26 Mart 2021 Cuma

26 Mart 2021 facebook notlarım

 DİN BELKİ DE VİCDAN İLE TERS ORANTILIDIR!

Arkadaş diyor ki, "Tanrı korkusu olmayanda vicdan olmaz..". Ne alaka..! Vicdanın Tanrı ile, din ile ne alakası var, HATTA HİÇ YOK, tam tersi durum söz konusu! Çünkü bir çok kötü olay din ve Tanrı üzerinden kötü gösteriliyor ve gerçekleştiriliyor. Mesela eşcinsellik lanetlenip, eşcinseller öldürülüyor. Eşcinsellik gübnah değil diyebilir misiniz? DİYEMEZSİNİZ. Demek ki vicdan din ile alakalı değil, akıl ve mantıkla alakalı. Biz eşcinseller genellikle dini inancı güçlü olan milliyetçilerden şiddet görüyoruz; ben hiç eşcinsellere şiddeti boşverin, eşcinselliğe karşı kötü düşünen akıllı-bilgili-kültürlü, atesit bir insan görmedim. Din kötü amaçlı kullanılıyor diyorsunuz yaa. E ben de zaten ondan söz ediyorum; iyi amaçlı kullanulan din vardı da ben mi itiraz ettim? Din, eşcinsellik sevap deseydi, ben de severdim dini. Eğer eşcinsellik normal diyemiyorsanız, siz de dini kötü amaçlı kullanıyorsunuz demektir. Hani dini kötü amaçlı kullanıyorlar diyorsunuz ya; o sizsiniz işte, başka bir gezegenden insanlar değil! Çünkü homofobik dini yaratan da siz, yani heteroseksist düzen. Bilmiyorum anlayabiliyor musunuz dediklerimi... ben çok iyi anlattığıma innaıyorum. Ama işinize gelmezse, anlamazsınız elbet!

Din bütün canlıları eşit olarak göstersin, herkes özgürce yaşasın; yemin ediyorum ben de tekrar dine inanacağım ve ibadet edeceğim

Eğer dine inanmıyorsam, benim kendime olan inancımı sarstığı içindir! Benim gerçekliğime karşı olan hiçbir şeye inanmam!

Din, toplum istediği kadar karşı çıksın; eşcinsellik bir gerçektir. Milyonlarca eşcinsel yanılıyor olamaz!

Amerika'da kendini heteroseksüel, yani erkek veya kadın olarak tanımlayanların oranı % 50'nin altında. Yani kendini eşcinsel, transseksüel, vesaire olarak tanımlayanlar, heteroseksüel erkek-kadın olarak tanımlayanlardan daha fazla. Bu oran Türkiye'de de aynı ama erkek egemen, heteroseksist ve din eksenli bir toplum olduğumuz için, eşcinseller kendilerini ifade edemiyorlar. Eşcinsellerin bir çoğu evlenip çoluk çocuğa karışıp, kendilerini heteroseksüel, yani erkek-kadın gibi gösteriyorlar. Oysa gizliden gizliye eşcinsel yaşamlarına devam ediyorlar. Dürüstlük önemli mi dediniz? Siz nefret kusmayın, biz eşcinseller de açık bir eşcinsel olarak yaşayalım ve dürüst olalım. Olan, gizli eşcinsellerle evlenen kadınlara oluyor. Eşcinseller kadınları sevemez ki, onlara aşk veremez ki... Yani aileyi yıkan eşcinsellik değil, homofobi-eşcinsel karşıtlığı. Eşcinselleri heteroseksüelleştirmeye-erkekleştirmeye çalışırsanız, yıkılmaya mahkum çürük temeller üzerine yuva kurarlar. Şimdi ben evlenseydim, evlendiğim kadına ne verebilirdim ayol. Benim içimde zaten bir kadın var!


...Demiş! Hayatım boyunca Akepe'nin dediği hiçbir şeye inanmadım. Ne demek ya, "biz aslında seyrek oturuyoruz ama çekim açısı bizi birbirimize yakın olarak gösteriyor"; siz kapalı ortamda aynı havayı teneffüs etmiyor musunuz? CHP'lileri mesafeye dikkat etmiyorlar diye eleitridiler, eleştirdile, ama bunlara laf söyleyemezsin. EVET BİLİYORUM SÖYLEYEMEM. ÇÜNKÜ SÖYLEMEM! Akepe kongresinde sizce insanlar yakın plandan dolayı mı birbirine yakın görünüyorlar, yoksa gerçekten dipdibeler mi? Bir Akepeli çekim hatası demiş ya. Şimdi bunlar biraraya gelince nasıl şahlanmışlardır biliyor musunuz; Korona falan unutulmuş gitmiştir. Sahi bu kongrede hangi dünya kurtarılıyor? Dolar düştü mü?

İnsanlar nasıl mutluysa, öyle yaşamalı. Kime ne ayol, KİME NE?

SİZE BİR TÜRKİYE FOTOĞRAFI GÖSTERECEĞİM!

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un evine dört maaş giriyor" iddialarıyla ilgili “Vatandaşla alay etmeyin” başlıklı bir yazı yazan Fatmanur Altun, "Devlet adamlarının toplumsal tabakalaşmadaki yerlerini, yediklerini, içtiklerini, giydiklerini çoğu zaman yalan yanlış haberlerle sorgulatmaya çalışanlar halkı düşünenler değildir" ifadelerini kullandı.

Eğer devlet adamları maaşlarını benim vergimden alıyorsa, ben onların maaşlarını sorgularım, SORGULARIM! Vatandaşa 2 bin, milletvekiline 50-100 bin; bu nedir ki?

Siyasilerin ne özelliği var da asgari ücretten fazla maaş alıyorlar ki? Bir işçiden daha mı çok çalışıyorlar? Siz de oy verin!

Cumhurbaşkanı'nın maaşı 88 bin liraymış; 8 bin değil, 88 bin; (yazıyla) Seksensekizbin lira! Ayol niye sorgulamayayım bu maaşı!

Dün arkadaşla konuşuyoruz da, "Biz böyle bir hayatı hiç haketmedik. Çalıştık, çabaladık, ömrümüz sürünerek geçti." dedi. Siyasiler utansın! Çünkü biz görevimizi yaptık ama suistimal edildik.

Milletvekillerine sadece asgari ücret verilseydi, milletvekili olurlar mıydı, ya da asgari ücret bu kadar düşük olur muydu? Devletin vatandaşı düşündüğü falan yok anlayacağınız. Keşke onların gözünden kendinizi görebilseydiniz!

Niye oy veriyorum biliyor musunuz; muhafazakarlar iktidardan gitsin diye; yoksa bu ülkedeki hiçbir siyasi görüşü tasvip etmiyorum!

Bazı kelimeleri sırf renk olsun diye kullanmayı zihni lüzumsuz doldurmak olarak görüyorum. Mesela motto kelimesi... Karşılığı slogan olarak geçiyor. Yunancada özü metafor olan kelimenin, bize Fransızca'dan taşınan şekli motto. Metafor'un amlamıysa bir şeyi farklı şekilde ifade etmekmiş. Yani bir söz sanatı. Mesela kibirli yerine burnu büyük demek gibi. Bizde ise buna daha çok  Arapça'dan geçen mecaz denir. Ama orda burda görüyorum da, motto bizde sanki metafor veya mecaz şeklinde değil de, bir slogan, parola gibi kullanılıyor. Mesela "yaşam mottosu" gibi. Yani herkesin anlayacağı dilde benzetme diye biliriz buna. Veya biz özlü sözler, atsözleriyle ifade ederiz mottolarımızı.

Yalnız olmanın güzelliğini bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesela ben peynir kalıbından yiyeceğim kadar dilim kesmek yerine, her seferinde peyniri kalıbıyla çıkartırım dolaptan ve bir kedi gibi mıncık mıncık yerim. Görüntüsüne baksanız, bunu bir kedi yemiş zannedersiniz. Böyle seviyorum. Ve karışacak kimse yok. Ve bu düşünürken, düşüncemin hiç engellenmemesi güzelliğine kadar uzuyor. Hayatı insanlarla paylaşın ama bu paylaşımı özelinizde yapmayın. Eviniz sizin özeliniz olsun ve kimseyi sokmayın oraya.

Bizimkiler günah ve sapıklık diye eşcinselliği bahane ederek kadınları şiddetten koruyacak olan sözleşmeyi iptal ederken, İngiltere'de yapay zeka ve bilgisayarın babası sayılan eşcinsel Alan Turing adına para bastırılarak adeta günah çıkartılıyor...

İstanbul Sözleşmesi'nin içeriğini bilen sadece % 5,o da laik kesimmiş. Karşı çıkan muhafazakar kesim niye karşı çıktığını bilmiyor

İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan muhafazakar kesim, cemaatler-din grupları öyle istediği için karşı çıkıyormuş.

Cumhurbaşkanlığı istanbul Sözleşmesi'ne niye karşı çıktığını, "eşcinselliği normalleştirmeye çalıştığı için" karşı çıktığını açıklamış. Peki bir sözleşme normal olmayan bir şeyi normalleştirebilir mi? Normal olmayan eşcinsellik mi, yoksa eşcnsel düşmanlığı mı? Çünkü eşcinsellik İstanbul Sözleşmesi'ndne milyonlarca yıl önce, canlı tarihinden beri var. Günaydıııın!

Yobaz basın, "İstanbul Sözleşmesi çöpe gönderildi" diye böbürleniyor. İnsan hakları onların umrunda değil ki; CAHİLLER!

Bilim 3 yaşına kadar çocuklara cinisyet veya cinsel yönelim atfetmeyin, buna içinden geldiği şekilde çocuk kendisi karar versin diyince, yobaz kesim köpürüyor. Köpürmesi normal. Çünkü onlar sadece bedensel erkekliği ve kadınlığı biliyor, ondan ötesini beyinleri algılayamıyor ki; kime neyi anlatabileceksin ki..?

İnternet de çok fırsatçı. Ben İstanbul Sözleşmesi'ne dair haberleri okuyorum ya, içinde de eşcinsellik geçiyor ya, bazı firmaların da vibratör-yapay penis reklamları dökülüyor ekrana... Hey evrenim! Bunun için dua da etmiyorum ama çekim yasası gereği çekiyorum sanırım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder