3 Temmuz 2026 Cuma

Eylül 2025 facebook - İnstagram notlarım

 28 Eylül

Yörük Şenliği

Dünyanın en lezzetli patatesini yaptım...

23

Kutunun içine koyup parka bırakmışlar... Eve getirdim...Vicdanımın olmasından ve de doğanın bana böyle bir sorumluluk duygusu vermesinden dolayı kendimi şanslı hissediyorum...

22

Müzik adına kara bir gün. Dünyanın hiçbir yerinde müstehcen ve toplumun genel sağlığını bozacak diye edebi değeri olan birşarkı yüzünden  bir sanatçı yargılanamaz. En azından demokrasilerde... Tarih bu vicdansızlığı asla unutmayacak... Sen büyük sanatcısın Mabel. Seni üzenler de üzülür umarım. Sonsuz seviliyorsun. Sana bu yaşatılanlar herkes de biliyor ki, seni daha da büyütecek... 

Taze fasülye Halil'den sorulur... Yeğenimin bahçesinden gelen fasulyenin kalan kısmını da pisirdim...

Hiç yara almadan, hiç engele takılmadan, hiç düşmeden yürümek, yaşamak diye bir şey yok. Her gün bir pürüz çıkacak hayatımızda. Bir yaramız iyileşmeden, bir yara daha oluşacaktır. Alışmalıyız buna. Önemli olan, olumsuzlukların derecesinin hayatımızı sürdürüp sürdürmeyeceğimize etkisidir. Bir gün kazanacağız, bir gün kaybedeceğiz. Bir gün çoğalacağız, bir gün azalacağız. Bir gün dibe vuracağız, ertesi gün hayatımıza baharı getirmek zorundayız yaşamak istiyorsak. Her karşılaştığımız olumsuz durum bir tecrübe direncimizi arttıran; eğer ders çıkartabilirsek veya yaşadığımız olumsuzluklardan dolayı küsmeyip umudumuzu yitirmezsek... Yaşamak böyle bir şey işte. 

21

Bugünkü öğle menümüzde patlıcan var...

Dün akşam bizde melemen vardı. Soğnlı mı olur soğansız mı olur tartışması soğan sevmeyenlerin algı operasyonu. Soğansız yemek olmaz, soğan sevmeyenler koymasın!


19

Taze fasülyenin mutfaktaki estetik yolculuğu...

Bilgiye önem verilmeyen toplumlarda ötekileştirilenlerin kendilerini ezdirmememeleri adına en büyük silahları, çok okuyarak kendilerini donanımlamaları ve her şeyi (yapa)BİLMELERİ gerekliliğidir... 

18

Süt, peynir, ekmek ve Heidi çizgi filmi 70'lerde X Kuşağı için çok büyük lükstü. Alışkanlıklarımızdan bir türlü vazgeçemedik, çünkü vazgeçmek istemedik. Böylesi çok güzeldi...

Hayat yolculuğunuzda hırslarınızdan sıyrılıp, durup bir doğaya bakın. Çok şey göreceksiniz! Tabi görmek isterseniz, öyle görebilirsiniz!

16

Heteroseksüellerin eşcinselleri cinsel yönelimlerinden dolayı aşağılamaları kuş beyinlilikten başka bir şey değildir. Eşcinsellere göre onlar da birer heteroseksüel sadece. Heteroseksüelliği eşcinsellikten üstün görmek de bir kuş beyinliliktir. Heteroseksüelliğin eşcinsellikten fazla bir artısı yok ki... Daha mı fazla zevk alıyorlar, daha mı akıllılar. Eşcinseller de heteroseksüellerle aynı biyolojiye sahipler, hatta IQ'larının daha yüksel olduğu bir gerçeği söz konusu... Bir insan bir insanı doğal yapısından dolayı aşağılıyorsa, zaten kendini eksik gördüğündendir.

Gittiği günden beri hiç arkasından bir şey söylemedim. Çünkü bunun ona bir faydası olmayacaktı... Ama insan içinde tuta tuta, yani ondan hiç bahsetmeyince zaman zaman da olsa onu düşünüyor. Aklımdan çıkmama sebebi sadece ondan bahsetmeyip içimde bir şeylerin birikmesinden çok, sanırım beklenmedik ani gidişiydi. 17 Ekim'de 1 yıl olacak. Giderken tek sözü, "Halil üstümü ört, üşüyorum" olmuştu ve gözlerini kapatıp sonsuz bir uykuya dalmıştı. O anda onun yanında tek benim olmam, bana bir mükafat mıydı, bir ceza mıydı bilmiyorum. Yalnızlığı hiç sevmezdi. Hep yanında birilerinin olmasını isterdi. İstediği zaman yanında olamamanın üzüntüsü var elbette. Neden bugün ondan bahsetme ihtiyacına gelirsek... Bugün uyudum uyandım, sürekli rüyamda onu gördüm. Gene son anıydı. Ölüm anında bile bir Venüs edasındaydı... 

15

Evdeki sebzeleri değerlendirme adına türlü yaptım, adına da bir türkü yaktım... 

Patlıcanım eflatun beyaz, insanlar olmuş birer kaz Kabağım yus yuvarlak, maaşlar olmuş tepe taklak Patatesin sarısına, her şey endexlenmiş YuEsEy dolarına 

Bibersiz, domatsız, soğansız türlü olmaz, 

Laiklik, demokrasi bizi yarı yolda koymaz! 

Bir selfie yapayım dedim. Eve geldim, çektiklerime bakarken arka fonda bizim Kemal ile karısının olduğunu farkettim. Nasıl bur tesadüfse...

14

Ben sporda yakın teması sevmediğim için, futbol basketbol gibi branşları değil de, Voleybol, Badminton, Tenis gibi branşları seviyorum. Bir de kararlar hakemlerin insiyatifine kalmamalı. Şahin gözü, video challenge gibi görüntülerin yavaşlatılmış haliyle hakemlerin yanlış kararlarına itiraz hakkı olmalı. Bu teknikle zaten hakemler karar vermiyor; görüntüler önlerine düşüyor, onlar sadece onaylıyor... O yüzden futbol veya basketboldaki başarı veya başarısızlıklar beni enterese etmiyor... 

Ben hayvan sevmeyen ve onların sorumluluğunu almayan insanları sevmiyorum. Onlar da beni sevmesin. Hayvan sevmeyenin sevgisi olmaz ki zaten.

Yaşam biçimimi ben seçtim. Minimum yaşamak, az ile yetinmek yapıma çok uygundu. Çünkü doğa-llığı seviyordum, şekilciliğe ve görgüsüzlüğe karşıydım. Doğasını yitirmişlere göre ben sefildim. Ama hiç de öyle değildi. Zenginlik ruhtadır, beyindedir. Benim zenginliğim sanat ve hayvanlar oldu; aklım, vicdanım, insanlığım, duyarlılığım vesaire gereği. Kendimi çok ama çok sevdim, yaşam biçimimi de, bazılarının önyargılı bakış ve tanımına göre yoksulluğu bile. Acılarımı bile, yaşam yolunda başıma gelenleri bile, acısıyla tatlısıyla bana tecrübe olan her şeyi-mi sevdim... Tek bir şeyi sevemedim; insanları. Tabiki de istisnalar hariç. Bilime, sanata, faydacılığa hizmet edenleri niye sevmeyeyim. Onlar zaten o dediğim insanlardan değiller ki... İşte insanların geneli tüketmekten, yok etmekten, zarar vermekten başka hiçbir işe yaramıyorlar... Hani biraraya gelince falan bir güzellik yaratmıyorlar, bir şeyi kurtarmıyorlar. "Hep ben, hep ben..." derdindeler... Hep ego, hep tatmin... İnsanların devinimleri bana sinek vıızltısı gibi geliyor biliyor musunuz? Ne yemişler, ne giymişler, ne gezmişler, ne almışlar vesaire hep onun havasındalar. Yaşamak mı bu? İnsanca yaşamaktan bahsediyorum... 

9

Bugünler de kendime hep Halil'im diyorum. Sanırım anamın bana Halil'im demelerini özledim...

Hani derler ya, çocukları anneleri için hiç büyümezmiş; aslında çocuklar da hep annelerinin küçük çocuğu olarak kalıyor...

56 yaşında şunu anladım; ayrı dünyaların insanı bile olsanız, insanı gene en iyi anası anlıyormuş! O sizi en azından dinler...

Bir yaz daha biterken... Bugün hesaplı alışverişler yaptım. Bisiklet malzemeleri-iç ve dış lastik, artı levye aldım. Kendime hediye olarak da vır kitap...

8

Marco Lucas Amadeus Politti

Bazen insanlara selam vermek bile gelmiyor içimden, bazen vermiyorum da zaten. Bu kibir falan değil; ben kendimi hayvanlar veya bitkilerle bile eşit gören bir insanım. İnsanların; bencilliklerini, yağcılıklarını, egolarını, çıkarcılıklarını, iyiniyeti suistimalkarlıklarını, duyarsızlıklarını, anlayışsızlıklarını, kabalıklarını, kültürsüzlüklerini, cahilliklerini, vicdanszılıklarını, adaletsizliklerini, yobazlıklarını, ayrımcılıklarını, eşitsizliklerini, argo oluşlarını, iletişimsizliklerini, vesairelerini sevmiyorum...

Ne kadar tatlı değil.mi? Nazar değmesin... Parkta mama verdiğim yavrular büyüdü, palazlandılar artık... Bazıları kayboldu, kalanlar ise dünya güzeli...

6

Ben hayvanlar aleminin bir parçasıyım.

Ben çok mutlu bir insanım. Ben mutluluğu yoktan bile varederim. Ama insanların doğaya(hayvanalar-ormanlara) yaptığı katliam beni kahrediyor. 2.5'ta yattım, 6.5'ta kalktım ama doğaya değil, taş binalara uyandım..! 


O an görüntü başka olabilir, duygular ve gerçekler, bakış açıları farklı olabilir... İnsanlar başka dünyaların insanları olabilir, vicdansız olabilir, duygusuz olabilir, hatta simülasyon, robot olabilir... Teknoloji gelişmişlik midir, medeniyete karşı-bilgiye karşı bir savaş mıdır tartışılır. Bir katil olduğu gerçek yalnız; kütüphanelerden, kitaplıklardan, kitaplardan daha değerli hale geldiyse eger-hatta bir canlının yaşama hakkından... El Fatiha! 

1

Bugün de bir önceki kabak yemeklerine benzemeyen spontane bir yumurtalı kabak yemeği...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder