21 Kasım 2020 Cumartesi

Eşcinsellik, seks işçiliği, dövme, külotlu çorap!

SEKSİN İŞÇİLİĞİ OLAMAZ!

Eşcinsel derneklerini artık sevmeme sebeplerimden biri, sanki mesela tekstil söktörüymüş gibi falan, fah*şeliği seks işçiliği olarak lanse etmeleri ve bunu savunmaları. Cinsellik bir iş değildir, olmamalıdır da. Cinsellik bir ihtiyaçtır ve zorunlu olarak değil keyif alarak yapılan bir şeydir ve öyle de olmalıdır. Sekse zorunlu olmak diye bir şey yoktur. Sen keyfini paraya dönüştürüyorsun seks işçiliğiyle. Aklını çalıştır, elini çalıştır... Çalıştırmak istemiyorsan veya çalıştıramıyorsan, bundan sistemi veya piyasayı sorumlu tutma hakkın yok. Çünkü senin zorunluluk dediğin fah*şelik yüzünden, herkes seks nesnesi olarak algılanıyor, sanki parayla alınıp satılacak bir mal muamelesi görüyor. Çünkü eşcinsellik denilince, insanların aklına sadece fuh*ş geliyor, fah*şelik geliyor. Özellikl ahlakçı bir toplumda eşcinselliğin görünür ol-a-mamasından dolayı, görünürdeki fah*şelik yüzünden böyle zannediliyor, eşcinseller seks nesnesi ve fah*şe zannediliyor. Birisiyle tanışıyorsun, "kaç parasın?" diyor. "Gelirken bir şey getireyim mi?" diyor. Ne ulan bu? Ne aşağılayıcı bir üslup. Ama geri kalmış toplumlardaki bilinçsiz eşcinsellik, insanları böyle koşulluyor. Sonra da ciyak ciya bağırıyorlar "toplum bizi dışlıyor, ötekileştiriyor, ahlaksız ilan ediyor" diye. Ama siz ahlakçı bir toplum anlayışını, seks işçiliği dediğiniz fah*şelikle pekiştirmiyor musunuz? Ben zorda kalsam da, bedenimi tezgahta et satar gibi satmam. Bakınız, ahlakçı bir toplumda seks işçiliği denilen fah*şelik, eşcinselliğe zarar veriyor. Toplum eşcinselliği zaten kabul etmiyor, bunun üstüne bir de fah*şelik eklenince, ötekileştirmelerine dayanak çıkılmış oluyor.

Eşcinsel dünyada bana ters gelen çok şey var; seks işçiliği, travestilik, ilişkilerde aşırı yaş farkının olması, eşcinsel olduğunun bilincinde olmasın rağmen toplumsal veya aile baskısı gibi sebeplerle kadınlarla evlenmesi-kadınları kandırması gibi... Gene de özür dilerim bahsettiğim bu grupta varolanlardan. Bu benim şahsi görüşüm çünkü...

Size bir soru... Eşcinsel olarak toplumun ötekisi olmak mı zordur, eşcinsellerin de ötekisi bir eşcinsel olmak mı zordur?

BİR EŞCİNSEL, NEDEN EŞCİNSELLERİN DE ÖTEKİSİ OLUR?

Biliyorum ki bir eşcinsel olarak, eşcinseller beni sevmiyor. Çünkü doğayı, doğamı, insanın doğasına uygun varoluşunu savunuyorum. Çünkü ben toplumsal cinsiyet rollerine, toplumda kadın veya erkek olarak varolunmasına karşı çıkıyorum. bana göre insan, insandır; kendisine sunulan veya dayatılan rollerle değil, doğasına uygun şekilde varolmalıdır. Kimse bana diyemez ki, en anlaşılır örnekle açıklayayım, pembe kadın mavi erkek rengidir, kadın etek erkek pantolon giymelidir, kadın memesini saklamalı erkek pipisini bile gösterebilir, vesaire. İşte ben bunları kabul edemiyorum BİR EŞCİSNEL OLARAK. Çünkü eşcinseller de toplumsal cinsiyet rollerini benimsiyorlar; heteroseksizmi, cinsiyet rol dağılımını çocukluktan itibaren içselleştirerek. Onlar bu içselleşmeyi doğuştan getirdiklerini zannediyor ve varolabilmek için toplumsal cinsiyet rollerinden birine, kendilerini zorunlu hissediyorlar. Mesela birisi erkek bedeninde doğduğu halde, ben kadınım ama yanlış bedende doğmuşum, çükümü kesin diyor! Birisi hemcinsiyle yatıyor ama eşcinselliğini inkar ediyor ve ben heteroseksüelim diyor. Bunların doğayla alakası olabilir mi biraz mantıklı düşünürsek? En başta insan kendini hadım ettirerek veya kendisi gibi olmayarak, çeşitli gerekçeler yaratarak kendini ne kadar sağlıklı ve mutlu bir şekilde gerçekleştirebilir ki? Mesela ben hemcinsimle erkek erkeğe yatacağım ama bunun adına eşcinsellik değil de, cinsel çeşitlilik diyeceğim, ne saçma. Şimdi ben çükümz kestirerek nasıl cinsel mutluluk yaşayabilirm ki? Bunlar ilkokul düzeyinde anlaşılabilr cümleler olduğu için, sanırım anlaşılıyorumdur. İşte LGBTİ denilen eşcinsel dünya, beni bu yüzden sevmiyor, bu yüzden ben eşcinsellerin de ötekisiyim. Haa, yalnız mıyım; benim gibi olanlar daha fazla ama onlar seslerini çıkarmayıp, hayatlarını yaşıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, gerçekleri ve doğruları anlayabilecek bir toplum ve eşcinsel bir dünya yok. Ben kendimi nasıl mı tanımlıyorum. İnsan türünde bir hayvanım. Kendimi erkek veya kadın gibi hissetmiyorum, çünkü buna ihtiyacım yok. Çünkü ben toplumsal bazda bu şekilde varolmak istemiyorum. Çünkü bu benim yapıma ters. Ben sadece vicdanlı bir insan olarak yaşamak istiyorum; kız gibi veya erkek gibi olmak diye bir şey yok çünkü, var zannediliyor. Sakın ha biyolojik erkeklik veya kadınlıkla karıştırmayın bahsettiklerimi. Ben zaten biyolojik cinsiyete ve de sadece cinsel yönelime inanan biriyim, diğerleri-toplumsal cinsiyet ve cinsiyet kimliği sistemin bize dayattıkları.

DÖVME VE ESTETİK!

Çok özür dilerim, yanlış anlaşılmasın da, insan neden dövme yaptırır. Mesela ben, bedenimde kaza sonucu falan kalıcı bir iz oluşacak diye korkuyorum. Çünkü doğa her şeyi yerli yerinde yaratmış. Mesela ben çok kıllı biriyim ama niye epilasyon yaptırayım ki? Çok sevgili kedi dostlarımız intihar mı etsin öyleyse? Durumu özetlemek gerekirse, ben doğayı, hayatı ve kendimi olduğu gibi seviyorum. Çünkü hayatla ve kendimle barşığım. Kendime söylüyorum, anlayan anlar... Biliyor muydunuz; İranlılar, burunları çok kötü olmasa da, burun estetiğine koşullandıkları için, hayatlarında bir defa burun ameliyatı oluyormuş. Denizli'de yaşayan İranlı mültecileirn ilk işi, burun estetiği olmak olduğu için, yeni gelenleirn hepsinin burunları bandajlıdır. Üzülüyorum gerçekten. Tanıdığım İranlı bir travesti vardı. Burnu hokka gibiydi. Yani ne kemeri vardı, ne sivriydi, ne de büyüktü. O burunu kırdırdı ve yeniden yaptırdı. Zaten dışarıdan bakan kimsenin, kimin neresinin nasıl olduğu umurunda değil ki? Estetik yaptıranların psikolojisiyle alakalı her şey!

Düşüncelerim ifade özgürlüğü kapsamında kendi doğrularım ve inandıklarımdır. Amacım kimseyi rencide etmek veya üzmek değildir. Neden düşüncelerimi belirtiyorum; çünkü hayat beni de bağlıyor... Ama bilinsin ki, yanlışları benimseyenlere bile itiraz etmem; herkesin kendi hayatı, kendi doğruları, kendi inandıkları, kendi varoluşu, kendi ifadesi...

***

Hayatta en sevmediğim şeylerden birisi, kapasitsiz ve cahil insanların, yumuşak bir yüz bulunca kendilerini bir bok zannedip "hayır" denekten falan anlamamaları, anlayacakları dilden konuşunca da gerçek yüzlerini gösterip kabalaşmaları...

Her şeyi biliyorum, her şeyi görüyorum, her şeyi anlıyorum; sadece salak ayağına yatıyorum, anlıyor musunuz? Çünkü zahmete girmek istemiyorum! Siz "enayi yerine koydum" diye mutlu olmaya devam edin. Çünkü bu tür lüzumsuzluklar zerre etkilemiyor ve ilgilendirmiyor beni. Çünkü benim bir dünyam var, musmutlu yaşadığım kendi hayatım var. Ama böyle davranarak iyi de yapıyorsunuz; kendinizi, kendi ellerinizle tescillemiş oluyorsunuz, beni haklı çıkartıyorsunuz. Teşekkürler...

Benimle beraber olanlar kadın iç çamaşırı, külotlu çorap falan giymemi istiyor ya en başta; finalde kendisi travesti olmak için!

"Aile ortamı"nda çok açık ve net olduğum için özür diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder