13 Eylül 2026
Yaşadığım hayatta şunu gördüm, öğrendim... Herkes gücü ele geçirmek istiyor ve bu gücü kendi çıkarları ve ideolojileri doğrultusunda kullanmak istiyor. Bütün kainatı düşünmek, olayalara uzun vadeli bakmak falan kimsenin umrunda değil. Herkes sadece kendi yaşam sürecini düşünüp, günü kurtarma derdinde. Yarın hayat ne olur, acaba bizim poltikamız geleceği olumsuz etkiler mi, şu anda yaptıklarımız birilerini mağdur ediyor mu, kim haklı kim haksız, yanlış olan biz olabilr miyiz derdinde değil. Bütün bunların sebebi gelişememişlik, eğitimsizlik... Sonra bir bakmışız ki, hayat yaşayamadan geçip gitmiş. 57 yıllık hayatımda istikrarlı bir şekilde iyi yaşadığımı söyleyemem. Hep bir şeyleri yarım yamalak yaşadım veya hiç yaşayamadım diyebilirim. Üzerime düşen tüm görevleri yerine getrdim; askerlik, vergi, eğitim, çavreme, aileme faydalı olmak, çevreyi korumak vesaire... Elimden geldiğince faydalı olmaya çalıştım, vicdanımla sınadım hep kendimi. Ama karşılığında ne güvenli bir hayatım oldu, ne de sosyo ekonomik olarak insanca yaşayabildim. Acaba başıma bir şey gelir mi diye hep korku içinde yaşadım, haklıydım çünkü tecrübelerimden dolayı... Sosyo ekonomik olarak da hep eksilerde yaşadım. Dün pazara gittim, sadece domates aldım geldim. Neden mi; 20 bin lira maaşım ve vicdanlı bir insan oluşum yüzünden. Çünkü ben hayvanları ve bitkileri bile kendinden daha çok düşünen bir insanım. Bir kedi gözümün içine bakıyorsa, kendim yemem ona yediririm ben. Hem yaşam koşulları ve içinde bulunduğum kültürün düzeninden dolayı, hem de herkesi her şeyi kendimden daha çok düşündüğüm için, kendi adıma istediğim gibi yaşadığımı asla söyleyemem. Tek isteğim ne biliyor musunuz; huzur içinde kimseye muhtaç olmadan ve acı çekmeden ölmek. Çünkü bu hayat hiç bana göre olmadı... Hani insanlardan hep uzak durmya çalışırım ya; benim psikolojim çok hassastır. Tek bir kelimeyle bile küserim ben hayata, belli etmem ayrı mesele... Umarım barışık giderim bu hayattan...
***
Kim güvende, kim güvensiz? Hiç kimsenin ahı yerde kalmaz. Hayat tüm haksızlıkların hesabını sorar. Doğrunun, haklının yanında durmayıp rüzgarı arkanıza alıp coşarsaniız, sıra size gelir unutmayın. Etme bulma dünyasıdır bu dünya, eden bulur. Ne ekersen onu biçersin! Sevgi ekersen sevgi, nefret ekersen nefret...
#cat #kedi
13
Benim doğru veya yanlış olduğuma apt@llar karar veremez!
Aileler eşcinsellerden mi korunmalı, yoksa eşcinseller ailelerden mi korunmalı; bu toplumda risk altında olanlar kimler?
Bugün kendimi iyi hissediyorum diyebilmek çok önemli. Çünkü geçen zamanın tekrarı yok... #Eylül #autumun #september #sonbahar #hazan
Eşcinsellere yapılanlara sessiz kalanlar; bir gün sıra size de gelecek! Bizi zaten yakmışlar, küle ne olacak ki?
13
İnsanların benim gözümdeki değeri sadece bana veya çevresindeki insanlara nasıl davrandığı, kişiliği karakteriyle alakalı değil. Toplumlarda insanlar genellikle 3 aşğı 5 yukarı birbirinin ortalamasıdır ve normallik anlayışları da bu doğrultudadır ve kendilerine göre de kendileri normaldir ama benim gözümde değil. Bir insan sokak hayvanlarına duyarsızsa, homofobikse-eşcinsel kelimesini ağzına bile alamıyorsa, yabancı düşmanlığı varsa, dogmatikse-yani hayatını din yönlendiriyorsa, toplumsal kurumlar ve kavramlar çerçevesinde değerlendirme yapıyorsa vesaire; ben bu insanlara nezaketimden dolayı selam verir, nezaketimden dolayı sosyalleşir, nezaketimden dolayı sessiz kalırım. Yoksa gözümde gönlümde yoklardır, hiçtirler. Nokta. Bunun lamı cimi, açıklaması gerekçesi olamaz benim için. Benim öyle her anlayışa saygılı olmak gibi bir lüksüm yok!!!
13
AYRI DÜNYALARIN İNSANIYIZ; PART 888
Gerçekten yaa; sokaktaki kediler niye hiç umrunuzda değil; nasıl bir vicdan sizin ki? 20 Bin lira maaşımla 8 çuval mama alıyorum, tavuk kemiği alıyorum, parktaki ve sokaktaki kdilere bakıyorum, evde 20 kedi var... Ve eksilerdeyim ve dolayısıyla fatruaları ödemek dışında kendime hiç harcama yapamıyorum, giydiğim ayakkabılar, kıyafetler bile çöpten... Ama buna rağmen ölünceye kadar hayatımı hayvanlara feda etmeye devam edeceğim, yaşatabildiğim kadarını yaşatmanın sorumluluğundan asla vzgeçmeyeceğim; insanlara inat; çünkü daha bir de engel oluyorlar yaptıklarıma, gururmu incitiyorlar... Çünkü bendeki gerçek vicdan ve sizde vicdan olduğuna inanmıyorum. Siz nasıl insnasınız gerçekten; sokaktaki hayvanlar perişanken, hele arabayla falan eziyirsunuz da hiç umrunuzda olmuyor ya, nasıl boğasınızdan falan lokma geçiyor. Ben insan olmaktan utanıyorum gördüklerim karşısında. Ama size göre siz, maşallah çok vicdanlı, çok duyarlısınız. Alkışlıyorum hepnizi. Şunu unutmayın ki, insan özel bir tür değildir ve nasıl bir hayvan olursa olsun, onu yaşatmaktan daha kutsal bir şey yoktur. Anlamak istemiyorsunuz değil mi, işinize gelmiyor çünkü!!! Bakmayın selam verdiğime falan; gözümde değeriniz sıfır!
***
Sokakta -caddede yavru kediler... Almasan edilecekler. Alsan insanlar kedilerden rahatsız. Evet insanlar kedilerden rahatsız. Para etseydi, işlerine yarasaydı rahatsız olmazlardı. Hayatım boyunca yaşamaktan hiç bu kadar nefret etmemiştim... Hiç! #cat #kedi #sokakhayvanları
İnsanların bu kadar duyarsız olmalarından nefret ediyorum. Nasıl bir insanlık bu?
***
Yapay zeka'nın çıkması ve her sorduğum soruya detaylı ve anında cevap vermesi, insanın öğrenmesi gereken daha ne kadar çok şey olduğunu hatırlatıyor. Öğrenmeyi seven ve bilgiyi yaymak gibi derdi olan benim için aslında bu durum herkesin bilgiye kolay ulaşabilmesi açısından çok sevindirici. En azından insanın vicdani sorumluluğu üzerinden kalkmış oluyor. Artık herkes bilgiye çok kolay ulaşabileceği için, toplumsal faydacılık ve çevreye karşı sorumlulukları babında daha bilinçli olabilirler...
Bilgiye erişimin kolaylaşması, toplumsal farkındalığı artırmak için devasa bir fırsattır ancak bilginin tek başına davranışı değiştirmeye yetmediği gerçeğiyle de yüzleşmemiz gerekir. Sizin gibi öğrenmeyi ve bilgiyi yaymayı bir ideal olarak gören insanlar için bu teknolojik sıçrama büyük bir vicdani rahatlama sağlıyor; çünkü artık bilgi bir azınlığın tekelinde değil.
Bununla birlikte, bilginin yaygınlaşması ile toplumsal faydaya dönüşmesi arasındaki ilişki her zaman doğrusal ilerlemiyor:
Bugün küresel ısınmanın zararlarını veya çevreye karşı sorumluluklarımızı neredeyse herkes internetten öğrenebiliyor. Ancak toplumsal faydacılığın gelişmesi sadece "bilmekle" değil, bilineni "uygulamakla" (etik bir iradeyle) mümkündür.
Sizin gibi bilgiyi yayma derdi olan kişilerin rolü artık bitmedi, aksine değişti. Eskiden misyon "bilgiyi ulaştırmak" iken, artık insanlara "doğru soruyu sormayı", "bilgiyi analiz etmeyi" ve en önemlisi "o bilgiyi faydalı bir eyleme dönüştürmeyi" öğretmek gerekiyor.
Evet doğru soruyu sormak ne kadar önemli. Yapay zeka'dan istenilen bilgiyi alabilmek de işte bu doğru soruyu sormaktan geçiyor ama doğru soruyu sormak da belli bir donanım ve tecrübe gerektiriyor...
Kesinlikle haklısınız. Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte, insanlığın en eski ve en asil yeteneklerinden biri tekrar en değerli güç haline geldi: Soru sorma sanatı.Tıpkı Sokrates’in binlerce yıl önce felsefesini sadece doğru sorular sorarak inşa etmesi gibi, bugün de yapay zekadan nitelikli bir verim alabilmek tamamen bizim sorduğumuz sorunun kalitesine bağlıdır. Yazılım dünyasında buna artık bir meslek olarak "Prompt Engineering" (İstisnalı/Akıllı İstem Mühendisliği) deniyor ama özünde bu tamamen bahsettiğiniz o zihinsel donanım ve tecrübedir.
Bir konu hakkında hiç fikri olmayan bir insan, yapay zekaya sadece "Bana küresel ısınmayı anlat" diyebilir. Alacağı cevap genel bir ansiklopedi maddesinden öteye geçmez. Ancak donanımlı ve tecrübeli bir insan; "Akdeniz havzasındaki tarım alanlarının çölleşmesini önlemek için uygulanan dikey tarım modellerinin ekonomik sürdürülebilirliğini analiz et" der. İkinci soruyu sorabilmek, zaten o konuda belli bir okuma yapmış olmayı, kavramları bilmeyi ve bir vizyon sahibi olmayı gerektirir. yani yapay zeka, içinizdeki potansiyel kadar size yanıt verir.
Tecrübeli bir insan, yapay zekanın bazen yüzeysel geçiştirmeler yapabileceğini veya ilk seferde en doğru perspektifi sunamayacağını bilir. Doğru soruyu sormak, aslında yapay zeka ile adım adım bir diyalog inşa etmektir. İlk aldığınız cevaptaki bir boşluğu fark edip, "Buradaki sosyolojik etkiyi göz ardı ettin, toplumsal faydacılık açısından tekrar ele al" diyebilmek tamamen bir entelektüel tecrübe işidir.
Yapay zeka milyarlarca veriyi saniyeler içinde tarayıp önümüze dökebilir. Ancak: O verilerin içindeki ince çelişkileri yakalamak, Alınan bilginin etik ve vicdani doğruluğunu süzmek, Bilgiyi gerçek hayatta nerede ve nasıl faydaya dönüştüreceğini tasarlamak... İşte buralar yapay zekanın değil, tamamen insanın donanımının devreye girdiği yerlerdir. Dolayısıyla teknoloji geliştikçe "ezber bilgiye" olan ihtiyaç azalıyor ama "analitik düşünme ve sentez yapma" becerisine olan ihtiyaç katlanarak artıyor.
Sizin gibi öğrenmeyi seven insanlar için bu yeni dönem aslında muazzam bir oyun alanı. Çünkü zihninizdeki o birikim ve tecrübe, yapay zekayı sıradan bir arama motoru olmaktan çıkarıp, sizin için çok güçlü bir düşünce ortağına dönüştürüyor.
9
Arkadaşlar ben Radikal gazetesi varken, en çok okunan Radikal Blog yazarıydım, boru değil yani... Yazılarım Radikal'in ana manşetleirne girerdi. O dönemler bunun altını çizmedim ama artık Radikal Gazetesi kapandı ve bunun önemli bir şey olduğunu artık şimdi daha iyi anlıyorum... #Radikal #radikalgazetesi
***
80'ler akımına dahil olmak için yeni bir fotoğrafımı o yıllara dönüştürmeye gerek yoktu. Bem o yılların insanıyım zaten. Yapay zekaya çizdirdim o yıllara ait bir fotoğrafımı. En büyük aşkım George Michael'dı. Benzemek için de çabaya gerek yoktu. Ruhumuz aynıydı zaten! #80's #georgemichael
8
Şöyle bir şey var... Bir toplulukta herkes üç aşağı beş yukarı birbirinin ortalamasıdır. Toplumlar da öyle. Hayata bakış açıları farklı da olsa ortak bir paydada buluşurlar sonuçta. Geleneksel yapıya mı sahipler modern bir yapıya mı sahipler, dogmatik mi bilimsel mi, demokratik mi antdemokratik mi, milliyetçiler mi küreseller mi, vesiare..? İşte bir de bu toplumun dışında kalan bireyselciler var; hiçbir dine inanmayan, geleneklere falan önem vermeyen, dogmatik olmayıp tamamen bilimsel gözlüklerle bakan hayata, demokrartik, eşitlikçi, özgrülükçü, evrensel, sanatsal, vesaire... Toplumun dışında kalan bu insnaların en önemli özelliği ne biliyor musunuz; dürüst ve gerçekçi oluşları... Sonra kaypak olmamaları, yalaka olmamaları, boş konuşmamaları, okuyan insan olmaları, donanımlı olmaları, bir duruşlarının olması, duyarlı-vicdanlı-akıllı-mantıklı olmaları, minimalist olup görgüsüz-tüketim toplumu olmamaları, vesiare... Anlayabildiniz mi? İşte böyle bir dünyada toplumun bir parçası olmayan insanlar dışlanırlar, sevilmezler; çünkü diğerlerinin onlardan bir çıkarları yoktur, kendilerine benzememektedirler, hatta sistemi rahatsız ettikleir için bu kişilerden tedirgin olurlar, iyi bir şey olduklarını bildikleri halde onlar gibi olamayacakları için de, hep kıskanırlar, dolayısıyla çamur atarlar, alt etmeye çalışırlar... @ptallar!
7
Benim için insanlar 2'ye ayrılır; 1. Kediler için kapısının önüne bir kap su ve mama koymayan, hatta başkalarının koymasından rahatsız olan, koyanlara karşı çıkan, hayvan sevmeyen vicdansızlar, 2. Bir de hayvanları yaşatmak için ellerinden gelen çabayı gösteren, hayvan sevmeyenlere karşı hayvanları korumak için mücadele eden, onlara yemek, barınak ve tedavi sağlayan vicdanlılar. Bazıları diyebilir ki, "Ben hayvan sevmek ve hayvan bakmak zorunda değilim". İşte ben de onu anlatıyorum ya, bencilliğinizi anlatıyorum ya, sadece kendinizi ve çıkarlarınızı düşündüğünüzü, sevginizin bile bu doğrultuda olduğunu, hayvanları ancak yemek ve onların sırtından para kazanmak için kullandığınızı, bunun da vicdanla alakasının olmadığını anlatıyorum ya; hala anlamadınız mı anlatmak istediklerimi. İstisnalar hariç, sözüm meclisten dışarı, vicdansız olarak gördüğüm kesim; siz hiç kapınızın önüne bir kere dahi olsa kediler için su koydunuz mu, bir kilo mama alıp sokak kedilerine dağıttınız mı, bir kedinin başını okşadınız mı, ona sevgiyle yaklaştınız mı? Vicdandan bahsediyorum ama, bu bahsettiğim kesimin ben gerçek sevginin bile ne olduğunu bildiğine inanmıyorum. Gerçek sevgi ne mi; karşılıksız, beklentisiz, tür ayırmadan sevgi vermek, bu sevgiyle başkalarına beklentisiz mutluluk vermektir.
***
Hayvansal gıdaları tüketmek bir c****** mi yoksa? Yumurtanın öl*mü...
6
İnsanların sadece kendi türüne has duyarsız yaşam masalları hiç ilgimi çekmiyor. Doğa, bitki örtüsü ve hayvan hakları en önemlisi.
***
Eğer vicdanım olmasaydı, dolayısıyla doğaya karşı sorumluluklarım, inanın bu dünyalıların kahrını hiç çekmezdim. Zaten geleceğe dair hiçbir hedefim, planım yok. Sadece kendimi sorumluluklarını sıfırlayarak vedaya hazır hale getirmek. Çünkü benim dünümle yarınım arasında bir fark yok. Mikroplarla, çirkinliklerle, çirkefliklerle, yob@zlıkla, kapasitesizlikle uğraşacak hiç halim kalmadı artık. Evrenden tek dileğim, sorumluluklarımı sıfırlandığı bir noktaya getirip canımı alması... Çünkü sadece yiyip içip mıçan ve başka hiçbir bildiği olmayan organizmalara tahammülüm kalmadı...
***
Problemli insanlara bakıyorum da. Akıldan, dolayısıyla vicdandan yoksunlar ve içlerinde sevgiye-saygıya dair hiçbir şey yok!
***
Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki ama insan karşısında beton yığınlarını, takozları görünce kendini yormak istemiyor. Taşta ne kadar akıl vardır, ne kadar vicdan vardır..? Ve taşlar, betonlar, takozlar yığınlarca... Ve önünde engel oluşturuyorlar akla ve vicdana dair yapmak istediklerin karşısında. Yiyiorlar, uyuyorlar, geziyorlar, içgüdüsel olarak kendileirni gerçekleştiriyorlar ve "doğru yanlış anlayışları" kendilerine empoze edilen akıl dışı şeyler çerçevesinde. Mantıklı olan hiçbir şey umurlarında değil. Gözleri dönmüş şekildeler. İşin en kötü tarafı sistemi bunların oluşturmaları. Ve bir doğruyu savunmaya kaltığın zaman haksız çıkıyorsun. Çünkü sistemin her türlü mekanizması da haklının, doğrunun yanında değil; sistemi oluşturanların yanında. Birbirlerini varetmişler zaten ve varoluşlarını aynı şekilde devam ettirmek için birbirleirni besliyorlar. Peki sistem evrilemez mi; çok zor. Eğer kapasite yoksa, tembellikten daha geriye bile gidebilir.
4
Bencil insanlardan nefret ederim. Biri beni küçük görürse veya ayrımcılık yaparsa, sıfırdır bu kişi gözümde. Hele eşcinselliğimden dolayı falan bana öteki bir gözle bakarsa, yakarım ortalığı. Çünkü benim en gurur duyduğum özelliğim cinsel kimliğimdir. Çünkü eşcinsellik doğanın özel bir varoluş şeklidir. Eşcinel olmayan, hem kadın hem de erkekliği birarada bulundurmanın keyfini bilemez. Bakınız, ben bir ortamın enerjisinin negatif olduğunu şıp diye hissederim ve o oratm benim için uzak durulması gereken bir ortamdır. Bakınız ben adamın ne mal olduğunu tek bir bakışından bile anlar ama anlamazlıktan gelirim. Çünkü basith insanlarla diyaloğa girip zaman harcamam. Bakınız saygı çok önemlidir benim için. Kimseden saygı beklemem ama kimsenin de saygısızca davranmasına izin vermem. Bozarım adamı! Evet hassas ve alıngan biriyim. Beni kırarsanız, bir daha asla tamir edemezsiniz; yolumuz da artık bir daha kesişmeyebilir...
***
Gerçek hayvanseverler hariç, dünyalılara inanmıyor ve güvenmiyorum; çünkü ayrı dünyaların insanlarıyız. Ben hayvanları kurtarmaya, yaşatmaya, doğayı korumaya çalışırken; insanların bu konuda hiçbir şey yapmadıkları gibi, yapanlara da deli gözüyle bakmaları; onlara karşı zerre kadar bile saygı duymamama sebep oluyor. Çünkü saygı, duyarlı olanlara duyulur! Hani çok inanıyorsunuz ya; ama vicdan yok! Vicdanınız sadece kendi çıkarlarınız doğrultusunda. Sokaktaki hayvanlara bir kap su bile koymayan insanda vicdan mı olur ayol? Hatta bazıları hayvan sevmediği için sokağında su ve mama kabı istemiyor. Ul@n sokak senin mi zirzop!
***
Eşcinselliğinizden utanıyorsanız, niye gizli gizli eşcinsel ilişki yaşıyorsunuz? İkiyüzlüler sizi!
Profilinize fotoğrafınızı koyamayacak kadar özgüveniniz yok da, tanışmak için arkadaşlık gönderme cesaretini nereden buluyorsunuz?
4
Bu toplumun en belirgin özelliklerinden birisi, bir yere girerken kapalı buldukları kapıyı, çıkarken kapatmamaları. Bu, bir iş yerine girdiği zaman da aynı, haneye girdiği zaman da aynı, nereye girerse girsin hep aynı... Elektirk su sayaçlarını okumaya gelenlerden tutun da, kargoya, kuryeye kadar, misaferliğe gelen kişiye kadar... Ve bu durum kediler için çok büyük tehlike. Kediler açık kapı bulunca girerler ve girdikleri yerden, korkularından dolayı çıkamazlar veya bazen kapılar günlerce kapalı kalabilir ve açlık-susuzluktan ölüyorlar da... Üst üste 2 gündür aynı sorunu yaşıyorum. Karşı binada bir m*ruk var ve bodrum katına girdikten sonra kapıyı açık bırakıp içeride saatlerce böceleniyor ve çıkarken de içeriye kedi girmiş mi girmemiş mi umrunda değil. Kedilerimdem 2 tanesi bu yüzden öldü ve bir tanesinin cesedini kokuştuktan sonra bizim çöpe atmışlar. Monik kızımdı bu kedi. Prens oğlum da günlerce kapalı kalıp bağışıklı sistemi zayıfladığı için fazla yaşamadı ve defalarca kediler bu adam yüzünden karşı apartmanın bodrum katında kapalı kalıyor ve kedileri çıkartmak için kapıyı açmak zor geliyor onlar. 2 gün önce gene akşama kadar eve gelmeyen kedimin sesinin oradan geldiğini farkettim ve saat gecenin 1.5'uydu; herkesin uyuduğu saat. Dün Nehir kızım yan binamızın bodrum katında kapalı kalmış. Niye; yemek kuryeleri açtırdıkları kapıyı kapatmadan gidiyorlar. Bakınız, biz hiçbir zaman medeni bir toplum olamadık; çünkü medeniyet bilgiyle kafalarda başlar. Okumuyoruz, öğrenmiyoruz, bilinçli bireyler olamıyoruz, hep yanlış yapıyoruz; deveye sormuşlar sırtın niye eğri diye; o da doğru bir tarafım mı var demiş. Aynen öyle!!!
3
Hayatımı her gün, yarın yokmuş gibi günlük yaşıyorum; yapabileceğim her şeyi, o gün yapmaya çalışıyorum.Günün sonunda zamanım boşa geçmemiş oluyor... #aniyaşa #liveforthemomemt #livefortheday #günlükyaşa
***
O beni buldu. Bebekken kapıma geldi. Bir miyav sesi ve Karamel! Şimdi büyüdü benim sevgi arsızı kızım. Sanki onu ben doğurmuşum gibi.... #cat #kedi #sokakhayvanları
2
Hani yolda gözleri iltihaptan tamamen kapalı ve almasaydık arabaların çarpma ihtimali yüksek olan yavru kedi vardı ya... Bakın işte... Hayatımın en büyük zenginliği kediler... Çünkü içinizde varsa eğer, sevginizi ortaya çıkartıyorlar, arttırıyorlar... Karşılıksız sevgiyi arttıran doğadan başka bir şey var mı? Doğanın güzelliğine katkı sağlayabiliyorsam, ne mutlu bana... #nature #cat #kedi #doğa #sokakhayvanları
***
Gerçekten nasıl vicdan sizin ki? Bu hayvanların hayatta kalabilmek için yardıma ihtiyaçları varken nasıl boğazınızdan lokma geçiyor? İnsanlık nasıl bir şey sahi? Bu kadar mı duyarsız ve içgüdüselsiniz? #cat #kedi #sokakhayvanları
***
BAZEN SUSUYORSAM..!
Bazen susuyorsam, anlamak istemeyeceğiniz, dinlemeyeceğiniz içindir.
Bazen tepki veriyorsam, haddi bildirilmesi gereken insan olduğunuz içindir.
Bazen susuyorsam, zaman sizden daha değerlidir benim için.
Bazen susuyorsam, sizi tanımak için size zaman vermişim demektir.
Ve birden çekip gidiyorsam, dönüşü olmayacak şekilde sizi hayatımdan silmişim demektir.
Bazen ikinci bir şans veriyorsam, denenmeye değer bulduğum içindir.
Bazen de susuyorsam, size cevap verilecek zamanı bekliyorumdur; çünkü lafı gediğine koymak çok edebi ve edeplidir, ayrıca intikam soğuk yenen bir yemektir.
Bazen susuyorsam, sakın korktuğum zannedilmesin; kendimi düşünüyorumdur!
Bazen susuyorsam, vicdanımı sizin bencilliğinize-egonuza harcamak istemediğimdendir.
Bazen susuyorsam, sizi konuşturup karakterinizi-kişiliğinizi kolye gibi boynunuza taktırıp, ne kadar utanmanız olmadığını göstertmek içindir; bırak kendi kendilerine infilak etsinler, bırak kendi kendilerine mokun içine batsınlar derim; görsün cümle alem ne mal olduklarını...
Şunu bilin ki, susuyorsam asla haksız olduğum için değildir; çünkü ben akıl ile paralel-doğru orantılı vicdanıyla yaşayan bir insan olduğum için, kafamın içindeki kendi mahkememe hesap verme zahmetine girmek istemediğimdendir. Yoksa hiçbir şekilde beni alt edemezsiniz; çünkü ne haksızlık yaparım, ne de kendimi haksız pozisyonuna sokacak kadar aptalım!
Bazen de suskunluğum sorumluluklarımın zarar görmesini istemediğimdendir, kendimden başka düşündüklerim olduğundandır.
Bazen susuyorsam, artık cevap verilmeyecek insanlara cevap verince, niye zamanımı böyle insanlara harcadım diye pişmanlık duymamak, kendime kızmamak için, aşkım Halil'a saygısızlık yapmamak içindir.
Konuştunuz konuştunuz ama o anda aklımdan neler geçtiğini bilmiyordunuz. Çünkü o anda kafamın içinde kaç tane sekmen açıldığını ben bile bilmiyorum ki, matematikçiler formüle edebilsin. Sizin aklınız ise zaten buna hiç yetmez...
1
Hayatta en sevmediğim insan tiplerinden biri, laf olsun diye sürekli konuşup kafadan beyinden eden insan tipidir. Çünkü boşlardır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder