Geçen yıl bir haberi atlamışım eşcinsellikle ilgili. Gerçi bilinen, söylenen ve benim de deneyimlerime dayanarak kesinlikle inandığım bir gerçek ama bir araştırma sonucu olması eşcinsellik karşıtlarına, inanmak istemeseler de sağlam bir kanıt olacağı için önemli bir referans.
Amerika'nın Georgia Üniversite'sinde yapılan bir araştırma eşcinsellik karşıtlarının, eşcinsel eğilimlerinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmış.
Araştırmada, eşcinsellikle ilgili görüşleri sorulan kişilere, eşcinsellikle ilgili sahnelerin olduğu görüntüler gösterilmiş. Uzmanlar, katılımcıların penislerinin boyunu ölçen "pletismograf" adını verdikleri bantlarla ereksiyon oranlarını karşılaştırdıklarında, eşcinsel karşıtlarının uyarılma oranları, eşcinsel karşıtı olmayanlardan % 34 oranında daha fazla çıkmış.
Bu arada homofobiklerin bastırılmış gizli birer eşcinsel olduklarını ilk kez Freud öne sürmüş.
Aslında biraz mantıklı düşündüğümüzde bile eşcinsel karşıtlarının gizli birer eşcinsel oldukları konusunda tereddütümüz olmayacaktır. Çünkü bir insan, hiç kimseye bir şey yapmayan ve kendininkine benzemeyen cinsel yönelimden niye rahatsız olsun, niye karşı olsun ki? Homofobikler, insan soyunun geleceği, din, ahlak vesaire bir sürü gerekçe söylüyor ama bu gerekçeleri eşcinsel karşıtlığına dayanak gösterirken, gerçekten ne kadar insan soyunun geleceğini düşünüyorlar, ne kadar eşcinsellerden daha ahlaklılar... Tek gerçek var, o da içselleştirilmiş heteroseksizmin dışında kalma korkusunun yarattığı nefret. Dolayısıyla açık eşcinsellik de, onların gizli eşcinselliklerine ayna tutan korkuya dayalı nefret kaynağı.
Ben niye heteroseksüellik karşıtı değilim? Heteroseksüelliğin tek doğru cinsel yönelim olduğuna inandığımdan değil herhalde. Öyle olsaydı, doğamla, yapımın tek gerçek cinsel yönelimi eşcinselliğimle bu kadar barışık olmazdım. Oysa insan kendisiyle barışık olunca, heteroseksizme rağmen ne içselleştirilmiş homofobisi olan eşcinseller gibi, ne de bastırılmış eşcinselliği olan homofobikler gibi ne eşcinsellikten, ne de heteroseksüellikten nefret ediyor. Yani etmiyor.
Daha önce defalarca altını çizmeme rağmen, bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Bilinçli eşcinseller hiçbir şekilde heteroseksüel ilişki yaşamaz ama heteroseksüellerin eşcinsel ilişki yaşama ihtimali her zaman vardır. Tabi onlar hep bir bahane yaratırlar. Ya alkollüdürler, ya boşlukta olurlar, ya birileri tarafından zorlanmışlardır, ya merak etmişlerdir bu tür ilişkiyi, ya da karşısındakinin ne olduğunu anlayamayıp karambole getirilmişlerdir... "Onlar da bilinçsiz heteroseksüellerdir" dediğinizi duyar gibiyim. Hepsi mi bilinçsiz? Yani heteroseksüellik bilinçsiz bir yönelim mi? Bir avuç bilinçli ve açık eşcinsel bu erkek geçinenlerle, homofobiklerle beraber oluyor çünkü.
Ama heteroseksüel ilişki yaşayan eşcinseller, heteroseksizmin baskısından dolayı yaşamaktadırlar eşcinsel ilişkiyi. Heteroseksist bir dünyada varolmanın tek yolu heterosesküellik olarak dayatılmaktadır. O yüzden eşcinseller eşcinselliklerini gizlemek zorundadırlar. O yüzden heteroseksüel evlilik yapmak zorundadırlar. "Acaba heteroseksüel olabilir miyim?" çabaları, içselleştirilmiş heteroseksizm yüzünden kendilerine küstürüldüklerinden dolay vardır. O yüzden toplumsal cinsiyetle cinsel yönelimleri arasında sıkışıp kalıp, "eşcinsel heteroseksüel" kimliğini yaratmışlardır. Yani görünüşte heteroseksüel ama gerçekte kendisiyle barışmış veya barışamamış, homofobik veya gizli eşcinsel kimliklerdir bunlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder