1 Ağustos 2022 Pazartesi

Temmuz - Ağustos 2022 müzik yazılarım

 14 Temmuz

Müzikte 50. yılları, üçünün de 26'şar albümleri var. Onları müziğimizin divaları yapan istikrarları, müzikten hiç vazgeçmemeleri, müziğe olan aşkları ve müziğimizde kalıcı iz bırakmaları, zamansız oluşları... İyi ki varlar... Müziğimizi müzik yapanlar... Müziğimize kalite getirenler, müziğimizi modernleştirenler, zenginleştirenler... Müziğimizde hem gerçek sanatçı olıuşlarıyla, hem de star oluşlarıyla ayrıcalıklı konumdalar... Üçü de aynı yaşta diyebiliriz. Nilüfer, diğer ikisinden 1 yaş küçük.

Nilüfer, Nükhet Duru, Sezen Aksu... Hiç kimse onların seviyesine erişemedi, kimse de bu saatten sonra erişemez artık...

15

"HADİSE"NİN DİBİ NAZAN ÖNCEL'DİR!

Bugün kısaca Nazan Öncel'e değinmek istiyorum. Nazan Öncel'in müzik geçmişi annesi sayesinde 6 yaşında nota öğrenmesine dayanıyor. İlk 45'lik 1978, ilk albüm Yağmur Duası - 1982 yılında çıkmış ve Nazan Öncel ilk günden beri hep kendi besteleriyle varolmaya çalışan bir sanatçı olmuş. 90'lar popu onun da işine yarayan, patlamasını sağlayan dönem. Bir Hadise Var albümü 1.5 milyon satıyor... Aynı tirajı Yan Yana Fotoğraf Çektirelim albümünde de yakalıyor. Toplam 12 albüm yapmış Nazan Öncel. Şarkılarında aşk dışında hayata dair yaşadığı her şeye değinebilme cesaretine sahip ve politik olmaktan çekinmeyen bir duruşu olan gerçek bir sanatçı, bir ozandır Nazan Öncel. Bu anlamda Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe ile bir üçlüdür ve ne tesadüf ki üçü de İzmir'den çıkmış sanatçılardır. Nazan Öncel kibirsiz, mütevazi bir kişiliğiyle de dikkat çekmektedir. Hiçbir sanatçıya benim şarkımı yorumlayamaz diye bir önyargıyla yaklaşmadan bestelerini vermiştir. Eğer Gülşen şu anda Gülşen olduysa, en çok Of Of şarkısıyla olmuştur. Tuğba Özerk - Lo Lo Lo, Tuğba Ekinci - Yanma Demezler, Gökhan Özen - Benim İçin N'apardın, Alişan - Olay Bitmiştir, Nükhet Duru - Döktür Döktür ve De, Tarkan - Hüp, başka sanatçılara verdiği besteler olarak ilk aklıma gelenler. Sezen Aksu ile yarıştırılmaya çalışılması falan çok yakışıksız. Sezen Aksu gönül telimize ne kadar dokunduysa, Nazan Öncel de bir o kadar dokunmuştur. İyi ki varsın Nazan Öncel. 66 yaşındadır ve Sezen Aksu, Nilüfer ve Nükhet Duru jenerasyonundan sayılır. 

SEMMİHA YANKI

Sirk cambazlığı ile geçinen bir ailenin kızı olan Semiha Yankı, ip cambazı olan ağabeyi trapezden düşüp ölünce müziğe yönelmiştir.

1975 yılında Eurovision Türkiye seçmelerinde "Seninle Bir Dakika" ile yarışmış, Stockholm'de yapılan Eurovision yarışmasında Türkiye'yi temsil etmeye hak kazanmıştır. Stockholm'deki yarışmada Semiha Yankı, yalnızca Monaco'dan 3 puan alarak sonuncu olmuştur. Alınan bu kötü sonuç politik nedenlere bağlanmaktadır (yarışmadan çok kısa süre önce Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirmiştir). Adı hep Eurovision'la birlikte anılmıştır. 

Müziğe Arabesk bir 45'likle ile başlamış, 80'li yıllara kadar pop 45'liklerle devam etmiş, sonrasındaysa arabesk-fantezi türü albümlerle sürdürmüş müzik yolculuğunu. Oysa sesi pop müziğine daha çok yakışmaktaymış. Yaptığı arabesk albümleri dinleme taraması sırasında, aralarına pop şarkılar serpiştirdiğini de görüyoruz. 

Elenor'dan çıkan ağdalı iki arabesk albüme rağmen diğer şirketlerden çıkan 90'lar albümlerinden; Sevgi Üstüne, 90'lar aranjesiyle, alt yapı olarak çok fazla arabesk sayılmayan pop-fantezi arası bir şey. Hayırlı Olsun albümü arabesk ruhuna rağmen dönem paralelinde soundu biraz daha iyi bir albüm sayılır. Seni Seviyorum albümü de dönem sounduna uygun yapılmış fantezi bir albüm.

Ossi'den çıkan Izdırap Çemberi'nin orjinalinin zamanında nerede yayınlanmış olduğunu bilmiyorum ama hoş olmuş bir çalışma. Bir şarkının iyi olmasının müzik şirketiyle alakalı olduğunun Semiha Yankı üzerindeki örneği ise gene Ossi Müzik'ten çıkan sıfır bir şarkı Tükendim. Bir şarkıcının diskografisinin nitelikli olması için, gerçekten aranje konusunda seçici olması gerekiyor.

Sanatçıların tür değiştirmesi veya hangi türde şarkı söylediği kendi tercihleri olmasının yanı sıra, o dönem hangi türün moda olması ve müzik şirketlerinin sanatçılara bu doğrultuda albüm dayatmasıyla da alakalı elbette. Nilüfer bile söylemiş Arabesk. Tabi Nilüfer gibi sanatçılar alt yapıyı-düzenlemeleri sağlam tutarak, albümleri niteliksiz olmaktan kurtarmışlar. 

Keşke hep pop söyleseydi diye iç geçirdiğim Semiha Yankı, iyi ki de zamanında az da olsa pop şarkılar söylemiş, ki sesi pop severler için pop müzikle buluşabilmiş. Bu sayede/belki de Eurovision'a katılmasından dolayı hala pop sanatçısı olarak hatırlanıyor.

45'likleri

1974 - Benim Dünyam & Sen de Bizdensin 

1974 - Boşverdim & İnim İnim İnledim

1975 - Mutlu Olmak İstiyorsan & Seninle Bir Dakika

1976 - Kurtarma Beni & Tatlı Cadı

1976 - Kara Sevda & Yanıyorum

1976 - Sizden Biriyim & Yaz Deftere

1978 - Böcecik & Sıcak Sımsıcaksın

Albümleri

1981 - Gönül Oyunu

1987 - Büyük Aşkımız

1989 - Adını Yollara Yazdım

1990 - Ben Sana Mecburum

1991 - Sevgi Üstüne

1995 - Hayırlı Olsun

1997 - Ayrılanlar İçin

2004 - Seni Seviyorum

NİLÜFER - KİM ARAR

"Kim Arar" sadece Nilüfer'in değil, Türk Pop Müziği'nin en güzel şarkılarından biridir. Nilüfer bu şarkıyı gümbür gümbür yorumlamışken, bunun üstüne çıkamayacak ve söyleyene hiçbir katkısı olmayacak, hatta dinleyiciyi de hiç memnun etmeyecekken niye vasat şekilde söylenir ki? Söyleyenin sesinin kötülüğünden bahsetmiyorum; düzenlemelerden ve usulden bahsediyorum. Şarkıların vasatlaştırılması, acaba nasıl olsa dinleyicinin kulağı vasat, ne söylersek alıcısı olur diye, bir görev gibi şarkıcılık yapmakla mı alakalı? Şarkıyı başka sanatçılar o kadar çok söylemiş ki, hiçbiri de dinlenebilir nitelikte değil. Şarkının yeniden yorumunun dinlenebilir nitelikte olması gene Nilüfer'in 90'lı yıllarda yeniden kendisinin yorumlmasıyla mümkün olmuştur.

16

TÜLAY GERMAN

Kötü kaydedilmiş albümler; müzik akımları, sintizayzır kolaylığı, vesaire sebeplerle dönem itibariyle değerlendirilebileceği gibi, aynı dönemde çok nitelikli zamansız albümlerin kaydedildiğini ve istenirse yapılabileceği gerçeğini gözardı etmemek gerekiyor.

17

AKREP NALAN

Önce muhasebecilik, sonra tiyatroculuk, ardından barmenlik ve en sonunda gece kulüplerinde Akrep Nalan ismiyle şarkıcılık... 1991 yılında ilk albümü Dağ Çiçeği'ni çıkardı ve o albümden Sarhoşum ve Karlar Düşer şarkılarıyla ünlendi. 1994 yılında da Zil Zurna Sevdalar albümünü çıkardı. O albümden de Güneşlerime Kar yağdı, Hey Yavrum Hey, Bugün Ayın Işığı gibi şarkıları ünlendi. Daha sonra ise 94'ten 2004'e kadar bir çok dizide oynayarak oyunculuk yapmıştır. Uzun zamandır Bodrum'da yaşayan sanatçı, 4 Mart 2022'de solunum yetmezliğinden hayata veda etmiştir. Saygıyla anıyoruz...

IŞIL GERMAN

AĞLIYORSAM SEN ALDIRMA ile TÜRK HAFİF MÜZİĞİnin starlarındandır!

Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü'nden mezun olan Işıl German, müzik yaşamına 1972 yılında Ankara'da sahneye çıkarak başladı. Daha sonra İstanbul'a gelen sanatçı, burada plak çalışmalarını tamamladıktan sonra yine Ankara'ya döndü. 1975 yılında ilk plağını çıkaran sanatçı, bir yıl sonra Aşkın Kederi adlı şarkısıyla çıkış yaptı. 1979 Eurovision yarışması elemelerine katıldı. Sanatçı en son 1981 yılında bir filmde oyunculuk ve film müziği yaptı.

Evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 16 Temmuz 2016'da öldü. Kuşadası Adalızade Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Diskografisi

1975, Sen Gelince / Aşk Yolu

1976, Aşkın Kederi / Baksana Bana

1977, Gelsin Aklın Başına / Biliyorum Sensin O

1977, Benim Şarkım / Ağlıyorsam Sen Aldırma

1978, Divane Gönlüm / Bitti Ama İz Bıraktı

***

Keşke bir Türk Hafif Müziği radyomuz olsa ve orada 70'li ve 80'li yılların şarkıları çalsa sürekli!

***

EVLENMİŞSİN ŞİMDİ BİR ESMERLE!

Nilüfer'in eski şarkıları yeniden yorumladığı Geceler albümü ne özel bir albümdür.  Nasıl düzenlemelerdir öyle zamansız. Sanki o şarkılar Nilüfer için yazılmış gibidir; o kadar kendine yakıştırmıştır ki... gerçek bir Türk Hafif Müziği abümüdür... Evirip çevirip defalarca dinlediğim bir albümdür. Sanırım en çok "Seni Beklerim Öptüğüm Yerde" şarkısını seviyordum..

Şarkı listesi

Geceler (söz & müzik: Kayahan)

Bazen Hayaller Kurarım (Manha De Carnaval) (söz: Kayahan - müzik: Luiz Bonfá)

Tek Başına (Da Troppo Tempo) (söz: Ülkü Aker - müzik: Luigi Albertelli)

Sensiz Yıllarda (Puerto Montt) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Cacho Valdez, Eduardo Franco)

Yazık Sana (¿Quién será?/Sway) (söz: Fecri Ebcioğlu - müzik: Pablo Beltrán Ruiz)

İspanyol Meyhanesi (söz: Ümit Yaşar Oğuzcan - müzik: Timur Selçuk)

Her Yerde Kar Var (Tombe la Neige) (söz: Fecri Ebcioğlu - müzik: Salvatore Adamo)

Boş Vermişim Dünyaya (söz & müzik: Fecri Ebcioğlu)

Seni Beklerim Öptüğün Yerde (El Cordobes) (söz: Sezen Cumhur Önal - müzik: Gérard Bourgeois, Jean-Max Rivière)

Ayrılanlar İçin (söz: Ümit Yaşar Oğuzcan - müzik: Timur Selçuk)

Boş Sokak (The Music Played) (söz: Fecri Ebcioğlu - müzik: Udo Jürgens)

Yaşamak Ne Güzel Şey (söz: Fecri Ebcioğlu - müzik: Roberts)

***

Belli mi olur, belki bir gün Türk Hafif Müziği dergisi çıkartır, o yılları yaşamış olanların anılarını paylaşırız!

***

Handan Kara müziğimizi modernleştiren sanatçılarımızdan biridir. Müzik kariyerine İstanbul Radyosu'nda başlayan sanatçı, Yeşilçam'da Türkan Şoray gibi sanatçılara seslendirme yaptı ve filmlerde oynadı. Yaşamını Almanya'da sürdürmüş olan sanatçı 2017 yılında hayata veda etmiştir. Kara Gözlüm, benim Gözüm Sende gibi hitlerinden oluşan bir toplama albüm hem plak, hem de CD formatında piyasaya sürülmüştür. Plakların tekrar revaçta olması, bir bakıma iyi oldu; çünkü bu sayede sembolik de olsa CD olarak da basılması biz arşivciler için iyi bir fırsat oluyor.

Discogs sitesinde saydığım kadarıyla Handan Kara'nın 27 adet 45'lik plağı çıkmış..

Albümdeki şarkılar...

  1. Arım Balım Peteğim

  2. Elveda Meyhaneci

  3. Sevil De Sevme

  4. Kulakların Çınlasın

  5. Sonbahar Rüzgârları

  6. Şeytan Diyor Ki

  7. Sevemedim Kara Gözlüm

  8. Koca Dünya

  9. Kıskanırım Seni Ben

  10. Ömrümce Hep Adım Adım

  11. Adını Anmayacağım

  12. Yarım Kalan Saadet

  13. Aşkın Kanunu

  14. Gözüm Sende

  15. Dert Ortağım Benim

  16. Oyun Bitti

***

BU DÜNYADAN BİR MÜZİK DAHİSİ GEÇTİ!

Ergüder Yoldaş (d. 6 Haziran 1939 – ö. 25 Ocak 2016), Türk besteci.

1976'da ses sanatçısı Nur Yoldaş'la evlendi. 70'ler ve 80'lerin bestecisi olan Yoldaş, Nur Yoldaş'ın seslendirdiği, Attilâ İlhan'ın şiiri "Sultan-ı Yegah" adlı 45'liğe imza attı. Yaptığı çalışmalarla uluslararası yarışmalarda birincilikler elde etti. İstanbul Şehir Tiyatroları ve İstanbul Festivali direktörlüğü görevlerini üstlendi. 1991'de Büyükada'ya yerleşti. Son yıllarında ise İzmir'deki kız kardeşi ile yaşadı. Alzheimer ve KOAH ile mücadele eden Yoldaş, zatürre nedeniyle 25 Ocak 2016'da hayatını kaybetti. İzmir'in Urla ilçesinde toprağa verildi.

Diskografi

1966 – Dertli Kaval / Halikarnas Türküsü, Solist: Ergun Aydın (Halikarnas 6'lısı olarak)

1972 – Anadolu / Aynalar

1972 – Geçti Dost Kervanı / Kambur Felek

1974 – Ömer Aysan - Kara Kuzu / Beste: Ergüder Yoldaş

1974 – Ayten Şenkal - Gül Yar / Beste: Ergüder Yoldaş

1982 – Nur Yoldaş - Sultan-ı Yegah LP-MC, Beste-Düzenlemeler: Ergüder Yoldaş

1983 – Nur Yoldaş - Elde Var Hüzün LP-MC, Beste-Düzenlemeler: Ergüder Yoldaş[5]

1994 – Esin Afşar - Hungaroton Classics, Orkestrasyon: Ahmet Güvenç, Besteler: Ergüder Yoldaş (Yurt dışında basıldı.)

***

Türk Pop Müziğinin bir numaralı albümü mü?

1981 yılında yayınlandığında büyük ses getirmiş olan albümde farkli makamlarda bestelenmiş olan çok sesli Bati Müziği ile Türk Müziği sentezinin basarılı örneği olan 10 şarki yer almaktadır.

1. Mihrimah / Muhayyer Kürdi

  2. Saki / Nihavent

  3. Kömür Gözlüm / Hüseyni

  4. Disko Segah / Segah

  5. Negehan Bustan Faslı / Humayun

  6. Sa'd-abad / Buselik

  7. Mahur / Mahur

  8. Defter-i Divanımız / Hicaz

  9. Nedir Yarabbi Derdim / Ferah Feza

  10. Sultan-ı Yegah / Sultanı Yegah

***

Nur Yoldaş. Vibrasyonu olan, taklit edilmesi çok zor ve güçlü bir sese sahiptir. İlk 45'liğini 1974 yılında Polydor şirketinden Nur Belda adıyla çıkardı: Aşk Bir Fantazi & Bile Bile. 1976'da müzisyen Ergüder Yoldaş ile evlendi ve bu ilk evliliğinden 1977'de oğlu Devrim Yoldaş dünyaya geldi.

Nur Yoldaş, müzik kariyerine Altın Mikrofon Yarışması ile başladı. Ergüder Yoldaş bestesi olan "Sultan-ı Yegâh" 45'liği ile 1981 yılında Türk popunda bir çığır açtı. Aralık 1981'de Öncü Plak tarafından yayınlanan farklı makamlarda bestelenmiş ve çok sesli Batı müziği ile Türk müziğinin sentezini yapan on şarkının yer aldığı "Sultan-ı Yegâh" albümü 1982 yılına damgasını vurarak büyük başarı elde etti. Sultan-ı Yegâh başta olmak üzere, Mihrimah, Saki, Nagehan Bustan Faslı, Nedir Yarabbi Derdim ve Sa'd-Abad gibi eserler bu albümden çıkan belli başlı hit eserler olmuştur. 10 Nisan 1982'den itibaren sanatçı bu şaheser albümü tanıtım amacıyla bir turne çalışması yapmıştır.

Nur-Ergüder Yoldaş çiftinin kurduğu Workshop Plakçılık'tan 1983'te yayınlanan "Elde Var Hüzün" adlı aynı çizgideki albümün beklenen ticari başarıyı getirmemesinin ardından, Ergüder Yoldaş'tan boşanarak müziğe uzun yıllar ara verdi ve bu aranın ardından 1992'de Dönüş (Sakine) adlı albümünü çıkarmışsa da, eski parlak günleri bir daha yaşamak mümkün olmamıştır. Bir döneme damgasını vuran ve Yoldaş çiftinin âdeta markası hâline gelmiş olan efsanevi albüm "Sultan-ı Yegâh"ın 1998'de Beyoğlu Metropol tarafından CD formatında tekrar yayınlanması, sanatçıyı genç kuşaklara tanıtan önemli bir proje olmuştur. Sanatçı, hâlen Ankara Kent Orkestrası solisti olarak kariyerine devam etmektedir. 2014 Mayıs ve Eylül aylarında iki yeni tekli yayınlamıştır.

****

Ticari başarısızlık gerekçesiyle hep Sultan-ı Yegah albümünün gölgesinde kalan, Ergüder Yoldaş - Nur Yoldaş işbirliğiyle çıkan "Elde Var Hüzün", albümden çıkan Handan, Canan, Döne Döne şarkıları geniş kitlelerce sevilmiş, radyolarda çok çalınmış, diğer şarkılarıyla da kalite olarak Sultan-ı Yegah albümünden geri olmayan, hatta senfonik ve uzun Ele Var Hüzün şarkısıyla bir baş yapıttır. Sultan-ı Yegah ile kardeş albümdür. Girdin Hikayeme, Kim Kaldı Sabuha, Ya Sabır gibi şarkıları falan birer şaheserdir...

***

Bazı Ferdi Tayfur şarkıları Gülden Karaböcek aranjesi ve yorumuyla poplaşmıştır... Bu iki isim, güzel beste ve sesin birleşmesi olarak, müziğimizde deneysel bir noktadır.

***

7 Gün dergisi çocukluğumda en çok sevdiğim dergiydi. Keşke tüm sayılarına sahip olma imkanım olsaydı... Elimde bir tane bile yok. O yılların bir kütüphanesidir bu dergi...Nil Burak Türk Hafif Müziği'nn en güzel kadını mı?

***

7 Gün dergisi demişken, 7 Gün'ün posterleri efsanedir...

***

Kamuran Akkor 1971 - 1975 - CD

  1. Falcı

  2. Kabahat Seni Sevende

  3. Yorgun Gözler

  4. Bilemem Bilemem

  5. İkimiz Bir Fidanız

  6. Düşmanlarım Çatlasın

  7. Dilo Dilo Yaylalar

  8. Doğrumu, Doğrumu

  9. Kim Ne Derse Desin

  10. İn misin Cin misin

  11. Olur mu Dersin

  12. Dane Dane Benleri

  13. Evet mi Hayır mı ?

Kamuran Akkor'un pop şarkılarından oluşan bu toplama albümünün CD fiyatı en ucuz 130, plak fiyatı 400 lira. Sanki yurtdışından dolar üzerinden ihraç edilmiş gibi.

18

Hey dergisi yayın hayatına hala devam etse nasıl olurdu? Zamanında gençlik ve müzik dergisi olarak yayınlanan bir "ruh", olgun ve nostaljik olarak günümüz dijitalisine uygun olarak yayın hayatına devam edemez mi?  Amerika'da Billboard dergisi kapanıyor mu mesela? Bizim Batı ile farkımız, kötü anlamda tabiki, her şeye tüccarane yaklaşmak; para kazandırmıyorsa, nokta! Hayatta keyifle yapabileceğimiz ne bir mesleğimiz oluyor ne de hobimiz-sanatsal ve kültürel etkinliğimiz; her şeye maddiyat üzerinden yaklaşıyoruz. Gökben bana göre 70'li-80'li yılların müziğinde kadınlar kategorisinde ilk 10'da yer alan isimlerinden biridir.

Not: Keşke eski dergilerimize, en azından Hey ve 7 Gün, Gong dergilerine ait internet üzerinden bir arşiv oluşturulsa...

***

Seyyal Taner'in Alladı Pulladı albümüyle ilgili güzel bir görselini bulunca paylaşayım dedim. Aslında bu albüm Türk Popunun gerçekten en düzgün albümlerinden biri, seyyal Taner'in de önceki çıkış ve başarılarına rağmen onu daha itibarlı kılan, daha üst seviyeden konumlandıran bir albümdür. Albüm çıkmadan önce televizyonlarda Alladı Pulladı ve Şiirimin Dili şarkılarının yayınlanması bir strateji miydi, yoksa albüm çıkamamış mıydı bilmiyorum ama insanlar üzerinde bir merak uyandırmıştı ve herkes albümün çıkması için sabırsızlanıyormuş duyduğum kadarıyla. Şarkılar Seyyal Taner'in enerjisiyle öyle güzel örtüşmüştü ki... Türk Poopunun altın albümlerinden biridir...

***

Gökben, Seyyal Taner, Sibel Egemen ve Nil Burak 70'li yılların ayrı bir kare asıdır. "Boş Vere Boş Vere" de Nil Burak'ı Nil Burak yapan bir albümdür. Bu albümün orjinal haliyle CD baskısının falan olmaması çok üzücü.

***

Ajda Pekkan'ın en süper dönemi sanırım; Eurovision'a katıldıktan sonraki Uykusuz Her Gece şarkısının yayınlandığı ve Alo reklamlarında oynadığı, o yılların trendlerine uygun olarak sembolleştiği 80'lerin başı olsa gerek... Kısa saçlar bile ayrı bir hava katmıştı ona...

***

Sinemadan geçip de Pop Müzik ile bu kadar özdeşleşen, hatta oyunculuğu geri planda kalan Sezer Güvenirgil'den başka bir isim var mıdır ülkemizde? Ve üstelik bunu tek bir albüm ve iki 45'likle yapmıştır. Sezer Güvenirgil iki uçta bir isimdi. Bir bakmışsın çok klasik ve geleneksel bir tarzı vardı, bir bakmışsın çok marjinal... Ama gerçekten çok özel bir isim... Günümüz sanatçıları sahneye büstiyerle ilk ben çıktım, mayo giymek çok cesur falan diyorlar ya; Sezer Güvenirgil ve Seyyal Taner günümüzdekilerin tillahını yapmışlar ve üstelik bunu şık bir şekilde taşıyabilecek bir gustoları varmış...

***

Etnik müzik, yani her kültürün kendi melodik yansımaları elbette tartışmasız çok özel, çok güzeldir ama bunu evrensel ve modern bir şekilde ifade edebilirsen, en azından gelenekseli harmanlayabilirsen, eklektik hale getirebilirsen, deneyselleştirebilirsen; o zaman daha evrensel, daha zamansız olabiliyor. Ülkemizdeki güzel sesli sanatçılara bile bakarsanız, geleneksel üretimleriyle değil de, 1-2 pop 45'lik veya kendi kültürümüze ait müziği modernleştirdikleriyle hatırlanıyorlar. Keşke müzik şirketlerimiz de bu doğrultuda hareket etselerdi, sırf tüccar zihniyetiyle sanatçılarımıza dayatmalarda bulunmasalardı. Belki gündemde olup da getirisi olan tek seslilik bazı sanatçılarımızı da cezbetmiş olabilir ama şirketler nitelikli üretimler doğrultusunda bir müzik politikası izlemiş olsalardı, kalıcı üretimler olduğundan çok daha fazla olabilirdi.

***

Eğer Emel Sayın, Pop Müziğini tercih etseydi.?! 

Daha büyük fenomen, daha uluslararası olabilir miydi?

Tanrım Emel Sayı'nı popçu olarak yarat!

***

Sevda karaca, sinema güzeli olan, dolayısıyla film oyuncusu olup da adını Türk Hafifi Müziği ile duyuran diğer bir sanatçımız...

***

Cazcı Sevinç Tevs'n kızı olan şarkıcı ve besteci Şehrazat, eğer şarkıcılığa devam etseydi, müziğimizde alternatif bir isim olabilirdi.

19

Günümüzde bu tarz çekimler klişe bulunsa da bence Erol Atar tüm zamanların en iyi artist fotoğrafçısıdır. Sanatçıların en kült fotoğrafları onun objektifinden çıkmıştır. Nil Burak da onun bakış açısıyla tablolaşanlardandır..

***,

Nil Burak'ın Boş Vere Boş Vere'den 2 yıl sonra gene Kervan Plak'tan çıkan Bizim Diyar albümü de çok kaliteli şarkılardan oluşan çok dinlenesi, su gibi akan bir albümdür... Bu iki albümü Youtube'da Kervan Plak'ın kanalından kaliteli bir ses ile dinleyebilirsiniz...

***

1948 yılında Kıbrıs'ta doğan ve Kıbrıs Amerikan Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra dil eğitimi almak üzere İngiltere’ye giden Nihal Munsif - Nil Burak, amatör olarak ilk defa Londra Gallipoli Restaurant'ta sahneye çıkmıştır.

1975 yılında tatil amacıyla Türkiye'ye gelen Nihal Munsif, arkadaşlarıyla birlikte gittiği İstanbul’un o dönemdeki en önemli gece kulübü olan Playboy’da, gelen davet üzerine sahneye çıkarak şarkı söylemiştir. Herkesin dikkatini çeken ve çok beğenilen Nihal Munsif’in sahne ismi o gece, Zeki Müren tarafından Nil Burak olarak değiştirilmiştir.

Profesyonel ilk sahne deneyimini Playboy'da yapan Nil Burak, daha sonra Maksim Gazinoları’nda çalışmaya başlamıştır.

***

ŞENAY'DAN TRT'YE; HADİ SIKIYSA HONKİ PONKİ'Yİ DE YASAKLAYIN!

70'lerin sanatçıları hem siyasi, hem de yenilikçi oluşlarıyla hep devrimciymiş! O dönem bir uyanış, varoluş için kabuğunu kırma dönemi olduğundan belki... O dönem çocuk olduğum için, geçmişe dönük takiplerimde, hayranlıkla bakıyorum olanlara, şahane güzelliklere...

ŞENAY VE HONKİ PONKİ'NİN HİKAYESİ!

Şenay, 70'li yıllarda Türk Pop'unun en ünlü şarkıcılarından biriydi ve yaptığı 45'likler hep hit olurdu. 1980 yılına kadar birçok festivale katılarak Türkçe ve İngilizce şarkılar söyledi. Ve 7 ödülle uluslararası festivallerde en çok ödül alan pop müzik şarkıcısı oldu.

“Sev Kardeşim”, “Hayat Bayram Olsa”, “Beyaz Ülke”, “Gerçek Nerde?”, “Açıl Susam Açıl”, “Ve Ağlıyorum”, “Varlar Yoklar”, “Dön Artık”, “Sev Yeter ki”, “Dünden Bugüne”, “Sessiz Bir Yer” gibi pek çok hit 45′lik yaptı.

 Şenay miting alanlarında şarkı söyleyen ilk şarkıcıydı. Bülent Ecevit'in Karaoğlan olduğu zamanlarda Ecevit'ten önce sahne alıp 'Sev Kardeşim' ve 'Hayat Bayram Olsa'yı söylerdi.

Şenay'ın bu şarkılarındaki sözleri 'solcu' bulunduğu için TRT tarafından yasaklandı. O da bu sansürü protesto etmek için 'Hadi bakalım bunu da yasaklayın' dercesine hiçbir anlamı olmayan 'Honki Ponki'yi yazdı ve şaka gibi ama TRT'nin sansürünü kırdı.

1980 yılında yazdığı bu şarkının sözleri anlamsızdı ama müziği evrenseldi, büyük ilgi gördü. 'Honki Ponki' ile aynı adlı albüm, satış rekorları kırdı. Bu plağın dünya hakları Hollandalı CNR firması tarafından alındı.

Türkiye’deki ilk ve tek albümü ise “Şenay” adıyla çıktı. “Honki Ponki”, “Çirozname”, “Dalkavuk”, “Kent Yaşamı”, “Şarkılar”, “Doy Doy Doy Doymadım”, “Bir Gün O Yok Diyecekler” gibi şarkılarıyla bir dönemin müzik tarihine damgasını vurdu. Honki Ponki İngilizce sözlerle Hollanda, Japonya, Belçika, Fransa, Almanya gibi ülkelerde, “Honky Ponky” ismiyle 45’lik oldu. Ve Beyaz Kelebekler’in “Sen Gidince”sinden sonra Avrupa listelerine giren ikinci Türk plağı oldu, üçüncüsü de Barış Manço’nun “Nick The Chapper”idir.

Ama Şenay, ünlü orkestra şefi olan eşi Şerif Yüzbaşıoğlu hayatını kaybedince inzivaya çekildi. Şarkıları yurt dışında listelere girerken Şenay kendisine gelen teklifleri kabul etmedi. Kendini eve kapattı ve müziği tamamen bıraktı.

HONKİ PONKİ

Demedim demedim bir şey demedim

Derdimi kimseye söylemedim

Eredem teredim herşey meredim

Keltimi şerlere çelteledim

Çok gerilince sinirlerim

Tutamam çenemi söylenirim

Kulağı vardır şşşşt heryerin

Zararı küpüne sirkenin

Honki ponki toni nok

Çalona bimbo bori rok

Muşi muşi hubobo kozi zok

Çiki çiki şayne tiki tak tok

Hiçbir anlamı yok bu sözlerin

Sadece rahatlamak için söyledim

Sende mi öğrendin aferin

Haydi gel beraber söyleyelim

***

HÜMEYRA

Hümeyra denilince aklıma, çocukluğumda radyoda çalan Onu Bana Sakla şarkısı gelir. Sus Duymasın'ı da birazcık hafızam anımsıyor gibi. O zamanlar 7 yaşında olsam gerek. Onu Bana Sakla'dan bir yıl önceki Sessiz Gemi'yi ortalığı yıkmış olsa da bilmiyorum. Sonra TRT'de bir dizide "Alo, fal bilim merkezi" cümlesiyle beynimde yer etmişti. Sonra 90'larda kaset reyonlarında Tutkulardan İntihar albümünü görmüştüm ama o dönemler Hümeyra ilgi alanımda değildi artık. Kadir İnanır ile Kırık Bir Aşk Hikayesi'nden sahneler kalmış aklımda. Ve 90'larda CD döneminde Beyhude albümü, oradan çok da takip etmediği Avrupa Yakası ile zirveye oynayışı, sonra Çağan Irmak filmlerindeki kendisine tam anlamıyla itibar kazandıran oyunculuğu... Sınırlı sayıda basılan Benim Şarkılarım albümünün yeniden basılan CD formatını da unutmamak gerekiyor. 90'larda araya 2 adet de 45'liklerinden oluşan toplama albüm sıkıştırılmıştı. Hümeyra'da dikkat çeken şey, belli bir yaştan sonra geçmiş günlerine nazaran daha büyük star ve itibarlı oluşu. Hümeyra ilk çıktığı günlerden itibaren zaten bir pop sanatçısı değil de hep yetişkin tarzda müzik yapan bir sanatçı olmuş. Bu şekilde varoluş da ayrıca takdir edilesi bir durum. Çok da ilgi alanıma girmese de, Wikipedia gibi kaynaklara bakmadan, Hümeyra bende öyle veya böyle yer edinmiş bir isim.

Wikipedia'dan okuyorum da, Hümeyra'nın ilginç bir hayat hikayesi var. Babası hukukçu, annesi ise 4 dil bilen bir kadın. 10 yaşındayken babası ölünce İstanbul'a taşınıyorlar, ortaokulu bitirdikten sonra dil eğitimi için Londra'daki dayısının yanına gidiyor, orada gitar çalmaya ve beste yapmaya başlıyor. Türkiye'ye dönünce gazetecilik yapıyor ve aile baskısıyla 20 yaşında evleniyor. Akabinde plak kapağı tasarlayarak çalıştığı aynı plak şirketinden şarkıcılık teklifi alıyor, 45'likler çıkartıyor, türkülere aranjmanlar yapıyor. Evlendiği Fikret Hakan'dan şiddet görünce Fransa'ya gidiyor. Philips'ten aldığı bir teklifle Fransızca bir albüm yapıyor ama baskısı yapılmasına rağmen, şirketle anlaşamadığı için albüm piyasaya sürülmüyor. 70'li yıllarda ünlü ozan ve şairlerin şiirlerine yaptığı bestelerle ünleniyor. 80'li yıllarda arabeskin patlamasıyla müzikten soğuyor ama tutmayan ve 2222 adet basılan Benim Şarkılarım albümünü yapıyor. Sonra filmler, tiyatro oyunları, müzikaller... '97 yılında yaptığı Beyhude albümü tutmayınca Amerika'ya gidiyor ve orada Türkiye'de yaptığı Ömer Kavur vesaire'den sonraki Beşinci evliliğini yapıyor ama o evliliği de sürmeyince boşanıyor. 2000'li yıllarını zaten herkes biliyor; Avrupa Yakası dizisi ve Çağan ırmak filmleri... Ve geçenlerde 3. evliliğinden olan oğlunu kaybetmişti...

***

ESMERAY

Esmeray'dan bahsederken, onun renginden dolayı bir öteki olmasıyla başlamak, "Önemli olan insan olması, sanatı" vesaire diyen iki yüzlü bir dünyada pozitif ayrımcılık adına elzem diye düşünüyorum. Çünkü öteki olanların kendilerini topluma kabul ettirmeleri eğer bir yetenekleri ve artı özellikleri yok ise, o kadar kolay değildir. Esmeray, Esmeray oluncaya kadar derisinin renginden dolayı hiç sıkıntı yaşamamış mıdır? Ötekileştirilenler toplumsal varoluşlarında diğerlerine göre her zaman hayata 1-0 yenik başladıkları için iki kat fazla çaba sarfetmek zorundadırlar. Yoksa vasıfsız olursan, hep ötekileştirileceksindir. Esmeray'ın Türk Pop Müziği'ndeki başarısı, bu manada iki kat daha değerlidir ki Esmeray gerçekten Asu Maralman gibi bu toplumun en çok sevdiği sanatçılardan biri olmuştur. Esmeray'ın başarısı tribünlere oynandığı falan düşünülebilecek olan Gel Teskere ile sınırlı değildir. Unutama Beni daha büyük bir klasiktir mesela. O kadar güzel başarılı işlere imza atmıştır ki Esmeray; say say bitmez. Ayrıca Esmeray'ın hümanist, özgürlükçü ve protest duruşunu da görmezlikten gelemeyiz. Esmeray Türk Pop Müziğine gerçekten çok değerli, önemli ve kalıcı bir imzadır.

Esmeray siyahi oluşunun sebebi, babasının Osmanlı döneminde Türkiye'ye yerleşen Fas kökenli bir ailenin çocuğu olmasındandır. Ortaokulu yarım bırakarak şehir tiyatrolarında oyunculuğa başlamıştır. Azınlıkların eğer yetenekleri varsa, sanata yönelmelerini de bir tesadüf olarak görmüyorum bu arada. Daha sonra Dormen tiyatrosuna geçen Esmeray tiyatro ile uğraşırken amatör olarak da müzikle ilgileniyordu. 1974 yılında TRT'nin düzenlediği Toplu İğne Beste Yarışmasında Unutama Beni ile birinci oldu ama TRT yoz müzik gerekçesiyle şarkıyı yasakladı. 1975'de Esmeray TRT'nin yasakladığı bu ve diğer şarkılarla birlikte Afrika kökenlileri anlattığı 13.5 şarkısını da dahil ederek Yayınlanamaz albümünü yayınladı. 1977 yılında yayınladığı Gel Tezkere plağıyla da adete deprem etkisi yarattı. 1978 yılında Eurovision Türkiye elemelerinde bazı sanatçılarla söyleyip katıldığı ve ikinci olan şarkısı Biz İnsanız da yasaklandı TRT tarafından. Kaynaklara göre 5 albüm ve 9 adet 45'liği bulunmaktadır. 1986 yılında sahne hayatına son veren sanatçı daha sonra bazı TV dizilerinde falan göründü. 90'lı ve 2000'li yıllarda bazı tiyatro oyunlarında yer aldı. 2000 yılında kendi döneminden kalabalık bir sanatçı grubuyla oluşturulan Eski Dostlar adı altında son bir albümde yer aldı. Son yıllarda geçim sıkıntısı çeken sanatçı kansere yakalandıktan 2 yıl sonra hayata veda etmiştir. Bir yorumda kanserden değil, nefes darlığından öldüğü belirtilmektedir.

45'likleri

100 Kere 1000 Kere - Sen (1973)

Unutma Beni - Ayrılık Olsa Bile (1974)

Elveda Yavrularım - İlk Muhabbet (1975)

"Antalya'ya Koş - Antalya'ya Koş (Enstrumantal)" (1975)

Soruyor Musun? - Garip Aman (1975)

13.5 - Büyümsün (1976)

Oylum Oylum...- Bir Gün Gelecek (1976)

Gel Tezkere Gel - Yollara Düştüm (1977)

Yollar Yollar - Lanet (1977)

İnsanız Biz - Vur Şu Sazın Tellerine (Ertan Anapa, Funda Anapa, İskender Doğan, Kerem Yılmazer ve Melike Demirağ ile birlikte)

Albümleri

Yayınlanmaz (1975)

Yaz Romancı (1977)

Oğlum (1980)

Sürpriz 81 (1981)

Kağıt Mendil (1993)

Toplama

Unutama Beni (2003)

Askerin Türküsü(2008)

****

Esmeray'ın YAYINLANAMAZ albümü TRT'nin şarkılarını yasaklamasından dolayı, TRT'yi protesto etmek dışında farklı-azınlık-öteki olmaktan dolayı yaşadığı ayrımcılıklara, zorluklara karşı bir manifestodur da adeta. Albümün başlangıcı ve şarkı aralarında yaşamından kesitler ve yaşadığı sıkıntılara dair yaşanmışlıklarını anlatan Esmeray sonunda, "Tekerlemeler, masallar ninniler ırk ayrımı aşılamasın yavrularımızın pırıl pırıl beyinlerine. Ne ırk, ne din, ne dil, ne cinsiyet, ne mezhep ayrımı. Kaldıralım bunları dünya yüzünden ve el ele, kardeş kardeş yaşayalım. Şu nimetleri hepimize yeterli şu yaşanası dünyada." diyor.

20

70'li yıllarda star kavramı ne derece vardı bilmiyorum. 70'ler ve 80'lerde TRT bir sanatçının popüler olmasında belirleyici bir faktördü. Çocukluğumda hatırlıyorum da Sezen Aksu, Nükhet Duru, Nil Burak, Nazan Şoray, Sibel Eegemen, Nilüfer, Banu, Esmeray, Asu Maralman, Seyyal Taner, Gökben vesaire arasında öyle uçurum bir fark yok gibiydi. Bir şarkıcının parlaması ve patlamasında şarkılar da çok belirleyiciydi. Güzel bir şarkın varsa, o zaman star olabiliyordun. Mesela Nazan Şoray, Hal Hal ile star olmuştu. Banu da Unutulur ile o dönemin 1 numarasıydı ki bazı şarkılar vardır starlık üstüdür. O melodi nasıl yapılmış, notalar hangi matematikle kurgulanmıştır bilemeyeceğim. Duygu işi olsa gerek. Yoksa günümüzdeki gibi bilgisayarların bile notaları harmanlayarak beste yaptığı dönemlerden ışık yılı uzak dönemlerdi. Melodi anlamında geçmişe takılı kalmamız ve o yılların zamansız oluşu da bu duygu sayesinde büyük ihtimal.

Banu müzik hayatına 1969 yılında lise yıllarında orkestra solistliği ve konservatuvarda şan ve solfej eğitimiyle başlamış. Daha sonra Zafer - Banu - Hülya üçlüsünü kurmuş ve bu macera 3 yıl sürmüş ve müzik yaşamına daha sonra solo olarak devam etmiş. Ölsem de Bir Kalsam da Bir ve Unutulur ile Banu bilindiği üzere çok büyük bir çıkış yaptı. Sonra Timur Selçuk'tan 5 yıl şan, solfej, armoni, kontrşan, kontrpuan, düzenleme eğitimleri almış. Çıkaracağı albüm için beste bulamayınca, bestelerini kendisi yapmaya başlar. 1984 yılında ünlü şairlerin dizelerini besteleyerek onu zirveye taşıyan Anlatamıyorum albümünü çıkartır. Banu ayrıca ilk kadın orkestra şefimizdir. Daha sonraki yıllarda özgün müzik türünde albümler çıkartmıştır. Kendisine pop tarzında yer edindiren Bir Demet Müzik ve Anlatamıyorum albümlerdir. Bu iki albümün her bir şarkısı hit niteliğindedir ve sonraki yıllarda Ossi Müzik'ten En İyileriyle başlığı altında CD olarak da yayınlanmıştır.

Albümler

Zafer, Banu ve Hülya (Yonca-1976)

Bir Demet Müzik (Balet-1981)

Anlatamıyorum (Balet-1984)

Canım Can Çekişmede (Bayar-1986)

Gün Kavuşurken (Fono-1988)

Kırık Hava (Bayar-1990)

Gider Olduk (Sarp-1992)

Sevdalardayım (Göksoy/Ada-1994)

Türküler Yolladım Sana (Majör-1998)

En İyileriyle Banu (2 CD, Ossi-5 Şubat 2009)

45'likler

Zafer Banu Hülya

Şimdi Yalnızım (Banu Solo) / Seni Öyle Seviyorum Ki (Yonca-1974)

Çukulata Sevgilim / Kara Kara Badem Gözler (Yonca-1974)

Ağlama Gönlüm Ağlama / Seni Gidi Çapkın (Yonca-1975)

Kalbim İstanbul'da / Kaleden Top Atarlar (Yonca-1976)

Solo

Vefasız / Eski Bir Mektup (Disko-1970)

Sormadan Gir / Zalim (Polydor-1974)

Nasıl Mutlu Olurum Sensiz / Öyle Bir Dünyada Yaşıyorum Ki (Yonca-1976)

Ölsem De Bir Kalsam Da Bir / Buna Sevmek Denirse (Hop-1979)

Eski Sevgili / Yok Ki (Hop-1980)

***

SELÇUK URAL, ZEKİ MÜREN İLE GÜNDEMDE!

Sayfada sanatçılara değinirken bazen kronolojik sıra izliyorum, bazen de gündeme gelenlerden bahsediyorum. Selçuk Ural'dan bahsedecekken, bir kanala verdiği söyleşiyle gündem olmuş zaten. Oğluyla ilgili açıklaması, pop müziğimizin önemli isimleriyle olan flörtlerini dile getirmesi, Zeki Müren'e olan hayranlığı derken, konu birden Seyhan Soylu'nun, Aykut Işıklar'dan duyduğu kadarıyla, Zeki Müren ile aşk yaşamasına, sevgili oluşlarına kadar gelmiş...

Malatyalı olan 77 yaşındaki Selçuk Ural, pop müziğimizin önemli vokallerindendir ve Dertlerimi Zincir Yaptım, Güle Güle Sana gibi hitlere imza atmıştır. Yakışıklığıyla dikkat çeken sanatçı sinema filmlerinde de oynamış.

Discogs verilerine 20 adet 45'lik plak çıkaran sanatçının 8 adet de albümü bulunmaktadır.

Albümleri

1975 – Selçuk Ural

1977 – Dertlerimi Zincir Yaptım

1982 – Sevdalıyım

1985 – Yıllar Sonra

1993 – Hayretler İçindeyim

1996 – Best Of Selçuk Ural

2006 – Sakın Değişme

2008 – Kadınsız

***

IŞIL YÜCESOY, OSSİ MÜZİK - HAKAN EREN VE VEFA!

Işıl Yücesoy, dün "Benim minik kuşum ve 3. Çocukluğunu yaşayan ben." notuyla bir paylaşım yaptı...

Işıl Yücesoy da uzun bir aradan sonra müzik hayatına dönüp de güzel çalışmalar yapan verimli sanatçılarımızdan. Işıl Yücesoy diyince ilk aklımıza gelen Selami Şahin bestesi "Ya Seninle Ya Sensiz" gelir. Fenomen bir şarkıdır zaten. Saadet Sun'da da çok güzel durmuştur. Sanatçıların ayakta kalmalarında veya geri dönüşlerinde plak şirketleri çok önemlidir. Hakan Eren'in sahip olduğu Ossi Müzik de sanki müziğimize hayat verenlere bir vefa borcu niteliğinde çok güzel prodüksiyonlar yapmıştır. Onları müziğe döndürmekle kalmayıp, onları bu şekilde yeni nesile de tanıtmıştır. Mesela 90'lar popu nostalji olmaktan çıkıp, 90'ların sanatçılarıyla hala konserlerde seyircisiyle buluşmaya devam etmektedir. 70'lerin plakları raflarda tozlanmaktan kurtulup, CD ve dijital platformlara aktarılmış ve geleceğe miras mahiyetinde kalıcı hale gelmiştir. Bunu çok tekrarlıyorum ama Hakan Eren müziğimize bir şanstır. O olmasaydı eğer, bir çok şarkı belki de yok olup gidecekti. O olmasaydı eğer, Işıl Yücesoy'un eski şarkılarını kim CD üzerine aktarırdı? Bununla da kalmayıp, Işıl Yücesoy'a onu yeniden gündeme taşıyacak nitelikte albümler, single'lar yaptı.

Önce eski şarkılarını "En İyileriyle" başlığı altında bir albümde topladı ve CD formatında çıkardı. Sonra çeşitli toplama albümlerde eski şarkılarına yer verdi. 2016'da "Zamansız" isminde sıfır bir albüm yaptı. 2017'de "Hayat Herkese Aynı" isminde bir single yaptı. 2018'de "Hani Ben", 2020'de "Yetmez mi?" single'larını yaptı. Sonra 2020 yılında "İzninle" şarkısından sonra, Işıl Yücesoy'un yorumladığı, parça parça dijital platforma yüklenen 10 Sezen Aksu şarkısını, 2021 yılında "Sezen Aksu Sokağı" başlığı altında bir albümde piyasaya sundu. 2021'de ayrıca 5 şarkılık "Vefa" isminde bir EP'sini çıkardı. Yani kısaca, Işıl Yücesoy Ossi Müzik kapsamında, 70'li yıllardan daha verimli bir süreç yaşadı. Hatta plak fortmatında ilk Long Play'i bile Ossi Müzik'ten çıktı. Diyeceğim o ki, sanatçılara ve müziğe vefa, çok faydalı bir iş. Teşekkürler Ossi Müzik - Hakan Eren ve tekrar dönüş yaptığın için Işıl Yücesoy... Buradan şunu da çıkartabiliriz. Demek ki sanatçıların kabuklarına çekilmeleri sadece kendi aldıkları kararlar olmayıp, bunda müzik şirketlerinin vefasızlıkları da sebep olmakta. Hakan Eren bu zihniyeti kırdı işte.

21

Ossi Müzik demişken, Hakan Eren kabuğuna çekilmiş bazı sanatçılarımıza unutulmaz, altın değerinde prodüksiyonlar yapmıştır. Bunlardan biri de Gönül Yazar'a yaptığı pop şarkılarını caz formunda düzenlediği Forever albümüdür. Belki de Gönül Yazar'ın en evrensel, zamansız ve de nitelikli işi olmuştu bu albüm. Ayrıca Gönül Yazar'ın şarkıları Ossi Müzik'te hayat bulmaya, gelecek kuşaklara aktarılmaya ve kalıcı hale gelmeye devam ediyor...

***

Ossi Müzik'in yıllar sonra müziğe döndürdüğü Ayten Alpman albümü caz formundaki "Bir Başkadır"ın, Chili Out türünde yeniden mikslenerek piyasaya sunulduğunu biliyor muydunuz?

23

Zaliha diyince aklımıza Reyhan'ın modern düzenlemeli hali gelir. Zaliha dönemini iyi bilenler elbette Beklenmeyen Misafir diyecektir. Zaliha dikkat çekici bir ses rengi olan güçlü bir sopranodur... İnsan şarkılarını dinleyince, böyle muhteşem bir ses nasıl görmezden gelinebilir diyor. Biraz da Ayla Dikmen'in sesini hatırlatıyor. Youtube'da onunla ilgili 15 dakikalık bir belgesel de var. https://www.youtube.com/watch?v=ra4YXQcJRtY Müziğe aşık olduğu için 22 yaşında hemşirelik mesleğini bırakıp şarkıcı olmuş. Güzelliği ve 3.5 oktavlık sesiyle dikkat çeken şarkıcı ülkemizi de yurt dışında temsil etmiş. Herkesin bir zamanının olduğunu söyleyen şarkıcı, ani bir kararla müziği bırakıp Bodrum'a yerleşiyor. Sesinin güzelliği 8-9 yaşındayken farkediliyor. Voleybola da ilgisi olan Zaliha, mesleğim olsun diye de hemşirelik okuyup mesleğini yapıyor. Tabi bu arada müziği ihmal etmiyor. Sporcu oluşu sebebiyle diyaframının çok gelişmesi müzikte bir artı oluyor onun için. Hemşirelik maaşı geçindirmeye yetmeyince, şarkıcılığa başlayıp, kendini tamamen müziğe veriyor. Bu konuda eğitimine devam edip kendini müzikte teknik olarak iyice geliştiriyor. '67 yılında Reyhan şarkısıyla dikkat çeker. Çökertme türküsü de onun ilgisini çeker ve onun plağını da yapar. 12 dilde şarkı söyleyen Zaliha 30 adet plak yapmış. Kültür bakanlığı aracılığıyla 70'in üzerinde ülkede konser vermiş. Şarkıyı modern düzenlediği için o da TRT engeline takılanlardan ve Reyhan şarkısı TRT yasaklısı bir şarkı olmuş. Zaliha bu durumu şöyle açıklıyor. "Şarkıda gitar, tar gibi enstrümanları kullandığım için bu şarkının yasaklanmasından dolayı ben kaybetmedim, TRT kaybetti. Çünkü ben gen Zaliha oldum.". Türkiye'nin aydınlık bir yüzü olmuş Zaliha. Murat 124'ün da isim annesi olan Zaliha'yı şöhret hiç şımartmamış. Israrları kıramayarak bir tane de film yapmış. 20 yıllık sanat hayatını zirvede bırakmayı tercih etmiş. 1986'da da tamamen Bitez'e yerleşiyor. Kız çocuklarını okutan Zaliha, mirasını kız çocuklarına vasiyet etmiş.

Saliha Özgen ya da sahne adıyla Zaliha (d. 29 Mayıs 1942; Feriköy, Şişli, İstanbul), Türk şarkıcı.

45'likleri

Sitem / Gül Dikensiz Olur Mu (Aras-1969)

Siyah Gözler / Romen Kızı (Aras-1969)

Reyhan / Bağımda Üzüm Kaldı (Aras-1970)

Hayat Masal / Sensiz Serhoş (Aras-1970)

Söyle Söyle / Gelmem Oyuna (Aras-1970)

Çayda Çıra Yanıyor / Yarim İstanbulu Mesken Mi Tutun (Hisar-1972)

Benimsin Bu Gece / Şu Garibi Sevenler Anlar (Coşkun-1973)

Beklenmeyen Misafir / Yalancı (Evren-1977)

Reyhan / Geçmiş Zaman (EMI-1978)

Ossi'den 1967-1974 yılları arasında söylediği

"Beklenmeyen Şarkılar" 

isminde Fransızca şarkıların da yer aldığı bir de albümü yayınlanmıştır.

1- ÇÖKERTME

Söz-Beste: Anonim

2- YARİM İSTANBULLU

Söz-Beste: Ahmet Ayhan

3- ANA ÖĞÜDÜ (SULHA GELİN EY İNSANLAR)

Söz: Nevruz Genceli Beste: Alekper Tagıyev

4- ÇAYDA ÇIRA

Söz-Beste: Anonim

5- GİTME

Söz: Anonim Beste: Said Rüstemov

6- ARZU KIZIM

Söz: İskender Coşgun Beste: Alekper Tagıyev

7- ROMEN KIZI

Söz-Beste: Anonim

8- LA CHANSON DE LARA

Söz: Hubert Ithıer- Paul Francis Webster Beste: Maurice Jarre-Paul Francis Webster

Düzenleme: Engin Ege

9- ARRIVEDERCI ROMA

Söz: Renato Ranucci-Pietro Garinei-Sandro Giovannini Beste: Renato Ranucci-R. Rascal

Düzenleme: Ertuğrul Çayıroğlu

10- L’AMOUR C’EST MA CHANSON

Söz-Beste: Charles Chaplin

Düzenleme: Engin Ege

11- NULLA RIMPIANGERO

Söz-Beste: Charles Dumont

Düzenleme: Engin Ege

12- SOLENZARA

Söz: Enrico Macias-Dominique Marfisi Beste: Dominique Marfisi-Bruno Bacara-Catherine Darbal

Düzenleme: Engin Ege

25

Rezzan Yücel  

Rezzan Yücel'i 1978 Eurovision Türkiye elemelerine katıldığı, bana göre bizi o yıl temsil etmesi gereken şarkı olduğuna inandığım, görsel mizanseni de çok güzel olan Bu Gece şarkısıyla tanıyoruz daha çok. Özveri, en hit şarkısı sanırım. Zaman Zaman şarkısı da Türk Hafif Müziği ruhunu yansıtan çok güzel şarkılardan. Birdenbire şarkısında sesinin farklı bir tınısını yakalıyorsun.

İnsan sormadan edemiyor; sesin varsa ve şarkıcı olduysan sonrasında müzik neden bırakılır; sanatçıya ters düşen piyasa koşullarından dolayı mı, star olunamayacağı için falan mı? Geçici bir heves falan mı oluyor acaba şarkıcılık? Ben şuna inanıyorum... Müziğe, sanata, dolayısıyla sanatçıya ülkemizde yeterince önem verilmiyor ve dolayısıyla bir süre sonra istediğin müziği yapamayınca pes edebiliyorsun. Bazı sanatçılar direnebilir ama bazı karakterler prensiplerinden taviz vermeyebilir ki eğer iyi bir şeyler yapmak istiyorsan, sana ters gelen şeylere karşı taviz vermeme hakkın da doğal.

Hakan Tok'un bloğunda, Eurovision 1978 dosyasında Rezzan Yücel ile ilgili bilgide, Rezzan Yücel'in birkaç plaktan sonra evlenip müziği bıraktığı, Eurovision teklifiyle yeniden müziğe döndüğü yazıyor. O dönüş de zaten onu müziğimizin unutulmazları arasına sokuyor.

Bu vesileyle 1978 Eurovision Türkiye elemelerine değinmek gerekirse, hangi kafayla Sevince şarkısı gönderildi bilmiyorum. Nükhet Duru'nun elenen Anılar ve Dostluğa Davet şarkılarının falan açıklaması ne acaba? O yıl elenen şarkılardan biri de Ayça Oktay'ın söylediği, çocukluğumdaki fenomen şarkı Küçük Kız imiş.

Unutma / Bir Roman Gibi 1977 

Rezzan Yücel - Birdenbire / Bu Gece  

Birdenbire / Bu Gece 1978 

Rezzan Yücel - Zaman Zaman 

Zaman Zaman 2020

***

EUROVİSİON TÜRKİYE TRT'NİN ELİNDE ALINSIN!

TRT'deki sıkı denetim pop müziğimize nitelik getirdi denir ya; tartışılır bir düşünce; belki TRT olmasaydı, müziğimiz çok daha deneysel ve eklentik olacak, günümüze yansımaları da daha iyi olacaktı! Çünkü TRT'nin bu zihniyeti yüzünden folk müziğimiz tek sesli kalmış, Batı müziğimiz de etnisitemiz dahil edilmediği için bir türlü zenginleşememiş. Ne saçma bir şey pop müziğine yerel enstrümanlarımızın girmemesi, folk müziğimizin de Batı enstrümanlarıyla çalınamaması. Buna resmen yenilikçiliğe kapalı, modernizme karşı olmak denir. Müzikteki yobazlıktır bu! Günümüzde bile Eurovision'a içinde eşcinsellik var diye katılınmıyor, ama TRT oylama sistemini bahane ediyor. Bu oylama sistemi herkese aynı işlemiyor mu? Niye TRT'nin dediği olsun? Eurovision TRT'nin tekelinde değil ki! Eğer Sertap Erener olmasaydı ve TRT'ye boyun eğseydi-yani diktelerine isyan etmeseydi, kendi kafasına göre bir strateji izlemeseydi; Eurovision'daki tek birinciliğimizi bile alamazdık. Bu bile TRT'nin ne kadar geri bir zihniyet olduğunu gösteriyor. Sertab Erener'in bu başarısı halk olarak bizi bu platformda ezik olmaktan kurtarmıştır.

26

EUROVİSİON DENİLİNCE AKLA AJDA MI GELİR, SERTAB MI?

TRT'nin Sertab Erener ile 2003'te denediği formül, 1980 yılında Ajda Pekkan ile deneyince tutmamıştı. Bunun çok sebebi var elbette. Birincisi, bu konuda karar mercinin Sertab Erener olması, kimseye bağlı olmaması, yani beste, düzenleme olarak falan. Yani Sertab ne derse o olur bir süreç. Sadece beste konusunda değil, tüm süreçte ipler Sertab Erener'in elindeydi. TRT Sertab Erener'e bir bütçe ayırmış, Sertab bu bütçe doğrultusunda veya cebinden de harcayarak tanırım, koreografi, yani birincilik için ne yapması gerekiyorsa, kendisi karar vermiş. Tabi bir de Sertab güncel bir kadın; neyi nerede, ne zaman, nasıl yapacağı konusunda o günün koşullarına göre daha tecrübeli ve de daha aktif olsa gerek. Yani Sertab daha teknik bir sanatçı, işin mutfağında olan birisi. Sertab için bir anlamda star kavramını farklı boyuta taşıyan sanatçılarımızın 1 numarası bile diyebiliriz. Ajda Pekkan belki günümüzde olsaydı, kılı kırk yarar, o daha iyisini bile başarabilirdi ama zaman değişiyor, koşullar değişiyor ve her yapı her koşulu taşıyamayabilir. Bilemeyiz artık. Ama bütün bunlara rağmen Eurovision diyince benim aklıma Ajda Pekkan ve Petrol gelir. Çünkü Ajda Pekkan çok extrem bir sanatçı, Petrol de gerçekten çok extrem bir şarkı. Belki ülkece Sertab ile şampiyon olmak bizi çok mutlu etmiş olabilir ama ben Ajda Pekkan ve Petrol ile mutlu olanlardanım. Çünkü Sertab ne kadar teknik bir sanatçı olsa da, Ajda Pekkan'ın aurası bambaşka bir şey. Bu da benim X kuşağı olmamla alakalı olabilir. Yani Z kuşağı olsaydım, Ajdacı olmayabilirdim.

Not: Ajda Pekkan hayranlığımın günümüz Ajda Pekkan ile alakasının olmadığını belirteyim. Ajda Pekkan benim için 40 sene önceki 1983 albümüne kadardır.

***

OLAĞAN ÜSTÜ BİR SES VE YORUMCU; SAADET SUN!

Son yıllarda Youtube'da Türk şarkı ve şarkıcılarına başta İtalyanlar olmak üzere rekasiyon gösterenler, şarkıları ve şarkıcılarımızı değerlendirenler türedi. Elbette güçlü sesli sanatçılarımızın videolarını değerlendiriyorlar, çünkü daha çok izleniyorlar bu sayede. Cem Adrian, Sertab Erener, Şebnem Ferah da bunların başında gelenler. Bunları izledikten sonra bir ara bilgisayarın başından kalktım ve boşluğuma mı denk düştü yoksa sesin muhteşemliğinden o anda şarkı ve şarkıcıya dair veriler bir anda beynimden silindi mi anlayamadım. O anda büyülendim, kilitlendim kaldım sesin güzelliği karşısında. Evet ben bu sesi biliyorum; Işıl Yücesoy mu, Ayla Algan mı, Nesrin Sipahi mi..? Tabi saliseler içinde şak diye taptığım seslerden Saadet Sun olduğunu beynim idrak etti. Yeter ki şarkısını söylüyordu. Tüylerim diken diken o anda, ayaklarım yerden kesilmiş vaziyette. Nasıl bir ses Tanrım bu; eşsiz, benzersiz, sıradışı, olağan üstü... Elbette abartıyor olabilirim çocukluğumdan beri içselleştirdiğim bir sesi. Ama bu benim gerçek hislerimin ifadesi. Ben sesin mükemmelliğini, bana hissettirdiği duygu yüksekliğiyle ölçüyorum, 5 oktavıyla değil. Güzel şarkılar vardır, süper şarkıcılar vardır ama bir de seni içine çeken sesler ve yorumlar vardır. Saadet Sun işte böyle bir şey. Yeter ki'den sonra da Saadet Sun şarkıları sanki onu dinlemeye acıktığımı anlamış gibi birbiri ardına çalmaya başladı. Tekrar Seni Seni Sevecek, diğrleri... Kıymetini bilmiyoruz böyle nadide seslerin. Kaydedilmiş 45'lik, kaset üzerinde ne kadar şarkısı varsa bir CD albüme aktarmak çok mu zor gerçekten? Sezen Aksu'nun neyi var neyi yok hepsini yayınlıyorsunuz ama? Çünkü getirisi oluyor değil mi? 2019 yılında Hakan Eren'den Mükafat isminde bir şarkısı çıkınca o kadar mutlu olmuştum ki... Bugün Saadet Sun'un sesinin hayatımda ne kadar önemli bir yeri olduğunu bir kez daha anladım.

***

Günün tavsiye 45'liği Serpil Barlas'tan Farkın Kalmadı... Ne kadar güzel bir şarkıymış. Serpil Barlas'ın sesini ortaya ne güzel ortaya çıkarmış...

27

Sezen Aksu'nun sırasıyla '80-'81-'82 yıllarında çıkardığı, Serçe ile Sen Ağlama arasına sıkışmış kalan bu üç albümünün; Sevgilerimle, Ağlamak Güzeldir ve Firuze albümlerinin CD baskılarını gün gelip çok arayacağız! Özellikle Ağlamak Güzeldir bana göre bir başyapıttır. Sevgilerimle albümünden Sezen Aksu'yu sevmeme sebep olan Hata şarkısı yer almaktadır. Bazı albümlerini CD baskılarını yedeklemek gerekiyor. Bir de çok popüler olmayan albümler bende nedense daha bir önem arzeder... Firuze ise dönemin en şaşalı şarkılarından biridir.

***

70'ler ve 80'ler ayrı 10'ar yıllık dönemler olsa da, Hafif Müziğimizde 75-85 yılları arası sanki daha bir bütünlük içeriyor gibi.

***

CD OLARAK DA BASILAN SON YENİ ALBÜMLER!

Bir yılda 2 albümün CD formatında basılması ne acı diyeceğim ama albüm yapılmamış ki zaten... 2 albüm bile diyemeyiz; Nilüfer'inki yarım albüm; 5 şarkıdan oluşuyor... Bu albümler de sembolik olarak basılmış olmalı ki, sadece D and R'da bulabildim. Sürekli aldığım bir yerde hemen tükenmiş. İçinde fantezinin olmadığı, ciddi anlamda pop müzik bitti mi ülkemizde acaba?

***

Sertab Erener bile albümünü artık CD formatına çıkarmıyor...

***

Sezen Aksu'nun Düğün ve Cenaze albümüne ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sezen Aksu'nun deneysel çalışmalarından biridir. Yani deneysel derken, tarzının dışına çıkmıştır, dinleyicisini ters köşe yatırmış, o güne kadarki tirajlı albümlerinden sonra en az satan albümü olmuştur. Albüm Goran Bregoviç ve Emir Kusturica bestelerine Türkçe sözlü şarkılardan oluşmaktadır. Bir anlamda 90'ların aranjmanı, Türk Hafif Müziği, Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği mahiyetindedir. Albüm müzikalite olarak yüksek seviye arzeder. Kısacası o dönem Sezen Aksu hayran kitlesine fazla gelen uzun vadeli bir albümdür. İyiki de böyle cesur işleri olmuştur Sezen Aksu'nun. Zaten Sezen Aksu'yu gerçek anlamda Sezen Aksu yapan da bu cesaretidir. Mesela ben kalkıp da şimdi Sen Ağlama şarkısını dinlemiyorum, dinleyemiyorum. Bu albümden sonra çıkan efsanevi Adı Bende Saklı albümünü, hayranlarından özür dilemek için mi yapmıştır, yoksa Düğün ve Cenaze zaten Sezen Aksu'nun deneysel çalışmalarla kendini ödüllendirdiği bir ara albüm müdür bilemeyiz: Sezen Aksu'da saklıdır!

Not: Bu albümden Erkekler ve Kalaşnikof şarkıları dikkat çekmiştir. Düğün, Gül ve Helal Ettim Hakkımı gibi güzel şarkılar da içermektedir. Allah Varsa şarkısı, Dolunay sözleriyle Nükhet Duru'da daha iyi durmuştur. Aslında kulak vererek dinlediğinde bütün şarkıların özenle seçildiği anlaşılabiliyor. O Sensin ve Kasım Yağmurları ve Ayışığı da çok güzle şarkılar mesela... Hıdırellez zaten en meşhur Balkan şarkısı diyebiliriz.

***

Sezen Aksu'nun yaptığı çalışmalarına sahip çıkmasını çok takdir ediyorum. Başkalarına verdiği şarkıları önce '96 yılında Düş Bahçeleri albümünde yorumlamış ve 13 sene sonra da2009 yılında Yürüyorum Düş Bahçeleri isminde 2 CD'lik bir albümde toplamıştır ki 29 şarkıdan oluştuğu için bu albümü hatta 3 albüm mahiyetindedir. Düş Bahçeleri albümünde de 12 şarkısı bulunmaktadır. Son yıllarda ise stüdyoda kaydedilmiş ama piyasaya sunulmamış albümlerini YouTube üzerinden yayınlamakta, sonra da Demo isimli CD'de toplamaktadır. Demo kayıtların birincisi yayınlandı. Umarım ikincisi de yayınlanır. Keşke başka sanatçılarımızda stüdyoda kaydedilen, sonra piyasaya sunulmayan şarkılarına sahip çıksalar...

***

Sözü ve müziği Sezen Aksu'ya, muhteşem düzenlemesi Kıvanç K.ya ait olan Sarı Odalar şarkısı 5 Eylül 1999 yılında piyasaya çıkmıştır. Çıktığı zaman ben çok etkilenmiştim. Hatta o anda düzenlemeleri dahil/etkisiyle bir bütün olarak, o güne kadarki en iyi Sezen Aksu şarkısı olarak gelmişti bana. O dönemler daha single yok sayılırdı ülkemizde ve CD olarak, hem de kaset olarak piyasaya verilmesi, yapılan işe ne kadar çok güvenildiğini de gösteriyordu. Şarkıya çekilen klip ise siyah beyaz idi. Şarkı aslında ters köşeler içeriyor. Yani slow bir şarkı güçlü bir soundla nasıl daha dikkat çekici hale getirilebildiğini ve güçlü bir soundla nasıl duygusal bir klip çekilebileceğini gösteriyor. Pop müziğimizin en yüzü ak işlerinden biridir Sarı Odalar.

***

1999 yılında Nükhet Duru 4 şarkılık '99 isimli EP ile cesur bir işe imza atmıştır ve pop müziğimiz Sesini Duyur gibi klasikleşen bir şarkı kazanmıştır bu sayede. Bu şarkı 2001 yılında Bana Rağmen albümünde yeni bir düzenlemeyle yer alsa da eski havasından uzak kalmıştır. Ayten Alpman'a yıllar sonra bir albüm teklifi geldiğinde tek bir şarkı ile müziğe dönmek istemiştir-çünkü 10 şarkılık bir albümle uğraşamayacağını söylemişti-, o da Nükhet Duru'dan dinleyip etkilendiği Sesini Duyur şarkısıdır. Daha sonra Ossi müzikten bu şarkının da yer aldığı pop şarkılarının pop formunda düzenlendiği Bir Başkadır Ayten Alpman albümünü yapmıştır. h. k.

***

Ajda Pekkan'ı Süperstar yapan 3 albüm; Süperstar 1 - 2 - 3. Eğer bu üç albüm olmasaydı..?

Ajda, Ajda Pekkan'ın, 1975 tarihli, ilk toplama albümünün adı. Ajda Pekkan bu albümle 70'lerin ilk yarısında çıkardığı hit teklilerini toplamıştır. Büyük satış yakalayan bu albüm, 1993 yılında hiç düzenlenmeden, "Erkek Adın" ve "Haram Olsun" şarkıları kaldırılıp üzerine 6 şarkı daha eklenerek, Hoş Gör Sen adıyla yayınlanmıştır. 

28

Ajda Pekkan'ın Sen Mutlu Ol albümünde, dinleyicilerini seçtiği şarkılarla şaşırttığı söylenir ama bana göre hiç de öyle değildir. Ajda Pekkan'ı Ajda Pekkan yapan, bu ülkede sevilmesini sağlayan, Batı ile Doğu'yu absorbe edişi, Batı alt yapısı üzerine orient melodiler söylemesidir. Hatta kırık Türkçe ile söylüyormuş gibi yapması bile buna katkı sağlamıştır. Ajda Pekkan'ın bu ülkedeki asıl çizgisi bana göre budur. Tanrı Misafiri'nden Hoşgörsen'e, Sana Neler Edeceğim'den Gözünaydın'a, Baksana Talihe kadar... Bu albüm de o formdadır. Tamamen Batı şarkılarla da hit olmuştur ama ben büyük kitlenin Ajda Pekkan'ı bu eklektik şarkılarla sevdiğine, Sen Mutlu Ol albümünün de bu çizgide, Ajda Pekkan'ı vareden çizgide bir albüm olduğuna, Eurovision hezimetinden sonra böyle bir albümle dönme sebebini de bu çizgiyle itibarını tazelemek olduğuna inanıyorum. Petrol bile bu çizgide bir şarkı değil miydi zaten? Benim de en çok sevdiğim 4. albümüdür. 

Yaşar Plak'tan çıkan bu albüm Ajda Pekkan'ı da memnun etmemiştir. Süperstar albümleri niteliğinde albüm çıkarmak isteyince ve anlaşması olmasına rağmen Yaşar Plak, Ajda Pekkan'ın artık kendileriyle çalışmayacağını anlaması üzerine zorunlu olarak yapılan Sevdim Seni Bir Kere'de yer alan ama Ajda Pekkan beğenmeyince Sen Mutlu Ol albümünden çıkartılan iki şarkı, Sen Mutlu Ol albümü çizgisindeki Alışmak Sevmekten Daha Zor ve Bir Dost Bulamadım şarkıları mıydı acaba?

***

5 şarkı farkıyla FARKIN BU!

Ajda Pekkan'ın Süperstar 3 döneminden sonraki çalışmaları beni asla tatmin etmemiştir diyebilirim. Özellikle düzenleme olarak. 2011 yılındaki albümünü içindeki 5 şarkısıyla ayrı tutarım. Keşke bu 5 şarkıyla bir EP yapsaydı da albümü kült hale getirseydi. Bu beş şarkı albümün ilk dört şarkısı(Yakar Geçerim, Heves, Farkın Bu, Yine Tek) ve 8. şarkı Asla Deme.

***

CD ALBÜM VESİLESİYLE MUCİZE ALBÜM HOŞGÖR SEN

Ajda Pekkan'ın 1975'de yayınlanan toplama albümü Hoşgör Sen, 1992 yılında küçük şarkı değişikleriyle CD albüm olarak yayınlanarak daha geniş kitlelere, özellikle genç nesile ulaşmasını sağlamış, hatta Ajda Pakkan'a unutulmamak ve nitelik anlamında bir prestij kazandırmış falan olabilir dersem ukalalık mı yapmış olurum bilmiyorum. Gerçekten bazı şarkılar vardır ve dinleyiciye ulaşmayınca ne şarkıya ne de şarkıcıya bir katkısı olur. Kaset ve CD döneminde olmayan plaklarla bu şarkılar nasıl dinleyiciye ulaşacak, platfromlardan nasıl çalınacaktı? Dijital daha dün çıktı. ayrıca CD'ye aktarılması, dijitale de daha nitelikli ses olarak aktarılmasını sağlamıştır diye düşünüyorum. Şu anda dijitalde bulunan bazı şarkılar ses kalitesi olarak o kadar kötü ki. h. k.

Sana Neler Edeceğim (Kan Izzaman) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Elias Rahbani)

Sana Ne Kime Ne (Megie Mele) (söz: Ülkü Aker - müzik: Philippos Nikolaou)

Al Beni (Garde-Moi Avec Toi) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Claude Morgan)

Tanrı Misafiri (Tariq El Nahl) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Rahbani Brothers)

Kimler Geldi Kimler Geçti (If We Were Free) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Tony Hatch ve Jackie Trent)

İnanmam (We Pretend) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Stelios Vlavianos)

Seninleyim (E Penso A Te) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Lucio Battisti ve Giulio Rapetti)

Hoşgör Sen (On S'embrasse Et On Oublie) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Enrico Macias)

İçme Sakın (Signorina Concertina) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Peter Yellowstone ve Roberto Danova)

Varsın Yansın Dünya (söz: Fikret Şeneş)

Palavra Palavra (Parole, Parole) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Giovanni Ferrio)

Çapkın Satıcı (Mediterranéen) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Salim Halali)

Nasılsın, İyi misin (Ti-Laï-Laï-Laï) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Ralph Bernet ve Danyel Gerard)

Olanlar Oldu Bana (Čaje Šukarije) (söz: Fikret Şeneş - müzik: Esma Recepova)

Kaderimin Oyunu (söz-müzik: Orhan Gencebay)

Dert Bende Derman Sende (söz-müzik: Vedat Yıldırımbora)

Düzenlemeler: Norayr Demirci

***

Aynı Ajda Pekkan'ın Hoşgör Sen albümünde olduğu gibi Nükhet Duru'nun, Nükhet Duru Klasikleri albümü de Nükhet Duru'nun günümüze taşınmasına yardımcı olan referansa albümlerden biridir. Bu tür albümler dediğim gibi sadece sanatçıları ve şarkıları günümüze taşımakla kalmıyor, ses kalitesi dinlenebilir nitelikte olarak da kalıcı hale de geliyor... h. k.

1.Melankoli

2.Beni Benimle Bırak

3.Ben Gene Sana Vurgunum

4.Anılar

5.Bir Nefes Gibi

6.Al Beni de Yanına

7.Canım Yandı

8.Kulis

9.Güneş

10.Gerisi Vız Gelir

11.Hayat Umutla Başlar

12.Haykırıyorum

13.Yıldızlar

14.Cambaz

15.Benimsin Diyemediğim

16.İyi Oldu Gelmediğin

17.Nerede O Eski Şarkılar

18.Büyüme Çocuk

19.Ben Bir Kadınım

20.Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle

21.Takalar (Modern Folk Üçlüsü),

*** 

1990'ların başında CD furyasıyla aynı Ajda Pekkan ve Nükhet Duru gibi Neşe Karaböcek'in de pop günlerine dair orjinal kayıtlarıyla 19 şarkısının bir araya getirildiği bir CD albüm yayınlandı. Bu albümün şimdilerde kopyasını sahaflarda bulmak bile mümkün değil; olanlar da binlerce lirayla ifade ediliyor. h. k.

1. Adını Anmayacağım 

2. Aşkın Kanunu 

3. Aşkına Hiç Doyum Olmaz

4. Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim 

5. Bile Bile 

6. Dünden Beri

7. Elveda Meyhaneci 

8. Geri Dönülmez Bir Yoldayım 

9. Hatırla 

10. Madem Küstün Dargındın

11. Oyun Bitti

12. Pişman Olur Da Bir Gün 

13. Seher Vakti

14. Sevme Beni Artık

15. Unuttun Beni Zalim 

16. Uykuda Mısın Sevgili Yarim

17. Yarım Kalan Aşk

18. Yorgun Gönüller 

19. Ömrümce Hep Adım Ad

***

Tabiki de bir sanatçıyı başarılı kılan en başta sesidir ama şarkıların düzenlemesi çok belirleyicidir. Ben şahsım adına, bir ses ne kadar güzel olursa olsun, bir şarkı ne kadar güzel olursa olsun, vasat bir düzenlemeyle asla sevemem. Neşe Karaböcek'in de geleneksel ve de dönemsel vasat düzenlemeli şarkıları olmuştur ama genellikle işin mutfağında belirleyici olarak, şarkılarını zamansız bir şekilde dinlenebilmesi için evrensel düzenletmiştir. Zaten çıkışı da kimsenin ilgi göstermediği Artık Sevmeyeceğim'i flemenko tarzında söyleyerek zirve yapmamış mıdır? Mesela 7 Renk albümü, pop folk düzenlemesiyle muhteşemdir. Yani sadece pop veya her tarzda şarkı söylemesi ve gırtlağından çok şarkılarının düzenlemesidir beni hayran bırakan... 90'larda da Euro Soundla gene gündemde kalmayı başarmıştır. Bu Gülden Karaböcek'te de böyledir, Kamuran Akkor'da da. Eğer bu saydığım isimler zamanında pop söylemeseydi ve düzenlemeleri pop tarzında olmasaydı günümüze kadar aynı etkide varlıklarını sürdürebilirler miydi tartışılır. Zaten 80'lerde ülkemizde arabesk patlamasaydı, bu şarkıcılar belki arabesk söylemeyebilirlerdi. Çünkü müzik şirketleri ticari düşündükleri için, sanatçıların da bağımsız hareket edebilmeleri ülkemiz koşullarında zor olduğu için, böyle bir süreç yaşanmıştır. Ama biz bu şarkıcıları dinlerken pop ve düzenlemesi pop olan şarkılarıyla, Psychedelic şarkılarıyla dinliyoruz işte. Ajda Pekkan'ın '83 albümünden sonra kemik dinleyicisini kaybetmesinin sebebi de popüler olmak adına kendini günümüz tek sesli akımlarına kaptırmasındandır. Mesela 2000 yılında çıkardığı 2 CD'lik Diva albümü Ajda Pekkan'a ne kazandırmıştır. Oysa biz '75 ve '83 arasında çıkardığı albümlere takılı kaldık.

***

Günümüzde hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi ve Youtube'da tıklanması olan Zerrin Zeren eğer Kupa 4'lüsü ile pop 45'likler yapmasaydı kim tanır, kim hatırlardı? Popun gücü!

29

70'li yıllara pop folk söyledikten sonra Gülden Karaböcek 80'lerde arabeske yöneldikten sonra 90'larda popun patlamasıyla sanki özüne dönmüştür ve Kısmetse Olur isimli pop albüm çıkarmıştır.

***

Türkiye'de her tarzda müzik yapabilme yeteneğine sahip gırtlak say deseler bir elin parmaklarını geçmez ve iki tanesinin kardeş olması ve zirve olması çok ilginçtir. 

Gülden Karaböcek & Neşe Karaböcek

***

GÜLDEN KARABÖCEK'İN POP 45'LİKLERİ!

Derdimi Dökersem Derin Dereye / Oy Bende Yare Bende (1971)

Adaletin Bu Mu Dünya / Oy Beni Beni (1971)

Hasta Gönlüm / Gönül Dağı (1972)

Gözlerin Güldükçe / Unuttum Artık Seni (1972)

Koşma Koşma / Dünyanın En Güzeli (1972)

Yaralı Kalp / Anca Beraber Kanca Beraber (1972)

Sevdim Sevdim Ne Kazandım / Şaka Yaptım Ben Sana (1972)

Tövbe Ettim Sevmeye / Gözümüz Yok Ama Niye Olsun (1973)

İşte Gidiyorum Çeşm-İ Siyahım / Dumanlı Dumanlı Oy Bizim Eller (1973)

Dur Bırakma Beni / Güleceksin Ağlanacak Haline (1973)

Kalbindeki Sevgili / Şaka (1973)

Ahu Gözlüm / Artık Sorma Beni (1974)

Nem Kaldı / Bitmez Tükenmez Geceler (1974)

Şu Sazıma Bir Düzen Ver / Gitme Durnam (1974)

Yalancısın / Ela Gözlüm (1975)

Bana Gerçekleri Söyle / Dur Dinle Sevgilim (1975)

Kır Çiçekleri / Dokunma Keyfine Yalan Dünyanın (1976)

Çeşme / Ne Bilirdim Ki ? (1977)

***

SEN AĞLAMA, Sezen Aksu'nun en çok bilinen, en büyük çıkışını yaptığı, müzik dünyasına tiraj olarak da hareket getiren bir albümdür. Sembol Plak'tan çıkmıştır. LP'si kaset formatıyla aynı anda mı yapıldı bilmiyorum(aynı anda çıkmış) ama kaset dönemi albümü olduğu için, tirajı belirleyen kopya kasettir. A yüzü şarkıları TRT'de çalmasına rağmen, B yüzü şarkılarının çalmama sebebini bilmiyorum. Denetimden geçmemiş olabilir. En büyük hitleri sen Ağlama, Geri Dön'dür. Haydi Gel Benimle Ol da çok sevilmiştir. Yeter ve Bu Gece de TRT'de öyle veya böyle çalmıştır. Ama halk arasında Tükeneceğiz belki de Sen Ağlama kadar hit olmuştur. Aslında Eurovision şarkısı 1945 dışındaki B yüzü şarkıları çok melodik şarkılardır. Sözlerde Aysel Gürel, Sezen Aksu ve Sabahattin Ali, müziklerde Ali Kocatepe, Attila Özdemiroğlu ve Onno Tunç'u görürken, düzenlemeler tamamen Onno Tunç'a aittir. 90'larda CD olarak da basılan albümün 8 müzik şirketi tarafından 17 basım versiyonu mevcuttur. CD döneminin de bitmesiyle, son yıllarda tekrar plak olarak basılmıştır. 1984-85 yıllarında müzik listelerinin 1 numarasını gasp etmiştir. Bu albüm yüzünden Sezen Aksu'nun bir sonraki albümü Git merakla beklenmiş olup, bu yüksek beklentinin dinleyicilerde bir hayal kırıklığı yarattığını söyleyebiliriz.

Albüm şarkıları

"Sen Ağlama" (Söz: Aysel Gürel/Sezen Aksu - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

"Haydi Gel Benimle Ol" (Söz: Aysel Gürel - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

"Geri Dön" (Söz: Sezen Aksu - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

"Yeter" (Söz: Sezen Aksu - Müzik: Attila Özdemiroğlu - Düzenleme: Onno Tunç)

"Bu Gece" (Söz: Sezen Aksu - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

"Dağlar Dağlar" (Şiir: Sabahattin Ali - Müzik: Ali Kocatepe - Düzenleme: Onno Tunç)

"Çocuklar Gibi" (Şiir: Sabahattin Ali - Müzik: Ali Kocatepe - Düzenleme: Onno Tunç)

"Tükeneceğiz" (Söz - Müzik: Sezen Aksu - Düzenleme: Onno Tunç)

"Bir Başka Aşk" (Söz: Aysel Gürel - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

"1945" (Söz: Aysel Gürel - Müzik - Düzenleme: Onno Tunç)

***

Bugün Sezen Aksu albümlerini karıştırırken Deliveren albümü kartonetiyle çok ilgimi çekti. Kapak fotoğrafı çok özel, albüm kartoneti kitapçık ve her bir şarkının bir karta sözlerinin yazıldığı bir zarftan oluşuyor. Tesadüfen de Youtube'da çalmaya başlayınca, acaba Sezen Aksu'nun en iyi albümü mü diye geçirdim içimden. Şarkıların hepsi birer efsane niteliğinde... Keskin Bıçak, Sarı Odalar, Yine mi Çiçek, Hoş Geldin, Yalancı Dünya, Hayat Sana Teşekkür Ederim, Oh Oh, Kahpe Kader...

***

THIS IS SEZEN AKSU!

Sezen Aksu ile ilgili, gözlemlerime ve hislerime dayanarak, naçizane bir şeyler söylemek istiyorum. Sezen Aksu bu ülkede öyle masaya yatırılıp, üzerinde laf olsun diye konuşulabilecek bir konu değildir aslında. Çünkü bu toplumu kendi diliyle-sanat diliyle ozanca ifade edip, noktayı koymuştur. Neyi tartışabiliriz ki; beğenirsiniz beğenmezsiniz ayrı mesele ama müzikal manada eleştirmek falan kimsenin haddine olamaz. Sezen Aksu müziğimizde bir evrimdir bile/hatta; Türkçe Sözlü Hafif Müzik'ten, Türk Pop Müziğinin inşası. Yani müziğimize yön falan vermemiştir; pop müziğimizi oluşturmuştur. Sentez bir makam, bir tür gibi bir şey olmuştur Sezen Aksu müziği. Yani etkilemiştir müziğimizi ve müzisyenlerimizi. Eğer Sezen Aksu olmasaydı, belki şu anda bu coğrafyanın müzikal kültürü-zenginliği, melodileri, notaları kendini bu kadar gösteremeyebilirdi. Sadece müzikal açıdan değil, müziğinin etkisiyle belki bireysel veya kültürel bazda özgürce bir çok dışa vurumlara bile vesile olmuştur. Sezen Aksu olmasaydı, örneğin belki Mabel Matiz, şu anki Mabel Matiz olmayabilirdi. Mabel Matiz'in şarkılarındaki melodi zenginliği/güçlülüğüne bakarsanız, Sezen Aksu'ya dair çok şey yakalayabilirsiniz. Bunu bir çok sanatçıda görebilirsiniz. Sezen Aksu bir müzik ekolü ve okuludur bu ülkede. Gelelim asıl mevzuya. Şimdi herkesin Sezen Aksu'yu sevdiğini gözönünde bulundurursanız, acaba Sezen Aksu çok mu basit müzik yapıyor yanılgısına kapılabilirsiniz. Bazı/hatta bir çok entel de Sezen Aksu müziğini sevmez, klişe bulur, burun kıvırır. Oysa Sezen Aksu müziği ne herkes bayıldığı için basittir, ne de onu sevmeyen bazı kesimler üst seviyeden müzikal bir şeye sahiptir. Sezen Aksu içinde yaşadığımız kültürün müzik yoluyla en üst seviyeden felsefesini yapmıştır. Arabeskçe olması, etnik şekilde olması, popülerleşmesi neyi değiştirir ki? Sezen Aksu söz olarak da, beste olarak da, düzenlemeler olarak da zamansız işlere imza atmıştır. Zaman geçtikçe bu daha iyi anlaşılıyor. Sezen Aksu bu ülkenin klasik müziğidir.

***

DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ

Sezen Aksu albümlerini tekrar dinlemeye başladım. Üzerinden zaman geçince tekrar dinlemek daha objektif bir bakış açısı sağlıyor. Elbette zamanında da çok sevdim bu albümleri ve şarkılarını. Şimdi tescilleniyor belki de. Anlıyorum ki zamanında da çok etkilenmişim ki, her bir ölçüsü ezberimde sanki. Kendimde şunu farkettim. Sezen Aksu'nun tüm şarkılarını tabiki de biliyorum ama hangi şarkının hangi albümde olduğunu beynime kaydetmemişim. Bu şundan kaynaklanıyor olabilir. Her albümden o kadar çok hit şarkı çıkıyor ki, hangi albümde olduğunu hatırlatacak tek bir sembol şarkı olmuyor. Deli Kızın Türküsü'nü dinlerken de "aaa bu şarkı da mı burdaymış?" durumu oluyor... Masum Değiliz, Deli Kızın Türküsü, Küçüğüm, Kalbim Ege'de Kaldı, Dert Faslı, Dua gibi hit şarkılar bu albümde...

30

DENİZ YILDIZI Sezen Aksu'nun NE KADAR DENİZ YILDIZI KURTARABİLİRSEN KARDIR düşüncesiyle hazırlanmış en kişisel albümüymüş. Açılış şarkısı Deniz Yıldızı'nı yeğeni için, Güvercin'i Hırant Dink için, Memet'i askerler için, Yol Arkadaşım'ı hayat arkadaşı Onno Tunç için yazmış. Kutlama ise Ferzan Özpetek'in Serseri Mayınlar filminde kullanılmış bir efsane zaten. Albüm senfonik bir kompozisyon adeta... O yüzden bu albümde hiçbir şarkıyı daha iyi diye ayırmak mümkün değil. Belki de Sezen Aksu'nun müzikalitesi en yüksek albümü bile diyebiliriz... İhmal etmeyin...

Bir bestesi Arto Tunçboyacıyan ile ortak 8 şarkının söz ve müziği Sezen Aksu'ya ait. Diğer 5 Arto Tunçboyacıyan bestesinin 2'sinin sözleri Yıldırm Türker'e, 3'ünün de Sezen Aksu'ya ait. Aslında albüm tam bir Sezen Aksu albümü. Kırık Vals, Roman, İzmir'in Kızları, Sor Beni şarkıları da çok özel şarkılar gerçekten. Başyapıt bir albüm.

Deniz Yıldızı'nı, Deli Kızın Türküsü ve Deliveren albümlerine de benzetiyorum... Onlar da hikayesi olan kişisel albümler gibime geliyor...

Albüm şarkıları

"Denizyıldızı" (söz: Sezen Aksu, müzik: Arto Tunçboyacıyan) - 4:37

"Yol Arkadaşım" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 5:03

"On:Ay" (müzik: Onno Tunç) - 2:09

"Hala Haber Bekliyorum Senden" (söz: Sezen Aksu, müzik: Arto Tunçboyacıyan) - 4:42

"Kırık Vals" (söz: Yıldırım Türker, müzik: Arto Tunçboyacıyan) - 3:45

"Güvercin" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 5:16

"Roman Kızı" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 4:20

"İzmir'in Kızları" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 4:40

"Kutlama" (söz: Sezen Aksu, müzik: Arto Tunçboyacıyan) - 5:03

"Sor Beni" (söz: Yıldırım Türker, müzik: Arto Tunçboyacıyan) - 5:48

"Memet" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 5:25

"Tanrı'nın Gözyaşları" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 4:37

"Menajer" (söz: Sezen Aksu, müzik: Arto Tunçboyacıyan & Sezen Aksu) - 4:06

"Beşik" (söz-müzik: Sezen Aksu) - 5:34

***

SEZEN AKSU - NÜKHET DURU ORTAKLIĞI MUHTEŞEM İKİ YAPITIN DOĞMASINA VESİLE OLDU!

'94 ve TAM ZAMANINDA

Sezen Aksu neredeyse 20 yıl arayla Nükhet Duru'nun iki albümünün prodüktörlüğünü üstlenmiştir. Bu sadece Nükhet Duru açısından bir şans değil, Sezen Aksu'nun emeklerinin Nükhet Duru yorumuyla nadide bir çiçek gibi açmasıdır da. Albüm içeriklerine girmeyeceğim ama her iki albümde de farklı söz ve müzikçiler olsa da, hissedilen Sezen Aksu'nun emeği, ozanlığı ve profesyonelliği, Nükhet Duru'nun ise yorumculuğu. Paylaştığım fotoğraflardan Tam Zamanında albümünün kapağının farklı oluşu sizi şaşırtmasın. Albümün kırmızı siyah olarak tasarlanan kapağından önceki tasarlanan ve düşünülen kapağıydı...

***

İzel-Çelik-Ercan 31 yıl sonra yeniden bir araya geldi. 1991 yılında yayınladıkları albümle popülerliği yakalayan ve 1 yıl içinde dağılan İzel-Çelik-Ercan'dan oluşan grup, 25 Ağustos'ta Kuruçeşme Açıkhava'da verecekleri konserle yeniden buluşacaklarını müjdeledi.

31

SEZEN AKSU VE DÜZENLEME SİHİRBAZI KIVANÇ K.

Sezen Aksu'nun bazı albümleri var proje kapsamında veya başkalarını verdiği bestelerini kendisinin de söylediği veya az şarkıdan oluşup cover'larla güçlendirilen... Yaz Bitmeden de 7 şarkı ve versiyonlarından oluşuyor. Albümün yeni şarkılarından efsane "Farkındayım"ın bu albümde olması, albümü çok değerli kılıyor. Şu Saniye de Sezen Aksu'nun okkalı balladlarından. Albümü kült haline getiren aslında Kıvanç K. düzenlemeleri. Kıvanç'ın düzenlemeci özelliği; şarkıların altını çizmesi, şarkıları konturlaması ve daha vurgulu hale getirmesi. Şarkıya dikkat çektirmesini biliyor. Kendi bestelerin de olsa, şarkı cover'ı riskli iştir. Çünkü kulak bir şekilde ilk haline alışıyor ve yeni versiyonunun tutması için kuş kondurmak gerekiyor. Kıvanç K. işte burada devreye girmiş ve şarkıları farklı bir boyuta taşımış. Yaz, Arka Sokaklar 80'ler tadında diskolaştırılmış. Yaz şarkısının akustik versiyonu tam ruhuna uygun bir düzenlemeyle kotarılmış. Sezen Aksu'nun her yaptığı kusursuz mu; beste, söz ve yorum olarak kusursuz olabilir ama Farkındayım'ın Erdem Yörük remiksi, Şu Saniye'nin trip remiksi falan lüzumsuz. Bırakın 7-8 şarkı olsun; kötü denemelerle albümün değeri düşmesin. Ama Oyalama'nın enstrümantal versiyonunu sözlü halinden daha çok sevdiğimi de itiraf edeyim... Şu Saniye'nin Dub remiksi de güzel. Aslında remikslerin nasıl olduğunu belirleyen düzenlemecidir. Ama her şarkı da her versiyona uygun olmayabilir. Velhasıl, Sezen Aksu diskografisinde Yaz albümü ayrı bir lezzet.

Albüm şarkıları 

"Yaz" - 3:57 (Söz:Ali İlyas - Müzik:Sezen Aksu - Düzenleme:Kıvanç K. - İlk söyleyen: Işın Karaca - 2001)

"Farkındayım (Kıvanç K.)" - 5:03

"Aşktan Ne Haber" - 3:55 (Söz / Müzik:Sezen Aksu - Düzenleme:Kıvanç K. - İlk söyleyen: Işın Karaca - 2001)

"Şu Saniye" - 5:31 (Söz / Müzik:Sezen Aksu - Düzenleme:Kıvanç K. - Yeni şarkı)

"Arka Sokaklar" - 3:37 (Söz / Müzik:Sezen Aksu - Düzenleme:Kıvanç K. - İlk söyleyen: Gülben Ergen - 2002)

"Karşı Pencere" - 4:41

"Oyalanma" - 4:05 (Söz / Müzik:Sezen Aksu - Düzenleme:Aytuğ Yargıç, Ayda Tunç - Yeni şarkı)

"Yaz (Akustik)" - 1:16

"Farkındayım" - 4:24 (Söz:Sezen Aksu - Müzik:Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu - Düzenleme:Erdem Yörük - Yeni şarkı)

"Şu Saniye (Trip Mix)" - 2:58

"Oyalanma (Enstrümantal)" - 5:26

"Şu Saniye (World Dub)" - 5:48

***

Kardelen albümü Turkcell'in 1998 yılından bu yana Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte yürüttüğü, ailelerinin maddi yetersizliği nedeniyle eğitime devam edemeyen yaklaşık 10.000 kız çocuğuna burs imkânı sağlayan Kardelenler projesinden etkilenerek hazırlamış olduğu bir albümdür. Sezen Aksu 2005 yılı Eylül ve 2006 yılı Mart ayları arasında 17 farklı noktada verdiği 21 konser ile albümün tüm geliri de Kardelenler projesine aktarıldı. Wikipedia

Kardelen  bir proje albümü ve Yaz Bitmeden albümünü çağrıştıran nüansları var. Bir kere Kıvanç K. var bu çalışmada da. Kardelen ve Gidemem gibi iki güzel ballad barındırıyor. Kardelen, aynı Farkındayım gibi kült bir şarkıdır benim için. Kardelen'in ojinal hali de güzel, Kıvanç K. miksi de. Ama Kıvanç K.lı club mix'i hakkında yorum yapmak istemiyorum. Şarkının ruhuna uymamış bence... Proje ruhuna uygun olarak bir Sezen Aksu klasiği Ünzile de yer almış bu çalışmada. 1999'da Sarı Odalar ve 2003'teki Yaz Bitmeden albümündeki başarısından dolayı Kıvanç K, dahil edilerek bu çalışmayı güçlendirmek için can simidi olarak mı düşünüldü acaba? Kapalıyız Kıvanç K. remiksi hiç güzel değil. Belki bu şarkı için ne yapsan nafileydi. Ama iyi ki de bu proje için Kardelen ve Gidemem şarkıları yapılmış. Özellikle Kardelen'in klibi falan bir klasik...

***

Türkiye'deki müzik anlayışının tüccarane olduğunun göstergesi, en çok albümü satan bir  sanatçının, Sezen Aksu'nun en çok satan albümü Sen Ağlama'nın CD kopyasının 3-5 sahafta 2. el dışında dışında D and R gibi tekel bir müzik satıcısında bile(Esen Shop, Opus3a da dahil buna ki albüm alınabilecek satıcı-dükkan bile kalmadı; çünkü ne albüm basılıyor, ne de CD alıcısı var. Onlar-satıcılar da haklı) yeni baskısının olmamasından dolayı bulunmaması. Bu arada ilk albümü Allahaısmarladık'ın ve de bazı albümlerinin de sıfır baskısı bulunmuyor şu anda. Bu durumdan bahsetmemin sebebinin bu albümlerin bende olmamasıyla falan alakası yok elbette. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz. CD severler için vakti zamanında ne aldılarsa o kar.

***

BÜTÜN ARŞİVCİLER TİTZLİK KONUSUNDA OBSESİF MİDİR?

Kişisel bir not düşmek istiyorum. Ülkemizde CD gibi müzik materyalleri çok dikkatli kullanılmayıp çizikler oluştuğu için sahaflardan ikinci el albüm almayı hiç sevmiyorum. Bu yıl sanırım yeni baskısı olmadığı ve piyasada kalmadığı için 50 kadar falan 2. el albüm almışımdır. Ama inanır mısınız hiç içime sinmiyor böyle bir şey. Çizikler dışında kartoneti olmayan birkaç albüm bile çıktı aldıklarımın içinde. OYSA BEN PARMAK İZİNE BİLE TAHAMMÜL EDEMEM. Binlerce CD'lik arşivimin, ikinci al albümler yüzünden lekelendiğini hissediyorum. 

Not: yazının aşağıdaki fotoğrafla veya kitap tanıtımıyla alakası yoktur. Sadece çağrışma.

***

SÖYLEYEMEDİM pop müziğimizde güzel bir cover!

Söyleyemedim şarkısı orjinali 1980 yılında Linda De Suza tarafından söylenen ve albüm ismini veren bir şarkı. Nilüfer '84 albümünde orjinalinden daha güzel söylemiştir. Nükhet Duru ise 2015 yılında Aşkın N' Hali albümünde akustik bir kayıtta yorumculuğuyla şarkıyı farklı bir boyuta taşımıştır. Ayten Alpman ise 2007 yılında caz formunda söylemiştir. Ferdi Özbeğen ise 1985 yılında Belki Bir Gün albümünde söylemiştir. Dikkat ettim de, Ferdi Özbeğen Nilüfer'in söylediği şarkıları hep söylemiş...

***

Yıl 1985. İlk aldığım albümdür. Daha sonra Sezen Aksu - Sen Ağlama ve Barış Manço - 24 Ayar. Belki Nilüfer ve Sezen Aksu'yu aynı anda da almış olabilirim. Geçmiş gün, unuttum. 15 yaşındaydım. Kaset dönemi. Hey dergisinde Bir Selam Yeter albümünde düzenleme olarak Osman İşmen'e tam paun veriliyor ve albümü düzenlemeleriyle dantela gibi süslediği söyleniyor. Albüme ismini veren şarkı Bir Selam Yeter, Acıkmışım Sevgine, Neden Sanki Neden, O Sevgili Nerede, Bir Gün Darılıp Bir Gün Barışma, Haydi Durma, Bir Mevsim Arıyorum, Ver Elini Bana... sevdiğim şarkılar oldu. Herkesin bayıldığı Erkekler Ağlamaz'ı ben o dönem sevememiştim. Ama Kayahan şarkısı Yağmur'u da sevmiştim. Mavi Mavi'nin şirketin dayatması olduğunu söylemişti Nilüfer.

***

İlk Barış Manço albümüm 24 Ayar oldu. Barış Manço'nun 6. albümü olup, kaset formatında ilk albümüymüş. Albümün benim için önemi, Gibi Gibi şarkısı. O dönem TRT FM'de Tülay İlter'in hazırlayıp sunduğu ve haftanın 3 aday şarkısı-plağı açıklanıp mektupla oy verilir ve o doğrultuda haftanın plağı/şarkısı seçilirdi. Program yabancı müzik programıydı ama Barış Manço'nun Gibi Gibi şarkısı da aday gösterilmiş ve haftanın şarkısı seçilmişti. İşte müziğe ulaşmanın zor olduğu ve lüks sayıldığı zaman ve köy gibi bir yerde yaşadığım için, geçmiş günlerimdeki süreç benim için o kadar değerli ki... O yüzden internet, dijital platform ne kadar müziği öldürse de, ulaşılabilirlik açısından bana göre bir cennet. Ayrıca müziği bitirenin teknolojinin olduğuna inanmıyorum. Geçmişte müzik yapmak çok daha zor koşullardaymış. Bir sanatçının albüm yapması şimdi gerçekten geçmişe göre daha mı zordur? Eskiden bir albüm yapabilmek için sanatçılar bütün birikimlerini harcıyorlarmış. Şimdi bul şarkını, kaydet ve yayınla. Bence müziği bitirdi dedikleri şey, müzik üzerinden artık ticaret yapamıyorlar ve para kazanamayınca da albüm yapma zahmetine girmiyorlar. Albümü değerlendirecek olursak, Gibi Gibi'den başka Söyle Zalim Sultan, Dört Kapı, Bugün Bayram, Mahkum gibi hitler barındırmakta...

***

CD olarak basılması gereken albümler...

Salim Dündar - Doğa, Bir İnsan ve Şarkıları

25 Ocak 1978

6 şarkının Düğüm Düğüm ve Hancı'nın sözleri hariç söz ve müzikleri Selami Şahin'e ait.

Aynalar'ın da sahibi olan Metin Eryürek'in Aynalar dahil iki söz ve müziği var. Rıfat Şanlıel ve Özer Şenay'ın da birer bestesi var.

Düzenlemeler senfonik ama kime ait bilmiyorum. Ama Nükhet Duru şarkılarının düzenlemelerine çok benziyor. (Araştırdım, buldum; Onno Tunç'muş)

Albüm, ünlü Discogs sitesine göre pop, folk ve world müzik kategorisinde. Tarzı balad.

Kimin umrunda bu albüm bilmiyorum ama bana göre çok nitelikli bir albüm. Yani Salim Dündar çok iyi bir ses ve yorumcu. Selami Şahin'in müzik adamlığı tartışılmaz. Diğer şarkılar ve müzisyenleri de keza...

Bu ülkede müzik denilince ne akla ne geliyor acaba?

Bir sanatçının diskografisine dair bir müzik katoloğu, müzik box'ı olmuyor ne yazık ki.

Zamanında yapılmış, tüccarlar kazanacağını kazanmış, sanatçılar da kendilerini tanıtmış... Yani albüm denilen şey sadece maddiyat ve kartvizit mi olmalıdır?

Sözüm sadece yapım şirketlerine değil, sanatçılara da; onlar da sahip çıkmıyorlar ürettiklerine.

Düzenlemelerin kime ait olduğunu araştırırken, bulduğum albümün iç kapağında Salim Dündar'ın notuyla karşılaştım. Albüm Selami Şahin'in yıllarca üzerinde çalıştığı ilk albümüymüş.

***

"Salim Dündar'ın, Doğa Bir insan ve Şarkıları" albümünü dinlerken, Aynalar şarkısı dışında, Sen Yoluna Ben Yoluma diye bir Metin Eryürek şarkısıyla daha karşılaşınca ve bu şarkının da Aynalar kadar güzel olduğunu görünce araştırdım Metin Eryürek'i.

Bulduğum kaynakta şunlar yazıyor Metin Eryürek ile ilgili olarak...

Metin Eryürek  TRT THM Sanatçılarındandır. Musiki ile küçük yaşlarda meşgul olmaya başlamıştır. Yurttan Sesler geleneği çerçevesinde Anadolu’nun her yöresinden türkü okumuş ve sazıyla icra etmiş ve hatta birçok beste yaparak gündemde kalmış sanatçı 1929 yılında Üsküdar’ da babasının ifadesiyle Haydarpaşa’daki MEKTEB-İ TIBBİYEYİ ŞAHANE’de dünyaya gelmiş ve uzun yıllar (35 – 40 yıl kadarda) Üsküdar’ da yaşamıştır.

Uzun (Orta Okul yıllarından başlamak suretiyle) yıllar Üsküdar Musiki Cemiyetinde Emin Ongan zamanında faaliyet gösteren sanatçının ilk öğrendiği çalgı aleti klasik keman olmuştur. Bununla kalmamış daha sonra bağlama çalmayı kendi kendine öğrenmiş, Ahmet Yamacı'dan ders alarak ilerletmiştir. Bunlarla da yetinmeyen sanatçı daha sonra sırayla tambur, kabak kemane, piyano, klarnet ve soprano saksofon çalmayı da başarmıştır.

Türk Sanat Müziği ve Batı Müziğinin etkisinde kalan sanatçı birçok besteler yapmıştır. Halen duyulmamış onlarca bestesi bulunan sanatçının meşhur olan "Aynalar" isimli eserini ilk okuyan sanatçı Salim Dündar’dır.

TRT’ye 1960 yılında giren ve 32 yıl hizmeti olan sanatçının birçok derlediği ve TRT repertuarına kazandırdığı türküler mevcuttur. Evli ve 4 çocuk babasıdır.

Metin Eryürek, 26 Aralık 2014 Cuma günü aramızdan ayrıldı.

Kaynak: turkuler.com

***

Fotoğrafta Salim Dündar'ın söylediği Aynalar ve Sen Yoluna Ben Yoluma şarkılarının sahibi Metin Eryürek, Cemile Cevher ile... Discogs sitesine göre Ayşe Mine'nin söylediği Ecel Gibi Peşimdesin eseri de Metrin Eryürek'e ait gözüküyor. Elvan Sevil'in söylediği Senin İçin de aynı listede gözüküyor.

1 Ağustos

SEZEN AKSU - ŞARKI SÖYLEMEK LAZIM

Düzenleme albümün her şeyini değiştiriyor; ruhunu, tarzını, türünü, hatta kaderini-satışları, klasik olup olmayacağını, dolayısıyla dinleyici kitlesini, sanatçının müzikteki duruşunu, başarısını-başarısızlığını, geleceğini... Düzenleme ne/nasılsa, sen o kategoride değerlendiriliyorsun, insanların sana bakış açısı falan ona göre oluyor. Düzenleme denilen şey şarkının % 50'sinden fazlasını oluşturur. Hatta ben çok iyi bir şarkı ve şarkıcıyı bile kötü bir düzenlemeyle dinlemem, dinleyemem. bende o yüzden % 100'e bile tekabül edebilir düzenleme. Bir örnek vermek istiyorum. Mesela Loosing My Religion şarkısını ilk yapıldığında hiç kimse iplememiş. ama iyi bir düzenlemeyle R.E.M. grubunu vareden şarkıya dönüşmüştü. Neşek Karaböcek'in Artık sevmeyeceğim şarkısı gibi. Gerçek sanatçılar, düzenlemeye mümkün mertebede çok önem verir. Düzenleme dediğimiz şey adeta şarkının melodisi dışında bir konçerto, bir senfoni yazmak gibi bir şeydir. Ama bunu ana melodiyle uyumlu bir şekilde yapmak... Kullandığınız akorlar, armoniler, hangi enstrümanı ve nerede kullanacağın öyle matematiksel yapılmalıdır ki, sizi yükseltirken şarkının hiçbir yerinden de sırıtmamalıdır. Düzenleme şarkıyı adam ettiği gibi zenginleştiren bir şeydir de, evrenselleştiren, modernleştiren, çok sesli hale getiren... O yüzden belki de iyi aranjörler çıkartamıyoruz, bu yüzden de ipini kopartan aranjör oluyor. Bir kere aranjör çok iyi bir müzik dinleyicisi olmalıdır. Hatta dinlemediği müzik, şarkı kalmamalıdır. Bir görev gibi düzenleme yaparsan, o zaman onu bilgisayarlar da yapıyor artık. Bilgisayarlar artık beste bile yapıyor. belki çok uzatıyor, çok karıştırıyorum kafaları ama düzenleme şarkıda bir vurgu, bir coşku, hüzün, bizlere tüm duyguları sağlam bir şekilde yaşaytan müzikteki en önemli unsurdur. Şarkının ruhuna göre ayar verilmelidir düzenlemeyle. Düz bir şey değildir düzenleme.

Konumuz Sezen Aksu'nun Şarkı Söylemek Lazım isim 17. stüdyo albümü. Ben çok merak ederim. Bir albüm hangi duyguyla yapılır. Ülkemizde sanatçının kartviziti, şirketin de getirisi olduğu için, belki çalışmaların bir ruhu, bir kompozisyonu bile olmuyordur. Şu şarkı tutar mı tutar, bu şarkı sanatçının sesine uyar mı uyar. Ülkemizde ben böyle albüm yapıldığına inanıyorum. O yüzden söz yazan, müzik yapan sanatçıların söyledikleri şarkılar, oluşturdukları albümlerin daha güçlü bir hikayesi ve mesajı olduğuna inanıyorum. O yüzden Sezen Aksu, Nazan Öncel gibi sanatçılar müziğimizde bana göre değerli.

Gene hareketli şarkıların düzenlemelerinde Kıvanç K. imzası var. Kıvanç K. dans, disko tarzı düzenlemeleri iyi kıvırıyor bence. Şarkıları kült hale getiriyor. Mesela albümle aynı ismi taşıyan Şarkı Söylemek Lazım sanki bir fragman hale gelmişti her yerde çalan o dönem. İstanbul İstanbul Olalı ise konserlerde her sanatçının seyirciyi kendine bağladığı bir can simidi haline geldi. Dansöz Dünya orient bir senfoni adeta. Bu yüzden bu şarkıya kaç düzenleme yapılırsa yapılsın, kaldırabilir. Tanrı İstemezse bu albümle bir klasik haline geldi. Savaşma Seviş Benle de bu albümün hit şarkılarından biri oldu. Su Gibi de bilindik şarkılardan. Nihayet ne kadar hit oldu bilmiyorum ama Kıvanç K. düzenlemesi o kadar temiz ki, sanki bütün dünya susmuş da sadece şarkı çalıyor gibi. Albümün Sezen Aksu'nun kendi kendini cover'ladığı '88 yılından Seni İstiyorum şarkısı, 15 yıl sonrasının teknolojisi ve yeni sounduyla kötü olmamış, hatta daha dinlenilebilir olmuş, şarkı daha bir parlamış. Başka bir Sezen Aksu cover'ı '82 yılı albümü Firuze'den Bir Zamanlar Deli Gönlüm de yeni haliyle hiç rahatsız etmedi beni. Güçlü sounduyla bu şarkının yeni halini de sevdim.

Bu albüm vesilesiyle albüm kartonetleriyle ilgili bir durumdan bahsetmek gerekirse, ben dinleyiciyi cezbetmek amacıyla albümlerin farklı boyutlarda kartonetlendirilmesini hiç sevmiyorum. Çünkü hem CD daha korunaklı olmuyor, hem albümün kartoneti uzun ömürlü olmuyor, hem de arşive yerleştirirken standart dışı olduğu için düzeni bozuyor. Standart bir CD kutusu var bilindiği üzere. Buna bir kapak ve de kitapçık koyarsın, olur biter. Eğer kitapçık kalın olacaksa da, CD ve kartoneti gene standart olsun, ekstra bir kutu hazırlayıp onun içine yerleştirin CD'sini ve kitapçığını. Böyle olunca ben ne yapıyorum; CD'yi boş bir CD kutusuna koyuyor,  kartonetleri de ayrı bir yere. Çünkü o kartonetlerin içindeki zarflara CD'leri koyarken çiziliyorlar bile. Tabi bunları müzik şirketlerine anlatamazsın. Çünkü onlar başka kafadalar; albümü nasıl çok satabiliriz derdindeler. Son dönemlerde bir de artık CD kutusu bile kalmadı; zarf gibi kartonetlere koymaya başladılar CD'leri. Bu da masrafı azaltmak için olsa gerek. Bu arada Şarkı Söylemek Llazım'ın 11 versiyon basımı olmuş kaset, CD, plak olarak... Albümde Kıran Kırana, Ablam Aşktan Öldü gibi Sezen Aksu'nun kişisel şarkıları var. Şen Şarkı ve Göngörmemişler de albümün öne çıkan ve hafızalarımıza kazınan şarkılarından olmuştu.

***

ALLAHAISMARLADIK, FLEETWOOD MAC, ALİ KOCATEPE - NÜKHET DURU, NİLÜFER - KAYAHAN

Örneğin Fleettwod Mac'in albümleri hep basılır, her bir albümünün plağını, CD'sini bulabilirsiniz. Fleetwood Mac de kim mi? Bilen bilir ama insanlarımızın % 99'u bilmez. Ama Sezen Aksu bu ülkede en çok satan sanatçı olmasına rağmen, en çok satan albümü Sen Ağlama ve ilk albümü Allahaısmarladık'ın sıfır CD baskıları tükenmiştir ve yeni baskısı yapılmamaktadır. Neden; çünkü alıcısı yok, herkes internetten dinliyor, dolayısıyla da kimse ölü diye müziğe yatırım yapmıyor. Hatta Allahaısmarladık'ın CD baskısı, LP'si ilk çıktığı tarihten 30 yıl sonra 2006 yılında yapılmıştır. Kimin umrundaki ilk albüm veya kalıcı bir materyal üzerine aktarılması; o anda-ihtiyacımız olduğunda müzik çalsın da, nasıl çalarsa çalsın. Olmadı kapı gıcırtısıyla da duygulanırız, zil sesiyle de oynarız. Müzik bundan ibaret çünkü ülkemizde. Müziği, sanatı sanatçılar sanat ve müzik için yapıyorlar; bu ülkede halk için sanat diye bir şey olamaz. Bu ülkede her şey paradır; para varsa, bir şeyler öyle vardır. Bakınız Ali Kocatepe, Nükhet Duru'nun; Nükhet Duru'yu Nükhet Duru yapan albümlerinin CD baskısını yapmadığı gibi, şarkıları yeniden albümlerde söylemesine de izin vermiyor. Tıpkı bir zamanlar Kayahan'ın Nilüfer'e yaptığı gibi. Müzisyenler de tüccar zihniyetli!!!

Allahaısmarladık, sezen Aksu'nun 70'li yıllarda da kendi sözü ve müziğiyle varolduğunun, günümüz divasının 70'li yıllardaki bir referansıdır. Trombonların zenginleştirdiği Seni Gidi Vurdum Duymaz, albümün en kült şarkısıdır. Albümün CD baskısına 45'likleri de eklenmiştir. Allahaşkıan şarkısı yaylıların senfonik ve çağdaş olarak kullanıldığı düzenlemesiyle muhteşemdir. İlk Günkü Gibi, sonraki şarkılarının bir matematiği-denklemi-formülü gibidir.

***

Bu ülkede hiçbir şeyin garantisi olmadığı için, ben sevdiğim şeyleri en azında çift alır, indirimli buldukça da 3-5 tane bile alabilirim. Tıpkı müzik albümlerinde yaptığım gibi. Çünkü bilirim ki albümlerin yeniden basılması, ancak getirisi olacaksa öyle yapılır. Hatta bilirim ki, bu ülkede müziğe hizmet edenlerin bile, yaptıklarının müziğe miras olarak kalması umurlarında bile değildir ki, kalıcı hale getirilmemiştir. Bir çok albümün orjinal ses bantları olmadığı için, eski plaklar temizlenerek yeniden basılmıştır. İşte ülkemizdeki müzik anlayışı bu kadarlıktır. Hatta bir ara ülkemizde plak maddesinde kıtlık çekildiği için, basılan plaklar eritilerek, yeniden baskı malzemesi haline getirilmiş. 80'li yıllarda hatırlıyorum, bazı kasetlerin sanatçının ve albüm isminin yazılı olduğu etiketin altında albümün ilk baskısına dair albüm ismi ve sanatçı yazıyordu. Yani satmayınca üzerine bir daha kayıt yapıyorlardı. Yani basılan albümler satmayınca tek düşünülen şey maddi kayıp oluyor ve telafi yolları aranıyor. Şarkıların anlaşılamaması, kalıcı hale gelip gelmemesi falan kimsenin umrunda değil. Albümler tutmayınca ve satmayınca hep bir pişmanlık ve sil baştan! Sorun müzikte ve albümlerde mi, yoksa tüccar kafalarda mı?

Sezen Aksu'nun ilk 45'liği sıfır satmış. Yani yok mu sayacağız şimdi bu 45'liği? Nükhet Duru ilk 45'liğinde Folk Caz ve Alaturka caz denediği için plak şirketi tarafından kovulmuş... O yüzden bu sanatçıların direnişi övgüye değerdir. Nilüfer, İzmir Fuarı'nda yövmiyesini almayınca restini çekip İzmir'i terketmiş; alkışlanası bir durum değil midir emek adına? Ajda Pekkan'ın Adana'daki ilk konserinin başarısızlığı dilden dile dolaşır; Ajda Pekkan işte ülkemizdeki müzik anlayışına rağmen Ajda Pekkan olabilmiştir.                         

2 Ağustos

100 YILDA ANCAK BİR GELİR!

Seyyal Taner... Müziğimizde önemli başlıklardan biri. Müzikteki duruşuyla çok cesur. Toplumsal normları elaşağı edecek kadar devrimci bir ruh. Show Girl mertebesine onun kadar ulaşabilen başka bir sanatçı var mıdır bu ülkede? Hem şarkı söyleyebilen, hem dans edebilen, hem de bunu devrimci bir görsellikle ucuzlatmadan yapabilen. Müzikte görsellik ikinci planda olabilir ama bir avantajdır da. Seyyal Taner bana göre çok güzel bir kadındır ayrıca. Bütün bunlara rağmen kendini müzik yolculuğunda çok iyi yönetebildiğine inanmıyorum. Bu ülkede bu durum sadece Seyyal Taner için geçerli değil bu. Kumaşın olmasına rağmen star olabilmek sadece yetenek ve başarılı olmakla falan alakalı bir şey değil. En önemli şey istikrar. Bizim ülkemizdeki sanatçıların en büyük eksikliği de istikrar. Bir bakmışsın 10 sene, hatta 20 sene müziğe ara vermiş. Bu, müziğe ara vermek değil, müzik hayatına nokta koymaktır resmen. Sonra da birisinin iteklemesiyle tekrar bir şeyler yapmaya kalkışmakla falan bir süreklilik olmuyor işte. Hayatta ne kolay ki de, sanatın değerinin olmadığı bir ülkede direnç göstermezsen uzun vadeli başarılı olabilesin. Ülkemizde sanatçılar popüler oldukları dönemlerden sonra ancak 90'lar popu gibi bir rüzgar olursa veya birilerinin iteklemesiyle müzikle ilgili bir şeyler yapıyorlar. O zamana kadar da zaten kendilerini güncellemedikleri için ne yeni sisteme adapte olabiliyorlar, ne de onları hatırlayan veya tınlayan oluyor.

Seyyal Taner'e dönecek olursak, ben her şeye rağmen, gerçek pop müzik ruhu taşıdığı için 70'lerdeki 45'liklerini ve ilk albümü Lider'i Alladı Pulladı albümü dahil hiçbir çalışmasına değişmem. O dönemki çalışmalarını sıkılmadan dinliyorum. Çünkü hem şarkılar güzel, hem de düzenlemeler tam pop kıvamında. Yani bayağı değil, basite kaçılmamış. Gümbür gümbürler. Yani pop tarzının kalıpları içersinde çalışmalar. O dönemlerde çok hit çıkarmış Seyyal Taner veya her söylediği Seyyal Taner kimliği sayesinde hit olmuş. İster aranjman olsun, ister özgün şarkı hepsi de çok güzel şarkılar. Saklasan da Söylesen de, Gülme Komşuna, Çocuğum, Kalbimi Affettim, Son Verdim Kalbimin İşine, Sorma Neydi, Adam Sende, Hatıralar Müzesi, Neden Gelmedin, Lider, Nene Hatun, Şimdi Sen Varsın, Ömür Geçip Gidiyor, Dört Duvar, Yanmışız, Böylece, Neler Oluyor(Saydığım son beş şarkı, Lider albümünden sonraki iki albümde yer alıyor)...

Yani diskografisine bakarsan çok albüm yok, hatta Lider dışında 80'lerdeki ve 90'lardan Alladı Pulladı dışındakileri yok saysan bile, iki albüm ve 45'likleri içersinde o kadar çok severek dinlenilebilecek şarkısı var ki. Hatta Lider albümü ve 45'likleri komple çok güzel. Açıkçası etnik denemelerinin de olduğu Leyla ve Nanay albümleri beni çok tatmin etmez. Bunun sebebini şarkıların yetersizliğinden çok, düzenleme ve ister kayıt anında ister aktarım anında olsun albüm soundlarının ses kalitesi olarak düşük olmasına bağlıyorum. Ama gerçekten bu albümlerde de güzel melodiler yok değil. Mesela Nanay'da Neler Oluyor, Yanmışız, Böylece... Leyla albümünden Ömür Geçip Gidiyor, Dört Duvar gibi güzel melodiler var.

Seyyal Taner önce hiçbir albümde yer alamayan TRT şarkısı Naciye ile de büyük patlama yapmıştır. Şarkı Ossi Müzik'ten çıkan içinde Leyla albümünü de barındıran En İyileriyle 2 - Naciye albümüne dahil edilmiştir. Gene Ossi'den çıkan Lider albümünden şarkılar ve 70'lerdeki hit 45'likleri de barındıran En İyileriyle 1 de Seyyal Taner severler için bir nimettir. Kötü ses kayıtlarına rağmen Leyla ve Nanay albümlerinin, artık piyasada bulunmayan Geliyorum ve ilk albümü Lider'in, artı tüm 45'liklerinin olduğu bir Seyyal Taner Box Seti, hem hayranları hem de Seyyal Taner hak ediyor diye düşünüyorum. Bu arada Alladı Pulladı albümü hem plak hem de CD olarak geçen yıl piyasaya verildi.

Yazının ana fikrine konuyu bağlamak gerekirse, Seyyal Taner 1991 yılında çıkardığı Alladı Pulladı'dan sonra istediği başarıyı bir daha asla yakalayamamıştır. 2012'de Seyyalname adı altında bazı sevilen şarkılarını yeniden yorumlamış, 2012'de Ethnic Rock isimli 5 şarkılık mini bir albüm, 2014'de 3'lü diye bir single yapmış ama gazetelerde albüm taınıtım haberleri dışında hiçbir etki gösterememiştir. 2020 yılında ise Aşıklar diye bir albüm yapmış ama albüme ne CD olşarak ne de Youtube'dan falan ulaşılamamıştır. Albüm sadece ses kaydı olarak mı kaldı, sembolik manada sadece plak olarak mı basıldı tam olarak bilmiyorum. Discog'da CD baskısı da olduğu gözüküyor ama hiçbir satış sitesinde CD'sine rastlayamadım. Rastlasaydım kaçırmazdım çünkü.

Seyyal Taner'in Nanay albümünün 1992 yılında, Alladı Pulladı'nın başarısının etkisiyle olsa gerek, Alladı Pulladı albümünden fotoğraflarla ve Star Müzik etiketiyle CD ve kaset olarak yeniden piyasaya verildiğinden hiç haberim yoktu.

2 Ağustos

SEZEN AKSU'NUN BAHÇLERİNDE DÜŞ!

Müzik dinleyicisi sanatçılardan hep beklentileri doğrultusunda bir şarkı veya albüm beklerler. Oysa sanatçı, alışılagelmişin dışında bir şeyler denerse, yaparsa o zaman yaratıcı olur, o zaman sanata yaraşır işler çıkar. Zaten beklentiler doğrultusunda ve de standart şeyler yapanlar silinip gitmiyorlar mı? Sezen Aksu'nun Düş Bahçeleri albümü çıktığında dinleyici beklediğini pek bulamadı diye hatırlıyorum. Oysa Sezen Aksu'nun başkalarına verdiği şarkıları, sahibi olarak yorumlaması, albümü bugünlerde dinliyorum da çok güzel olmuş. Mesela Yarası Saklım'ı Sezen Aksu söylememeli miydi? Sezen Aksu yeniden yorumlamasaydı, Hülya Avşar'dan kim hatırlayacaktı? Bile Bile, Sezen Aksu'da çok başka olmuş; daha oturaklı bir yorum. Aşkın Nur Yengi de elbette şarkıyı uçurmuştu ama Sezen Aksu'nun o dingin sesinde şarkı daha bir demlenmiş sanki. Pardon ama Kaçın Kurası, Sezen Aksu'da daha bir aşüfte-güzel manada söylüyorum- durmamış mı (Sizbel Tüzün de elbette fena söylememişti)? Keza Le Le Le de aynı şekilde. Yoksa, şarkıyı ilk söyleyen Rengin'i o dönem dışındakilerden başka kim hatırlar? Yıllar sonra Sezen Aksu albümlerini baştan sona tekrar dinlerken farklı bir keyif aldığımı da belirteyim. Yalnızlık Senfonisi'ni Sertab daha teknik söylemişti; Sezen Aksu'da daha derin, daha samimi durmuş gibi. Zalim'in Sezen Aksu versiyonuna bayıldım. Daha nüktedan olmuş bence. Manasızca bağırarak söylenmemiş. Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk şarkısını dinlerken, Düş Bahçeleri albümünün gerçekten tertemiz, pırıl pırıl bir kayıt olduğunu hissediyorsun. Zaten bütün şarkılar hit olduğu için, sırf Sezen Aksu yorumunu dinlemek için dinlenecek bir albüm. Ben Rakkas şarkısını hiç sevmem aslında ama bu albümdeki versiyonu benim dinleyebileceğim mix ve tempoda olmuş. Azmi adlı televizyon dizisinin jenerik müziği olarak kullanılan ve albümün fark yaratan şarkısı Düş Bahçeleri ile Seni Yerler şarkıları cover olmayıp, ilk defa bu albümde yer alan şarkılar. İlk olarak Sertab'ın söylediği Gel Barışalım şarkısı ise İki Gözüm olarak yer almış. Albümün aranjörleri ise, ülkemizin büyük müzisyenleri Attila Özdemiroğlu, Aykut Gürel ve Garo mafyan.

3

Ben, Gökben'in de fiziği ve sesi bir arada olma şansı olanlardan olup ama bunu istenilen seviye kullanamayanlardan olduğuna inananlardanım. Bazıları kendisinin çok iyi rehberi olabilir ama bazılarının doğru eller tarafından yönetilmesi gerekir diye düşünüyorum. Tabi ülkemizde menajerlik anlayışı Batı standartlarında değil; Türkiye'de menajer demek de para kazandıran demektir. Sanatçı menajerliği, bir sanatçıya doğru strateji çizen bir kişi değil midir? Tabi konuya nereden ve nasıl baktığınla da alakalıdır menajerlik kavramı. Çocukluğumda bile Gökben diye bir isim var. Bir ışıktı Gökben. Hatta ikinci bir Ajda Pekkan olarak göstrerilirmiş. Çok güzel şarkıları vardır. Çocukluğum TRT günleri diyince başta Samanyolu ve Kıskanırım Sen'in disko hali gelir aklıma. Oysa öncesinde Aşk dediğin Laftır, Eninde Sonunda, Diridahdar, Derdim Var Dağlar Gibi, Çok mu Gördün, Akılsız Başa Çare Yok, Neler Neler Oldu, gibi bir çok hit çıkarmış. Sonra fantezi hallerini hatırlıyorum Gökben'in. 90'lara girerken Şekerim ile büyük bir patlama yaptı. 90'lar popunda kendine yer bulabilenlerdendir. Aşka Çeyrek Var albümüyle gene televizyonların gözdesiydi. Bu son albümüydü zaten ve üzerinden 30 yıl geçmiş. Oysa Gökben 70-80'lerin kadın vokalleri arasında ilk 10'da yer alan bir isim, hatta ikinci kareasın zirvesiydi(Diğerleri bana göre Seyyal Taner, Nil Burak ve Sibel Egemen'dir.) Ama 30 yıldır sesi soluğu çıkmayan biri.

Wikipedia bilgilerinde Gökben'in gazinolarda en çok aranan sanatçılardan biri olduğu, Metin Özülkü'nün besteci popülerliğinin Gökben ile Severken Yoruldum albümünde çalışmasıyla arttığını, Gökben'in bu albümle Altın kaset ödülü, Aşka Çeyrek Var albümüyle de 1 milyonun üzerinde sattığı için Altın Plak ile ödüllendirildiği yazıyor. 

Adının aslında Nermin olup Gökben isminin soyadı, Nil Üna'n da ablası olduğunu belirtelim.

***

7 Gün Dergisi...

82'den 83'e girerken... Daha dün gibi... 40 sene geçmiş. 13 yaşındaymışım. Bu sayısını almıştım. Nasıl heyecan vericiydi kapağına bakmak, sayfalarını çevirmek anlatamam...

Gong Dergisinin çıktığı zamanı hatırlıyorum. Dergi çıkmadan önce sanırım TV'de raklamı da çıkmıştı. 80'lerde en popüler dergiler Ses, Hey, Gomg, 7 Gün ve Tele Magazin idi...

Dergi kapaklarının flaş sanatçısı Sibel Egemen!

4

Biz 70'li, 80'li yıllardaki sanatçıları oldukları halleriyle sevdik; zayıf kilolu, esmer sarışın, ses oktavı geniş veya dar farketmeksizin. Ama estetik operasyonlardan veya fotoşoplardan nasibini almayan sanatçı günümüzde artık yok gibi. Bazen tanıyamıyoruz bile yeni hallerinden. Bu o mu gerçekten diyebiliyoruz. Eğer doğal şekilde yaş alsalardı, hiç şaşırmazdık ve de sevgimiz saygımız kesinlikle azalmazdı. Ben bazen bu durumu ihanet gibi görüyorum. Madonna'dan bile bir gün bu yüzden itileceğim hiç aklıma gelmezdi. Kadınlık halleri diye de durumu geçiştiremiyorum ne yazık ki.

Nazan Şoray diyince benim aklıma 1980 yılı ve Barış Manço bestesi Hal Hal gelir. Bu şarkı sadece o yılın değil, tüm zamanların en büyük hitlerinden biridir. Acaba Hal Hal olmasaydı, Nazan Şoray'ın etkisi günümüze kadar gelebilir miydi? Nazan Şoray'ı sadece Hal Hal olarak gördüğümden değil. Ben şahsına münhasır minik sesinden şarkı dinlemeyi çok sevenlerdenim. Hatta Selami Şahin Bestesi İyi Diyelim İyi Olalım'ı, Hal Hal'dan çok sever, hatta pop müziğimizde en çok sevdiğim şarkılardandır. Nazan Şoray diyince elbette önce Türkan Şoray'ın kardeşi olması gelir aklımıza, sinema oyuncusu olduğu da ve seksapalitesi olan bir kadındır bu ülkede. Bu sayede döneminde gazinolarda pop müzik kadın sanatçısı olarak en çok kazanan sanatçıdır. Müziği bıraktığı 90'ların ikinci yarısına kadar 4 albüm ve 4 adet 45'lik çıkartan sanatçı laf olsun diye müzik dünyasına girmiş olmamalı ki, 2010 yıllardan itibaren tekrar müziğe dönüp, günümüze kadar 2'şer 3'er yıl arayla 5 adet daha single çıkarmış ve kendini asla unutturmamıştır. Şoray'ların Çerkes asıllı olduklarını, güzelliklerini buradan aldıklarını da unutmayalım...

Diskografi

Albümler

Teselliye Sen Gerek (1981)

Dünyanın Sekizinci Harikası (1984)

Naz Dudaklım (1991)

Deli Rüya (1994)

45'likler ve Single

Sevmiyor Derlerse Sakın İnanma / Çocuk mu Sandın Beni (1970) [4]

Merhaba Dedim / Pişman Olsan Da (1978)

Seninle Doğmak / Yalnızlık (1979)

Hal Hal / İyi Diyelim İyi Olalım (1980)

Mültecin Olayım (2011)

Olay Bu (2014)

Steril Sevda (2016)

İçimde Fırtınalar (2019)

Adrese Teslim (2021)

Wikipedia

***

Türküola nasıl bir firmadır tam olarak bilgim yoktu. Ben zannediyordum ki, Türkiye'de çıkan albümlerin Almanya baskısını yapan bir müzik şirketi. 

Wikipedia'da şöyle bahsediyor. 

Türküola Müzik, Türkiye merkezli müzik kayıt şirketidir.

1964 yılında Almanya'nın Köln şehrinde faaliyete giren Türküola, Türkiye'de ilk defa 1973 yılında yayınlarına başladı. Bir dönemde Akbaş Müzik ve ADS Müzik adlı müzik şirketi ortak dağıtım ve prodüksiyon yapmıştır. Bünyesinde Hakkı Bulut, Cem Karaca, İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy, Selda Bağcan, Zeki Müren, Derdiyoklar, Barış Manço gibi birçok ünlü sanatçıyı barındırmıştır. Ayrıca Ferdi Tayfur, Hakkı Bulut, Orhan Gencebay, Gönül Akkor, Ümit Besen ve Arif Susam gibi birçok ünlü sanatçının plak ve kasetlerinin telif haklarını satın alarak bu albümlerin yurt dışında yaşayan gurbetçilerle buluşmasını sağlamıştır.

Ekşi Sözlükte de Türküola'nın Minareci gibi, Türkiye'deki albümlerin Almanya baskılarını yapan müzik şirketi diye bahsediyor. Yalnız bu şirketlerin albüm baskılarının Türkiye'dekinden daha kaliteli oluyormuş.

Ben sezen Aksu'nun aşağıda görülen baskısıyla satış mağazalarında karşılaşmadım. Dolayısıyla Sezen Aksu'nun Sen Ağlama albümünün bu baskısı bende yoktu ve riske girerek sipariş verdim. Albüm jelatinsizdi ama sıfır idi. Ne kutusunda parmak izi vardı, ne de CD'de tek bir çizik. İlk çıktığı dönem Sezen Aksu Sen Ağlama CD'sinden ses kalitesi olarak hiçbir farkı yoktu. Hatta 2. sırada Haydi Gel Benimle Ol ile Dağlar Dağlar aynı orjinal baskı CD'sindeki gibi yer değiştirmiş şekildeydi. Bu albümü niye aldım derseniz, gerçekten gelecekte CD diye bir şey kalmayacak ve bu albümleri mumla arayacağız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder