17
Eşcinsellik 17 Mayıs 1990 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalık sınıfından çıkartılmış olup, buna istinaden her yıl 17 Mayıs'ta Antihomofobi ve Transfobi + Bifobi Karşıtlığı Günü kutlanmaktadır. Yani eşcinsel karşıtlığına karşıtlık günü diyebiliriz kısaca.
Ay bugün 17 mayıs Antihomofobi Karşıtlığı Günü imiş. Unuttuğum için sokağa çıkıp bir şey de yapamadım. Bari eski fotoğraflarımdan birini paylaşayım dedim. ALIŞACAKSINIZ, HEM DE *İKE *İKE!
19
Yanardağ patlaması(Lut Kavmi zırvalığı), depremler, sel felaketleri, AIDS, Korona'dan sonra Maymun Çiçeği salgının da sebebinin eşcinseller olduğu açıklanmış. Kaynak: Sabah, Yeni Akit gibi muhafazakar yandaş medya! Evrenim beni salgınlardan değil
bu cahillerde koru!
Muhafazakar medyanın homofobik haber başlıkları...
Korona'dan sonra Maymun Çiçeği virüsü de en çok eşcinsellerde görülüyor!
Ebrar Karakurt dişiliğiyle akılları baştan aldı, herkes eşcinsel olup olmadığını sorguluyor!
Batı, sapkın eşcinselliği Tarla Başı Kültür Merkezi'nden yaymaya çalışıyor!
Kapatılan Tarlabaşı Kültür Merkezi sapkın eşcinselliğe hizmet ediyordu.
Eşcinsel ünlü şarkıcı Murat Övüç'ün yarı çıplak videoları pes dedirtti! "Başımıza taş yağacak"
20
Çok özür diliyorum sevenlerinden ve kendisinden ama ben konuşur gibi şarkı söyleme tekniğinden hoşlanmıyorum; bu şarkıcılık değildir; bu sesin yetmediği durumdur ve ben içinde şarrkıcılık olmayan müziği dinlemekten, buna rap de dahil hoşlanmıyorum. Yeni albümü çıkmış Bülent Ortaçgil'in. Daha önce müzik alt yapısı sebebiyle albümlerini almışlığım elbette var. Yeni albümü çıkmış ve indirdim. Hikaye anlatıyor; bana göre şarkı söylemiyor. Albüm fiyatları da plak olarak 400 civarında, CD olark 100...
Dinlemeyi sevmediğim erkek şarkıcılar; Feridun Düzağaç, Alpay, Özdemir Erdoğan, Bülent Ortaçgil, Ali Kocatepe...
Dinelemeyi sevmediğim kadın sanatçılar; Müzeyyen Senar, Behiye Aksoy, Muazzez Abacı, son dönemlerde Muazzez Ersoy, E. Gündeş...
Seren Serengil de sanatçıyım, assolistim demiyor mu; işte buna çok gıcık oluyorum!
Sıla'nın albümünü beğenmedim, Bülent Ortaçgil'i ne yapmış diye dinledim ve beğenmem söz konusu olamaz; çünkü tarzım şlarkıcılık yok içinde. Atiye'yi şu anda dinliyorum. İlk şarkılar güzel...
21
Sabah alarmadan önce uyandırıp da 1 saat daha ders çalışmamı sağlayan kediciklerime, banyoda beni ipek gibi yumuşatan suyun gücüne, beni sınava yetiştiren bisikletime, evden almayı unuttuğum için yolda karşılaştığım ve maske rica ettiğim ve bana bir maske veren maskeli bir kadına, sınav binasına girerken yüzünde güller açan polis memuruna-genelde sert olurlar çünkü, bilemediğim "yandan ışık alınca yüzün ifadesi"ni soran soruya, tahtanın önünde oturup yandan ışık alan yüzüyle farkında olmadan cevap vermemi sağlayan öğretmene, sınav sorularını çok ama çok zor hazırlayan AÖF soru ekibine-çünkü bu sayede daha bir emek harcadım, daha bir düşünce gücü sarfettim ve hatta bu sayede geleceğe dair kararlar aldım-hiçbir şey yapmayıp hayatımı yaşamak istiyorum artık bu saatten sonra çünkü, bugün dağıtıma çıkan kargomun ben yokken gelmeyip daha yeni gelecek olmasını ayarlayan zamana, bize hayat veren oksijene ve güneşe.. teşekkürlerlerimle... Aslında menuniyetimiz ve memnuniyetsizliğimiz kendi elimizde; teşekkür edecek çok şey var ama güzellikleri görmek istiyorsanız eğer. Sınav soruları zor diye bu kadar güzelliği elimin tersiyle itip moralimi bozmak hangi akıl ve mantiğa sığar ki?
22
İnsanlar... Canınız ne istiyorsa onu yapın ve hayatınızı yaşayın. Ayıpmış, günahmış, elalem ne dermiş... hepsi bir safsata; yarın toprağın altına girip humus olunca, hiç kimse sizden ne hesap soracak, ne de kendinizi tuttuğunuz için ödüllendirecek. Az önce eşcinsel seksimi yaptım, üstüne de gece gece peynirle yumurtalı ekmeğimi yedim, üstüne de çayımı içtim. Boşverin kuralları, hayatın saatini küreğini... Şu hayatta ne yaşarsanız, o kar; ondnan kerisi hikaye. İnsanlarn toplumsal tercihlerinden dolayı hayatlarına bakıyorum da, hepsi birer acınası dram. Hiçbir zaman kendileri, birey olamamışlar ki; yaşadıklarını bile gizli saklı yaşamışlar. Biliyor musunuz; bizim ruhsal yaralarımız, yaşayamadığımız hayatlarımızdan kaynaklanıyor. Bakınız, her mevcudiyetin doğasına uıygun bir kendini hgerçekleştirme durumu var; bunun ikamesiyle mutlu olunmuyor. Sizce de doğru değil mi; iyi dememiş miyim?
Beeen, ne eşcinsel olduğum için ateistim, ne de ateist olduğum için eşcinselim. Ben akıl ve mantık çerçevesinde özgürlüğüme inanan ve o doğrultuda yaşayan biriyim, akıl ve mantık çerçevesinde sadece gerçeklere inanan biriyim. Ve hayatımı bu doğrultuda yaşıyorum. Ne birilerinin inanç sistemine göre akıl ve mantık dışı yaşarım, ne de kendimden ve özgürlüklerimden vazgeçerim. Benim Tanrım da, öte dünyam da vicdanım. Ben sadece oraya hesap veririm. Eğer vicdanıma hesap veremeyip öte dünya diye akıl dışı bir merciye saklıyorsam hesaplarımı, bu onursuzlukla yaşamayayım daha iyi. Benim onurum gerçekler ve de kimliğimdir. Ayıpsa ayıp, günahsa günah; tınnnn!
Yobaz cahil basın böyle safsatalara balık hafızasıyla hemen atlıyor. Homofobisini, nefretini kusacak ya; AIDS'e de yıllarca eşcinsel hastalığı dediler, hala da öyle diyorlar ama Kızılay verilerine göre AIDS'lilerin % 85'i erkekler ve kadınlar, sadece % 15'si eşcinsel. Eğer Korona denildiği gibi eşcinsel hastalığı olsaydı, o zaman heteroseksüel insan yokmuş derdik. Eğer bu tür hastalıklar eşcinsellerden yayılıyorsa, o zaman heteroseksel denilen kişiler de eşcinsel ilişkiye giriyor demektir. Maymun Çiçeği eğer eşcinsel hastalığıysa ve eşcinsellerden bulaşıyorsa, o zaman korkmanıza gerek yok. Eşcinsellerle yatmayınca nasıl bulaşacak herkese? Bu tür iddialar ilkokul düzeyinin bile altında. Sizi gidi embesiller sizi!
Polislerin eşcinsellere müdahalesi; devletin müdahalesi, devletin homofobisi, devletin vatandaşına nefreti ve devletin insan hakları ihlalidir. Eşcinsellik, böyle 70 eşcinse polis çemberine alınmasıyla yok edilemez. O çember dışında yaşayan milyonlarca eşcinsel var. Çember dışını da bırakın, eşcinsellik doğanın bir gerçeği; kadın erkek ilişkisinden doğuyor eşcinseller. Eşcinsellerin erkek erkeğe veya kadın kadına çocuk yapması söz konusu değil. Bunu anlayamamak gerçekten çok mu zor? Polis İstanbul'da Onur Yürüyüşü yapan 70 eşcinseli gözaltına almış da..!
Facebook sayfalarında polis veya AKP ile ilgili bir paylaşım yaptım mı, hemen otomatik olarak siliniyor! Az önce Onur Yürüyüşü'nde polislerin 70 eşcinseli çembere almasına dair bir fotoğraf paylaştım, hemen kaldırıldı. Oysa o fotoğraf ve haberleri bağımsız medyada var. Facebook kimin ellerinde?
26
Kendisi bir eşcinseldi. Hayatın cilvesi işte, oğlu da eşcinseldi. Hiçbir şey diyemiyordu oğluna; ne diyecekti ki? Kendi eşcinselliğini karısını her fırsatta aldatarak yoketmeye çalışıyordu. Oysa bir insanın eşcinsel olması için, illaki eşcinsel ilişki yaşaması gerekmiyordu. Erkeklerden hoşlanan bir erkeksen, eşcinselsindir; bunu icra etmene gerek yok. Eğer yapında eşcinsellik varsa, bunu yaşaMAman seni erkek-heteroseksüel yapmaz. Çünkü eşcinsel erkeklerin cinsel fonksiyonlarının, erkeğim diyenlerden bir eksikliği yoktur. Yani sizin cinsel kimliğinizin-yöneliminizin belirleyicisi cinsel gücünüz veya kadınlarla beraber olaBİLMEniz değildir.
29
Bazı travestilerin hala anlayamadığı ve de işlerine gelmediği ve yüzleşmeye cesaret edemedikleri için anlamak istemeyecekleri bir şey var. Travestilerle beraber olan erkekler ya kendileriyle barışamayan gizli eşcinseller oldukları için, şeylerini şey yaptırmak için eninde sonunda erkeklere-hemcinslerine gideceklerdir, ya da travestilerle beraber olan erkekler çıkar içn beraber oldukları için, maddi olarak nemalandıktan sonra travestilerin kıçlarına tekmeyi basıp orjinal kadınlara gideceklerdir. Siz hiç heteroseksüel erkeklerle uzun süreli birliktelik yaşayan ve mutlu olan travesti gördünüz mü? Bülent Ersoy bile dahil buna. Yoksa, onu çok sevmiştim, ona emek vermiştim ama beni aldattı, beni gerçekten sevmediğini öğrendim diye zırlmayın, hayatınızı dramatize etmeyin, malankoli sarmalında boğulmayın!
30
Travestiler diyor ki-bazıları-kendini transseksüel olarak tanımlayanlar, "biz yanlış bedende doğmuş kadınlarız". Hemen ordan çemkirmeyin "trans erkekler de var" diye, biliyoruz, söylediklerimi onlar da kendilerine uyarlasınlar. Bazı tarvestiler de diyor ki, "biz akışkanız, gece kadın, gündüz erkek oluyoruz". Bazı travesti hissedenler var kendilerini eşcinsel olarak tanımlayan, hatta erkek olarak tanımlayan, görünüşte heteroseksüel ama pantolon inince kırmızı dantelli külot..! Arkadaşlar, sayınseyirciler; bunların hepsi, orjinalinde aynı kapıya çıkıyor; siz ister "yanlış bedende doğduk" diyin, ister "eşcinselim" diyin, ister eşcinselliğinizi inkar edin, ister "zevk için yapıyorum" diyin, ister "benim pozisyonum kadın değil erkek olduğu için eşcinsel sayılmam"diyin, isterseniz benim gibi cinsiyet kavramının toplumsal bir şey olduğuna inanın; bunların hepsi sizlerin kapasiteniz veya içinde yaşadığınız heteroseksist sistemi içselleştirmekten ötürü kendinizi ifade etmek şeklinden başka bir şey değildir. Eğer heteroseksist sistem hakim olmasaydı dünyaya, toplumsal cinsiyet kavramı ve paralelindeki kimliksel ifadeler bu kadar çeşitlilik gösterir miydi? Bakınız bir biyolojik cinsiyet vardır, yani penisli veya vajinalı cinsler, bir de hangi cinsten hoşlandığın, hangi cinsle cinsel ilişki yaşamak istediğin cinsel yönelim... Ondan kerisi içinde yaşadığınız kültürün baskı veya özgürlük durumuna göre kendi kapasiteniz ölçüsünde toplumsal bir varoluş şeklidir. Toplumsal cinsiyet kavramı üzerinden kimliklerle ne hak kazanılmıştır ne de huzur bulunmuştur. Tabiki de bireylerin kendilerini istedikleri şekilde ifade etmek ve hayatlarını istedikleri şekilde yaşamak kendi tasarruflarındadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder