Arkadaşlar benim Rus halkıyla falan derdim olamaz; Burada sorun; Rus siyaseti, Putin ve savaş yanlıları!
Sarı saçlı, mavi gözlü diye Ukrayna'ya duyarsız olanlar var. Yarın belki imdadınıza Ukrayna yetişecek!
Rus siyaseti yüzünden Rus sanatçı ve sporculara men cezası verilmesini ben yanlış buluyorum. Çünkü sanat ve spor barış elçisidir!
İnsanlar gençliğinde her türlü turşuyu kaşıklayıp belli bir yaştan sonra ölüm korkusundan mı ne, başımıza ruhani ve ahlakçı kesiliyor. Gülşen, doğa için, insan hakları için ve de ahlakçılara karşı mücadele ederken, siz onu anlayamıyorsunuz bile. Kadını bir türlü bitiremediniz gitti ama Gülşen sizinle ilgilenmiyor bile; çenenizi yorduğunuzun farkında değil misiniz? Kadın misal oksijenin öneminden, insanların yaşama hakkından, vesaireden bahsediyor; siz yarın humus olacak bedene namus etiketi yapıştırmaya çalışıyorsunuz. Bir tarafta Gülşen'in aklı, öte tarafta bilimsel gerçekliği olmayan hurafik şeyler. Bunu görememek bile ne kadar zavallıca bir durum...
Bir arkadaşımın annesi 10 yıllarca kendisine yapılan muskayı çıkartmamış. Bir gün oğlu, yani arkadaşım, sinirlenip o muskayı gözünün önünce açmış içinde ne var diye. İçinden Arapça yazı bile çıkmamış. Naylonu katlamışlar, muska yapmışlar; kadın da 10 yıllardır bana iyi geliyor diye çıkartmıyor. İnsanlara diyeceğim o ki; din denilen şey, kültürel bir durumdur, kişisel bir manevi tatmindir ve bilimsel hiçbir gerçekliği yoktur. Bazı şarlatanların sizleri kullanmasına izin vermeyin. Bunlar aslında hapse atılıp, oralarda çürümeye bırakılmalı ki, insanları gerçeklik dışı din kavramı üzerinden daha fazla sömürmesinler...
Birisi demiş ki bana, sen Lut Kavmi'nden mi geldin. Tanrı'nın eşcinselleri cinsel yönelimleri üzerinden helak etmesi, din üzerinden mitolojik bir hikayedir. Vezüv Yanardağı'nın patlaması bir doğa olayıdır ve orada ölen insanların mağduriyetinin ise cinsel yönelimle alakası olabilir mi gerçekten; artık 21. yüzyılda biraz gerçekçi olalım ki, fay kırılması, yanardağ patlaması vesiare olayaları tanrının cezası olarak görmekten kurtulalım ki, ona göre önlemlerimizi alıp, canımızı korumuş olalım. Sen depreme karşı önlem almaz, çimentodan çalana ceza vermezsen, sonra da doğa olaylarına tanrının cezası dersin. Japonlar da sana güler işte!
Cübbeli denilen şarlatan sakallı, eşcinseller yüzünden başımıza taş yağacak demiş. Gökten eşcinsellik yüzünden taş yağma ihtimali, trilyonda kaçtır acaba? Meteorolojiye soralım bakalım; yakın zamanda böyle bir ihtimal var mı acaba?
Cübbeli denilen şarlatanı dinleyen ve ona inananların önce bir psikiyatra gitmeleri şart!
Eşcinselliği günah veya hastalık gibi karalamalar üzerinden tartışmak cahilliktir. Burada tartışılması gereken; insanların eğitim sorunu ve de ötekileştirmenin, homofobinin bir nefret suçu olduğu, eşcinselliğin insan hakları kapsamına alınıp, eşcinselleri homofobiden kurtarmak olmalıdır. Tabi dediklerimi bilimsellikten uzak dogmatik ve ortaçağ zihniyetlilerin anlaması mümkün değildir.
Çok ikiyüzlüsünüz be. Kadınların edep yerlerine bakarken ağzınızın suyu akıyor, sonra giydiği kıyafeti eleştirip ahlakçı kesiliyor, bir de dinden bahsediyorsunuz! Utanç vericisiniz!
İnsan olmanın gerekliliği olarak sosyalleşme ihtiyacı hissetmesem, insan türüyle görüşmeyi keserdim!
***
Zeynep Farah'ı galadaki kıyafetlerinden dolayı eleştirenlere, Bergen rolünü başarısız bulanlara...
Artık şu geri kafalalılığınızdan kurtulun.
Sanatçılar, davetlere illa ki takım elbise ile, abiye ile gidecek diye koşul mu var?
Başarı nedir, başarısızlık nedir?
İlla Bergen gibi olmak, zaten taklit olur; önemli olan, geçmişteki yaşanmışlığı günümüze uyarlayıp, günümüze mesaj verebilmek, yaratıcılık ve özgünlükle o mesajı evrenselleştirebilesin ki günümüzde hedefine ulaşabilsin.
Eskisi gibi oyuncuları tiyatrocuların seslendirdiği, şarkıları da orjinal sanatçıların seslendirdiği Yeşilçam dönemi bitti artık. Zaten yok öyle bir dünya; yani normal yaşamdaki insanlar mükemmel değil ki, oyuncular da koşullandığımız şekilde beklediğimiz ölçüde mükemmel olsun. Geçiniz artık seslendirme sanatçılarının seslendirdiği, şarkıcıların arkadan şarkı söylediği ve de oyuncuların nayır, nolamaz gibi ağdalı yapay oyunculuk dönemlerini.
Senin beğenin iyi olmayabilir; o sadece senin beğenindir. Başkalarının beğenmediği de sana göre iyi olabilir.
Yapılan işte bir emek varsa, artık sen o işten ne alaiblirsen alırsın, alamazsan da acaba bende mi bir eksiklik var diye sorgulamalısın.
Hayır ben filmi izleyip de çok mükemmel bulduğumdan falan değil; daha film gösterime girmeden yıkıcı eleştirilerden bahsediyorum.
Yalnız açılış galasında Erdal Beşikçioğlu'nun, of benim burada ne işim var der gibi, foroğrafçıların Erdal bey buraya bakar mısınız falan diyince gözlerini tepeye veya sağa sola dikmesi falan çok saygısızcaydı. Gelemseydin o zaman. Ne o snobluklar falan öyle. Kendisini hiç tanımam etmem, hiç filmini falan da izlemedim ama çok tuhaftı o gece gerçekten...
04 Mart 2022 facebook notlarım
İş, maaş ve yaş sormak laf olsun diye değildir; bu kriterler üzerinden size saygısını hesap edecektir.
"SİMİT VE CİPS" ve KEDİ bıyıksız; Hepsi de SARI!
Kötülüklerin, haksızlıkların, nefretin olduğu bir dünyada; evrenin yanınızda olduğunu görmek, doğru yolda olduğunuzun bir onayıdır aslında ve özgüven, mutluluk verici bir şey bu. Hayat mesajlarla dolu küçücük de olsa göremediğimiz; çünkü hayatı tersten okumaya koşullanmışız artık. Özümüzü kaybetmişiz, kendimiz bile olamıyoruz, başkaları yönetiyor bizi. Bütün bunlara rağmen "yaratı"nın bir parçası olduğunu hissedebilmek, kendiniz olmanızı da sağlıyor; her şey kayıp noktasında olsa da siz ve size dair şeyleri kazanmış oluyorsunuz "yaratı"nın bir parçası olduğunuzu bilerek. Bazen kaybettiğinizi sandıklarınız, aslında sizin de parçası olduğunuz "bütün"ün diğer parçasının kazandığıdır ne biliyorsunuz. Nefes alabilmek için saçınızı veya ayakkabınızı feda etmez misiniz? Sarı, akıllı ve yaratıcı bir enerjidir; umuttur, yaşamdır, aydınlıktır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder