31 Ağustos
Sorsan herkes bilgili, kültürlüdür. Cahil dediğin zaman da alınırlar... Onun bunun dedikodusunu yapmayı, entrika çevirmeyi çok iyi bilirsiniz ama. Tarih denilince sadece geçmiş dedikodularınız gelir akla...
1 tane domates 5 lira mı olur ya! Tek bir tane. Lanet olsun. Konuşmayın benimle yaa! Sistemi destekleyip bir de utanmadan karşıma çıkıyorsunuz. Midemi bulandırıyorsunuz...
Hayata pozitif ve doğal bir bakış; yaşamın formülü bu aslında!
Eşcinsellerin ve kadınların gücünü yok etmeye çalışan erkek egemen toplumlar geri kalmaya mahkumdur. Eğer kadın voleybolunda olduğu gibi eşcinsel ve kadın gücünü birlikte kullanabilseydik, her alanda dünyanın Bir numarası olabilirdik. Gelişmiş toplumlara bakın, hepsinde eşcinsel ve kadın hakları var.
30 Ağustos Zafer Bayramında kadın voleybolcularımız Avrupa Şampiyonasında adlarını yarını finale yazdırdı. Avrupa Voleybol Federasyonu nasıl bir kumpas kurmuş ki, şampiyonanın diğer şampiyon adayları Polonya, İtalya, Sırbistan finale gelinceye kadar birbiriyle hiç karşılaşmayıp yani onların karşılarına zayıf takımları koyup, Türkiye'nin çeyrek finalde Polonya ile karşılaşması, yarı finalde İtalya ile, finalde de Sırbistan ile karşılaşacak olması nasıl bir tesadüf olabilir ki? Yani Türkiye final oynama gücündeki 3 takımla da finale gelinceye kadar karşılaşmış olacak, yani şampiyon olabilmek için 3 final oynayacak gibi sanki...
30
Son 20 küsur yılda geldiğimiz nokta; her hafta hayırlı Cumalar diyebiliyorken, yılda bir defa olsun 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun diyemiyoruz artık!
Atatürk "dış güçler" olayını 100 sene önce bitirmiş ve bağımsız bir Türkiye bırakmış. Atatürk'ten sonra özellikle son 23 yılda geldiğimiz noktaysa, dünyanın en sefil 10 ülkesi arasında olmamız. Kötü gidişatı dış güçlere falan bağlayıp durmayın artık. Her şeyin sorumlusu bu ülkeyi yönetemeyenlere yetki verenler! Bizi medeni ülkeler seviyesine çıkartıp laik bir Türkiye cennetini bırakıp giden Atatürk'ü saygı, sevgi ve aşkla anıyorum... Kabul edenlerin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun... Evet son yıllarda iyice kutuplaştık laikler ve muhafazakarlar olarak. Yapılacak bir şey yok. Tarafımız belli; Laik taraftayız, Atatürkçüyüz!
Şirketlerin sattığı 3 numaralı kafes yumurtalarının arka planında muazzam bir eziyet gizli. Yumurtası için kafeslere hapsedilen bir tavuk, ömrünü A4 kağıdı boyutundaki bir alanda hareketsiz geçiriyor. Kanatlarını açamıyor. Ömrü boyunca temiz hava soluyamıyor. Kalabalıkta biriken zehirli gaz gözlerini ve ciğerlerini yakıyor. Bütün gün demir tellere basmaktan ayakları yaralanıyor. Diğer tavuklar tarafından stresli ortamda gagalanıyor…
Bu eziyeti senin desteğinle bitirebiliriz!
Bugüne kadar destekçilerimizin talepleri sayesinde onlarca firma kafes eziyetine dur dedi. CarrefourSA ve Metro Marketleri hayvanların zalimce hapsedildiği kafeslerden gelen yumurtaları satmayı bırakacaklarını açıkladı. Demek ki bunu gerçekleştirebilmek mümkün! Şimdi sıra Migros’ta.
Verdiğin imza, milyonlarca hayvanın hayatında büyük bir değişime sebep olacak.
Lütfen şimdi imza vererek aramıza katıl. Birlikte çok güçlüyüz.
29
Muhafazakar iktidarla laf dalaşına girmeyin. Demokratik olmayan ortamlarda vicdan yoktur ve zarar görürsünüz. Onlara karşı tek gücünüz, karşıt oyunuz. Yapmanız gereken en önemli şey çevrenizdeki muhafazakarlarla selamı sabahı kesip, onlara karşı tavır takınmak. Çünkü sana hoş görülü olmayanlara karşı, hiç bir şey olmamış gibi aptal konumuna düşmenin mantığı yok. Herkesi hoş göre göre, hoşgörüsüz bir dünya yarattık. Çivi çiviyi söker, kıssasa kıssas! Benim insanlarla muhabbeti kesmemin en büyük sebebi, muhafazakarlara artık tahammül edememem! Onlar benden nefret ederken, ben sevgimi boşa harcayamam; otu çöpü severim daha iyi. Hayatımızı mahvettiler çünkü!
Çağrılmadıysan gitme. Kırılma diye davet edilirsen reddet. Hatırın sorulmadıysa samimi olma. Anlatılmadıysa sorma. Merak edilmiyorsan üsteleme. Bunlar seni önemsemedi. Sadece ihtiyaç duyunca kullandılar. Değerinin farkında ol. Harcatma kendini.
27
Yaşadığınız ortamı cennete dönüştürmek küçük bir sevgi dokunuşlarıyla çok mümkün.
HAYIRLI CUMARTESİLER!
Bugünlerde Türk Hafif Müziği sayfama çok zaman ayırdığım için, diğer sayfalarımı ihmal ediyorum. Biraz manevi duygulardan bahsetmek istiyorum bugün. Herkesin manevi anlayışı yetiştiği ortama ve yapısına göre farklılıklar gösterir. Tabi belirleyici olan insanın genetiksel yapısıdır. Çünkü, mesela bazıları dağ başında yaşar dine inanır, bazıları dini bir ortamda yetişir ama hayata daha bilimsel gözlerle bakar, çevrenin baskısı bile şekillendiremez onu. Zaten etrafınıza şöyle bir bakarsanız; dine inananların bilimsellikten ve özgürlükten uzak, inanmayanların ise daha demokratik, daha özgürlükçü, daha bilimsel ve gerçekçi, hayatlarını dinden bağımsız yaşadıklarını görürüz. Hatta şöyle ki, dine inanmayanların daha vicdanlı, daha duyarlı, daha adil, daha eşitlikçi olma durumu söz konusudur. Dine inanan bir kişi hayvan ölümünü normal karşılarken, dine inanmayan bir kişi bütün canlıların eşit yaşama hakkını savunup, onları korumaya ve kurtarmaya çalışır. İnançlıların gözünde hayvan bir maldır mesela, inançsızların gözündeyse hayatın bir parçası, doğayı var eden unsurlardan biri.
Bugün günlerden Cumartesi. Cumartesileri çok severim. Çünkü kapitalizmin dışında bir zaman dilimidir. Bugün çalışmayarak köle olmazsınız, okula gitmeyerek keyif yapabilirsiniz, kısaca tatildir, hayatı keyfince yaşamaktır, tabi sömürgeci sistemin işçileri Cumartesi günü çalışmaya zorladığı bir coğrafyada yaşadığımızın da farkındayım, onun için değerlidir şahsım adına, hatta kutsalımdır! O yüzden Cumartesilerime saygı gösterilmesini isterim.
Ben öte dünyaya, cennet-cehennem kavramlarına, dine inanmayanlardanım. İnsanlarda şöyle bir algı var; eğer bir insan inançsızsa, vicdansızdır, duyarsızdır, kısaca kötü bir insandır. Oysa ne alaka. Eğer bir insan akıllıysa bilinçlidir, ve dolayısıyla erdemlidir. Ama bilinçli insanlar şekilci-toplumsal olmayıp mantık çerçevesinde hareket ettikleri için, vicdansızlıkla itham edilebilirler, edilirler de. Çünkü çoğunluğa uymuyorsan, nefrete hedef olmaktan kurtulamazsın. Diyebilirsiniz ki, sen de çıbanbaşı olma ve herkese uyuver. Yani bu şu demek oluyor; sen kendin olma, kendin olmaktan çoğunluk için vazgeç. Vazgeçe vazgeçe bireysellik diye bir şey kalmamış zaten. Benim kaç tane hayatım var; başkaları için fedakarlık yaparak niye mutsuz olayım ki? Beni, ben olarak kabul etmeyenler, benimle hiç görüşmesinler.
Ben cennetin de, cehennemin de bu dünyada olduğuna inananlardanım. Bu dünyada her türlü kötülüğü yapacaksın, her türlü sevgisizliği, saygısızlığı, anlayışsızlığı, hoşgörüsüzlüğü yapacaksın, sonra bir çok şeyi öte dünyaya bırakacaksın. Nasıl bir şey bu gerçekten? Bu dünyada ne yaparsan, sen o'sundur. Eğer bu dünyada erdemli yaşamamışsan; öte dünya beklentileri, dilekleri sadece bir kendini kandırmadır.
İnsanlar din çerçevesinde bir şeyler yapıyorlar. Mesela kurban kesiyorlar. Ne için? Tanrı için! Tanrı'nın buna gerçekten ihtiyacı olduğuna mı inanıyorsunuz? Hangi Tanrı diye sormuyorum bile. Fakirleri doyurmak için mi kurban kesiyorsunuz? Niye 3/2'sini dağıtmayıp deepfreeze atıyorsunuz, kıyma yapıyorsunuz, kavurma yapıyorsunuz? Benim gördüğüm kadarıyla, kurban demek bol bol et yemek demek. Hadi inkar edin, çarpılısınız bak! Eğer amacınız insanları sevindirmekse, gelirinizin 3/1'ini yardım olarak dağıtın. Tabi sıkar değil mi? İki yüzlüler sizi! Bakınız ben işçi emeklisiyim ve maaşımın en az 3/1'ini sokak hayvanlarına mama olarak dağıtıyorum. Bazen hayvanlar için ek giderlerle bu oran daha da yükselebiliyor. Bakınız ben geri zekalı değilim. Dine de inanmıyorum ama vicdanlı biriyim. Ben bir insan ölünce falan arkasından güzel temenniler bulunmayı beceremem. Çünkü içimden gelmez. Çünkü toprağa karışıp humus olacak. Bir insan bu dünyada ne ise, o. Ben bir insanla ne kadar sevgi saygı içersinde olduysam, sonrası yoktur benim için. Onun dışındaki yapılan her şey benim için akıl dışılıktır. Bu benim kendi düşüncelerim. İnsanlar istedikleri şekilde nasıl mutlu olacaklarsa, o şekilde maneviyat yaşayabilirler ama benim manevi anlayışım, benim cennetim cehennemim sadece yaşarken. Ölenlerin arkasından yapılanlar, benim için sadece geride kalanların vicdanlarını rahatlatmak için yaptıkları bir tatmin şeklinden başka bir şey değildir. O yüzden maneviyatınızı yaşadığınız süre boyunca gerçekleştirin. Bugün bir hayvanın karnını doyurup başını okşadıysanız, benim için en kutsal ibadet şeklidir. Bir yaşlının size selam verip sizinle sohbet etme isteğini kırmadıysanız ve onun yaşama umudunu tazelediyseniz, bir insanın öldükten sonra arkasından okunan duadan daha değerlidir bu. Şahsen ben bunları yaptım bugün. Tamam sokak kedilerine mama vermek benim bir rutinim, becerebiliyorsanız sizin de rutininiz olsun ama beceremezsiniz siz yaa, çünkü böyle bir duyarlılık yok sizde, ama ama bir yaşlı kadın bana selam verdi ve beni durdurdu ve benimle sohbet etti. Pozitif bir enerji oluştu ortamda. Çünkü onu dinledim, o da mutlu oldu. Sonra yaşlı bir insanı daha kırmadım... Yaşlı demişken, sadece anne-babanıza bakmaktan ibaret değildir bu sorumluluk, gerçi onu da yapmıyorsunuz da... Bugünkü ikinci yaşlı dedi ki, evlatlarım kabul etmiyor, yaşlılar yurduna gitmeyi düşünüyorum. Bana imkan versinler sadece kedilere değil, bütün yaşlılara da bakarım. Eğer vicdan yoksa, ebeveynleriniz de sizin yanınızda yaşlanıp hayata veda etmedilerse, dediklerimi anlamak isteyeceğinizi sanmıyorum. Ben bir çoğuna göre vicdansız, duyarsız, günahkar, hatta deli biriyim; keşke binde birim olabilseydiniz. Vicdan ve duyarlılık konusunda niye mütevazi olayım ki, takdiri niye duyarsız bir topluma bırakayım ki; bana deli gözüyle bakan bir topluluğun onayına ihtiyacım yok; asıl onlar benden ders çıkarmalı. Hayırlı Cumartesiler!!!
24
23
1. Oportünizm ya da fırsatçılık, olaylardan bencil avantajlar edinen bilinçli politika ve uygulamadır. Prensiplere ve diğer bireylerin karşılaşacağı sonuçlara asgari önem verir. Fırsatçı, eylemler öz ilgi alanınca güdülenir.
2. Güç durumlar karşısında, davranışlarını ahlak ilkelerine ya da düzenli bir düşünceye göre değil, kişisel çıkarlarına en uygun düşecek biçimde ayarlayan tutum.
22
Bir insan yaşadığı süre boyunca anlamsızca benden nefret ediyorsa, bana düşmanca tavır sergiliyorsa, arkamdan inanılmaz dedikodular yapıp çamur atıyorsa, gene de bütün sevgi dolu yaklaşımlarımı reddediyorsa; öldükten sonra inanmadığım öte dünyada ona huzur dilesem kaç yazar ayol? Ben hiçbir zaman o bildiğiniz şablon, samimiyetsiz ve kendini iyi göstermek için bazı durumları şova dönüştüren toplum ayarındaki insanlardan olmadım. O yüzden kendi bakış açınıza göre benim üzerimden kalbinizi kirletmeyin!
Hayatta hiç sevilmek gibi kaygım, yalnız kalmak gibi korkum olmadı. Çünkü ne insanların samimiyetine inandım, ne de varoluşum birileri odaklıydı. Tam aksine kendimi severek sevgiyi tattım, yalnızlığımla çoğalarak varoluşumu gerçekleştirdim. Çünkü mutsuz olmamak için standardımı düşüremezdim.
21
3 günlük hikayede mutlu son!
18
Sokağımızdan bir kişi benim sokaktaki kedilere yardımcı olduğumu bildiği için, bahçesindeki gözleri kapanmış yavruları veterinere götürüvermemi istedi. Ben göz damlası ve eldivenlerle giderek kedilerini gözlerini açıp veterineri devreden çıkardım. İkinci gün tedaviye bile gerek kalmadı. 3. gün beni aradı, kedileri al götür, eşim rahatsız oluyor diye. Dedim ki, bu yavrular vahşi ve yer değiştirince anneleri bakmaktan-emzirmekten vazgeçer. Dinletemedim. Kedileri aldım getirdim. Dediğim gibi anneleri yavruları istemedi, hatta tartakladı. Ertesi güne kadar eve kapattım anneyi, gene yaklaşmadı yanlarına ve sabahleyin de serbest bıraktım, çünkü dışarıya çıkmak için yırtındı ve yavrulara da hayırı olmayacaktı artık. Yavruları kendim besleyerek kurtarmaya çalışacağım ama dediğim gibi yavrular daha önce insan görmediği için saldırganlar ve dokundurtmuyorlar... Demek istediğim yavrulara bakamayacağım falan değil; insanların gerçekleri bile bile sorumsuzluğu, vicdansızlığı... N'olurdu o yavrular 1 ay daha bahçelerinde kalıp annelerini emselerdi ve bağışıklık sistemleri güçlü olsaydı; bahçedeki 3 kedi yavrusunun nasıl zararı olabilirdi ki; birçoğunun um'runda bile değildir bu durum biliyorum. Bir çoğu bu adama ve karısına hak verecektir hatta, istemiyorsa istemiyordur diye. Ben de diyorum ki, sizin insanlığınızın ..!
16
Biliyorum Bach dinlemek size işkence gelecektir; beyninizin nöronlarını çalıştırmak için, zor ve değişik olanı seçin!
Eğer kapınızın önünde bir kedi yoksa, ben o evde sevgi olduğundan şüphe ederim. Yaşamı var eden doğa zincirinin halkaları olduğunu bilmemek bilinçsizliktir. Oksijen insan türüne ilahi güç tarafından pompalanan bir hava değildir. Doğa ve halkaları sağlar bize oksijeni. Sizin umrunuzda bile olmayan hayvanlar yaşamı var eden unsurlardır. Ayrıca bu konuda bilinçli olmak; sorumluluğumuzu arttırır, vicdanımızı ve insanlığımızı geliştirir. Her gün yarım kilo mama alıp sokak kedilerinin karnını doyurursanız, içinize çektiğiniz oksijeni ancak o zaman hak edebilirsiniz. Eğer binanızın önündeki hayvanları birer pislik olarak görüp rahatsız olanlardansanız, çünkü böyleleri de var, çok saldırıya maruz kaldım sokak kedilerine mama dağıttığım için, o zaman söyleyecek bir sözüm yok kimseye, devam edin aynen!!! Sevgiyle kalın!
15
Eğer bir kişi size hiç zarar vermemiş ve hayat boyunca zarar vermesi söz konusu olmayacağına rağmen o kişiyi sevmiyorsanız, ya bu kişiyi hazmedemiyorsunuzdur, ya da ruh hastasısınızdır. Sorun sizdedir yani!
14
O aşk tanrıçası olarak güzelliğin ve zerafetin temsiliyeti, mücadelenin gücü ve sabrı, en önemlisi müzik misyonuyla gönderilmişti bu dünyaya... O bir Nükhet Duru, müziğin ekolü ve zirvesi; ondan ötesi yok, yok, olabilemez. Değeri ve önemi belki 100 yıl sonra anlaşılacak... Çünkü onun müziği, müzikte 11. boyut! Çok katmanlı ses ve yorumuyla şarkılara katılan inanılmaz derinlik, çok yönlülük, duygu yoğunluğu... Her dinleyişte yeni keşifler... Bitmez tükenmez keyifli bir müzikal yolculuk... Hayatın şarkılarla ustaca anlatımı... Abartmış olsaydım, bu yolculuk şimdiye kadar çoktan biterdi...
13
50-60 yaşına kadar bir şeyler okumadığın gün geçmiyor, kendini sanata adıyorsun, bilmem kaç tane üniversite okuyorsun; adamın sorduğu soru; "Bu yaşa kadar hiç evlenmedin mi gerçeketen?" şeklinde oluyor. Veya çalışıp çalışmadığını soruyor... SANA NE?
Dünyanın en zeki insanı da olsanız bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki insanlardan ibaretse, düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur. Hepimiz beraber en çok vakit geçirdiğimiz 5 kişinin ortalamasıyız. O yüzden çevremizdeki insanları iyi seçmeliyiz.
12
Hayatta beden sağlığından bile önce huzur gelir. Dün gece gene küçük bir strese girdim, gene sol el serçe parmağım hissini kaybetti. Sizi üzen her şeyi, herkesi çıkartın hayatınızdan... ACIMAYIN!
11
UYANIN KÖLELER!
Ulus devletlerle işbirliği yapan şeytanların yaşadığı şehir Denver. Nükleer savaştan sonra kendilerini koruyabilmek için yerin 150-200 metre altına yaşam alanları oluşturmuşlar. O yüzden bir iktidar niye 20-25 sene gitmiyor demeyin; çünkü onlar birer piyon. Buğday ambarlarını yakın diyorlarsa, yakıyorlar... Ormanları yakın diyorlarsa, yakıyorlar. Muhalefet de bu şeytanlarla işbirliği içinde. Kim mi bu şeytanlar; Amerika, Çin, Rusya ve İngiltere... Amaçları ulus devletleri yok edip, küresel bir devlet kurmak! Niye küresel bir devlet; çünkü bütün insanları kırıp, istedikleri şekilde bir ulus yaratmak...
Ölürken ne öldüğüme, ne hayatımı özgürce yaşayamadığıma, ne de geride bırakacağım insan türüne üzüleceğim. Sadece en azından bulunduğum çevrede baktığım kediler aç kalır mı acaba diye üzüleceğim... Çünkü bana sevgiyi ve vicdanı kediler öğretti; eğer kediler olmasaydı, ben taş kalpliliği vicdan sanacaktım. Çünkü insanlar beni döve döve kalbimi taşa döndürdüler. 3. dünya savaşı çıksa, insna türü azalacak diye sevinirim. Ben de öleyim hiç sorun değil ama insan türünün cahilliğini, acımasızlığını yeminle söylüyorum kaldıramıyorum. Bir tarafta dünya yanıyorken, öbür tarafın umrunda bile değil; nasıl bir şey bu insanlık gerçekten anlayamıyorum. Hele celladına kurban olan hasta insanları hiç saymıyorum bile. Nasıl bir şeydir insanın hür iradesiyle hareket edemeyip de birilerinin müridi olması, ona tapması falan! Hele şu kan bağı olmayanlara bile abi denilmesinden o kadar irrite oluyorum ki; bu kadar itaatkar olmayın yaa! Biraz özsaygı lütfen!
8
Sistemin parçası olan insanlarla asla tartışmayın. Çünkü onlar nato kafa nato mermerdir. Çünkü laf anlatamazsınız ve hiçbir yere varamazsınız. Onlara bir şey anlatmak, boşa kürek çekmektir. İşin en kötüsü, onlar bunun farkında değillerdir. Kendilerini dünyanın en akıllı insanı sanırlar ve her şeyin en doğrusunu kendilerinin bildiklerini sanırlar. Çünkü hiçbir şey bilmiyorlardır; bildikleri, sistemin koşullamasından ibarettir. Daha ötesini düşünemezler. Örneğin siyaha beyaz diyorlarsa, onlar için asla siyah olamaz. Hatta bütün dünya siyaha beyaz demese de, onlar inatlarından vazgeçmezler ve siyaha beyaz demeye devam ederler. Hatta gerçeği öğrenseler de yanlışlarından dönmezler. O derecedirler yani. O yüzden bırakın ne halleri varsa görsünler. Kendi düşen ağlamaz derler. İnsanlar hak ettiğini yaşarmış. Açlık sınırının altında yaşayıp, bunu güzel bir şey olduğunu zannederek övünsünler, bütün dünyanın kendilerini kıskandığına inanmaya devam etsinler, vaatlere kanmaya devam etsinler. Böyle başa böyle tarak derler ya, böyle gelmişler, öyle gitsinler... Eğer bir insan Marx falan okumamışsa, ilkokul mezununu birini dünyanın en iyi ekonomisti sanabilir. Marx bundan 200 yıl önce söylemiş günde 6 saat çalışarak bir insanın hayatını çok rahat idame ettirebileceğini ama biz hala sanayi devrimi öncesi gibi ekmek pahalanmasa diye dua edip karın tokluğuna çalışmayı marifet sanıyoruz. En kötüsü de insan hakları ve demokrasiyi hala kötü bir şey zannediyor, şeriata imreniyoruz. Gökyüzünden, öte dünyadan medet umuyoruz. Batı'yı bir de karalamıyor muyuz feyz almak yerine...
Türkiye'deki 13 buğday ambarının aynı anda patlayarak yanması, ne bir kazadır ne de bir tesadüftür. Nasıl ormanlar bir plan proje çerçevesinde yakıldıysa, şimdi de buğday ambarları yakılıyor. Uyumaya devam edin, sisteme inanmaya devam edin.
6
Bu yıl hayata kazandırmaya çalıştığım 11 yavru kediden 10 tanesi salgın hastalığa yakalanınca yaklaşık bir aydır onların tedavisiyle uğraştığımdan pek fotoğraflarını falan çekmemiştim son zamanlarda. Artık iyileştiler sayılır ve 6 tanesi artık dışarıya çıkıp dönebiliyorlar. Yumoş oğlum ilk defa dün cesaret edebildi dışarıya çıkmaya ve doyamadı dısarılara. Şimdi geldi yorulduğundan. Şu anda kucağımda uyuyor yorgunluk atma, dinlenme babında. Ve büyüdüler sayılır artık; aşkla, sevgiyle. Kedilerimin suratına bakarsanız bunu görebilirsiniz... Bu anı resimleyelim dedik nazar değmesin.
5
İnsanların sapık olmasını belirleyen eğer cinsel yönelimleriyse, heteroseksüeller eşcinsellerden Bin kat daha kriminolojik! Cinayet işleyenlerin, tecavüz edenlerin, vesairelerin kaçta kaçı eşcinsel, kaçta kaçı heteroseksüel resmi verilere bir bakın derim. O yüzden eşcinsellik sapıklık diye aptal şapşal konuşmayın geri zekalı beyinsizler! Sizler her türlü hakareti, küfürü, aşağılamaya yapacaksınız; biz kendimizi savununca suçlu mu olacağız? Yeter artık!
4
Bu hafta meyve açısından zengindim. Zincir marketlerden biri, çoğu zaman yaptıkları gibi bu sefer çöpün kenarına koydukları ürün, sertliğini kaybettiği için4-5 kilo kadar MUZ idi. Ben bu muzları soyup ve kaplara koyup dondurarak doğal muzlu dondurma olarak değerlendirdim. Başka bir marketteki çıkma, yani sertliğini kaybetmiş meyve ise incir idi ve 1.5 kilo geldi ve normalinin kilosu 50 lira iken 20 liraya almıştım. 3. meyvem ise sevgili arkadaşım Kudiş'in hediyesi armut idi. Robbie Williams Türkiye'ye konsere geliyormuş ama bilet fiyatları 14-45 bin lira arasıymış. Kendisini çok severim. Ayrıca karısı, 4 çocuğunun annesi de Türk asıllıdır bu arada. Ama konser yerine, dolunay gecesi dolunaya benzettiği poposuna ait paylaştığı fotoğrafı bedava seyretmekten başka alternatifim yoktu. İnsanlar hayat pahalı diyorlar; keşke bu pahalılığın neticesinin kendi seçimleri olduğunu bilebilselerdi. Yanlış anlaşılmasın, bu sadece parti meselesi değil. İnsanların tüm sistem seçimlerinden bahsediyorum. Mesela 21. yüzyılda dijital çağda bile insanlar bilime değil de dogmatizme inanıyorlarsa, daha iyi şeyler bekleyemeyiz. Benim de hayatımı çok iyi yönettiğim ve potansiyelimi değerlendirdiğimi söyleyemem ama bu koşullarda ben kendimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremem ki... Çünkü insanlar bana deli gözüyle bakıyorlar maaşımı kedilere harcadığım için falan...
3
Muhafazakar iktidarı savunduğu için ağzına telefon sokulan kişi gene aynı partiye oy vermiş ama 7500 lira maaşla geçinemediği için pişmanmış. Yarın seçim yapılsa, gene aynı partiye oy verirler. Akılsız başa fayda yok demişler.
1
Benim mutluluğum kedilerin sağlığından başka bir şey değildir...
Bir makarnayla da mutlu oluruz. Çünkü içinde sevgi olan her şey güzeldir.









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder