10 Temmuz 2022 Pazar

EŞCİNSELLİĞİ YASAKLAMAK FALAN NE APTALCA ŞEY; SİZ GERİ ZEKALI MISINIZ? 10-13 Temmuz 2022 facebook notlarım

10 Tem

Eşcinsel hakları mücadelesini engellemek devletlere ne kazandırıyor. Canlı tarihinden beri varolan doğanın bir gerçeği olan eşcinselliği erke egemen yapıya uymuyor diye yok etmek mümkün mü? Daha da önemlisi eşcinselleri nefrete hedef gösterecek bu tür baskı politikaları demokrasi, insan hakları ve insanlıkla örtüşüyor mu? Nefret politikası uzun vadede siyasi oluşumlara ve toplumsal yapıya bir şey kazandırabilir mi? Eşcinseller var ise, eşcinsellik gerçeğini kabul etmek ve bu gerçeği insan hakları çerçevesi içersinde ele almak dışındaki tutarsız uygulamaların hiçbir geçerliliği olamaz. Eşcinsellik hastalıktır, günahtır, sapıklıktır söylemleri tribünlere oynana akıl ve mantık dışı dayanaksız günü kurtaran, oy toplamak dışında hiçbir işe yaramayan geçersiz propagandadan başka bir şey olamaz. Çünkü eşcinsellik dün de varmış, bugün de var, yarında olacaktır. Ne doğadan soyutlayabilirsiniz, ne de toplumsal yaşamdan. Oysa eşcinsellik nefreti körüklemek yerine demokrasiyi geliştirmek adına en büyük itici unsurlardan biridir. Keşke kullanılabilse. Ama geleneksel toplumlarda, gerici olmak adına tam tersi nefrete dayalı bir uygulama söz konusudur.

Homofobikler geri zekalıdır! Gerçekten IQ'ları düşüktür!

Homofobiklere cevap vermeyin ki, kendi kendilerine konuşan deli olduklarını anlasınlar!

Homofobiklere verilecek en güzel cevap eşCİNSELce yaşam sergilemektir. Çünkü yobazların kafası gerçeklere basmaz, anlatamazsınız!

***

Hayatım boyunca kurban kesmedim, kesmeyi düşünmüyorum da; aksine her ay gelirimin 3/1'ini hayvanları, doğayı yaşatmak için harcıyorum!

11 Tem

Sürekli din ve Tanrı baskısı altında yaşamak ne ağır bir yüktür; açan çiçeğe bakıp Tanrı'nın işi, kedi yavrusunu görüp Tanrı'nın işi, şelaleye bakıp tanrının işi, yağmur yağınca Tanrı'nın işi, umuda Tanrı izin verirse... Ama hasta olunca Tanrı'nın işi demiyorlar, doğru hastanenin yolunu tutuyorlar! İşlerine gelmedi mi Tanrı'yı unutuyorlar hemen! Çocukları eşcinsel olunca Tanrı'nın işi demiyorlar mesela; hastalık, sapıklık diyorlar. Tanrım bütün erkek egemen dünyaya kız çocuk ve eşcinsel erkek çocuk ver!!! Merak etmeyin, eşcinsel erkeklerin fonksiyonları da aynı heteroseksüel erkekler gibi; üreme sekteye uğramaz!

12

Sevgili Mercan, klibi izlerken tüylerim diken diken oldu. Cesaretinle her zaman bizi kendine hayran bıraktın. Tüm zamanların en güzel işlerinden birine daha imza atmışsın. Hayatta zerre kadar sevmediğim bir şarkıyı bile sevdirdin ya bana, şapka çıkartıyorum. Alternatif bir tarzla yılmayıp bizleri müziğinden mahrum bırakmadığın için teşekkürler. Dijital çalışmalarını bir gün CD üzerinde topla ki, geleceğe miras kalsın!

Bu şarkı da yobazlara kapak olsun ve kudursunlar. Eşcinsellik homofobiye rağmen gümbür gümbür özgürlük yolunda ilerlemeye devam ediyor. Güneş balçıkla sıvanmaz, eşcinsellik de doğanın bir gerçeği, eşcinseller de eninde sonunda topluma kendilerini kabul ettirecekler.

Mercan'a gelinceye kadar kadın eşcinselliği bu kadar açık ve net, estetik ve de evrensel ifade edildi miydi bilmiyorum. Aslında Mercan, yıllar önce Hepsi Gay albüm ve şarkısıyla zaten bir ilke imza atmıştı. Mabel Matiz klibinden sonra, daha da bir gurur duyduk, daha da bir homofobiye rest çekmiş, meydan okumuş olduk, özgüvenimiz daha bir arttı. Müzikle, sanatla eşcinselliğin anlatılmasının çok daha etkili, çok daha kabul ettirici olacağına inanıyorum. Çünkü hem daha kitlesel, hem de daha yumuşak bir anlatım şekli. Bütün sanatçıların ellerini taşın altına koymasını diliyorum. Eğer sanat dünyası konuya daha önceden bu kadar duyarlı olsaydı, bu mecranın da homofobiye karşı etkili bir hareketi olabilirdi. Ama bizim gay ikonu ilan ettiğimiz Hande Yener gibi sanatçıların gerçek bir gay dostu olmaktan çok, popülizm peşinde koşan figürler olduğunu öğrenmiş olduk. Vakti zamanında lezbiyen diye dışlanan aynı şirkette çalıştığı İntizar'a bile ayrımcılığa maruz kaldığı zaman destek çıkmamıştı. Artık gay ikonluk öyle hayran olunan sanatçı imajından çıkalı çok oldu. Sanatçı şarkısıyla, renkleriyle eşcinsel dostu olduğunu artık bir şeyleri kaybetmeyi göze alarak belli etmeli ama ülkemizde ne yazık ki çıkarlar insan haklarından öncelikli konumda. Ajda Pekkan'ı da, Sezen Aksu'su da, Seyyal Taner'i de, kısaca eşcinsellerin sevdiği sanatçıların hiçbiri bu konuda istikrarlı bir şekilde duyarlı değil. Arada yok mu homofobiye karşı kendilerini gösteren sanatçılar var ama onlar da zaten yıllardır sisteme muhalif olan ve de dolayısıyla kitlesel etkisi yukarda saydığım isimler kadar etkili olanlar değil. Bu konuda cesur olan Gülşen, Yeşim Salkım ve Nükhet Duru'yu sayabilirim sosyal medya sayfalarında falan destek paylaşımı yapan, konserlerinde falan bayrak açan. Hatta ben şuna bile inanıyorum. Vakti zamanında aktivist olan eşcinsel sanatçılar, belli bir kitleye sahip olduktan sonra sistemleşiyorlar. Yani insanlar haklı olarak öncelikle ekmeğinin peşindeler sanırım ki bu konuda attıkları adımlara dikkat etmeye çalışıyorlar.

EŞCİNSELLİK EŞİTTİR, ERKEK BEDENİNDE KADINLIK?

Her zaman diyorum, erkek eşcinselliği, erkek bedeninde kadınlık, yani kafası kadın bedeni erkek olan bir kimliktir. Ben mükemmelliyetçiliğimi, disiplinimi, kendi çapımda başarılarımı, duyarlı ve vicdanlı oluşumu, empatimi, hoşgörümü, yardımseverliğimi, herkesi her şeyi korumaya çalışmamı, el becerileriimi vesaire içimdeki kadına borçluyum. Eğer erkek eşcinsellerin içinde kadın olmasaydı, bütün BAŞARILI aşçılar, bütün başarılı modacılar, bütün başarılı kuaförler, sanatçılar, dansçılar, şarkıcılar, hatta filozoflar ve mucitler, hatta hatta devrimciler eşcinsel olur muydu? Homofobiye rağmen eşcinsel olmanın avantajları hem fiziksel, hem de toplumsal anlamda o kadar avantajlı ki... 1. Kadın gibi akıllı, erkek gibi güçlü oluyorsun. Örneğin başarılı erkek tenisçilere bakın. Bakmayın heteroseksüel görünüp evli olduklarına falan. Tüm branşlarda hangi sporcu eşcinsel olduğunu açıklamış ki istisnalar hariç? Açıklayanlar da eşcinsel haklarının olduğu, homofobinin nispeten az olduğu demokrasilerde. Ben erkek bedeninde kadınlığı en çok ne için seviyorum biliyor musunuz; 1. Öteki olmanın avantajıyla hayatımı özgürce sürdürebildiğim için. Erkek egemen yapıdaki erkeklerin evlenmek ve çocuk yapmak gibi kambuurnu taşımıyorum, cinsel özgrülüğüm ise sınırsız. 2. İçimdeki kadın dolayısıyla feministim ve erkek bedeninde bir kadın olarak erkek egemen yapıdaki erkek bedenlerinden, erkek fonksiyonlarım sayesinde öyle güzel intikamlar aldım ki; harting, blooding yani!

13

Kimse üzerine alınmasın, yarası olan gocunur ama ayrımcılık çok kötü bir şeydir. Ayrımcılığa maruz kalıp da alındığımdan falan değil. Çünkü ben öteki birisiyim zaten, böyle şeylere kafamı takmam. Sadece ayrımcılığa maruz kalıp da üzülen arkadaşlara üzülüyorum. Yoksa ben Tarzan ruhlu bir insanım. Tek başıma olmayı çok severim çünkü! Yani bana ayrımcılık yapan kişi, kendi karakterini sergilemiş olur sadece. Bu da onları tanımak adına iyi bir fırsattır!

Benim açık eşcinsel olmam ve sosyal medya sayfalarımda eşcinsellikle ilgili paylaşımlar yapmam, partner bulmak için değil. Bazı travestiler veya seks işçileri gibi gibi telefon numaramın altına beni arayın, seks yapalım diye bir not falan mı var? Eşcinselliğe dair her şeyin arkasında dikiş-dokuş aramayın!

Bir gün herkes gidecek ve kişiliğinizle başbaşa kalacaksınız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder