6 Mart 2022 Pazar

Farah Zeynep Abdullah, Bergen'den daha güzel şarkı söylemek zorunda değil!

 ZEYNEP FARAH HEM İYİ BİR OYUNCU, HEM DE İYİ BİR ŞARKICIDIR; NOKTA!

Zeynep Farah'ı ne eleştirdiniz be... Galadaki kıyafeti ve saçı, gala sonrası dansı, şimdi de oyunculuğu ve şarkı sesi... Farah Zeınep'in sorduğu gibi, “IQ’unuzun Kaç Olduğunu Merak Ettiniz mi?” gerçekten? Farah kötü bir oyuncuysa, yıllardır niye star? Şarkı söyleme sesi kötüyse, klipleri niye milyonlarca tıklanıyor. Farah Zeynep'i eleştirenlerin eleştirme sebebi; Yeşilçam filmlerindeki gibi seslendirme sanatçılarının seslendirdiği yönteme alıştıklarından bence. Çünkü bir kadın, bütün Yeşilçam kadınlarını sslendiriyormuş eskiden ve o sesi içselleştirdiğimiz için faklı/orjinal sesli bir oyuncuyla karşılaştığımızda yadırgıyoruz. Arkadaşlar, hayatın içinde herkes TRT spikeri gibi iyi sesli ve teknik olarak mükemmel konuşmuyor. Niye herkes filmlerde doğallık değil de yapay da olsa bir mükemmellik bekliyor. Farah'ın sesi Bergen'inki gibi olsaydı, yani nameli bir sesi olsaydı, zaten Arabesk sanatçısı olurdu. O zaman Whitney Houston mezardan çıkıp gelse ve Bergen şarkılarını söyleyemeyeceği için, kötü bir ses mi diyeceksiniz; dersiniz siz yaa. Sayın seyirciler, Farah Zeynep sadece oyuncu değil, bir şarkıcıdır da. Ama herkesin şarkı sesi farklıdır; çünkü gırtlak yapısı farklıdır. Batı'da sanatçılar gırtlakları gereği komalı-nağmeli ses yapamazlar, düz söylerler şarkılarını; kötü mü diyeceğiz onlara? Sinema bir taklittir ayrıca; birebir olması mümkün değildir ve başarı ölçütü birebir aynı olması değildir. Eğer Türkan, Fatma, Hülya ve Filiz günümüzde oyuncu olsalardı, acaba 4 yapraklı yonca kabul edilirler miydi? Bakınız; Gökçe Bahadır, Fahriye Evcen, Farah Zeynep ve Serenay Sarıkaya gibi kendi sesleriyle konuşan ve şarkı söyleyen oyuncular; eski Yeşilçam oyuncılarından kat be kat daha iyi oyuncudurlar. Eğer dizlieirmiz dünyada izleniyorsa, bu durum oyunculukların başarısıdır. Eski Yeşilçam filmlerimiz dünyada izlenmiyorsa, bu eski sinemamızın başarısız olduğunu gösterir. Biraz gerçekçi olalım artık. istisnalar hariç  eski Türk filmlerini izliyorsak, bı nostaljidir; sanatsal olduğu için değil. Müjde Ar, Zuhal Olcau, Nur Sürer döneminden bahsetmiyorum; daha eski dönemden bahsediyorum. Bergen'i eğer Zuhal Olcay veya Mine Çayıroğlu gibi hem şarkıcı hem de oyuncu olan sanatçılar oynasaydı; onlar Bergen şarkılarını Arabeskvari söyleyecekler miydi; HAYIR! Onlara da başarısız mı diyecektiniz?

Bu ülke Mine Çayıroğlu gibi bir oyuncu ve şarkıcıyı bile harcadı be; Zeynep Farah'tan ne anlasın?

Bu ülke Zuhal Olcay'ın kıymetini ne kadar bilmiştir acaba? Oysa dünyanın en iyi oyuncu ve şarıcılarından biridir...

Bu ülkede kaç kişi Goncagül Sunar'ın müzisyenliğini biliyor; niye dizilerde veya filmlerde bu yönünü kullanmıyorlar.

Ayça Şen bu ülkede ne kadar takdir görüyor; oysa her şarkısı o kadar sosyal mesaj içeriyoru ki ve de çok iyi bir şarkıcılığı, müzisyenliği var. Herkes alışmış klişe şarkıcılığa. Murat Övüç çok bile size!

Bu ülke Mahsun Kırmızıgül ve Özcan Deniz'i bile sinamacı kabul etti. Yazıklar olsun diyorum, başka bir şey demiyorum!

Bu ülke Ayça Şen'i tanımıyorsa, sanattan, sinemadan, şarkıcılıktan anlamaz bence!

Ayça Şen'i dinlerken, resmen İndie Rock dinliyorum! Siz hala keşfetmediniz mi?

BERGEN'İ KİM OYNAMALIYDI SİZCE?

Farah Zeynep, Bergen rolüne seçilirken, sesi Bergen'den daha güzel diye seçilmemiştir herhalde ki, niye sesi Bergen ile kıyaslanıp eleştirilir? Zeynep Farah bir oyuncu ve Türkiye'de şarkı söyleyebilme yeteneği olan 3-5 oyunCudan biri. Kaldı ki bu rolü oynadı diye Oscar'lık performans beklemek de saçmalık. Herkes kapasitesi ölçüsünde oyunculuk yapıyor işte. Farah da yapıyor olmalı ki, yapımcılar, yönetmenler tercih ediyor. Sizce Bergen'e sesi en yakın olan Mehtap Yılmaz niye oynatılmamıştır Bergen rolünde? Çünkü bu biyografide önemli olan şarkı-cılık değildir; bergen'in hayatıdır! Bergen filmi, bir dönemlerin şarkıcı filmlerinden değil ki; Farah'ın sesi neden bu kadar tantana kopartıyor anlayamıyorum. Sanırım arabesk bir milletiz ya; Film light gelip, salya sümük ağlayamadığımız için mi acaba?

Peki sizce bu filmdekim oynatılmalıydı; 

a) Film gösterime girmeden yapımcı firma iflas etti diyen Erol Köse, 

b) Biyografi filmlerinde şarkıyı oyuncular söylememeli, oyuncular orjinal şarkıcılara playback yapmalı diyem Mahsun Kırmızıgül, 

c) Farah'ın saçını ve kıyafetini beğenmeyen, Gala'da Erik Dalı ile oynamasını eleşitiren ve Farah'ı repçilerle tyakılıyor diye arabesk bulmayanlar, 

d) Fil şidder içeriyor diye gösterimini yasaklayan belediye başkanı!

e) Farah'ın sesi Bergen'den kötü diyenler!

Bonus seçenek: Emel Sayın!

g) Farah'ı eleştirmek için fırtına öncesi sessizliğindeki Ahmet Hakan!!!

IAN MCKELLENİ: "Oynadığımız role izleyiciyi ikna etmek zorunda değiliz, sadece sol yapıyoruz!" demiş. Bizimkiler, hala Bergen, Farah'tan daha güzel şarkı söylüyor diyor! Sinema anlayışınızın ruhuna el fatiha!

***

CHP'nin önce afişlerle falan cinsel yönelimden bahsetmesi, sonra 6'lı ittifakta bu konuyu hiç dile getirmemesi, ne kadar beni sinirlendirip oy vermeyeceğim dedirtse de, gene de oyum CHP'ye. Çünkü ben inanıyorum ki, CHP şu anda ittifak birliği adına eşcinsellikten bahsetmedi. İktidar olduktan sonra eşcinsel haklarını görmezden geleceğine inanmıyorum. Ama HDP'nin tabanına bu konuda güvensizliğim var; HDP ne kadar eşcinsel haklarının altını kalın kalın çizse de. Umarım yanılıyorumdur. Barbaros Şansal, Urfa'da istenmediği için, etkinliği iptal edildiği gibi, tehdit de edilmiş. Mesela Murat Övüç bazı Doğu şehirlerinde konser veremiyor cinsel yönelimi yüzünden...

Farah, Acıların Kadını olmaya kimseyi ikna etmek zorunda değildi. Çünkü o bir oyuncu ve sadece oyunculuk yorumu yaptı. Onu da herkesin istediği şekilde ağdalı bir şekilde yapmak zorunda değil. Ben bir yorumcuysam, lokal-arabesk değil herkesin anlayabileceği şekilde evrensel bir yorum yapma hakkına sahibim. Filmin Türkiye'de beğenilmeyip dünya arenasında alkışilanacak olması, içinde yaşadığımız kültürün sanat anlayışının yüksek olduğunu göstermez. Bir kere "acıların kadını" olma zihniyeti bile yanlış bir şey; çok melankoliğiz gerçekten; işte ben asıl bu hastalıklı ruh hali olan melankoliye karşıyım!

Türkiye'de şöyle bir şey var; insanlar kendilerinden bir şey buldukları şeyi en iyi, en mükemmel, en doğru olarak kabul ediyor. Mesela İbrahim Tatlıses, Bergen, hatta Müslüm Gürses, hatta hatta Müzeyyen Senar vesaire bu ülkede dünyanın en büyük starları gibi lanse ediliyor. Pardon da ben bunları dinlemiyorum bile. Doğuştan getirdikleri yeteneklerini çok sesli ve deneysel manada kullanamamışlar bile. Neşe karaböcek, Gülden Karaböcek veya Kamuran Akkor gibi bu ülkenin kültürünün ürünleri olan şarkıları söyleyen sanatçıların 40 yıl önce söylediklerini bile niye hala keyifle dinleyebiliyorum; çünkü kültürümüzü modern ve çok sesli deneysel bir şekilde ifade edebilme zihniyetlerini en azından mümkün mertebede  hayata geçirmeye çabalamışlar. Al sana "Artık Sevmeyeceğim" şarkısı; Eğer bunu Neşe Karaböcek bu hala sokmasaydı; Suat Sayın'nın tıngır mıngır söylediği şekilde tozlu raflar arasında çürüyüp gidecekti. İşte herkesin ayılıp bayıldığı sanatçıları zerre kadar tınlamama sebebim bundandır. Yoksa sesiyle, yaşam tarzıyla vesiaresiyle ne derdim olabilir ki? Mesela ben Bergen, Tüdanya, Esengül vesaire tarzlarını asla kaldıramıyorum. Bu benim müzikten anlamaıdğımı göstermez. Bakınız İsrailli Jerusalem Orchestra East & West arabesk şarkıları öyle çok sesli ve evrensel yorumluyorlar ki; müzikte tür ayırımının olmadığını, şarkıları kategorize edenin düzenleme olduğunu ispat ediyorlar. Şarkıda modern olmayan geleneksel tek sesli bir düzenlemeti asla kabul etmiyorum ben de. Hayatın her birimindeki gelenekselliği ve tek sesliliği de kabul etmiyorum asla.

7 Mart 2022

DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

Eğer, homofobik bir dünyada açık bir eşcinsel olarak varolabildiysem ki bu bence en büyük başarıdır, çünkü toplumun % 90'ının günah, sapıklık, hastalık gibi ötekileştirmeleri üzerinden açık bir eşcinsel olarak varolabilmek atomu parçalamaktan bile zordur, işte bu varoluşumu erkekliğin "zulmüne" karşı içimdeki feminist kadının aklıyla, gücüyle, hırsıyla... başarmışımdır. Erkek egemen bir dünyada içinde kadın olan erkek bedeninde doğmam, ne kadar toplumun yüz karalığı olsa da ben bunu şansa çevirebilmeyi başaranlardanım. Teşekkürler beni eşcinsel olarak yaratan evrene! Çünkü benim, insan olmanın gerekliliği olan duyarlılığım, eşcinsel oluşumdan!

Eşcinsel arkadaşım diyor ki, her eşcinsel açılmak zorunda, eşcinselliğini herkese söylemek zorunda değil... Tamam da, yaşın 45 olmuş, ailen hala evlendirmeye çalışıyor; itirazını ne diye yapıyorsun? Sen bu yaşa kadar evlenmeyip, "karı-kız" peşinde koşmayınca, ailen senin obne olduğundan şüphe etmediğini mi sanıyorsun; evlen baskısı da zaten senin eşcinselliğini topluma karşı çürütmek değil mi? Asslında sen de biliyorsun senin eşcnselliğini ailenin tahmin ettiğini; sadece konuyla ilgili yüzleşemiyorsunuz; ne ailen obne misin de evlenmiyorsun diyebiliyor, belki de diyor da sen kimseye bir şey anlatmıyorsun, sen de evet ben obneyim diyemiyorsun. Açılmamandan dolayı üzerinde hep bir baskı hissediyorsun. Sadece ailene değil, akrabaların ve çevrene karşı da hep bir baskı altındasın; çünkü her karşılaşıldığında daha evlenmiyor musun diye sorulmuyor mu? Ben ne zaman eşcinselliğimi 7 düvele ilan ettim; o zaman kurtuldıum ailemin, çevremin, toplumun merak ve baskısından.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder