30 Eylül 2022 Cuma

21 - 23 Eylül 2022 facebook notlarım

 21 Eylül

İran'da halk mollalara karşı ayaklandı ve kadınlar türbanlarını sokak ortasında ateşe veriyor. Fitili ateşleyen, saçı gözüküyor diye bir kadının İran polisi tarafından öldürülmesi. Umarım kadınlarımız bu olaylardan ders çıkarır, türbanın bir özgürlük değil, erkek egemen sistemin bir dayatması olduğunu anlarlar, saçlarını özgür bırakırlar.

Gerçekten ben bir kadın olarak saçlarımı niye örteyim, bir eşcinsel olarak niye heteroseksüel gibi yaşayayım, cinselliğimi özgürce yaşamak varken niye bir kişiyle ömür geçireyim. Herkesin manevi inancı kendine; bana ne ki bunlardan? Benim bir tane hayatım var ve içimden geldiği giib, kafama göre yaşarım; itirazı olan varsa...

Diğer branşları bilmiyorum ama takip ettiğim iki spor branşı voleybol ve teniste hız olarak kadınlar ile erkekler arasında uçurum fark yok. Teniste erkeklerde en hızlı servis rekoru 263,4 km/saat ile Sam Groth'a ait ve güçlü servis atanlar arasında en çok Grand Slam şampiyonlarından Djkovich ve Nadal ilk 60'ta yoklar, 60'tan sonra da kaçıncı sıradalar bilmiyorum, sadece Federer 30. sırada. Kadınlarda ise Sabine Lisicki 210,8 km/saat ilk sırada, 2. sırada 207,6 km/sa ile Venus Williams, 3. sırada ise 207,0 km/sa ile Serena Williams var. Listedeki diğer isimler de ünlü değil. Bu da şunu gösteriyor; Venüs ve Serena'yı istisna tutarsak, çünkü onlar fiziksel güçlerini avantaja çevirebilmişler, başarı için sadece fiziksel güç yetmiyor. Voleybolda ise erkeklerde kaydedilen hız rekoru 2021'de kırılan 135,6 km Wilfredo Leon'a ait, kadınlarda ise 1. sırada 112.7 km. ile Egonu, 2. sırada ise 110.3 km. ile Boskovic var. Türk kadın voleybolcularının da saatteki smaç hızları 100 km. nin üzerinde.

1980 doğumlu olan Venüs Williams; 5'i Wimbledon olmak üzere toplam 7 Grand Slam kazanarak tüm zamanların kare as tenisçilerinden biri olarak gösterilmektedir. Çünkü en önemli turnuva Wimbledon olarak bilinmekte, tenisin olimpiyatı sayılmaktadır. Wimbledon'ı diğer kazananlar; Navratilova, Steffi Graf ve Serena Williams'tır. Ayrıca Venüs Williams çok alt sıradan(23 numara) şampiyonaya katılıp da Wimledon'da şampiyon olan tek tenisçi, Navratilova'dan sonra da 37 yaşında final oynayan en yaşlı 2. tenisçidir. Eğer Venüs ile Serena kardeş olmasalardı, Grand Slam şampiyonlukları farklı olabilirdi. Çünkü Venüs ve Serena onlarca kez karşı karşıya geldiler ve finalin adı yıllarca ikisi oldu... 2017 yılına kadar 28 kez karşılaşıp, 9 kez final oynamışlar.

Ben teniste eskisi gibi-Navratilova, Steffi Graf, Williamsa kardeşler, Federer, Djokovic, Nadal gibi istikrarlı starların çıkmamasını; eskiden spora yeteneği olan kabiliyetlerin çok azının yeterli imkanlara sahip olup rakipsiz olmasına, günümüzde ise yetenekli olan bir çok sporcunun yeterli imkanlara sahip olup rakipsiz olmamalarına, yani rakiplerinin çok olup birbirlerini elemesine bağlıyorum. O yüzden 20 Grand Slam şampiyonluğu kazanan yıldız tenisçiler beklemeyin artık bundan sonra.

22

BU DA, EŞCİNSELLİĞİNİ TİCARETE DÖNÜŞTÜRÜP MASUM EŞCİNSELLERİN HAYATLARINI ALTÜST EDEN ÇRKF EŞCİSNELELRE GELSİN!

Eşcinsel hakları mutlak bir şekilde savunulmalıdır ama tüm eşcinsellere de mağdur ve masum gözüyle bakmak hiç de doğru değil. Çünkü eşcinsellik, kişilerin kişiliğinden bağımsız sadece bir cinsel yönelimdir ve bu da bir kişiyi her halükarda eşcinsel diye haklı kılmaz. Hangi sebeple veya hangi koşulda yaşıyor olursa olsun, homofobik bir dünyada mesleklerinden olmamak, toplum içersinde aşağılanmamak veya dışlanmamak adına eşcinselliğini gizlemek zorunda kalan gizli eşcinsellerden, eşcinsellikleri üzerinden maddi çıkar amaçlı şantaj yapan eşcinsellerin yaptıkları çok büyük bir çirkefliktir ve hukuki anlamda en büyük ceza ile cezalandırılmalıdır. Ama ne yazık ki homofobik bir dünyada, özellikle kamu sektöründe çalışan gizli eşcinseller, diğer eşcinsellerin kurbanı olmasına rağmen, sanki bir suçluymuş gibi görevlerinden uzaklaştırılmaktadır

Cinselliğin, duyguların pazarlanmasını reddediyorum. Nokta. Tartışmaya kapalıdır! İnsan idamesini emekle sağlamalı, üretmelidir!

23

Türban özgürlüktür diyenler; karanlığa gömüldüğünüz zaman ne özgürlük kalacak, ne de siz!

"İranlı bir sanatçının, İran'da Kadının, aslında insanlığın yok oluşunu anlattığı bir çalışması. 

Hani derler ya 'gerçek #şeriat bu değil' diye; hangisi peki: 1., 2., 3.,... ?

9. fotoğrafa gelin ve durun; gerçek dedikleri işte o zifiri karanlıktır!"

İran eskiden böyle değildi, sonradan böyle oldu; Türban Tanrının değil, erkeğin emri ve dayatmasıdır. Türban özgürlük değil, kadının hapsidir ve sonu zulümdür, ölümdür! Batı'da başı açık kadınlar devletin böyle bir muamelesine maruz kalmıyor. Türkiye'de de başı açık kadınlar böyle zulümlere direniyor. Bundan sonraki cümleyi siz tahayyül edin. Çünkü türbanlı kadınlar bunu kabul etmeyecek ve buna itiraz edecektir. Türkiye'deki iktidar şu anda İran'da zulüm gören kadınlar için bir açıklama yaptı mı, ben duymadım. Çünkü kadına özgürlük işlerine gelmeyecektir.

İranlı kadınların yanındayız...

Saçlarımız özgürlüğümüzü kısıtlıyorsa, saçlarımızı kesiyoruz!

İstanbul'da kadınlar Mahsa Amini için İran Başkonsolosluğu önünde toplandı

"Türkiye’den İranlı kadınların sesini yükseltiyoruz. Mahsa Amini’nin katili İran Molla rejimidir"

İranlı bazı kadınlar Saç yoksa günah da yok diyerek saçlarını kesmişler. Dünya’nın neresinde olursa olsun zúlme karşı direnenlere selam olsun.

İranlı kadınlar kendileriyle dayanışmaya gelen İzmir'deki kadınlara sarılırken...

YOBAZLARIN ZİHNİYETİNE ALET OLAN KADINLARA ASLA ANLAM VEREMİYORUM!

Burası Arabistan değil, Türkiye! 

Kilis Müftülüğü yeni hafız icazet ve taç takma töreni…

Kadınların, hiçbirinin yüzü görünmüyor.

İranlı kadinlar õzgürlük için mucadele verirken bizimkilere bak


2015 yılında basılan TİME kapağı başı neredeyse açık İranlı bir kadın fotoğrafıyla İran İslam Cumhuriyeti'nin 2025 yılında çökeceği iması ile piyasaya çıkmıştı.

Türkiye'de 3-5 ay sonra düze çıkacak, kimse merak etmesin!

AMERİKA'SI, RUSYA'SI ÇIKARLARINA UYGUN DÜŞERSE MÜDAHALE EDER, ÇIKARLARI YOKSA DÜNYA YANSA KILLARINI KIPIRDATMAZLAR...

İranlı gazeteci 

@AlinejadMasih

 BM'nin önünde Biden yönetimine kadınları öldüren bir rejimle işbirliği yapmama çağrısında bulundu: "Biden'dan bizim için demokrasi getirmesini istemiyoruz.. Bizi kurtarmalarını değil rejimi ayakta tutmaya devam etmemelerini istiyorum."  #MahsaAmini

TÜRKİYE'DE DE ÇOK BU YOBAZLARDAN!

İran'da yer yerinden oynuyor

Halk yobazları indirmek üzere.

Dünyada İranlı kadınlara destek mitingleri yapıyor.Bizde izin verilmedi

Bizim yalama medya yazamıyor çünkü

iktidarın emri öyle. Halkın yoksulluğa, faşizme ve Akp'ye başkaldırmasını götzleri yemiyor.


"Alın bunları, özgürlüğümü verin, beni rahat bırakın"

İranlı kadın sanatçının çığlığı


İranlı kadınlar saçlarını kesiyorlar... Ortadoğu'da saç kesmek isyanın bir simgesidir. Yüzlerce yıllık bir gelenektir; reddediştir, direniştir ve matemdir.

Ve kadınlar insanca yaşayabilmek için isyandalar.

@aDilipak Siz gerçekten normal misiniz? 22. yy.dayız. Din bir kültürdür ve insan hakları her şeyin üstündedir. Sırf siyaset veya dogmatizm için nefret politikası akıl karı değildir. Gidin bir doktora görünün. Rahat bırakın artık doğayı, eşcinselliği ve gerçekleri

***

25 Eyl

Kim ne düşünürse düşünsün, sırf saçları gözüküyor diye devlet tarafından öldürülen İranlı kadınlara destek olmak için saçlarını kazıtması hatırına bile olsa, oyum Selahattin Demirtaş'a. Bunu bugüne kadar kim yaptı bu ülkede?

AYRIMCI OLMAYAN İNSANLARI DA IRKÇI DİYE ETİKETLEYİP, DUYARLILIKTAN SOĞUTMAYIN!

Dünyada şu ırk iyidir, bu ırk kötüdür diye bir şey yoktur; iyi insan vardır, kötü insan vardır. Görüyorum ki, ayrımcılığa maruz kalan bazı insanlar bile ülkelerin siyasi yaşamlarına bakarak, o coğrafyada yaşayan tüm insanları da bu manada değerlendiriyorlar. Savaşları ve kötülükleri destekleyen insanlar da vardır tabiki de ama tüm insanları buna dahil etmek, ayrımcılığa uğrayan insanların bundan ders çıkaramadıklarını gösterir. Örneğin Azerbaycan-Ermeni savaşında veya Türkiye'deki etnik sorunlarda, o coğrafyadaki tüm insanları suçlamak da aslında bir ayrımcılıktır. İran'daki kadınların yaşadığı zulme İranlıların "eşek diye ve siz çalışacaksınız biz yiyeceğiz" diye aşağıladığı Güney Azerbaycan'da yaşayan Azeri Türklerinin olduğunu biliyor muydunuz? Keza hükümet baskı yapsa da Türkiye'de de bir tepki söz konusu.

25 Eyl 

*RO*PU NE DEMEK?

Kadınların bile kadınları aşağılamak için erkek egemen sistmein cinsiyetçi dilini kullanması ne kadar acı bir gerçek. Mesela bir kadın bir kadını aşağılamak için *ro*pu diyor. *os*pu ne demek? Çok eşli, evlilik dışı ilişki, özgür seks, libido yüksekliğinden dolayı iç güdüsel olarak cinsel odaklı yaşamak, seks işçiliği vesaire demek mi? Evet bunlar için de kullanılıyor bu kelime ama sadece bunlar için değil; en çok başına buyruk, özgürlükçü kadınlar için kullanılıyor. Zaten diğerleri için kullanılması kimsenin umrunda değil; çünkü toplum ve o şekilde yaşayanlar da bu tabiri kabul etmiş durumdalar. Önemli olan burada; heteroseksist sistemi rahatsız ettiği için, özgürlükçü kadınları yaralamak adına bu kelimeyle belden aşağı vurulmaya çalışılması. Yani burada *ro*pu kelimesi eylemsel olmaktan çok, erkek egemen sistemin bozulmaması ve kadınları baskı altında tutmak için yaralayıcı ve ötekileştirici bir kelime olarak kasden kullanılması.

EŞCİNSEL DEĞİL, GAY-ROMASIM; YAN CEBİME KOY!

Homofobik kültürlerde, eşcinseller genellikle cinsel yönelimleriyle barışık olmadıkları için ya gizli takılırlar, ya da biromans-gayromans takılırlar. Gayromans derken, eşcinselliklerini cinsel manada gerçekleştiremeyip, kanki-çok samimi arkadaş olarak geçinirler ve tatminleri sevgi ve şaka yollu temas çerçevesiyle sınırlı kalır. Bu gayromanslığı aslında hayatın içinde çok görürüz; spor müsabakalarından arkadaş ortamında el şakalarına kadar. Bakınız ben mesela açık bir eşcinsel olarak kendimi cinsel manada gerçekleştirdiğim için, ihtiyaç hissetmediğimden el şakasından hoşlanmam. Ayrıca bu gizli-bastırılmış, eşcinselliğini cinsel olarak gerçekleştiremeyen tatminsizler eşcinsel zannedileceğiz korkusuyla  açık bir eşcinsellerden uzak durmalarına rağmen, heteroseksüel tanımlı kendi arkadaşlarıyla vıcık vıcık el kol hareketi içindeler, birbirlerine karşı şaka yollu temas içindeler, eşcinselce sözlü veya fiziksel şakalar yapmaktadırlar. Şunu demek istiyorlar; biz eşcinsel olsak, şaka yolluda olsa böyle erkek erkeğe temas içinde olur muyuz? Toplumda, gerçekten eşcinsel olsalar, böyle hareket yaparlar mı diyor. Peki niye yapıyorlar öyleyse? Erkek erkeğelikten başka şaka mı bulamamışlar?

***

Voleybol Dünya Şampiyonası başladı FİVB sayfasından maçların fotoğraflarına bakınca, fotoğrafları farklı bir açıdan okudum. Maç kazanmak ve şampiyon olmak; olaya bütünsel bir resim olarak bakmayınca çok basit kaçıyor. En başta spor farklı kültürleri bir araya getiren, birbirilerini tanımalarını sağlayan, aradaki yabancılıkları ve uzaklıkları kaldıran birleştirici, sevgi ve saygı barındıran bir etkisel bir faktör. Bu sadece sporcular açısından değil, özellikle bu mücadeleleri izleyen sporseverler, olaya yarış gözüyle bakan seyirciler/halklar açısından. Ama dediğim gibi resime hangi açıdan baktığın çok önemli. Eğer olaya sadece ego ve hırs açısından bakarsan, rakip takımları ve kültürleri öteki olarak görürsün ve olayın güzel tarafını kaçırırsın. Müsabakaların fotoğraflarına bakıyorum da, özellikle voleybol takım oyunu olduğu için, top kime değdiyse-top kimdeyse, her bir hareket bütün voleybolcuları ilgilendirdiği için, hepsi de takipteler. Yani tek yürek olmuş vaziyetteler. Alınan her sayıdan sonra bir araya gelip halka şeklinde birbirlerine sarılma şeklinde kutlamalarının anlamı da, başarının bu birliktelik sayesinde olduğundandır belki de. Her bir oyuncu profesyonel olduğu için, çünkü bu tür müsabakalar üst seviyenin işaretidir, pasörün topu tutuşu, smaçörlerin en yükseğe bütün gücüyle smaç yapması, servis atarkenki topun yükseltilişi, blok esnasındaki senkranizasyon, manşet alışlardaki emek, defanslardaki kendini parçalayış, hepsi adeta bir sanat eseri gibi. Coğrafi ve kültürel farklılıklarının bu müsabakalara kattığı renklilik ise, sporun ortak diliyle tabloyu öyle şahane yapıyor ki; dostluğu, saygıyı, fairplay ruhunu kaçırmamak gerekiyor. Elbette ulusalcılığın hala hakim olduğu bir dünyada herkes kendi kültürünü destekleyecek, kendi kültürünün kazanmasını isteyecektir, bu da zaten spora heyecan katan en önemli unsur ama iyi olanın kazanmasını alkışlayacak kadar da artık bilinçli bir spor anlayışının olması gerektiğine inanıyorum.

24 Eyl

Erzurum'da Kuran Kursu'nda 8 çocuğu istismar eden sanığa verilen ceza, çocukların psikolojisi bozulmadı diye bozulmuş.

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder