24 Haziran 2026 Çarşamba

22-30 haziran 2023 tarihli facebook notlarım

Bugün 24 Haziran 2026. Bloğuma yazı yazmaya ara vereli tam 3 sene olmuş. Facebook'ta paylaştığım notları bloğum aktarmaya başladım. 3 yıl önce, yani 2023 Haziran'ında, 29 haziran 2023'te eşcinsel hakları mücadele ruhum hala çok diriymiş ki, Onur Ayında bu ruhu yaşatmak için İncilipınar Parkında gökkuşağı bayrağımı açmışım. Blog yazılarıma başlamak, en azında facebook'tan aktarmaya bu şekilde başlamak da tesadüften daha başka anlam taşıyor benim için... Biraz daha toparlanmam gerekitğine dair bir mesaj olarak alıyorum bu tesadüfi durumu... 

30 haziran 2023

Canımı kasıtlı şekilde acıtmaya çalışanlara asla kin duymam ama bana yapılanları asla unutmam, yazarım bir kenara!

Kibirli insanlar içlerinde şiddet potansiyeli taşırlar!

KİBİR DEDİKLERİ ŞEY!

Kibir, en fazla/hatta sadece kişinin kendine zarar veren bir aşağılık kompleksidir!

Kibirle kendinizi farklı konumlandıracağınıza insanlarla eşit seviyede kalın ki, nefret yerine sevgi oluşsun!

Kibirli insanlar hazımsız olurlar, dolayısıyla nefret saçarlar ve çok samimiyetsizdirler!

Kibirli insanlar ağızları boş laf yapan, içi kof insanlardır!

Kibirli insanların küstahlıklarını asla çekmeyin, aynı anda kesin iplerini ki bir daha yaklaşamasınlar size! 

Kibirli insanlar zamanınızdan ve ruh sağlığınızdan çalan birer virüstürler!

Kibirli insanlar dürüst insanlardan uzak dururlar. Çünkü gerçeklerin yüzlerine vurulacağından korkarlar. O yüzden yalakaları tercih ederler, kendileri de yalakadır zaten!

Kibirli insanlar ağızları kulaklarında, içleri nefret kaynayan ikiyüzlülerdir!

Kibirli insanların egoları çok güçlüdür ve fırsatı ele geçirirlerse, hiç acımadan ezer geçerler.

Kibirli insanlar çıkarları doğrultusunda hareket eden birer dönektirler!

Kibirli insanlar kendileriyle çok övünür, etrafındakileri de sürekli aşağılarlar!

Kibirli insanlar içlerinde şiddet potansiyeli taşırlar! 

***

Kibirli insanlar kendileriyle çok övünür, etrafındakileri de sürekli aşağılarlar!

Kibirli insanlar çıkarları doğrultusunda hareket eden birer dönektirler!

Kibirli insanların egoları çok güçlüdür ve fırsatı ele geçirirlerse, hiç acımadan ezer geçerler.

Kibirli insanlar ağızları kulaklarında, içleri nefret kaynayan ikiyüzlülerdir!

Kibirli insanlar dürüst insanlardan uzak dururlar. Çünkü gerçeklerin yüzlerine vurulacağından korkarlar. O yüzden yalakaları tercih ederler, kendileri de yalakadır zaten!

Kibirli insanlar zamanınızdan ve ruh sağlığınızdan çalan birer virüstürler!

Kibirli insanların küstahlıklarını asla çekmeyin, aynı anda kesin iplerini ki bir daha yaklaşamasınlar size!

Kibirli insanlar ağızları boş laf yapan, içi kof insanlardır!

Kibirli insanlar hazımsız olurlar, dolayısıyla nefret saçarlar ve çok samimiyetsizdirler!

Kibirle kendinizi farklı konumlandıracağınıza insanlarla eşit seviyede kalın ki, nefret yerine sevgi oluşsun!

Kibir, en fazla/hatta sadece kişinin kendine zarar veren bir aşağılık kompleksidir!

***

29 haziran 2023

Eşcinselim, kime ne?

Benim hayvanseverlik anlayışım orda kalan kedileri kurtarmak ve sokağa adapte edebilmek şeklinde... Penceredeki 2 yavru 1,5 aylıkken sokaktan alıp büyüme aşamasında olanlar, dışarıdakiler ise küçüklükten itibaren büyüttüğüm ama şu anda sokakta ve evin etrafında yaşayanlar... Onlar hayatı öğrendikten sonra zaten kapalı ortamda yaşamak istemiyorlar....

28 Haziran 2023

Ben kendimi hayvanlara bu kadar adamışken, "Kurban bayramın kutlu olsun" denmesini saygısızlık olarak görüyorum.

İnsan olmayı, hayvanları sevmeyi ve onların yaşama hakkına saygı duymayı öğrendiğimizde öğrenebiliriz ancak.

Bilgi ve iletişim çağında doğanın dengesini bozacak her türlü ritüelin kutlama olarak kabul edilmesini reddediyorum!

27 Haziran 2023

Kurban ritüeline şahit olmamak için o günlük ölmeyi çok isterdim!

Smokin bebek kardeşleri ve diğer yaşıtı yavrulara göre gelişimi daha yavaştı ve biraz umutsuz bir vaka gibi görünüyordu ama yaşama azmini görseydiniz, hiç de öyle olmadığını anlardınız. Diğerleri süt emerken o mama yemeye de başlamış ve elleriyle mamaların üzerine kapatarak kimseye vermek istemiyordu. Tabiki de bütün kedileri çok seviyorum ama onda sanki kendimi görüyorum. Ben de kimsenin tahmin edemeyeceği kadar fiziksel olarak güçsüz biriydim ve hala da öyleyim. Fiziksel anlamda mücadele ederken insanlar ne kadar emek sarfettiğimi ve yorulduğumu anlayamıyorlar... Adını Siber koydum bu bebeğin... En tatlı tarafı göbeği ve öpücüklere boğunca o kadar mutlu oluyor ki aşk bebeğim!

54 yaşında bir erkek olarak pozlarım insanlara tuhaf geliyorsa, bu, hayatın renklerinden bihaber, farklılıklara karşı toleranssız, anlayışsız ve hoşgörüsüz olunduğunu, toplumsal cinsiyetin esiri olunduğunu gösterir. Benimki sosyal medya üzerinden bir çeşit performans sanatı aslında...

Şunu farkettim ki, ben, beni tanıyan insanlara varoluşum ve duruşumla da layık olmaya çalışıyorum. Evet zaman zaman öfkelerim oluyor ve tepkiselleşiyorum ama bu da iyi niyetin suistimal edilmesi ve haksızlıklar adına da bir duruş değil midir?

Komşumun "Sensiz boğazımdan geçmiyor" diye yalan söyleyerek bana verdiği çürük kayısıları reçele dönüştürmek; insanların yanlışlarını yüzüne vurmayarak nezaketime değer katmak daha akıllıca ve insanca değil mi sizce de? 

Açık Öğretim bürosunda bir çalışan, 15 bölüm bitiren bile var demişti bir keresinde ama ne derece doğru bilmiyorum. Bir insanın ömrüne ve sabrına o kadar bölüm sığar mı onu da bilmiyorum. Benim açık öğretime başladığım dönemlerde eğer sosyoloji veya Felsefe olsaydı, Halkla İlişkiler ve İşletme bölümlerini kesinlikle okumazdım. Hatta bir ara açık öğretimde tam başlamak üzereyken psikologların itirazı üzerine kaldırılan Psikoloji en başta olsaydı, sadece o bölümü okur ve o bölüm üzerine yüksek lisans bile yapabilirdim. 

26 Haziran 2023

Cahilliğin getirdiği homofobi, son yıllarda muhafazakar sistemden nemalanmak adına eşcinsellere akbabalar gibi saldırıyor.

YAŞASAYDI, ŞU ANDA 60 YAŞINDA OLACAKTI.

Benim gibi 70'lerde doğup da 80'lerde ergenliğini yaşayanlar için George Michael bir ilah, aşık olduğumuz bir numaralı pop yıldızıydı. Tamam Michael Jackson'u en çok seviyorduk ama aşkımız George Michael'aydı. Ne tesadüftür diyemeyeceğim, ne kadar büyük pop yıldızı varsa, hepsinin eşcinsel olması, sanat ile eşcinselliğin ayrılmaz bir bütün olduğunun göstergesi..

Yavuz Bingöl'ün konserine sadece 8 kişi gelince konser iptal edilmiş. Sanatçılar yandaş olunca, elbette muhafazakar yandaşlıktan bahsediyorum, yoksa sosyalist yandaşlık alkışlanır çünkü, çünkü bir tarafta eşitlik özgürlük, bir tarafta adaletsizlik mevcut, çıkarcılık mevcut, işte sanatçılar muhafazakar yandaş olunca birden çaptan düşüyorlar ve geçmişteki değerlerini bir anda sıfırlıyorlar. Örnek mi; Orhan Gencebay, Hülya Koçyiğit, Zerrin Özer başta olmak üzere, ikinci sınıf yandaş sanatçıları saymıyorum bile. Bu tür sanatçılar geçmişte çok büyük saygı görürlerken, şimdilerde çırpınıyorlar ve bir de dalga geçiyor gibi "Yani ben muhafazakar olamaz mıyım, muhafazakar sistemi sevemez, alkışlayamaz mıyım?" diyorlar. Bir de muhafazakar sistem ülkeye çağ atlattı demiyorlar mı? Bakınız, siz de biliyorsunuz yandaşlığınızın sebebinin çıkarcılık adına olduğunu, bütün herkes de. Eleştirilere de bozulmayın, daha sevinin, "Aaa, benim insanlarım o kadar da kör değillermiş" diye. Ama siz istiyorsanız tepkilere şaşırmaya ve kendinizi kandırmaya devam edin...

25 Haziran 2023

Beşinci üniversitemi de bitirdim. Okuyup da ne olacaksın diyenler okumayıp da ne kazandılar bilmiyorum ama ben en azından bilgi kazandım. Amacım zaten hiçbir zaman ne bir maddi bir beklenti ne de bir diploma idi; diploma okuduğunun bir kanıtı sadece. İlerleyememiş toplumlarda ister filozof ol, ister sosyolog; etiketin-bröven olmayınca kaale alınmazsın çünkü. Okuduğum son bölüm olan fotoğrafçılık daha önce de belirttiğim gibi çalışmak zorunda olduğum ve başka bir şehire gitme imkanım olmadığı için örgün olarak kazanıp da okuyamadığımdan içimde uhde olan ve de hayatta en keyif alarak yaptığım işin teknik bir eğitimiydi. Üzerimden bir yük kalktı diyebilirim. Tüm okuduğum bölümler 26 yıla tekabül ediyor. Bazı bölümleri birer dersten birer yıl uzatmalarımı da sayarsak 54 yıllık hayatımın 30 yılı resmi olarak eğitimle geçmiş. Tabi bunlara bir de kurs mahiyetinde dans, resim, yabancı dil, bilgisayar, müzik, spor, vesaire eğitimlerini de eklersek, hayatımın her dönemi eğitimle geçti diyebilirim.

Her şey için, özellikle beni Halil olarak yarattığın için teşekkürler hayat. Halil olmasaydim, bu kadar kendisiyle ve hayatla barışık biri olamayabilirdim...

23 Haziran 2023

SAĞLIK SİSTEMİ BU; BİZ HASTALAR DOKTORLARIN KAPRİSLEİRNİ NİYE ÇEKMEK ZORUNAYIZ? BİZ OLMASAK DOKTORLARIN ORADA NE İŞİ VAR?

İnsanın kendisine direkt ayrımcılık yapılmasa bile, eğer yanlış, mantıksız bir davranış varsa, bunu ayrımcılık olarak algılayabilir. Sağlık sisteminden bahsedeceğim. Genellemiyorum, başıma geleni anlatacağım. Ben sağlığımı ihmal etmesem de asla hastalık hastası olmadığım için lüzumsuz şekilde ne doktora giderim ne de ilaç kullanırım. Belki doktorlar da hastalık hastası olan ve sürekli ilaç yazdıran hastalardan dolayı herkesi öyle zannedebilir ama bir doktor olarak senin önünde-bilgisayar ekranında hastanın yılda kaç defa doktora gittiğine dair istatistikler mevcut. Olaya geçeyim. Benim boğaz sürekli iltihaplandığı için, en çok bu konuda giderim sağlık ocağına. 17 yıldır da aynı sağlık ocağına gidiyorum ve aile doktorum aynı. Kullandığım ilaçlar da ya antibiyotik, ya ağrı kesici ya da soğuk algınlığı haplarından. Bu sefer gittiğimde de artık ağız burun gargarası ve ağrı kesici yazdırmadım. Çünkü evde birikmiş şekilde var. Benim derdime çare antibiyotik, onu da doktor yazmıyor. Niye? Boğaz iltihabım antibiyotik kullanmadan geçmiyor. Ben keyfime kullanmıyorum ki. Yazmadı. Kulaklarım ağrıdığı için kulak damlası istedim. Çünkü 2 yıl önce başladı benim kulak ağrılarım ve kulağımda pıtır pıtır sesler. Doktor bana sanki inanmıyormuş veya birilerine ilaç yazdırıyormuşum gibi, önceki kullandığım damlaların isimlerini istedi. Nasıl hatırlayabilirim ki? Eczaneye sor dedi. Eczane kayıtlarında sadece 1 yıl öncesi var. Döndüm eve. 2 gün sonra kulaklarımın ağrısı ve sesler devam edince, hafta sonu olmadan bari hastaneye gideyim, ilaçları orada yazdırayım dedim. Semt polikliniğinde bu hafta Kulak Burun Boğaz doktoru ve muayenesi yokmuş. Sonra eski damlaların kutularından isimlerini bulup, 2 gün önce isimlerini hatırlayamadığım için bana ilacı yazmayan doktorun bulunduğu sağlık ocağına gittim ve yazdırdım. Size bir şey söyleyeyim mi? Doktorların hastaya karşı tavrı ne biliyor musunuz? Bakınız ben özel ilgi, saygı, vesaire hiçbir şey istemiyorum. Bana şu duyguyu yaşatmasınlar. "Yaa niye geldin ki doktora? Seni de içimden hiç muayene etmek gelmiyor". Zaten etmiyorlar da. Uzaktan şikayetini dinleyip ilacı yazıyorlar. Onu da zorla. Ben bir ilaç yazdırmak için niye iki kere gitmek zorundayım doktora? Kulak rahatsızlığıma yazılacak ilaç için, illa ki benim önceki kullandığım ilacın olması gerekmiyor ki. Aynı kimyasal maddeye sahip bir çok markada ilaç vardır sonuçta. Ve ben de hastayım ki gelmişim doktora. Siz olsanız ne anlarsınız bu yaşananlardan? Ben AYRIMCILIK anlıyorum!

22 haziran 2023

Şu anki sistemi övenler, insan çıkar için bile bu kadar gerçek dışı olamaz...

Pardon, ülkeye 50 yıl yetecek doğal gaz ve üretilen yerli otomobillere ne oldu? Gören, duyan, bilen var mı? Yoksa bunlar da mı yalandı? Zaten kimsenin umrunda değil ki yalan, dolan? Seçim kazanıldı, zafer kutlamaları yapıldı, sonra gene açlık sınırının altına dönüldü, isyanlar da başladı... Suçlu mu; dış güçler ve muhalefet, bir de aileyi bitirecek olan LGBT'ler!

Hayatta hiç sevmediğim şey insanların trip yapmasıdır. Akıl sağlığınız yerindeyse ve konusma yetiniz varsa, havalara girmek ve sorun yaratmak niye? İşiniz düşünce konuşmak, istediğiniz olmayınca falan kibirlenmek bana çocukça geliyor. Bi' kendinize gelin yaa. 3 günlük dünyada kimse sizi çekmek zorunda değil.

1 ABD Doları eşittir

24,70 Türk Lirası

Ne tuhaf değil mi; 22 senedir Türkiye'de ekonomi ve demokrasi her geçen gün daha kötüye gidiyor ve buna rağmen iktidar ve seçmen bu kötü gidişatta ısrar ediyor. Burada bir yönetememe ve yanlış seçme durumu söz konusu ve bunun görmezlikten gelinmesi, bu kötü gidişatın artık kanıksanması ve normal olarak algılanmasıyla alakalı olsa gerek.

Seçimlerin tutuğun parti yarışı değil de kendi kendini eşit, özgür ve sağlıklı bir şekilde yönetebilme olduğunu bilseydi keşke insanlar. İnsanlar bilmiyor kötü gidişatın sebebinin yanlış yönetimler ve yanlış seçimler olduğunu. İnsanlar bilmiyor ki dövizin yükselmesinin ve dolayısıyla yaşam koşularının ekonomik olarak kötü olmasının sebebinin yönetenler olduğunu. İnsanların kötü yönetime boyun eğişinin sebebinin cahillikten başka bir açıklaması olamaz. Ama insanlar cahil olduklarını da bilmiyor. Çünkü cahil olmayan bir insan boyun eğmek yerine sorgular. Yöneticiler kendisinin 10-15 katı maaş alırken ve de başa geçmeden önce sıfırken, sonrasında trilyoner olurken; insan kendisinin açlık sınırının altında yaşamasına şükür diyorsa, yaşasın kral diyorsa; bu gerçekten sağlıklı bir durum değil. Siyaset iktidar olup cebini doldurmak yeri değil, tam tersi toplumun refah durumu yükseltmek için talip olunan bir yer. Niye hayır diyemiyorsunuz ki, niye itiraz edemiyorsunuz ki? Korkunuz ne? Dünyanın bir çok ülkesi çok kısa sürelerde refah düzeyi yüksek toplumlara dönüşürken, insanın barınma yani ev ve beslenme güvencesinin bile olmamasının ve buna eyvallah demesinin akıl ve mantıkla hiç alakası yok. Tabi onlara sorsan bizi kıskanıyorlardır, bütün dünya bizi kıskanıyordur. İktidarların en büyük afyonu din elden gidiyor, vatan elden gidiyor, aile ve ahlak elden gidiyor yaygarasıdır. Oysa insanlar sağlıklı beslenemedikleri için beden ve kafa sağlığı bile olmayan bireylere dönüşmüşler. Nasıl sağlıklı beslenebiliriz diye düşünmemiz gerekirken, bari ekmek pahalanmasa diye dua ediyoruz. Aslında istenilen durum tam da bu; daha kötüsü olacak diye insanlar hallerine şükrettiriliyorlar. İnsanlar kötü yaşama alıştılıyorlar ve yavaş yavaş her geçen gün bile isteye kötüye götürülüyorlar. Çünkü insanlar iyi yaşarlarsa, itiraz ederler. Dolayısıyla insanlar daha iyi yaşama umudu ve daha kötüsü olmasın diye şükrettirilerek ömürlerini tüketip gidiyorlar. Bazıları saraylarda yaşarken, bazıları barakalarda yaşamıyor bile, sadece ömürlerini tüketiyorlar. Oysa her insan kendisine yetebilecek kadar üretiyor ama onlar sadece birer köle muamelesi görüyor, yöneticiler de günlerini gün ediyor. İnsanlar o kadar cahiller ki, destekledikleri sistemin kendilerini zerre kadar bile düşünmediğini, kendilerine birer köle gözüyle baktığını göremiyor. İnsanlar ömürlerini kirada geçiriyor ya da ev taksidi ödeyerek. Sonra bir bakmışsın, yemek yiyecek diş kalmamış ağızlarında, yürüyemiyorlar bile. Ama gene de yaşasın kral demekten vazgeçmiyorlar. 

1 ABD Doları eşittir

24,70 Türk Lirası

Ne tuhaf değil mi; 22 senedir Türkiye'de ekonomi ve demokrasi her geçen gün daha kötüye gidiyor ve buna rağmen iktidar ve seçmen bu kötü gidişatta ısrar ediyor. Burada bir yönetememe ve yanlış seçme durumu söz konusu ve bunun görmezlikten gelinmesi, bu kötü gidişatın artık kanıksanması ve normal olarak algılanmasıyla alakalı olsa gerek.

Hayatta hiç sevmediğim şey insanların trip yapmasıdır. Akıl sağlığınız yerindeyse ve konusma yetiniz varsa, havalara girmek ve sorun yaratmak niye? İşiniz düşünce konuşmak, istediğiniz olmayınca falan kibirlenmek bana çocukça geliyor. Bi' kendinize gelin yaa. 3 günlük dünyada kimse sizi çekmek zorunda değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder