13 Mayıs 2013 Pazartesi

Neden kimse transseksüelleri anlamaya çalışmaz ki?

90'lı yıllarda bir arkadaşım vardır. Görüntü olarak kız gibi ama ruhen tam anlamıyla bir kadındı. Çok denedi hayata tutunabilmek için. İş denemeleri oldu ama nerde para vermeyen ve sigortasız çalıştıran iş yerleri varsa oralarda çalışmak zorunda kaldı.

Olmayan sesiyle hayali şarkıcı olmaktı. Veya dansöz olmak. Özeniyordu artistliğe. Bu gerçek bir arzu muydu, yoksa marjinalleştirilmiş noktalara, dışarıda bırakılmanın ezikliğiyle marjinal olmayı göze olarak bir varoluş hırsı mıydı bilinmez.

Hiç olamadı seks sektöründe çalışıp para biriktirip ameliyatını gerçekleştirmekti arzusu. Dediğini de yaptı. Şehrimize en yakın metropole gitti seks işçiliği yapmaya. Neredeyse 20 sene olan ayrı olduğumuz sürede iki kere görüşebildik. Bu sabah telefonla aradı. Denizli'deymiş ama işleri acil olduğu için hemen dönmek zorundaymış. Telefonla görüşebildik sadece. Hala seks işçiliğine devam ediyormuş. Ameliyatını gerçekleştirmiş bu zaman kadar biriktirdiği parayla. Şimdi de ev parası biriktirip, daha sonra seks işçiliğini bırakıp evlenmek, evinin kadını olmak istiyormuş. Tabi münasip bir koca bulursa.

Annesi, (babasıyla ilişkisi zaten yoktu ailesini terk ettiği için) ve kardeşiyle görüşmüyormuş onları üzmemek için. Oysa onlar, onu merak ediyorlarmış. Sadece bir akrabasıyla görüşmüş. O akrabası da onun transseksüel halini görünce ağlamış.

Ne tuhaf değil mi? Biri kimliğini bulduğu için mutlu, yakınları üzgün. Demek insanlar mutluluk derdinde falan değil. Sadece heteroseksizme köle olma derdindeler ki, heteroseksizmin istediği gibi toplumsal ve biyolojik cinsiyete uygun mutsuz-mutsuz yaşasın insanlar? Neden çaba sarf etmezler ki birazcık da olsa, insanlar durduk yerde niye bunca zahmete ve acıya katlanıyor diye?

Çevremde bir sürü transseksüel görüyorum erkek kılığında heteroseksüel evlilik yapmış, çoluk-çocuğa karışmış ve mutsuz-mutsuz yaşayan ama mutluymuş numarası yapan, hatta ameliyat olmayıp, seks işçsi olmadığı için şükreden. İnsan mutsuzluğuna şükreder mi? Heteroseksizm şükrettiriyor işte.

Ben de seks işçiliği yapamam mesela. Seks işçisinden daha çok kişiyle seks yapabilirim ama bir şeyi çalışma babında mecburiyetten gönülsüz yapmak benim hayat görüşüme ters. Çünkü ben çalışmaya karşıyım en başta. Ama çalışma ile varolmak ve de hangi uzvuyla iş yapmak istiyorsa ve o uzvunu çalıştıranlara da saygım sonsuz. Laf olsun diye saygı duymak değil bu, gerçekten saygı duymak. Çalışmak isteyen çalışır.

Bana "Çalışmayıp da sen ne yapacaksın?" diyebilirsiniz Ben hayatımı yaşamak istiyorum. Makinalar çalışsın, ben özgür bir şekilde bohem yaşayayım. "Oldu" dediğinizi duyar gibiyim. Ne yani yalan mı söyleyeyim. 20 sene çalıştım zaten inek gibi. Ne geçti elime. Emekli oldum, emeklilik yaşını birden yükselttiler. Bu yaştan sonra ne iş bulabiliyorum, Devlet de ne aldıklarını iade ediyor. Niye çalışmayı savunayım ben öyleyse, üstelik sevmediğim ve çalışma taraftarı olmadığım halde?

Demem, insanlar daha doğrusu heteroseksizme teslim olanlar, "Neden bazıları doğuştan biyolojik cinsiyetlerini değiştiriyor, neden transseksüeller seks işçiliği yapıyor?" diye sorgulama yapacaklarına, "Neden ben, toplumun kabul etmediklerini anlamaya çalışmıyorum?" diye kendilerini sorgulamalılar.

Daha önceki yazılarımda transseksüel olmak için, transseksüel bir kadın veya erkek olmak için ameliyat olunmasının bana göre şart olmadığını söylemiştim ve hala da aynı şekilde düşünüyorum (ama insanların bedenlerini istedikleri şekilde kullanma haklarının olduğuna inanıyorum). Çünkü ben bedensel değil beyinsel varoluşa inanıyorum. Bedenim varoluşa bir araç ama beynimin istediği şekilde bir araç. Toplumsal varoluş uğruna bedenimi feda edemem. Transseksüellerinkini sadece heteroseksistçe toplumsal bir varoluş demek istemiyorum ARTIK. Ama ben topluma, heteroseksizme uyan her türlü varoluşu, lüzumsuz bir fedakarca toplumsal varoluş olarak görüyorum. Ben her anlamda olduğum gibi varolmalıyım ve kabul edilmeliyim. Çünkü beynim böyle emrediyor, "Doğal ol" diyor. Elimden geldiğince de doğama uygun yaşamaya çalışıyorum. Ama herkesi, her şeyi anlıyorum ve kabul ediyorum, etmeye çalışıyorum en azından.

Her türlü düşüncemi paylaşmam, benim ne kadar çelişkili biri, dolayısıyla tutarsız olduğumu düşündürtebilir. İnsanı, insan yapan, yani duyarlı ve empatik yapan da bu çok şıklı düşünme gerekliliği değil midir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder