklarını düşündün mü? Ne için kurban kestin; kıyma yapıp stoklamak için mi, çevrene gösteriş için mi, fakire et yardımı için mi?