10 Mayıs 2013 Cuma

Voleybolun Gururu Esra Gümüş


İnsanın hayatına güzellikler katan, spor gibi sosyal etkinlikler vardır. Voleybol da hayatımın heyecanlarından biridir izleyici olarak da olsa. Hatta hiçbir sporu voleybol kadar fanatik bir şekilde takip etmiyorum. Bu fanatikliğe vesile olan da, kadın voleybolcularımızın Avrupa Şampiyonası'da çıkış yaptığı ve 2. olduğu 2003 yılındaki başarılı performansıdır. O günden bugüne kadroda kalanlar da Esra Gümüş, Neslihan Demir ve Gülden Kayalar'dır.

Neslihan'a rağmen beni heyecanlandıran voleybolcu Esra Gümüş olmuştur her zaman. Sebebini tam olarak bilmiyorum. Neslihan takımın en güçlü silahı olduğu için, belki ona alışmışızdır artık. Belki de 4 numara smaçörlerinin komple birer oyuncu olmaları, bende güven kaynaklı ayrı bir sempatiye sebep oluyordur. Ama beğeniyi sadece teknik durumlara bağlamak yeterli olmayabilir. Çünkü çok profesyonel 4 numara oyuncular olmasına rağmen, içlerinden bazıları daha ilgi odağı olabiliyor. Hatta bazen ne kadar başarılı olursa olsun sevmeyebiliyorsun.

Sporcu kişiliği sporcuya beğeniyi belirleyen en önemli unsur diye düşünüyorum. Esra Gümüş'ü de ilk 2003 yılındaki Avrupa Şampiyonası'nda tanıdım. Sanırım 20 yaşındaydı ve ilk defa o yıl dikkat çekti. Daha öncesinde hiç bilinmiyormuş çünkü. Hatta "Bu kızın Milli Takım'da ne işi var?" falan demişler. 13 yaşından beri voleybol oynuyormuş ama pat diye o yıl girdi ilgi alanım-ız-a. Voleybolu teknik olarak bilmiyordum ama yaptığı smaçlar ve aldığı sayılarla Millet olarak coşturuyordu 2003 yılında bizi ve aralıksız 10 yıldır Milli takımın kadrosunda yer alıyor. Hem de Milli Takım ve kulüp takımının kaptanı olarak. Bu yıl Milli Takım'da olacak mı olmayacak mı bilmiyorum ama olmasa da 10 yıl boyunca bana, bize yaşattığı heyecan fazlasıyla yeter de artar bile.

İzlediğim kadarıyla Esra çok heyecanlı ve de kırılgan yapıya sahip bir oyuncu. Son dönemlerde tekniğiyle birlikte duygularını da profesyonelleştirse de, ilk dönemlerde o hassas yapısı çok belli oluyordu. Hata yaptığında çok üzülüyordu. Hiç bencil olmayan, çok mütevazi, çok iyi niyetli ve iyimser, takım kaptanlığına yakışır koruyucu-kollayıcı ama buna rağmen takım kaptanı gibi değil de, sadece takımın herkes kadar eşit bir parçası gibi davranan alçak gönüllü birisi. Belki de biraz geri planda kalmasının sebebi diğer oyuncular gibi hırs küpü olmaması, birilerine kafa tutmayıp hep alttan alan mütevazi ve yapıcı kişiliğidir, kendinden çok takımını ve arkadaşlarını düşünmesidir. Oyunda diğer arkadaşları hata yaptığı zaman Esra onlardan bile daha çok üzülen bir tavır sergilemekte, onları motive etmek için sanki kendi hata yapmış gibi oyuna daha bir asılmaktadır. Bunun örneklerini Milli Takım'da çok gördük çünkü. Daha genç ve hırs küpü olmalarına rağmen Neriman'ı Gözde'si, Neslihan'ı saçmalamaya başladıkları zaman sorumluluğu almasını her zaman bilmiştir.

Takımın sayı yükünü sırtlayan pasör çaprazı mevkii olmasına rağmen, bu işi 4 numaradan başarabilen nadir oyunculardandır Esra Gümüş. Smaçör olup da resmen liberoluk yapmasını da bilecek kadar sağlam bir manşetçi ve defansçıdır. Hatta bu alanda en iyisidir ülkemizin gelmiş-geçmiş. Ve üstelik bütün bunları 1.81'lik boyuyla yapmaktadır. Takım oyununun en sağlam halkasıdır. İlk yıllardaki paralel vuruş ve block out'çuluğuna, son yıllarda çok iyi servisçiliğini ve sağ köşeye vuruşlarını da eklemiştir. Bir röportajında boyunun kısalığından dolayı 6 numaradan vuramayışına üzüldüğünü söylemişti. O da olmayıversin be Esra Gümüş. Sen varsın ya, yeter bize. İyi ki voleybolcu olmuşsun. Senin sayende voleybol aşığı olduk.

Kadın voleybolu, voleybolumuzu, hatta uluslararası arenada sporumuzu en üst seviyeden, hem de süreklileşmiş bir şekilde heteroseksist bir yapıya rağmen temsil eden takım sporlarımızdan en iyisi diyebiliriz. Kadın voleyboluna sihirli bir değnek dokundu sanki 2003 yılındaki kadroyla. O kadro bir araya gelip voleybol adına sağlam bir temel atılmasaydı, şu anda Avrupa'nın en iyi voleybol ligi ülkemize taşınmış olmayabilirdi. O yılki başarı voleybola ilgiyi arttırdı ve kulüplerin voleybol takımlarına yatırım yapmasını da sağladı. Ligimiz iki as'lı takımdan çok as'lı takıma yükseldiği gibi, kısa bir süre sonra birbiriyle denk 12 takım olacağına inanıyorum. O yılki kadro başarı listesine bir çok şampiyonluk ekledi ama daha da önemlisi, voleybolun geleceğini kurdu. Bunun mimarlarından en önemlisi de Esra Gümüş'tür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder