Filmi de sadece Farah'ın sesine bağlamak çok saçma! Bana ne herkesin filmi beğenip beğenmemesinden. Çünkü arabesk bir kültür, modern alnatımdan anlamaz. Ben böyle abuk subuk insanların kendi elleriyle mahvettiği hayat hikayelerinden asla hazzetmem çünkü. Bu tür yaşamlar keşke hiç olmasa, bu şekilde erkeklere tapıp da kendilerini kurban eden kadınlar olmasa... Müslüm'ü de izlemedim, Dilber'i de izlemeyeceğim; asla hazzetmeyeceğim konular çünkü...
Melankoli; acılarla, üzüntülerle beslenen ve bunlardan keyif alan bir ruh hastalığı durumudur. Bu toplumun özelliklerinden biridir
Çocukluğumdan beri Arabesk müziği asla sevmedim. Çocukken bile TRT 3-TRT FM'de yabancı müzik dinliyordum. Sonraki yıllarda ağdalı olmayan, modern soundlu poplaştırılmış şekilde arabesk dinledim elbet ama onlara da arabesk denmez. Çünkü bir şarkının türünün belirleyen, bana göre düzenlemesidir. Bergen'in bir şarkısı dışında asla Bergen dinlemeyi sevmem. Esengül desen uzak durmam gereken bir durumdur. Çünkü düzenlemeleri çok berbat. Yani ağdalı ve basit düzenlemeli arabesk şarkılara hatta çok gıcık olurum. Hele Müslüm asla dinlemediğim bir kişidir. Keza Dilber Ay, halk mzüiği sanatçısı da olsa sesini de sevmem, şarkılarını da. Ben herkesin taptığı Müzeyyen Senar ve Muazzez Abacı'yı da hiç sevmem. Farah Zeynep Abdullah'ın sesini ve yorumunu yukarıda saydıklarımdan kat be kat daha çok seviyorum. Var mı itirazı olan?
Bergen çok abartılıyor. Kendini bir caniye kurban etmiş, bir Arabesk şarkıcı. Bundan ötesi yok! Müziğimize katkısı ise ASLA!
Düşünsenize Bergen denilen kadın bir psikopata aşık oluyor, sonra o adam gözünü kezzapla kör ediyor, sonra hapiste adamı beslemeye devam ediyor, hapisten çıktıktan sonra da evleniyor, sonra o adam tarafından öldürülüyor. İnsanlar bu hayat hikayesini ders çıkarmak için sevmiyor, bence böyle katil kurban ilişkisiyle beslenme durumu söz konusu. Yazık, çok yazık.
Elbette Farah gibi bir sanatçıyı seveceğim ve yanında duracağım...
Farah Zeynep Abdullah gelmiş geçmiş en çok sevdiğim sanatçılarımızdandır! Ama bu ülkeye fazladır!
Gülşen, Kayahan şarkısını nasıl Kayahan'dan daha güzel yorumladıysa, Bergen şarkısını da bambaşka bir boyuta taşımış. Bazıları diyor ki ruhsuz yorumlamış. Sizin ruh anlayışınız ne ki; kendini yerden yere çarpan bir yorum mu; bir psikiyatıra gidin derim!
Jehan Barbur'u büyük ihtimal çoğu tanımıyordur. Bergen soundtrackinde o da yer almış. O kadar bayıldım ki yorumuna. Şarkının arabeskle alakası kalmamış. Tabi bu da müziğimiz adına çok iyi bir şey. Bazıları da niye bu isimler seçilmiş diyor. Herkes sizin gibi 40 yıl önceki tıngır mıngır anlayışında kalmak zorunda değil..
Melek Mosso, Bergen şarkısında farkını göstermiş. Bu şarkıları Bergen'den hiç sevmezdim; yeniden hayat bulmuş...
Son dönemin en büyük yıldızlarından Melike Şahin'in Bergen yorumu o kadar evrensel olmuş ki... Bu albümden bir tane değil, 5 tane alacağım... Bergen'in Arabesk ruhuna ters köşe yapıldığı için!
Müzik dünyasına 1996 yılında "Be Adam" albümüyle girdi. "Of Of" ve "Bangır Bangır" ile en büyük patlamalarını yaptı. Şu anda müziğimizin tartışmasız 1 numaralı ismi o. Sadece müziğiyle değil, ahlakçılara verdiği ders ile de devrimci kişiliğini ispat etti. Zirveden hiçbir zaman inmeyeceğinden de çok eminim!
Gülşen gibi, müziğimizin zirveyi diğer paylaşan ismiyse Sıla'dır. O da hayat boyu zirve garantisi olan sanatçılardan... Selahattin Erhan Ne diyeceğimi bilemiyorum ama önyargılarınız varsa, yıkmak adına bazı güzel şarkılarını can kulağııla dinlemeniz gerekebilir belki... Çünkü ben de bazı sevmediğim sanatçıları, önyargısız dinleyince, haksızlık ettiğimi anladığım anlar oldu bazen... Bana da maskülen halleri tatlı geliyor işte Sıla'nın... Yan Benimle, Karanfil, canlı performansı Yoruldum şarkılarını, Vaveyla albümünü komple tavsiye edebilirim ilk etapta... TSM şarkısı üzüldüğün Şeye Bak'ı da güzel yorumlamıştır.
Yıldız Tilbe bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük starıdır. 1) 7'den 70'e herkesin sevdiği bir sanatçıdır, 2. Hiçbir zaman zirveden düşmeyip, en istikrarlı sanatçıdır. 3. Çünkü kültürümüzün ifadesi olan melodilerini modernleştirdiği için hem herkes tarafından sevilmiş, hem de zamansız müzikler yapmıştır. Gülşen, Sıla ve Yıldız... 4. büyük star kim acaba?
Not: 90'lar sonrasına göre...
Hande Yener'in de müziğimizde es geçilemeyeceğine inanıyorum. Çünkü pop müziğimize yüksek soundu getirdi, cesurca denemeleri oldu, alışılagelmiş popçulardan farklı bir çizgisi oldu her zaman...
Sertab Erener müziğimizde farklı bir boyut; sanırım en evrensel sanatçımız, müziğin tekniğini en iyi bilen, müziğe en çok kafa patlatan... Onu hiçbir yere koyamıyor, hiç kimseyle kıyaslayamıyorum... Türkiye ve müzik diyince sembol isim bence...
Bana göre son star ve benim de en çok sevdiğim ise Kalben...
Alışverişten sonra fiş isteyince suratıma tuhaf tuhaf bakılmasından hiç hazzetmiyorum. Ben niye fiş istiyorum; o malın benim olduğunun ispatı için. Hırsızlıkla suçlanmayacağımı nereden bileyim? Ürün bozuk çıkarsa ne ile değiştireceğim? Kart geçince, ne kadar geçtiğinizi nasıl anlayacağım? Vesaire... Avrupalı olmak veya AB'ye girmek bir zihniyet meselesidir. Pardon ama biz hala şeyiz. Avrupa'da ne işimiz olabilir ki bizim? Avrupa, insan hakları ihlallerinden kaçıp sığındığımız bir bölge olarak kalsın lütfen. Bizim gibi ülkeleirn Avrupa Birliği'nde işi olamaz. Çünkü Avrupalılık para meselesi değil, insanlık-insan olabilme meselesidir.
Biliyorsunuz bir zamanlar türbanlıların yanında durdukları halde türbanlılar tarafından sapık ilan edildikleri gibi, feminist kadınlar da eşcinselleri 8 Mart Kadınlar Günü etkinliklerinde artık istemiyorlar. Bu onları homofobik yapmazmış. Ama bu bir homofobi, bu bir cinsiyetçilik; bunun başka da bir açıklaması olamaz; Sen istediğin gerekçeyi sun. Hani eşcinselleri çok destekleyen parti var ya; onun da bizi vitrin olarak kullanmadığının bir garantisi var mı acaba? Bir gün pardon diyeceksiniz ama o gün bizim hiç kimseye ihtiyacımız kalmayacak! Nefretinizde boğulun!
09 Mart 2022
HEPİNİZİN RUHUNA FATİHA!
Kapasitesiz insanlar cahil olur ve kapasitelerini geliştirme yetileri de yetersiz ki, varoluşlarını egolarıyla gerçekleştitmeye çalışırlar, gerçekleştiremeyince de sözlü veya fiziksel saldırıda-şiddette bulunurlar. Şiddet de sadece insanlara fiziken veya hakaretlerle olmaz; insanların doğal-doğuştan getirdikleri yapısal özellikleriyle espiri yapıyormuş gibi dalga geçmek, gizli ama çok etkili bir nefrete yönelik ayrımcılıktır. Bu tür insanlara cevap vermek, onların istediği şeydir zaten. Tek başınıza yapacağınız müdahale veya mücadele de durumu düzeltmez; çünkü onlar bu konuda yalnız olmadıklarını bilmenin özgüveniyle cesaret bulurlar. Asıl suçlu kimdir biliyor musunuz; nefreti, ayrımcılığı gizliden gizliye destekledikleri için besleyen, en azından nefrete tepki göstermeyip sizi yalnız bıraktıkları için nefretçi insanlardan hiçbir farkı olmayan sessiz çoğunluktur.
Bazı paylaşımlarım tek tük de olsa beğeniliyor ama hükümeti eleştirdiğim, örneğin Sedef Kabaş'ın sarayı eleştirdiği için hapiste olmasına karşı olmama dair ve benzeri paylaşımlara herkes sessiz kalıyor. Korkak mısınız, yoksa hepiniz gizli birer yandaş mısınız? Gerçekten şu hayatta kimseye güvenmemekte çok haklıyım... Çünkü aynı haksız muameleye maruz kalsam, kendimin de yapayalnız kalacağımı çok iyi biliyorum. Polis şiddetine maruz kalınca bile, "kimbilir ne yapmışsındır polislere" diyen bile oldu. Yaa aklıma gelmişken söyleyeyim... Polisler elimi kolumu kıvırıp yakın mesafe temas halinde pata küte bana girişirken hiç Korona söz konusu olmamıştı da, işlemlerin devam ettiği diğer zaman dilimlerinde uzak dur Korona var diyorlardı. Nasıl bir dünya, nasıl bir insanlık bu gerçekten?
Evet, açıkça söylüyorum; AKEPE'yi sevmiyorum. Bir tüp 285 lira olmuş çünkü! En önemlisi AKEPE homofobik!
Ahlakçılar ise Bergen filmini, yönetmenleri olan eşcinsel çift üzerinden vurmaya çalıştı terbiyesizce...
Eğer bu ses modern düzenlemelerle birleşseydi, çok daha keyifle dinlenirdi... Sadece Londra Senfoni Orkestrası eşliğinde söylediği iki şarkısını seviyorum...
YÜKSEL ÖZKASAP
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder