25 Haziran 2026 Perşembe

Aralık 2023 facebook İnstagram notlarım

30 Aralık 2023

İnsanlar kötü gidişatın sebebinin kendileri olduğunu bilmedikleri gibi, bir de her şeyin iyi gittiğine ve dünyanın bizi kıskandığına inanmıyorlar mı, kafayı yiyeceğim!

İnsanlar artık Yılbaşı kutlamasına günah gözüyle bakıyor ama inadına içeceğim, inadına kutlayacağım!

NE 2024'TEN NE DE 2224'TEN BİR BEKLENTİM VAR!

2024'ten değil, 200 yıl sonra bile bu coğrafyadan bir şey beklemiyorum. Çünkü insanlar dijital çağda bile % 90'ın üzerinde dogmatikse-din odaklı yaşıyorsa, eğitime verilen önem her geçen gün azalırken, gerçek-evrensel demokrasiden uzaklaşılırken, insan hakları-hayvan hakları hiç kimsenin umrunda değilken, herkes eğitim-bilim-sanat vesaire yerine sadece paraya önem verirken, vatandaşın vergileri eğitime değil de cemaatler gibi lüzumsuz yerlere aktarılırken vesaire ne beklenebilir ki? Cemaatler, tarikatlar diyip geçmeyin; ülkeyi onlar yönetiyor; çünkü sisteme çok büyük baskıları var. Kızıl Goncalar dizisine RTÜK'ün yaptığı engellemelerden haberiniz vardır sanırım. Keşke aptal olsaydım da her yeni yıla umutla girebilseydim. Ben bir emekli olarak 7500 lira maaşla sokaktan bayat ekmek toplayıp hayatı idare etmeye-açlık sınırının altında yaşamaya çalışırken ve en üst mevkiinin maaşı şimdiden belirlenip benimkinin 25 katı oluyorken, vatandaşın hiç ama hiç düşünülmediği bu kadar ortadayken ben nasıl umutlanabilirim? 2024 yılında insanların hayata bakış açıları değişmeyecekken, ne değişebilir ki? İnsanlar açlıktan geberiyor, hala kral çıplak diyemiyor! İnanıyorum ki bu sistem, bu coğrafyada Yüz yıllar boyunca devam edecek; Çünkü çoğunluk memnun! 2024'ten tek isteğim; lütfen dogmatik insanlar kapımı çalmayın, beni aramayın, beni huzursuz etmeyin. Çünkü sizlere tahammül edemiyorum artık! 10 yıl mı yaşarım bundan sonra, 20 yıl mı bilmiyorum ama bu anlattığım insanlardan soyut yaşayacağım. Çünkü doğanın bana verdiği hayatı yaşatmadılar, hatta hayatımı mahvettiler. Çünkü ben onların yaşadığı gibi yaşayamam; Ben bencilce, adaletsizce, duyarsızca, eşit olmadan, özgür olmadan antidemokratik bir şekilde ve üstelik psikolojik ve fiziksel şiddetin altında sağlıklı ve huzurlu bir şekilde yaşayamam. 

EN TEHLİKESİZ BURÇ İKİZLER

İkizler burcu istatistiklere göre en zararsız burç olarak kayıtlara geçmiş durumda... Değişken tavırlarından dolayı listede kendine daha üstlerde yer bulması beklenirken en az zararlı burç olarak kayıtlara geçmesi, inişli çıkışlı ruh halleri ile nam salmış bu burcun aslında kendinden başka kimseyi incitemediğini ortaya koyuyor gibi.

FB - GS maçının oynanmama sebebi Atatürk düşmanlığıyken, Futbol Federasyonu'nun "Bazı aksaklıklar sebebiyle" demesi ne kadar komik; Batı'ya çekilen restler Araplara niye çekilemiyor?

Atatürk'ün birleştirici gücüyle yarın sabah eşitlik, özgürlük ve demokrasiyle uyansak!

Bizim Atatürk sevdamız her şeyin üstünde, her şeyden kutsaldır. Kimsenin ona saygısızlık etmesine izin vermeyiz!

29

Ben Filistin veya Arapları sevmek, onları sevenlerin de yanında durmak zorunda değilim; bu vicdansızlık değil, Arapçılara karşı bir duruştur. Ben yüreğimi ve vicdanımı çok iyi biliyorum; bunun ölçütü Arapçılar olamaz. 

28

Ben fazla sulu #patates sevmem diyenlere, az sulu patates yemeği. Yanında turp, salatalık turşusu veya közlenmiş ince acı biber, artı #yogurt

Güzel yemek yapmak bir ruh meselesidir. Eğer ruhunuz güzelse, gerisi teferruat!

Cooking well is a master of the soul; If your soul is beautiful, the rest is just details. 

27

ÖMRÜ EN ÇOK UZATAN FAKTÖRÜN NEZAKET OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Benim radyo sürekli çalar. Geceleri ara ara uyandığımda kulağıma gelen müzik sesleri besler uykumu. Sabah 7'den itibaren de yandaş olmayan evrensel ve bilimsel gelişmelere dair haberler dünyadan haberdar olmamı sağlar. Bu sabah yapılan bir araştırmaya dair haber, benim yaşam felsefemle birebir örtüşünce kendimi iyi hissettim. Başkalarını rahatsız etmemek adına nezaketli olan kişiler uzun ömürlü oluyormuş. Çekingenlik dediğimiz şey belki de/aslında kişinin hamurunda olan duyarlılık, anlayış ve de başkalarını rahatsız etmemek adına bir nezakettir. Bu da insanın hassasiyetini, vicdanını devreye sokan bir şey. Ben mesela birini rahatsız ederim diye hep çekinirim. Rahatsız edersem çünkü vicdanım bana huzur vermez. Bu da dolayısıyla stres yapar. Stresten daha zararlı bir şey de var mıdır? Ama maşallah gördüm ve görüyorum ki, insanlar başkalarını rahatsız ve huzursuz etmekle besleniyor. Yani nezaket denilen şey duyarlılık değil de güç karşısında düğmelerini ilikleme, güce tapma gibi bir şey. Yani gerçek nezaket ile yal*k*l*k birbirine karıştırılıyor. Bugüne kadar ben ne kadar duyarlılık adına nezaketli davrandıysam, genelde de nezaketsizlikle karşılaştım. Tabi bir t*pun ne gücü olabilir değil mi? Tanrı anlayışında da yer yok!!! Eşcinselliğime karşı sözlü veya fiziksel saldırılarınızla ömrünüzü mü uzattığınızı zannediyorsunuz? Kimisi nezaket ve huzurla besleniyor, kimisi de nezaketsizlik ve nefretle. Çünkü kapasitesiz ve dolayısıyla kendilerini donanımlayamayan kişiler aşağılık komplekslerini ancak nefretle, saygısızlıkla tatmin ederler.

Engelli kızım Pırıl kapımın önüne geldiğinde 6-7 aylık falandı... Arka bacakları gücsüz. 3 defa evden kaçtı ve arka bacakları 2 kere, 1 kere de kuyruğu kopma noktasına gelmişti. Çünkü evden kaçınca araba kaportalarına saklanıyor veya bodrum katlarında buluyordum. 1 kere anne oldu. Kısırlaştırıldıktan sonra evden kaçmayı bıraktı. Hepsini atlattık... 5-6 yaşında falan vardır sanırım. Ömürlük kızım bemim...

26

Hastalıklardan, nezleden bir türlü kurtulamayan sarı kızım bugünlerde iyi... Geldiğinde 2 aylık ve hastaydı... Sevgi var ya, hayata döndürüyor. Sevmekten vazgeçmesiniz, her şeye hayat verebilirsiniz. Deneyin...

Ebruli bana geldiğinde 2-3 aylıktı. Bir gözü yumurta sarısı gibi kan çanağı şeklinde dışarıya pörtlemişti. Göz kayıptı ama iltihaplı yarayı kurulabilir miydik? Başardık… 

Yumoş 9 aylık oldu   

Maaşım 7500 lira, kredi kartı extrem 7700. Eksideyim ama zenginim. Çünkü derdim yok!

#hayatumutlabaşlar ama #rönasans ı yaşamamış karanlık toplumlarda umut olmaz!

25

54 yıllık hayatımda öğrendiğim en iyi şey; Eğer; 1. Dürüstseniz, 2. Açık, net ve olduğunuz gibi görünüyorsanız, 3. Hatta çok samimiyseniz, 4. Yağcılık yapmıyorsanız, 5. Abi falan demeyip insanlara saygı ve mesafe çerçevesinde davranıyorsanız, 6. Doğrucuysanız, 7. Hakkınızı savunuyorsanız, 8. Salak ve enayi değilseniz, 9. Donanımlıysanız, 10. Başarılıysanız, 11. Kimseye minnet etmiyor, boyun eğmiyorsanız, 12. Çoğunluğun bir parçası olmayıp bireyseniz... sevilmiyorsunuz!

24

HERKESİN EŞCİNSEL OLDUĞU BİR GELECEK DİLİYORUM!

Birazcık onuru olan bir insan, kendine yapılan kötülüğü unutmaz. Çünkü kötülük yapan kişi kötüdür ve onun yaptığı kötülüğü unutursanız, yaptığını iyi bir şey sanır ve sana olmasa bile başkasına yapmaya devam eder. Bilinçsizce-cahilce yapılan kötülük de kötülüktür ve doğrusunu bilmiyorlarsa, gitsinler öğrensinler.

Hayatım boyunca bir eşcinsel olarak homofobiye maruz kaldım. Homofobiyi bilmeyenlere; homofobi eşcinsel karşıtlığıdır; eşcinsellere karşı sırf hemcinsel yönelimlerinden dolayı fiziksel veya sözel ayrımcılık, aşağılama, dışlama, ötekileştirme, şiddet, cinayet gibi eylemleri içerir. Homofobinin küçüğü büyüğü, ciddisi espritüeli, bilinçlisi bilinçsizi olmaz; her türlü homofobi, homofobik bir dünyada eşcinselleri yaralar. Okulda, sokakta, askeriyede, karakolda, adliyede, hastanede, sosyalleştiğim her ortamda, kısaca bir insan olarak bulunduğum her toplumsal veya yakınsal ortamda homofobiyle karşılaştım. Bunların unutulduğunu mu sanıyorsunuz; Bütün kişiler beynimin homofobi bölümünde resimleriyle birlikte asılı şekilde duruyorlar. Hiçbirisi unutulmadı, unutulmayacak. Yaptığınız nefret sınıfına giren davranışlarınızı saygısızca amaaan diye geçiştirebilirsiniz; yaparsınız; birazcık vicdanınız, aklınız, vizyonunuz olsaydı; ne vakti zamanında homofobi yapardınız, ne de şimdi boşver diye geçiştirirdiniz. İçiniz rahatsa, bildiğiniz gibi devam edin; ben çekim yasasına inanırım; kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz; bir gün size öyle veya böyle, hatta en yakınınızla dönecektir homofobiniz. Gerçi siz o zaman da anlamazsınız bunu; gene bildiğinizi okumaya devam edersiniz. Umarım bir sabah uyandığınızda hepiniz eşcinsel olur, sinecek delik ararsınız! 

AYDINLIK BİR YIL DİLİYORUM!

Noel arifesindeyiz ve şimdiden herkese 2024'te barış, özgürlük, insan hakları(eşcinsel ve kadın hakları), hayvan haklarının olduğu ve de sosyo ekonomik olarak açlık sınırının üstüne çıkacağımız, müzik, sanat dolu, eğitime daha çok önem verildiği, herkesin en az bir yabancı dil bildiği, bir kitap okuduğu, bir enstrüman çaldığı, sporu da ihmal etmeyelim, bir yıl diliyorum...

Gençlik, sadece yüzde çizgilerin olmaması mı demektir ki, botoksla veya ameliyatla yüzler gerdirilmektedir? Yaşla birlikte sadece yüzün gerginliğinin gitmesi değil, sadece kafa bölgesinde bile her noktada değişim olmakta ve bu da gerdirilen yüzle çelişki yaratmakta ve tuhaf bir hal aldırmaktadır. Oysa şekilci bakılmasa, yüzdeki çizgilerle, ağaran veya dökülen saçlarla insan çok güzel yaşlanmaktadır. Çözüm gerdirmekte değil; hayatla, yaş kavramıyla, doğa ile barışabilmekte yatmaktadır. 

21

En büyük sorun, onların beni, belki benim onları sevdiğimden daha çok sevmesi. Bu da duyarlılık eşiğini yükseltiyor ve onların  beni paramparça etmelerine sebep oluyor...

20

Gece yarısı bulgurlu lahana sarması. Biz de biliriz bi' çay kaşığı malzeme ile kalem gibi sarmasını ama biz kepçe dolu malzemeyle kömbe gibi seviyoruz. Biz anamızdan böyle gördük çünkü! Biz yörüğüz, sosyete değil!

Biberli ve soğanlı #kurufasulye mizi bir de tabakta görelim mi? Yanında #turp

Kimisi deli diyor kimisi hayvansever ama vicdanları harekete geçiremiyoruz ne yazık ki...

Soba üstünde kömür ateşinde #kurufasulye taneleri pamuk gibi yumuşacık ortasından patlayıverdiler gari...

Son 2 haftada yaralanmalar, 3 veda, ve bazılarının devam eden rahatsızlıkları... Çok yıkıcı bir süreç oldu... Sizleri çok özleyeceğim Mary Jane, Aida ve Mavi... Yavrularım benim...

18

17

Ben neden varsıl olamadım? Kapasitem mi yoktu buna? Dürüstlük öldürür sözüne inanmazdım ama dürüstlük yaşarken öldürüp süründürüyor. Ben neden iş bulamıyor ve çalışamıyorum; ben beceriksiz miyim; başkalarının yaptığı işi daha iyi yapamaz mıyım? Hatta inanıyorum ki başkalarından bin kat daha iyi yaparım. Ama dediğim gibi bu dünyada dürüst ve yalaka olmayan insanı kimse istemez. Mesela ben bir yerdeki haksızlığa-yolsuzluğa sessiz ve tepkisiz kalamam. Bu anlamda bozarım yani düzeni... Eğer varsıllaşan insanlara bakarsanız, özelllikle geri kalmış eğitimsiz toplumlarda hakkıyla istisnalar dışında kimse bir yere gelemez. Gelenlerin ya bir yerden tanıdığı vardır, ya da yolunu bir şekilde bulmuş, birilerinin üstüne basmış, birilerinin hakkını yemiştir. Herkesin alın teriyle çalışıp, eşit bir yaşam standardına sahip olmamasının başka nasıl bir açıklaması olabilir? Bu dünya böyle diyorsanız, zaten sizinle işim olmaz. 

Bir sabah uyandığımızda yeni bir iktidar başta olsa ve herkesin mal varlığına el koyulmuş, sosyalist bir düzene geçilmiş ve herkes eşit yaşama imkanlarına sahip olsa... İşinize gelir mi bu?

Sokaktan bulduğum bayat ekmeği yumurtalı ekmek yaptım. Bugünkü ilk öğünüm. Bu ekmekte, anamın "Aç kalsan da kimseye minnet etme" ögüdüyle, onurum ve grurum saklı. Paylaşımlarımı ajite buluyorsunuz, takip etmeyebikirsiniz. Ben şeffaflığı ve hayatın gerçeklerini paylaşmayı seviyorum. 

Emekli maaşım 7500 lira. Aylık en az 2500 lira kedilere mama parası. Bu ay daha şimdilik 2500 lira sadece veterinerlere sağlık masrafı ki daha tedavileri devam eden kediler var ve yeni masraflar oluşacak, artı ilaçlar. 1250 lira faturalar. 600 lira tüp gaz. Etti mi size maaşım kadar gider. Daha kira vermiyorum. Sizce ben nasıl geçiniyorumdur? Başka hiç gelirim yok. Fahi*elik de yapmıyorum. Kimseden destek de almıyorum. Kimsenin kapısını da çalmıyorum yardım için. Bana kimse vicdandan ve insanlıktan  bahsetmesin. Türkiye dünyanın en gelişmiş ekonomisi ve bizi kıskanıyorlar değil mi? Hahahaha! Siz de 20 küsur senedir düzelmeyen ekonomi vaatlerine kanmaya devam edin, aptallığınıza doymayın emi. Herkesten, her şeyden nefret ediyorum. Bir kez daha lanet olsun! Bu bir kader değildir; eserinizle gurur duyun yandaşlar. 

Bilinçsiz insanların üzerinden iktidar olup ülkeyi bencilce kafasına göre yöneten iktidarlar ve çoğunluk çöplerden yiyecek toplarken müsrif yaşayan duyarsız yandaşların olduğu bir toplum geri kalmaya mahkumdur! Ben 7500 lira emekli maaşımı kedilerin mama ve sağlık masraflarına harcayıp sokaktan bayat ekmek toplayıp yiyiyorsam, aptallığımdan değil, vicdanımdan. Ama sizlerin ihtiyaç dışı müsriflikleri  ve iktidarların saraylarda yaşarken vatandaşı süründürmesi akıl dışılıktır. Alkışlayın bakalım sefahat döneminizi. Sizin de aç kaldığınız ve sürüneceğiniz günlerin olabileceğini aklınıza getirin. Bir uyanış ve doğuş olacaktır elbet. 

16

Lüxtür benim için salçalı somun ekmeği ve peynir. Ben köy çocuğuyum ne kadar "Amerikanca" yaşasam da. Çalışırken ucu ucuna yaşadım asgari ücretle, emekli olunca daha beter olduk. Hayallerimizin bile içine eden ve ettirenlere, bu sistemi destekleyen ve bu sisteme oy veren herkese lanet olsun! Siz de açlıktan geberirsiniz umarım!

Oğlum yanasın dediysem de dinletemedim. Yarım saat bekledi düdüklünün başında pişinceye kadar. Her istediklerine evet diyorum ama gene de onları mutlu edemediğime inanıyor ve çok özür diliyorum onlardan. Tanrı günahlarımı affetsin! Amen! 

Doğaya düşman olunmaz. Gökkuşağı ne kadar gerçekse, eşcinsellik de o kadar. Ben hemcinsimi seviyor muyum; nokta. Heteroseksist homofobik heteroseksüellere mok yemek düşer. Herkes kendi arkasını korusun. Benim bedenim, benim hayatım. Toprak dolacağını et dolsun! Heteroseksüel olmanın artısı ne ayrımcılık yapmak ve nefret etmek dışında? Oysa eşcinsellik sanat demektir. Kadınları bilemem ama yeryüzünde sanat icraat edip de eşcinsel olmayan yoktur. Dünyayı güzelleştiren eşcinsellerdir, kurtaracak olanlar da onlar. Kabul etmiyorsanız, o sizin düşünceniz. Eşcinsellik en kutsal varoluştur.

15

Mevsimler gelir, geçer

İnsanlar dünyayı parseller.

Bir kunduracı yıllar yıllar kundura diker; kendi kaderini kendi çizer.

Bir kadın geçer kaldırımda, kunduracının önünden rüzgarın hüznüyle...

Sonbahar'da pembe bir gül parkı süsler.

İnsanların alış veriş mekanları kedilerin umut kapısıdır.

İnsanlar durakta otobüs bekler, kediler sevgi bekler başlarını okşayarak bir el, tatlı bir dil...

Tatlı acıyı bastırır derler, söndürür mu yürek yangınını bu temenni..?

Ağaca asılmış bayat ekmekler sahiplerini bekler,

Bazılarının beklentisi kalmamıştır artık,

Giden gitmiş, dönmeyecektir çünkü...

Ama sorumluluklar var, yardıma ihtiyacı olanlar var, vicdan vardır...

Kaç kere dibe vurmuş, her seferinde çıkmışımdır elbet. Sorun bu değil. Sen bir şeyleri kurtarmaya çalışırken, insanlar bir uğultu şeklinde... İnsanların varoluş şekline anlam veremiyorum. Eğer bir yaraya merhem olamıyorsak, yaşamak mı bu? Fiskos masasına örtü örmek kadar basit midir hayat denilen şey? Konfor alanından çıkmamak, elini taşın altına koymamak... Sadece yemek, içmek, yatmak, vesaire midir hayat? Görgüsüzce yaşamak nasıl bir yaşamaktır? Bugün saatlerce bağıran yavru kedinin sesine kaç kişi kulak verdi? Hayvanlar sadece bir mal-eşya değil mi sizin için? Ayşegül, Ebru, Meral ve onlarca hayvan dostu olmasaydı, bu dünya ayakta kalır mıydı sanıyorsunuz? Sizin çıkarcı emelleriniz döndürmüyor bu dünyayı; aldıkları oksijenin devamlılığı için doğaya-hayvanlara ömürlerini harcayan insanlar döndürüyor. Çok teşekkür ediyorum onlara... Velhasıl kurtaramadım hayvanları, yetemedim, yetemiyorum... Hayvan haklarını, onları öldürmek olarak okuyanlara lanet olsun! 

14

Bugün veteriner soruyor 20-30 kedinin isimlerini hatırlayabiliyor musun, ilaç verirken karıştırmazsın değil mi diye. Ben onları ilmik ilmik sevgiyle nefes nefse, saniye saniye işliyorum yüreğime. Nasıl karıştırabilirim ki? Bugün zaman bir kez daha durdu ve nefessiz kaldım...

İSYAN ETTİM HAYATA, TAKVİMLEİRN YAPRAKLARINA!

Benim hayatım boyunca şehir dışına çıkmalarım 5'i geçmez. Çünkü buna ihtiyaç hissetmedim ve de sorumluluklarım vardı hayata karşı, doğaya karşı. Birkaç saatlik sosyalleşme dışında hep evdeyimdir pencere önünde; kediler gelince beklemesin diye. Kazasız belasız her döndüklerinde ben yeniden hayata gelirim adeta. Yatarken de diğer pencere önünde yatarım, soğukta üşümesinler veya içeriye girme konusunda ümitsizliğe kapılmasınlar diye. Bazen bazıları dışarıda kalır veya biraz gecikebilirler. Bazen bazıları kaybolur; bir hafta, 15 gün gelmeyebilirler veya hiç... Ben hep pencere önlerinde kabuslar görürüm ne zaman dönecekler diye. Eğer dönerlerse, acaba rüya mı diye inanamam. Ben böyle bir güzelliği hakettim mi diye şoka girerim adeta. Hep korkulu rüyamdır güzel günlerin bir gün biteceği. Öyle de olur. Kediler ölebilir. Kedilerin hayata veda etmesi başka, yaşayamadan ölmesi başka. Bugün Mary Jane öldü, Aida da. Tutamadım kendimi, bastıramadım hıçkırıklarımı, ağladım, çünkü canım çok yandı. Kınalı biblo kızlarım böyle bir sonu haketmiyorlardı. Tanrı'ya isyan etmiyorum, çünkü Tanrı'ya inanmıyorum bile ama doğaya isyan ediyorum. Çünkü emek verilen bir sevgi insanın elinden alınmaz. Tamam ben sevgisiz kalayım ama Mary Jane ve Aida'yı sevgisiz bırakmaya doğanın bile hakkı yoktu. Mavi de hasta, Browni de, Benekli Prenses de. Belki onlar da gidecek. Bana olumsuz olarak geri dönse de isyan ediyorum işte hayata, doğaya, herkese, her şeye. Hiçbir kimseye veya şeye verecek hesabım yok; hesap soruyorum neden diye. Neden? Kabul etmiyorum adaletsizliği, haksızlığı, canlıların yaşama haklarının ellerinden alınmasını. İnsanlara aptalca gelebilir düşüncelerim. İnsanların düşünceleri de bana aptalca geliyor.

12

Hayvansız, doğasız yaşayamam ama insansız çok güzel yaşarım; kendimi bildim bileli de öyle yapıyorum. O yüzden tripleriniz kendinizi bağlar. Gülüyorum sadece olanlara. Bana saygı duymayan insanlara da nezaketi falan bir tarafa bırakıp selam bile vermem, çünkü görmem böylelerini, çünkü yoktur benim için böyleleri.

Türk futbolunda utanç gecesi. 2 dönem AKP'den milletvekilliği de yapan MKE Ankaragücü Kulübü Başkanı Fahrettin Koca, hakemi yumrukladı. Yandaş medya da isim zikretmiyor ve sadece sorumlulara gerekli ceza verilecek diyor. Fatura tüm lige kesiliyor ve maçlar ileri bir tarihe kadar erteleniyor. 

Bir konuyu dogmatizm ve heteroseksizm üzerinden ölçütlendirirseniz, bu asla objektif olmaz. Çünkü din gibi, erkek egemenliği, otorite, milliyetçilik gibi vesaire konuların akademik ve evrensel bir geçerliliği yoktur. Eğer "benim kendi değerlerime göre bir referansım-ölçütlendirmem-standardım var" diyorsanız, o zaman sizinki aynı bakış açısına sahip kişilerle evrensel olmayan dar bir varoluş şekli ve tatmini olur. Dün bir kadın, kadına şiddete ve özgürlüğe dikkat çekmek için İstanbul'da mayo ile yürürken, hem sözlü, hem de bir erkeğin fiziksel saldırısına maruz kaldı. İnsanların ayıp, günah, vesaire dışında gerçekçi hiçbir dayanağı yoktu. Oysa doğada ayıp, günah diye insanlara saldırmayı gerektiren bir kanun-düzen yok. Dayanılan ayıp-günah gibi kavramların arkasında da heteroseksizm, yani cinsiyetçilik ve erkek egemenliği yatmaktadır. Tabi akademik bir inancınız ve konuya dair bilimsel bir araştırmanız yoksa, içinde yaşadığınız toplumun ayrımcı ve ayrıştırıcı kültürünü kutsallaştırıp, bunun üzerinden önyargıya devam edersiniz.

11

Bir insanı anlamadan dinlemeden yargılamak, konuyu da bilmiyorsanız, hele bilmek de istemiyorsanız; bu düpedüz cahilliktir.

SAR SAR YEE!

Sabırsız kocalara Arap usulü anında biber dolmalı sarma! Ama koca bulamadık ne yazık ki!!! Çünkü heteroseksist dünya, pratik ve akıllı biREYlerden rahatsız oluyor. Onlar laf sokabileceği beceriksiz ve şekilci nobireyleri tercih ediyor.

Köy bulgurunu biber ve soğanla pişirip, haşladığınız lahanalarla sarıp sarıp yiyiyorsunuz. 10-15 dakikada sarma!

10

Günah diye eşcinselleri öldüren ve öldürülmesine sessiz kalan Orta Doğu toplumlarına karşı vicdanım niye sızlasın ki? Bir eşcinsel olarak bugün öldürülsem kimin umrunda olacak? O kadar geri zekalı değiliz herhalde. Bundan sonra yüreğim taş! Hiç kimse bana acımıyor çünkü!

7500 Lira, yani 250 Dolar ile açlık sınırının altında yaşamama sebep olan oy verenler dahil herkesi evrene havale ediyorum!

Bugünkü 2. yemeğimiz, dolmanın yanına, geçtiğimiz haftalardan kalan patlıcanların biber ve soğanla kavrulup, yoğurtla terbiye edilmesi şeklinde...

Hızlı yaptığım için Çin usulü dediğim biber dolması; kedilere aldığım tavuk kemiği suyunun 750 ml.sini 250 ml. pirince ilave edip, pişerken, marketten yarı fiyatına aldığım çıkma denilen defolu biberleri halka şeklinde kesip pirinçlerin üzerine geçiriyorum. Yarım saatte biber dolması. Hemde telem telem-tane tane... 

Yobazların, Arap yandaşlığını laiklere karşı bir silaha dönüştürmeleri, İsrail tarafında durmama sebep oluyor. Ben ne İsrail ne de Amerikan hegemonyasını destekleyen biriyim ama samimiyetsiz yobazların göstermelik vicdanlarını da reddediyorum. Onlar benim eşcinselliğime hoşgörü gösteriyorlar mı, kadın özgürlüğüne hoşgörüde bulunuyorlar mı? Yobazlara fırsat versen, eşcinselleri bir gecede yok ederler, açık kadınları bir gecede yok ederler ve Tanrı adına yaptık der geçerler. Tanrı düşmanımdan çok, yobazlardan korusun.

Cahillerin, yobazların yanında durmamak için, düşmanımın bile tarafında durabilirim. Çünkü düşmanımın düşmanım olduğunu bilir, ona göre bir strateji geliştirebilir, hatta düşmanımın vicdanına yobazlardan daha çok güvenebilirim. Çünkü cahillerde, yobazlarda vicdan yoktur, samimiyetsizdir onlar, ne zaman ne yapacakları belli olmaz ve Tanrı adına yaptım der geçerler.

9

Bugün patatesimizi parmak şeklinde dograyıp; soğan, biber, domates ve salça ile kavurduk...

7

Her yaratılış - varoluş, bütünün - yaratıcının bir parçası - yaratıcıdır. Eğer biraz tarih bilginiz varsa din unsuru sadece kültürel bir ögedir.

2

İNSANIN BU DÜNYAYA VİCDANINLA SINANMAK İÇİN GELMESİ!

Sanırım ben bu dünyaya-bu yaşamıma vicdanımla sınanmak için reenkarne oldum-geldim. Hayatım boyunca vicdanım beni hiç rahat bırakmadı. Bir canlının acı çekmesi veya acı çekecek olması, kısaca hayata dair olumsuzluklar sürekli insana kabuslar yaşatıp uykusuz bırakır mı? Sağlıklı bir ruh hali değil bu. Ezilen böceklere üzüldüm, kopartılan çiçeklere üzüldüm, en çok da kedilerin başlarına gelenler üzüyor beni, insanların onlara karşı vicdansızlığı ve duyarsızlığı... Bir insan, insan olan insan, boş bir kedi mama kabını falan nasıl es geçebilir, hatta görmeyecek kadar dikkatsiz-duyarsız olabilir, hatta bazılarının kedilere mama verilmesinden rahatsız olup mama kaplarını nasıl ezebilir vesaire. Ormanların katledilmesi, hayvanların kurban edilmesi falan bir duyarsızlıktan öte canavarlıktır benim için. Deniz ürünlerini seviyorum demek bile bana o kadar canice geliyor ki; öldürülen bir canlıyı yemektir bu; balık yemekten tiksinmemin sebebi, belki de ceset yiyecek olmamdan; bilinçlendikçe bu duyarlılığım rüzgardan etkilenen hassas teraziler gibi oldu. Önceki yaşamımda ya bir zalimdim, ya da sokak kedilerine aman vermeyen bir Şerafettin; yoksa bir insanın vicdanının ibresi mantık dışı bu kadar hassas olabilir mi? Evet vicdanım çok yordu beni; yoruldum gerçekten; cezam olan vicdanımla sınanmak ise, acı çekmekten başka çok da işe yaramadı diyebilirim; bireysel kurtarmalar dışında, toplu bir dönüşüm sağlayamadım. Cezamı başarıya dönüştüremedim yani. Ölümden korkmamamın en büyük sebebi de, dünyadaki yaşama dair artık çok umudumun kalmamasından... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder