9 Temmuz 2022 Cumartesi

Eşcinsel dünyamıza en büyük iz bırakanlar!

Eşcinsel sanatçılar homofobik toplumlarda genellikle sanatlarıyla dışa vururlar kimliklerini. Zeki Müren bile "eşcinsel değil, gay'im" diye yutturmuştur topluma. Oysa gay'in manası eğlenceli insan olmak dışında eşcinselliktir. Zeki Müren'in zırıl bir eşcinsel olduğunu kim inkar edebilir. Feminenliğini sanatına ve kibar erkekliğe verenlerin cahilliğinden ve homofobisinden başka bir şey değildir bu. 124 kadınla beraber olmuş da, bazı kadınlar ondan çocuk aldırmış da... Eeee, eşcinsellerin de cinsel fonksiyonları heteroseksüellerden eksik değildir ki; eşcinsellik öncellikle cinsel yöneliminin hemcinsine olan bir hissiyatıdır. Bu toplumda beraber olduğum erkeklerin tamamına yakını, hatta tamamı ya evlidir, ya da evlenmiştir ve dışarıya karşı hep erkek görünmüşlerdir. Toplum da itiraz etmemiştir. Çünkü eşcinsellik illa ki feminen, kadın pozisyonunda veya travesti gibi olacak değil ki. İnsanlar hayatlarıyla ve bedenleriyle barışıksa, doğduğu bedenin kendini cinsel olarak varetmesinin önünde hiçbir engel yok. Klitoris ile penis arasında orgazm anlamında hiçbir fark yoktur, olamaz da; olabilir mi sizce? Biri içte, biri dışta; tek fark bu! Eğer insanlar homofobik bir sistemde doğalarına uygun kendilerince varolamıyorlarsa, elbette topluma ve de ikili cinsiyete uydurmaya, o sisteme dahil olmaya çalışacaklar, kendilerini çoğunluğa benzer şekilde ifade etmeye çalışacaklardır. Bazıları, örneğin bazı erkek eşcinseller erkek pozisyonunda eşcinselliklerini gerçekleştireceklerdir, bazıları da ya gizili kadın pozisyonunda ya da travesti ve transseksüel şeklinde. Hepsine amenna. Çünkü herkesin bir şekilde kendini gerçekleştirme özgürlüğü ve hakkı vardır ve herkes çok özgüvenli ve çok dirençli olmayabilir. Yıllardır bu düşüncelerimi açıkladığım için hep transfobik olarak falan ötekileştirildim. Oysa benim insanların kendilerini varoluşlarına istinaden ifade etmelerine karşı çıkmak gibi bir durumum asla ve asla olamaz. Ben sadece kimisi bedenleriyle barışıktır, kimisi de çeşitli sebeplerle(psikolojik veya toplumsal) barışık değildir demişimdir. Eğer toplum homofobik olmasaydı, gizli eşcinsel veya travesti gene bu oranda olur muydu; tabiki de hayır. Bunun sebebi sadece toplumsal varoluş değil, ikili ilişkileri gerçekleştirmek için de bir iletişim halidir. Çünkü homofobik bir toplumda eşcinsel bir erkeğin bir erkeğe yaklaşması o kadar kolay bir şey değildir. Eşcinsel kimliklerin farklı ifade şekilleri işte bu iletişimi de kolaylaştırmak için de, kolaylaştırıyor da. Gizli bir eşcinsel olarak bir travesti veya feminen bir erkeğe yaklaşmanız daha cesaret verici olmuyor mu? Çünkü ne olduğu ve sizi kabul etme oranı daha yüksek. Hatta yakalandığınızda, eşcinselliğinizi inkar etmek için "ben onları kadın zanettim" diye işin içinden sıyrılmak daha kolay olacaktır. Hani bazı travesti ve transseksüeller sadece kendileri için böyle olduklarını söylüyorlar ya; yalan. İnsan kendisi için doğasını feda etmez, doğasına kıymaz, kendini tali yollara itmez. O yüzden ister açık ve net eşcinsel olsun, ister travesti veya transseksüel olsun, isterse farklı cinsi pozisyonlarda olsun, hatta hatta hiç eşcinsellik yaşamayıp sanatsal yaratıcılığıyla dışa vursun kendini; hepsi kabulümdür, hepsine saygı duyarım. Yeter ki homofobik olmasınlar. Yani eşcinsel olup da homofobik olanlardan bahsediyorum. Eşcinsel veya değilsin, değilim diye bunu dile getirmek bile bir homofobidir ve altında da gizli bir eşcinsel bastırılmışlık yatıyor olabilir.  Bakınız Haldun Dormen ne diyor eşcinsel misiniz sorusuna; "olabilir, bunun bir önemi yok". Ama Serdar Ortaç ne diyor; Net bir şekilde "eşcinsel değilim". Bu konuda bu kadar homofobik olmasa, Serdar Ortaç'lığından ne kaybederdi. Belki kendini daha çok severdi bu sayede!!! Ve de bir Tarkan olurdu belki. Oysa Cem Adrian ve Mabel Matiz bile fersah fersah solladı onu. Neden; çünkü bu konuda dik bir duruş sergilediler. "Serdar Ortaç eşcinsel değil ki, neyin dik duruşunu sergileyecek" diyebilirsiniz. Aynı sizler "Tarkan da eşcinsel değil" diyenler olduğunuz için, sizi kaale almıyorum bile. Benim derdimin zaten insanların eşcinselliklerini itiraf etmeleri olmadığını yazımı dikkatli okuyanlar anlayabilir. Dediğim gibi her türlü ifade edişe saygı duyulmalıdır. Yeter ki bir şeye karşı çıkmak veya karşı çıkıyormuş gibi ifadeler kullanılmasın. Çünkü bu, nefreti destekleyen bir şey olur ve de çok saygısızcadır, yanlıştır çünkü. Transvestileirn ben kadınım demeleri bile bir homofobidir. Cüneyt Arkın'ın Zeki Müren ile samimi pozlar verip de eşcinseli oynamam demesi gibi mesela. Oysa vakti zamanında onun da eşcinsel olduğuna dair dedikodular çıkmış ve bunun Cüneyt Arkın'a karşı bir karalama olduğu söylenmiş. Doğru, her ünlünün eşcinsel olduğuna dair söylemler oluyor ama niye oluyor? Niye bazılarına karşı daha çok söylemler oluyor? Çünkü öyle olduklarına dair bir hissiyat oluşuyor ve o hissiyat boşu boşuna oluşmaz. Ayrıca her şey medyaya yansımıyor ama bazı gerçekleri de bazı şekilde bilen biliyor. Yukarıdaki sanatçıları bir kolajda toplamam ise, daha kitlesel oldukları için. Yoksa çok iyi sanat icraat edip de ama onlar kadar kitlesel olmayan eşcinsel sanatçılarımız da var. Nuri Harun Ateş ve Ayta Sözeri, Fatih Ürek ve Aydın gibi...

Bir arkadaşım neden bu kolaja Kemal Sunal'ı dahil etmedin dedi. Aslında çok haklıydı. İlla ki eşcinsel olması şart değil ki. Çünkü Cüneyt Arkın'ın aksine eğlence figürü olarak da olsa filmlerinde kadın rollerine girmiş bir sanatçı Kemal Sunal ve ağzından hiç homofobik bir söylem duymamışızdır. Ayrıca onda da, kişiliğinde de bir eşcinsel hassasiyeti, bir eşcinsel yumuşaklığı, bir eşcinsel espritüelliği yok muydu? Hayata bakışı, duruşu hep akıl ve mantık çerçevesinde, özgürce, sıra dışı, sisteme karşı duruş şeklindeydi. Ve Kemal Sunal Şabaniye filminde kadın rolünde olağan üstü başarılıydı, hiç eğreti durmuyordu rol üzerinde. Ama toplumsal hassasiyetlerden dolayı bazı şeyleri dile getiremiyoruz işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder