Muhafazakarlarla, eğer laik ve de bilimsel iseniz asla tartışmayın derim. Çünkü bir yere varamazsınız. Çünkü onlar kendi inandıklarını paket yapmışlar, ağzını zamklamışlar ve asla tartışma konusu yapmıyorlar, kesin doğru diye dayatıyorlar, diretiyorlar. Zamanın değişmesi, insanca yaşamanın yeni zamana görme olasılığı falan yok onlar için. Bir şey günah ve ahlakçılık üzerinden yanlışsa yanlıştır ve asla tartışılamaz. Hatta bu tutuculuk onların kendilerine zarar verse bile, bunu bile göremiyoırlar veya görmek bile istemiyorlar. Yapılabilecek hiçbir şey yok kendini ateşe atanlar, tabi kendileriyle birlikte başkalarını da yakanlar için. Adamlar olaylara gerçekler üzerinden, insan hakları üzerinden bakmıyorlar da, hurafeler üzerinden bakıyorlar. Ayrıca hurafeler üzerinden de kandırılıyorlar. Onları asla beyazın beyaz olduğuna inandıramazsınız örneğin. Bu basit bir örnekti anlaşılması için. Mesela onlar için eşcinsel hakları diye bir şey yoktur. Çünkü eşcinsellik onlar için bir sapıklıktır. Neden; çünkü kör cahiliktir bu. Okumak, araştırmak ve olaylara bilimsel temeller üzerinden bakmak yerine, hiçbir gerçekliği olmayan hurafeler üzerinde bakıyorlar. Hurafelere inanıyorlar ama hayatın varolan gözle görülür, elle tutulur hissedilir şeyleirne inanmıyorlar. Kendileri dogmatiklerin-kendilerinin karşı çıktıkları gerçeklerden biri olsalar bile, mesela eşcinsel olsalar, günah diye kurtulmaya çalışıyorlar. Yok mu böyle tutucu eşcinseller; var; işte hurafelerle hayatın gerçekleri-eşcinsellikleri arasında kalıp bunalıma giriyorlar. Hem eşcinselliklerini yaşamak istiyorlar, hem de günah diye kendileirni tutuyorlar ama temel ihtiyaçlar-sevgi-bedensel devinimler tutulamayacağı için eşcinsellikleirni yaşıyorlar, sonra da suçluluk duygusu yaşıyorlar işte. Aslında bu tür insanlar için yapılabilcek bir şey yok; yapıları bu, kapasiteleri bu kadar. İşin kötü tarafı ne biliyor musunuz; bilim dışı insanların ülke yönetiminde söz sahibi olmaları, demokrasiyi katletmeleri. Nasıl savunuluyor bu kişiler; yol yaptı, bina dikti, elektirk ve doğal gaz getirdi diye. Pardon da onlar niye iktidar olmuşlar; millete hizmet etmek için değil mi? Asgari ücretin kaç katını alıyorlar ve de belli mevkilere geldikten sonra akıl almaz ve de açıklanamaz zenginliğe ulaşıyorlar; nasıl oluyor bu; milletin açıklaması var; "oraya gelip de yemeyen mi var?". İşte asıl sorun bu; "fırsatlar ele geçirilirse, haksızlık yapmak ve hak yemek mübahtır" anlayışı. Arkadaşlar ben, benim özgürlüklerimi elimden alan ve de ülke yönetimini yönlendiren cahillerin-yobazların yönetimindeki 20 din vakfına milyonlarca lira aktarılmasını kabul edemem. Yönetimdeki insanların milyonları nasıl iç ettiklerine dair Youtube'daki videolarını görmezlikten gelemem. Merkez Bankası'ndaki milyaların nereye gittiğinin açıklanamamasını kabul edemem. Seçim kazanılıncaya kadar sandıkların yeniden sayılmasını, gene kazanamayınca yeniden seçim yapılmasını, Seçim Kurulu'nun ele geçirilmesini kabul edemem. Yargının ele geçirilmesini kabul edemem. Benim eşcinelliğimi günah üzerinden suçmuş gibi yansıltılmasını ve de hak arayışlarımının engellenmesini kabul edemem. Adamlar Gezi olaylarını bir özgürlük tepkisi olarak görmüyorlar da, teröristçe bir vaka olarak bastırmaya çalışıyorlar. Gezi olayları niye çıktı; Gezi parkı yıkılıp, yerine AVM yapılması istenmediği için. Sen ne kadar iktidar olursan ol, millet istemiyorsa yapamazsın. Arkadaşlar yıllarca dirsek dirseğe olduğun bir örgütlenmeye birden terörist diye darbe yaparsan, bunun inandırıcılığı olur mu? Terörist denilen bu oluşum laik değil, dini bir oluşum. Yani kendilerinden değil miydi? Sonracığıma, daha seyahat özgürlüğü olmayan bir topluma dünyanın en büyük hava alanı yapmanın nasıl bir mantığı vardır? Sonra asla uçak müşterisi olmayacak bir çok küçük şehire hava alanı açıp, zarar edince de zararın devlet tarafından milletin vergisiyle ihaleyi alan yandaşlara ödenmesinin nasıl bir açıklaması yapılabilir sizce? İktidardaki yandaş kişilerin haksız kazançları liste liste açıklanabilir mi sizce; pardon da açıklansa bile insanlar gene "yaşa kral" derler gibime geliyor. Yani kısaca kötü yönetimin en büyük senbebi sessiz çoğunluktur. Sesini çıkaranları da hapse atıyoırlar zaten. Veya terörist ilan ediyorlar. Sedef Kabaş sizce bu milletin hakkını savunmaktan başka ne yapmıştır da hapse atılmıştır? Ve millet buna sessiz kalıyor. Sedef Kabaş'ın hapse girmesinin sebebi, gerçekleri daha fazla dile getirmemesi için susturmak adınadır. Yoksa söylediği sözler hakaret içermiyor. Hakaret sayılsa bile bedeli hapis olamaz. Ama ellerinden gelse idam bile edebilirler. Bunlar bir de ilkokul çocuğunun bile bildiği şeyler. Daha bizim bilmediğimiz ne dolaplar dönüyordur arka planda. Bana en büyük aptalca gelen şey de şu; o kadar kötü yönetime rağmen, yandaşların hala kötü yönetimi yöneticilere değil de, teröre, dış güçlere, dış dünyadaki gelişmelere falan bağlayarak, iktidarı savunmaları. Mesela dolar yükseliyor, Dolar üzerinden milletin alım gücü düşüyor, sonra Dolar tekrar düşüyor ama zamlar geri alınmıyor. Bunu anlayamamak ve de bunun savunusunu yapmak gerçekten hangi akıl ve mantık çerçevesindedir. Artık kafalarımızı kumdan çıkarma vakti gelmedi mi? Açlıktan geberince mi anlayacaksınız? Piyasada yağ yokmş şu anda. Neden? Eğer tükendiyse, birkaç gün sonra piyasaya çıkacak olan yağın nasıl bir açıklaması olacak acaba çok merak ediyorum. "Yaz geçip zeytinler toplandı ve yağ üretildi" diye mi, yoksa dışarıdan ithal ettik şeklinde mi olacak?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder