24 Kasım 2020 Salı

24 Kasım 2020 facebook notlarım

BENİM HAYATIM, BENİM YOLUM; DÜŞTÜMSE DE BİLE İSTEYE!

Hayatımda neden şunu olamadım, neden şunu başaramadım duygusunu yaşamam. Çünkü yapmak istediğimi imkanlar çerçevesinde yaptım ve kapasitem ölçüsünde gerçekleştirdim, yapmak istemediklerime de asla kendimi zorlamayı boşverin, o yola bile girmedim. Hayatım keyif aldığım bir yolculuk oldu ve hala da gene aynı tempoda sevdiğim şekilde yol alıyor.

Nükhet Duru denilince, sadece Mahmure ve Sevda şarkılarının akla gelmesi, bana göre dünyanın en büyük sanatçısına hakarettir!

Bana "bir ülkeyi anlat" deseler... Yetersizliklerinden dolayı hazımsızlık yaşayan, dolayısıyla kıskançlıklarından dolayı zarar veren boş insanlar topluluğu derim. Hayvanlara yardım etmek için sokağa çıkıyorum, park ettiğim yerde bisikletimin havasını kaçırmışlar. Bu kadar mı geri zekalısınız, bu kadar mı hamurunuz kötü karıldı. Yazıklar olsun! Bir de bisiklet düşmenlığı mı var, yoksa bisikleti çalamayınca zarar mı veriyorlar bilmiyorum... Zilini kopartıyorlar, tekerini yamultuyorlar, zincirini çıkartıyorlar, havasını kaçırıyorlar. Onlar adına utanıyorum şahsen... Bugün ne oldu; markete girerken bitiiğindeki belediyenin bakım istasyonuna park ettim. Sonra orada bekleyen orta yaşlı bir adam bana laf attı, arabanı mı park ediyorsun diye. Bir anlamda dedim. Böyle bir yerin olması iyi dedi. Döndüğümde adam yoktu ama bisikletin havası da yoktu.

Sokata fotoğraf çekerken insnaların tuhaf bakış açısı beni rahatsız etmiyor. Çünkü o anda açıya ve renge konsantre oluyorum. Bugün yanıma gelen 10 yaşlarındaki bir erkke çocuğu ne iş yaptığımı-mesleğimi sordu. Mesleğim yok dedim. O zaman niye fotoğraf çekiyorsun dedi. Keyif alıyorum dedim. Sen çekmiyor  musun dedim, hayır dedi. Çek o zaman dedim!

Murat Övüç ve gibilerin revaçta olmasının nedeni, aynı kafadan çoğunluk bir kitlenin olması. Bakmayın eleştirildiğine, bayılıyor insanlar Murat Övüç ve gibilere. Çünkü kitlelerin duygularına tercüman oluyor bu kişiler, onların yapamadıklarını çok rahat yaptıkları için seviliyorlar. Adam tik tak diyor, insanlar yerlere yatıyor gülmekten. Hani osurunca falan bir çoğu gülmekten yarılırlar ya, işte öyle bir şey. Yaa, akıl var mantık var. İnsan osuruğa falan güler mi? Osuruğa gülünür mü lafımı okuyanları bile belki de şu anda gülme krizi tutmuştur. Koşullanma diyelim buna. "Osuruğa gülünür"e koşullanıyorlar ve osuruk onları gıdıklayan bir şey. Tabi Murat Övüç ve gibilere ilginin çok olmasının nedeni sadece osuruk meselesi değil, bir çok açıdan benzer yön var. Mesela bugün Murat Övüç İnsta. hikayesinde trafikten şikayet ediyor ve üç kişilik bir ailede, 3 tane araç var diyor. Neyinize 3 tane araç? diyor. Sonra da, gerçi bizde de öyle, diyip kahkahayı basıyor. Gerçekten millete tercüman oluyor Murat Övüç. Görgüsüzlüğümüze, çelişkili hallerimize...

Badminton oynamaya araçla-minübüsle yarım saatlik bir mesafeye gidiyorum akşamları. Arkaya geçtim, sağımda solumda telefonla resmen muhabbet ediyorlar. Önlerden biri kalksa da, oraya otursam diye dua ediyorum. Muhabetleri de muhabbet olsa, osuruktan teyyare. Sonra birisi dinlediği müziği dışarıya vermeye başladı. Acaba diyorum, insanlar beni tanıyor, bunlardan rahatsız olduğumu biliyor da, kasıtlı mı yapıyorlar diye insan paranoyaya kapılıyor. Bir de minübüs şoförleri telsizle sürekli, şurada bir kişi, burada 3 kişi kaldı diye birbirlerini hazmedemedikleri halde düşünüyorlarmış gibi laga luga yapıyorlar ya, minibüste kafamı şişiren en büyük gürültü kirliliği bu...

Mecburiyetten bir iş için dışarıya çıkıyorum, sinir krizine girerek dönüyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder