Gazetelerden birinde yılın televizyon yıldızları anketiyle karşılaştım. Dolduramadım. Çünkü televizyon izlemiyorum bazı diziler dışında. Eskiden televizyon sektörleşmeden önce, üç dalda yılın şarkıcıları, bir de yılın sinema oyuncuları olurdu. Şimdi o kadar çok kategori var ki. Ben de sadece bildiğim kategorilerde oy verdim. Yılın kadın şarkıcısı, şarkısı, klibi, bir de yılın TV ouncularıyla dizisine oy verdim.
Şaşıracaksınız ama, yılın kadın oyuncusuna oyumu ilk kez "Kuzey Güney" dizisiyle tanıdığım Semra Dinçer'e verdim. Çünkü ezik kadın rolünü benim için inanılmaz profesyonellikte oynuyor. Aslında bir kadın oyuncuyu daha beğeniyorum. "Merhamet"teki Hatice'yi oynayan Ayşegül Cengiz Akman. Onu da ilk bu diziyle tanıdım. Zerrin Tekindor'u beğendiğimi de söylemeden geçemeyeceğim.
Erkek oyunculara gelince... "Kayıp Şehir"deki rolüyle Uğur Polat'a bayıldım. İnsan görüntüsünün aksine bu kadar gıcık olabilir mi oynadığı rolle? Mustafa Avkıran'ı da "Yaprak Dökümü"nden beri takip ediyorum. "Merhamet" dizisinden Turgut Tunçalp'le Mustafa Üstündağ da rollerinin hakkını fazlasıyla veriyorlar.
Senaryo ne kadar önemli aslında bir diziyi, filmi izleyebilmek için. Her cümlesi dantel gibi işlenmeli bence. İnsan arada bir okkalı cümle duyunca heyecanlanıyor. Mesela şu anda yazıyı yazarken izlediğim "Merhamet" dizisinde Narin'in babası Narin'e diyor ki, "İstanbul'da kızlarımla burun buruna yaşıyorum ama hiç karşılaşmıyorum". Narin'in cevabı, "Aynı evin içinde karşılaşmadın sen kızlarınla, İstanbul'da mı karşılaşacaksın?"
Pardon unuttum, "Fatmagülün Suçu Ne?"de Murat Daltaban da resmen döktürüyordu beni irrite ederek.
Bunlar bir anda aklıma gelenler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder