Plak sevdası nedir, anlayamıyorum. Belki de ben nostaljiyi fazla sevmiyorum. Benim için önemli olan müziğe ulaşabilmek ve o müziğe kalıcı bir materyal üzerinde kimseye bağımlı kalmadan sahip olup dinleyebilmek. Bugüne kadarki en iyi kayıt metaryali bana göre CD'dir. Dijital platfotmlara güvenemiyorum. Plak hem masraflı, hem de ömrü sınırlı. Çizilir, kırılır, pikap ve iğnesi problemi, vesiare... Kaset desen zaten çok riskli. Keşke hep CD'de kalsak. Neymiş, plaktaki ses kaydı çok daha iyiymiş. Ne kadar daha iyi olabilir ki? İsterdim ki vücuduma yerleştirilen kapasite olarak sınırsız bir çipe dünyanın bütün müzikleri yüklenebilsin, yeni çıkan müzikler kablosuz oraya aktarılabilsin ve ben düşünce gücüyle istediğim şarkıyı beynimde dinleyebileyim.
BAHAR CANDAN'I SEVMEYİP, SEVMEK ZORUNDA KALMAK!
Evet, Bahar Candan'ı çok seviyorum. Çünkü zeki bir kız. Çünkü gerçekten çok çektim, çektik, çekiyoruz şu cahil ve aptal dünyadan! Bahar Candan üzerinden televizyon dünyasının çirkefliklerine de bir parantez açmak istiyorum. Bahar Candan, TV'de stil programında yarışırken Murat Boz'un bir partisine katıldığı ve adının Murat Boz'la bir dedikoduya karışmasından dolayı ahlakçılığa kurban gitmiş ve kovulmuştu. Yarışmanın en stili ve reytingiyken, pat diye elemişlerdi kızı. Bahar şoka girmişti ve kabul edememişti bu durumu ve hayır siz elemiyorsunuz, ben yarışmadan çekiliyorum demişti. Ama Öykü Serter ve Kemal Doğulu, hayır biz seni eliyoruz diye defalarca tekrar etmişlerdi. Ne oldu; Bahar Candan düşmanlarından Nur Yerlitaş öte dünyaya gitti, Öykü Serter yeniden işsiz kaldı, Bahar Candan'ı sevmiyorum diye röportajlar veren Kemal Doğulu, çalıştığı TV'nin reytingi uğruna, şimdi Bahar Candan'a sevgi sevgiliyor. Bahar Candan'ı yarışmadan eleten-daha doğrusu kovduran TV 8 patronu Acun Ilıcalı'nın bile Bahar Candan'ı tekrar TV'sine alması gerçekten çok şaşırtıyor insanı. Demek ki Bahar Candan'lar olmasa, hepsinin işi kül! Bahar Candan'ı daha düne kadar anoreksiya diye eleştirenler, hangi kafayla 42 beden üstü balık etlilerin yarıştığı bir moda programında görmeyi tercih edebiliyorlar acaba? Sen nelere kadirsin reyting? Aslında uçuk bir tarzı olan Bahar Candan'ın konseptine uymadığı için 42 beden üstülerin yarıştığı bir moda programında işi yok ama, Bahar Candan da popülizm adına onları kullanıyor.
Nilüfer... Çocukluğumun en sevdiğim sanatçılarından. Önce Kim Arar ile tanıdım. Sonra kulağıma Kim Arar'dan önce çıkmsına rağmen Dünya Dönüyor çalmaya başladı. Beyaz Mendil de nedense ilgimi çeken şarkılarındandı. Olmadı Gitti ve Hey Gidi Günler TRT'de çok çalan ayrılmaz ikili şarkılarındandı ve Nilüfer demek, sanki bu şarkılar demekti benim için. Sonra Ben Seni Seven Kadın dedi. Ta uzak Yollardan da dikkati çeken şarkılarındandı. Ardından Pişman Etme ile gümbür gümbürdü Nilüfer. Sonra müzik anlayışı değişmeye başladı. Çocukluğumdaki tat gitmeye başladı. Kar Taneleri ve Erkekler Ağlamaz çok sevdiklerimdem değildi. Geceler'i de çok sevemedim. Esmer Günler o dönem sevdiklerimdendi ama şimdilerde Kayahan ile ilgili hiçbir şeyini sevemiyorum. Sen Mühimsin'den sonra diva mertebesine ulaştı ama ben o dönem ve sonrasındaki hiçbir şeyini neredeyse hiç dinleyemiyorum. Son dönemlerde yaptıklarından en beğendiğim, Kim Arar Seni'nin yeni versiyonu idi. Bir de çocukluğumda çıkıp da sonradan keşfettiğim 45'lik dönemi şarkılarını seviyorum Kime Küseyim gibi. Sonra bazı modernleştirdiği Tanrım gibi arabesk yorumlarını seviyorum. Bir de '79 albümündeki alaturka potborisini çok dinliyorum. Aslında 90'lardaki yaptıklarını sevmeyişimin sebebi, düzenlemelerden kaynaklanıyor.
Ajda Pekkan benim için, Viens Dance Ma Vie ile başlayan (Köyde çocukluğumda bir kahvede siyah beyaz TV döneminde görmüş-duymuştum şarkıyı. Pekkan'ın başında 45'lik kapağındaki aynı aksesuar vardı), Gözünaydın ile devam eden ve Süperstar 3'e, yani 1983'e kadar olan dönemdir. Hatta benim için Alo reklamlarında falan oynadığı 83'lü yılı onun en zirvesidir. Hatta hatta hezimete uğradığı düşünülen Eurovision macerası "Petrol"sürecei bile onun kraliçeliğidir. 1975'de ilk baskısı yapılan İstanbul Plak'tan çıkan 45'lik toplaması da çok iyidir. Yani Ajda Pekkan benim için '75 ile '83 arasında vardır. 90'lı yıllardaki çalışmalar bana göre düzenleme açısıdnan berbat. Zaten sonraları da ne yaptı ki? 2006'da çıkardığı farkın Bu'daki cazımsı birkaç şarkı eh işte dedirtiyor ama bok gibi düzenlemesiyle Arada Sırada şarkısı ile o güzlelikleri de silip süpürüyor. Ajda Pekkan kendini ne kadar iyi yönettiğini iddia ediyorsa da, bana göre popüler bir isim olmaktan öteye gidememiştir. Yoksa iyi bir şey yapsa, 83'ten sonra yaptıklarını bir kere olsun bile mi dinlemek gelmez içimden? Üstelik Ajda Pekkan'ı 75-83 arası çok sevmeme rağmen... Popüler figür olarak da saygın bir yeri yoktur Ajda Pekkan'ın. Sadece estetikleri ve görselliğiyle gündeme gelen bir isimdir. Belki de elden gelen sadece o olduğu içindir...
Murat Övüç, Cuma alış verişi yapanlara küfür ediyor, herkes Koronadan ölürken, yaptığınız alış verişleri dötünüzes okun diye, ardından yaptığı ürün reklamı için çıkı çıkın gelin diyor. İnsan nasıl bu kadar çelişkili olabilir ki? Makineye bağlanmış gibi...
Koronalıları dinledikten sonra, tat alma duyumu kaybetmediğim ve nefes alabildiğim için şükrediyorum... Bol bol soğan sarımsak, acı ekşi-turşu yiyiyorum. Mevsimsel iştah sanırsam!
Hayatta tek bir dileğim olsaydı, o, gene de, her şeye rağmen kimseye muhtaç olmamak olurdu... Hep o duyguyla yaşadım çünkü; çünkü kimseye güvencim yok!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder