2 Haziran
Hayatın zenginliği olan farklılıkları, doğanın renkleri olan gökkuşağı bayrağını ibnelerin-topların-sapıkların bayrağı diye sevmeyen yobazlar, a geri zekalı cahiller, Haziran ayını da sevmeyin olur mu? Çünkü Haziran ayı, eşcinsellerin Onur ayıdır. Çünkü eşcinsel düşmanlığına en büyük başkaldırı 1969 yılında Haziran ayında olmuştur. Gökyüzüne bakın; bu ay erkek erkeğe, kadın kadına sevişen yıldızlar kümesini, İkizler takım yıldızını göreceksiniz. Bu ay dünya eşcinsel etkileşim altında. Aman dikkat; kollayın dötlerinizi; yoksa her an bir şeyler olabilir!
Ben eşcinselim, geyim, topum, ibneyim; utanmıyorum, gurur duyuyorum. Utanılması gereken sevmek değil, nefrettir!
4
Hiçbir olumsuz davranışı, etnisite ile çok da alakası olmadığı için herhangi bir etnisiteye yüklemememe rağmen, yaşadıığım saldırı, şiddet gibi olumsuzlukları baz aldığımda, en çok, ne yazık ki belli etnik ve bölgesel gruplar bu manada öne çıkıyor. Bunu ayrımcılığa uğramanın yansıması olarak da görebilirsiniz, yetişririlme gibi yaşam kültürünün yansıması olarak da, coğrafyanın etkileri olarak da... Zaten karakterlerimize de bunların etkisi yok mu? İnsan belli bir yaştan sonra insanlara o, bu, şu diye değil de; iyi insan, kötü insan diye bakmasını öğreniyor. Tabi ötekileştirilenlerin her ne sebeple olursa olsun yaptıkları yanlışlar için gerekçelerini de haklı bulmamayı da öğreniyor. Ben ayrımcılığa maruz kalmama rağmen, kötü insan olmayıp, olaylara sağduyulu ve çözümcü yaklaşabiliyorsam, bunu başkalarından da beklerim. Ki ben üstelik ötekinin de ötekisi biri olarak bunu yapabiliyorsam, herkesten aynı yapıcı davranışı beklerim. Göremiyorsam da o insan benim için iyi insan değildir. Akıl kullanmak için vardır çünkü.
Alper Coşkun'un düşüncelerine katılıyorum... Ama o konumda olmadan da bir şey söylemek ne derece doğru olur tartışılır bir konu.
İnsanlarda asla katılmadığım şöyle bir algı var. Müslümansa, dini bütünse; iyi insandır, vicdanlı insandır, merhametli insandır. Kesinlikle katılmıyorum. Katılmak için benim de aptal olmam gerek. Eşcinsel olduğum için beni lanetleyenler dindar kesim iken, namaz kılınan eve kedi grimez diye falan kedilere düşman olanlar da, kedilere zehir verip öldürenler de, kedileri sokağında istemeyenler de, kedileri arabalarıyla çiğneyip vicdanları zerre sızlamayanlar da dindarlar iken; nasıl iyi insan olmayı, vicdanlı olmayı, merhametli olmayı dine bağlayabilirsiniz. Ben bütün insancılların, ama gerçek anlamda insancılların, hayvanlara ve çevreye saygı duyanların, eşcinselleri diğer insanlardan ayırmayanların hep dinsiz olduklarına şahit oldum. O yüzden aklını doğru kullanan, bilimsel gerçekler doğrultusunda kullananlar her zaman vicdanlıdır. Ben şuna şahit oldum; Allah emrediyor diye insanların canileştiklerine, acımasızlıklarına. İnsanlar kötülük yaparken bile merhametsizliklerini dine, Tanrı'ya dayandırabiliyorlarken, nasıl ben dini inancı olan insanları merhametli olarak görebilir, onlara güvenebilirimki... Batı'ya bakın; dinin etkisi azaldıkça, demokrasi, hoşgörü, farklılıkların kabulü artmaktadır. Tek cümle ile bile açıklayabiliriz bunu; dindar bir dindar eşcinsel düşmanı olabilir, eşcinselliğe sıcak bakmaz ama dinsiz bir insanın bu umrunda bile olmaz. Çünkü dinzsiz insan olumsuz inançlarını hurafelere dayandırmak yerine akıl ve mantık çerçevesinde hareket eder. Olaylara bu nedir, neden vardır, doğadaki yeri nedir, ne zamandan beri vardır, kime zararı vardır, kime faydası vardır gibi olaylara, kavramlara deneysel çerçevede bakar; kulaktan dolma bilgilerele tu kaka yapmaz.
Canlı yaşamında akıl denen olguyu kullanabilmek, hayattaki en önemli şeydir. Herkesin kendi kapasitesi ölçüsünde böyle bir yetisi vardır ama önemli olan o yetiyi kullanabilmektir. Ben hayatım boyunca bu doğrultuda hareket ettim; çevreyi, toplumu, ailemi, elalemi tınlamadım. Bu belki de hamursal-genetiksel bir şey; bazıları bireysel varolamaz ve sisteme boyun eğer; mutsuz olacağını bile bile ama benim gibi bazıları ölümleri pahasına kendisi olmayı tercih ederler ama şöyle de bir gerçek var; bazıları kendileri olabilmek için pek çaba sarfetmezler. Bunda etkili olan şudur; kişilerin belki birazcık da olsa çaba sarfetme kapasitesini, çevresel faktörlerin baskılamasıdır. Kendisi olabilme içgüdüsü yüksek olanları çevre etkileyemez ama, özgüveni olmayanları kendine dahil eder, birazcık özgüveni olanların da özgüvenlerini tutmalarına sebep olur. Çevrenin özgürlüğü işte bu noktada demokrasinin belirleyicisi olması açısındna önemlidir. Çünkü özgür bir ortam, yarı özgüvenlilerin özgürlük tarafına kaymasını sağlayacaktır. Yani akıl kullanılabilecektir.
5
İnsanları kendi bakış açınıza göre, veya din, ahlak, gelenek gibi toplumsal şeylerle yargılamak; onları küçültmez, değersizleştirmez; sadece sizin sığ bakış açınızın göstergesidir bu. Ahlak, din, gelenek, toplumsal normlar..; toplumdan topluma veya kişiden kişiye değişen göreceli kavramlardır. Bilimsel olarak kanıtlanmış doğrulukları yoktur, olamaz da zaten. Bazıları özgür ve bireysel yaşamak ister, sen ise manevi ve bağımlı yaşamak istersin; herkes nasıl mutlu olacaksa, yapısına uygun ve içinden geldiği gibi yaşama hakkına sahiptir. Özellikle müdahaleci olanlar ise, özgürlük karşıtı, tutucu kesimlerdir. Bu da onları, bilimsellik ve gerçek dışı oldukları için, haksız kılmaktadır. Örneğin bir insanı cinsel yöneliminden dolayı günah diye yargılamak kadar akıl dışı bir şey olabilr mi? Örneğin hiç evlenmeyen insanları ahlaksız ilan etmek kadar aptalca bir şey olabilir mi? Örneğin dine inanmayıp, bilimsel doğrular çerçevesinde yaşayan bir insana kötü gözle bakmak kadar aptalca bir şey olabilir mi? Ötekileştirilen bu insnaların hayata hiçbir şekilde zararları olmadığı gibi, bilimsel ve teknolojik gelişmlerle, hayatı demokratikleştirmeleriyle; hayatı gerçek anlamda güzelleştiren, geliştiren, yaşanabilir kılan insanlardır. Herkesin, aklını iyi kullanmasını diliyorum. Yobaz insanlara diyeceğim o ki, tamam, hayatı kafanıza göre yaşayın ama bari güzelliklere ahlaksız, namussuz, günah diye müdahale etmeyin ama ne desen boş. Kafaları çalışsa, zaten müdahale etmezler; hayatı ve kendilerini özgür bırakırlardı.
Bu nasıl bir insanlıktır bilmiyorum ama Boy George'u bilmeyen insanlar bile var! Tanrım iyi ki Boy George'u yarattın!
Bugünkü kutsalım ve tapınma günüm Boy George, onun şarkılarıyla arınıyorum! Boy George da gezegenler arası açıya uygun olarak Haziran'da doğan eşcinsellerden!
6
Dünyada her ulusun bir bayrağı var insanları bir çatı altında toplayan; bu yüzden içinde faşizmin de olduğu... Oysa sınırlar ötesi bir şekilde insanları birleştiren bayrak ise, üstelik sevgi, hoşgörü, eşitlik, özgürlük, demokrasi adına, eşcinsellerin bayrağı Gökkuşağı'dır. Gökkuşağı denilince sınırların olmadığı, eşitliğin ve özgürlüğün sembolü Gökkuşağı bayağı geliyopr akıllara... Gelecğin bayrağı, insanların kategorileştirilmediği özgür, barışçıl, sınırsızlığın-gerçek anlamda küreselleşmenin bayrağı. Bu söylediklerim bir çoğuna saçma ve ütopik geleecktir büyük ihtimal ama gelecekte gerçek olacak olan bu.
8
Ben gerçek bir eşcinselim. Gerçek bir özgürüm. Haziran 1969'da Amerika'da eşcinseller polislere karşı direnirken, özgürlük mücadelesi verirken; ben yıldızıma ve kaderime uygun olarak Türkiye'de doğum çığlıkları atıyordum. İsyanım hiç susmadı, susturamadılar. Çocukluktan beri herşeye itiraz eden, ağlayan bir çocuktum ve bu ölünceye kadar da devam edecek. Haklılığım konusunda hiçbir zaman boyun eğmedim, eğmeyeceğim de. Yapına uygun şekilde özgürce yaşamamak, ölmekle eş anlamlıdır. Daha hala, "ben açılamadım, ailem duyarsa beni öldürür, ne yapapacağımı bilmiyorum" diyen eşcinseller var. Siz salaksınız ve hayatınız boyunca kendiniz olamazsınız; köle olmaya devam edin, daha ötesi yok zaten sizin için.
Eşcinsel olarak doğdum ve eşcinsel olarak ölecek olmanın gururunu yaşıyorum. Mezar taşıma da *bne, t*p Halil yazdıracağım. Siz ise salaklığınıza, cahilliğinize yanmak yerine benim arkamdan konuşmaya devam edeceksiniz. Siz erkekliğinizi - kadınlığınızı düğünlerle derneklerle kutsarken, benim eşcinselliğimle gurur duymamdan daha doğal ne olabilir ki? Eşcinsel olarak doğmama vesile olan anama bubama, doğaya gezegenlere çok teşekkür ederim. Eğer eşcinsel olarak doğmasaydım, ben gene düz bir insan olamazdım; gene eşcinsel olurdum! Çünkü sıradanlık benim özüme ters! Yaşasın eşcinsellik, kahrolsun homofobi ve cahillik!
Bana kimse geçmiş siyasileri kötülemesin. Ben 53 yaşında biri olarak şu anki kadar salak ve enayi yerine koyulmaya şahit olmadım.
Acaba diyorum, insanlar salak ve eneyi yerine koyulmayı kanıksadı ve içselleştirdi mi?
Yapay zaka ile beyinlerimizin robotlara nakledilip ölümsüzleşmeyi beklerken, insanlar robotlaştı!
Sizler beni renksiz dünyanızda eşcinselliğimden dolayı ötekileştirirken; içimdeki renklerdi beni vareden, yaşatan ve güzelleştiren!
Şu gördüğünüz fotoğraf benim hayatımı anlatıyor. Tenis ve badminton oynamak ve sokak kedilerine mama dağıtmak, arada sırada sanat etkinliklerine katılmak dışında kedi mahseninin bir köşesini mesken tutuğum(evet kedilerin evi burası, ben misafir ve hizmetçisiyim onların) bu yerde geçiyor hayatım. Gördüğünüz defterler; son seks günlüklerim, müzik albüm arşivimin kayıtları ve Açıköğretim ders notlarım ve ekranını kedilerimin işeyip bozduğu bir bilgisayar ve çay-kahve, yoğurt bulaşıkları. Hani biz eşcinselleri ahlaksız buluyorsunuz ya; benim hayatım bundan ibaret. Bir tane bile leke bulamazsınız, o kadar temizim işte! Veya bu kadar kirliyim işte!
Hani dünyaya sığmıyor ve savaşlar yapıyorsunuz ya, hani 150-200 metrekarelik evlerde yaşıyorsunuz ya; bir kedi kadar aklınız olsaydı keşke! Mezara bile ihtiyaç yok aslında; mezar bile insan türünün bir ihtişamı işte!
1 kilo toz şekere 25-30 lira vermek ile seçimlerde kime oy vereceğini bilememek çok zor olsa gerek!
1 kilo toz şekere 25-30 lira vermek ile seçimlerde kime oy vereceğini bilememek çok zor olsa gerek! Bazıları da diyor ki, hani ipe götürse de yandaş olanlar, git pazardan al; sanki kendisi pazardan daha ucuza alıyormuş gibi; işte o derece gözleri kör olmuş, akılları tutulmuş!
10
Eşcinselliğiyle barışamayıp profilsiz ne olduğu belli olmayan ve sosyal medya üzerinden fantezi yapanları sinir bozucu buluyorum!
İnsanların cinsel dürtüleri ayağa kalkıyor, sonra gözüne birini kestiriyor ve ne kadar engellersen engelle, yeni hesap açık gene karşına çıkıyor. Ruhsal tedavinin bile sonuç vermeyeceği o kadar hasta ruhlu insan var ki... Bunları uzayın derin boşluklarına fırlatacaksın, dönelesinler dursunlar o boşlukta...
Şu bir gerçek; cinsellik ne kadar yaşanmaz ve konuşulmazsa, o kadar cinsel problemli insan olur! Tecavüzler niye var.?!
Eskiden Türk filmlerinde kadının evlilk dışı cinsellik yaşaması kirlilik olarak ifade edilirdi. Hala bu kafada olan çok insan var'
Yobaz medyada eşcinsellik için kullanılan tabirlerden biri de; "mide bulandırırcı"..! Ben de diyorum ki; Mideniz bozuksa gastroenterolojiye, kafanız bozuksa psikiyatra marş marş!
Yobaz beyinleri eşcinselliğe inandırmak için, eşcinselliği göstermekten ve konuşmaktan başka çaremiz yok. Rahatsız olan marş marş!
Kadın voleybol milli oyuncumuz Ebrar'ın eşcinsel olması ve bunu açık açık yaşaması yobaz dünyamızı ayağa kaldırıyor ama eliniz Ebra'a mahkum; kıh kıh kıh! Bu arada Türk vatandaşlığına geçen dünyanın en güçlü pasör çaprazlarından Melisaa Vargas da eşcinsel. Eliniz gene eşcinsellere mahkuym. Haa bu arada dünyanın en güçlü takımı Vakıfbank'ın transfer ettiği dünyanın 1 numaralı pasör çaprazı Egonu da eşcinsel ve Polonya eski milli takım pasörü de sevgilisi. A-lı-şa-cak-sı-nız!
4Yüz grubu daha önce Aydın'ın söylediği Çiki Çiki ile dönmüş ama Aydın'ın performansının yanında çok sönük kalıyorlar...
Porno veya tecavüz kelimelerini kullanmak suç mu; tecavüz yerine istismar, porno yerine istismar deniyor da!
11
TANRIM ÇOK YAKIŞTILAR BİRBİRLERİNE; FEDERASYONA ve YOBAZLARA KAPAK OLSUN!
Fenerbahçeli Beliz Başkır'ın eşcinel Ebrar Karakurt ile sosyal medya paylaşımı yobaz basını kudurttu. Ebrar'dan başka ligimizde Egonu ve Vargas da lezbiyen. Kadın eşcinseller heteroseksist toplumun spor dünyasında kendilerini erkek eşcinsellere göre daha rahat açık edebiliyorlar...
Porno veya tecavüz kelimelerini kullanmak suç mu; tecavüz yerine istismar, porno yerine istismar deniyor da!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder