4 Temmuz 2026 Cumartesi

Ocak 2026 facebook - Instagram notlarım


 29 Ocak

#patateslibulgur


28

#slave #köle

Asgari ücret 28 Bin, emekli maaşı 20 Bin, ev kiraları en az 20 Bin, doğal gaz, elektirk, su, telefon faturaları..? Mutfak masrafına para kaldı mı? En son ne zaman yeni bir kıyafet ve ayakkabı aldınız? Hiç seyahat ettiniz mi? Arabanız var mı? Eviniz var mı? Umudunuz var mı? Hayattan beklentileriniz neler? Gerçekten insanca yaşadığınıza inanıyor musunuz? Peki sizi yönetenler niye lüks içinde yaşıyorlar? Gerçekten yıllarca çalışıyorsunuz ve karşılığı sadece karın tokluğu mu olmalıydı? Bazı akıllılar da çıkmış, herkeste para olmasa, cebinde akıllı telefon mu olurdu diyor? İyi, telefonumuz da olmasın, sosyal medyamız da olmasın, dünyadan bihaber yaşayalım da, istedikleri şekilde at oynatsınlar ve TAM KÖLE OLALIM! 

Şekeriniz düşüp halsiz mi kaldınız; dişinizin kesmediğ, boğazınızdan geçmeyen ve yemeyi düşünmediğiniz sert ayvayı rendeleyip uzerine toz şeker ve yoğurt ekleyip karıştırın. Alın size doğal ve pratik bir tatlı... 

27

26

Alınmak, alınan kişinin değer yargısıyla da alakalıdır aslında. Yani alınganlık yapan kişi nezaketli, saygılı, bencil değil, dürüst vesiare ise; karşısındaki kişi ise karaktersizse, alınmaya gerek yoktur aslında. Hassas kişilerin, takoz olarak tabir edilen bu saygısız kişilere karşı yapması gereken ya onlara haddini bildirmektir, ya da onları muhatap almamaktır. Çünkü bu tarz kişiler asla değişmez. Değişecek olsa zaten kırıcı olmazlar.

25

Hayatım boyunca hiç mala mülke, paraya pula tamah etmedim. Çünkü ne kadar az şeye sahip isen, o kadar çok özgürsün. Kaldığım yeri bile kedilere bağışladım. Onlar yaşıyor evde, ben de onlara ayrıca hizmetçilik ediyorum. Ölürken vicdanım rahat ölmek en büyük emelim. Hayat çok kısa. Günler sayılı... 

22

Yeter ki ruhunuz üşümesin! Evrenime milyonlarca teşekkürler; bir ressamın elinden çıkmış tablonun ta kendisi gibi yaşadığım için... İçinde sevgi ve dürüstlük var çünkü... Hayatt gerisi hikaye zaten... 

21


LAİKLİK EŞİTTİR ÖZGÜRLÜK, ÖZGÜRLÜK EŞİTTİR BAŞARI, BAŞARI EŞİTTİR SAYGI, SAYGI EŞİTTİR İNSANCA YAŞAMAK...

Bayrağımızı dalgalandırarak Türkiye'mizin adını uluslararası arenada gururla dalgalandıran, Atatürk'müzün özgürleştirdiği kadınlarımız oluyor her zaman olduğu. Filenin Sultanlarından sonra, teniste de Zeynep Sönmez tarihi başarılara imza atıyor. Türkiye laiktir, ilelebet laik kalacaktır.

19

Gece gece bulgurvyaptım ve yedim... Bu' daha mı geleceğiz dünyaya... #bulgur

17

TINNNN!

Başkalarının benimle ilgili ne düşündüğünün, ne hissettiğinin benim için zerre önemi ve değeri yok. Çünkü benimle ilgili tek gerçek düşünce, bana göre kendi düşüncemdir. Ben kendimden çok emin ve çok memnunum ve kendimi inanılmaz derecede çok seviyorum. Hayatla barışık olmamın ve hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi umursamamamın sebebi de bu! 



13

Bu akşam dünden kalan #kurufasülye nin yanına #bulguraşı yaptım. #bizyörükler

11

Bugün sobada kuru fasülye yaptım. Yanına da marul salatası ama içine koyabileceğim sadece havuç ve soğanım, bir de zeytinim vardı. Yani domatesim falan yoktu. Aklımdan geçirdim olmadığını. Evren bana bunu düşünür düşünmez bir torba domates gönderdi, yanında da salatalık ve limon. Hep böyle olmuyor muydu zaten? 

6

Hayvanları çok seviyorum, bitki örtüsünü çok seviyorum ama hayatımızın çalınmasına sebep olan cahilleri sevmiyorum!

Akılsızlık vicdansızlığa, vicdansızlık da acımasızlığa sebep olur!

Din mi değiştirsem, cinsiyet mi değiştirsem bilemedim gari! Bu yaştan sonra ne iş verirler, ne vize verirler artık...

ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLDU!

Hadi bir konuya açıklık getirelim. Baştan şunu söyleyeyim. Ben akıl ve mantık dışı olan hiçbir şeye inanmam; toplumların kutsalına bile. Ama burada bahsetmek istediğim; toplumların kutsalı veya akıl ve mantığa uymayan inanışlar değil. İnsanların (sözüm meclisten dışarı), cahilliği. Şöyle bir şey var; insanlar eğer bir şey kendi çıkarlarına ters veya kendilerinden değilse-kendilerine benzemiyorsa; hemen onu kötülerler, dışlarlar, ötekileştirirler; en önemlisi de ne biliyor musunuz; bunu-yani o kötülemeyi; tabusallaştrımaları, dokunulmazlaştırmaları, o inançlarını kutsallaştırmaları. O esnada hak hukuk falan onlar için önemli değildir, karşısındakini anlamak önemli değildir; orada önemli olan bencilce kendi doğrularıdır. Aslında bu insanlar, kutsallaştırarak-tabulaştırdıkları inanışlarının da doğrusunu bilmiyorlardır; kulaktan dolma billdiklerini, bu tabularla güçlendirmeye çalışıyorlardır. Cahil insanların bir şeyi kötülemek için tek sığındıkları kavram, günah kavramıdır. Günah diyorlarsa da, bunun tartışılması onların sinirini zıplatır. O yüzdendir tabularının çürütülmeye çalışılmasına öfkelerinin büyüklüğü. Çünkü akıl ve mantık çerçevesinde bile olsa, çıkarlarına ters düştüğü için, kendi yanlışlarını koruyan tabular çürütülürse, haklılıklarını iddia edemeyecekler, yanlışlarını savunamayacaklar, karşı çıktıkları şeyleri kabul etmek zorunda kalacaklar. 

Mesela "kurban kesmek farz-kesinlikle olması gereken bir şey" diyorlar. Oysa kutsal kitaplarda böyle bir şey yok, Hac dışında kurban ritüeli bile yok. Mesela diyelim ki; insanlar etçil olmasaydı; gene de kurban keserler miydi? Gerçekten soruyorum size; et yemeseniz, bir de canlıların yaşama hakkına inansanız, hayvanlara saygı duysanız, gene de kurban anlayışınız olur muydu? O keseceğiniz hayvanın etini yemeseniz veya o hayvanın değeri bir parayı bir fakire verir misiniz?

Mesela eşcinsellik: kutsal kitaplarda eşcinsellerin lanetlendiği değil, orada zorla ilişkinin yanlış olduğu anlatılıyor. Ama siz homofobinize-eşcinsel karşıtlığınıza maşallah kutsallaştırılmış şeyler üzerinden çok güzle kılıf uyduruyorsunuz. Aslında biraz empati kurabilseniz, biraz kendiniz dışındaki şeyleri de anlama yetiniz olsa, kendiniz kendinizi nasıl gerçekleştiriyorsanız; başkalarının da kendilerini kendince gerçekleştirdiğini anlarsınız, en azından anlamaya çalışırsınız. Eğer anlamak yerine bağırıp çağırıyorsanız; bu sizin hiçbir şekilde anlamak istemediğinizi gösterir.

Keşke bir de insanların okuma alışkanlığı olsaydı da, keşke kutsallaştırılan şeylerin Arap alfabesiyle çok güzel gizlendiğini görebilselerdi.

Bir kadına kutsal kitap ile ilgili sorular soruyorlar; kadın hepsini şakır şakır biliyor. Kadının açıklaması şu; okudum ve bana mantıklı gelmedim, inançsızlaştım!

Geçenlerde 2 arakadş tesvirin doğru olmayabileceğini konuşuyorlar. Ben de dedim ki, kutsal kitapların doğruluğunun kanıtı ne; hemen kızdılar; "orayı karıştırma" diye. Ama sizler benim eşcinselliğimi yargılamasını çok iyi biliyorsunuz; sizin haddinize mi? Günahsa da benim günahım, sevapsa da benim sevabım; size giren çıkan ne; herkes kendi işine baksın öyleyse!  

İnsanlarda okuma, öğrenme, bilgilenme alışkanlığı yok; dolayısıyla kolaya kaçıyorlar; kolaya kaçmaları da cahilliğe sebep oluyor; cahilliklerini gidermek zor geldiği için de kulaktan dolma bilgilere inanıyorlar. Bunların çürütülmesiyse, onların o kurdukları hayal dünyasının yıkılmasına sebep olacağı için, bunu hayat memat meselesine dönüştürüyorlar. Sıkıştılar mı, "benim kutsalıma nasıl laf söylersin?" diye arkalarına dokunulmaz bir güç alıyorlar... Eğer senin kutsalın % 100 doğruysa, akademik dilde tartışalım! 

3

Bugünkü menümüz yoğurtla servis ettiğimiz yumurtalı kabak kavurması... #yumurtalıkabak

2

NEDEN AÇIK EŞCİNSELİM; NEDEN KENDİMİ BİLDİM BİLELİ DOLABIN DIŞINDAYIM?  

Facebook geçmişte paylaştığım bir gönderiyi karşıma çıkardı, ben de tekrar paylaşıyorum 1-2 cümle söyleyerek. Toplum kendine benzemeyenleri ötekileştirdiği için, mesela genel olarak eşcinseller de "ben eşcinselim" bile diyemezler, mesela eşcinsel erkekler heteroseksüel-karşı cinsten hoşlanan rolüne bürünür, hatta sırtında bir kambur gibi ve de karşı cinsin hayatını zehir etme pahasına eşcinselliğini gizler, evlilik yapar vesaire veya heteroseksüel beraberlik veya evlilik konusunda dirense bile eşcinselliğini gizlerler. Çünkü açık eşcinsel olmaya ne cesaretleri vardır, ne de kendileri bile eşcinselliğin doğanın bir parçası olduğu gerçeğini kabul edemezler. Toplum ne kadar hmofobik-eşcinsel düşmanıysa, kendileri de bir eşcinsel olarak cinsel yönelimleriyle-eşcinsel yapılarıyla barışamaz, barışsalar bile içsellşetirimiş homofobinin bir göstergesi olarak doğal kimliklerinin arkasında duramazlar. O yüzden açık eşcinseller, gizli eşcinselleri de çok rahatsız eder. Toplum da aynı kafadandır; bir insanın eşcinselse de bunu gözümüzün içine sokma hakkı yoktur. Onlara göre tek kutsal yönelim heteroseksüelliktir; o yüzden heteroseksüel-karşıcinsel evlilikler davulla zurnayla kutsanır adeta. Biz eşcinseller heteroseksüel anlayışa göre yanlışızdır; çünkü onlara göre günahtır, ahlaksızlıktır, s@pıklıktır, hastalıktır eşcinsellik.  Toplumu bozacağı düşünüldüğü için de suçtur onların gözünde. Şu anda güçleri antidemokratik bir toplumda eşcinselleri yok etme seviyesinde değilse de, en azından şiddetle, baskıyla, aşağılama ve dışlamayla eşcinseller mümkün mertebede engellenmelidir. Bakınız, benim açık eşcinsel olmaya, eşcinselliğimi saklamamaya ihtiyacım yok. Çünkü ben kendimle barışık, hatta eşcinsel doğduğum için kendimle gurur duyan birisi olduğum için, toplumun dışlaması da hiç umrumda olamaz. Açık eşcinsel olarak sözlü veya fiziksel saldırıya uğramıyor muyum, eşcinsel olduğum için ötekileştirilmiyor muyum; evet ama insanın kendi olması kadar gurur verici bir şey olamaz. Dürüstlük benim varoluş sebeplerimden biridir. En azından kendime olan dürüstlüğüm... Elbette sadece kendimle barışık olduğum için değil açık eşcinsel olmamın sebebi; korkak eşcinsellere cesaret vermek, homofobik topluma da "size ne demek" için de. Bu konuda bana diş geçirebilecek olan varsa, buyursunlar meydan herkesin! 

Yakın zamandan, birkaç yıl öncesinden bir fotoğraf... Konu başlığı Sanchez; HierApolis'te...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder