Ülkenin başına en başta Canan Kaftancıoğlu'nun geçmesini isterim. Çünkü onun yılmaz azmi bambaşka. Sonra İmamoğlu, Tunç Soyer... Mansur Yavaş da olabilir ama en çok Ali Koç'u isterim. Aslında saydığım isimlerin hepsini çok seviyorum. Çünkü hepsi de modern, laik, adaletli insanlar... Bu saydığım isimlerden hazzetmeyenlerin de aklından ve kalbindne şüphe ederim... Ayinesi iştir kişinin çünkü. Hepsi de dürüst ve çalışkan insanlar... Haaa, bunlardan başka kimi daha çok isterdin diye sorsalardı, kendim derdim. Çünkü kendi dürüstlüğüme, laikliğime, özgürlük anlayışıma, eşitliğime, vicdanıma, duyarlılığıma herkesinkinden daha çok güveniyorum...
DÜNYAYI EN İYİ BEN YÖNETEBİLİRİM!
Eğer ülkeyi ben yönetseydim, demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, vicdanın, duyarlılığın, insanlığın, sanatın, sporun, bilimin, eğitimin, hayvan haklarının, insan haklarının, vesairenin kitabını baştan yazar, dünyayı cennete çevirirdim! Tabi böyle bir dünya hiç kimsenin işine gelmez. Çünkü insanlar daha insan olamamışlar ki! Hala "hep bana"cılar. En zengin onlar olsalar, en iyi en güzel onlar olsalar, her şeye onlar sahip olsalar, en lüksü onlar yaşasalar, 1 numara onlar olsalar, herkes onlara hayran olsa, yeseler-içseler-gezseler-tozsalar... Daha gelişimini tamamlayamamış ki insan türü... Bir tarafta kıyamet koparken, bir tarafta hiçbir şey olmamış gibi gülüp eğleniyor insan türü.
HAYVAN HAKLARINI YAPMAYAN İNSAN TÜRÜ, İNSAN HAKLARINI BİLEMEZ Kİ!
Bir tanıdığım, diğer tanıdığım için, "kendi yemiyor, kedilere tavuk yediriyor" diye eleştiriyor. Yani onun anlayışına göre, insan türü en iyisini hak eder, hayvanlara KEMİK! Ben hayvanlar için ne yaptığüımı anlatmayacağım. Övünüyor, aman ne opürtünist denmesi bile umrumda olmaz, salak veya kafayı hayvanlarla bozmuş dersiniz. Gerçi o da hiç umrumda olmaz. Çünkü bir insan iyilik-güzellik-doğruluk adına bir şey yapıyorsa, bu da şaşmaz derece doğru ise, kimin ne dediğinin umrunda olmaz ki insanın. Şimdi benim, hayvanlarla insanların eşit haklara sahip olması gerektiğine inanmamın ve bunu savunmamın nesi yanlış olabilir ki? Yanlış diyenler, hak bilmeyen kişiler oldukları için, onlarla tartışmaya girmek bile lüzumsuzdur. Tabi daha aynı kabile hayatındaki gibi, insanların hayvanları kurban ettiği bir süreçte, insanların hayvanları yemeye haklarının olmadığını savunmak falan, 2 milyon ışık yılı ileri bir zaman dilimi sayılabilir değil mi?
Hayatta en üzüldüğüm şey, hayvanların başına gelen doğal seleksiyon. Çok yavru yapıyorlar, bir çoğu direnemiyor.
FELSEFE DE DOGMATİKLEŞMİŞ SANIRIM!
Dün bir video hazırlamışlar, "duygusal zekaya" sahip olan kişiler bu 4 şeyi yapmaz diye. O kadar salakça geldi ki. Sanki bir diktatöre hizmet eder nitelikte düşüncelerdi. Neymiş, eleştirmeyecekmişsin. Bu zaman ve moral kaybıymış. Ulan geri zekalı zihniyet, insanlar eleştirmeye eleştirmeye otosansürü tavan yapan bir canlı haline geldi. Artık ağzımız bantlı gibiyiz. Senin hakkını gasp edenleri, yanlış yapanları, tepene gaita yapanları niye eleştirmeyeceksin ki? Bir süre sonra kafana balyoz indirecekler, nefes bile alamayacaksın. Ortada bir yanlış varsa, bireysel olsa da kitlesel olsa da, sana dokunsa veya dokunmasa da elbette eleştireceksin. Diğer üç maddeye anlatmayacağım bile. Artık felsefe anlayışı bile dogmatikleşmiş sanırım!
70'li-80'li yıllarda sesi olmayana prodüksiyon, albüm falan yapılmıyormuş. 90'larda eli-ayağı düzgün olanlar da vardı piyasada ama işin ehli kişiler tarafında prodüksiyon-albüm yapılırdı ve şarkı söyleyebilecek, nağme yapabilecek kadar birer gırtlakları vardı. Yani günümüzdeki gibi ağzı konuşanın, bilgisayarın karşısına geçip sanatçıyım diye müzik adına gürültü kirliliği yapma şansı yoktu. Çünkü işin maliyeti vardı ve şirketler vasatın da vasatı medya maymunlarına yüz vermiyordu.
Bugün Zeki Müren'in doğum günü... Yaşasaydı eğer, 89 yaşında olacaktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder