19 Temmuz 2022 Salı

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK; NEFRET CİNAYETİNİN ADI GASP!

Yıllar geçiyor, dünya değişiyor, gelişmiş demokrasilerde homofobi azalıyor, eşcinseller haklarına yavaş yavaş da olsa, az veya çok da olsa kavuşuyor ama Türkiye gibi geleneksel, erkek egemen, sözde demokrasi ama özde yazılı olmayan din doğrultusundaki dogmaların etkisiyle yönetilen ülkelerde eşcinsellere olan lanetli, ötekileştirici, insan yerine koyulmayan nefret yüklü bakışlar, önyargılar, onlara yapılan kötü muameleler, insan haklarına aykırı davranışlar, saldırılar, nefret cinayetleri asla değişmiyor. Olay münferit değil, toplumsal. Zaten nefret cinayetleri de nasıl olsa koskoca bir toplum-hatta bu toplumsal bakış açısını dünyalaştırarak, koskoca dünya eşcinselliğin karşısında diye eşcinselliğe olan önyargılı ve nefret yüklü genel bakış açısından alınan cesaretle işleniyor. Eşcinsellik gerçeğinin varolduğu kabul ediliyor, kaçınılmaz olarak eşcinsel ilişkiler gerçekleştiriliyor ama toplumun eşcinselliğe bakış açısı yüzünden, öğrenilecek korkusuyla falan zorda kalınca veya eşcinselliğe nefret duygusu yüzünden veya gasp gibi gerçekleştirilen bir olayı örtbas etmek için paçayı daha kolay yırtarız düşüncesiyle, beni eşcinsel ilişkiye zorladı iftirasıyla falan eşcinsellik sanki kendilerine bulaşmış bir mikrop gibi homofobiyle kendilerini kurtaran bir araca dönüştürülmeye falan çalışılıyor. Çünkü hukuki kararlar da erkek egemen yapı göz önünde bulundurularak, olay namusa indirgenip haksız tahrik gerekçesiyle suç yok sayılabiliyor veya hafifletilebiliyor. Sonrasında ise, homofobiklerin gene paçası tutuşuyor; bu sefer de topluma, çevrelerine eşcinsel olmadıklarını ispat etmeye çalışıyorlar. Çünkü erkek egemen bir toplumda bir erkeğin eşcinsel olarak düşünülmesinden daha büyük bir leke olabilir mi? yani nefretleri bu sefer kendi boyunlarına dolanıyor. Oysa eşcinsel nefret duygusu olmasa, bu cinayet bile işlenmeyecek. Ya ilişki sonrası pişmanlıktan dolayı cinayet işleniyor, ya gaspa eşcinsel ilişki teklif etti süsü vermek için işleniyor ama eşcinsellere hep bir kurban bakma durumu söz konusu. İşin içinde bir şekilde, ister fiiliyat olarak ister nefretle de olsa zihinsel olarak eşcinsellik söz konusu. Bu tür olaylarda da genellikle suçlular genç, kurbanlar belli yaşın üzerinde oluyor. İşin içinde eşcinsellik dışında, eşcinsellerin potansiyel kurban olmasından dolayı hep bir gasp da oluyor. Hatta gasp için sözde eşcinsel yaklaşımlar söz konusu olabiliyor. ama dediğim gibi işin içinde hep homofobi ve bu cesaretle alınan ister ilişkili ister ilişkisiz eylemler söz konusu. Son olay da bunlardan biri. Haberi paylaştıktan sonra acaba ne zaman mail alır veya aranırım diye bekledim. Haberi paylaştıktan sonra arandım hemen. Oysa ben haberi link olarak paylaştım. Yobaz medya zaten sapık ilişki diye olaya üşüşmüş ve haberi kaldırması bile söz konusu olamaz. Kurban eşcinsellik ama homofobik dünya eşcinsellik üzerinden eşcinselleri kurban etmekten başka, erkek egemen yapı adına homofobik taraftaki bireyleri bile kurban etmekten çekinmiyor. Sonuçta nefretlerine bir olay ve figürler gerekiyor; bir eşcinselin yanında bir de kendilerinden birini kurban etmenin ne zararı olabilir ki; gözlerini kırpmadan feda edebilirler değil mi? Sonuçta amaç erkek yapının varlığı için nefreti muhafaza edebilmek. Erkek egemen yapı eşcinselleri de, homofobikleri de nefret değirmeninde öğütmeye devam ediyor...  Oysa eşcinsellik lanetlenmese, ne bu cinayetler işlenecek, ne de hayatlar mahvolacak. Sevgi yerine nefreti tercih etmek akılsızlıktan başka bir şey olabilir mi?

Olay şu: 20 yaşındaki bir erkek 40 yaşındaki bir erkekle ilişkiye giriyor. 20 yaşındaki katilin iddiasına göre 40 yaşındaki kurban ilk ilişkiyi videoya çekiyor, kendisiyle tekrar zorla ilişkiye girmek istiyor, katil hayır diyince, kurban bu video tehdit ediyor, eğer benimle ilişkiye girmezsen, videoyu ailene gösteririm diyor. Katil 3 bıçak darbesiyle kurbanı öldürüyor. Sonrasında ise saldırgan tarafından işin içinde eşcinsellik olmadığına dair bir aklama politikası izleniyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder