4 Temmuz 2026 Cumartesi

Şubat 2026 facebook - Instagram notlarım

 28 Şubat

Bana göre bütün aylar, günler eşit derecede kutsaldır-değerlidir. Çünkü aynı hava, aynı su, aynı toprak, aynı gün ışığı ve eşit derecede nefes alabiliyor, yaşayabiliyoruz... Vicdana gelmek ve mesela açın halinden anlamak için belli ritüellere ihtiyaç var mıdır? Belli ritüelleri yerine getirenler, nefislerini terbiye edip açın halinden anlayıp başkalarını gerçekten düşünüyorlar, çevresini iyileştirebilmek için mücadele ediyorlar mıdır? Öyle değilse de ilahi gücün bizim açlığımıza-aç kalmamıza ihtiyacı var mıdır? 

20 bin lira emekli maaşım var ve yarısını sokak kedilerine harcıyor, kalanıyla da faturalarımı ödüyor ve temel ihtiyaçlarımı karşılıyorum. Kılık-kıyafete, eşyaya para vermiyorum; çöplere çok güzel parçalar atıyorlar, onlarla idare ediyorum. En büyük şansım, kira vermiyor oluşum, kendi barınağımda yaşıyorum; eşyasız! 

Yani nefsimi terbiye etmek için bazı günleri kutsamama ve minumum yaşamak için belli ritüellere ihtiyacım yok; bu ritüelleri yerine getirenler acaba minumum mu yaşıyorlar, yoksa maksimum mu yaşıyorlar, veya ne kadar yardımseverler?

Not: Sözüm meclisten dışarı...

Geçmişten bir gün... 5 yıl olmuş...

27

Yaptığım paylaşımlardaki sözlere ve müziklere bakıp beni buhranlı sanmayın. Çok mutlu, eğlenceli ve hayata pozitif bakan biriyim. 

- Halil yaa sanki seni milyonlarca kişi takip ediyormuş gibii brifing veriyorsun ya, gerçekten çok komiksin...

- Sayfa benim değil mi, istediğimi yaparım, kime ne?

26

Bu benim Nehir kızım. Çok badireler atlattık onunla. Yanımızdaki inşaatın şu dolu asansör boşluğuna düşünce, onu oradan kurtarabilmem bir mucizeydi... #cat

Kafalar ve system değişmediği sürece ben tarhana bulgur yemeye mahkumum. Benim insanca yaşama haklarımın elimden alınmasına ve  açlık sınırının altında yaşamama sebep olan herkese sevgilerimi gönderiyorum... Kabul ediyor musunuz? #bulgur ekonomisi 

Dün #incilipinar böyle güzeldi, yağmurdan sonra, bir akşam vakti, top atılmadan önce, huzur içinde, vicdanların rahat olduğu, gecesine başımızı yastığa tereddütsüz koyabileceğimiz, tertemiz umutlarla sabahına uyanacağımız, bir bahar öncesi, gene Haziran'a doğru sondan kaçıncı yolculuğumuz olduğunu bilmediğimiz, aslolanın hedef değil yolculuğumuzun nasıl geçtiğinin önemli olduğu, merhabalar olsun meridyeniyle paraleliyle üzerinde yaşadığımız cennet coğrafya...

25

İçi sarmısakli ve kuru biberli ev yapımı tarhana çorbası, yanında da yufkanın kalını bezdiren... Bu yağmurlu günde çok güzel gitti... #tarhana #yörüksofrası

23

BENİ ELEŞTİREBİLMEK İÇİN..!?

Eleştiriye elbette kapalıyım. Eleştiriye açık olmak için, 1. Yanlışımın olması gerekir, 2. KARŞIMDAKİNİN art niyetli değil objektif olması gerekir, 3. Boş teneke değil donanımlı-bilgili-kültürlü olması gerekir, 4. Dogmatizme değil bilime inanması gerekir, 5. Bencil değil anlayışlı olması gerekir, 6. Acımasız değil vicdanlı olması gerekir, 7. Egolu değil empatik olması gerekir, 8. İçinde öfke şiddet değil, sevgi ve saygı barındırması gerekir, 9. Kaba değil zarif olması gerekir, 10. Ayrımcı değil eşitlikçi olması gerekir, 11. Yobaz değil aydın olması gerekir, 12. Yıkıcı değil yapıcı olması gereki, gerekir de gerekir... 

Beni ne için eleştireceksiniz ki; size benzemediğim ve kendinize benzetemediğiniz için mi, bağımsız ve içimden geldiği gibi yaşama özgüvenine sahip olduğum için mi, beni çıkarlarınıza kurban edemediğiniz için mi, sizden daha dolu olduğum için mi, sizden daha sevgi dolu olduğum için mi, her şeyi herkesi sevebilme höşgörüsüne sahip olduğum için mi, çok açık net ve dürüst olduğum için mi, çok faydacı olduğum için mi, hayvanları çevreyi doğayı çok sevdiğim için mi, haksızlığa tahammül edemeyip tepki gösterdiğim için mi, abi abla demeyip insan ilişkilerinde kişisine göre mesafeli davrandığım için mi, çok samimi olduğum için mi, hiç yalan söylemediğim için mi, yalaka olmayıp kimseye minnet etmediğim için mi, tek başına ayakta durabilip kimseye muhtaç olmadığım için mi, insanlar yerine hayvanlarla daha huzurlu olduğum için mi, sınıf cins ırk ayırımı yapmadığım için mi, alkola sigaraya vücuduma zarar veren her şeye karşı olduğum için mi, kahvehane-mangal-piknik kültürüm olmadığı için mi vesaire...

Ne için eleştireceksiniz beni..? Evlenmeyip çocuk yapmadığım için mi, cinsel yönelimim eşcinsel olduğu için mi, inancım kimseye benzemediği için mi, doğal gerçeklerim ve varoluş biçimimden utanmayıp minumum yaşama inandığım-görgüsüz olmadığım için mi..? Söyleyin ne için eleştireceksiniz beni? Unutmayın ki, ben zaten vicdanımla yaşayan biri olduğum için kendimi önce kendim eleştiren biriyim. Başkası beni eleştirmek için ya bahane yaratması gerekir, ya iftira atması... Kendi inandığınız doğrular veya bakış açınıza göre beni eleştiremezsiniz. O ancak kendiniz bağlar... 

18

17

16

Bu #ekonomik değil, 2026'daki #ekonomi 

Çöpten bulduğum çürük portakalların çürük taraflarını kestim, sağlam taraflarını dolaba kaldırıp parça parça yiyeceğim. Utanmıyorum; utanacak olan bu ülkeyi yönetemeyenler, yönetemeyenleri alkışlayanlar... N'oldu emekli olduk da; haklarımız para babalarına gidiyor, dürüst olanlar açlık sınırının altında yaşıyor. Utanmıyorum; utanması gerekenler, sanki hiçbir şey yokmuş gibi sessiz kalanlar. 

Her her gün ne pişirebilir ki insan? Malzeme belli. Gen soba üstü bol salçalı kurufasülye, yanında da turşu, soğan, zeytin... Sunum ne ile yenileceğine dair semboliktir... #kurufasülye #yörüksofrası

15

Yazdıklarımı sildim. Havada kalacağına, hiç olmasın daha iyi..  #cat

11

Bugün İncilipınar'da mis gibi bir hava vardı. Artık bahar erken geliyor... #İlkbahar #spring

Bir emekli sofrası... İçine dünden kalan kurufasülyeyi koyduğum bulgur aşı. Yanında da lahana ve salatalık turşusu, artı dün tüketemediğim közlenmiş kuru biber...

Şükürler olsun ki içinde haram yok. Çünkü dürüst bir patronum vardı ve onun sigortaya ödediği helal primlerle emekli oldum... 

Muhafazakar toplumlar geri kalmaya mahkumdur, modern medeni toplumlar ise sosyo ekonomi ve demokrasi olarak ileriye giderler.

En çok tuhafıma giden ne biliyor musunuz; hayatında felsefe-sosyoloji okumamış, matematiğin önemini kavramamış, evrim teorisine falan inanmayan, hayatında ders kitabı dışında sayfa çevirmemiş, bilimi-teknolojiyi cep telefonu ve kredi kartı olarak gören, sanatı falan fuzili bulan-hatta ayıp günah sayan, sporu ayak topundan ibaret sanan vesaire insanların fikir beyan etmeleri, hatta toplulukları yönetmeye çalışması... Bir yere varılabilyor mu bu şekilde; varılıp varılmadığının bile farkında olunmaması ise daha da acısı...

Kitap okuyarak bilgilenen, donanımlanan insanla, okumayan insan bir olmaz. Okuyan insan en azından kendini daha net ifade eder!

Bana aptal muamelesi yapanlara bazen tepki göstermiyorsam, fasafiso insanlarla uğraşmak istemediğimdendir. Seviye düşüremem!

Ben insanları, bana yaptıkları yanlışlarından dolayı affedip affetmeme meselesiyle uğraşmam. Ben bir insanın karakterine notunu verip, ona göre mesafemi oluştururum. Bana yapılan iyilik veya kötülüğü de asla unutmam. Benim bir duruşum vardır, onu bozamam. Tabiki de içime kimseye karşı kin duygusu barındırıp da kendimi mutsuz edecek kadar aptal değilim. Benim insanlara karşı koyduğum mesafe kafamın içinde, gönlümdedir. Elbette kişisine ve durumuna göre bu mesafenin fiziksel yansımaları da kaçınılmaz olacaktır. Ama bütün olanlar ve hiçbir şey benim gerektiğinde nezaketimi-gerektiğinde tam tersi, vicdanımı, duyarlılığımı, insan olmaya dair yapımı değiştiremez. Yeri gelir düşmanıma karşı bile insanlık görevimi yaparım ama bu sadece bir insanlık görevi olduğu için. Bir insanın karakteri bana ters ise, beynimin kapıları o kişiye asla açılmaz. Belki insanlar benim insanlığımı-iyi niyetliliğimi-bana kötülük yapana nezaketimi korumamı falan, döneklik-değişkenlik olarak görebilir ama bir insana notumu verdikten sonra kafamın içindeki kararlarım ve tutumlarım asla değişmez. Bilmem anlatabildim mi? 

10

#sobadakurufasülye #kurubiber #soğan

Belli ki mum ışığında akşam yemeği yiyecekler

Markette mum almışlar çünkü.

Ama kasada erkeğin kartı yetersiz bakiye verdi ve dolayısıyla kız ödedi hesabı.

a) Erkek aşkı için bile muma para vermeyi fuzuli buldu,

b) Oğlanın cebi delik...

c) Oğlan kızdan ayrılmak için bahaneler yaratıyor.

d) Oğlan kızı test ediyor olamaz değil mi?

Bugün artık yağlı beyaz peynir aldım parama kıyıp; 

yağsız peynir yemekten gına geldiği için.

Çıkışta gözüm havuçlara takıldı;

taptaze dalından yeni kopmuş gibiydi.

Bizim hiç havuç ağacımız olmadı!

Nünü bana sabırsız olduğum için tavşan demişti.

Kediyim ama önceki yaşamlarımda tavşanlığı da deneyimlemiş olma ihtimalim yüksek.

Şemsiye altında havuç kemirerek geldim eve sırılsıklam ayaklarla

yağmur şakır şakır olmasa da şıkır şıkırdı.

Bugün ayrıca Kıskanmak dizisi var Türk Dallas'ı; aman kaçırmayayım; 

dizideki bütün karakterler yasak elma yiyip hamile kalma yarışı içindeler!

Artık pantolonumu çıkartırken, sandalyeye oturmadan sıyıramıyorum paçalarımı...

Bazen gidişler bir kurtuluş oluyor çaresizlikten...

Yıllar ne çabuk geçiyor daha dün 36'yken,

Olmuşuz bugün 56...

Bu mahalleye geldiğimde o da belki otuzlarındaydı...

Şimdi ise...

Dilim varmıyor insnaların yaşadıkları acıları dile getirmeye bile...

Belki okurlar yazdıklarımı, kim olduklarını bilmesinler.

Kimlerin veda edişine şahit oldum bu mahalleye geldiğimden beri...

20 sene önce Whatsap bildirim mesajı sinayali bile yoktu!

Şimdi gelen mesajlara bakmak bile gelmiyor artık içimden! 


Hayatta en sevdiğim taraflarımdan biri; insanlara karşı tavırlarım ve laflarımdam hiç pişmanlık duymamaktır. Bakınız ben hep alttan alırım, hep susarım. Ama enayi yerine koyulmaya, bana haksızlık ve gözümün içine baka baka saygısızlık yapılmaya başlandığında, tepkimi koyarım. Bu tepkim de nedendir biliyor musunuz; üzüldüğüm, kıırıldığım, kendimi değersiz hissetmeye başladığımdan falan değil; sadece dur demek için. Yoksa dur deöezseniz, insanlar yanlış yapmaya devam ederler. Bakınız, ben o kadar hassas, o kadar vicdanlı bir insanımdır ki, bitkilerin bile yaşama hakkına saygı duyup bir çiçeği bile kopartamam. Ama bana karşı anlayışsız, kontrolsüz, bencilce davranılmaya başlandığında, karşımdakliler umrumda bile olmaz. Tabiki de iyiniyetliliklerini falan görmezlikten değildir anacım ama insanlar bencilleşmeye ve de bunu başkalarına sirayet ettirmeye başladıklarında, gerekeni söylerim, sırtımı da döner giderim ve zerre rahatsızlık duymam söylediklerimden, yaptıklarımdan. Çünkü ben yanlış bir şey yapmam. Önce insanlar kendilerine bir baksın, kendilerini bir sorgulasın. Önce insnalar ne kadar egosantrik, bundan dolayı da ne kadar bencil olduklarını, sırf egoları için gözlerinin hiçbir şeyi görmediğini bir görsünler. Ben insnaların egolarını o kadar çok görüyorum ki; bu çok rahatsız edici bir şey. Buna rağmen hep susuyorum. Çünkü çocukça bir şeydir ego. Ama sınırlarım aşılınca, sesimi çıkartırım. Herkes egosunu içinde yaşasın. İçinde tutamıyorsa da, o zaman sosyal bir ortamı germeyecek şekilde bir yaşam biçimi benimsesin. İnsanın yarışı kendisiyle olmalı, dolayısıyla da bunun için birilerinin üstüne basmamalı... Bugün egosuyla tatmin olanlar, yarın yapayalnız kalırlar...

8

Eski hallerimi hiç sevmiyorum. Ne kadar çirkinmişim. Kepçe kulaklar, patlıcan bir burun, tombul bir surat, ne bedenim oturmuş yerine, ne de ruhum... Yaşlandıkça kendimi bir başka sevmeye başladım... Bu fotoğraf 22 yaşım olsa gerek...

7

Ben sağlığın en/çok önemli şey olduğunu çoktan keşfettim. Ne yaparsam, ne yaşarsam hep bu doğrultuda yaşıyorum. Para, mal, mülk, kariyer, başarı, statü vesaire... hepsine kocaman birer çarpı koydum. Her gün uyandığımda nefes alabilmek, benim için en muhteşem zenginlik. Bir gün öleceğiz ve uğraştıklarımızın hiçbirinin değeri kalmayacak. Sanatçı değilim ki eser bırakayım, bilim adamı değilim ki icat yapayım... Sıradan bir insanım. Sağlığım dışında da yaşadığım süre boyunca başta hayvanlar olmak üzere ihtiyacı olan her şeye, herkese yardımcı olmak tek işim... Haa, tabi sanatmış, spormuş hobi seviyesinde beden ve ruh sağlığımı korumak için bir şeyler yapıyorum, yapacağım da ama sağlığım dışında hiçbir şey odak noktam değil ve olmayacak da bundna sonra... 

#sobadakurufasülye

SADECE TIRNAKLARIM DEĞİLDİ OJELİ OLAN, RUHUM GÖKKUŞAĞI RENGİYDİ DIŞARIYA AYAN BEYAN YANSIYAN!

Sayın seyirciler, ben eşcinselliğimi daha İlkokul çağımda, hatta daha önce keşfettim. Adını koymam ise ortaokul çağımda oldu. Üstelik bir köyde yaşadığım için, bu farklılığın ne olduğunu bilmeyen bir ortamda, okumayı çok sevdiğim için, okuduğum yazılarda kendimi bularak kim olduğumu öğrendim. Çocuk yaşımda kimseye ben eşcinselim demiyordum ama daha o dönemler bile ben asla evlenmeyeceğim derken, insanlara, çevreme eşcinsel olduğumu haykırıyordum. Bakınız ben sıradan bir birey değilim. Beni öyle baskılarla, şiddetle, vesairelerle kimse kendim olmaktan vazgeçiremez-di. İnatçıyım ama benim ki öyle laf olsun diye kuru kuru bir inatçılık değildir. Kendim olmak konusunda çok kararlıyımdır ve bu konuda ödün vermem, hatta inandığım doğrulara toz bile kondurmam. İnanmayanlar, kendi inndıklarını gitsinler kendi dünyalarında masaya yatırıp tedavi etmeye çalışsınlar. Zaten askerden geldikten sonra da herkese söyledim eşcinsel olduğumu. Kimsenin bir şey söyleme hakkı olmadığı için ve de benim kimseye bir şey söylettirmeyecek kadar deli olduğumu bildikleir için, arkamdan konuşmaktan bir şey yapamadılar tabi, yapamazlar da. Çünkü ben cahilliğe güler geçerim, hayatımı da yapıma uygun dibine kadar çatır çatır yaşarım, o çatırtıyı da herkes duyar zaten. Ben şeffafımdır, duvarlarım camdandır benim; o yüzden gerçeklerimi konuşup konuşup oturmaktan başka bir şey yapamazlar bana. Çünkü bu hayat, benim hayatım. Ve tüm hayatım boyunca da içinde bulunduğum her ortam, tanıştığım herkes eşcinselliğimi bildi, bilmeyenlere de anlattım. Benim sadece tırnaklarım değildi ojeli olan, ruhum du gökkuşağı renklerindeydi dışarıya yansıyan. O yüzden herkes farklılığımın farkında oldu, ben de açık bir dille tasdikledim... 

Bu coğrafyadaki en büyük sarsıntı; insan haklarının, sosyo ekonominin, demokrasinin, eğitimin, vesarenin yeterli olmayışıdır!!!

Akşam yatarken ne yaptınız, sabah kalkınca..? Ben yatarken de okudum, kalkınca da... Çünkü bununla doyuyorum, mutlu oluyorum...

Yıllarca kendimi tanımak, doğa kurallarına uygun şekilde insanca yaşayabilmek adına neler yapılamlı konusunda kafa patlatmışken, daha hayatlarında 2 cümleyi bile düzgün şekilde kuramayan insanların bana akıl fikir vermeye çalışmaları bile, insanda bu sistem asla düzelmez duygusu oluşturduğu için, dünyaya tepki bile göstermiyorum artık...

2000'li yıllarda eşcinsel hakları için bir şeyler yapmaya çalışmak için Denizli'deki eşcinseller olarak toplanıp sorunlrımızı çözmeye çalışıyorduk. Homofobik bir toplumda insan hakları mümkün müdür? Hayır. Çünkü mağdur olanlar bile buna inanmıyorlar ki. Mağdur olanların bile asıl derdi bu değil ki. Mağdur olanlar bile kendileiryle barışık değil ki varoluş mücadelesini sağlıklı-doğru bir şekilde verebilsinler. Türkiye'de eşcinsel hakları mücadelesi, kimlikten çok cinsellikle bağdaştırılmış. Kalıbımı basarım ki, eşcinseller bile, işin içinde cinsellik olmasa, inanın eşcinsel düşmanı olurlar. Öyleler de zaten. Hiçbir eşcinsel, cinsel yönelimiyle barışık değil. Her eşcinsel kendine bir varoluş kimliği seçmiş, bunun altına sığınmış, topluma da bunun üzerinden kendini anlatmaya çalışıyor. Kimsenin derdi, heteroseksizmin tehdit olrarak görüp rahatsız olduğu ve karşı çıktıığı eşcinsellik değil. LGBTİ kılıfı altındaki eşcinseller de heteroseksizmin erkekliğine dokunmak istemiyor; hem korkuyor, hem de o erkeklik gücünden haz duyuyor. Oysa eşcinsellerin doğasına uyguın insanca yaşamaları için, heteroseksizmin erkekliğine dokunmak, o erkekliği sarsmak, hatta o erkekliği hadım etmek gerekiyor ki, bu erkeklik denilen şey, cinsiyetçi bir toplumda, gücü ele geçiren biyorlojik erkekliğe cesaret vermesin artık daha fazla. Bakınız, kim kendini nasıl hissederse hissetsin ama cinsiyetçiliği vareden cinsiyet kimliklerinin arkasına sığınıp da, bunun üzerindne varolmaya çalışmasın. Zaten erkeklik veya kadınlık sistemin icat ettiği bir şey. Biyolojik oarak bir cinse erkek, bir cinse kadın denmiş ama onlara yüklenen roller, edimler, vesaireler tamemen sistematik. Erkeklik böyledir, kadınlık şöyle olmalıdır diye dayatmalar doğa dışıdır. Çünkü doğada ne pembe renk bir cinse aittir, ne de erkekle kadın beraber olmalıdır diye bir kural yoktur, vesaire... Lafı uzatmadan konuyu tamamlamak gerekirse, eşcinsel hakları için biraraya gelirken-toplanırken bile, bırakın hepsinin toplumsal cinsiyetin bir ferdi olmayı içselleştirdiklerini, daha egolarını bile aldıramamaış bireylerden oluşuyorlardı. Hak kazanımları için biraraya bile gelince, herkes midik yarışı içersinde, bir avuç sayı içersinde bile hegemonya kurma derdindeydiler. 

6

56 yaşındayım. Hayatı tecrübe etmiş bir yaşta ve Sosyoloji, Felsefe, Halkla İlişkiler ve daha başka bölümler okuyarak, açıklama yaptığım alanlarda da çok araştırma yapmış biri olarak yaşadıklarımı, gördüklerimi doğru değerlendirebilecek bir donanıma sahibim. Şunu söyleyebilirim ki, yaşadığım coğrafyanın kültürü ileriye dönük değil ve ilerlemek için hiç mesafe kat etmemiş, hatta muhafazakarların iktidarı tam anlamıyla ele geçirmesinden dolayı, demokrasi ve özgürlüklerimizin elimizden teker teker alınması kadar geriye gitmiştir. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, siyasi özgürlük, insan hakları vesaire kalmamıştır. Hayvan haklarına kim inanıyor ki zaten? Daha da kötüsü ne biliyor musunuz; artık insanların yaşadıkları sıkıntılar bile, iktidarı rahatsız ediyorsa, suç olarak görülmektedir. Kendimden örnek vereyim. Yasalarımızda eşcinsellik yazılı olarak suç değildir ama herkesin kafasında kötü bir şeydir ve gözdağı vermek için tanınmış ya da gözönünde olan eşcinseller ya sorgulanıyorlar, ya gözaltına alınıyorlar, ya da tutuklanıyorlar, bir şekilde müdahaleye uğruyorlar. Tek müdahale gerekçesi, "toplumu kin ve düşmanlığa sürüklemek"... İnsan cinsel yöneliminden dolayı toplumu nasıl kin ve düşmanlığa sürükler? Ayrıca eşcinseller bu toplumun bir parçası değil mi? Eşcinseller de doğanın, varoluşun bir parçası değil mi? Neye göre, kime göre kin ve düşmanlığa sebep oluyor eşcinsellik? Eğer insanlar homofobikse, eşcinsellik konusunda doğru bilgiye sahip değillerse, bu konuda doğru bilgiye ulaşması engelleniyorsa, eşcinsellerin kendilerini doğru bir şekilde ifade etmeleri suç sayılıp, kendilerini ifade etmeleri yasaklanıyorsa, o zaman suçu kendinizde arayacaksınız. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi yasaklamak normal mi? Eşitlik, özgürlük, demokrasi niye sadece muhafazakarlığın tekelinde? Senin baskı altında yaşama mutluluğun, benim özgürce-kendimce yaşama hakkımı elimden alması özgürlük mü oluyor, eşitlik-demokrasi mi oluyor? Yasakçılar diyor ki, "eşcinsel olma, heteroseksüel ol!". Yanlış olan eşcinsellik değildir, eşcinsel düşmanlığı-homofobidir! Cahiller bunu kabul etmeyebilir ama gerçek olan budur. Kalemler kırılsa da, doğanın gerçekleri yok edilemez. Dolayısıyla eşcinsellik de canlı tarihinden beri vardır, dünya döndükçe de var olacaktır. Aslında bir cümle yazacaktım ama ön açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Belki de bu uzun ön girişten dolayı yazıyı sonuna kadar okumayacak, size olan mesajı da göremeyeceksiniz. İnsanlar sosyal medyada eften püften şeylere bile okey verip yorum yaparken, konu eşcinsellik oldu mu sessiz kalıyor. Neden; eşcinsel olarak algılanmaktan veya suçlanmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa siz de mi homofobiksiniz? Hani çok insancıl, çok hoşgörülü, çok duyarlı insanlarsınız ya; ama iş icraata gelince Üç maymunu oynuyorsunuz. O yüzden hiç kimseye güvenmiyorum bu konuda. Eşcinsel olduğum için sallandırsalar, en yakınlarım dahil hiç kimsenin, hatta diğer eşcinsellerin bile gıkının çıkmayacağını çok iyi biliyorum. O yüzden ben de sizi, hatta insan türünü, hatta diğer eşcinselleri bile ne kadar sevebilirim ki? Çünkü ben açık bir eşcinselim, bu toplumun gizli-İki yüzlü eşcinsellerinden değilim. Dürüstüm. Evet dürüstlük ötekileştiriyor, hatta öldürüyor ne yazık ki...

Aşk pıtırcığı  sevgi tomurcuğu, canımın içi, şımarık prensesim benim... #cat #kedi


Eşcinsellerin derdi, başkalarını eşcinsel yapmak değildir; çünkü sonradan eşcinsel olunmaz, eşcinsel doğulur. "Eşcinsel düşmanı bir dünyada" kim laf olsun diye eşcinsel olmak ister ki; Nefret edilmek, ayrımcılığa maruz kalmak, hatta hatta öldürülmek için mi? Ama eşcinsel düşmanları, başkalarını da eşcinsel düşmanı yapmaya çalışarak eşcinselleri nefrete hedef gösterir! KİMLER ANLAYABİLDİ BU SÖZLERİMİ? ANLAMAK İSTEDİNİZ VE ANLAMAYA ÇALIŞTINIZ MI? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder