1
29 Ağustos'ta Mezopotamya Haber Ajansı, Diyarbakır Adliyesi'nde elinde kutuyla çıkan bir kişinin görüntüsünü paylaştı. Görüntüdeki kişi Erzurum’un Karayazı ilçesinden gelen Ali Rıza Arslan’dı ve 7 yıl önceki Diyarbakır'ın Sur ilçesinde güvenlik güçleriyle Sivil Savunma Birlikleri (YPS) arasındaki çatışmalarda ölen 28 yaşındaki oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin olduğu kutuyu taşıyordu.
"Ne savcı vardı ne de hakim, bir memur vardı, 28 yaşındaki oğlumun kemiklerinin olduğu kutuyu dolaptan çıkarıp elime verdiler, bunu hiç beklemiyordum, gözlerim karardı, nefesim kesildi, sanki o an tüm Diyarbakır başıma yıkıldı. İçinde oğlumun kemiklerinin olduğu o kutuyu nasıl teslim aldım, nasıl götürdüm hatırlamıyorum, kahroldum. "Cenazeyi teslim almamız için resmi evrakları almak için adliyeye gitmiştim, yeğenlerim oteldeydi, onları uyandırmadan belgeleri almak için erken çıktım ve belgeyi alıp daha sonra Adli Tıp’a beraber gideriz diye düşündüm. Adliye binasına gittiğimde sadece bir memur vardı. Bir odaya gittik, memur dolaptan çıkardığı bir torbayı da verdi, meğer torbadaki kutuda oğlumun kemikleri varmış. Kutuyu teslim eden personel de mahcuptu. 'Bu yapılan insanlığa sığmaz' diyebileceğim hiçbir yetkili yoktu orada. Personele bir şey söylemeye de kıyamadım."
Evren, kimsenin taşıyamayacağı yükü vermiyor insana. Eğer ben eşcinsel olmayıp evlat sahibi olsaydım, evlat acısıyla yaşayamazdım! Evladının kemiklerinin bir torbada eline tutuşturulması falan ne demek yaa!
Bana içinde yaşadığım ülkeyi anlat deseler, eşcinsellerin ve kadınların katillerinin serbest bırakılıp, espri mahiyetindeki lafla insanların hapse tıkıldığı ülke derdim. Bunu laf olsun diye söylemiyorum; kendi yaşadıklarım belgeleriyle kanıtlı!
Hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık olmadığı için, savunumuz kişilere göre değil, olayların haklı olup olmadığı üzerinden yapılmalı. Dün ayrımcılık yapan, kendi başına gelince tepki göstermek yerine keşke ders çıkarabilse. Ben, bana yapılan kasıtlı davranışlar karşısında üzülsem de beni etkileyecek derecede üzerinde durmam. Hatta bu durumları, insanları tanımak için bir fırsat olarak görürüm. İnsanlar ne yaparsa kendine yapar; yaptığı yanlış hareketler kendine zarar verir. Çünkü kasıtlı yapılan her davranış, kişileri yalnızlaştırır.
2
Olaylara kavramsal yaklaşan bir insanın kişilerle işi olamaz.
5
Muhafazakarlık iyi bir şey olsaydı, böyle toplumlar açlıkla mücadele etmek yerine, uzaya giderlerdi!
Aile kurmayı ve çocuk yetiştirmeyi sadece heteroseksüellere layık gören, eşcinselliğe ve eşcinsellerin aile kurmasına, çocuk yetiştirmesine karşı çıkan cinsiyetçi yobazların düşüncelerini ne gerçekleri gözlerine sokarak, ne de istatistiki değerlerle değiştiremezsin. Çünkü onlar cahildir. Bu yobaz STK'lar eşcinselliğe karşı eylem yapacaklarmış. Şimdi ben bunlara ne anlatabilirim? Çünkü neye karşı çıktıklarını bile bilmiyorlar. Çünkü konuyla ilgili doğru bilgilere sahip değiller. Çünkü hayata bilimsel gözlerle bile bakmıyorlar; Çünkü olaylara daha cennet cehennem üzerinden bakıyorlar. Oysa birazcık akıl ve mantıklarını çalıştırsalar, eşcinsellerin homofobi yüzünden fazla görünür olamadıklarını, hayatın her biriminde, neredeyse her ailede bir eşcinselin olduğunu, o eşcinsellerin de çalıştıklarını, topluma faydalı olduklarını, toplumsal görevlerini yerine getirdiklerini, örneğin askerlik yaptıklarını, vergi verdiklerini, cinsel yönelim olarak eşcinselliğin canlıya dair kaçınılmaz bir gerçek olduğu için mevki, statü gözetmeden hayatın her alanında, biriminde varolduğunu görebilirler. Toplumun % 90'ı homofobikken, eşcinsellerin varolan oranda görünür olabileceğini bekleyemeyiz değil mi? Zaten ahlakçı ve homofobik toplumun amacı da eşcinsellik yok demek değil, baskılamak.
Kimbilir kimlerin ahını alıyor da hastalıklardan kurtulamıyor. M.A. Erbil, "eşcinsellik sapkınlıktır" demiş. Ben de BETER OL diyorum! Umarım nalları diktiğin günü de çok yakında görürüm! O gün benim bayramım olacak!
6
Irkçılıktan, homofobiden, kısaca her türlü ayrımcılıktan midem bulanıyor. Benim için en küçük yabancı düşmanlığı veya ayrımcılık bile, soykırımla eş anlamlıdır. N'olur yani herkese ayrımcılık yapmadan sevgi ve hoşgörüyle yaklaşsan? Çevremde benzer davranışlar gördüğümde, o davranışı yapan insanlara karşı içimden noktayı koyuyorum. Mecburen sosyalleşiyoruz ayrı mesele.
Hayatım boyunca insanların etnisiteleri, yabancı olmaları, din, dil, renk, vesaire farklılığı hiç umrumda olmadı. Ben bırakın insan ayırmayı, hayvanlara yapılanları bile bir katliam olarak görüyor ve her gün o katliamın acısını yaşıyorum. Bitki örtüsüne müdahale bile benim için bir katliamdır. Ben bu dünyadaki insan türünü zaten hiç anlayamadım, o yüzden hayvanlarla dost olmayı seçtim.
İnsanların aklı ne zaman başına gelir biliyor musunuz; açlıktan gebermeye başladıkları zaman. Birilerinin canı yakılırken, can yakanlar ne kadar huzur içinde yaşayabilir ki; toplumdaki huzursuzluk, eninde sonunda herkese sirayet eder. Mesela bir canlı, canının yanmasına ne kadar tepkisiz kalabilir? Hayat güzel diyenler, uyuyun bakalım; siz de uyanmak zorunda kalacaksınız!
Farkında mısınız, bütün nefret din üzerinden yapılıyor!
Elbette eşcinselliği lanetleyen din kavramına inanamam ve de reddederim. Çünkü din denilen olgu, akıl ve mantık çerçevesinde bilimsel gerçekliği olmayan manevi, kültürel bir inanç biçimidir. Benim için insan ve hayvan haklarından hiçbir şey üstün olamaz. İnsan haklarını yerine getirirsen, en mükemmel inançtan bile kıyaslanamayacak derecede üstün mükemmel bir yaşam biçimine ulaşmış olursun. İnançlarını çıkarına göre yönlendirebilirsin ama insan haklarını asla. Been, homofobik hükümeti destekleyen ve oy veren insanlara da asla güvenemem. Onlar benim için sadece birer insan türüdür. Onlara karşı sessizliğim, nezaketimdendir.
Eşcinsellerin insanca yaşamak için etkinlikleri halkı kin ve nefrete itiyor diye yasaklanacak, eşcinsel karşıtlığı yürüyüşüne izin verilecek. Eşcinseller nefrete hedef gösterilsin diye mi? Komedyenin biri de çıkmış, eşcinsellik sapıklık, Türkiye Rönesan dönemini yaşıyor demiş; Ortaçağ olmasın!
Tutucular, sapkın diye eşcinsel karşıtı yürüyüş yapacakmış. Devlet bunlara izin veriyor ama eşcinsellerin insanca yaşama hakkı için mücadelesine izin vermiyor. "Komik" adamın biri de çıkmış, Rönesans dönemini yaşıyoruz demiş. Ortaçağ olmasın! #LGBTI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder