1 Kasım 2018 Perşembe

Erkeklik nedir; bencilliktir, kaba kuvvettir, şiddettir, cinayettir!


Ünlü sanatçı Sıla Gençoğlu şiddete maruz kalmış; hem de feci şekilde. Dün de gazetelerin birinde yanında iki küçük çocuğu kucağındaki bebeği olnasına rağmen adamın karısını tokatlayarak nasıl bayılttığına şahit olmuşuk. Bunlar sadece zerre kadar yansıyanı. Her gün kimbilir kaç şiddet yaşanıyor mahkemelere yansımayan, hukuksal olarak cezalandırılmayan... Şiddet bazılarını derinden yaralar eğer insanlık seviyesi yüksek derecedeyse. Ama bazıları erkeğin hakkkı olarak görebiliyor şiddeti, mecburiyetten sessiz kalabiliyor yaşadıkları karşısında ve erkek egemen toplumlarda sanki normal bir şeymiş gibi sürekli pompalanıyor tv'lerde, sinemalarda ve kanıksanmış bir durumda aslında.

Ne yapmamız gerekiyor? Sağlıklı bir toplum için, bilgi toplumu olamamış coğrafyalarda şiddete hayır demek de yetmiyor. Şiddetin eğitimle falan alakası yok deniyor ana hangi eğtimden bahsettiğimiz çok önemli; matematikten, üniveriste eğitiminde falan bahsetmiyorum ben; insani yetiştirilmeden, eşitlik-özgürlük ve demokrasiden bahsediyorum ben. Evde kimin sözü geçiyor, mecliste kimin çoğunluğu var, kim ayrıcalıklı, kim ayrımcılığa uğruyor, toplumsal yasalar ne, hukuksal yasalar ne kadar eşitlikçi devreye giriyor falan-filan.

Bakınız, şiddet affedilmez, şiddet uygulayana ikinci bir şans verilmez; çünkü şiddetin gerekçesi olamaz. Bir insan şiddet uygulamışsa cezalandırılmalı ve o insana bir daha ikinci şans verilmemeli. Bana şiddet uygulayan bir insana psikolojimin yumuşaması veya güvenmesi asla ve asla söz konusu olamaz. Çünkü içinde şiddet olmayan insan hiçbir koşulda şiddet uygulamaz, içinde şiddet olan bir insan da fırsatını bulunca şiddet uygular. Biz ayrıca burada bir insanın canına tak etmesi, canından bezmesi sonucunda kendisini kaybetmekten dolayı veya kendisini savunmak amacıyla şiddetten bahsetmiyoruz; gücü yetmeyecek, karşılık veremeyecek sağlıklı bir kadının, kadınların şiddete maruz kalmasından bahsediyoruz. Benzer olaylardan veya değişik sebeplerden dolayı terk edilmiş bir erkeğim, fırsatını bulunca hazımsızlığından dolayı oluşan öfkesinin ilk fırsatta şiddet şeklinde yansıması son olaydaki durum.

Ne oldu şimdi? Erkek egemen dünyada şöyle bir zihiyet var; kaba kuvvet bende, bencilce de olsa her şey benim istediğim gibi olacak? Peki olacak mı 21. yüzyılda, olabilir mi? Şu anda olaydaki erkek tarafının, adını ağzıma bile almak istemiyorum, Sıla'yı kaybettiğini düşünmesi durumu falan yoktur. Çünkü o bu davranışlarda bulunurken Sıla'yı kaybetmeyi göze almıştır zaten; şu anda hukuki olarak paçayı kurtarma derdindedir. Toplumsal erkeklik işte böyle bir şeydir. Zorda kalınca kadına sevgisi, verdiği sözler bir anda unutulur, kendi derdine düşer; yalandır erkekLİKin verdiği sözler! Bir erkek adamLIKtan bahsedilir; bu mudur erkeklik?!

Sıla Gençoğlu'nun yaşadığı şiddete dair sosyal medya açıklaması:

"Hiçbir ceza, yaptırım yaşadığım kabusu hayatımdan silmeyecek!"

Aha! Erkek tarafı basın açıklaması yapmış ve Sıla'yı yalanlıyopr, karşı dava açacakmış...


40 yıl arayla iki ünlü kadının-Sıla Gençoğlu ve Perihan Savaş'ın, iki ünlü erkek olan sevgilileri tarafından dövülmesi, ülkemizde hala hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi... Değişen tek şey, o dönem Perihan Savaş'ın şikayetinden vazgeçmesi, Sıla'nın ise şikayetinden vazgeçmeyecek olması...Tabi Perihan Savaş'ınki o dönemki koşullara göre alınmış bir karar olabilir. Çünkü Perihan Savaş, İbrahim Tatlıses'i hiçbir zaman affetmediğini, kendiisi için sıradan bir kişi olduğunu dile getirmiştir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder