Eşcinsellik günah, hastalık, sapıklık derken, onların öldürülmelerine sebep olduğunuzu biliyor musunuz?
Bir transseksüel, sırf cinsiyet kimliğinden dolayı yüzüne kezzap atılarak gözü kör edildi. Eğer siz sırf erkek veya kadın olduğunuz için gözünüze kezzap atılıp kör edilseydiniz ne düşünürdünüz? Hak ettim der miydiniz? Peki eşcinsellere, transseksüellere yapılan saldırılara neden sessiz kalıyorsunuz, neden onlara ahlaksız gözüyle bakıyorsunuz..?
Eşcinsel erkeklerle neden feminensiniz diye dalga geçiyorlar. Bazı kadın eşcinseller-trans erkekler de maskülendir, vesaire... Toplumsal cinsiyeti yaratan, kadınlara ve erkeklere nasıl davranacaklarını, kendilerini nasıl ifade edeceklerini dayatan siz değil misiniz? Bu iki kalıba da uymayan ve uymak istemeyenler mecburiyetten bu rollerden birine sığınınca niye tuhaf karşılıyorsunuz ki? Dünyada milyonlarca eşcinsel varken ve de onları kabul etmiyorken bu insanlar ne yapacaklar peki? Doğal kalınca da kabul etmiyorsunuz, sizin erkeklik-kadınlık kitabınıza uymaya çalışınca da kabul etmiyorsunuz?
Geçen hafta fazla tenis oynayarak vücut direncimi düşürdüğüm için nezle oldum ve bu hafta hiçbir faaliyette bulumamayacağım ve mahsenimde-barınağımda dinleneceğim...
Bazı arkadaşlar diyor ki, git Korona testi yaptır, belki salgına yakalanmışsındır diyor. Gittim doktora, ateşim yok, katır gibiyim ve de tat duygusunu kaybetme gibi Korona belirtisi hiçbir şey yaşamıyorum. Yani İlk gün zaten bademcik problemim olduğu için biraz boğazım şişti sanırım, onu da şurupla aynı gün atlattım, bugün de burnum akmaya başladı. Ben Korona testi yaptırmak için defalarca gittim hastaneye. Yapmadılar. Şüpheci biri olarak ben istmez miyim yaptırmayı? E hastane de haklı. Ne diye test yapacak bana? Aşı da yapmadılar yaştan dolayı...
Bir çok insan beni mahsende, kedi barınağında yaşıyorsun diye aşağıladı. Oysa ben bu dünyada cennetimi kedilerle inşaa etmiştim... Ayol sizin estetikten yoksun görgüsüzce ev dizaynlarınızın içinde insan bunalım geçirir...
İnstagram'a giriyorum, şişirilmiş dudaklı ve fotoşopla inceltilmiş kadınlar, yaşadığı müsrifliği marifetmiş gibi sergileyen insanlar görüyorum. Yotube'a giriyorum, gene güzellik formülleri anlatılıyor, yeme - içme anlatılıyor. Hal böyle olunca ben nasıl vicdan ve anlayış bekleyebilirim ki insanlardan?
Fotoğrafı paylaşanlar kadını eleştirmek amacıyla paylaşmışlar ama ben böyle bir olayda kadının tarafındayım. Erkekler her şeyi yapacak, kadınlar erkeklerin sadece namusu olacak; ne kadar akıllısınız yaa! Benim bir tane hayatım var, imza veya nikah dediğin ne ki? Bu sistemin hiçbir şeyini kaale almıyorum. Benim için aslolan doğadır. İçimden geldiğinle yatar kalkarım! İdam mı edeceksiniz, buyrun; ahlakçılığınız batsın, dayatmalarınız batsın, baskılarınız batsın..!
Evli olsaydım, 99 tane de sevgilim olurdu! Doğada serbest! Ayrıca ben kedi türüyüm!
ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ NEZLE OLABİLİYORUM!
Eskiden nezle olunca sinirlenir, nezle olacağım diye hep kendimi sakınırdım. Yaş ilerledikçe hayat tecrübesi ve bilgiyle insan başına gelenlere karşı daha sağduyulu oluyor. Şimdi nezle olup 3 kere üstüste camları zangırdatacak şiddette hapşurunca doğayla bütünleşebildiğim, doğanın yenilenmesine hayatta kalarak eşlik edebildiğim için şükrediyorum. Eğer virüslerle tanışıp bağışıklık sistemimizi yeni bahara hazırlamazsak nasıl yaşayacağız ki? Başımıza gelen her şey bizi yenileyen ve güçlendiren bir doğal etmen. Bir zamanlar grip aşısı falan icat ettiler üzerimizden ilaç sektörüne para kazandırmak için. Oysa o grip aşıları hiçbir işe yaramadı, ben gene her sene nezle oldum. O dönemler bilmiyordum ki nezlenin güzel bir şey, beni yenileyen ve güçlendiren bir şey olduğunu, doğal aşı olduğunu, bağşıklık sistemimi güçlendirdiğini... Şimdi hapşururken nasıl keyif alıyorum bir bilseniz. Sonra kulakları çınlasın Aysel aklıma geliyor. O sınıfta hapşururken burnunu sıkar ve hapşuruğunu tutardı, nasıl başarıyordu bilmiyorum...
Sanırım yıl 1975 olsa gerek... Bizim köy, Cumalı... Fotoğraftakiler aile bireylerim... Giyim kuşam belki fotoğrafa özel ama insanlarımızın kıyafet kombinlerinde bunlar vardı ve en azından düğün bayram gibi özel günlerde giyilebiliyordu. 2021 Türkiye'sini düşünüyorum da... Mesele sadece kıyafet meselesi değil, özgürlük meselesi... Her zaman diyorum ya, biz aslında muhafazakar iktidar ile birlikte 200 yıl geriye gittik, başörtüsü nedir bilmeyen gençler türbana falan girdi ama sindirilmişlik bunun farkedilmesini önlüyor... Dün de muhafazakar yaşıyorduk diye düşünebilirsiniz; hayır dün muhafazakar yaşamıyorduk; benim yaşadığımı ben biliyorum; siz unutsanız bile!
Cumhuriyet tarihin en karanlık yılları son 20 yıldır ve ben bunu iletişim çağında asla içime sindiremiyorum!
2021 Türkiye'sinde sistem eşcinsel avına çıkmış vaziyette; eşcinselliğin propagandasına asla izin vermeyeceğiz diye demeç veriyor!
Dün kedilerimden "Nemli Halı Papaz Nikol" de hasta olmuş. Yavrum sabaha kadar hapşurdu, öksürdü. Bugün atlattı ama!
Sakarya'da16 yaşındaki zihinsel engelli genç kıza öz babası ve 2 amcası ile sevgilisi olduğu iddia edilen genç yılarca tecavüz etmiş. Olanları da kızın annesi bildiği halde susmuş. Siz eşcinselliğe sapıklık, ahlaksızlık demeye devam edin. Asıl sapıklık ve ahlaksızlık yanı peşinizde yaşanıyor, görmüyor musunuz?
Niye suçluların yüzü kapatılıp da mağdurlarınki açık veriliyor; sistem suçluları tutuyor olsa gerek!
Evrenim iyi ki beni eşcinsel yaratıp çocuk sahibi olmamı engelledin. Yoksa çocuklarımın başına bir şey gelse ya kafayı yer ya da katil olurdum!
Fenerbahçe'den Eda Erdem'den sonra Naz Aydemir de Uluslararası Voleybol Federasyonu tarafından tüm zamanların en iyi 100 voleybolcusu arasına seçildi. Uluslararası arenada Türkiye'yi temsil edebildikleri için ne mutlu Türk kadınına!
Birisi bana Müslüm Gürses'i severek dinlemem için bir sebep söyleyebilir mi? Ses de yok, yorum da sıradan...
İnsan türünün (Evet insan bir tür, hayvan ise dost) başına gelen olumsuzluklar, hayvan dostlarımın başına gelen kadar üzemez beni. Çünkü insan türü hem acımasız olduğu için başlarına geleni haketmiştir diye düşünürüm, hem de dertlerinin bir çaresi varsa, o çaraye ulaşabilecek bir yetiye sahiptirler. Ama hayvan dostlarımın bir yardıma ihtiyaçları vardır hep. Bir kedim hastalandığı zaman evrenden en büyük dileğim, ömrümden onlara ömür vermesi (Ben yaşadım yaşayacağım kadar, bu saatten sonra ne yapayım ömrü.), tüm acılarını bana yüklemesidir. Dün Papaz oğlumla sabaha kadar el ele uyuduk iyileşmesi temenmnimle. Bugün kendini toparladı oğlum. Dünya yanabilir artık!
Nedense Erzincan ve Elazığ'ı hep merak etmiş ve görmek istemişimdir. Belki sevgililerimden birinin Elazığlı olmasındandır...
Erkek ses olarak Barış Manço'dan sonra en keyifle dinlediğim sanatçı Edip Akbayram'dır...
Bal kızım, kayısı reçeli kızım PIRIL! O bana hayattan hiçbir şekilde vazgeçilmemesi gerektiğini öğretti. Başına gelenleri bir bilseniz, sevgiyle nelerin başarılabileceğini anlarsınız...
Fatih Mehmet Maçoğlu, Onur Haftası'nda belediyede eşcinsel çalışanlara izin vererek bir ilki gerçekleştirdi. artık gönlümde yatan Türkiye başbakanı sensin. Hadi sıkıyorsa, diğer belediye başkanları da yapsın.
Bazı insanlar var sokaktaki doğuracak kediye yuva arıyor, bazıları var bahçesindeki yavru kedileri sokağa atıyor. Hangisi insan?
Bazıları diyor ki "evde şunum yok, bunum yok..". Peki kendinden başka sokaktaki hayvanları düşünenler ne yapsın?
Sokaktaki aç kedileri değil de sevgili kavramını, saçını makyajını, kıyafetini dert edinenler var... Hem de çooook!
Bakıma muhtaç ve hamile kedilerin hepsini eve almak istiyorum. Evde 10 küsur kedi olduğundan değil, bağlanmaktan korkuyorum. Birkedi benim eve girdi mi, artık o benim çocuğum olur çünkü... Evde kalabalık olunca bakımı zor oluyor ama en çok dışarı çıktıklarında başlarına bir şey gelir korkusu beni mahvediyor. O yüzden bütün kişisel araçları biraraya toplayıp ateşe vermek istiyprum..! Çünkü kediler sadece araçların altında kalarak ölüyorlar.
Nüfusunun % 95'i erkek olan Vatikan, eşcinsellik günah demiş. Bu erkekler kiminle ilişki kuruyor; İÇSELLEŞTİRİLMİŞ HOMOFOBİ!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder