25 Mayıs 2022 Çarşamba

HAYVANSEVERLİK KÖPEK SEVİP, KÖPEKLERİNİ KEDİYE SALDIRTMAK DEĞİLDİR.

İncilipınar - Recep Yazıcıoğlu Parkı'nda ben bildim bileli bazen 10 kişilik, zaman zaman 10-15 kişilik olan, genellikle kadınların ağırlıklı olduğu köpek gezdiren bir grup var. Köpeklerini de genellikle tasmasız dolaştırıyorlar. Bugün gene zaman zaman geldikleri gibi tenis kortunun yanında mesken eylediler ve tasmasız dolaşan köpekler parktaki bir kediye saldırdı. Kedi ağaca tırmandı. Ama köpek sahipleri yerlerinden bile kıpırdamadı. Kedi ağaçtan indikten sora köpekler tekrar kedinin etrafında etrafında toplandırlar. Ben köpekleri uzaklaştırdım. Ama köpek sahipleri hiç istiflerini bile bozmadı gene. Bu arada kedinin ön ayaklarından biri sakatlanmış ve üzerine basamıyordu. Kadınlar istedikleri yere şikayet edebileceğimizi ama gitmeyeceklerini ve köpeklerini aynı şekilde tasmasız dolaştıracaklarını söylediler. Ben parkın güvenliğine gittim. Güvenlik, "Biz yıllardır bu gurupla kavgalı haldeyiz ve söz geçiremiyoruz. Bildiklerini okumalarının ve özgüvenlerinin arkasında cezai bir uygulamanın olmaması yatıyor." dedi. Bu grup ben dönünceye ve Park güvenlik ekibi ve polis gelinceye kadar tenis kortunun yanından ayrılmış.

1. Parkta köpeklerle ilgili tasmasız gezdirilmeyeceğine dair bir kural var ve bu köpeklerin tasmasız serbest olacakları, parkın altınca çitlerle çevrilmiş bir alan var.

2. Saatlerce tenis kortunun yanında kalarak ve yüksek sesle köpeklerinin isimlerini çağırmalarından dolayı tenis oynayanların konsantrayonlarını bozmaktalar ve de tenis oynarken kaçan toplarımızı köpekler ağızların alarak alıp kaçmaktalar veya ağızlarıyla ıslattıkları için toplarımızı kullanamaz hale getirmektedirler.

3. Köpekler o bölgedeki çocuk parkı ve spor aletlerinin yanındaki çocuklara saldırarak veya havlayarak hem fiziksel hem de psikolojk olarak zarar vermektedirler. Yakın bir zamanda da bu grubun tasmasız dolaşan köpklerinden biri bir çocuğa saldırmış olup, bu grup çocuğunu köpekten koruyan babanın da üzerine yürümüştür.

4. Bu grup o bölgede bulunan dut ağaçlarının dibine hayvanlarını pislettikleri için, vatandaşların dut yemelerine de engel olmaktadırlar.

Eğer bu köpek gezdiren kadın grubuna park güvenliği ve de üst sorumlusu Park Bahçe Müdürlüğü tarafından müdahele edilmezse, Park Güvenliği ve Park Bahçe Müdürlüğü aleyhinde gerekli noktalara yazılı şikayetlerimi yapacağım, gerekirse de hukuki işlem başlatacağım. Çünkü bu köpek gezdiren kadın grubunun sorumsuzluğu yıllardır devam etmektedir. İlk şikayetimi e-devlet üzerinden belediyeye ulaştırılmak üzere İçişleri Bakanlığı'na yaptım ve yarın da Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Park Bahçe Müdürlüğü ile birebir görüşeceğim. (Görüştüm.)

***

Köpeklerinin bir kediye saldırmasına seyirci kalan kadınlar cinsiyeti, biz kadınız diye nezaket bekleyemez. Önce insan olacaksınız

Benim kutsalım kedidir, savunmasız her türlü canlıdır, doğadır; VİCDANdır! Ondan kerisi sıfır!

Park sosyal bir laboratuvar gibi; nelerle ve kimlerle karşılaşıyoruz. Dün tenis oynarken korta 15 kişilik kızlar ağırlıklı bir liseli grup geldi. Aslında bir kısmı önce, bir kısmı da sonra. Kavga etmek için bir buluşma. Sebebi, okulda neden bana baktın, önce sen baktın, sonra ben baktım, bakma bana, falan filan. Başlarında da kızların kavgasını seyreden 3-4 tane horoz vazifesiyle bulunan her gruptan 2'şer tane olmak üzere 4 erkek. Bir ara erkekler birbiriyle diklendi. Ortada halledilecek bir şey yoktu. Öğrendikleri şekilde toplumsal bir kendini kanıtlama ve varoluş şekliydi. Yani, giyinmişler kuşanmışlar, hazırlanmışlar, kavga ile bir varoluş gerçekleştirmek için biraraya gelmişler. Sonradan gelen grup önce gitti. Kalan gruptan kavga eden kız telefon açıyor ve diyor ki, "abla halletitim işi, geliyorum". Yani aileler de sanki böyle bir varoluşu onaylıyor veya sessiz kalıyorlar buna. Tabi kızların elinde tüttürülen birer sigara. Sigara da bu toplumda erkek egemen varoluş adına bir özentidir. Yoksa vücudun böyle bir maddeye ihtiyacı yok ki.

Ben neden alkol almıyorum, sigara içmiyorum, küpe takmıyorum, saçımı arkadan bağlamıyorum, pantolonumu kıçımın çatalı gözükecek şekilde düşürmüyor, dizlerimi yırtmıyor, göbek deliğime deliğime kadar açık dekolte tişört giymiyorum, vesaire... Çünkü böyle bir şeye ihtiyacım yok. Çünkü böyle bir varoluş, bireylerin yetersizliklerinin, donanımsızlıkılarının, sağlıklı bir ruh hallerinin olmadığının göstergesidir.

İnsanlar Bodrum'da bir lahmacuna 200 lira verirken lahmacun satın almıyorlar; görgüsüzlüklerini satın alıyorlar, toplumdaki statülerini belirliyorlar, sınıfçılık yapıyorlar... Yoksa kimse, kimseye 200 liraya bir lahmacun satamaz. Alıcısı olmasa, satıcısı da olmaz. Kimse o parayı verip de lahmacun yemese, o işletmeler kapanır veya  3- 5 liraya tost satmak zorunda kalır. Aynı şeyi her alana uygulayabilrsiniz. Eğer iktidar niye böyle diyorsanız, onları destekleyen kitleye bakacaksınız önce...

Eğer iktidarlar şiddetle, kan ile varoluyorsa; o toplum şiddetle besleniyor demektir.

Siyasilere bakıyorum da; hiç sanattan, spordan, eğitimden, bilimden, barıştan, vesaireden bahsetmiyor; muhalefete saldırıyor, vatan - millet  din üzerinden yürüyor... Çünkü zemin de böyle. Mesela insnalar eşcnselliği tasvip etmiyor ama şiddetle gurur duyuyor!

Hayvanseverlik, evinde bir tane süs olsun diye kedi veya köpek beslemek değil; doğadaki bütün hayvanlara karşı duyarlılık ve sorumluluktur. Kendi hayvanına en özel mamaları alıp, veterinere düzenli kontrole götürüp de, sokaktaki hayvanlara başını çevirip de bakmayanlar bile var. Asıl bakılması gereken hayvanlar, sokakta yardıma muhtaç olanlardır. Kaç kişinin evinde sokakta engelli hale gelmiş hayvan var? Herkes "cins" hayvan peşinde, sevimli hayvan peşinde. Hayvanlar, insanların görgüsüzlüklerini tatmin edeceği bir eşya değildir. Sözüm meclisten dışarı ve istisnalar kaideyi bozmaz. Çevremde çok fedakar hayvanseverler de var ama nüfus geneline oranladığımız zaman o kadar azlar ki. Eğer gerçek bir havanseverseniz ve de vicdanınız varsa, evinizdeki kediler köpekler kadar, sokaktakileri de düşünmeniz gerekiyor. Ben mesela evimde niye kedi besliyorum; beslemek istediğimden değil, çünkü özellikle kediler doğada daha özgür ama zor durumda olanlar oluyor, yavru kediler oluyor, engelli kediler oluyor; onları hayatta tutabilmek için evime alıyorum ve zaten eve alınan her hayvan da evin bireyi ve vazgeçilmezi oluyor. Bir hevesle kedi alıp da sokağa bırakan o kadar insan var ki. Çocuğu hayvan istiyor, sonra görüyorlar ki bakımı zor, hemen sokağa bırakıyorlar. Bu hayvanseverlik değil, hayvan düşmanlığıdır... Gerçek hayvanseverlik göstermelik değil, gerçek bir vicdan gerektirir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder