Kişisel gelişimciler der ya, "hayır demesini bileceksiniz". Herkesin kişiliği farklı, herkesin hayata bakış açısı, herkesin hayatı karşılayışı... Hayır dedikleriniz, belki de size müjdeli bir haber verecek, hayatınızı değiştirecek, etkileyecek bir Hızır belki de. Herkes, her şey nasibiyle, kısmetiyle gelir. Öyle gelmese de önemli olan vicdanlarımızın temiz kalması. Hayır demek, bende çok derin yaralar açıyor. Evet demelerimin çok canımı yaktığı anlar oldu ama hepsini unutmasam da atlattım. Ama vicdan yarasını iyileştiremem ben; hayat boyu kanar içten içe. Söylediklerimin, hadsizlere hadlerini bildirmekle alakası yok. Genel kişilik yapsı ve davranışlardan bahsediyorum. Hızır kavramını da dini amaçlı kullanmadım; evrendeki çekim yasası anlamında kullandım...
Kendini büyük görenlerin bilmediği bir şey var; toprağın altına girince herkes eşitleniyor, humus oluyor; geriye kalan sadece kibir.
Herkesin büyük veya küçük bir ailesi, bir sülalaesi vardır. Çekirdek ailemden şikayetçi olamam, yeğenlerimden de... Ama işin kuzen boyutu falan komşundan bile öte. Tesadüfen karşılaşırsan, merhaba merhaba, o kadar. Sen hiç onların umrunda olmamışsın ki; umurlarında olmamak da umrumda falan olduğunda değil. Belki kasıtlı bir umursanmamak falan değil bu; herkesin bir yaşam rotası çerçevesinde. Ama işin içinde kasıt ihtimali de vardır bilemiyorum. Belki de biliyorum... Akraba kavramına inandığımdan falan değil, yanlış anlaşılmasın. Önemli olan insan olabilmek. Hayat kısa işte...
26
Tanrım sen aklıma mukayyet ol. Vargas'tan sonra Kim de Fener'e dönüyormuş. 4 numarada Kim ve Arina, pasör çaprazı Vargas. Vargas 4 numaradan da oynayabiliyor. Zaten Lazareva da var. Bu ne yaa, böyle bir şey olabilir mi; yoksa rüya mı, biri beni çimdiklesin!
Spor diyince herkesin aklına futbol, dolayısıyla son yıllarda Fennerbahçe futbol takımının başarısızlıkları gelebilir ama Fenerbahçe bir futbol kulübü değil, kadın ve erkek eşitliğinin en büyük savunucusu bir spor kulübüdür. Fenerbahçeli kadın voleybolcu ve basketçiler tarih yazmaya devam ediyor; haberiniz var mıydı? Hem Avrupa, hem de Türkiye Ligi'nde liderler.
Saldırgan köpek sahipleri ve çocuklara sağlıklı ebeveynlik yapamayan anne babalar için yapılan tartışma üzerine diyeceğim şu ki...
Fotoğrafın bütününü görmek çok önemli. Eğitim sistemini en öncelikli hale getirmediğimiz sürece, bilinçsiz bireyler yetişmeye devam edecektir ve yapılan yanlışlara da yaptırım uygulanmayacak, olaylar silsilesi devam edecektir. Tabiki de olaylara yapıcı yaklaşmalıyız ama "sistem bu, kapasiteler de ortada" diye olumsuzluklara tepkisiz kalamayız. Yaralarımızı sarmalı, ruhları iyielştirmeliyiz ama bilinçsiz insanların da daha fazla yanlış yapmasına izin verilmemeli. Zararlı bir şeyi dile getirmek kötü bir şey değil, iyi bir şeydir. Eğer sessiz kalırsak, insanlar bunu normalleştirir ve yanlışlar olağan hale gelir. Doğrular veya yanlışla herkesin bakış açısına göre göreceli gibi olsa da, aslında gerçek doğru ve yanlış tektir. Çünkü insan türünün kullanabileceği bir aklı vardır ve olaylar mantık çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bozuk sistem; duyarlı, vicdanlı, hayvan dostları arkadaşlar arasında huzursuzluğua sebep olmamalı. Çünkü bizim bizden başka kimsemiz yok; bizi içinde yaşadığımız acımasız sistem anlayamaz çünkü. Herkese barış dolu sağlıklı günler...
Eşcinsellik diyince bütün vicdanlar susar, insanlık ölür! İçinde yaşadığımız dünyanın insan hakları bu kadarlıktır!
Bir zihniyet düşünün ki, eşcinselliğin tedavi edilebilir bir hastalık ve sapma olduğunu, Batı'nın ve de uzmanların-psikiyatristlerin bunu normalleştirmek için çalıştığını söylüyor. İslamın hoşgörü dini olmasına rağmen bir sınırının olduğunu söylerken de, eşcinselliğin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söylemesiyle de çelişiyor. Hastalık nasıl günah olabilir, günah nasıl hastalık çerçevesinde değerlendirilebilir.
Sokak kedilerine mama verdiğim için kavga eden insanlar; ot bile değil, sadece samansınız. Ottan bile umut beklenebilir çünkü!
Sokak hayvanlarını toplayıp öldüren belediyeler olduğuna dair duyumlar alıyorum. Nasıl bir insanlık bu? Korona az bile!
Fotoğrafı, hareketli görüntüden daha çok seviyorum. Çünkü zamanı durdurmak, dondurmak çok güzel bir şey!
28
Herkes vejeteryan ve vegan olursa; insanlar vicdana gelir, kan akıtmak kutsal olmaktan çıkar, savaşlar biter, sevgi-barış kazanır!
Bir ülkenin yöneticileri, eşcinselliği hala hastalık veya günah kapsamında değerkendiriyorsa, bir ülkede bilimden çok dine inanılıyorsa, bir ülkede kadına ikinci sınıf muamelesi yapılıyorsa, bir ülkede hayvanlar mal statüsündeyse, bir ülkede cinsellik gibi canlının temel durumları üzerinden veya bedeni üzerinden ahlakçılık yapılıyorsa, bir ülkede herkes aynı seviyede eşit ve özgür değilse, bir ülkede gelir dağılımı arasında uçurumlar varsa, işçi ile yöneticilerin maaşları arasında 20 kat fark varsa, iktidarlar her başları sıkıştığında vatan-millet-din elden gidiyor veya dış güçlerin oyunu diye veryansın edip bunlar üzerinden prim yapıyorsa vesaire, o ülke asla medeni ülkeler seviyesine ulaşamaz. Böyle bir ülke geri kalmış ülke sayılır. Ekonomik sıralama falan bir ülkenin gelişmişliğinin ölçütü olsaydı, petrol zengini ülkeler gelişmiş ülke sayılırdı ki bizde o da-ekonomi de yok. Gelişmişlik, hayatta varolan her şeyi bütünün bir parçası olarak görüp, her şeye eşit muamele yapabilmektir. Eşitsiz bakış açısı, ancak cahil insanların korkaklığından ve mezaliminden başka hiçbir şey olamaz. Nokta!
Herkes maaşından şikayetçi; "2 bin liranın altında maaş alan emekliler" insan değil mi ut*nm*zl*r? Herkes kendini düşünüyor, altta kalanın canı çıksın. 5-10 bin lira maaştan şikayetçi olanların umrunda mı 2 bin lira altında maaş alanlar? Al birini, vur ötekine!
Dolar birden 18 liraya çıkıp da bir gecede 11 liraya düşüyorsa, bunun arkasında iktidarsal bir oyun vardır; birileri Dolar satıp köşeyi dönmüş demektir bu. Artık herkes aklını başına toplasın! Bu iktidarın nesine güveniyor insanlar hala, aklım almıyor. Şu ülkede artık hiçbir kuruma güvenmiyorum. Çünkü hepsi tek bir kişinin elinde.
Geçen yıl 15 liraya aldığım Hisar inek beyaz peyniri, Gün markette 53 küsur lira olarak gördüm. Artık hayvansal gıdaları bıraktığım için ilgilenmiyorum. Kime satarlarsa satsınlar, kim yerse yesin! Vejeteryanım, veganım!!! İnsan et, süt, peynir yemeyince ölmez; bakınız ölmüyorum!
Daha çok ciyaklayacaksınız; % 50'nin üzerinde oy sağlayıp iktidar yapanlar düşünsün biraz da. Oy veren ben değilim bu iktidara!
Hayvansal gıdalardan vazgeçtim, marketler zincirinden alışverişi kestim, kapitalizme boyun eğmemek için hayatım boyunca kıyafet ve de ev eşyası da almayacağım-elimdekilerle yetineceğim, zaten dışarıda yemek yemem-yediğim gıda çeşidi de toplasan On'u geçmez(Yağ, tuz, şeker, vesaireden ibaret)... Artık gerçek anlamda minimal yaşayacağım. Herkes böyle yapsa, herkesin aklı başına gelmiş olacağı için, daha bilinçli bir toplum ve daha gelişmiş bir ülke oluruz zaten.
29
Aha! Marketlerde süt kalmamış. Bir yerde de gördüm, 1 kutu süt 15 lira yazıyor... Bu iktidarı ben seçmedim, seçenler düşünsün!
Türkiye'de şöyle bir şey var. Alıyorlar bir melodiyi, üzerine yeni söz yazıyorlar, AL SANA BESTE. Sildim Gönül defterimden güzel bir türkü ama bu melodi "Kız şarpanı Yan Bağlama" türküsünden başka bir şey değil. Ali Türkoğlu da güzel yorumlamış yalnız "Sildim.. " sözleriyle...
Çok iyi beceririz gerçek sanatçıları harcamayı, onları küstürmeyi. Folk Caz'ın bir numaralı ismi Ayşegül Yordam... Ayşegül'ün "Yağmur" albümünü o kadar çok severim ki, kaç yedekli aldım hatırlamıyorum CD'sini... Çocukluğumda en çok "Yağmur" şarkısını severdim. Ayşegül de çok modern şekilde yorumlamış...
35 yıllık bir şarkı 50 miyon sınırına dayandı. Batı'da milyara tıklanan 80'ler şarkısı gibi, bu da bizim 80'ler fenomen şarımız...
Sesi bu kadar güzel olup da bı ülkede en vefasızlık yapılan sanatçı Nesrin Sipahi'dir! "Ankara Rüzgarı"nı hiç kimse Nesrin Sipahi kadar güzel söylememiştir. Bu şarkıyı ben, Nükhet Duru'dan dinlemeyi severim ama Nesrin Sipahi çok güçlü yorumlamıştır... Efaneleirn efsanesi bir şarkıdır. Ne büyük bir bestecidir Münir Nurettin Selçuk!
Aşk nedir? Bana göre tutku falan değildir. Ben hastalıklı sevdaları aşk olarak görmüyorum. Aşk da samimiyettir bana göre. Sevgidir aşk. Bana birisi sana deli divaneyim demek yerine, adımı içten bir şekilde, mesela Halil yerine, i harfini uzatarak Haliiil demesi aşkların en büyüğüdür. 1 yıldan fazla süre önce terk etmiştim onu ama çok seviyordum ve yarım kalan bir şeydi. Döndü 2-3 ay öncei devam ediyor işte. Yarımlık kalmadı artık. Bitse de tamamına erdi diyebilirim ama ben birini seviyorsam da bitmez. Benim sevgilerim, bana yamuk yapılmadığı sürece ömürlüktür. Seviyorsam, sevilesidir çünkü.
Valla gece gece spagetti yedim. Canım çekti, ne yapayım. Çünkü spor yapan birisinin karbonhidrat kalorisine ihtiyacı oluyor!
Huri Sapan 77 yaşında. Ajda Pekkan'dan 2 yaş büyük ve estetiği yok. İlk fotoğraf 1.5 sene önce 2019'da, sonraki ise 1 hafta önce çekilmiş. Yaşlanmak bile estetik operasyondan daha estetik değil mi sizce de? 31 Aralık'da Exen TV'deymiş Huri Sapan. Arabeski Huri Sapan'dan dinlemeyi severim... Bu şarkı(Tövbe Ettim) bundan daha güzel söylenemez. Öyle dozunda vibrasyon yapıyor ki; abartmıyor, baymıyor, aksine çok lezzetlendiriyor.
Kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki internet çağını yaşayabildiğim, müzik başta ulaşamayacağım şeylere sayesinde ulaşabildiğim için... Bundan daha ötesi ne olabilir ki; zamanda yolculuk herhalde!
Şu hayatta yaşamak istediğim her şeyi yaşadım! Gerçekten. İnsan yaşamak istedikten sonra, her şeyi yaşıyor! 2022 sizin olsun!
Şu hayatta yaşamak istediğim her şeyi yaşadım! Gerçekten. İnsan yaşamak istedikten sonra, her şeyi yaşıyor! 2022 sizin olsun!
2021'de beni üzen gene sadece vicdanım oldu; insanlar üzemez ki beni... Ayağım kerestelere takılıp düştüysem, insanlar nasıl üzmüş olabilir ki beni? Düşmenin acısı unutulup gidiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder