60 yaşındaki eşcinsel bir arkadaşım diyor ki, "Eskiden kadınlarla da ilişki yaşıyordum, evlendim, çoluk-çocuğa, torun-torrbaya karıştım ve sonra ayrıldım. Sonra değiştim ben. Artık kadınlardan hiç hoşlanmıyorum. Bundan sonra hayatım boyunca kadınlarla birlikte olmam söz konusu bile değil, sadece erkekler var hayatımda."
Ben de ona diyorum ki, "Sen değişmedin, toplumsal yapının sana dayattığı rolden dolayı, sen kendini tanıyamamış, sana verilen rolü yerine getirmiştin. Bağımsızlığını kazanınca, bir mecburiyetin kalmadığı için özüne döndün. Sen aslında en baştan beri bir eşcinselmişsin ama kendini keşfedememişsin. Hiç eşcinsel olmasaydın, en baştan beri erkekleri de sokmazdın hayatına. Her ikisiyle de beraber olman, aslında her ikisinden de hoşlandığın anlamını taşımıyordu, heteroseksüellik de toplumsal koşullanmışlıktan dolayı arada kendine yer buluyordu. Toplumun senden erkekliğe dair beklentisi bitince, erkeklik sadece senin için bir rol olduğu için, kolayca kurtuldun. Geleneksel toplumlarda eşcinsel erkekler ""Kuzey Kore gibidir. Bırak kendilerini tranımayı ve keşfetmeyi, eşcinselliğin bile ne olduğunu bilmiyorlar ki. Erkek erkeğe ilişki yaşayınca, bunu bir değişiklik falan sanıyorlar. Oysa yok öyle bir şey. İnsan içinden gelmeyen bir şeyi, değişiklik olsun diye yaşamaz. Özellikle bilinçli eşcinsellerin eşcinselliği tartışılmazdır. Çünkü heteroseksist ve homofobik bir toplumda, "ben eşcinselim" diyebilmek cesaret işidir. Demek ki bilinçli olmak, kişinin kendisini tanımasını, kendisiyle barışmasını ve kendisini kabul etmesini sağlıyor. Ama heteroseksist ve homofobik bir topluma, bir heteroseksüelin heteroseksüelliğinden şüphe edebiliriz. İşte senin gibi sonradan eşcinsel oldum diyenlerin durumu bundan ibarettir. Sen ve snin gibiler zamanında eşcinselliğin ne demek olduğunu bile bilmediğiniz ve kendinizi tanıyamadığınız için, sonradan eşcinsel olduğunuzu sanıyorsunuz; oysa toplumsal zorunluklardan kurtulunca kendinizle tanışıyorsunuz."
45 yaşındaki başka bir eşcinsel arkadaşım da, "ben artık çok değiştim. Eskiden eşcinselliğimi belli kalıplara hapsediyordum. mesela toplumsal cinisyet rolleirnden kadınlıkla örtüştürüyordum. Son ne oldu bilmiyorum, değiştim. Artık cinsellikte belli bir rolüm yoktu. Artık ne erkek ne kadındım, hiçbirisi veya her ikisiydim... Şimdiki halimden çok mutluyum; çünkü koşulsız ve sınırsız yaşamak daha tatmin edici, insanın kendini daha tamamlayıcı."
Ben de ona diyorum ki, diğer arkdaşa dediğm gibi, "Sen değişmedin, toplumsal cinsiyet koşullanmışlıklarından kendini kurtardın, bağımsızlığını ilan ettin, kendini içinden geldiğin gibi yaşamaya başladın. Öncesinde cinsel yönelimini toplumal cinsiyet kalıplarına hapsediyor, eşcinselliğine bir taraf seçiyordun. Şimdi cinsel yönelimini cinsiyet kimliğine hapsetmeden yaşıyorsun, cinsel yönelimine bir rol vermiyorsun..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder