Yıllardan beri Yeni Akit, Milat gibi muhafazakar gazeteler eşcinselleri sapkın, onursuz, ahlaksız, hasta gibi ifadelerle ötekileştirmeyi bırakın, nefrete hedef göstermektedir ve bu ifadelerin haber özgürlüğüyle falan alakası yoktur. Burada bir nefret vardır, burada insan onuruna karşı bir aşağılama ve hakaret vardır, burada toplumun eşcinsellere karşı kin ve nefret duygularını kışkırtma vardır. Eşcinsellikle ilgili bir haber var ise, bunu nefret ifadeleriyle yapamazsın. Eşcinsellik toplumun normlarıyla örtüşmeyebilir ama haber bahanesiyle bireylere psikolojik veya uzun vadede sözlü veya fiziksel saldırılara sebep olacak ifadeler kullanamazsın. Kaldı ki ne eşcinselliğin ne de eşcinsellerin iddia edildiği gibi toplumun hiçbir unsuruna reel anlamda kanıtlanmış hiçbir zararı olmamıştır. İnsan nüfusu hızla artmaktadır, aileler de kurulmaya devam etmekte, hiç kimse de heteroseksüelken eşcinsel olmamıştır. Özentiyle falan eşcinsel olunmayacağını herkes de bilmektedir. Zaten heteroseksist ve homofobik bir dünyada kimse yapısında olmadığı sürece eşcinsel falan olmak istemez. Ayrıca sapkınlık nedir; eğer bir insanın cinsel yönelimini değiştirmesiyse, eşcinseller eğer zorunlu olarak heteroseksüel bir hayat sürmek zorunda kalırlarsa, o zaman sapkın olmuş olabilir. Baskılar sonucu heteroseksüel evliliğe boyun eğip, heteroseksüel kadınları mutsuz etmek sizce daha kötü bir şey değil mi? SapmaMak nedir; çoğunluğun heteroseksüel yönelimi mi, çocuk peydahlayabilecek bir yaşam sürmek mi, yoksa dine göre mi? Bu tür dayanakların hukuksal hiçbir geçerliliği olamaz. Öncelikli olan, insanların yapısına uygun, içinden geldiği gibi yaşayabilmesidir. Eşcinseller de insandır ve eşcinselce yaşamaları bir haktır. Sapkın, onursuz, ahlaksız gibi ifadeler, bütün eşcinselleri bağlamakta ve zarar vermektedir. Biz eşcinseller de bu ülkenin vatandaşıyız ve askerliğimizi yapıyoruz, vergimizi ödüyoruz, üzerimize düşen her türlü vatandaşlık görevini yerine getiriyoruz. Hal böyleyken, tutucu medyanın eşcinselleri aşağılayıcı, dışlayıcı ve rencide edici ifadelerine devletin sessiz kalması, devlet bu tür medyayı ve ifadeleri destekliyor algısı oluşturmaktadır. Devletin eşcinsel haklarına karşı iyileştirici bir politikası olmayabilir ama bireylerini her kim olursa olsun nefret ve saldırıya karşı korumasının öncelikli bir görev olduğuna inanıyorum. Bütün bu söylediklerime istinaden, nefret dili kullanan medyanın susturulmasını gerekiyor. Şunu bilin ki, ötekileştirici nefret dili yüzünden biz eşcinseller hem psikolojik hem de fiziksel olarak çok zarar görüyoruz. Hatta bunları başıma gelen olayların fotoğraflı belgeleriyle ispat edebilirim. 53 yaşındayım ve kalan ömrümü nefrete maruz kalmadan yaşamak istiyorum. Devletin görevi, bütün vatandaşlarını kim ve ne olduğuna bakmadan, eşit bir şekilde korumak olmalıdır. Dediklerimin kaale alınmayacağını biliyorum ama homofobi ve nefretten yoruldum artık. Benim eşcinsel olarak yaşamaktan başka hiçbir alternatifim yok ve devlet nefrete diline dur desin!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder