25 Eylül 2022 Pazar

BU HAYATTAKİ EN BÜYÜK ERDEM MİNUMUM YAŞAMAKTIR!

EĞER BUNU YAPAMIYORSANIZ, SUSUN!

Minimum yaşamın öneminden bahsederken, bunu kendi yaşam pratiğimle örneklendirmemin amacı, ermiş muamelesi görmek, bununla övünmek falan değil-çünkü ben zaten böyle saçmalıklara inanmam, benim derdim duyarlılık; bu konuda belki birilerini de cesaretlendirebilirim diye. Aslında Perşembe akşamı çok tenis oynayıp yorulduğumdan hafta sonunu dinlenerek geçirmeyi düşündüğüm halde, gene de korta gidip biraz oynuyorum. Bu akşam tenisten dönerken 1 kilo kadar yol kenarına bırakılmış balık buldum. Evdeki ve sokağımızdaki kediler bayram etsin diye düşündüm ama biliyordum ki yolda karşılaşacağım kedilere dağıtacağım ve eve bir şey kalmayacak. Eve gelinceye kadar 15 kadar kediye 2'şer, 3'er balık verdim ve karşılaştığım son kedilere de yetti. 

Ben ekmek ağırlıklı besleniyorum. Çünkü şu koşullarda başka türlüsü çok da mümkün değil. 15 senedir bayat ekmek yiyiyorum. Fırınlarda bayat ekmekler yarı fiyatına satılıyor çünkü. İşçi emeklisiyim ama gene de kendimi sıkmak yerine daha rahat yaşayabilirim ama bunu yaparsam o zaman kedilere mama alamam. Ben, açlıkla mücadele edilen bir dünyada, kazançları alın terleri ve helal de olsa bazılarının müsrif yaşamalarını duyarsızlık olduğu için reddediyorum. Hayvanlar açlıktan ölürken ve bazıları çok çalışsa da sistemin vicdansızlığı ve acımasızlığı yüzünden oluşan dengesizlik yüzünden açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, bazılarının tatil yaparak veya eğlence mekanlarında, lüks restoranlarda, vesaire yerlerde fakirlerin bir kaç ayda harcayacağı parayı bir gecede harcamalarını falan, çok özür dilerim ama insanlık dışı buluyorum. Evet ben tatil yapıp bir lahmacuna 200 lira falan vermedim, zaten açlıktan gebersem de vermem ayı mesele de, ama kimsenin hakkını yemediğim gibi, kimsenin bende göz hakkı oluşmasına sebep olacak bir görgüsüzlük de yapmadığıma inanıyorum. O yüzden görgüsüz yaşamların sözde duyarlılıkları ve yardımseverlikleri, sadece gösterişten ibaret. Amaçları insanları yardıma teşvik etmek olsa amenna ama öyle olmadığı gün be gün ortada. 

Bu arada araba kaportasından itfaiye yardımıyla kurtardığımız 2 aylık sokak kedisi eve alıştı ve bağırmıyor artık. Şu anda karnını doyurdu ve mutluluktan yalanarak temizlenme seansında. Büyünce fotosunu paylaşırım... "Bir yaşam"ı olanaklı kılmak kadar mutluluk verici bir şey olabilir mi? Bunu ben elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum ama biliyorum ki benden çok daha fedakar, kendilerini hayvanlar için daha zor duruma sokan insanlar var. Evren onlara, ne dilerlerse versin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder