Düşündüm de... ben zaten hiçbir insanı mınck mıncık sevmemişim ki güvenemediğim için. Kedileri mıncık mıncık sevmişimdir sadece, çocukları bile değil. Çok sevmenin bırakın düşman yaratacağını, hep yanlış anlaşılırım diye kasmışımdır sevme konusunda kendimi. Yüreğime hapsetmişimdir sevgimi... Bir çocuğu sevsem sapık diyebilirler eşcinsel olduğum için, büyük bir insanı sevsem, bırakın yanlış anlaşılmayı, daha sevmenin ne demek olduğu bilinmiyor ki toplumumuzda. Kıskanıyor mu, kıskançlıktan dövüyor-öldürüyor mu; sevmek bu! Sevmekten başka her şeye benzeyen hastalıklı ruh halleriyle işim olamaz. Sevmek öncelikle saygı duymaktır sevdiğine, onu mülkiyetine geçirmek zorbalığı veya onun mülkiyetine geçmek zavallılığı değldir. Sevginin karşılıığ olarak 2 tokat atmak veya yemek sadistliği varsa, bu da sevgiye girmez bence; sadomazoşist sekse girer! YANİ BENİM SEVDİĞİM DÜŞMAN OLURSA TINNNN! Kaybettiğime üzülmem; çünkü kendimi yakacak kadar emek vermem. Verdiğim enmeklerden de karşılık beklemem asla.
Ve sözün ikinci kısmını ele alırsak... Yani "nefret etme, bir gün sevebilirsin"... Benim lügatımda nefret etmek diye bir şey olamaz ki... Çünkü kendini sevmeyen, kendisiyle barışamayanlar nefret eder karşısındakinden. Oysa ben hayatta en çok kendimi seviyorum(kendimden daha çok sevecek kişi bulamadığımdan) ve barışık olmadığım bir tarafım yok(doğaya aşık olduğumdan). Uygun mecra bulamadığım için sevgimi fışkırtacak yer arıyorum. Sevgi enflasyonu yaşıyorum bu konuda paylaşım yapamadığımdan. Çünkü hastalıklı sevgilere bulaşmak istemiyorum bana zarar vereceğinden korktuğumdan. Başıma bela alacağıma, içimde tutarım sevgimi veya sevgimin "çevre"sel boyutuyla idare ederm. Gerçi insan da çevreye dair ama bana göre insan şu anda çevre haşeresi! Bu insanı aşağılamak falan değil, kendini geliştirememişliğine hayıflanmak diyelim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder